20 Eylül 2017 Çarşamba

Breziya'da eşcinsellik hastalık olarak onaylandı


Brezilya'da yargı 'eşcinsel dönüştürme terapisini' onayladı

Brezilya'da bir yargıç, psikologların eşcinselliği bir hastalık olarak sınıflandırıp "eşcinsel dönüştürme terapisi" adı altında terapi uygulamasını onayladı.

1999'da Federal Psikoloji Konseyi'nin bu tür terapileri yasaklayan kararını geçersiz kılan Brasilia Federal Yargıcı Waldemar de Carvalho'ya ülkedeki eşcinseller tepki gösterdi ve kararı temyize taşıyacaklarını açıkladı.

İngiliz Guardian gazetesine konuşan ülkedeki eşcinsel siyasetçilerden David Miranda, "Bu karar LGBT topluluğunun son yıllarda elde ettiği ilerici kazanımlara vurulan büyük bir darbedir. Dünyadaki bazı ülkeler gibi Brezilya da muhafazakar bir dalgadan muzdarip" dedi.

Karar, bir bankanın eşcinsel sanatçılarla ilgili düzenleyeceği serginin sağcı ve Evanjelik Protestan grupların protestoları nedeniyle iptal edilmesinden bir hafta sonra verildi.

Ülkenin en popüler sanatçılarından Ivete Sangolo da Instagram hesabından "Esas hastalar bu saçmalığa inananlardır" paylaşımında bulundu. Bir diğer ünlü şarkıcı Larissa Machado ise "Ülkemde insanlar ölüyor, açlık ve yolsuzluk yaygın, eğitim yok, hastane yok ve yetkililer vakitlerini eşcinselliğin hastalık olduğunu öne sürmeye harcıyor" dedi.

Yargıç de Carvalho'nun açıkladığı hüküm, 2016'da "eşcinsel dönüştürme terapisi" uyguladığı için lisansı iptal edilen Rozangela Justino adlı Evanjelik Protestan psikoloğun başvurusu üzerine açılan davanın sonucunda verildi.

Federal Psikoloji Konseyi kararı tehlikeli bulduğunu açıklayarak temyize götüreceklerini duyurdu.
Brezilya Ulusal LGBT İttifakı lideri Toni Reis de temyize başvurusunda bulunacaklarını belirtti.
Rio de Janeiro'daki Copacabana Plajı'nda düzenlenen onur yürüyüşüTelif hakkıGETTY IMAGES
Image caption

Guardian'a konuşan Konsey Başkanı Rogerio Giannini, "Hastalık olmayan bir şeyi tedavi edemezsiniz. Bu bilimsel bir tartışma değil, dini ve muhafazakar duruşlara bağlı bir tartışmadır" dedi ve ekledi:

"Bizim araştırmaları kabul etmememiz mümkün değil.

"Yargıç, 'eşcinsel dönüştürme terapisi' üzerine bilimsel araştırmaları da yasakladığımızı söyleyerek bu yasağı kaldırmamıza hükmetti ama biz hiçbir zaman araştırmaları yasaklamadık."

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41331342

Ceyl'an Ertem - Esmer


Christian Hernández Ruiz

İmam coştu: Eşcinselliğin sebebi domuz eti!

İsveç’in Malmö ilinde Mahmood Camii’nin İmamı Rizwan Ahmad Afzal, kendisini ziyarete gelen çocuklara yaptığı konuşmada “domuzların eşcinsel olduğu için yenilmeyeceğini, domuz eti yiyenlerin eşcinsel olabileceğini” ileri sürdü. Açıklamalar tepki yarattı.

Evrensel'in haberine göre, İsveç’te ilk okulda eğitim gören çocuklara din derslerinde Hıristiyanlık, Müslümanlık, Yahudilik ve diğer dinlerle ilgili teorik bilgiler veriliyor. Daha sonra da kiliseler, camiler ve sinagoglara düzenlenen ziyaretlerde çocuklar din insanlarına bu dinler ve inançlar hakkında sorular soruyor.

Bulltofsta İlkokulu 5. sınıf öğrencileri, geçtiğimiz günlerde sınıf öğretmenleriyle birlikte Mahmood Camii’ni ziyaret etti. Öğretmenlerden biri, caminin imamı Rizwan Ahmad Afzal’a Müslümanların neden domuz eti yemedikleri sorusunu sordu.

Afzal, domuzlar eşcinsel oldukları için etlerini yemenin haram olduğunu ve bu nedenle de Müslümanların domuz etini yemediğini iddia etti. Ayrıca 5 vakit namaz kılmayanların Allah tarafından cezalandırılacağını söyledi.

DÜŞÜNMEDEN SÖYLEMİŞ!

Verdiği yanıtların yerel medyaya yansıması üzerine Sydsvenskan gazetesine açıklamalarda bulunan Afzal, daha önce söylediklerini kabul etti. Ama öyle bir şey söylemeyi düşünmediğini, öğretmenin sorması üzerine kendiliğinden bir cevap verdiğini söyledi.

İmam, yaptığı açıklamaların çocukları rahatsız etmişse özür dilediğini belirtmekle birlikte söylediklerinin arkasında durduğunu vurgulamaktan kaçınmadı.

İnsanların yediklerinin ahlak ve vücutlarını etkileyeceğini söyleyen Afzal, muhabirin “Eğer domuz eti yersek eşcinsel olur muyuz?” sorusunu ise “Öyle olabilir. Tam olarak bilmiyorum, bu konuda bir şey okumadım” diyerek yanıtladı.

Bulltofsta İlkokulu Müdürü, imamın verdiği yanıtların okulun değer yargılarıyla çeliştiği için Mahmood Cami’ye yapmayı planladıkları eğitim amaçlı ziyaretleri durdurduklarını açıkladı.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/imam-costu-escinselligin-sebebi-domuz-eti-h49677.html

ABD’de polis eşcinsel bir öğrenciyi vurarak öldürdü

ABD’deki Georgia Tech Üniversitesi’nde cumartesi günü polis, Scout Schultz isimli LGBTİ bir öğrenciyi vurarak öldürdü. Olayın ardından Soruşturma Bürosu yetkilileri, ‘Schultz’un vurulduğu esnada bıçak ile polislerin üzerine yürüdüğünü’ iddia ederken öğrencinin ailesi ise “Sustalının açık dahi olmadığını ve psikolojik problemler çeken tehlikesiz birinin ölümü hak etmediğini” söyledi.

ABD’de bulunan Georgia Tech Üniversitesi’nde cumartesi günü polis yirmi bir yaşındaki LGBTİ bir öğrenciyi vurarak öldürdü.

Georgia Soruşturma Bürosu’ndan (GBI) pazartesi günü yapılan açıklamada, “Öldürülen öğrencinin dördüncü sınıf bilgisayar mühendisliği öğrencisi Scout Schultz olduğu ve polis 23.17’de yine Schultz tarafından yapılan bir acil durum çağrısını cevaplamak üzere üniversiteye geldiğinde Schultz’un elinde bıçak ve silah bulunduğunu” iddia edildi.

GBI’dan yetkililer Schultz’un ‘polisin elindeki bıçağı bırakmasına yönelik birkaç kez yaptığı ikazı ciddiye almadığını ve polisin üzerine yürüdüğü sırada vurulduğunu’ da öne sürdü.

NY Daily News’in haberine göre başka bir öğrencinin olay anında çektiği videoda ise Schultz’un ‘Beni vursanıza’ diye bağırdığı görüldü.

GBI aynı zamanda Schultz’un olaydan önce yurt odasına 3 intihar notu bıraktığını da iddia etti.

‘Sustalı açık dahi değildi, psikolojik çöküş yaşayan tehlikesiz bir insanın vurulması anlamsız’

Schultz’un ebeveynleri Bill and Lynne Schultz düzenledikleri basın toplantısında, avukatları L. Chris Stewart aracılığıyla şu açıklamada bulundu:

Schultz’un elindeki sustalı olay sırasında açık dahi değildi. Bir mental problem yaşayan Schultz polislere karşı tehlike arz etmiyordu. Psikolojik problemlerle savaşan bir insana orantılı bir müdahalede bulunmak yerine onu öldürmeleri gerçekten trajik. İnsanlar bazen ruhsal çöküşler yaşar. Bu ölmeleri gerektiği anlamına gelmiyor, onu vurmaları çok anlamsızdı. Ebeveynler adına dava açacağız.

Öldürülen öğrencinin babası Bill Schultz ‘polisin durumun üstesinden gelebileceğini’ vurgulayarak, “Şimdi Schultz’a ne olduğunu asla bilemeyeceğiz, dünyadaki en iyi çocuktu. Fakat ne olursa olsun hak ettiği şey ölüm olamaz” dedi.

http://gazetekarinca.com/2017/09/abdde-polis-bir-ogrenciyi-vurarak-oldurdu/

18 Eylül 2017 Pazartesi

Acaba kanser miyim?

Erkeklerde kanser belirtisi!


Kanserin birçok belirtisi olabilir. Yolunda gitmeyen bir şey olduğunu anladığınızda mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız

Erkeklerde sık görülen ve belirtileri göz ardı edildiğinde tedavi süreci geciken kanser türlerinin dikkate alınması gereken belirtilerini Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Bekir Öztürk ile konuştuk.

Sık idrara çıkma
50 yaşın üzerindeki erkeklerin birçoğunda görülen bu sıkıntıya beraberinde idrar problemleri eşlik ediyorsa bu büyük prostat bezinin göstergesi olabilir.
Mutlaka herhangi bir probleminiz olmasa da 50 yaşından sonra prostat muayenenizi yaptırın. Erken dönemde teşhis edilen prostat kanserinden tedaviyle kurtulmak mümkün.

Testislerde görülen değişiklikler
Testislerinizde herhangi bir şişlik ya da ağrı hissederseniz hemen bir üroloji uzmanına başvurun. Testis kanseri, prostat kanserinin aksine çok hızlı ilerleyen bir kanser türüdür.
Hekiminiz muayenenin yanı sıra kan testleri ve ultrason kontrolü isteyebilir.

Dışkıda kan
Hemoroid ya da idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerden kaynaklanabileceği gibi; mesane, böbrek ya da kolon kanserinin ilk belirtileri arasında olabilir. Bu nedenle kanama söz konusu olduğu an mutlaka hekiminize gidin.

Nedeni bilinmeyen ağrı ve yorgunluk
Birçok kanser türünün belirtilerinden biri de ne kadar dinlenirseniz dinlenin geçmeyen yorgunluk ve ağrıdır.

Lenf nodlarında şişlikler
Solunum yolu enfeksiyonu gibi herhangi bir sağlık problemi yaşamadığınız halde boyun, koltukaltı ve diğer bölgelerinizde bulunan lenf bezlerinde şişlikler oluşuyorsa mutlaka hekiminize bilgi verin.

Yutma zorluğu
Bazı insanlar herhangi bir sorun olmasa da zaman zaman yutma zorluğu yaşayabilirler. Ancak bu probleme kilo kaybı ve kusma da eşlik ediyorsa hekiminize başvurun. Bu belirtiler boğaz ve mide kanseri belirtileri olabilir

Mide yanması
Yeme içme alışkanlıklarınızda bir değişiklik yapmadığınız, stres yaşamadığınız bir dönemde olduğunuz halde mide yanması - mide ekşimesi problemi yaşıyorsanız mutlaka hekiminize başvurun.

Ağızda görülen değişiklikler
Eğer sigara içiyorsanız veya tütün çiğniyorsanız ağız kanseri riski görülme ihtimaliniz yüksektir. Son dönemde ağız içi veya dudaklarınızda beyaz veya kırmızı lekeler oluşmaya başladıysa mutlaka diş hekiminize başvurun.

Nedensiz kilo kaybı
Diyet ve egzersiz alışkanlıklarınız değişmediği halde kontrol edemediğiniz şekilde kilo kaybı yaşamaya başladıysanız bu, tiroid problemlerinin yanı sıra; pankreas, mide, ya da akciğer kanserinin belirtilerinden biri olabilir. Bu durumda mutlaka hekiminize başvurun

Ateş
Vücudun enfeksiyonla mücadelesi anlamına gelen ateş; herhangi bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa lösemi ya da lenfomanın habercisi olabilir. Bu nedenle 3 günden fazla süren ve nedeni bilinmeyen ateşiniz varsa mutlaka hekiminize başvurun.

Memede görülen değişiklikler
Meme kanserlerinin yüzde 1’inin erkeklerde görüldüğünü ve erkeklerin de meme kanseri olabileceğini unutmayın.
Bu nedenle memenizde görülen kitleleri görmezden gelmeyin. Elinize gelen kitle söz konusu olduğunda mutlaka hekiminize başvurun ve gerekli muayenenizi yaptırın.

Cilt değişiklikleri
Cildinizdeki benlerde boyut, şekil ya da renk değişikliği fark ettiğinizde en kısa sürede hekiminize başvurun. Mevcut benlerinizde görülen değişiklikler ya da yeni oluşan lekeler cilt kanserinin habercisi olabilir.

Öksürük
Herhangi bir hastalığınız olmadığı halde 3 haftadan fazla süren ve geçmeyen, inatçı bir öksürüğünüz varsa mutlaka hekiminize başvurun.
Gerekli test ve kontrollerinizi yaptırın. Bu öksürüğe, nefes darlığı ve öksürükle gelen kan da eşlik ediyorsa akciğer kanserinin habercisi olabilir.

Atatürk düşmanlığı cahillikten başka bir şey değildir

Antalya'da Atatürk heykelini atanlar hakkında soruşturma

Antalya'da 2 metre boyunda, fiberden yapılmış Atatürk heykelini makilik alana atan kişi ya da kişiler hakkında soruşturma başlatıldı


Antalya'nın Göçerler Mahallesi'ndeki makilik alanda, 2 metre boyunda, fiberden yapılmış Atatürk heykeli bulundu.Olayı haber alan CHP İl Başkanı Mustafa Erdem ve parti yöneticileri bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.

Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan CHP Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, "Atatürk adını taşıyan ne varsa yıkmak için çaba harcayanların, TL'den  Atatürk'ün resmini çıkaranların, stadyumlardan adını kaldıranların, Milli Eğitim müfredatından Atatürk'ün ilke ve devrimlerini çıkaranların" bu eylemi gerçekleştirdiklerini ileri sürdü.Özgür ve bağımsız Türkiye'nin, Atatürk ve arkadaşları sayesinde olduğunu ifade eden Erdem, sorumluların bir an önce bulunmasını istedi.

Erdem, "Antalya Valisi Münir Karaloğlu başta olmak üzere bütün yetkililere sesleniyorum. Bu Atatürk düşmanı hain kimse derhal bulunup gerekli ceza verilmelidir. Herkes çok iyi bilmelidir ki Cumhuriyetimizin kurucusu, başöğretmenimiz, başkomutanımız tek ve ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ona olan sevgi ve bağlılığımızı asla yok edemeyeceklerdir." dedi.Erdem, heykelin imha edilmesi gerekiyorsa da usulüne uygun bir şekilde imha edilmesi gerektiğini bildirdi. Olayın provokasyon olabileceğine de dikkati çeken Erdem, yetkililerin heykeli bulunduğu yerden kaldırarak uygun bir alana bırakmasını istedi.Heykeli bulan CHP İl delegesi Mustafa Çiftçi, heykeli 4 gün önce ormanlık alanda bulduklarını söyledi. Olay yerine gelen polis ekipleri, heykeli bölgeye atan kişi ya da kişilerle ilgili araştırma başlattı.

http://www.haberturk.com/antalya-da-ataturk-heykelini-atanlar-hakkinda-sorusturma-1636875

CHAD WHITE FOR MMSCENE 18 – OUT SOON!


Hayranları Brooklyn'i bıktırdı!


http://www.gazetevatan.com/hayranlari-brooklyn-i-biktirdi--1103126-magazin/

Çağla Şıkel: Uzay'da sorun yok, ben erkek gibiyim

Manken Çağla Şıkel, önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini güldürdü.


Çağla Şıkel, şarkıcı Emre Altuğ'la olan evliliğinden olan oğlu Uzay ile kendi çocukluk fotoğrafını yan yana paylaştı, ortaya bu eğlenceli kare çıktı.

38 yaşındaki ünlü sunucu, İnstagram'da yayımladığı fotoğrafa, "Uzay'da sorun yok, ben erkek gibiyim" notunu düştü.

http://www.gazetevatan.com/-uzay-da-sorun-yok-ben-erkek-gibiyim--1103213-magazin/

Skandal! Orada çocuklara taciz ve tecavüz 'normal'MİŞ!

Avustralya'nın batısındaki çocuk istismarının 'normal' olduğu bir kasabada yapılan araştırmalar sonucu "sarsıcı" oran ortaya çıktı.

Okul çağındaki çocukların % 90'ının kötü muamele ve cinsel taciz gördüğü Avustralya'daki kasaba,  pedofili salgınının pençesinde... Polis bu konuda uyardı.

Soruşturmalar sonucunda Batı Avustralya'nın Roebourne kentinde "sarsıcı" bir taciz oranının ortaya çıkmasının ardından, 36 adam, 184 çocuğa karşı 300'den fazla suçla itham edildi.

Eyaletteki çocuk koruma bakanı, pedofili boyutunun çok geniş geniş olduğunu ve yaklaşık 1.410 kişilik, büyük ölçüde Aborijin nüfusa sahip olan kasabada çocuklara cinsel istismarın "normal" hale geldiğini söyledi.

Polis, operasyon sırasında Roebourne ve civardaki topluluklardan 124 şüpheliyi tespit etti.

Batı Avustralya Polis Komiseri Karl O'Callaghan, cinsel istismar boyutunun, devletin şimdiye kadar gördüğü en kötü durum olduğunu ve "neredeyse telafisi edilemez bir kriz" olduğunu söyledi.

O'Callaghan konu hakkında, "Burası bir savaş bölgesi ve kurbanlar küçük çocuklar" dedi.

http://www.gazetevatan.com/skandal-cocuklara-taciz-ve-tecavuz-normal--1103250-dunya/

İsveçli erkek siyasetçi Liljeglöd: Solcu olduğum için tecavüz ettiler

İsveçli siyasetçi Liljeglöd, solcu olduğu için kendisine bıçak zoruyla tecavüz edildiğini açıkladı.

İsveç’teki Vänsterpartiet’in (Sol Parti) Falun kasabasındaki lideri Patrik Liljeglöd, politik duruşu nedeniyle Temmuz ayında tecavüze uğradığını açıkladı.

Perşembe günü Facebook adresinde açıklama yapan Liljeglöd, Temmuz ayında Falun’da bıçak zoruyla tecavüze uğradığını ifade etti:

“Bu sene Temmuz sonunda, otobüs seferleri bitmişken, bir parti üyesiyle birlikte geçirdiğim güzel bir akşamdan sonra, ılık yaz gecesi beni eve yalnız yürümeye davet etti. Hoşluk burada bitti. Tanımadığım bıçaklı bir adam bana saldırdı. Bana vahşice davrandı ve bıçak zoruyla tecavüz etti. Diğer yandan da benim solcu bir ‘kadın cinsel organı’ olduğumu ve benim gibilerin ‘böyle şeylerden keyif aldığını’ söyledi. Son olarak da ‘hain’ dedi. Bu ifadelerin benim siyaseten aktif olmamla ilişkisi apaçık. Bu durum da bundan dolayı hepimizi etkiliyor.”

Açıklamasının ardından Liljeglöd’e yüzlerce destek mesajı geldi. İsveç polisi, olayla ilgili yürütülen soruşturmada henüz hiç kimsenin yakalanmadığını açıkladı.

Sosyalist ve feminist olarak tanımlanan Sol Parti, İsveç’in en büyük altıncı siyasi partisi. İsveç Parlamentosu’ndaki en solcu parti olarak biliniyor.

Burcu Esmersoy, iş adamı sevgilisi Berk Suyabatmaz hakkında konuştu: Geçmişi kurcalamam!


http://www.milliyet.com.tr/eskiyi-kurcalamam--magazin-2521576/

Gülercan Hacıoğlu “Gay Pride” gibi güncel başlıklarla görsel kültürün dinamiklerini sorgulamayı hedefliyor

‘The News' İzleyicileri Tanık Olmaya Çağırıyor


Resim sanatçısı Gülercan Hacıoğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi Galeri Aydın’da 5 Ekim’de açılacak ‘The News’ sergisinde figüratif özellik gösteren resimlerini sanatseverlerle buluşturuyor.
İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sergi Salonu Galeri Aydın, sıra dışı bir resim sergisine ev sahipliği yapıyor. Resim sanatçısı Gülercan Hacıoğlu, son dönemde yaptığı figüratif özellik gösteren resimlerini 5 Ekim’de ‘The News’ adını verdiği sergide izleyicilerle buluşturuyor. Görsel kültürün gücünü çalışmalarında irdeleyen sanatçı, özellikle görsel kültürün siyasal konjonktür ile yapmış olduğu işbirliğini çalışmalarında sorgulama çabasında bulunuyor. Hacıoğlu, her gün değişen gündemin getirdiği “Mc Queen’in intiharı”, “Başbuğ’un tutuklanması”, “1915...”, “Gay Pride”, “Soma...”, “Balkanlardan gelen soğuk hava etkisi!”, “Kurt Cobain’siz Nirvana?”, “Rahatsız Vicdanlar!” gibi güncel başlıklarla ve hayatımıza olan müdahalelerle görsel kültürün dinamiklerini sorgulamayı hedefliyor.

Görsel kültür tartışmaya sunuluyor
Serginin küratörlüğünü gerçekleştiren İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Medine İrak, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanat yoluyla birçok kavramın tartışılmaya başlandığını belirtirken, bu kavramlardan birisinin de görsel kültür olduğunu söylüyor. İrak, “Sanatçılar görüntü üreten teknolojilerin ve kitle iletişim araçlarının gelişimiyle oluşan kültürel yapının birey ve toplum üzerinde oluşturduğu etkiye kayıtsız kalamamışlardır. Söz konusu farkındalığı pekiştirmek için kavramsal sanatın yeni kavramları ve farklı disiplinleri birleştiren yeni açılımlarıyla görsel kültürü tartışmaya sunmuşlardır” dedi.
“Görsel kültürde ele alınan öğeler, görselin kendisi değil, görselin birey ve toplum için ne anlamlar ürettiğidir. Çünkü, bugünün dünyasında kelimeleri okumaktan daha ziyade her yerde görsel imgelerle karşılaşılmaktadır” diyen İrak, toplumsal iletişimde işitmeye görmeye dayalı kültürün giderek yazılı kültürün önüne geçtiğine vurgu yaparak, “Dolayısıyla çağdaş dünyanın kültüründe görsel zenginlik bireyin günlük estetik deneyimlerini etkilemiş, kültürel kimliğini oluşturmada belirleyici olmuştur. Yani giderek çoğalan görsel imgeler hem insanlar tarafından üretilmekte, hem de insan düşüncelerini biçimlendirmektedir” diye konuştu.
Son kişisel sergisine ‘The News’ adını veren Gülercan Hacıoğlu’nun izleyiciyi biçim ve anlam uyumuna tanık olmaya davet eden sergisi, sanatçının hali hazırda etkilenimini yansıttığı çalışmalarıyla sanat çevresini medya-sanat ilişkisi üzerine düşündürürken, bir arşiv niteliği de üstleneceğe benziyor. İstanbul Aydın Üniversitesinin Florya Halit Aydın Yerleşkesi’nde bulunan Galeri Aydın’da 5 Ekim’de açılacak sergi, 31 Ekim 2017’e kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Gülercan Hacıoğlu kimdir?
1960 yılında Bulgaristan doğdu. 1983-1989 yılları arasında National Academy of Art in Sofia-Bulgaristan’da eğitim aldı. Yüksek lisans eğitimini 1995-1997 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde yaptı. Yurt içi ve yurt dışında düzenlenen Yorum 1 Deniz Müzesi Sanat Galerisi (1997), Kızıltoprak Sanat Galerisi (1997), Kızanlık, K.K.D.- BG (1998), Galeri Disonans Plovdiv-BG (1999), ‘Şipka’ Sofia-BG (2007), ‘Çekim’ Galatea Art (2010), ‘Gece Bekçileri’ Galatea Art (2012), ‘News’ Galatea Art (2013), ‘Müdahale Var mı?’ Tüyap Sanat Fuarı (2013), ‘Sıkıyorsa Gel! #direnkalbim Seni Paylaşıyorum’ Piramid Sanat (2014), ‘Ben’ Art 212 Bodrum (2014), ’Sanatta Varoluş!’ MKM (2014), ’Eski Düşler, Yeni Gerçekler’ Korart Geleri Adana (2016) gibi önemli sergilere katıldı. Sanatçı, 1996 yılında İ.M.K.B 10.Yıl Resim Yarışması’nda mansiyon, 1997 yılında da TEKEL Resim Yarışması birincilik ödülü aldı.

http://www.milliyet.com.tr/the-news-izleyicileri-tanik-olmaya-cagiriyor-istanbul-yerelhaber-2280229/

Homofobi öldürür: Suriyeli eşcinsel sığınmacının katili cinayeti itiraf etti

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da öldürülen Suriyeli eşcinsel sığınmacı Muhammed Wisam Sankari'nin katili, cinayeti itiraf etti.

KaosGL'de yer alan habere göre, Suriyeli eşcinsel sığınmacı Muhammed Wisam Sankari, 23 Temmuz 2016 gecesi Aksaray’daki evinden çıkmış, 25 Temmuz’da İstanbul Yenikapı’da ölü bulunmuştu. Kafası kesilen ve bedeni tanınmaz hale gelen Wisam Sankari daha önce de tehdit edilmiş, kalabalık bir erkek grubu tarafından kaçırılmış ve tecavüze uğramıştı.

İSTANBUL'DA SURİYELİ EŞCİNSEL MÜLTECİ KAFASI KESİLEREK KATLEDİLDİ
İlgili Haber
SANIĞIN GEÇEN YIL YAKALANDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Av. Fırat Söyle, cinayetin ardından yargı sürecine dair verdiği bilgide sanık B.A.’nın Bursa’ya kaçtığını ve Bursa'da kaldığı yerde olaydan çok kısa bir süre sonra, 22 Ağustos 2016’da yakalandığını belirtti.

"CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRMEK" SUÇUNDAN YARGILANIYOR

B.A., yakalanmasının üzerine İstanbul'a getirildi ve çıkarıldığı sorgu hakimliğince tutuklandı. 19. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen cinayet dosyasında B.A., “canavarca hisle ve eziyet ederek öldürme” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istemiyle yargılanıyor.

İddianamede yer alan olay yeri inceleme ve Adli Tıp Kurumu raporları Sankari’nin çok sayıda delici/kesici aletle öldürüldüğünü, içi kan dolu küçük bir çukura gömülmeye çalışıldığını belirtiyor.

Soruşturma aşamasında sanık B.A.’nın eski sevgilisi A.K. de dinlendi. A.K., “Sevgili idik, ilişkiye girmiyorum diye sürekli dövüyordu” dedi.

SANIK B.A. CİNAYETİ İTİRAF ETTİ

Sanık B.A., 24 Kasım 2016’da görülen ilk duruşmada, “Facebook üzerinden tanıştım, kendisi ile Taksim'de iki kere görüştük. İkinci görüşmede Taksim'de bir otelde ilişkiye girdik. Bizim ilişkimizden bir ay sonra onun arkadaşı beni aradı, maktulün AIDS olduğunu söyledi” dedi.

Cinayeti işlediğini kabul eden B.A., “Gerçekten AİDS misin diye sordum. ‘Evet ben AİDS’im' dedi. O böyle konuşmaya başlayınca benim sinirlerim bozuldu” diyerek Sankari’yi kafasını taşla ezerek öldürdüğünü kabul etti. B.A., kafasını taşla ezdikten sonra Sankari’yi birçok yerinden bıçakladığını öne sürdü.

Öte yandan Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sanıktan alınan kan örneği ile yapılan HIV testinin ise negatif olduğu tespit edildi.

http://haber.sol.org.tr/toplum/homofobi-oldurur-suriyeli-escinsel-siginmacinin-katili-cinayeti-itiraf-etti-209947

Sırbistan'ın eşcinsel başbakanı Brnabic, Balkanlar'da onur yürüyüşüne katılan ilk başbakan oldu

Başbakan Brnabic "Sırbistan farklılıklara saygı duyar" dedi

Sırbistan Başbakanı Ana Brnabic bugün Belgrad'da düzenlenen yürüyüşe katılarak Balkan ülkelerinde bir eşcinsel onur yürüyüşüne katılan ilk başbakan oldu.
Bu yıl başbakanlık koltuğuna oturan Brnabic, Sırbistan'ın ilk kadın ve ilk eşcinsel başbakanı olmuştu.
Eski Yugoslav ülkesinde onur yürüyüşleri her zaman sorunsuz geçmiyordu.
Başkent Belgrad'da 7 yıl önce düzenlenen yürüyüşe eşcinsel karşıtı bir grubun saldırması nedeniyle çoğu polis 100'den fazla kişi yaralanmıştı.
O tarihten itibaren 5 yıl boyunca onur yürüyüşü düzenlenmesine izin verilmemişti.
2014'te tekrardan başlayan yürüyüşleri özel kuvvetler ve zırhlı araçlar korumuştu.
Öte yandan Ortdoks Kilisesi yürüyüşü kınadı. Bazı sivil toplum örgütleri de son yıllarda yürüyüşe katılan bazı kişilerin işlerini kaybettiğini bildirdi.
Bu yıl göreve başlamasının ardından cinsel yöneliminin gündeme gelen Brnabic, tartışmalara "Bu neden önemli ki?" diye tepki göstermişti.
Bugünkü yürüyüşün ardından muhabirlerin sorularını yanıtlayan Brnabic, "Sırbistan farklılıklara saygı duyar. Bugün benim vermek istediğim mesaj budur. Sırp hükümeti tüm vatandaşları için buradadır ve tüm vatandaşlarının haklarını koruyacaktır" dedi.

Sırbistan'da değişim işaretleri
Danny Aeberhard, BBC Dünya Servisi Avrupa Editörü
Pek çok Sırp geleneksel görüşlerini değiştirmese de bu yıl yürüyüşe karşı düzenlenen protestoya çok az kişi katıldı. Onur yürüyüşünü protesto edenlerin ellerinde Ortodoks sembolleri ve Rus bayrakları vardı.
Başbakan Brnabic, Sırbistan'ın son yıllarda "özgürlüklerin sınırlarını genişletmesi" olarak tanımladığı ilerlemeyi öven bir konuşma yaptı.
Yürüyüşe katılanlar, Brnabic'in eşcinsel evliliğini de yasallaştırmasını umuyor.
Sırbistan Avrupa Birliği aday ülkesi olarak AB ile katılım müzakereleri yürütüyor.
Fakat AB Sırbistan'ın, lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel hakları da dahil olmak üzere azınlık haklarını geliştirmesi gerektiğini söylüyor.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41300984

İş yerinde ayrımcılığa uğrayan LGBTİ’leri dayanışmaya çağırdılar

Kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi edinme dilekçesi gönderen Kuir Kıbrıs Derneği, basın toplantısı düzenledi. 

Cinsiyet, cinsiyet ifadesi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılıklarıyla mücadele eden Kuir Kıbrıs Derneği düzenlediği basın toplantısında LGBTİ’lerin çalışma hayatında, hem yoğun bir şekilde ayrımcılığı hem de bunun görünmezliğini deneyimlediğini ifade ederek, LGBTİ’lerin çalışma hayatında ayrımcılığa maruz kalmamak ve işten atılmamak için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini gizlediğine dikkat çekti.

Dernek açıklamasında, toplamda on bir kamu kurumuna gönderilen dilekçeye beş kurumun cevap verdiğini belirten Dernek, dilekçeye cevap veren kurumlar arasında KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreterliği, Polis Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı bulunduğuna dikkat çekti. Dernek, “Cevap gönderen tüm kurumlar cinsiyet geçiş ameliyatı sonrasında çalışanlarının hiçbir ayrımcılığa uğramayacaklarını belirtmişler, birçoğu da bunun işten atılma sebebi olamayacağının ve ameliyat süreçlerinde de yasal izin haklarından faydalanabileceklerinin altını çizmiştir” ifadelerini kullandı.

Kamu kuruluşlarında ayrımcılığa karşı yasal mevzuatın bulunduğuna tekrar vurgu yapan Kuir Kıbrıs, pratikte iş hayatında ayrımcılığın devam ettiğinin bilincinde olduklarını söyleyerek bu kurumlarda çalışan kişilerin haklarının korunması için farkındalık aktivitelerine devam edeceklerini belirtti.

https://gazeteistanbul.com/is-yerinde-ayrimciliga-ugrayan-lgbtileri-dayanismaya-cagirdilar/

17 Eylül 2017 Pazar

Tarihin ilk trans kadını da ameliyatlar yüzünden öldü

Tarihin İlk Transeksüeli: 8 Maddede Einar Wegener'ın Lili Elbe'ye Dönüşümü

Einar Wegener’in hayatı gerçekten de filmlere, romanlara konu edilesi cinsten. 

1. Erkek olarak evlendikten sonra kendisi gibi ressam olan eşi Gerda‘ya kadın kıyafetleri içinde pozlar veren ve karısı tarafından eşcinselliği kabul gören birisidir.

Hatta ikinci bir kadın kişiliğine bürünüp eşiyle lezbiyen ilişki yaşayan Wegener, aynı zamanda tarihin ilk transeksüeli.

2. 1882 yılında doğan Einar Mogens Wegener, Kopenhag Sanat Okulu’na giderken eşi Gerda Gottlieb ile tanışır.

1904 yılında evlendiklerinde 22 yaşında olan Wegener’in eşi 19 yaşındadır. Her ne kadar ikisi de yetenekli sanatçılar olsa da Gerda, Einar'a nazaran daha çok isim yaparak dikkatleri üzerine çeker. Aynı yıl Charlottenborg Sanat Galerisi'nde resimlerini sergileme fırsatı bulan Gerda bu sergisi sebebiyle Politiken gazetesinden bir illüstrasyon ödülü kazanır. Bu ödül sonrası dünyaca ünlü moda dergilerinin de ilgisini çeken Gerda, Art Deco sanat akımının önde gelen ressamlarından biri olmuştur.

3. Zamanla Gerda resimlerine konu ettiği badem gözlü kadın ile sükse yapar ve bu şık kadın herkes tarafından çok merak konusu olmuştur.


Herkesin merak ettiği resimdeki kadın aslında kocası Einar'dan başkası değildir.

Yeni başlayacağı resim serisi için bir kadın modelin poz vermesine ihtiyaç duyan Gerda, modelin işi bırakması üzerine kocasına rica edip poz vermesini ister. Sadece kimsenin bilmemesi şartıyla bu teklifi kabul eden Einar karısının resim çalışmaları için pozlar verip yardımcı olmaya çalışır. Gel zaman git zaman karı koca kimi zaman Einar’ın Lili adlı dişi karaktere bürünüp çekici bayan kıyafetleri giymesiyle cinsel hayatlarına oldukça renk katarlar.

4. Gerda'nın resimlerindeki kadının erkek olduğu gerçeği 1913 yılında ortaya çıkar.


O yılların Danimarka'sında hiç hoş karşılanmayan bu durum tüm ülkede büyük bir sansasyona sebep olur. Aldıkları tepkiler yüzünden Wegener çifti o yıllarda en rahat olabilecekleri tek şehir olan Paris'e taşınırlar. Paris’te yaşadıkları sıradışı hayatı gizlemelerine gerek yoktur; hatta gece dışarı çıkarken rahatça feminen kıyafetler giyebilir Einar.

5. Yakınları tarafından çiftin ilişkileri bilinirken, yabancılar Lili Elbe adındaki kadını Gerda’nın kadın kılığına girmiş eşi olarak değil de kız kardeşi olarak bilmektedir.


1930 yılında hissettiği kadınlık duygularını fiziksel olarak da hayata geçirmek için ilk ameliyatını olur Einar. İlk ameliyat sonrası çiftin evlilikleri de geçerliliğini kaybeder ve sonrasında Gerda İtalyan bir diplomat ile evlenerek Fas’a yerleşir.

Ameliyatla testisleri alınan ve evliliğini bitiren Lili Elbe ressamlığı bırakır, çünkü ona göre resim yeteneği olan kişi artık bedeninde ve ruhunda yaşamayan Einar Wegener’dir ve o artık Lili Elbe’dir.

6. Vücuduna yumurtalık yerleştirmek için ikinci bir ameliyat daha olur.

26 yaşında bir kadından kendisine yumurtalık nakil edilir. Lili Elbe’nin vücudu yumurtalıkları reddeder ve bu yumurtalıkların alınması için 3. ve 4. operasyonlar yapılır. Bu operasyonlar sırasında doktorlar Lili Elbe’nin halihazırda gelişmemiş yumurtalıklara sahip olduğu keşfeder. Yani Lili intersekstir. Bunun anlamı da birey içinde hem erkek hem kadın özellikleri taşıyabilir ve her iki cinse de duygusal ve/veya cinsel bir çekim hissedebilir. Doktorlardan bu durumu öğrenen Lili kendi çocuğunu doğurma arzusuyla tutuşarak ölüm riskine rağmen rahim nakli için 5. ameliyatını olur. Bu ameliyattan bir süre sonra 13 Eylül 1931'de hayatını kaybeder ve bir kadın olarak gömülür.

7. Bazılarına göre ölümünün sahte olduğu, rahat bir hayat yaşamak için böyle bir plan yaptığı bile söylenir. Öldüğünde 49 yaşındadır.

Lili Elbe, nam-ı diğer Einar Wegener’in ölümünü duyan eski eşi Gerda çok üzülür ve İtalyan olan eşinden ayrılarak Einar ile ilk tanıştıkları, ilk görüşte aşık oldukları ve evlendikleri şehir olan Kopenhag’a yerleşir. Çevredekilerin eski eşinin ölümünden, onu kadın olmaya teşvik ettiği için kendisini suçlamaları Gerda’yı alkole sevkeder. Ressam olarak da kariyeri biten ve eski şöhretini kaybeden Gerda Gottlieb Wegener Porta, 1940 yılında kiralık bir dairede yalnız olarak hayatını kaybeder.

https://onedio.com/haber/tarihin-ilk-transeksueli-lili-elbe-580145

Josef Salvat: Her iki cinsle de ilişkiye girdim-biseksüelim, şarkılarım nötr!






https://en.wikipedia.org/wiki/Josef_Salvat#Discography
https://eksisozluk.com/josef-salvat--4141373

Tayt giyen Oğulcan: Ben oraya kendimi bozmaya falan gitmiyorum ki

Beni ben olduğum için mi yoksa ailemden dolayı mı seviyorlar diye düşünerek büyüdüm

O Türkiye’nin en ünlü isimlerinden, şarkıcı Seda Sayan’la eski futbolcu, yorumcu Sinan Engin’in oğlu. Gözümüzün önünde büyüdü. Sünnetinden aşklarına hayatındaki her şey magazin basınının ilgisini çekti. En son Burning Man Festivali’nde giydiği tayt ve kürk çok konuşuldu. Oğulcan Engin’le bir araya geldik; giyim tarzını, ailesini ve yeni projelerini konuştuk.


◊ Assolist bir anne, futbolcu bir baba... Nasıl bir evdi sizinki?
- Annem ve babam ben üç yaşımdayken ayrıldı. Beni anneannem büyüttü. Onun hakkını ödeyemem.

◊ Annenizin babanızın evine gittiğinizde, o dönemin starlarını görür müydünüz?
- Hayır. Çünkü annemin evine sık gitmezdim, o anneannemin evine gelirdi, öyle görüşürdük. Babamlara da ikinci evliliğinden, kız kardeşim Elif dünyaya geldikten sonra daha sık gitmeye başladım.

◊ Zormuş...
- Yoo, bunlar benim için sorun değildi. Anne ve babamın çalışmak zorunda olduklarını, bu yüzden böyle bir karar verdiklerini biliyordum. Onlara karşı hiç kırgınlık hissetmedim. Sebebi, herhalde anneannemin bana hiç eksiklik hissettirmemesi. Annemle babamın yanımda olmak istediklerini de biliyordum. Ayrıca küçük yaştan beri futbol, kamp hayatı, milli takım, beni oyaladı. Beşiktaş’ın her kategorisinde oynadım, kaptanlık yaptım...

Baskılardan çok yoruldum

◊ Birbirlerinden boşandıktan sonra babanız bir, anneniz üç evlilik yaptı. Yeni eşleriyle aranız nasıldı? Şimdi anneniz bekâr bir kadın, ona karışır mısınız?
- Onların hayatlarına karışmak bana düşmez. Annem mutluysa, ben de mutluyum. Mesela babamın sonraki eşi, Ayşe Abla, kardeşim Elif’in annesi, o canım...

◊ Neden tutkunu olduğunuz baba mesleğine, futbola devam etmediniz?
- Avantaj gibi görünen şeyler dezavantaj olabiliyor.

◊ Ailenizin ismini mi kastediyorsunuz?
- Evet. Seda Sayan ve Sinan Engin’in oğlu olduğum için çok baskı gördüm.

◊ Nasıl bir baskı?
- Kötü oynasam ‘torpilli’ diyorlardı, iyi oynarsam takdir edilmiyordum. 16 yaşımdayken bir hocam, “Sen ne yaparsan yap bu ülkede futbolcu olamazsın” demişti. Vazgeçmedim ama baskılardan çok yoruldum.

◊ Babanız bir röportajında, “Oğulcan fakir olsa futbolu bırakmazdı” demiş...
- Hayır, sebep yaşadıklarımdı. Yaşadıklarımın nedeni de anne ve babamın ünlü olmasıydı. En güzel arabaya binmiş, yemekleri yemiş olabilirim ama futbol benim için ayrıydı. Asla takım arkadaşlarımdan farklı görülmek istemedim, onlarla aynı otobüse binerek kamplara gittim, kendime ayakkabı alıyorsam, arkadaşıma da aldım... Olmadı! Sonra 21 yaşımda Milano’ya üniversite eğitimi için gittim, bu olaylardan kopma sebebim ve kırılma noktamdı.

◊ Bu kadar ünlü bir anne-babanın oğlu olmanın meslek dışında hayata etkileri nelerdi?
- Beni ben olduğum için mi yoksa ailemden dolayı mı seviyorlar diye düşünerek büyüdüm.

Sünnetimi canlı yayınladılar

◊ Şöhret olmak sizin bilinçli tercihiniz değildi ama küçük yaştan itibaren fotoğraflarınız çekilerek büyüdünüz...
- Abi sen ne diyorsun, benim sünnetimi canlı yayınla verdiler!

◊ Nasıl?
- Türkiye Hastanesi’nde İdo’yla beraber sünnet olacaktık. Bizimle beraber maddi durumu olamayan ailelerin çocukları da sünnet edilecekti. O gün İdo olamadı, ben sünnet oldum ve bu yayınlandı. Alıştım sanırım artık. Tabii bir dönem doğru olmayan şeylerin yazılmasına üzüldüm ama duruma benden ziyade arkadaşlarım alışamıyordu. Hep onların rahatını düşündüm.

İdo’ya imreniyorum...

◊ Engincan, Zehra, İdo... Sizin camianın çocuklarıyla aranız nasıl?
- Zehra, kardeşim Elif’le birlikte elimde büyüdü. Engincan ve İdo çocukluk arkadaşım. İdo, babası gibi bir efsanenin ardından şarkıcı olmak istedi ve başardı. Ben de Beşiktaş efsanesi bir babadan sonra futbolcu olmak istedim ama yapamadım. İmreniyorum ona!

◊ Gelelim yanınızda sık sık gördüğümüz ünlü arkadaşlara. Mesela Arda Turan...
- Benim için yeri çok ayrı. Abi, arkadaş, her şey... Futbol dönemi kaynaştık. Benim yurtdışına gittiğim zaman o da oradaydı. Kötü dönemlerimizde hep birbirimizin yanında olduk. Bu hayatta ailem dışında arayıp akıl aldığım birkaç isimden biri.

◊ Şeyma Subaşı’yla da birlikte Burning Man’e katıldınız...
- Acun Abi sayesinde tanıdım. Çok da severim, yaşına yakıştığı gibi eğleniyor.

En büyük hedefim Beşiktaş’a yönetici olmak

◊ Mezuniyetinizin ardından annenizin size Cihangir’de, 12 milyon dolarlık bir bina hediye ettiği doğru mu?
- Cihangir’de bir bina var ama öyle paralara alınmadı. Ayrıca mezuniyet hediyesi falan da değildi. Bir de annemin aldığı her şey bana hediye değil mi?

◊ Peki ne okudunuz?
- Milano’da ekonomi okudum ve geçen haziranda mezun oldum. Bu İtalya’daki altıncı senem.

◊ Artık kendi paranızı kazanmak istiyor musunuz?
- En çok istediğim şey bu. Ufak ufak çalışmaya başladım bile, bu yıl benim için girişimcilik yılı olacak. Modayla aram iyidir. İlk olarak kendi markamı kurdum: ‘No Smokin’. Kadın ve erkek için günlük ve şık kıyafetler var. Bir de Cihangir’de herkesin bildiği bir mekân vardır, şimdi adını söylemeyeyim, kiracılarımız çıkacaklar. Oraya İtalya’dakiler gibi bir restoran açmayı düşünüyorum.

◊ Mekânlardan konu açılmışken, eski Şamdan’ın mülkü de size ait. Mehmet Tuna’yı oradan çıkardığınız için çok eleştirildiniz...
- Ailenin banka hesapları, kredi kartı ekstreleri, kira gelirleri... Kısaca bütün hesapları bendedir. Tabii karar aşamasında anneme sorarım. Allah rahmet eylesin, Mehmet Abi’yi çok severdim. Ama aslında olay basitti, kiracıyla anlaşamadık, davaya taşındı ve biz haklı bulunduk. Annem sonradan çıkan haberlere çok üzüldü ama olaylarla ilgilenen ve imzaları atan bendim. Yanlış bir karar verdiğimizi de düşünmüyorum; çünkü yargı o kararı verdi.

◊ Peki babanızın izinden gidecek misiniz, Beşiktaş’la ilgili planlarınız var mı?
- En büyük hedefim Beşiktaş’a yönetici olmak. 10 yaşımdan beri Beşiktaş altyapısında bulunduğum için oradaki çocukların maddi-manevi sıkıntılarını biliyorum. Hem onlara destek olmak hem de Beşiktaş’a hizmet vermek için yönetimde bulunmak istiyorum. Zaten Fikret Başkan’la ve yönetimle kardeş gibiyiz.

Beni ben olduğum için mi yoksa ailemden dolayı mı seviyorlar diye düşünerek büyüdüm

Sadece dişlerimi yaptırdım

◊ Kızlar soyadınıza mı yoksa size mi gelir?
- İtalya’da ben olduğum için geldiklerine emindim. Burada illa soyadımın etkisi oluyordur ama sırf onun için olduğunu da zannetmiyorum.

◊ Anneniz bir dönem evlilik programı yapıyordu. Sizi evlendirmeye niyeti var mı?
- Eskiden “Beni bu yaşta anneanne mi yapacaksın” derdi. Son zamanlarda babam da annem de, “Evlen, bir çocuğun olsun” diyor.

◊ Nasıl kadınlar ilginizi çeker?
- Hayatımda biri var ama tanıdığınız biri değil. Zeki kadınlar ilgimi çekiyor. Güzellikten daha çok kendini fark ettiren, havalı, ışığı olan kızları beğenirim.

◊ İnternette adınızı arayınca çıkan fotoğraflarınızdan da daha yakışıklısınız, estetik mi yaptırdınız?
- Yok, sadece dişlerimi yaptırdım, o da ortodontik bir tedaviydi.

Çölde tayt sıcak tutuyordu

◊ Geçen hafta ABD, Black Rock Çölü’nde düzenlenen ‘Burning Man Festivali’ne katıldınız. Ve taytlı fotoğraflarınızla gündem oldunuz...
- Bu festivale ikinci gidişimdi ama bu sene göze battım. Rahatsızlık duymadım, bence giydiğim şeyde bir sorun yoktu. Belki rengi insanları rahatsız etti ama bence onda da sorun olacak bir şey yoktu. Ben kendimi biliyorum, etrafımdakiler beni biliyor, bu yeterli.

◊ Neden tayt giydiniz?
- Öncelikle çöl iklimi olduğu için... Sabahları orası çok sıcak, akşamları inanılmaz soğuk. Her şey açık havada yaşanıyor. Tayt da sıcak tutuyordu.

◊ Burada giyer misiniz?
- Dört senedir boks yapıyorum, o sırada da giyiyorum. Bunların hepsi erkekler için hazırlanmış tasarımlar. Burada giyemeyeceğim bir şeyi neden orada giyeyim? Burada o kalitede festival yapsınlar konuşalım... Ben oraya kendimi bozmaya falan gitmiyorum ki.

◊ Peki, giydiğiniz kürke gelelim...
- Eski kız arkadaşımla beraber festivale gidecektik, alışveriş yaparken bir kürk gördük, beğendik ve aynı olmak için ikimize de aldık. Ama festivale kadar ayrıldık ve kürkü ben giydim (gülüyor).

◊ Anneniz sizi öven bir paylaşım yaptı. Peki babanız ne dedi?
- Bir şey demediler. Zaten onlar beni biliyor!

Anne-babası ne diyor?

Seda Sayan: Oğulcan çok vicdanlı ama çok da inatçıdır, zorla bir şey yaptıramazsınız. Çok zekidir, Allah’ım herkese böyle bir evlat nasip etsin. Artık her şeyin kontrolü Oğulcan'da, tüm hesaplar yani aklınıza gelecek her şeyden o sorumlu. Ben oğlumdan harçlık alıyorum. Size bir anımızı da anlatayım: Bir gün Bursa'da röportaj yapıyorduk. Oğulcan üç yaşındaydı. Röportaj yaparken gazeteci arkadaşımız mikrofonu uzattığında onu yanlış anladı, bana zarar veriyor zannetti. Adama yumruk attı. Şok olmuştuk. Allah’tan adam ona hak verdi. Başlığı 'Oğulcan'dan yumruk yedi' diye vermişlerdi.

Sinan Engin: Oğulcan adam gibi adamdır. İyi kalplidir. Her yerde çok sevilir. Ömrünün önemli bölümünü Avrupa'da geçirdiği için tam öyle bir kafası var. Oğlum diye demiyorum, çok zeki, akıllı ve mütevazıdır.

http://www.hurriyet.com.tr/beni-ben-oldugum-icin-mi-yoksa-ailemden-dolayi-mi-seviyorlar-diye-dusunerek-buyudum-40580621