19 Ağustos 2017 Cumartesi

Erol Evgin: Hiç kahveye gidip erkek erkeğe oturmadım



Kadınların olmadığı ortamlara girmezmişsiniz...

-Evet. Mesela hiç kahveye gidip erkek erkeğe oturmadım. Kadınlarla erkeklerin bir arada oldukları toplantıları severim. Kadınlara çok inanıp güvenirim. Türkiye’nin de kadınlar sayesinde önemli mesafe kat edeceğine inanıyorum.

Hiç tarzınızda, şarkılarınızda cinselliği önplana çıkarmadınız...

- Bende seksapel var ama göstermiyorum (gülüyor). Cinsellik bana hiçbir zaman uzak olmadı. Her zaman sevdiğim bir şeydi. Hayatın önemli bir öğesi. Ama kadınların kalçalarını, göğüslerini, erkeklerin kaslarını gözümüze sokmalarından hiç hoşlanmadım. Cinsellik başka bir şey; bir bakışta, bir sözcükte, dokunuşta olabilir.

http://www.hurriyet.com.tr/cinsellik-bir-bakista-bir-sozcukte-bir-dokunusta-olabilir-40554126

Hakan Gence - Hürriyet

Aydın: Hiçbir zaman kadın olmak istemedim!

"Çika Çika" şarkısıyla gündeme gelen şarkıcı Aydın, "Geçmişimden utanmıyorum, yaşadıklarım benim kararımdı. Ama evladıma onun seçimi olmadan, böyle bir hayatı bırakamam. Çünkü herkesin oturup alkışlayacağı değil, radikal ve sıra dışı bir hayat yaşadım. Belime kadar saçlarım, makyajım, pırıltılı elbiselerimle..." diyor.


* Peki cinsellik...
- Ne meraklısın böyle şeylere! Seninle yaptığımız son röportajda gerçeklerin içine biraz espriler katarak dört duvar arasını anlattım. İnsanlar alışık olmadığı için kızdı. Beni melek gibi yaşıyorum falan mı sanıyorlardı bilmiyorum.
Ama öyle bir dünya yok yani! Hepimizin hayatı var.

* Kadın-erkek ayrımınız var mıydı?
- O zevklerimi kendi içimde, dört duvar arasında yaşadım, bitirdim, kapıma kilidi vurdum. Şimdi evime bir kamera koy, hiçbir şey yaşamadığımı görürsün. Ama geçmişte evime o kamerayı koysaydınız, emin ol şimdi yoktum! Dayak üstüne dayak yerdim. Şimdi hayatımı seksüel açıdan her şeye kapattım. O kadar çok doyuma ulaşmışım ki. Bitti! Hayatımdan ‘seks’ kelimesi kalktı. İstediğim tek şey var, o da huzur. Artık o gözle kimseye bakamıyorum. Garip bir duygu ama böyle. Ben içimdeki sert erkeği keşfettim.

KADIN OLMAYI HiÇ iSTEMEDiM

* Karagümrüklü bir ailenin çocuğusunuz. Bu kadar feminen olmanız aileniz için sorun
olmadı mı?
- Bir evin bir oğluydum. Babam Karagümrük’ün çok sevilen bir esnafıydı. Şarkıcı olmamı hiç istemedi. Bugüne kadar da beni bir kere bile seyretmedi.

* Hiç konuştu mu bu konuları sizinle?
- Hayır. Hayatı boyunca bir şarkımı bile dinlemiş olduğunu sanmıyorum. Tek lafı ölmeden önce; “Bize torun yerine kedileri sevdirdin” oldu ve gitti. Yapabilecek bir şey yoktu. Bu da bir alın yazısıydı. “Evde kalmak” diye bir şey var. Ben de evde kalmanın benim için doğru olacağını düşündüm.

* Neden? Evleneceğiniz kadını kandırmak mı istemediniz?
- Yapamazdım, aynen öyle. Çocuk istiyorum. Ama geçmişimdeki Aydın’a bir çocuk bırakabilecek kadar kendimi güçlü hissetmiyorum. Ben geçmişimdeki Aydın’a bir çocuk bırakamazdım.

* Utanıyor musunuz geçmişinizden?
- Hayır, yaşadıklarım benim kararımdı. Ama evladıma onun seçimi olmadan, böyle bir hayatı bırakamam. Çünkü herkesin oturup alkışlayacağı değil, radikal ve sıra dışı bir hayat yaşadım. Belime kadar saçlarım, makyajım, pırıltılı elbiselerimle...

* Hiç kadın olmak istemediniz mi?
- Hayır, hiçbir zaman. Benim hep feminen bir yapım vardı. Göçmenim, hep akça pakçaydım. Hiç kılım tüyüm olmadı. Kılım olsun diye dua ederdim. Jilet vururdum ki kılım çıksın. Bu yüzden bunalıma girdiğim zamanlar bile oldu.

Hakan Gence - Hürriyet


http://www.hurriyet.com.tr/simdi-intikam-vakti-40554479

Gay bir babayla oğulun hikayesi

Babayla Oğul Arasındaki Sevgi Cinsiyet Tanımaz

Grupo Gay de Bahia, bir baba-oğul hikayesi üzerinden sevginin cinsiyeti olmadığını anlatıyor.

13 Ağustos Brezilya'da Babalar Günü olarak kutlanıyor. Bu gün için LGBT hakları grubu Grupo Gay de Bahia'dan sürpriz bir kutlama filmi geldi. Bir baba-oğulun sıcak hikayesini konu alan film, sevgi söz konusuysa etiketlerin anlamsızlığı üzerine.

Reklam ajansı Propeg tarafından yaratılan 2 dakikalık fim Cézar Sant'Anna'nın gerçek öyküsünü anlatıyor. Küçük bir çocuğun sesinin dış ses olarak babasını anlattığı filmde, baba-oğulun günlük yaşamından kesitler izliyoruz. Koşuyorlar, oynuyorlar, geziyorlar, beraber yemek yapıyorlar, lunaparka gidiyorlar, bisiklete biniyorlar, piyano çalıyorlar. O sırada çocuk babasının ne kadar güçlü, ne kadar komik, ne kadar şefkatli olduğunu anlatıyor. Büyüyünce onun gibi olmak istediğini, ona çok şey öğrettiğini söylüyor. Buraya kadarı birbirini seven, sıradan bir baba-oğulun yaşamı; tatlı, sıcacık anlar.

Cyndi Lauper'ın "True Colors" şarkısı eşliğinde ilerleyen film, çocuğun "En sevdiğim yanın ne biliyor musun Baba?" diye sormasından sonra bir sürpriz içeriyor. Kendi sorusunu "Senin karnından geldiğimi bilmek!" diye yanıtlıyor çünkü çocuk. Bu noktada hikayenin alışıldık baba-oğul hikayelerinden daha fazlasını içerdiğini anlıyoruz. Çünkü Cezar aslında Beatriz olarak dünyaya gelmiş, oğlunun doğrumundan sonra da erkekliğe geçiş yapmış. Dolayısıyla bu Cezar'ın bir baba olarak oğluyla kutladığı ilk Babalar Günü. Baba-oğulun hikayesi gerçek demiştik, oynayanlar da oyuncu değil, ta kendileri.
Geçtiğimiz aylarda benzer bir anne-kız hikayesi de Hindistan'dan gelmişti. Bu film de onun gibi "Sevginin cinsiyeti yoktur." mesajını veriyor ve etiketlerin, yargıların sevgi, aile, dostluk gibi kavramlar karşısında ne kadar boş olduğunu vurguluyor.

http://bigumigu.com/haber/babayla-ogul-arasindaki-sevgi-cinsiyet-tanimaz/

Genç eşcinsele homofobik saldırı

İngiltere'de nefret suçu olduğundan şüphelenilen bir saldırıda, arkadaş edinmek için bölgedeki pub'a giden eşcinsel adam feci şekilde darp edildi.


İngiltere’de nefret suçu olduğundan şüphelenilen bir saldırıda, arkadaş edinmek için dışarı çıkan eşcinsel adam feci şekilde darp edildi. 25 Yaşındaki Carl Johnson, geçtiğimiz haftalarda yeni bir işe girmesi üzerine Greater Manchester’in Rochdale şehrine taşınmıştı. Cumartesi gecesi dışarı çıkan ve Rochdale’deki bir barda bir grup kişi ile sohbet eden Johnson, Pazar günü sabah erken saatlerde evine dönerken içerisinde üç adam ve bir kadın bulunan bir grup tarafından şiddetli şekilde saldırıya uğradı.

Doktorlar, Johnson’ın kafatasının çatlaması üzerine beyin kanaması geçirdiğini ve ölmediği için şanslı olduğunu belirtti. Johnson’ın Kardeşi Mark, saldırının nefret suçu olduğuna inanıyor ve kardeşinin hareketlerinin ve konuşma şeklinin, kendisinin eşcinsel olduğunu açıkça belli ettiğini söyledi. Johnson’ın şu an hastanede tedavi gördüğü, bilincinin kapalı olduğu ve iyileşmesinin yaklaşık olarak altı ay süreceği bildirildi.Johnson’ın ailesi öfkeli olduklarını ve polisin en kısa sürede zanlıları yakalamasını umduklarını söyledi.

Çeviri: voiceoftheisland.com – Vedat Yıldırım

Kaynak: INDEPENDENT

https://voiceoftheisland.com/ingilterede-genc-escinsele-homofobik-saldiri-46214.html

18 Ağustos 2017 Cuma

August Update Aronik Swimwear


Osmanlı'da yarı resmî olarak seks işçiliği yapan erkekler

İstanbul'da Queer Alanların Dilsel Yapısı ve Tarihî Gelişimi
Araştırmalarında eşcinsel erkek ve trans kadın seks işçilerinin jargonunu inceleyen Nicholas Kontovas, Osmanlı'nın klasik döneminde yazılmış muhtelif ḥammāmnāme ve dellāknāme metinlerindeki Arapça ve Farsça kelimeleri, bugün Lubunca olarak bilinen kuir jargonundan Romanca kökenli unsurlarla kıyaslar.
Tanzimat reformlarıyla İstanbul yönetiminin eşcinselliğe bakışının gitgide muhafazakârlaştığını belirten Kontovas'a göre, hamamlarda yarı resmî olarak seks işçiliği yapan erkekler bu dönemden itibaren sokaklarda çalışmak zorunda kalmıştır. Benzer şekilde, Osmanlı'nın son dönemleri ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında gayrimüslim kadın seks işçileri de, devletin getirdiği kısıtlamalara tepki olarak gayriresmî genelevlerde çalışmayı tercih eder.
Kontovas, ancak 1990'larda görünürlük kazanan Lubunca'ya odaklı konuşmasında, jargonun etnik dilsel azınlıklara bağlı gelişimini eşcinsel erkek, gayrimüslim kadın ve trans kadın seks işçilerinin ilişkileri bağlamında tarihî ve toplumsal bir yaklaşımla irdeleyecek.

https://www.haberler.com/istanbul-da-queer-alanlarin-dilsel-yapisi-ve-9939923-haberi/

İngiltere'nin dinlerarası ilk lezbiyen evliliği

İngiltere, Hinduizm ve Musevilik dinlerine mensup iki lezbiyen bireyin evliliğine sahip oldu.

Bu olay ayrıca İngiltere'de gerçekleşen ilk dinlerarası lezbiyen evlilik.

İngiltere'nin dinlerarası ilk lezbiyen evliliği

20 yıl önce bir eğitim kursunda tanışan Kalavati Mistry ve Miriam Jefferson geçtiğimiz Cumartesi günü ilişkilerini evlilikle taçlandırdı.

İki gelin geleneksel kırmızı ve beyaz renkli gelinlikler giydi.

Kalavati lezbiyen bir birey olduğunu çok uzun yıllar ailesinden ve yakın çevresinden gizledi.

Kalavati lezbiyen bir birey olduğunu ancak geçtiğimiz yıllarda ailesi ile paylaşabildi.

Kalavati ailesinin de onayını alarak sevgilisi Miriam ile dünya evine girmek için Hindu rahip aramya koyuldu.

Mutlu çift geçtiğimiz hafta sonu geleneksel Hint töreni ile hayatlarını birleştirdi.

Her ikisi de dinlerarası bir organizasyon için çalışan sırılsıklam aşık çift düğün sonrası Miriam'in memleketi olan ABD'nin Teksas eyaletine doğru yola koyuldu.

Çift bundan böyle hayatlarını Teksas'ta sürdürecek.

Oldukça geleneksel bir İngiliz aile ortamında doğup büyüyen Leicesterlı 48 yaşındaki Kalavati Miriam ile 26 yaşındayken ABD'de farklılıklar üzerine bir çalışma yürüttüğü sırada tanıştığını söylüyor.

Kalavati'nin ailesinin samimi bir şekilde sahiplendiği Miriam, Asyalı bir lezbiyen birey olarak hayat koşullarının kendisi için oldukça zor olduğunu, çok küçük yaşlardan bu yana lezbiyen bir birey olduğunun farkında olduğunu ve ailesine ve yakın arkadaşlarına bu durumu söylemenin çok daha zor olduğunu çünkü bunun bir nevi geleneklere karşı gelemk olduğunu belirtiyor.

Miriam lezbiyen bir birey olduğunu ailesi ve yakın arkadaş çevresine birkaç yıl kadar önce söyleyebildi.

Kaygılarının aksine ailesi ve yakın çevresi Miriam'e kucak açtı.

Artık hem Hindu hem de Musevi dininin gerekliliklerini yerine getiren Miriam dini ne olursa olsun her eşcinsel bireyin aşkı bulması gerektiğine inanıyor.

Çiftin ilk düğünü geçtiğimiz Şubat ayında ABD'nin Teksas eyaletine bağlı San Antonio'da Yahudi geleneklerine uygun olarak gerçekleştirildi.

Hindu geleneklerine uygun olan düğün ise geçtiğimiz Cumartesi günü İngiltere'de düzenlendi.

Gelenek ve göreneklerin ikisi için de çok önemli olduğunu vurgulayan çift bazı insanların eşcinsel evlilik yapmanın ve sürdürmenin zor olduğunu düşündüğünü fakat bunun çok yanlış bir düşünce biçimi olduğunu üzerine basa basa söylüyor.

Çiftimize bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz :)

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc

http://www.milliyet.com.tr/ingiltere-nin-dinlerarasi-ilk-lezbiyen-evliligi-mola-4438/?Sayfa=4

İki erkek çocuğuna porno film izlettiren kaportacı...

İki erkek çocuğu istismar iddiasıyla gözaltına alındı

Denizli’de iki erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen oto kaporta ustası 50 yaşındaki C.T. , çocukların ailelerinin şikayeti üzerine yakalanarak gözaltına alındı.

Olay, 12 yaşındaki C.P.’nin annesine istismara uğradığını söylemesiyle ortaya çıktı. C.P.’nin, 3. Sanayi Sitesi’nde oto kaportacılık yapan C.T.’nin, kendisine ve aynı yaştaki arkadaşı B.G.’ye Pelitlibağ Mahallesi’ndeki evinde cinsel istismarda bulunduğunu söylemesi üzerine olay polise yansıdı.

C.P.’nin annesi, polise giderek şikayetçi oldu. Olaya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi müdahale etti. B.G.’nin annesi de şikayetçi oldu. İki çocuğun da ifadeleri psikolog gözetiminde alındı.

Denizli Emniyet Müdürlüğü ekipleri, C.T.’yi yakalayarak gözaltına aldı. C.T.’nin evinde çocuklara cinsel istismarda bulunurken çekilen cep telefonu görüntüleri de bulundu. C.T.’nin sık sık işyerine gelen iki çocuğa porno film de izlettiği öğrenildi. C.T. ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk edildi.

http://www.gazetevatan.com/iki-erkek-cocugu-istismar-iddiasiyla-gozaltina-alindi-1094351-yasam/

17 Ağustos 2017 Perşembe

Bekçilerin dönüşü muhteşem oldu

Edebiyatımızın aklıma ilk anda gelen iki ünlü bekçisi var: Biri Murtaza, biri Zülfikar. Takdir edersiniz ki ikisinin de imajları hoş değil. Orhan Kemal’in Murtaza’sı kraldan çok kralcı, kendi kızının ölümüne neden olacak kadar işgüzar, katı bir vazife adamı.

Haldun Taner’in “Ayışığında Çalışkur”undaki Zülfikar, kendisi gizli gizli kapıcının karısının evine girip çıkarken parkta gördüğü iki sevgiliyi ‘uygunsuz’ bulup karakola götüren bir ikiyüzlü ahlak bekçisi. İkisi de elindeki gücü hazmedemeyip kötüye kullanıyor, ikisinin de zulmü en çok kadınlara işliyor. Bekçilik müessesesi tarihe karışmışken de ibretle hatta gülerek okunuyorlar.

Şimdi bu görsel olarak da kafamızda Kemal Sunal, Müşfik Kenter, Müjdat Gezen gibi yüzlerle özdeşleşen ‘nostaljik’ karakter geri dönmüş durumda.

Gün itibarıyla, 386 adet bekçi, ‘Gece Kartalları’ afili ismiyle İstanbul’un mahallelerinde - sokaklarında yerlerini almış bulunuyorlar. Bunlar, 8 Şubat’tan itibaren İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne müracaat eden 8.320 kişi arasından seçilmiş, dolayısıyla taş çatlasa dört beş aylık bir eğitimle göreve getirilmiş durumdalar. Özel harekât polislerinden silah kullanmayı öğrenmiş, polislerle aynı yetkilerle donatılmış durumdalar. 30 yaşın altındalar, lise mezunular ve üzerlerinde silah, cop, biber gazı ve kelepçe taşıyacaklar. İlk etapta ‘görev yerlerine alışana kadar’ polis eşliğinde göreve çıkacak, her mahallede iki kişi olacak şekilde nöbet tutacaklar. Sonrasında sokaklar onlara emanet.

Daha fazla ‘güvenliğin’ kimseye zararı yok elbette, gönül ister ki bütün hırsızlıklar, uğursuzluklar, tacizler, saldırılar nostaljik bir bekçi düdüğüyle tarihe karışsın, biz de sokakta huzur içinde yürüyelim.

Ama nedense şimdi, tam da ortalık kadınlar için iyice tekinsiz hale gelmişken, alelade bir park özel güvenlik görevlisinden sokaktaki her an tahrik olmaya hazır sıradan vatandaşa kadar, önüne gelen kılık - kıyafet, duruş - oturuş polisliğine soyunmuşken, 32 yıllık kurumun şahlanarak ve silahlanarak geri dönüşü endişe yaratıyor insanda. Çok temel bir soru var ortada: Kim korunacak, kimden korunacak?

Bu kartal arkadaşlar bizim; kadınların ya da hayatları halihazırda zor olan LGBTİ bireylerin, istediğimiz saatte, istediğimiz kılık kıyafetle sokaktan güven içinde geçebilmemizi mi sağlayacaklar, yoksa mahallenin kendileri gibi olmayana aba altından sopa gösteren delikanlılarının resmi sesi mi olacaklar?

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan bekçileri göreve uğurlarken “İyi niyetli olun, halk için burdasınız, vatandaşa amca, dayı demeyin, hanımefendi, beyefendi diye hitap edin” gibi faydalı öğütler vermiş. Ama “Silahınızı kullanmakta tereddüt etmeyin” talimatını da vermiş yanı sıra.

Bu ister istemez korkutuyor insanı. Güç, hem de böyle yeri geldiğinde ‘tereddüt etmeden’ silah kullanma gücü; en büyüğü 30 yaşında delikanlıların elinde neye dönüşecek? Tacize uğrayan kadınlar polisten “Bu kıyafetle az bile yapmışlar” lafını işitirken, sokaklardaki silahlı bekçilere güvenebilecek miyiz? Yoksa keyfi uygulamalarıyla mizah metinlerine, filmlerine konu olan Murtaza’ları, Zülfikar’ları mumla arar hale mi geleceğiz? Üstelik onların bir tek copları vardı.

Asu Maro - Milliyet

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/asu-maro/bekcilerin-donusu-muhtesem-oldu-2503427/

ABD'de eşcinsel nefreti: 'İsa'yı sevmiyorsun, sana bahşiş yok'

ABD'de gökkuşağı dövmesi olan bir garson "İsa'yı sevmediği" gerekçesiyle bahşiş alamadı.

ABD'de hizmet sektöründeki düşük maaşları telafi etmenin bir yolu, alınan bahşişlerden geçiyor.

Ancak Ilionis'te bir garson, hesap ödeyen müşterinin fişe yazdıkları nedeniyle bir şaşkınlık yaşadı.

Gökkuşağı dövmesi taşıyan garson Samantha Heaton fişin üzerinde şunların yazdığını gördü: "İsa'yı sevmeyen birine bahşiş veremem, kötü dövme!"

"Sorsalardı dövmenin anlamını açıklardım, incinmiş hissetmenin önüne geçemiyorum" diyen Heaton, daha önce böyle bir şey yaşamadığını söyledi.

Heaton'ın dövmesini sosyal medya hesabında paylaşan arkadaşı Joelle Nicole Maish; "Eşcinsel olmak, dindar insanların size hakaret edebileceği anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.

Öte yandan AB'li gericilerin de imlasının bozuk olduğu, fişe yanlış yazdıkları "dövme" kelimesinde kendini gösterdi.

Maish sosyal medya mesajında "Bu arada, dövmeyi yanlış yazmışsınız" dedi.

http://haber.sol.org.tr/dunya/abdde-escinsel-nefreti-isayi-sevmiyorsun-sana-bahsis-yok-206343

Anayasa Mahkemesi: LGBT vakıfları kamuya yararlıdır!

Güney Kore Anayasa Mahkemesi bir LGBT vakfının kamuya yaralı vakıf olarak kaydedilmesini emretti.


Güney Kore Anayasa Mahkemesi, vakıf yöneticilerinin çeşitli hükümet kurumlarında üç yıldan bu yana maruz kaldıkları ayrımcılığa son vererek, hükûmete, bir lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel (LGBT) hakları vakfını kamuya yararlı vakıf olarak kayıt altına almayı emretti. Human Rights Watch’a göre karar, Güney Kore’nin tüm vatandaşlarının örgütlenme özgürlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünü ortaya koymuş oldu.

Anayasa Gündemi sitesinde yer alan habere göre Human Rights Watch LGBT hakları programı başkanı Graeme Reid, “Güney Kore Anayasa Mahkemesi Gökkuşağının Ötesi Vakfı’nın Adalet Bakanlığı’nda kaydedilme hakkını kabul etti” şeklinde konuştu. Reid bu kararın, tüm Güney Korelilerin temel hakları için bir zafer olduğunu vurgulayarak verien hükmüm ve LGBT toplumunun örgütlenme ve mücadele etme yeteneği için de güç kaynağı olduğunu ifade etti.

Vakıf, Güney Kore’deki LGBT hakları hareketini desteklemek için kaynak topluyor. LGBT bireylere karşı gerçekleşen ayrımcılık vakalarını derliyor, mağdurların haklarını savunuyor ve LGBT bireyler ve aileleri için daha güvenli sivil alanlar yaratmayı amaçlıyor. Vakfın resmen kaydedilmesinin reddi grubun vergiden düşülebilen bağış almasını ve hukukla tam uyumlu çalışmalar yapmasını engellemişti.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/dunya/anayasa-mahkemesi-lgbt-vakiflari-kamuya-yararlidir-h43043.html

15 Ağustos 2017 Salı

Pop Kraliçe İzel

İzel'in Instagram'la imtihanı devam ediyor... 90'ları arada bir unuttuğumuz oluyor. Ama İzel'i ve şarkılarını halen daha unutamadık.


Kızımız Olacaktı'yla ölümsüzleşen şarkıcı son yıllarda ne albümleriyle ne de şarkılarıyla konuşuluyor.

Olabilir, herkes üretim konusunda kısır bir dönem geçirebilir.

Ancak İzel üretmese de Instagram sayesinde hayatlarımızda kalmaya devam ediyor.

Ve şarkıcı paylaşım yapıyor.

Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanıyor.

Bu, hayranları için şahane bir şey.

Keza onu sevenler için de.

Ancak İzel'in bazı paylaşımları gerçekten de üzerinde konuşulmayı hak ediyor...

'İyi kalpli' dediler

Doğruya doğru, onu sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedik.

O, dostlarının tabiriyle gönlü güzel bir isim.

Her daim 'iyi kalpli' olarak bilindi İzel.

Şikayet etmedi

Dostlarını kıramadı.

Kol kırıldı, yen içinde kaldı.

Etmedi kimselere şikayet.

Bitmeyen cilt problemi

İzel'in yüzündeki sivilceler malum.

Tam 20 yıldır sık sık cildindeki lekeler ya da sivilcelere dair haberler okuyoruz.

Kendisiyle barışık diyoruz İzel için.

Ne iyi kadın, ne kadar samimi bir kadın diyoruz.

Cildindeki problem hiç bitmese de, artık yılan hikayesine dönse de yine de bıkmadık bu mevzudan.

'Hep içine atıyorsun'

'Vavien' filmindeki meşhur replik "Hep içine atıyorsun, atma, o yüzden oluyor tüm bunlar" gibi seslendik İzel'e.

Kimselerden fazla dert yanmadı kadın.

Birilerine öyle kolay kolay atarlanmadı, giderlenmedi.

'Yeter artık Hande'

Ta ki Hande Yener'e kadar.

Bir gün, "Beni bile çileden çıkardın. Yeter artık Hande" diye Twitter'dan tepkisini dile getirdi İzel.

"Hande, çalıştığım bestecileri çaldı" dedi.

Önce İzel'le çalıştılar

Haklıydı.

Altan Çetin'den Sinan Akçıl'a pek çok isimle Hande Yener'den önce İzel çalışmıştı.

İzel, hızını alamadı.

"Psikolojim bozuldu, artık yeter. Ercan Saatçi ve Çelik'e de kırgınım" dedi.

'Dracula'lı albümünü çıkardı.

Hande Yener'le aynı şirketten hem de.

Saçlarını kazıttı

Susmadı.

İsyan bayrağını çekti.

Gezdi, dolaştı.

Şarkılarını radyolar geri çevirdi, kanallar çok fazla yayınlamadı.

İzel iyice kapandı.

Saçlarını kazıttı.

Kilo aldı.

Kendini Instagram'a verdi.

Ciddi bir sıkıntı var

O gün bugündür neredeyse 4-5 yıldır sık sık Instagram paylaşımlarıyla karşımıza çıkıyor İzel.

Sıkıntı yok.

Albüm çıkarmayabilir, şarkı söylemeyebilir.

Ama ortada ciddi bir sıkıntı var...

http://www.milliyet.com.tr/izel-boyle-geri-doneceksen-lutfen-hic-donme--mola-4393/?Sayfa=8

Rüzgar Erkoçlar evlendi mi?

Rüzgar Erkoçlar geçtiğimiz mart ayında makyöz Tuğba Beyazoğlu ile nişanlanmıştı.Evlilik için gün sayan çiftten Beyazoğlu ilişkilerinin yıl dönümünü duygusal bir mesajla kutladı."Bir yıl önce bu gece 00.00... Nice güzel dolu dolu yıllara. Seni seviyorum" diye yazdı. Rüzgar Erkoçlar ise nişanlısının mesajına şu sözlerle karşılık verdi:"Canım eşim, canım karım... İyi ki varsın"Rüzgar Erkoçlar'ın mesajı 'acaba evlendiler mi?' sorusunu akıllara getirdi.


Rüzgar Erkoçlar ve sevgilisi nişanlandıRüzgar Erkoçlar ve sevgilisi nişanlandıRüzgar Erkoçlar ve sevgilisi nişanlandıRüzgar Erkoçlar ve sevgilisi nişanlandı
Evlilik için gün sayan çiftten Beyazoğlu ilişkilerinin yıl dönümünü duygusal bir mesajla kutladı.

"Bir yıl önce bu gece 00.00... Nice güzel dolu dolu yıllara. Seni seviyorum" diye yazdı.

Rüzgar Erkoçlar ise nişanlısının mesajına şu sözlerle karşılık verdi:

"Canım eşim, canım karım... İyi ki varsın"

Rüzgar Erkoçlar'ın mesajı 'acaba evlendiler mi?' sorusunu akıllara getirdi.

http://www.hurriyet.com.tr/ruzgar-erkoclar-evlendi-mi-40550630

Aleyna Tilki’den Kadir Çetin’e şok itiraflar: Bendeki bu sihri keşke görebilseniz!

Number1 Türk Fm’de yayınlanan “Kadir Çetin ile Numberone Star’ın” bu haftaki konuğu genç şarkıcı Aleyna Tilki’ydi.Samimi açıklamalarda bulunan Tilki, neden sürekli okul değiştiriyorsun sorusu üzerine “can güvenliğim tehlikede olduğu için sürekli okul değiştirmek zorunda kalıyorum” dedi.



“Eurovision’a ihtiyacım yok”

“Ülkemi temsil etmek çok isterim ama Eurovision’da değil” diyen Aleyna Tilki, “Benim şuanda bu platforma ihtiyacım yok, hemde ben tek başıma platforma bağlı olmadan daha kalıcı bir şekilde ülkemi temsil etmek istiyorum.” dedi.

“Can güvenliğim tehlikede olduğu için okul değiştiriyorum”

Kadir Çetin’in “Neden sürekli okul değiştiriyorsun okulla ilgili bir sorun  mu yaşıyorsun?” sorusu üzerine, okulu deşifre olduğu için okulun önünde fanlarının toplandığını, tehdit edildiğini, çok fazla korumayla okula gitmek istemediğinden can güvenliğinin sağlanması için okulunu değiştirmek zorunda kaldığını söyledi.Ünlü olmadan önce  kıskanıldığını ve bu yüzden kız gruplarından dayak yediğini söyleyen Aleyna Tilki “ne yapacaksanız çabuk yapın diyordum kızlar bana takıyordu.Ben onlardan daha kalıplı olduğum halde onlara kıyamıyordum dayak yiyordum” dedi.

“25 yaşımda evleneceğim ve çocuk sahibi olacağım”

Aile hayatını çok sevdiğini ve kendisinden bir parçanında olmasını çok istediğini söyleyen genç şarkıcı, 25 yaşında evleneceğini ve mutlaka çocuk yapacağını söyledi.

“Google’da A yazınca benim adım çıkıyor”

Kadir Çetin’in “Cevapsız Çınlama şarkısı ile 300 milyonu geçtin, geçtiğimiz yılın en çok konuşulan ismi oldun” demesi üzerine Aleyna Tilki, “Google’da en çok aratılan ilk benim ikinci şeyse “Slime” nasıl yapılır.ilk Aleyna Tilki yani Youtube’ta da A yazınca Ahmet Kaya ikinci benim’” dedi.

“Dünyadaki Rakipleri mi de Geçtim”

Yeni şarkısı “sen olsan bari” ile 24 saatte 5 milyondan fazla izlenen Aleyna Tilki, Kadir Çetin’in “Türkiye rekorunu kırdın ve Rihanna, Shakira, Selena Gomez gibi isimleri geride bıraktın” sözüne gülerek “onları da geçtim hem de birkaç gün boyunca şuanda bile Türkiye’nin hiç çıkamadığı bir sayıdayım.13. Sıradayım ama şuan bunu bile küçümsüyorum çünkü 5. Sırayı gördüm ama 13. Sıra bile büyük bir şey çünkü Türkiye’de daha önce kimse bu sıraları göremedi” diyerek Türkiye’de bir ilki başardığını açıkladı.

“Rekoru 16 yaşında bir çocuğa bırakmazlardı”

Youtube kliplerinin sahte tıklandığı iddiası hakkındaki soruya “Eğer sahte olsaydı rekoru 16 yaşında bir çocuğa bırakmazlardı.Emrah ile beraber yaptığımız şarkıda Türkiye rekorunu üstlendik  orada 16 yaşında bir çocuk şarkıyı söylüyor bu hile ile yapılabilseydi bu başarıyı kimse kabullenemez ve beni kesin geçerdi.Bunun üzerine yapılan şikayetler üzerine klibin telif hakkı ihlaline takılıp Youtube tarafından kaldırılmasını nasıl değerlendirdiğini soran Kadir Çetin’e “Eğer tıklanmalar sahte olsaydı video kalktıktan sonra ve geri yüklendiğinde o tıklamalar giderdi.Bu yüzden ben bazı sahte tıkla şarkılarını tutmuş gibi gösterenler adına korkuyorum.Bir gün eğer telife takılır da videoları kaldırılırsa ve sonra tekrar yüklenirse tıkları gider, çok üzülürüm çok emek verdin sahteliğe ne gerek var derim yani.Sahte tık yapanlar var ama benim ki kadar tıklamayı servetini verse kimse yapamaz açık ara fark var, parayla yaratamazsınız  bunu, bu Allah’ın verdiği bir şeydi.

“Bebeklerden tutun 70, 80 yaş arasında teyzelere kadar beni dinliyor.”

Hedef kitlesi olmayan insanlarında onu dinlediğini belirten Aleyna Tilki ”sokakta bebeklerden tutun 70li 80li yaşlara kadar uzanan teyzeler, babanneler, amcalar da dahil olmak üzere beni dinliyorlar.Konserlerimde oturan teyzeleri görünce dedimki kendime Aleyna sanırım oldu bu iş.”

“Halk bana bayılıyor”

Memleketi Konya’da amcasının düğününe giden Aleyna Tilki ailesinin ve oradaki halkın kendisine bayıldığını ve desteklediğini söyledi.Düğünde çok ilgi gördüğünü herkese yetişemeyince gelin ve damattan rol çalmamak için gitmeye karar verdiğini söyledi.Kadir Çetin’in çeyrek mi yarım mı ne taktın sorusu üzerine gülerek “ben Aleyna Tilkiyim bilezik taktım tabi” dedi.Ailesinin hep ona destek olduğunu bu yüzden çok mutlu olduğunu da sözlerine ekledi.

“Bazı şarkıcıların bütün kliplerinin toplamı 10 milyon  yapmıyor”

Kadir Çetin’in “317 milyonu geçmiş Cevapsız Çınlama Şarkını dinleyelim” demesi üzerine “ belki 320 milyon olmuştur belli olmaz net sayı söylemeyelim sürekli yükseliyorlar çünkü”dedi.O zaman 300 milyon küsür diyelim diyen Kadir Çetin’e “17 milyonu niye küçümsüyorsunuz bazılarının 5 klibinin toplamı 10 milyon yapmıyor. Net D’de de bazen bakıyorum aşağılara doğru tıklanmadıklarını görüyorum.” dedi.

“Kadın gibi hissedersem kadın gibi olurum”

“Sen olsan bari” klibindeki stylingi 45 yaşındayken yapamayacağını tam yaşının gerektirdiğini yaptığını söyleyen Aleyna Tilki, 30 yaşına geldiği zaman kadın gibi olacağını, o zaman  ergen popstarlar gibi takılmayacağını söyledi.

Dişiliğimle değil kişliğimle anılmak istiyorum diyen Tilki, “ben dans ederken kot, t-shirtte giysem dişi duruyorum.Bu benim dış görünüşümle ilgili.Yaptığım dans sanatsal da olsa dişi duruyor.Bu benim özelliğim galiba.Bendeki kot bir farklı duruyor, çekici olduğumu düşünmüyorum.her şeyi masumiyete dönüştürdüğümü düşünüyorum.Hem genç kızım, hem çocuğum, hem asiyim, hem şefkatliyim hepsiyim.Bir insan istediğinde hepsi olabilir bence” dedi.

“Ruhum Henüz Kirlenmedi”

Başarısının sırrının güncel olmak olduğunu söyleyen genç şarkıcı “ruhu güncel tutmak önemli.Ülkedeki bir kesim maalesef sanatkar kısmına yükleniyor ve heyecanını kaybettiriyor.Bu yüzden üzülüyorum.Ben şu aralar daha çok küçüğüm bu yüzden ruhum henüz kirlenmedi.Eğer benimde ruhum kirlenmiş olsaydı bende güncel kalamazdım ve kimseyi bu yüzden yargılamamak gerekiyor.

“10 yıl içinde Amerika’da konser vermezsem ev kadını olacağım”

Kedi ciğer olayı var çok tıklanıyorum çünkü fikir güncel.Güncel kalamayanlar sahte diyor, laf atıyor ben onları görünce üzülüyorum çünkü öyle olurum diye çok korkuyorum.eğer 10 yıl içinde dünya starı olamazsam Sahkira’ya sahte tıklanıyor deme diye kendime not yazdım.Bu kafadaysan eğer bırak bu işleri ev kadını ol daha iyi” dedi.

Son olarak “sen olsan bari“ klibinde subliminal mesaj veriyor eleştirilerine “her şeyi ile klibin ben ilgileniyorum saç ,makyaj, styling, kurgu, senaryo.fakat mesaj verecek kadar akıllı değilim” diyerek yanıt verdi.

https://www.numberone.com.tr/2017-08-15/aleyna-tilkiden-kadir-cetine-sok-itiraflar/

Sapkınlığa sponsor (Dikkat nefret haberi!)


“Birleşik Krallık, Türk halkının olağanüstü çabalarını desteklemek için kendisine düşen naçizane görevi  layıkıyla yerine getirmektedir” diyen İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Moore, “Türk hükümeti yararına” (!) yürüttükleri projelerden övgüyle bahsetmişti. Bu “projelerden” birisi British Council ve KuirFest’in ortak düzenlediği “LGBTİ+ Kısa Film Yarışması” çıktı.

Birkaç gün önce Millî Gazete’nin “Adalete FinanSÖR” manşetine öfkelenip, cevap vereceğine hezeyanlar sergileyen İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, cevap tweetlerinden birinde “Türk hükümeti yararına yürüttükleri projelerden” bahsetmiş ve bunlarla ilgili detaylı bilgilerin büyükelçiliğin sosyal medya hesabında yer aldığını belirtmişti. İlgili hesabı inceleyince işin ucunun “sapkınlığı desteğe” kadar vardığı ortaya çıktı. “Adalete FinanSÖR” olmakla yetinmeyen İngiltere, meğer Türkiye’de kök salması için uğraştıkları “Sapkınlığa da Sponsor”muş!

Geçtiğimiz günlerdeki “Adalete FinanSÖR” manşetimize sosyal medya hesabından hezeyanlar sergileyen ve “Birleşik Krallık, Türk halkının olağanüstü çabalarını desteklemek için kendisine düşen naçizane görevi layıkıyla yerine getirmektedir” diyen İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Moore, “Türk hükümeti yararına” (!) yürüttükleri projelerden övgüyle bahsetmişti. İlgili hesabı incelediğimizde desteğin meğerse sapkın akımlara olduğu ortaya çıktı. Bu “projelerden” birisi de İngiltere ve tüm dünya ülkeleri halkları arasında kültürel etkinlikler düzenleyen British Council ve KuirFest’in ortak düzenlediği “LGBTİ+ Kısa Film Yarışması.” Organizasyonun, Türkiye’de homoseksüelliği açıkça destekleyen Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği’nin sözde sanat adı altında düzenlemiş olduğu bir film organizasyon olarak biliniyor. Jüri üyeleri arasında Gavin Humphries, Fatma Çolakoğlu, Ümit Ünal yer alıyor. Yarışmayı teşvik edici birçok sosyal medya ayağını İngiltere Büyükelçiliği’nin yönettiği görülürken Büyükelçi Moore ise, yarışmaya kendi Twitter hesabından desteğini sürdürüyor. Moore, Türkiye’deki sapkınlığın bir nevi sponsorluğunu ve reklam ayağını üstleniyor. Kazanan kısa filmlerin Türkiye ve İngiltere’nin farklı şehirlerinde gösterimi yapılarak, sapkınlığın yayılması planlanıyor. Ayrıca yarışmayı teşvik edici birçok sosyal medya ayağını İngiltere Büyükelçiliği yönetiyor.

KATILIM ŞARTINDA TÜRK VATANDAŞI OLMA İSTENİYOR

2014 yılından beri İngiltere’de Londra Film Festivali adı altında LGBTİ kısa film yarışmaları düzenleyen British Council, Türkiye’de de homoseksüelliğin yayılması için çalışıyor. British Council, LGBTİ kısa film yarışmasını kazanan 10 yönetmeni Londra’daki LGBTİ Film Festivali’ne götürecek. Yarışmaya sadece Türkiye’de ikamet eden yönetmenlerin katılması şart koşuluyor.

İNGİLTERE, DÜNYANIN SAPKINLIĞINA ÖNCÜLÜK YAPIYOR

Son üç yıldır gerçekleştirilen program, izleyici sayısını her yıl artırıyor. Britanya Film Enstitüsü Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Trans Birey (LGBT) Film Festivalleri işbirliğinde gerçekleştiriliyor. British Council her yıl Flare Film Festivali’nden beş film seçiyor ve on gün boyunca bu filmler dünyanın her yerinden insanların izleyebilmeleri için online erişilebilir hale getiriliyor. Birleşik Krallık insan hakları sürecinde önemli bir yere sahip homoseksüelliğin suç olmaktan çıkarılmasının 2017 yıldönümü çerçevesinde, bu yılki filmlerin beşi de Birleşik Krallık’tan seçildi.


NiYET ÇOK AÇIK!

LGBTİ Kısa Film Yarışması’nın tanıtım sitesinde yer alan ifadeler de hayli dikkat çekici.

Kısa film yarışmasının düzenlenme amacı olarak açıkça “Türkiye’de LGBTi temalı film üretimini teşvik etmek ve farklı gösterim alanları yaratmak” ifadesi kullanılıyor. Bu kadar aleni olarak ortaya konan bu niyet çerçevesinde, yarışmaya sadece Türkiye’de ikamet eden yönetmenlerin katılması şartı aranması da enteresan bir detay olarak görünüyor.

SAPKINLIĞA AÇIK DESTEK!

Adı geçen KuirFest organizasyonu, Türkiye’de eşcinselliği açıkça destekleyen Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin düzenlemiş olduğu bir film organizasyonu olarak biliniyor. Yarışma ile birlikte seçilen 10 kısa filmin Türkiye ve İngiltere’de gösterimini yapılacak. Bu “projeyle” İngiltere, “kendisine düşen naçizane görevi” ifa etmiş olacak!

Millî Gazete

http://www.milligazete.com.tr/haber/1222327/sapkinliga-sponsor

12 Ağustos 2017 Cumartesi

İzmir'de iki kıza polis dayağında yeni gelişme... Çifte soruşturma

İzmir'in Alsancak Semti'nde motosikletli iki kişinin tacizine uğradıktan sonra yardım istedikleri polisinde de fiziksel saldırısına maruz kaldıklarını belirten Derya Kılıç ve Seray Gürer, yaşadıklarını anlattı. Yardım istedikleri sırada polisin kendilerine "Size bu kılıkla az bile yapmışlar. Halinize bakın" dediğini ileri süren Kılıç ve Gürer'in uğradığı şiddet görüntülerinin ortaya çıkmasından sonra hem polisler, hem de motosikletli tacizciler hakkında soruşturma ve inceleme başlatıldı.



Alsancak'ta perşembe gecesi arkadaşlarıyla buluşup oturduktan sonra evlerine gitmek için yürümeye başlayan 19 yaşındaki Derya Kılıç ile 22 yaşındaki Seray Gürer'e, iddialarına göre yanlarına yaklaşan motosikletli 2 kişi elle tacizde bulundu. Duruma tepki gösteren kızlar, yolda karşılaştıkları resmi üniformalı polislerden yardım istedi. Ancak bu sırada iki arkadaş polisten ummadıkları bir tepki aldı. İddiaya göre polislerden biri, "Size bu kılıkla az bile yapmışlar. Halinize bakın" ifadesini kullandı.

POLİSİN SALDIRISINA UĞRADI

Bu sözlere tepki gösteren Derya Kılıç, bu kez polis memurunun saldırısına uğradı. Daha önce geçirdiği trafik kazasında ayağı kırılan Derya Kılıç'ı yere yatıran polis, tekme de atıp, vurmayı sürdürdü. Güvenlik kamerası kayıtlarına yansıyan saldırının ardından Derya Kılıç ve Seray Gürer, polisten de şikayetçi oldu. Görüntülerin sosyal medya üzerinden yayılması üzerine çeşitli sivil toplum kuruluşları ve dernekler polis saldırısına tepki gösterdi.
Polisler hakkında inceleme başlatılması talimatı veren İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, olayı tüm ayrıntılarıyla inceleyeceklerini, kesinlikle böyle bir davranışa izin vermeyeceklerini söyledi. Bunun yanı sıra elle sarkıntılıkta bulunan motosikletteki iki kişinin yakalanması için de ayrı bir soruşturma yürütülmeye başlandı.

PSİKOLOJİK DESTEK ALMAYA BAŞLADILAR

Derya Kılıç ile Seray Gürer yaşadıklarını anlattı. Olayı yatıştırmak için elinden geleni yaptığını söyleyen ve bir turizm şirketinde çalışan Seray Gürer, "Biz tacize uğradık ama yadım istediğimiz polis bize ne laflar etti. Bu sözleri duyunca her kadın gibi tepki gösterdik. Polisin davranışları daha da sertleşti, sonra da bize saldırdı. Arkadaşımı yerlerde sürükledi. Olaya ilişkin anlattıklarımın yalan olduğunu söylüyorlardı ama ben arkadaşıma ait işyerinden görüntüleri alıp getirince bu kez daha alttan almaya başladılar" dedi.

Kendilerine yönelik sosyal medya üzerinden zaman zaman olumsuz mesajlar geldiğini söyleyen Derya Kılıç da "Bizi yıpratmaya çalışıyorlar. Benim kırık ayağıma rağmen yere yatırıp o polis dövdü" diye konuştu.

Taylan YILDIRIM (DHA)

http://www.hurriyet.com.tr/izmirde-iki-kiza-polis-dayaginda-yeni-gelisme-cifte-sorusturma-40548299


Korece lezbiyenlik!


Koreli yönetmen Park Chan–Wook son psikolojik–erotik gerilimi Hizmetçi’de iki kadının aşkını ve dayanışmasını anlatarak eşcinsellik, esaret, özgürlük, açgözlülük, hırs, kadın düşmanlığı, öç temalarını sorguluyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kultur-sanat/801183/Cinsiyetler_savasi.html

Transseksüel güzellik kraliçesi: Erdoğan’a destek verdiğim için iş bulamıyorum

AKP’ye verdiği destekle bilinen, Türkiye’nin ilk tescilli transseksüel güzellik kraliçesi olan Çağla Akalın, yaşadığı işsizlik sorunundan şikayet etti.

Referandumda AKP’yi desteklediğini açıklamasının ardından eleştirilerin odağı haline geldiğini söyleyen Akalın, “Bir insan siyasi görüşü yüzünden ayrımcılığa uğrayabiliyorsa istediği kadar demokrat olsun. Kendi hemcinsim olan arkadaşım bile o zaten AKP’ci ona iş vermeyin diyebiliyorsa kimse bana demokratlıktan ve özgürlükten bahsetmesin.” ifadelerini kullandı.

Odatv’de yayınlanan Çağla Akalın’ın açıklaması şöyle:

“Aç mı Kalalım?

RTÜK yaptırımları yüzünden Trans Kadın oyuncular ekranlara çıkamıyor,

Çıksa bile çok ufak roller de yer veriliyor oda çoğunlukla zorunlu seks işçisi rolleri oluyor.

Ben siyasi seçimi mi yaptıktan sonra ciddi anlamda ötekileştirilmiş durumdayım.

Zar zor iş bulabilirken şimdi AKP ye oy verdim diye kısa film projelerin de bile yer bulamıyorum.

Başkanlık sistemine EVET derken rahat ederim onlardan yana olayım bana kolaylıklar sağlanır düşüncesine girmeden verdim oyumu, şikayetçi değilim,olmam da.

Fakat sinema ve dizi sektöründeki sol kanat ne kadar demokrat olmadığını çok iyi kanıtlıyor beni görmezden gelerek.

Bir insan siyasi görüşü yüzünden ayrımcılığa uğrayabiliyorsa istediği kadar demokrat olsun.

Kendi hemcinsim olan arkadaşım bile o zaten AKP ci ona iş vermeyin diye biliyorsa kimse bana demokratlıktan ve özgürlükten bahsetmesin.

Rtük başkanı ve heyetindeki kişilere şunları söylemek istiyorum,

Ben ekranda olunca kimse Translığa özenmez, eğer özenilsey di bugün ekranlar da Ana haberler de yaşanılan bir sürü canilik,vahşet ve akla gelebilecek bir sürü kötülük var onlara özenilirdi.

Artık izin verin de işimizi yapıp paramızı sanatımızla kazanalım, benim ömrümün sonuna kadar yetecek bir servetim yok.”

https://www.kartal24.com/76229-transseksuel-guzellik-kralicesi-erdogana-destek-verdigim-icin-is-bulamiyorum

Gökhan Alkan: Sevgilim yok!