20 Ocak 2017 Cuma

Paul & Mark Pose for Flower Boys Story Captured by Gary Chew


Hande Kader'e müdahale eden polis, Ayşe Arman ve Mabel Matiz'i mahkemeye verdi

Ayşe Arman FETÖ ile mücadele eden komiseri hedef yaptı

Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman ve şarkıcı Mabel Matiz FETÖ ile mücadele eden başkomiseri sosyal medya üzerinden fotoğrafını paylaşarak deşifre etti. Hedef gösterilenBaşkomiser Faruk B., Arman ve Matiz hakkında suç duyurusunda bulundu.

Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman ve şarkıcı Mabel Matiz,Fethullahçı Terör Örgütü'ne yönelik soruşturmalarda etkin olarak görev yapan Başkomiser Faruk B.'nin fotoğrafını sosyal medya hesapları üzerinden paylaşarak hedef yaptı. Başkomiser Arman ve Matiz'den şikayetçi oldu. Arman hakkında soruşturma başlatıldı.

HEDEF GÖSTERİLDİ

İstanbul Anadolu Başsavcılığı'na Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman ve şarkıcı Mabel Matiz ile ilgili suç duyurusunda bulunan Başkomiser Faruk B., geçtiğimiz Ağustos ayında katledilerek yakılan Hande Kader'e LGBT yürüyüşünde müdahalede bulunduğu sırada gazeteciler tarafından çekilenfotoğrafını Arman ve Matiz'in sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığını, bu şekilde hedef gösterildiğini ileri sürdü.

FOTOĞRAFTA NET VE AÇIK ŞEKİLDE

Ayşe Arman ve Mabel Matiz tarafından paylaşılan fotoğrafta açık ve net bir şekilde görüldüğünü belirten Faruk B., savcılığa verdiği dilekçesinde şunları söyledi; "Valilikçe yasaklanan ve yasa dışı yapılan LGBT yürüyüşünde görev aldığım esnada yasa dışı eylemlerini sürdürmekte ısrar eden gruba yapılan müdahale esnasında grubun başında birlik amiri olarak görev yaptığım esnada, daha sonra basından öğrendiğim müdahale esnasında çekilen resimde olduğumu gördüm. Katledilerek yakılan ve adını sonradan öğrendiğim Hande Kader'e müdahale esnasında çekilmiş ve net bir şekilde görülmekteyim. Bu görüntülerde Ayşe Arman isimli gazetecinin kendi Instagram hesabında açık ve net bir şekilde beni terör örgütlerine ve diğer illegal örgütlere hedef gösterecek şekilde yayınlamıştır. Ve bu olayın sebebi benmişim gibi lanse edilmiştir. Bu kişinin yaptığım araştırmada sosyal medya hesaplarında milyonlarca takipçisinin olduğu, hatta bu yayınlanan resimi yaklaşık 20 bin kişinin beğendiğini ve kendi www.hurriyet.com.tr isimli sitede aynı şekilde resmimi yayınlamış ve ikinci kez beni hedef haline getirmiştir.FETÖ/PDY Terör Örgütü'nün ço önemli soruşturma ve operasyon dosyalarına bizzat yönetmem nedeniyle ve basında özellikle yer almam nedeniyle beni hedef haline getirdiklerini düşünüyorum. Şöyle ki FETÖ/PDY terör örgütü tüm yasadışı terör örgütleriyle işbirliği yaptığı da gözönünde bulundurulduğunda ne kadar açık hedef haline geldiğimde anlaşılacaktır. Ayrıca Mabel Matiz isimli şarkıcı da aynı resmi kullanarak kendine ait sosyal medya hesabında paylaşarak geniş kitlelere ileterek ayrıca başka gruplara da beni hedef haline getirmişlerdir."

Ayşe Arman'ın savcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye davet edildiği öğrenildi.

SEMA ALİM DALGIÇ

Charlize Theron'un oğlunun giyim tarzı tartışma yarattı


Oscar ödüllü oyuncu Charlize Theron, önceki gün oğlu Jackson ile birlikte görüntülendi. 41 yaşındaki Theron'un oğlunun kılık kıyafeti ise önce şaşkınlık sonra da tartışma yarattı.
Ünlü oyuncunun 2012 yılında evlat edindiği 6 yaşındaki Jackson, ilk bakışta kız çocuklarını andıran bir tarzda giyinmişti.
Pembe çizmeleri, rengarenk pantolonu, üzerinde kalp motifi olan pembe kazağıyla bir kız çocuğunu andırıyordu Jackson. İki yanından bıraktığı saç eklentileri de onun bu görünümünü tamamlıyordu.
Charlize Theron, bu görüntülerin basına yansımasından sonra bazı kişilerin eleştiri oklarının hedefi oldu. Theron'un oğlunu giyimi konusunda yönlendirmesi gerektiğini ileri sürenler oldu.
Jackson'ın bu giyim tarzını benimsemeye karar verecek kadar yetişkin olmadığını savunanlar Theron'un ona yol göstermek zorunda olduğunu belirtti.
Bazı hayranları da Theron'un çocuklarına istediği gibi davranmakta özgür olduğunu onlar için en iyisini yardıma gerek duymadan düşünebileceğini savundu.
Theron'un sonradan evlat edindiği August adında bir de kızı bulunuyor.
Jackson Theron, geçen yılın yaz aylarında da pembe kız giysileriyle görüntülenmişti.
Charlize Theron oğlu Jackson ve kızı August ile geçen yaz böyle görüntülenmişti.


Hürriyet

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/100473/2368/1/charlize-theron-ve-oglu

19 Ocak 2017 Perşembe

Nefes nefese

ÖNCEKİ yazımda bahsettiğim, eşcinselliği tedavi ettiğini iddia eden nefes terapisti Nevşah Fidan Karaahmet, yazımdan sonra bana ulaşıp öyle bir açıklaması olmadığını belirtti. Nevşah Hanım’ın söylediğine göre yazıyı aldığım röportajdaki sözleri çarpıtılmış. Ünlüler dünyasından “Ben öyle bir şey demedim” açıklamalarına alışkın olduğum için sordum: “Çarpıtıldığını iddia ettiğiniz sözleri düzeltmek için ne yaptınız?” O da bana bir başka röportajında olayın içyüzünü anlattığını söyledi. Açtım söz konusu röportajı inceledim ama öyle bir cümle yok. Sonra aynı röportajı kendisine gönderdim, hatta kendisi de röportajda açıklaması olmadığına şaşırdı, “Ben söyledim ama koymamışlar röportaja” dedi. Konuşmamızda sarf ettiği ve bu konularda sıkışınca herkesin başvurduğu “Benim zaten çok gay arkadaşım var” sözü beni hiç kesmedi açıkçası. Ama benim için en önemlisi konuşmanın sonunda Nevşah Hanım’ın “Eşcinsellik bir hastalık değil, hatta bence doğal bir durumdur” demesi oldu. Nefes terapisi konusuna biraz uzak olduğum için derin bir yazı çıkaramadım ama cumartesiye kadar deneyip olayı yerinden bildireceğim.

Oben Budak - Habertürk

http://www.haberturk.com/yazarlar/oben-budak-1031/1357797-erkekler-icin-gelecek-program

AKP’li eşcinsellerden Bülent Ersoy’a tepki

Şarkıcı Bülent Ersoy, magazin programında Isparta'da yaşanan vahşetle ilgili açıklamalarda bulundu.

Şarkıcı Bülent Ersoy, magazin programında Isparta'da yaşanan vahşetle ilgili açıklamalarda bulundu. Programa canlı bağlanan Bülent Ersoy Isparta'da yavru köpeğin kulaklarını kesen iki gence ateş püskürerek “Onları görsem idam edileceğimi bilsem tokatlarım. O iki cambaza kulak nasıl kesilir göstereceğim” ifadelerini kullandı.

Bülent Ersoy’a yanıt veren AKP’li eşcinsel grubu olan “AK LGBT” yöneticisi Emir Egesoy, “Sevimli bir köpeğe yapılanların onlarca katını yaşayan LGBTİ bireylerinin yaşadıkları, Bülent Ersoy ve diğer ünlü LGBTİ bireyini rahatsız etmiyor ve ağızlarından tek kelime dahi çıkmıyorsa, benim diyecek başka sözüm yoktur” dedi.

 “SEN ONLARIN KULAĞINI NASIL KESERSİN?”

Bülent Ersoy, Isparta’da köpeklerin kulaklarını kesenler için “Beni idam edeceklerini bilsem, o şahıslar elime geçince tokatlarım. O köpekler bir can… Ben sizler kadar köpeklere yaklaşamıyorum ancak onların ağzı var dili yok. Sen onların kulağını nasıl kesersin? Bunlar ilerleyen zamanların teröristleri.. Onların suratlarını bile görmek istemem” ifadelerini kullandı.

“ANKARA’YA YÜRÜYECEĞİM”

Şimdiye kadar herhangi bir eylem ya da sosyal sorumluluk kampanyası için sokağa çıkmadığını söyleyen Bülent Ersoy, “Çıkan haberleri izleyince yüreğim burkuldu. Bu işkencecilerin cezalandırılması konusunda savaş vereceğim. Bunun arkasında duracağım ve gerekirse bu konuda Ankara’ya kadar yürüyeceğim ve o iki cambaza kulak nasıl kesilir göstereceğim” şeklinde konuştu.


“O SEVİMLİ DOSTUMUZ KADAR DEĞERİ YOK MUYDU?”

Bülent Ersoy’un açıklamalarına karşılık, AKP’li eşcinsel grubu olan “AK LGBT” yöneticisi Emir Egesoy, “Bülent hanım keşke bu tepkiyi, her katliamı, her işkenceyi ve yakılarak öldürülen kendi hemcinslerinin katillerine de verebilseydi...” dedi.

“Sırf LGBTİ bireyi olduğu için türlü türlü hakaretlere maruz kalan, öldürülen, yakılan, istenmeyen insan olarak ilan edilen, hastalıklı denilip hor görülen insanların, işkenceye uğrayan o sevimli dostumuz kadar değeri yok muydu?” diye soran Egesoy, şöyle devam etti:

“MUHAFAZAKAR LGBTİ OLUŞUMLARA VERMEDİĞİ DESTEK RAHATSIZ ETMİYOR MU?”

“Zamanında siyasi yasaklı ve sahneye çıkması, hatta şarkı söylemesi dahi yasaklanan Bülent Ersoy'un, bir trans bireyi olarak, dönemin getirdiği zorlukları, yaşadığı travmayı hatırlamıyor mu? Her LGBTİ bireyi, Bülent hanım gibi şanslı değil maalesef. Bir LGBTİ bireyini, oy verdiği parti'nin tabanı dahi hor görülüp aşağılıyorken, cumhurbaşkanı ile yemek yeme şerefine erişen ve kendisinin de o partiyi destekleyen bir LGBTİ bireyi olan Bülent hanımı rahatsız etmiyor mu? Bülent hanımı, muhafazakar kişi olarak biliyoruz. Fakat kendisi gibi AK LGBTİ isimli muhafazakar LGBTİ oluşumlara vermediği destek kendisini rahatsız etmiyor mu?”

“BÜLENT ERSOY’A SORUYORUM”

Partiye oy verdiğini açıklayan AKP’ye yakın trans güzellik yarışması birincisi Çağla Akalın ise, “Sevgili Bülent Ersoy bu açıklamayı yapmaya yapmış. Bugüne kadar Kürk de giydi eyvallah. Hayvan sevgisi var ya da vicdanlı diyelim. Ben buradan Bülent Ersoy’a soruyorum Trans Kadın Hande Kader vahşice katledildikten sonra yine vahşice yakıldı. Bu olay hakkında neden bir açıklama yapmadınız? Hemcinsiniz olmasında boş verin niye sessiz kaldınız?” sorularını yöneltti.

Çağla Akalın, “Tabi ki hayvan katliamlarına ve tecavüzlerini her vicdan sahibi insan gibi karşıyız ama bu olayda şunu görüyorum. Bir Trans kadının köpek kadar değeri yok maalesef” dedi.

Odatv.com

Galatasaray'ın yıllardır peşinden koştuğu Edin Dzeko bu kez Aslan olabilir



1960'lı yıllardaki eşcinsel hayatlar

Fotoğrafçı Anthony Friedkin 1969-1972 yılları arasında Los Angeles ve San Francisco'da eşcinsel kültürü belgeleyen ilk projesi The Gay Essay'ı yarattı. O zamanlar kimsenin ilgilenmediği fotoğraf projesi, bugün Yale Üniversitesi tarafından kitap olarak yayınlandı.

EN ÖZGÜN PORTRE PROJELERİNDEN BİRİ


"19 yaşında, savunmasız, kendi kimliğini arayan bir gençtim" diyen fotoğrafçı Anthony Friedkin, Hollywood'da büyüyen, sanata meraklı bir çocuktu.

19 yaşındayken yakaladığı kareler, şimdilerde Amerika'daki eşcinsel yaşamın en özgün portre projelerinden biri olarak görülüyor.

HERKES ALAY EDERKEN O BAŞKA BİR AÇIDAN BAKTI


1969'da Amerika'daki eşcinsel kültürel devrim büyüyordu. Gazete köşeleri ve karikatürlerde, eşcinsel erkek&kadın tasvirleri yapılıyordu.

Ancak "The Gay Essay" projesi farklıydı. Eşcinseller Freidkin'e rehberleri gibi davrandılar. "Bana yardım ettiler," diye anlatıyor Freidkin. "Enerjilerinin kameramın merceğinden içeri girmesine izin verdiler."

ONLARA SAYGI DUYUYORDU


Friedkin için amaç, kalıpları aşmak ve her eşcniselin temsilini derinleştirmekti.

"Eşcinsel insanları onurlandırmak, onlara saygı duymak ve özgürlükleri için mücadele etmelerine yardımcı olmak istedim" diyor.

"BARLARDA DÖVÜLEN ARKADAŞLARIM VARDI"


"Eşcinsellerin nasıl tedavi edildiğini görmek beni çok üzdü," diye ekliyor.

"Barlarda dövülen arkadaşlarım vardı. Çok öfkelendim. Şimdi bile kitabı tekrar baktığımda duygulanıyorum. "

"SOKAĞIN BİR PARÇASI OLMAK İSTEDİM"


"Boynunda fotoğraf makinesi sallanan bir yarış atı gibiydim. Galiba safça bir yaklaşımım olduğu için iyi işler çıkardım. Akademik olarak ne yapmam gerektiğini ya da neden yapmam gerektiğini önceden belirlememiştim. Sadece dışarı çıkmak ve sokağın bir parçası olmak istedim" dedi.

REKLAMCILARDAN KORKTUKLARI İÇİN YAYINLAMADILAR


Fotoğraflarının görülmesi uzun yıllar aldı.

"Çalışmalarıma ilk başladığımda hiçkimse yayınlamakla ilgilenmedi" diyor.

"İki kişinin öpüşüp birbirlerine samimiyet gösterdikleri fikrinden dolayı, reklamverenlerini kaybedeceklerinden korkuyorlardı. Reklamcılara kafayı takmıştı. Çok korkuyorlardı. "


MÜZEDE GÖSTERİLDİ VE KİTAP OLARAK YAYINLANDI


2014 yılında "The Gay Essay" projesi, ilk olarak San Francisco'daki De Young Müzesi'nde gösterildi ve San Francisco Güzel Sanatlar Müzesi ve Yale Üniversitesi Basın tarafından bir kitap olarak yayınlandı.

40 YIL SONRA BİLE CAPCANLI


Fotoğrafın toplumsal değişimi etkileme kabiliyeti söz konusu olduğunda, Friedkin'in çalışmaları, fotoğrafın 40 yıl sonra bile kalıcı izler yaratacağını gösteriyor.




18 Ocak 2017 Çarşamba

Bülent Ersoy: Kulak nasıl kesilir göstereceğim!

Kulak nasıl kesilir göstereceğim!Isparta'da yavru köpeğin kulaklarını kesen iki kişinin serbest bırakılması özellikle hayvanseverlerin tepkisine neden olmuştu.

Bugün Duymayan Kalmasın programının canlı yayınına bağlanan Bülent Ersoy, bu vahşete yeterli tepki gösterilmediği belirterek şunları söyledi:

Bir şey yapmak istiyorsanız bizzat bunu yapan kişilere tepki göstermelisiniz. Beni idam edeceklerini bilsem onlar elime geçince tokatlarım onları. O köpekler bir can… Ben sizler kadar köpeklere yaklaşamıyorum ancak onların ağzı var dili yok. Sen onların kulağını nasıl kesersin bunlar ilerleyen zamanların teröristleri onların suratlarını bile görmek istemem. Çıkan haberleri izleyici yüreğim burkuldu. Bu işkencecilerin cezalandırılması konusunda savaş vereceğim. Bunun arkasında duracağım ve gerekirse bu konuda Ankara’ya kadar yürüyeceğim ve o iki cambaza kulak nasıl kesilir göstereceğim”

http://www.hurriyet.com.tr/kulak-nasil-kesilir-gosterecegim-40339173

16 Ocak 2017 Pazartesi

Eşcinsel babası: Eşcinselleri tanısaydınız, dünyadaki en iyi kalpli insanlar olduğunu farkederdiniz

Blogger Matt Walsh, eşcinselliğe savaş açtı

Eşcinsel makyaj artisti Manny Gutierrez ve muhafazakar blogger Matt Walsh arasındaki kavga büyüyor. Tartışmaya son olarak Manny'nin babası da dahil oldu.

Dünyaca tanınan makyaj artisti Manny 
Makyaj artisti ve vlogger Manny Gutierrez, kısa süre önce Maybelline'in reklam yüzü olmuştu.

Muhafazakar blogger Matt Walsh ise bu konuyla ilgili, "Babalara sesleniyorum!" demiş ve "Oğullarımıza gerçek bir erkek olmayı öğretmezsek nasıl bilecekler ki?" diye sormuştu. Blogger'a göre Gutierrez'in eşcinselliği içinde bulunduğu toplumun yönlendirmesinin sonucuydu. Toplum, çocukların kafasını karıştırıyordu!

 "Babam benim için çalışıyor ve benimle gurur duyuyor"
Manny Gutierrez ise son derece şık bir tepkiyle geri döndü. "Babam benim için çalışıyor ve benimle gurur duyuyor" diye tweet atan Manny'nin babası da suskun kalmadı.

Babası devreye girdi
Dokunaklı bir mektup yazarak, oğluyla ne kadar gurur duyduğunu anlattı.

"Oğlumla gurur duyuyorum"
"Mr. Walsh'ın yazdıklarını yeni gördüm.  Yazısında iletişim bilgileri bulunmadığı için çok şanslı. Bu yazdıklarımı kendi platformlarında yayınlamanı istyorum oğlum. Mr. Walsh, ben Manny'nin babasıyım. Öncelikle her zaman oğlumun yanına olduğumu ve gelecekte de olmaya devam edeceğimi söylemek istiyorum. Oğlumun başarılarıyla gurur duyan sadece ben değilim ama onunla sadece o olduğu için en çok gurur duyan kişi benim. Biliyorum ki sözleriniz LGBT çevresinden kimseyi tanımamanızdan kaynaklanıyor. Tanısaydınız onların bu gezegende bizlerle beraber yürüyen en gerçek ve en iyi kalpli kişiler olduğunu fark ederdiniz. İlerleyen günlerde hareketlerinizi ve kelimelerinizi daha akıllıca seçmenizi diliyorum. Nasıl ki siz aileniz için her şeyi yaparsanız ben de kendi ailem için her şeyi yaparım. İyi günler beyefendi."

http://www.milliyet.com.tr/mola-galeri/escinsel-makyoz-manny-gutierrez-e-babasindan-destek/2075/?Sayfa=2

Emel Müftüoğlu: Lezbiyen olsam söylerdim


Ya o cesur klipler! Hele o İlknur Hanım’la çektiğiniz ‘Korkuyorum’ şarkısının klibi...

(Gülüyoruz) ‘Lezbiyen’ dediler bizim için. Anlamını bile o zamanlar bilmiyoruz ama! Reklamın iyisi kötüsü olmaz diye bakıyorum. Halbuki biz ordu evlerinde kız kıza dans eden bir milletiz. Klip çekiminde mi tuhaf oldu?

Oldu tabii! Ama o klibin hikayesi galiba başka!

Evet! Pazar günü klip çekeceğiz, İlknur Bozkurt da benim yakın arkadaşım, bizde kaldı bir gece önce. Çiftlikte klip çekeceğiz, yağız, yakışıklı bir delikanlıyla. Ve fakat delikanlıyı bir gördük, ne yağız ne de yakışıklı. Üstelik bir de bön...

Eee?

Ben ‘Bununla oynamam, istem iyorum’ dedim. Yönetmen Tayfun Diçer de ‘Seni giydirip, çiçeklendirelim’ dedi, sonra da ekledi ‘Senin arkadaşın da güzel, o da oynasın’. ‘İyi’ dedik, İlknur’u da giydirdik, sandala bindik; geyik yapıyorduk; ele ele tutuşuyoruz, eğleniyoruz. Tayfun ‘Devam edin, çok güzel’ diyor. O tabii akıllı, anladı işi.

Biz de anladık canım!

Klibin montajı filan bitti, izliyoruz. ‘Ya Tayfun, bu biraz tuhaf olmamış mı?’ dedim. ‘Bırak çok konuşulur’ diye cevaplayınca dokunmadım. Üzerinden 25 sene geçti, hala konuşuyoruz, helal olsun! Sonra Billur Kalkavan’ın oynadığı o seksi klip fikri de Tayfun’dan çıktı tabii.

Ama ‘Emel Müftüoğlu lezbiyen galiba’ dedikoduları da hâlâ konuşuluyor...

Şuna inanıyorum, insanın tercihleri çok kendine aittir. Benim de böyle bir tercihim olsa, bu Allah’la aramdaki bir hesaplaşmam olur. Tamam der, bunu sahiplenir ve saklamazdım.

Lezbiyen olsanız, söylerdiniz yani?

Evet, tabii ki söylerdim! Her şeyden önce kendi rahatım için söylerdim. Bu dünya üzerinde kimsenin kimseye verecek bir hesabı yok.

http://www.posta.com.tr/emel-muftuoglu-baktim-sismanliktan-arabadan-inemiyorum-midemi-kucultturdum-haberi-1257910

15 Ocak 2017 Pazar

Kadın öğretmen kız öğrencisinin yatağında yakalandı

ABD'de dans öğretmenliği yapan 38 yaşındaki Lauren Debenedetta isimli kadın 15 yaşındaki bir kız öğrencisinin evinde yatakta çıplak bir şekilde yakalandı.

ABD’nin Florida eyaletine bağlı Nort Port kentinde bir dans okulu bulunan ve aynı zamanda okulda eğitmenlik yapan 38 yaşındaki Lauren Debenedetta reşit olmayan yaşta biriyle cinsel ilişkiye girmek suçundan gözaltına alındı.

Hakkında cinsel istismar suçlaması bulunan kadın 15 yaşındaki kızın üvey babası tarafından çırılçıplak bir halde evde yakalandı.

Öğrencisiyle o gün derse gelmediği için telefonda konuşan kadın, kızın hasta ve evde olduğunu öğrendi. Hasta olduğu için ona çorba getirerek eve ziyarete gelen Debenedetta, genç kızın odasına çıktı. Odada öpüştüklerini ardından da kadının genç kız ile cinsel bir takım eylemlerde bulunduğu kız tarafından doğrulandı.

Genç kız, üvey babası eve geldiği sırada kadının çıplak olduğunu ve odasının kapısını açtığı sırada kapının arkasına saklandığını söyledi. Babasına kapıyı kapatması için bağırdı. Üvey baba odadan çıktı, eşini arayarak neler olup bittiği anlattı. Geri döndüğü sırada ise kadın oradan ayrılmak üzere hazırlanıyordu.

Lauren Debenedetta’nın gözaltına alınmasının ardından dans okulu da kapatıldı. Polis okulda ve kadının evinde yaptığı aramalarla benzer cinsel istismar olaylarının yaşanıp yaşanmadığını araştırıyor.

http://www.milliyet.com.tr/kadin-ogretmen-kiz-ogrencisinin-dunya-2378973/

"Biraz Pop Biraz Sezen"i dinlemek gerçek bir yolculuk gibi

Yaşasın hayat, budur manifesto

Sezen Aksu’nun yeni albümü “Biraz Pop Biraz Sezen”de 16 şarkı var. Hani elini korkak alıştırmamış, “Birazını saklayayım” dememiş. Son albümünün üzerinden altı yıl geçince, eteğinde birikenleri dökmüş. Ters esen rüzgarlara inat acil yaşamayı öneriyor Sezen Aksu



Asu Maro / asu.maro@milliyet.com.tr


imisi “sırdaş” şarkılar der, kimisi “yoldaş”, inkar edilemeyecek bir gerçek varsa, bu toprakların son 40 küsur yılında Sezen Aksu şarkılarının damgası vardır. Onun albümlerine memleket hali sızar, buraların insanının anılarına da ille bir yerinden bir Sezen şarkısı.

Telden tele gezdiği için tanımlaması biraz güç, onun müziğinin adı “Sezen usulü pop” belki, bu yüzden de salı günü çıkacak yeni albümünün adı ona en uygunu: “Biraz Pop Biraz Sezen”.

Kendisi de “Söylediğim şarkılar, popüler hale geldiler belki ama her zaman bir yönüyle kişisel oldular. Aslında hep iç içe ve biraz ayrı durdu bu iki ifade şekli birbirinden. Bu albüm de galiba bu ayrım ve aynılığın demlendiği bir albüm oldu” diye ifade ediyor durumu.

Daha kapaktan başlıyor içindekinin sinyallerini vermeye: Sinan Tuncay imzalı fotoğrafta bildiğimiz siyah, kısa kahküllü saçı, dik yakalı kazağı, tek sıra incisiyle klasik Sezen Aksu ama gözünün birinde bir pop art dokunuşu. Belli ki içeride bir yandan yüreğimizi dağlayıp bir yandan uçuşan beyaz eteği gibi pamuklara sarıp sarmalayacak, hayatın muzip yanına göz kırpmayı da ihmal etmeyecek.

Bu albümü dinlemek gerçek bir yolculuk gibi

16 şarkı var albümde, hani elini korkak alıştırmamış, “Birazını saklayayım” dememiş, neticede kökü onda. Bir de son albüm “Öptüm”ün üzerinden altı yıl geçince, eteğinde birikenleri dökmüş Sezen Aksu.

Bana gerçek bir yolculuk gibi geldi bu albümü dinlemek, çok tuhaf, hem şarkıların hepsi ayrı renklere sahip hem toplanıp uyumlu bir tablo oluşturmuşlar. Türkiye ne kadar “uyumlu” bir tabloysa onun gibi işte.

“İsyancı”, “Giderken içinde siyah da al da olan naif bir resim çizmiş, gözleri deli deli bakan, isyancı” sevgiliye yazılmış klasik bir Sezen Aksu şarkısı, çarpıcı bir açılış.

Ardından “Baba Evi” geliyor, geçen yıl annesi Şehriban hanımı kaybeden Sezen Aksu’nun İzmir’deki hastane günlerinin hatırasını taşıyan... “Nasıl  doluyum birikmiş yalnızlıklar / Ayın umrunda mı cama vurmuş şavkı / Adamın biri de tutturmuş damar bir şarkı” diyen hayli “damar” bir şarkı.

Sonra “damar damar üstüne binmesin diye” herhalde, “Duydum ki el koynundan çok çabuk sıkılmışsın” diye dalga geçip “İstemem artık geriye dönme / Dönersen bile bu evde sönme” diye meydan okuyan “İhanetten Kalan” geliyor, dinleyende de bir kıpırtı başlıyor. Fakat oynama vaktine daha var, ondan önce yine bir “duydum ki” şarkısı var ki, unutulmaz “Pardon” şarkısının yazarına; Sibel Algan’a ait, tek gitarla söylenmiş ve yine “Pardon” gibi bitmiş aşkın çok bildik bir haline dokunuyor: “Hakkımda Konuşmuşsun”. Hani “aşkın bir savaş olduğu, insanın içinde ölenler olduğu, can havliyle aşkı vurduğu” haller.

Albümün hüzün-neşe dengesi sıralamada çok iyi gözetilmiş, bunu izleyen “Canımsın Sen”, “henüz” mutlu bir aşkın şarkısı. Ama sonları da göze almış, “alıp başını efeler gibi giden” Sezen Aksu tabii bu, diyor ki bu sefer: “Boşuna mı yaprak gibi rüzgarına kapıldım ben / Unutup kendimi bi divaneye takıldım ben / Ayağı eşikten dışarda git gidersen / Bu gönül çoktan razı senden, nasıl istersen.” Pek kıpırtılı bir şarkı, herhalde radyolarda, kulüplerde ilk duyacaklarımızdan biri olacak.

“Biraz Pop Biraz Sezen”de şöyle bir durum var, hani bir şarkı öne çıkar, “Bu patlar; bu çıkar” gibi kararlar verilir ya baştan, burada herkesin favorisi farklı olacak gibi görünüyor. Benimkiler ilk dinleyişte “Ey Benim Çocukluğum” ile “Ben Kedim Yatağım” mesela. Ama sırayla gittiğimiz için önce “Manifesto” var, albümün en zıplayan şarkılarından biri. Şehrazat besteleyip sözlerini İngilizce yazmış, Sezen Aksu üzerine yazdığı Türkçe sözlerle söylüyor. Bu tam bugünlerin şarkısı, “Niye herkes bu kadar ciddi / Okunmamış kitaplar ama ciltli / Asık asık yüzlü insanlar / Ta yüreğine kadar kilitli” diye başlayıp neticede cevabı belli sorulara ağıt yakmak yerine biraz deliliğe vuruyor, “Lol lol hadi bu neyin harbi harbi / Yaşasın hayat budur manifesto” ile ters esen rüzgarlara inat acil yaşamayı öneriyor.

Sonra “Bir heves ateşe yürüyenlerin şarkısı” “Köz” ile “bir türlü iyileşmeyen eski yaralar”a rağmen “kavgadan”, “damarlardan fışkıran hayat”tan vazgeçmeyen “Kördüğüm” geliyor peş peşe. İlkinin sözleri yine Sibel Algan’a ait.

Ardından “Ey Benim Çocukluğum”. Bu şarkının ritmi dinlerken dört nala koşan bir ata binmiş gibi hissettiriyor insanı, hayat gibi, bence nefes kesen bir şarkı. Sözleri de öyle: “ Ne yapsam nereye gitsem olmuyor / Hayattayken araftayım / Bir hatıraya sevdalı / Hem kazanan hem kaybeden taraftayım”.

Bunu izleyen “Ben Kedim Yatağım” büyülü bir şarkı, bestesi Rob Dougan’a ait. Evet, ta kendisi, “Matrix”teki “Clubbed to Death” ile “Matrix Reloaded”daki “Furious Angels”ın da bestecisi. Sekiz yıl önce yaptığı bu şarkı çalışılırken İstanbul’da stüdyoda da bulunmuş. Sözlerine ne denebilir, sadece aktarılabilir: “Nerdesin, sesin nerde / Kirpiğinden düşen hüzün hâlâ yerde / Hepsi boş /Kazanmalar başarmalar / Dilediğim onaylanmalar / Yoksun / Haklıydı diyorum soranlara (...) Hayat bıraktığı yerden / Tüm hızıyla dönerken / Ben onu seyrederken / Çıkar gelir akşam / Ben kedim yatağım / Çok şikayetçiyiz senden.”

Üç zıpır şarkı arka arkaya geliyor

Sanıyorum yine nefes tutturan bu şarkıdan sonra biraz “hafiflemeyi” hak ettiğimiz düşünülmüş olacak ki, peş peşe üç zıpır şarkı geliyor: “Hu Hu”, “Üfle de Söneyim” ve de “Koca Kıçlı”. Özellikle ilk ikisinde üflemeliler ağırlıklı, Balkan esintileri, bir uçuşmalar. “Hu Hu”da “zillerini takan, o dilleri yiyen” bir Sezen var, “Üstüne bir de yeni sevgili yapmış, oldu olası sadece aşka tapmış”. “Üfle de Söneyim” aslında ağlanacak halimize gülen bir şarkı. “Koca Kıçlı” ise sahiden çok komik. Evin yolunu bulamayan, feneri nerede söndürdüğü belirsiz, sokak süpürgesi bir adam ve Türk filmine benzer hayallerini gömdüğü evde canı çok sıkılan mutsuz bir kadın:

“Bense resim yapardım / Ne güzel şarkı söylerdim / Koca kıçlı sinirli bir kadın oldum apansız / Yetmedi bir de çoluğu çocuğu kaynanası görümcesi / Ebesi dedesi atası yedi ceddi bütün sülalesi / Çamaşırı bulaşığı temizliği fazla mesaisi / Oyy ben miydim o anacığının kuzusu birtanesi / Mutsuzum mutsuz / Ev kadını umutsuz / Oynatın beni dizilerde / Lazımsa bir huysuz.”

Sezen Aksu’yla çıkılan bir yolun daha sonu

Bu arada yeterince gülüp eğlendiyseniz finale giden yol karanlık. Önce şahane bir Ara Dinkjian bestesi, daha önce Kalan Müzik’ten çıkan albümde de yer almıştı; “Bütün insanlık günahlarını işlemişim, hâlâ işliyorum” diyen “Benim Karanlık Yanım”. Ardından Onur Özdemir’in Sakin grubu döneminde yazdığı “Kurtlu Kuyu” geliyor, “Günaydın Memur Bey” adıyla yer alıyor albümde. Tokat gibi bir şarkı. Ve finalde “Göç” var. Görmüş geçirmiş rayların, limanların, istasyonların dili olmadığı için anlatamadıklarına tercüman olan. Feriköy Surp Vartanants Ermeni Kilisesi Korosu ile şahlanan, dokunaklı bir final. Sezen Aksu’nun dinleyiciyi elinden tutup çıkardığı bir yolun daha sonu.

Salı günü çıkıyor

Sezen Aksu’nun yol arkadaşlarının hepsini saymak mümkün değil, usta müzisyenlerin çaldığı şarkılarda düzenleme ve kompozisyonlar Erdem Yörük, Okay Barış, Erdem Sökmen, Ozan Bayraşa, Volga Tamöz, Aytuğ Yargıç, The Secret Trio imzalarını taşıyor.

Albüm SN Müzik etiketiyle, DMC tarafından salı günü dağıtılıyor. Gerisi gene hem hep popüler hem çok kişisel bir macera, acılara inat yaşamı kutsayan, manifestosunu buradan yazan... Biraz pop, biraz Sezen, biraz kül, biraz duman...  

http://www.milliyet.com.tr/sezen-aksu-nun-manifestosu-magazin-2378902/

Türkiye'de haftada 1 saatlik klasik müziğe bile tahammül yok!

Kamu yayıncılığı böyle olmamalı

Herkes çoğunluğun dinlediği müziğe mi mahkum? Kamu hizmeti veren bir kurum her zevkten vatandaşına hizmet etmek durumunda değil mi?

Yıl 2011. O dönemin TRT Genel Müdürü, RTÜK tarafından yaptırılan bir araştırmayla caz ve klasik müzik yayınlarının dinlenmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle bu türde yayın yapan Radyo 3’ün 80 adet vericisinin başka radyo kanallarına dönüştürüldüğünü açıklamıştı.

TRT’nin temel aldığı, 1-15 Aralık 2009 arasında yayımlanan “Radyo Dinleme Eğilimleri-2” başlıklı araştırmaya göre nüfusun yüzde 96.2’si caz müziğini, yüzde 92.3’ü klasik müziği, yüzde 82.2’si yabancı rock müziğini dinlemiyordu.

Azınlık kaç kişi?

TRT işte bu araştırmaya dayanarak 2009-2011 arasında yaklaşık 80 adet Radyo 3 vericisini yeni açılan TRT-Türkü, TRT-Nağme, TRT-Radyo Haber ve Kürtçe yayın yapan TRT Radyo-6 kanallarını yayınlayacak şekilde tanzim etti. (Kaynak, Milliyet, 11 Kasım 2011).

Yani TRT bu araştırmaya bakıp inceledikten sonra kim ne dinliyor değil, kim ne dinlemiyor ona bakmış, sayıca daha az insan tarafından dinleniyorsa hiç dinlenmesin diye düşünmüştü.

Sayıca azınlıktaysak eğer, istediğimiz müziği de dinleyemiyoruz. Ya çoğunluğun müziğini dinleyeceğiz ya da dinlemeyeceğiz.

Özel sektörde dijital platformlar var, internet var. Burada isteyen istediğini dinliyor. Fiilen durum bu. Ama eğer bir kamu hizmetinden söz ediyorsak bu imkanları olmayan kişiler, internete girmeden de sevdikleri müzikleri dinlemeliler.

TRT’nin açıklamalarıyla ortaya çıkan kamu yayıncılığı anlayışı sorunlu. Üstelik “azınlık” bakın kaç kişi, onu da burada anlamaya çalışalım. Ben bu köşede 19 Kasım 2011 tarihinde TRT’nin yapmadığını yapmayı deneyip, verilere tersten bakmayı önermiştim. Yani kim ne dinlemiyor değil, kim ne dinliyor ona bakalım mı?

“Dinlenmeyen müziklerden cazı nüfusun yüzde 5.8’i dinliyor. 4 milyon 224 bin 565 kişi eder. Klasik Batı müziği dinleyenlerin oranı yüzde 7.7; 5 milyon 608 bin 474 kişi.

Nüfusun yüzde 18.8’i yabancı rock dinliyor. 13 milyon 693 bin 419 kişi...”

Yani TRT bu kadar milyon insanı hiçe saydı o gün. Bugün altı yıl sonra durum daha da vahim. Artık bir tane programa dahi yer yok ki TRT’nin “Vivace” adlı klasik müzik programı geçen hafta yayından kalktı.

Yazık oluyor

“Çoğunluk değilsen sana hizmet etmiyoruz. Herkes aynı müziği dinleyecek ve herkes bizim dinlediğimiz müziği dinleyecek” anlamında bir tasarruftur.

20 yıl önce bir kültür bakanı “Toplumun geniş kesimleri Kırkpınar güreşlerini seviyor. Opera ve bale için aynı şeyi söylemek mümkün değil” demişti.

O zamandan beri adım adım işte bu noktaya gelindi. Perşembe sabahları bir buçuk saat süren bir klasik müzik programına bile tahammül yok artık

Ülkemize, çok sesliliğimize, çok renkliliğimize, yılların kültürel birikimine, iyi yetişmiş pırıl pırıl insanlara çok yazık oluyor.

Mehmet Tez

http://www.milliyet.com.tr/kamu-yayinciligi-boyle-olmamali/mehmet-tez/pazar/yazardetay/15.01.2017/2378593/default.htm

Siz uğraşın durun: 16 yaşındaki Aleyna Tilki annesine ev aldı

16 yaşındaki şarkıcı Aleyna Tilki kazandığı parayla Pendik'ten annesine ev aldı. 

‘Cevapsız Çınlama’ şarkısıyla 2016’da Türkiye’nin gündemine oturan 16 yaşındaki Aleyna Tilki ailesinin de yüzünü güldürdü. 5 ay içinde kazandığı paralarla anne ve babası Havva-Mehmet Tilki’ye, İstanbul Pendik’te deniz manzaralı bir rezidanstan daire aldı.

 Banka kredisi kullanan Tilki Ailesi 750 bin liraya ev sahibi oldu. Aleyna tapunun annesinin üzerine yapılmasını istedi.

İŞTE SAHNE FİYATI

Türkiye'de içkili yerlerde sahneye çıkması yasaklanan Aleyna Tilki sadece halk konseri verebiliyor. Organizasyonun büyüklüğüne göre 20-30 bin TL arasında kazanıyor. Buna karşı Avrupa’daki bazı gece kulüplerinde sahneye çıkıp 45 bin TL’ye program yapıyor. Aleyna en son yılbaşı gecesi Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de konser verdi. Bir saatte 50 bin TL aldı. (Posta)

http://www.hurriyet.com.tr/aleyna-tilki-ev-aldi-annesine-verdi-40336329

Dr. Mehmet öz'ün kızı: Birkaç saatliğine dostlarımla takılıyorum, üstüne para veriyorlar!


Meşgul bir kadın: İki küçük çocuk annesi. Sürekli araştırıyor, sağlıklı yaşam ve beslenme üzerine panellere katılıyor, konuşmalar yapıyor. Bir televizyon şovu var. Sürekli kitap yazıyor ve şu sıra son kitabının tanıtım turnesinde... “O gün olur, bugün olmaz, şurada mı, bu saate mi çeksek... New York’ta bir araya gelebilmek için o kadar çok mail’leşiyoruz ki daha tanışmadan 40 yıllık ahbap gibiyiz. Columbus Meydanı’nın o kalabalığı arasında onu şak diye babası Mehmet Öz’den kalma, kızı Philo’ya miras, Çerkes mavisi gözlerinden tanıyorum. “Fotoğraflarındakinden daha da güzelmişsin” diyorum; kahkaha atıyor, sarılıyoruz. Türk gibi bir kucaklaşma bu: Karşılıklı sırt ‘pat pat’layarak…

Savaş ÖZBEY

http://www.hurriyet.com.tr/birkac-saatligine-dostlarimla-takiliyorum-ustune-para-veriyorlar-40335904

14 Ocak 2017 Cumartesi

Burçin Bildik... 'KIRILMA NOKTAM EŞCİNSEL ROLÜ!'

Emre Saygı’nın Youtube’den canlı yayınlanan interaktif Talk Show programı ‘Hadi Be’nin konuğu başarılı oyuncu Burçin Bildik oldu.

Son olarak ‘Sen Sağ Ben Selamet’ sinema filmiyle yeniden seyirciyle buluşan Burçin Bildik, samimi açıklamalarda bulundu.

Yanma Tehlikesi Atlattım

Bir önceki sinema filmi ‘Sağ Salim’ çekimlerinde yanma tehlikesi atlattığını belirten Burçin Bildik “Sen Sağ Ben Selamet’ filminde değil ama bundan önceki filmim olan ‘Sağ Salim’de yanma tehlikesi atlattım. Tamamen görünmez bir kaza. O kadar  güvenlik önlemi aldık ama az kasın yanıyordum” dedi .

Tabak Kırarken Çok Yaralandım

Oyunculuktan önce Greek dans showları yaptığını ve şovlarda kırılan tabaklardan dolayı çok kez yaralandığını söyleyen Burçin Bildik “ Greek dans show yaparken kırılan tabaklardan çok yaralandım.

Normalde o sahnede kırılan tabaklar yemek tabağından farklı ama müşteri gaza gelip önündeki tabağı kırdığı için çok yaralandım” dedi.

Kırılma Noktam Eşcinsel Rolü

Hayatındaki kırılma noktası olarak oyunculuk istemediği bir dönemde tiyatrocu bir arkadaşının kendisini ajansa yazdırdığını söyleyen Burçin Bildik “ Arkadaşımın yazdırdığı ajansa gittiğimde bana eşcinsel rolü yapar mısınız? dediler ve yaptığım rol sonrası Hulusi Derici beni gördü ve ondan sonra bazı olaylar gerçekleşti ve bu şimdi noktadayım” dedi.

  İrem Derici Hiç Değişmedi

Babasıyla yakın dost olduğu için İrem Derici’yi de iyi tanıdığını söyleyen ünlü oyuncu Burçin Bildik “ Hayatımda gördüğüm değişmeyen nadir insanlardan birisidir İrem Derici.

Bazen insanlar İrem’in hareketleri için yalan diyorlar ama İrem kesinlikle değişmedi ve yalan yoktur hareketlerinde” diye konuştu.

http://www.magazinkolik.com/burcin-bildik-kirilma-noktam-escinsel-rolu-51996h.htm

Kan vermek için bir yıl kimseyle sevişmeyen eşcinsel

Bir yıl kimseyle sevişmedi ve kazandı

Eşcinsel Jay Franzone, LGBT bireyler üzerindeki kan bağışı politikasını eleştirmek için bir yıldır hiç seks yapmayarak kan bağışı verme hakkını kullandı.

ABD’li 21 yaşındaki eşcinsel Jay Franzone, ülke Sağlık Bakanlığı’nın LGBT bireyler üzerindeki kan bağışı politikasını eleştirmek için bir yıldır hiç seks yapmayarak kan bağışı verme hakkını kullandı.

Gzone’nin haberine göre, ABD Sağlık Bakanlığı’nın 2015 yılında eşcinsel bireyler üzerindeki kan bağışı yasağını hafifleterek, eşcinsel bireylerin 12 ay boyunca seks yapmama şartıyla kan verebilecekleri bir hale getirmesini eleştirmek isteyen Jay Franzone, bir yıllık seks orucu sonucunda kan bağışında bulundu. 21 yaşındaki açık eşcinsel Üniversite öğrencisi Faranzone, bir eşcinsel olarak topluma faydalı olmak istediğini, kan bağışlayabilmek istediğini ve bunun için bir yıl boyunca seks yapmayı bırakmak zorunda kalmasını bir ayrımcılık olduğunu söyledi.

21 yaşındaki Üniversite öğrencisi, bir yıl boyunca hiç kimseyle cinsel hiç bir temasta bulunmadığını, ancak hetersoseksüel arkadaşlarının korunma kaygısı olmadan diledikleri kadar seks yaparak, kendisinin 1 yıllık oruç sonucunda eriştiği hakka sahip olmalarını haksızlık olarak nitelendirdi. Halen LGBT bireylere ülkesinde fazlasıyla ayrımcılık uygulandığına dikkat çeken Franzone, bu yapının bir an önce değişmesini istediğini söyledi.

ABD’de 1992 yılında HIV/AIDS krizi esnasında LGBT bireylerin kan bağışında bulunmaları yasaklanmış, 2015 yılında ise bu yasak LGBT bireylerin bir yıllık korunmalı ya da korunmasız farketmeksizin seks orucu şartıyla kan verebilmeleri doğrultusunda hafifletilmiştir.

http://odatv.com/bir-yil-kimseyle-sevismedi-ve-kazandi-1401171200.html

Jaap Strijker by Il Retallack


Justine Bieber poposunu gene gözler önüne serdi!




Aleyna Tilki ve ailesine sorgu

Savcılık, 16 yaşındaki şarkıcı Aleyna Tilki’nin ailesinin, küçük kızlarının bakım ve yükümlülüğünü yerine getirmediği ihbarı üzerine harekete geçti.

Sabah Gazetesi'nden Dilek Yaman'ın haberine göre, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne geçtiğimiz günlerde Aleyna Tilki'nin ailesi tarafından bakıma muhtaç yaşta çalıştırılarak istismar edildiği ihbarı yapıldı. Kimliği belirsiz kişi, 16 yaşındaki Tilki'nin hem cinsel istismara maruz bırakıldığı, hem de alkol gibi zararlı maddelerin kullanıldığı ortamlarda bulundurularak kişisel gelişiminin zarar görmesine neden olunduğunu iddia etti.

SAVCI KARŞISINA ÇIKTI

İhbar üzerine olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Adliyesi'ne gelen Tilki ve ailesinin 1 saat boyunca soruşturma kapsamında ifadesine başvuruldu.

16 yaşındaki ortaöğretim öğrencisi Aleyna Tilki'nin, suça sürüklenen çocuk sıfatıyla ifadesi alındı. İhbarda iddia edildiği gibi ailesinin kendisi üzerinden herhangi bir şekilde para kazanmadığını ileri süren Tilki, kendisinin hem okulu hem de sanat hayatını birlikte yürüttüğünü, konserler vererek yeteneğini ortaya koyduğunu beyan etti.

'SELENA GOMEZ GİBİ OLABİLİRİM'

Selena Gomez gibi dünyaca ünlü yıldızların da kendi yaşlarında çok büyük bir üne kavuşarak kendisine örnek olduğunu kaydeden Tilki, ailesinin dışında herhangi bir işe imza atmadığını, alkollü mekânlarda sahne almadığını anlattı. Çocuğun bakım ve yükümlülüğünü ihlal suçundan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifade veren anne-baba ise kızlarının eğitimine çok büyük önem verdiklerini asla kızlarını istismar etmediklerini kaydetti. Soruşturma sürüyor.

http://www.hurriyet.com.tr/aleyna-tilki-ve-ailesine-sorgu-40335774