19 Mart 2019 Salı

Feminist ve lezbiyen sinemacı Barbara Hammer hayatını kaybetti


Pera Müzesi’nde geçtiğimiz sene film ve videolarından bir seçki sunulan Hammer’ın Türkçeye “Nitratlı Öpücükler” olarak çevrilen bu belgeseli, lezbiyen ve gey kültürün kayıp izlerini silinmeye yüz tutmuş eski görüntülerde keşfediyor.

Hammer’ın pek çok esere ilham kaynağı olan 1974 tarihli “Dyketactics” ise, dört dakika süren ve lezbiyen kimliği, arzular ve estetik üzerinde duran kısa metrajlı bir film.

Hammer, film ve video tutkusunu şöyle açıklıyordu:

“Ben film ve videoyu görünmeyeni görünen kılan bir mecra olduğu için seçtim. Herkes tarihin dışında kalabilir. Ben dışlanmış, hikayeleri anlatılmamış insanları görünür kılmanın ve onları ön plana çıkarmanın bir zorunluluk olduğunu hissediyorum. Bu insanların içyüzünü ve düşünce dünyasını yansıtan çok katmanlı film-video çalışmaları izleyicilerimin ilgisini uyandırıyor. İzleyicilerin salondan ayrılırken yepyeni bakış açılarıyla, küresel bir dünyada etkin ve siyasi bir duruşa sahip olacak cesareti edinmiş olmalarını isterim.”

Deneysel çalışmalarıyla bilinen sinemacı Barbara Hammer, kanser nedeniyle yaşamını yitirdi.

Lezbiyen sinemanın öncü isimlerinden biri olarak kabul gören Barbara Hammer, 79 yaşında hayatını kaybetti.

Artnews’un haberine göre Hammer, 2006 yılından bu yana yumurtalık kanseriyle mücadele ediyordu.

Barbara Hammer hakkında
Bağımsız sinemanın yenilikçi ve güçlü isimlerinden biri olan Barbara Hammer, 1939 Kaliforniya doğumlu.

Çocukluğundan itibaren ailesi tarafından feminen ve küçük yaşta oyuncu olmaya zorlanan Hammer, bu yolu tercih etmedi ve kendini ifade etmek için bambaşka bir yol buldu.

Hammer, 1974 yılında ilk filmini yaptı ve o günden bugüne dek 80 ila 100 film ve videoya imza attı.

Yapımlarından birçoğu cinsiyet, seks, toplum, tarih ve benzeri ihtilaflı konular oldu.

İlk uzun metrajı “Nitrate Kisses” ise 1992 yılında izleyiciyle buluştu.

http://gazetekarinca.com/2019/03/feminist-sinemaci-barbara-hammer-hayatini-kaybetti/

MEB'in programında eşcinsellik hakları anketi!

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Ayvansaray Üniversitesi tarafından düzenlenen İstanbul PDR Günlerinde katılımcılara cevaplamaları için dağıtılan anketteki eşcinsellik sorusu okuyanları şaşkına çevirdi.


İki gün süren ve Ayvansaray Üniversitesi ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen İstanbul PDR Günlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Didem Müge Seyiz tarafından ‘Okullarda Çözüm Odaklı Psikolojik Danışma Yaklaşımı Kullanımı’ konulu bir konuşma yapıldı.

Prof. Dr. Didem Müge Siyez, Konuşmasına başlamadan önce ‘Psikolojik Danışmanlar için Cinsel Sağlık Eğitimine İlişkin Görüşler Envanteri’ bir anket dağıtarak katılımcılardan anketi doldurmalarını istedi.

Siyez, anketi akademik bir çalışmada kullanacağını belirtti.

EŞCİNSELLİĞİ NORMALLEŞTİRME ÇALIŞMALARI

Dağıtılan anketin 11. Sorusu ise akıllara durgunluk verebilecek şekilde düzenlenmiş.

‘Eşcinselliğin hak olduğunun ergenlere öğretilmesi önemlidir’ şeklindeki soru ile eşcinselliğin normal bir hakmış gibi gösterilmesi tepkilere sebep oldu.

Konuşmasının ardından bir soruyu cevaplayan Prof. Dr. Didem Müge Siyez, eşcinselliğin bir insan hakkı olduğunu belirterek dağıtılan anketin akademik bir çalışmada kullanılacağını, psikolojik danışmanların Cinsel Sağlık Eğitimiyle alakalı olarak ne kadar yeterli olup olmadıklarını tespit etmeye yönelik olduğunu belirtti.

Eşcinselliğin bir hak olup olmadığı yöndeki soru üzerine “Eşcinselliğin bir insan hakkı olduğunu ve Cinsel yönelimi farklı olan ergenlerin toplum tarafından yargılanmayla alakalı güçlüklerden dolayı uzunca süre örtbas etmeye çalıştıklarını” söyledi.

Ayvansaray Üniversite ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen bir programda ankete konulan böyle bir sorunun eşcinselliği normalleştirme çalışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.



https://www.habervakti.com/egitim/meb-in-programinda-escinsellik-haklari-anketi-h66013.html

Yeni Amerika Başkanı adayı gay dostu!


Daha lisede bile o yıllar için epey ilerici olan gay hakları, çevrecilik gibi politikaları birlikte savunmaya başlamışlar. Onlara politik olarak öteki gözüyle bakılırmış hatta. Bir gün bir öğrenci Gültekin’e “Senin Türkiye’de babanın kaç karısı var,” diye sorduğunda da “Gerizekalı mısınız, Türkiye Cumhuriyeti 1923’ten beri laik,” diye yanıt veren Beto olmuş.

Okulda gay olduğu için dalga geçilen bir öğrenciye Beto sahip çıkmış, aynı şekilde elit okullarda 80’lerde epey yaygın olan yabancı düşmanlığına da karşı mücadele eden de oymuş. Beş kişilik arkadaş grubu kendilerini şekillendiren ilerici politikalardan ilerleyen yıllarda da vazgeçmemiş. Okul birincisi de olan Koreli arkadaşları bugün önemli bir beyin cerrahı mesela.

https://www.haberturk.com/yazarlar/oray-egin/2406133-yeni-amerikan-baskaninin-turk-kankasi

18 Mart 2019 Pazartesi

Türkiye Voleybol Ligi'nin "erkek gibi" kızları!


Emre Kongar: İnsan Hakları Raporu'nun Türkiye bölümü havuz medyasında yayınlanmadı

Yandaş medya Kadınlara ve eşcinsellere ve diğer azınlık gruplarına yönelik şiddeti görmezden geliyor...


Not: Fotoğraf semboliktir; herhangi bir eşcinsel şiddeti haberinden alıntıdır!

ABD’nin 2018 İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye bölümüne ilişkin metin Havuz Medyası’nda yayınlanmadı; böyle bir raporun varlığı sadece “Dışişleri Bakanlığı’nın sert tepkisi” başlıklı haberlerle duyuruldu. Bu raporun ‘Amerika’nın Sesi Radyosu’internet sitesindeki metninden yaptığım özet aşağıda:

… Türkiye’deki insan hakları sorunları arasında “keyfi infaz, gözaltında şüpheli ölümler, işkence, muhalefetteki milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, yabancı ülke vatandaşları, ABD’nin Türkiye misyonunda görevli 3 Türk çalışan dahil on binlerce kişinin terör gruplarıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle keyfi şekilde gözaltına alınması, seçimle göreve gelen yetkililerle akademisyenleringözaltına alınması, bazı medya kuruluşlarının kapatılması, hükümetinpolitikalarını ya da yetkilileri eleştiren kişilerin yargılanması, internet sitelerinin ve bazı içeriklerin engellenmesi, toplanma özgürlüğüne ciddi sınırlamagetirilmesi, kadınlara ve LGBTI bireylerine ve diğer azınlık gruplarına yönelik şiddet” sayıldı.

http://www.diken.com.tr/emre-kongar-raporun-turkiye-bolumu-havuz-medyasinda-yayinlanmadi/

Oyuncu Onur Büyüktopçu'ya hangi cinsel içerikle şantaj yapıldı?

Arkadaşının şantajına maruz kalan Onur Büyüktopçu'dan açıklama: Maalesef benim başıma da geldi

Oyuncu Onur Büyüktopçu'ya, kendisine ait cinsel içerikli video ve fotoğrafların yer aldığı bir mesaj gönderildi.

ŞANTAJCIYI BULDU

Sabah'tan Dilek Yaman'ın haberine göre sosyal medyadan mesajı yollayan kişi, görüntüleri internete sızdırma tehdidiyle 50 bin lira istedi. Büyüktopçu, şantajcının banka hesabına 50 bin lira yatırdı. Ardından konuyu araştıran ünlü oyuncu, mesajı gönderen kişinin arkadaşı olduğunu öğrendi. Büyüktopçu, şantajın devam etmesi üzerine savcılığa başvurdu içerikle şantaj yapıldı?

MAALESEF BENİM BAŞIMA GELDİ
Ünlü isim bu haberlerin ardından bu açıklamayı yaptı:


Hürriyet

Babadan trans kızına 1.5 milyonluk araba hediyesi!

Ünlü Fenomen Selin Ciğerci'ye Babasından 1,5 Milyon TL'lik Doğum Günü Hediyesi 13 saat önce
Sosyal medya fenomeni ve DJ Selin Ciğerci'nin babası 1,5 milyon TL'lik doğum günü hediyesi aldı.


Geçirdiği cinsiyet değiştirme ameliyatından sonra sosyal medyanın da etkisiyle üne kavuşan Selin Ciğerci'ye babasından büyük sürpriz. Ünlü fenomene babası 1,5 miyon TL değerinde Cadillac Escalede aldı.

Ciğerci'ye babasından hediye olan araçtan Dünyaca ünlü isim Kim Kardashian'da da var.

Ünlü Fenomen Selin Ciğerci'ye Babasından, 1,5 Milyon TL'lik Doğum Günü Hediyesi

Kızı için kesesinin ağzını açmaktan çekinmeyen baba eskiden ünlü bir hazır giyim firmasının sahibiydi.

https://www.sondakika.com/haber/haber-unlu-fenomen-selin-cigerci-ye-babasindan-1-5-11845632/

17 Mart 2019 Pazar

Tazminatsız İşten Çıkartıldı, Zorunlu Seks İşçiliği Yapıyor

Yaklaşık dört yıl boyunca kasiyer olarak çalıştığı Boyner’den tazminatsız bir şekilde işten çıkartılan Göksel, şirkete açtığı davayı da kaybetti. Göksel, "Cinsiyet kimliğimden dolayı" kaybettiğini savunuyor.

“Dava süreci var diye şuana kadar konuşmadım. Ama artık dava sonuçlandı ve kaybettim. Emeklerim karşılığını alamadım.”

Bu sözleri, trans kadın Göksel söylüyor. Boyner Mağazası’nda kasiyer olarak çalışırken, tazminatı verilmeden işten çıkartılan Göksel, tazminat hakkını alabilmek için açtığı davayı da kaybetti.

Göksel’in İstanbul 16. İş Mahkemesi’nde Nisan 2018’de görülen karar duruşmasında, muhasebe müdürü ile whatsapp grubundaki konuşmaları “hakaret” olarak değerlendirildi. Şuana kadar basına konuşmamasının nedeninin avukatının “basın duyarsa davayı kaybederiz” yorumu olduğunu söyleyen Göksel, yaşananları şöyle anlattı:

“13 Eylül 2013’te tarihinde erkek fizyolojik görünümde iken Boyner Mağazacılık Kartal Real Şubesi’nde kasiyer olarak işe başladım. 2015 Mayıs’ında Marmara Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi'nde cinsiyet geçiş sürecime başladım. İşyerimde çok iyi bir şekilde çalışmaktaydım fakat zaman zaman mobbinge uğruyordum. Mağazadaki mobbinge sessiz kalmak zorunda kaldım.

“Tacize uğradım”

Çalıştığı mağaza 2016’da kapatılmış. Ünalan Akasya Şubesi’ndeki Boyner Mağazası’na gönderilmiş.

Yeni mağazada da benzer sorunlar yaşamış:

“Bu şubenin defalarca gerek erkek, gerek kadın personeli tarafından taciz edildim. Burada 300-350 kişilik bir kadro vardı. Kartal Mağazası’ndan Ünalan Akasya’ya gelen bir tek ben ve bir de müşteri hizmetleri görevlisi arkadaşım vardı.”

“Haksızlığa uğradım, mağazadan uzaklaştırıldım”

“2017 yılının ocak ayında Boyner'in personeli olmayan başka bir markanın bir çalışanı benimle alay etti, aşağıladı. Durumu yönetime bildirdim. Bu olaydan ötürü etik kurulu soruşturma açtı. Soruşturma üç hafta sürdü, bu süre boyunca beni mağazadan uzaklaştırdılar.

“Haksızlığa uğrayan benim mağazadan uzaklaştırılan da..."

Tazminatsız işten çıkarıldı

“Bu soruşturmada herkes benden yana oldu. Sadece kasiyerlerin ve muhasebenin olduğu mesajlaşma grubunda bir yöneticiyle aramızda bir tartışma yaşandı.

"Bu tartışmada bu kişi benim yıllık izinlerimi istediği gibi kafasına göre verebileceğini söyledi. Çalışma saatlerine müdahale edemeyeceğimi ifade etti. Ben de bunun neticesinde sinirlendim ve artık yeter diye isyan ettim. O an çok sinirlendim; aptal, salak gibi sözler söyledim. Sonra bu olay merkeze bildirildi. Bunun neticesinde ikimizin de görüşleri alındı etik kurul sorgulama yaptı."

Göksel bu ikinci soruşturma sonrası işten tazminatsız çıkarılmış.

“Zorunlu seks işçisiyim”

“Kartal’daki Anadolu 16. İş Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında mesajlaşmalar gösterildi ve mahkeme onları hakaret olarak nitelendirdi” diyen Göksel, son olarak şöyle seslendi:

“Bugün zorunlu biri seks işçisiyim. Maalesef haklarımız ve emeğimin karşılığını alamadım. Adalet istiyorum. Emeklerimin karşılığını istiyorum. Seks işçiliği yapmak istemiyorum”

"İş akdi feshinin cinsiyet kimliğiyle ilgisi yok"

Boyner Grup Kurumsal Sorumluluk Direktörü Aysun Sayın da şunları söyledi:
"Göksel iş arkadaşlarına birkaç kez hakaret ederek iş barışını bozdu. Tüm destek ve uyarılarımıza rağmen iş akdini feshetmek zorunda kaldık. Haklı gerekçelerle iş akdi feshedildiğinde tazminat ödenmesi hem yasal olarak hem de şirket kurallarımız açısından sözkonusu değil.
"Her türlü kimlikle birlikte cinsiyet kimliği nedeniyle hiç bir ayrımcılık yapılamayacağı çalışma ilklerimiz arasında açıkça ifade ediliyor. Bu konuda mağaza yöneticilerimiz ve çalışanları eğitiyoruz. Göksel’le ilgili süreçte de etik kurallar dışı bir durum olmaması için hem Holding seviyesinde düzenli takip yaptık, hem de süreci Kaos GL’nin bilgi ve danışmanlığına açtık. Tüm çabamıza rağmen Göksel arkadaşlarıyla sürekli kavga çıkardı, son aşamada da yazılı ve cinsel içerikli küfür ve ağır hakaretleri tekrarlaması nedeniyle iş akdini feshetmek zorunda kaldık.
"Tek bir hata ile bir çalışanımızın işten çıkarılması söz konusu olamaz. Ben kişisel olarak da çok çaba gösterdim ve Göksel’le ve çalışma ortamıyla bizzat ilgilendim. Göksel uyarılarımıza rağmen hatalı ve insan onurunu zedeleyen davranışlarını ısrarla tekrar etmeyi tercih etti. Göksel’in başlattığı hukuki süreç de şirket lehine sonuçlandı. Biz çalışma ilkelerimizi, iyi niyetle sonuna kadar uyguladık, elimizden geleni yaptık." (EMK / HK)

Evrim Kepenek
bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü. Cumhuriyet, Birgün, Taraf, DİHA ve Jin News için çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı. Okulun Duzi belgeselini yönetti. Hemşin kültür dergisi GOR’un yazarlarından. Yeşilden Maviye & Karadeniz'den Kadın Portreleri, Sırtında Sepeti, Medya ve Yalanlar isimli kitaplara katkı sundu. 2011 Musa Anter Gazetecilik ödülü sahibi. İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği bölümünden mezun oldu, eğitimine Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde devam etti.

http://bianet.org/kadin/lgbti/206492-tazminatsiz-isten-cikartildi-zorunlu-seks-isciligi-yapiyor

16 Mart 2019 Cumartesi

Kocaeli’de fuhuş operasyonu: 2 gözaltı

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde bir apartmana düzenlenen operasyonda fuhuş yaptıkları belirlenen 2 kişi gözaltına alındı.

Olay, Kocaeli’nin İzmit ilçesi Karabaş Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Kocaeli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, bir apartmanda bulunan 2 daire fuhuş yapıldığı ihbarını aldı. Olayla ilgili inceleme başlatan ekipler, takibe alınan binadan ‘müşteri’ sıfatındaki şahısların çıktığını ve apartmanda bulunan şahısların internet sitelerine ilan vererek fuhuş yaptıklarını tespit etti.

Ekipler tarafından apartman içerisinde bulunan 2 daireye operasyon düzenlendi. Operasyonda fuhuş yaptıkları şüphesi ile S.K. isimli transseksüel şahıs ve E.H. isimli kadın gözaltına alındı. Şahısların fuhuş yaptıkları adreslerin mühürlenmesi için çalışma başlatıldığı öğrenildi.

https://www.haberturk.com/kocaeli-haberleri/67615852-kocaelide-fuhus-operasyonu-2-gozalti

İstanbul PDR günlerinde eşcinsellik hakları anketi!

Ayvansaray Üniversitesi ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen İstanbul PDR Günlerinde katılımcılara cevaplamaları için dağıtılan anketteki eşcinsellik sorusu okuyanları dehşete düşürüyor.

İki gün süren ve Ayvansaray Üniversitesi ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen İstanbul PDR Günlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Didem Müge Seyiz tarafından ‘Okullarda Çözüm Odaklı Psikolojik Danışma Yaklaşımı Kullanımı’ konulu bir konuşma yapıldı.

Prof. Dr. Didem Müge Siyez, Konuşmasına başlamadan önce ‘Psikolojik Danışmanlar için Cinsel Sağlık Eğitimine İlişkin Görüşler Envanteri’ bir anket dağıtarak katılımcılardan anketi doldurmalarını istedi.

Siyez’in anketi akademik bir çalışmada kullanacağını belirtti.

EŞCİNSELLİĞİ NORMALLEŞTİRME ÇALIŞMALARI

Dağıtılan anketin 11. Sorusu ise akıllara durgunluk verebilecek şekilde düzenlenmiş.

‘Eşcinselliğin hak olduğunun ergenlere öğretilmesi önemlidir’ şeklindeki soru ile eşcinselliğin normal bir hakmış gibi gösterilmesi tepkilere sebep oldu.

Konuşmasının ardından bir soruyu cevaplayan Prof. Dr. Didem Müge Siyez, eşcinselliğin bir insan hakkı olduğunu belirterek dağıtılan anketin akademik bir çalışmada kullanılacağını, psikolojik danışmanların Cinsel Sağlık Eğitimiyle alakalı olarak ne kadar yeterli olup olmadıklarını tespit etmeye yönelik olduğunu belirtti.

Eşcinselliğin bir hak olup olmadığı yöndeki soru üzerine “Eşcinselliğin bir insan hakkı olduğunu ve Cinsel yönelimi farklı olan ergenlerin toplum tarafından yargılanmayla alakalı güçlüklerden dolayı uzunca süre örtbas etmeye çalıştıklarını” söyledi.

Ayvansaray Üniversite ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen bir programda ankete konulan böyle bir sorunun eşcinselliği normalleştirme çalışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

http://www.akasyam.com/istanbul-pdr-gunlerinde-escinsellik-haklari-anketi-166741/

İstanbul’da Sensus Şarap Evi, lezbiyen müşterilerini mekandan kovdu!


İstanbul’da Galata Kulesi yakınındaki Sensus Şarap Evi, lezbiyenleri mekândan kovdu. Şarap evi, gerekçe olarak “müşterilerin rahatsız olduğu” iddiasını öne sürdü. Ancak, kadınlardan birinin aktarımına göre, mekandaki müşteriler o anlarda mekanın homofobik tavrına tepki gösterdi.
İstanbul Galata’da bulunan Sensus Şarap Evi, iki lezbiyen kadından “müşterilerin rahatsız olduğu” iddiasıyla kadınları mekandan kovmak istedi. Mekândan kovulan kadınlardan biri, 5harfliler.com’da kaleme aldığı yazıda mekânda oturan diğer müşterilerin “Biz rahatsız olmadık, kimsenin de umurunda değil, siz şu an ayrımcılık yapıyorsunuz” dediğini aktarırken “Gece hayatında iki kadın olmak hele lezbiyen olmak gerçekten birine edilebilecek en büyük beddua gibi geliyor” diye yazdı. İlgili yazı üzerine aradığımız Sensus Şarap Evi, yaşananları cevapsız bırakırken, telefonda görüştüğümüz 3 kişiden ‘bir yetkili çıkmadı…’

Mekandan kovulan kadınlardan birinin yazdığı yazı şu şekilde:

Dışarıda birbirine sevgi gösteren lubunyalar olmak çok zor zanaat. Gerçekten. Görünürlük her an her yerden gelebilecek türlü tehlikelere, sarkıntılı hallere, gerilimlere karşı tetikte olmak demek. Lubunyalar için keyfin her zaman bir bedeli var.

Bulunduğumuz mekân özel bir işletme olunca durum daha da ilginç hale geliyor. Mekânın sahibinin çok “kıyak” bir insan veya açık görüşlü bir adam ya da geri kafalı biri olmasından bağımsız olarak, mekân sahiplerinin karmaşık sinyaller veren sözleri eşliğinde, değişken dozlarda ayrımcılık yaşayabiliyoruz.

‘HAYALETSİ MÜŞTERİLER’
Lezbiyence samimiyetlerimiz sırasında, çeşitli mekânlardan kovulma deneyimlerimizde, farkettik ki, bütün işletmecilerin ortaklaştığı bir cümle var. Bu şey aslında hem var hem yok. İşletmecilere göre var, bizse henüz pek rastlamadık. Bu şey  “müşterilerimiz rahatsız oluyor” argümanındaki birtakım belirsiz, hayaletsi müşteriler.

Birkaç hafta evvel bir gece, yine böyle hayaletler gören bir işletmeci yüzünden lubun romantik gecemiz bir anda bozuluverdi. Belki bu hayal kırıklığının sebebi bir yanımızın içten içe neoliberalizme güvenmesindendir: Parasını ödeyebildiğimiz sürece kendi konfor alanlarımızı yaratabileceğimize inanmak istiyoruzdur. Ama hiç de öyle olmayabiliyor işte.

İşin içine mülkiyet, sahipler, müşteriler, işletme vb. girince aslında o güzel, konforlu, sevgili dünya bir anda o mekândan kapı dışarı ediliyor. Ve işletme sahibinin şu sözleriyle baş başa kalıyorsunuz: “Ben aslında sizlere (lezbiyenlere) çok saygı duyuyorum ama burası bir işletme.” Yani aslında işletmecilik, bazı kişileri ve bazı fikirleri kapı dışarı etmenin çok saygılı, veciz ve kravatlı bir hali. Mülkiyet, saygılı bir homofobi. Şutlamanın nazik legalliği. Ahlakçılığın havalı biçimi.

Sizi daha fazla çatlatmadan anlatalım. Geçen akşam, iki kadın sevgili olarak, birbirimize bir güzellik yaptık, normalde paramızın pek de yetmeyeceği havalı bir mekâna gittik. (Mekanın adı Sensus’tu.) Belli ki baş başa geçirilecek anlar için tasarlanmış, iki kişilik masaların olduğu romantik bir şarap evindeyiz. Birbirimizle flörtleşip, uzun derin konuşmalar yapıyor, arada birbirimizin yanağına öpücük konduruyorduk. Şarap çok güzeldi ve bütün bunları yapmamızın önünde bir engel olmadığını hissettik.

Hemen yanımızda, oturduklarından beri birbirlerinin yüzüne hiç bakmayıp sürekli telefonla oynayan bir hetero çift vardı. Hem fısır fısır, mekânın romantik ambiyansına tamamen tezat oluşturduğunu ve birbirlerinden sıkıldıklarını düşündüğümüz çiftten bahseder, hem de burçlarımızın özelliklerini okuyup birbirimizle dalga geçerken, bir adam önümüze sırıtarak dikildi.

Yüzünde vıcık vıcık bir hoşgörü maskesi ve buna eşlik eden, elindeki tapunun istediği her türlü ahlak kuralını işletebileceğine olan güvenle ve müstakbel müşterilerine, “doğru bir şekilde” hizmet ediyor olmanın verdiği prens pırıltısıyla mekânın işletmecisi çıkageldi. İşte ağzında o çok bildiğimiz repliği geveliyordu: “Müşterilerimiz rahatsız olduğu için size daha fazla hizmet veremeyeceğiz.” Ve post cihazını önümüze sürdü.

‘KÖTÜ BİR HOLLYWOOD FİLMİ GİBİ’
İlk tepkimiz: “Neyimizden rahatsız oldunuz, kim rahatsız oldu?” “Söyleyemem…” Biz ısrar edince; işletme sahibi, rahatsız hayaletlerin temsilcisi olarak garsonu gösterdi. Belli ki rahatsız olan oydu. Garson suratına, böyle ayrıcalıklı ve saygıdeğer bir kurumda çalışıyor olmanın ve patronuyla hayaletlerine hizmet etmenin kıvançlı tebessümünü kondurmuştu.

Etraftaki müşterileri göstererek, bizim onlardan farklı olarak ne yaptığımızı sorduk ve bu yaptıklarının homofobik olduğunu söyledik. İşletme sahibi ise: “Yok, ben size saygı duyuyorum, ama burası bir işletme, lütfen nazikçe söylüyorum, sakince ödemenizi yapıp çıkın.” dedi. Saygı duymasa nasıl atacaktı kimbilir? Bu arada ödemezsek polisi arayacağını da araya sıkıştırıverdi. Bu noktadan sonra işler işletmeci için de garson için de baya kötüleşmeye başlayacaktı.

Birdenbire yanımızda oturan, telefonlarından başlarını kaldırmayan o çift bizi utandırarak sahneye girdi. Kadın bir anda işletmeciye dönerek: “Biz rahatsız olmadık, kimsenin de umurunda değil, siz şu an ayrımcılık yapıyorsunuz” dedi. Yanındaki adam destek verdi.

Onlar orayı tutarken, biz de mekânda duyuru yapmaya girişmiştik bile (Hem de iki dilde! Çünkü mekan turistlerin de gözbebeğiydi). Birimiz işletmeci ve garsona laf yetiştirirken, diğerimiz mekânı örgütlüyordu. “Bizim buradaki kimseden farkımız yok ve buradan kovuluyoruz, lütfen kim bizden rahatsızsa ortaya çıksın” diyorduk. Kimse çıkmadı, zaten belli ki garson ve işletmeci dışında bizim oradaki varlığımızdan haberdar bile değildi kimse.

İşletmeci, kibarlık kalkanına tutunmaya çalışıyordu hâlâ. Hâlâ. kendisinin bize ne kadar saygı duyduğunu, bu yüzden nazikçe gitmemizi istediğini söyleyip duruyordu. Fakat bu kalkan da çok dayanamadı. Mekândaki birkaç masadan, kadın dayanışması yükseliverdi. Bazı masalar istiflerini bozmazken, bazı kadınlar bu yapılanın yanlış olduğunu söylemeye başladılar.

Sonunda ne mi oldu? Kova ve yay burcu en azından kısa vadede kazandı: mekânda olay çıkardılar, bağırıp çağırdılar ve hesabı ödemeden (!) çıkıp Galata sokaklarında öç almanın mutluluğuyla çılgınca kahkahalar atarak koşmaya başladılar.

Böyle anlarda insanın hisleri karman çorman oluyor: Gece hayatında iki kadın olmak hele lezbiyen olmak gerçekten birine edilebilecek en büyük beddua gibi geliyor. Bir çeşit lanet gibi. Aramızda lezbiyen olarak görünen kimsenin olaysız geçirdiği tek bir romantik gecesi yok hayatta. Her ne kadar olay çıkarıp hesabı ödemeden kaçsan da, bizim durumumuzda olduğu gibi, eşit muamele göremediğin için sinirleniyor, daha önceden sevdiğin/gittiğin bir yeri gözden çıkarmak zorunda olduğun için üzülüyorsun.

Yaşadığımız birçok an, dandik, ana akım ve fobik bir filmin muhtelif sahneleriymiş gibi geliyor bazen: sokakta taciz, eve kadar takip etmeye kalkanlar, arabadan laf atanlar, mekânlarından kovalayanlar, salyalarını akıta akıta gözleriyle bizi yalarmış gibi süzenler…Fobik dünyanın tornasından geçe geçe, görünen, bilinen tacizciler ve ahlakçılarla baş etmeyi öğrendik artık. Ne de olsa aşk, ona duyulan nefretin ve/ya bazı adamların ona duyduğu davetsiz arzunun ortasında yaşamaya çalıştığımız bir şey. O filmlerdeki hikâyelerin ve kendi gerçekliğimizin akışlarını bozabiliyor olmayı umuyoruz az da olsa.

İşte bu açık fobiklerin yanında bir de fobik olmadığını iddia eden fakat aynı zamanda müşterilerinin iyi hissetmesi ve işletmesinin para kazanmaya devam etmesi için bizi atmak zorunda olduğunu, “nazikçe” dile getiren işletmeciler var. Bu işletmecilerin, yaptıkları yapacakları her şeyi meşrulaştıracağına güvendikleri rahatsız müşteriler var. Bizim hikâyemizde yoktular. İşletmeci genel ahlaka güvendi ama şanslıyız ki gittiğimiz yerdeki müşteriler genel ahlaktan değildiler.

O mekândan, müşterilerin desteğiyle sorumluluksuz ve polissiz çıkabildik. Belki de polis çağırmalarını bekleyip işi daha da yokuşa sürmeliydik, kim bilir? Bu bize umut verse de, işletmecinin bize basmaya çalıştığı tekmeyi bizim ona basmamız bizi çılgıncasına şenlendirse de; o işletmeciler hala hayali “rahatsız müşterileri” bahane göstererek birilerini kovmaya devam edecekler. Bu görünmez kişiler varlarsa, onlarla yüzleşmek, konuşmak istiyoruz. Yoklarsa da “bizim diğerlerinden ne farkımız var?” diye bağırıp mekânı işletmecinin başına yıkasımız geliyor.

‘ARTIK SUSMAK İSTEMİYORUZ’
Artık bu konuda susmak istemiyoruz. Sadece mekânları terk edip gitmek yetmiyor çünkü. Başka bir şeyler yapmak istiyoruz. 20 lubunyalık bi rezervasyon yapalım ve hepimiz öpüşelim istiyoruz. Bu yerlere para kazandırmamak istiyoruz. Hem öpüşmek hem de bunun hesabını vermemek istiyoruz. Mekânların kapısını sökmek istiyoruz, bekçilerini de, ahlakçılarını da uzaya yollamak istiyoruz. Bu mekânların yemeklerini yemektense, Genel ahlak kimin ahlakı diye soruyoruz öyleyse? Genel ahlak, mekân işletmecisinin, oradaki gururlu adamın ahlâkı… Size hesap mı vereceğiz sandınız? Post cihazınızı almadığımıza dua edin.

https://www.abcgazetesi.com/istanbulda-sensus-sarap-evi-lezbiyen-musterilerini-mekandan-kovdu-2972

15 Mart 2019 Cuma

Yeni Akit'ten geri zekalıca bir homofobi: İmamoğlu'ndan eşcinsel sapkınlara mesaj mı? Çocuklara gökkuşağı renkleri giydirdiler!

CHP'nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu'nun açılış yaptığı bir törende, belediyenin LGBT sapkınlarının kullandığı renkleri çocuklara giydirmesi dikkat çekti.


31 Mart Yerel Seçim çalışmalarını sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz gün mevcut belediye başkanlığını yaptığı Beylikdüzü ilçesinde yapımı tamamlanan Hasan Doğan Stadı ve Sosyal Yaşam Alanı, Fakir Baykurt Kütüphanesi ve Kavaklı Sağlık ve Yaşam Alanı'nın açılışlarını gerçekleştirirken ilginç bir eyleme imza attı.

LGBT sapkınlarının kullandığı renkleri çocuklara forma diye giydirilmesi dikkat çekti.

Sembol olarak kullanıyorlar

LGBT'li sapkınlar, 7 renkten oluşan gökkuşağı renklerini simge olarak kullanıyor ve sapkınlığı yaymak için propaganda malzemesi yapıyorlar.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/imamoglundan-escinsel-sapkinlara-mesaj-mi-cocuklara-giydirdiler-658076.html

62 estetikli Alves şimdi de İstanbul'a geldi.


Her anını sosyal medyadan paylaşan Alves şimdi de İstanbul'a geldi.
İstanbul'da bir estetik kliniğini ziyaret eden Alves story paylaşımlarıyla takipçilerini bilgilendiriyor.

Gülşen'den natürel bir mesaj!


"Bu fotoğrafı Paris’teyken çektirmiştik Azur’la. Uzuuun ve harika bir emzirme sürecimiz oldu birlikte, bilenleriniz vardır. Bence böyle uzun zamana yayılmasının en etkili sebebi doğduğu andan itibaren onun ihtiyaçlarına ve sinyallerine gösterdiğim özen, asıl O’nun bana öğreteceklerini büyük bir açlıkla merak etmekti.. Bebekler konuşmasalar dahi ne istediklerini o kadar iyi anlatıyorlar ki, onları duymak ve dış seslere de kulakları tıkamak bu süreci uzun soluklu ve sorunsuz bir hale getirdi bizim için. Haaa diyelim ki bir şeyler yolunda gitmeseydi ve emziremeseydim de yine çocuğumu iyi besleyen ve ihtiyaçlarını karşılayabilen bir anne olarak görürdüm kendimi. Beslemek sadece süt vermek demek değil çünkü. En ama en önemlisi koşulsuz sevgi... Emzirememek, mama vermek, normal doğuramamak kimseyi daha az ya da kötü anne yapmaz. Annelik uzun bir yolculuk ve evet çoğu zaman bir vicdan muhasebesi. Her bebek de apayrı bir dünya, aynılaştırmaya çalışılmaması gereken ve ezberlerin işlemediği. Sevgi, bağlanma ve karşılıklı güven duygusu herşeyin üzerinde bu ilişkide. Fotoğrafımız vesilesiyle duygularımı paylaşmak istedim. Bütün bebekleri çok ama çok seviyorum. Anne adaylarını ve tüm anneleri de büyük bir içtenlikle kucaklıyor öpüyorum."

MATTY CARRINGTON


Mehmet Gök şahsından saçma sapan (homofobi) bir yazı, okumayabilirsiniz!; Kavimler Göçü

Kavim aynı soydan gelen, töre, dil, ve kültürleri bir olan insan topluluğudur. Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğudur. Yani Kavim halk, topluluk ve ırk demektir. Kavimden farklı olan Sosyal bir olay olan göç ise, bir topluluğun farklı nedenlerle kendi yurdunu terk ederek başka bir yere gitmesi veya yer değiştirmesidir. Bu yüzden göç eden topluluklar gittikleri yerlerdeki kavim veya topluluklara karşı hâkimiyet mücadelesi vermek zorundadır. Göç eden topluluğun, göç ettiği coğrafyadaki halkı ya hâkimiyeti altına alması ya da onu başka bir yere sürmesi gerekir. Bilindiği gibi Kavimler Göçü ile birlikte Avrupa Kıtası’nda büyük bir kargaşa yaşandı. Günümüz Avrupa milletlerinin temelleri atıldı. Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Avrupa’da feodalite güç kazandı ve skolastik düşünce gelişti. İşte bu skolastik düşünde şu an Türkiye’de yaşanıyor. Hani bu geçen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Taksim'de bir araya gelen feminist gruplar, yürüyüş yaptı ya işte buna da bir skolastik düşünce anlayışıdır diyebiliriz. Nedir bu Skolastik Düşünce? Orta Çağ Avrupa’sına egemen olan siyasi, ekonomik, sosyal ve dini sistemdir. Katolik kilisesinin bağnazlığından doğan, baskıcı, karanlık düşüncedir. Araştırma, incelme ve bilimsel faaliyetler yasaktır. Skolastik düşünce dogmalara sıkı sıkıya bağlıdır ve dogmaları açıklamayı öngörür . İşte bu ortaçağ yani cahiliye dönemine dönmek isteyen belli kavimler var. (Feminist, lezbiyen vb.) Adı ne olursa olsun fark etmez uygulamaları tam bir cehalet anlayışı içeriyor. Hepimiz canlı olarak izledik; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Taksim'de bir araya gelen feminist gruplar, yürüyüş düzenledi. Yürüyüş esnasında yatsı ezanını duyan grup, tüm güçleriyle ıslık çalıp ezanın sesini bastırmaya çalışarak, büyük bir ahlaksızlığa imza attı. İslam'ın mukaddesatına, İslam'ın son başkenti Payitaht İstanbul'da küstahça saldıranlara ciddi bir tepki verilmedi. Niye bir ciddi tepki verilmez onu da anlamış değilim. Yürüyüşlerine izin verilen bu marjinal gruplar, her sene daha da cesaretlendirilip, İslam’a hakaret noktasında çıtayı yükseltmeye devam ediyor. 8 Mart'ı İslam'a saldırı saldırı gününe çevirenlerin bu ahlaksızlığı sadece sosyal medyada da büyük tepki topladı. Bu tür eylemler İslami değerlerimizle birlikte, toplumsal ve kültürel ahlakımıza aykırı bir durumdur. Bu tür düşüncede olanların Gayr-i Müslimlere veya batı kültürüne benzeme ve onların nefsânî hayat tarzlarını taklit etme hastalığı gün geçtikçe artmaktadır. Fikrî ve ahlâkî yozlaşmaların birçoğu, bu tür taklitlerle başlar. Taklit, zamanla alışkanlık ve huy hâline gelir. Sonrasında ise şeklî beraberlik, zihnî beraberliğe, zihnî beraberlik ise zamanla kalbî beraberliğe kadar gider. Bunun içindir ki hadîs-i şerîfte: “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” buyrulmuştur. Onlar kime benzemek istiyor acaba? Yoksa lut kavmine mi benzemek istiyorlar? Hani Hz. Lut, kavmine demişti: "Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, 'müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz." Yine Hz. Lut, kavmine demişti ki: Bilakis, cahil bir kavimsiniz." Bu cahil kavmi Allah yerin dibine geçirdi ve Örten, (Lut kavmini) örttü-kapladı. Bu zihniyette olan varlıklar Allahın böyle bir azap etmesini mi istiyor yoksa? Kim olursanız olun, hangi kavimde veya toplulukta olursanız olun fark etmez bu ezanlar susmaz ve susturulmaz. İslam Şairi Mehmet Akif ERSOY’un dile getirdiği gibi; bu ezanlar, ki şahadetlerin dinin temeli, ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli. Siz isteseniz de istemeseniz de bu ezanlar bu topraklarda okunacaktır. Çünkü bu topraklar bizim toprağımızdır.

http://www.sehrivangazetesi.com/kavimler-gocu-makale,1118.html

Şehrivan Gazetesi

Shell Petrol'den eşcinsellere destek!


SHELL'DE LGBT ÇALIŞANLARIMIZA VERİLEN DESTEK

Shell'de farklı deneyimlere sahip göze çarpan kişilere destek oluyor ve işyerinde LGBT kapsayıcılığının öncüsü olmak için mücadele ediyoruz.

Shell'de çalışanlarımızın çeşitliliğine özen gösteriyoruz çünkü kapsayıcı bir işyerinin çalışanlarımızın kendini geliştirmesine ve bu sayede işimizin gelişmesine olanak sağladığına inanıyoruz.

Çalışanlarımız mükemmelleştikçe biz de mükemmellik kazanıyoruz. Bu nedenle lezbiyen, gay, biseksüel ve trans (LGBT) personelimize destek olmaktan, cinsel yönelimine veya cinsiyet kimliğine bakmaksızın çalışanlarımızın eşitliğini öne çıkarmaktan gurur duyuyoruz.


"Shell'in LGBT çalışanlarına ve onların yaşadığı sorunlara karşı ilgili olması iyi hissettiriyor. Her zaman çeşitliliğe değer veren bir şirkette çalışmak istemişimdir."
Filipe Henriques Martins

Dış dünya değiştikçe LGBT sorunlarına yönelik toplumsal yaklaşımın da tüm dünyada değişiklik gösterdiğinin farkındayız.

Bizim yaklaşımımız, bireysel inançları değiştirmek yerine çalışanlarımıza yönelik saygıyı güçlendirmek ve bu konudaki farkındalığı arttırmak. Çalışma Kurallarımız, tüm çalışanlarımıza, çalıştıkları yerden bağımsız olarak cinsel yönelimlerine veya cinsel kimliklerine bakmaksızın fırsat eşitliği sunmamızı öngörüyor.

Shell'de LGBT Ağları

Shell LGBT Ağları, LGBT çalışanların işyerinde kendileri gibi olmaktan çekinmemeleri için destekleyici bir alan olarak kurulmuştur. Bu ağ, LGBT çalışanların karşılaştıkları zorluklar konusunda farkındalığı arttırmayı amaçlıyor ve Shell'in kapsayıcı bir işyeri olmasını güvence altına almak için kurumun her seviyesindeki insanlarla birlikte çalışıyor.

Shell'deki ilk LGBT Ağı, 1997'de ABD'de kurulmuş ve bunu kısa sürede aralarında Birleşik Krallık, Hollanda, Kanada, Hindistan ve 2015'ten itibaren Güney Afrika'nın da olduğu dünya genelindeki diğer ağlar izlemiştir.

Bu ağlar, şirket genelinde - LGBT-olmayan kişiler de dahil olmak üzere - insanları bir araya getiriyor ve engelleri ortadan kaldırarak, örneğin farkındalık ve destek oturumları yaparak ve yerel etkinliklere katılarak farkındalığı artırıyorlar.

Desteğimizi belli etmek


LGBT eşitliğine olan desteğimiz şunları içeriyor:
İşyerinde Onur – Shell, Amsterdam'da yerleşik olup kâr amacı gütmeyen, LGBT çalışanların işyerinde ve toplumda daha fazla kabul görmesini amaçlayan şemsiye bir vakıf olan İşyerinde Onur'un üyesidir. LGBT çalışanlara yönelik kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmak için 2012 yılında Amsterdam İşyerinde Onur Beyannamesi'nin eş-imzacısı olduk.
İnsan Hakları Kampanyası – Shell, LGBT Amerikalılara eşitlik sağlamak için çalışan en büyük sivil toplum örgütü olan İnsan Hakları Kampanyası'nın (HRC) kurumsal ortağıdır.
İşbirliği programları – Shell, üst düzey liderleri Shell'de LGBT olmanın zorlukları hakkında daha bilinçli hale getirmenin yanı sıra liderlere çeşitli ağların çalışmalarını aktif biçimde desteklemeye teşvik eden birtakım işbirliği programlarına katıldı.
Onur bayrağını dalgalandırmak - Kurumsal olarak sosyal desteğin bir işareti olarak Shell, Onur haftaları ve Uluslararası ”Coming Out” Günü sırasında birçok ofisinin dışında Onur bayrağını dalgalandırdı.
Farkındalık eğitimi – D&I (Çeşitlilik ve Kapsayıcılık) Öğrenim Portfolyomuz kapsamında cinsel yönelim konusunda farkındalık eğitimi verilmesini sağlıyoruz. LGBT olmanın yasalarla kısıtlandığı ülkeler de dahil olmak üzere dünya genelinde Shell'in operasonunun olduğu her yerdeki bütün D&I eğitimlerine LGBT çalışanların katılımını sağlıyoruz.

Kendin ol, güçlü ol
Filipe gibi profesyoneller Shell'deki diğer kişilerle birlikte çalışmaktan ve başkalarına ilham vermekten gurur duyuyorlar; biz de ellerinden geleni yapmaları için onları cezbeden ve motive eden bir ortam sunmaya çalışıyoruz.


"İnsanlarla arkadaşça, saygılı ve yapıcı bir biçimde diyaloğa girmeliyiz. Kendim gibi olmak, Gelişebilmenin temelinde kendim gibi olmak yatıyor ve mutlu, tatmin edici bir yaşam ve kariyer için büyük önem taşıyor."
Filipe Henriques Martins

Shell Güney Afrika'da LGBT Ağı oluşturan ilk şirket oldu. Güney Afrika Afrika'da LGBT hakları açısından çok ilerici bir ülke olsa da bu yine de oldukça önemli bir andı.

Global Fonksiyonlar Organizasyonel Verimlilik Müdürü Mark Emdin şunları söyledi: “LGBT olmanın zor hatta yasadışı olduğu ülkelerdeki çalışanlar için Shell'de kendileri gibi olabilmeleri aydınlatıcı bir ışık işlevi görmeli.”

Shell Güney Afrika Ülke Başkanı Bonang Mohale, “Çalışanlarımız kendilerini kapsayıcılık ve katılım içinde hissettiklerinde fikir, geçmiş ve perspektif zenginliğini ortaya çıkararak iş değeri yaratırlar” diye ekliyor.

Bunları biliyor muydunuz?:
Shell'in son zamanlarda İşyerinde Onur Vakfı tarafından dünyada LGBT-kapsayıcı işverenler sıralamasında 4’üncü sıraya nasıl konulduğunu keşfedin.
Amerika’daki işyerlerini LGBT eşitliği açısından puanlayan HRC Kurumsal Eşitlik Endeksinde Shell'in nasıl % 95 puan aldığını keşfedin.

https://www.shell.com.tr/careers/diversity-inclusion/lgbt-talent-at-shell.html

14 Mart 2019 Perşembe

İzmir’in Büyükşehir adayından ilginç ‘LGBTİ’ vaadi!

Demokrat Parti’nin (DP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tarcan Ülük, CHP adayı Tunç Soyer’i hedef aldı. Ülük, LGBTİ bireyler ile ilgili olarak yaptığı açıklama ise dikkat çekti.
EGEDESONSÖZ- DP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tarcan Ülük, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP Büyükşehir Adayı Tunç Soyer’i hedef aldı.


Soyer’in “çok sesliliği savunduğunu” kendilerinin ise tersini savunduğunu söyleyen Ülük, “Sayın Soyer’in ima ettiği Türklüğü inkâr eden PKK paçavralarında ki renkleri değil, Türk bayrağındaki Kırmızı-Beyazı İzmir’de hâkim kılacağız” dedi.

TEDAVİ EDECEĞİZ
İzmir’de yaşayan LGBTİ bireyler için önlem alacaklarını da belirten aday Ülük, “İzmir’de gay, lezbiyen, transseksüel vb bize göre birer ruh ve beden sağlığı problemi olan cinsel tercihi olanların, bizim kabulümüzde bu rahatsızlıklarını bayraklaştırarak genele yaymalarını ve gençliği olumsuz etkilemelerinin önüne geçecek bilimsel, tıbbi tedbirleri “kamu yararına” Belediye olarak, zabıta tedbirleri ile birlikte, yargı kararları da alarak kararlılıkla ile uygulayacağız” dedi.

http://mobil.egedesonsoz.com/haber/Izmir-in-Buyuksehir-adayindan-ilginc-LGBTI-vaadi/1004369

Ünlü şarkıcı: Biri karım biri metresim!

Şarkıcı Berksan’dan çarpıcı açıklama; "Müzik karım, Çilek Beach metresim. Birini seçmem gerekiyordu" dedi.


http://www.milliyet.com.tr/unlu-sarkici-biri-karim-biri-magazin-2842068/

Emre Sayg: Ayhan Taş’la atak sahnemiz uzun bir geceydi!

Emre Saygı’nın hazırlayıp sunduğu, interaktif talk show programı 'Hadi Be'ye, 'Döndüm Ben' adlı filmiyle seyirciyle buluşan oyuncu Burak Satıbol konuk oldu.


"O görüntüler ortaya çıkarsa fena şeyler olur"

Burak Satıbol, filmin en çok konuşulan sahnesi olan Ayhan Taş’la birlikte yatağa girdiği sahneye ilişkin, "Ayhan'la kaynaştık bu filmde. Ayhan bana kerkindi. Çok verimli bir sahne oldu. İşte o sahnenin kamera arkası görüntüleri var, o görüntülerin Ömer'de emniyette olduğuna inanıyorum. Çünkü o görüntüler yarın, öbür gün ortaya çıkarsa fena şeyler olur, hakikaten kamera arkasında acayip şeyler oldu. Uzun bir geceydi o. Bizim Ayhan Taş'la olan yatak sahnemiz çok uzun bir geceydi" dedi.

http://www.milliyet.com.tr/yatak-sahnemiz-uzun-bir-geceydi--magazin-2842403/