27 Nisan 2015 Pazartesi

Jon Kortajarena Covers Seventh Man


Önce sarıldılar, sonra taşladılar

Terör örgütü IŞİD, eşcinsel oldukları gerekçesiyle infaz ettiği iki kişiyi, taşlayarak öldürmeden önce sarıldığı görüntüleri yayınladı.

Terör örgütü IŞİD militanları, Suriye’nin Humus kentinde eşcinsel iki kişiyi, infazdan önce kucaklaşıp "helalleştikten" sonra, taşlayarak vahşice infaz etti.
İnternet paylaşım sitelerinde yayınlanan kucaklaşma görüntüleri, IŞİD yandaşları tarafından örgütün “günahkarlara karşı ne kadar şefkatli olduğunun bir kanıtı” şeklinde yorumlandı. Fotoğraflarda, IŞİD militanlarının, infaz etmek üzere gözleri bağlı şekilde bir toprak alana getirdikleri kurbanla "kucaklaşarak helalleştikleri" görülüyor.

Militanlar bundan sadece saniyeler sonra kurbanları yarım ay şeklindeki kalabalığın önüne getiriyor ve yumruk büyüklüğündeki taşlarla vahşice katlediyor.

radikal.com.tr

X-MEN’in Yeni Serisinde ICE-MAN Gay Olduğunu Açıkladı

Marvel’in X-Men serisinde genç süper kahramanlar mutant olmanın getirdiği ön yargılar ve zorlukların yanı sıra Magneto ile savaşmaktaydı. Kahramanlarımızdan Bobby Drake’in alter egosu Ice-Man’in eşcinsel olduğunu fark etmesi hikayeyi ve yaşanılan zorlukları daha farklı bir seviyeye taşıdı.

Binlerce, belki de milyonlarca insan farklı sebeplerden ötürü cinsel kimliklerini saklama gereği duyuyor. (Özellikle bizimki gibi farklılıklara kapalı toplumlarda yaşayanlar.) X-Men bu konuyu ele alarak bizlere yepyeni bir deneyim sunuyor. Yeni X-Men yazarı Brian Michael Bendis Wall Street Journal’a verdiği röportajda “Bu küçük bölüm çok daha büyük bir hikayenin başlangıcı olacak.”dedi.

Yeni hikaye orijinal çizgi romanın ve X-Men film serisinin olay örgüsünün dışına çıkarak Ice-Man ve Rouge adındaki kadın karakterin ilişkisine odaklanıyor. Yeni X-Men’de Jean Grey (grubun telepatik üyesi) geçmişe dönerek genç Ice-Man’in zihnini okuyor ve onun eşcinsel olduğunu öğreniyor. Şimdiki zamana geri döndüğünde ise bu sırrı bildiğini onunla paylaşıyor. “Belki de hem mutant hem eşcinsel olmayı (ikisiyle de sorunları olan bir toplumda) kaldıramayacağı için birini rafa kaldırmıştır.” diye açıklıyor Ice-Man bu tercihini saklayan gençliğini.

Bu transformasyon Marvel’in erkek egemen dünyasına daha çok kadın ve LGBT karakter ekleme çabasının bir parçası. Bendis’in Marvel karakterlerine ilk farklılık katışı bu değil. Daha önce 2011 yılında yarattığı, Spider Man’in ölümünün ardından onun kostümüne bürünerek ortalıkta dolanan Miles Morales karakterini yaratmıştı. Bu karakter serinin takipçileri tarafından o kadar benimsenmişti ki Avengers ve Spider Man’in yolu sonunda kesiştiğinde takipçiler büyük ekrana çıkacak ismin Morales olacağını ummuştu.

Bendis’i ve Marvel’i böyle bir adım attıkları ve böyle bir konu işledikleri için kutlamalı.

http://kafeinsiz.com/13928/x-menin-yeni-serisinde-ice-man-gay-oldugunu-acikladi/

http://gulceraydin.com/2013/02/03/evlilik-ve-cinsellik-konusunda-psikologtan-sorulara-cevaplar/

HDP'nin bildirgesinden din ve ahlak düşmanlığı çıktı

HDP, açıkladığı seçim bildirgesiyle, halkın inanç ve ahlaki değerlerine ne kadar ters düştüğünü bir kez daha ilan etmiş oldu. Bölge insanının inancı ve gelenekleri hiçe sayılarak kaleme alınmış bildirge maddeleri, HDP'nin, halkın isteklerine ne kadar duyarsız kaldığını da bir kez daha ortaya koydu

HDP Eş Genel Başkanları Selahaddin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ, partilerinin, “Büyük İnsanlık Çağrısı” ana başlığı ile oluşturulan seçim bildirgesini açıkladı. Bildirgenin başlığı her ne kadar ‘Büyük İnsanlık Çağrısı' olsa da içerik bunun aksini gösterdi. Müslüman memlekette Din dersinin kaldırılması ve LGBTİ'lerin desteklenmesi vaadi, HDP'nin bildirgesinin ana konusu oldu.

DİYANET'İ VE DİN DERSİNİ  KALDIRACAKLARMIŞ!
% 99'u Müslüman bir ülkede Diyanet'in ve Din dersinin kaldırılacağının açıklandığı bildirge garabet olarak yorumlandı. Bildirgenin bu konu ile ilgili maddesi şöyle; “Herhangi bir dini inancı olmayan yurttaşların özgürlüğünü anayasal güvenceye kavuşturacağız. Zorunlu din dersi uygulamasına son vereceğiz. Din dersleri seçmeli olacak. Alevi çocuklarının din dersi politikasıyla dayatmaya uğramasına izin vermeyeceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılarak devletin din alanından el çekmesini sağlayacağız. Bütün inanç toplulukları din özgürlüğü serbestçe yaşayabilecek. Cemevleri ibadethane olarak tanımlanacak. Dini inancın gereği olarak kabul edilen kılık kıyafete hiçbir alanda müdahale edilmeyecek. Irkçı milliyetçi politikaları bitireceğiz.”

BİLDİRGEDE LGBTİ'LİLERE DE  ÖZEL BAŞLIK AÇILDI
Bildirgede sapkınların oluşturduğu LGBTİ grubuna da fazlasıyla haklar tanındı. Toplumu manevi iflasa sürükleyen, toplumsal çöküşün en büyük temellerinden biri olan LGBTİ grubuna verilen haklar ise pes dedirtti. LGBTİ grubuna tanınacak haklar ile ilgili bildirge maddesinde ise şunlar yer aldı;

“Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliğini inkâr eden, görmezden gelen ve hâkim olan heteroseksizm üzerinde yükselen düzene karşı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve baskıyı ortadan kaldırarak LGBTİ'lerin eşit ve onurlu yaşam sürdürebilmeleri sağlanacak. Türkiye halklarını ve bu coğrafyada yaşayan tüm farklılıkları tanıyan yeni bir anayasa, LGBTİ'lerin eşitliğini tesis etmek için de elzemdir. HDP, LGBTİ'lerin tanınma sorununu önemli bir problem olarak görerek eşit yurttaşlığı anayasal güvence altına alacak adımları gerçekleştirecek. Eğitim, sağlık, istihdam, barınma gibi alanlar başta olmak üzere, tüm yasal mevzuatı LGBTİ'lerin eşit yurttaşlar olduğu kabulü ve saldırılara karşı korunması ilkesiyle kapsamlı biçimde düzenleyerek sosyal eşitsizlikleri giderecek sosyal politikalar hayata geçirilecek.”

UÇUK VAADLER SOSYAL MEDYADA ALAY KONUSU OLDU
HDP'nin din ve ahlak dışı vaadleri yanında uçuk ekonomik vaadleri de oldu. Hem HDP'nin hem CHP'nin kısa süre önce açıklanan seçimin ekonomik vaadleri sosyal medyada alay konusu oldu. “Yalandan kim ölmüş, bol keseden atmak bedava…” yorumlarıyla vaadlere işaret eden sosyal medya takipçileri bir de HDP-CHP'nin seçim vaadlerine nazire vaadlerde bulundular.

İŞTE O VAADLERDEN BİR KAÇI:
-Kimse çalışmayacak
-Yeni doğanlar dâhil kişi başına 10000 dolar maaş
-Her aileye ücretsiz hizmetçi
-Dolayısıyla bir hizmetçiye de bir hizmetçi
-Savaş olmayacak, askerlik olmayacak
-Akaryakıt, elektrik, su bedava
-Ulaşım, iletişim bedava
- Doktor, ilaç, market, pazar, kasap alışverişi bedava
-Her doğan çocuğa bir ev, 18 yaşındakilere araba
-Okula gitmeden bütün diplomalar verilecek
-Bilgi, beceriler çip ile gençlerin beynine yerleştirilecek
-Kimse borçlu olmayacak,  herkes alacaklı olacak
-Kimsenin üzülmesine izin verilmeyecek

http://dogruhaber.com.tr/haber/169855-hdpnin-bildirgesinden-din-ve-ahlak-dusmanligi-cikti/

Eşcinsellerin yaşamı tablolarda

MUĞLA Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi'nden geçen yıl mezun olan Münire Zereyalp, ilk kişisel sergisini açtı. Eşcinsellerin hayatın içinde yer aldığını gösteren tablolarının yer aldığı "Demo" sergisi, sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

MSKÜ Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunu 33 yaşındaki Münire Zereyalp, Trafo Bodrum Hakan Aykan Kültür Merkezi'nde ilk kişisel sergisini açtı. Sergide tuval üzerine karışık teknikle yaptığı 21 tablosu ve baskı tekniği yaptığı 24 gravür çalışması yer aldı. Zereyalp'in üç yıldır hazırladığı çalışmalarının yer aldığı sergide, eşcinsellerle yaşama dikkat çektiği eserleri beğeni topladı. Sergide Zereyalp'in yurtdışındaki yarışma ve sergilerden ödül alan eserler de yer aldı.

Eşcinsellik konusu üzerine kapsamlı bir araştırma yaptığını belirten Zereyalp,"Eşcinseller yaşamımızın her yerinde varlar. İlk bakışta onları yadırgıyoruz ya da tercihlerinden dolayı sorguluyoruz. Ama onlarla aynı tuvaleti kullanıyoruz, aynı binada oturuyoruz, aynı inancı paylaşıyoruz, otobüste aynı askılara tutunuyoruz. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kabullenilmesi ve sorgulanmamaları gerektiğine inanıyorum. Hayatı paylaşarak yaşıyoruz" dedi. Serginin 29 Nisan'a kadar ziyaret edilebileceği kaydedildi.

Nilüfer KANDIRMIŞ / BODRUM

Barış Sulu: LGBTİ diyoruz ama her harfin ayrı sorunu var

HDP'nin 7 Haziran seçimlerindeki tek eşcinsel adayı Barış Sulu'yla adaylık sürecini ve LGBTİ birey olmanın sosyal hayattaki zorluklarını 5 soruda konuştuk. Sulu, "LGBTİ diyoruz ama her harfin ayrı bir derdi var" diyor.

Partiler 7 Haziran seçimlerinde milletvekili aday listelerine anayasal açıdan dezavantajlı grupların temsilcilerini de dahil etmeye çalıştılar. Bunlardan biri de Halkların Demokrasi Partisi’nden Eskişehir 6. sıradan aday gösterilen ve partinin tek eşcinsel adayı olan Barış Sulu.
‘Mavi kimlik’ sahibi Barış Sulu, ‘pembe kimlik’ taşıyan sevgilisi Aras’la evlenememesiyle ilgili olarak: “Mesela heteroseksüeller, evlilik yapanlar, ‘Onlar evlenmeden biz de evlenmiyoruz’ diyebilirler. Bizim illa evlenelim diye bir derdimiz yok, ama imza atmayanların da imza atanların haklarına sahip olmaları gerekir. ‘Partner Yasası’ tarzı bir girişim bu işi çözebilir” diyor.
HDP’nin barajı geçeceğini düşündüğünü söyleyen Sulu çıtayı Sırrı Süreyya Önder’in yanına koyuyor: Yüzde 14-15.
Sulu’nun hiç siyah kıyafeti yok ve seçildiği takdirde renkli karakterini Meclis’e taşıyacağını belirtiyor.
HDP’ 7 Haziran seçimlerindeki tek eşcinsel adayı Barış Sulu’yla adaylık sürecini ve LGBTİ birey olmanın sosyal hayattaki zorluklarını 5 soruda konuştuk.
HDP’nin bu seçimlerdeki tek eşcinsel adayısınız. HDP tercihiniz ve adaylık süreci nasıl gelişti?
Adaylık süreci şöyle gelişti, ben belediye seçimlerinde de bizim bu işin içinde daha çok olmamız gerektiğini düşünüyordum. LGBT örgütlenmesinden gelen Sedef Çakmak ve Boysan Yakar’ın CHP’de meclis üyesi ve kalem müdürü olmaları beni de cesaretlendirdi, şevklendirdi açıkçası. Ben HDK sürecinden beri partinin içindeydim. Ve artık aday olmanın zamanı geldiğini ve HDP’den aday olmak gerektiğini düşündüm. Çünkü Gezi süreci yan yana olunca da oluyormuş fikrini geliştirdi. LGBT’ler ilk defa bu kadar konuşuldular Gezi’de… Ailemle konuştum onlar da bana destek oldular bu süreçte ve aday oldum!
‘CİNSEL YÖNELİM’ VE ‘CİNSİYET KİMLİĞİ’ ANAYASAYA GİRMELİ
Meclis’e girerseniz ya da elinize imkan geçse LGBTİ bireylerin haklarıyla ilgili ilk hangi adımı atmak istersiniz?
Yıllardır hak hiyerarşisi olmadığı konusunda bir şeyler anlatmaya çalışıyorum, bir transın sağlık hizmeti alamaması, bir eşcinselin yurttan atılması hepsi ve daha fazlası karşılaştığımız durumlardan. ‘Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği’ kavramlarının anayasaya girmesi gerekiyor. Nefret suçlarının da tanımlanırken LGBTİ bireyler için koruyucu konuma getirilmesi gerekiyor. Aslında biz LGBTİ şeklinde kapalı olarak söylüyoruz ama lezbiyenin de geyin de biseksüelin de trasın da interseksin de her harfin kendine özgü dertleri, karşılaştığı başka başka sorunlar var.
ERKEKLİĞİ GÖSTERMEK İÇİN KOYU KIYAFETE GEREK YOK!
Vekilleri genellikle koyu renkli kıyafetlerle görüyoruz.  Parlamentoya o anlamda da bir renk getirmeyi düşünür müsünüz?
Ben sınıfı öğretmenliği okuyordum ve bu tek tip kıyafet zorunluluğu nedeniyle memur olamayacağımı düşündüm. Bedenimi nasıl kurguluyorsam kıyafetlerimi de öyle kurguluyorum aslına bakarsanız. İlla o erkekliği göstermek için kopkoyu giyinmeye gerek yok. Birbirimizden farklıyız ve bu farklılığı göstermenin yollarından biri de dış görünüş şekli aslında. Benim hiç siyah kıyafetim yok mesela! Kırmızı, mavi, yeşil, hatta mor ağırlıkta kıyafetlerim.
İKİMİZ DE ERKEĞE BENZEDİĞİMİZ İÇİN EVLENDİRİLMEDİK
Bir eşcinsel olarak sosyal hayatta ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Toplumsal ötekileştirmeye karşı mesafe kaydedilebildi mi?
1990’lardan kalma tepkiler hâlâ devam edebiliyor. Sadece eşcinsel ya da başka bir tercih sahibi olması fark etmiyor, insanlar bir kalıba sokulmaya çalışılıyor. Ama hepimiz farklı farklıyız ve emin olun hepimiz birbirimize benzemediğimiz zaman her şey daha güzel olacak. Kendi özelimizde bireysel önyargılara tosluyoruz. Önce bir doktorun önyargısından sonra sağlık bakanlığının önyargısından sevgilimle evlenemedik mesela. Sağlık Ocağı’na da Sağlık Bakanlığı’na dava açtık. Pembe kimlik ve mavi kimlik sahibiyiz ama dış görünüş olarak ikimiz de erkeğe benzediğimiz için doktorun önyargısı ile karşılaştık ve evlendirilmedik.
ONLAR EVLENMEDEN BİZ DE EVLENMİYORUZ DİYEBİLİRLER
Evet 2012’deki evlenme girişiminiz sonuca ulaşmamıştı. Evlenmeyi düşünüyor musunuz hâlâ?
Eşcinseliz deyince, ‘Aa bunlar evlenmek istiyor’ diyorlar. ‘Bunlar bizim aile yapısını yıpratacak’ diyorlar. Bizim illa evlenelim diye bir derdimiz yok. 5 yıldır beraber yaşıyoruz ve hastalanıp hastaneye giderken bile sorun oluyor. Aslında bu bir medeni haklar meselesi. Evlenmek istemeyen beraber yaşan insanlar var. Onların da birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları olmalı. ‘Partnerlik yasası’ diye bir şey yapılabilir mesela.  Medeni haklar bu şekilde düzenlenebilir.  Birlikte ev alsak kanıtlayamayacağız, soy isimlerimiz tutmuyor. Evliler en basiti operatörler tarafından telefon faturası avantajlarından bile yararlanıyor. Ben birini seviyorum ve onunla birlikte yaşıyorum. İmza atmayanların da imza atanlarla aynı hakları kazanması gerekiyor. Başkalarının haklarını savunarak gelişebiliriz. Mesela heteroseksüeller, evlilik yapanlar, ‘onlar evlenmeden biz de evlenmiyoruz’ diyebilirler. Benim bir heteroseksüelin hakkını onun da benim hakkımı savunması daha anlamlı.
Trans, eşcinsel, biseksüel gibi anayasal haklar açısından dezavantajlı bireylerin hakları için HDP’nin tutumu nasıl? Seçim beyannamesini bu anlamda başarılı buldunuz mu?
İnanılmaz derecede başarılı buluyorum. HDP’nin halihazırda bir LGBTİ komisyonu var Hepimizin beraber hazırladığı, katkı sunduğu bir şey. Nokta atışı olmuş. Diğer partiler meseleyi kafalarında insan hakları konusuna oturtabilmiş değiller. LGBT bireyler daha görünür oldukça her şeyin daha çabuk yoluna gireceğini düşünüyorum. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkuyor. Oturup konuştuğumuzda önyargılar ortadan kalkıyor, insanlar bunun bir kimlik olduğunu çok daha kolay anlıyor. Birbirimizle konuşabilmemiz lazım öncelikle.
Sırrı Süreyya Önder ‘yüzde 14’ diyerek çıtayı biraz daha yukarı koydu. Siz 7 Haziran’da HDP’nin barajı aşacağını düşünüyor musunuz?
Ben Selahattin Demirtaş’ın bireysel olarak katıldığı ve 9,8 oy aldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra çok daha olumlu bakıyorum barajı geçme meselesine. HDP ilk defa parti olarak seçime giriyor ve ilk kez bir parti birçok kesimi kucaklıyor. Yoksulların yanında olan, insan haklarını savunan, ekolojik dengenin korunması gerekliliğini söyleyen bir partinin baraj altında kalacağını inanmıyorum. 7 Haziran’ın sürprizi HDP olacak ve oy oranının yüzde on değil on dörtler on beşler olacağını düşünüyorum ben de. HDP’den bu kadar çok bahsedilmesi buna işaret eden umutlu bir şey...
Son olarak seçmenin size olan ilgisi nasıl?
Hakkari’den İstanbul’a çok büyük bir ilgi var, ’Seni görmek istiyoruz’ diyorlar. Bunlara bütçe ayırmak anlamında sosyal medyada bir kampanyam var. (https://www.indiegogo.com/projects/turkey-s-first-gay-parliamentary-candidate/x/1729473) Eskişehir de çok enerjik bir şehir okulda hocalarımdan da olumlu tepkiler aldım. Kadınlarla, gençlerle çok iyi çalışıyoruz. Mahallelere, köylere gidiyoruz ve çok yoğun bir ilgi var.

ÜMİT BUGET - RADİKAL

Hakların Kaynağı Bizatihi Hak Teâla’dır

Hakların kaynağını bizatihi Hak Teâla olarak gördüklerini ifade eden HÜDA PAR’ın desteklediği Şanlıurfa Bağımsız Milletvekili adayı Mehmet Yavuz, Allah’ın verdiği bir hakkı yasaklamanın bir zulüm olduğunu aynı zamanda Allah’ın haram kıldığı bir şeyi hak olarak görmenin de bir zulüm olduğunu söyledi.

Seçim çalışmaları kapsamında Birecik Memur-Sen Temsilciliğini ziyaret eden HÜDA PAR’ın desteklediği Şanlıurfa Bağımsız Milletvekili adayı Mehmet Yavuz, burada önemli açıklamalarda bulundu.

Yavuz ve beraberindeki heyeti, temsilcilik binasında Memur-Sen Birecik Temsilcisi Nahsan Aydın ve Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı diğer sendika temsilcileri karşıladı. Kısa bir tanışma faslının ardından konuşan Yavuz, önemli açıklamalarda bulundu.

Hakların kaynağını Hak Teâla olarak gördüklerini belirten Yavuz, “Bizler dilleri Allah’ın kevni bir ayeti olarak görüyoruz. Bir dile karşı çıkmak Allah’ın bir ayetine karşı çıkmak gibidir. Bizce hakların kaynağı bizatihi Hak Teâla’dır. Bu hakkı sınırlamak dolaylı da olsa yok saymak zulümdür. Bu anlamda parti programımızda belirttiğimiz gibi anadilde eğitim hakkının getirilmesinden tutun da Kürtçe'nin ikinci resmi dil olmasına kadar her türlü hakkın verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.Zira biz İslam’ı referans almışız. Anadilde eğitim en temel bir insan hakkıdır. İşte bu hakkı bilerek ya da bilmeyerek yok saymak uhrevi bir mesuliyeti gerektiren bir durumdur.” diye konuştu.

Öte taraftan dil ve dinin birbirinin alternatifi haline getirme çabalarını da reddettiklerini ifade eden Yavuz, “Dil ve din, birbirinin alternatifi değildir. Dile sahip çıkmak için dinin terkedilmesi gerekmiyor. Ya da dini savunmak için dilden uzaklaşmak gerekmiyor. Bu kapsamda biz diyoruz ki Müslüman bir Kürt, Müslüman bir Arap veya Müslüman bir Türk hem dinine hem de diline sahip çıkması gerekiyor.

Özellikle Kürdistan bölgesinde siyaset yapmaya çalışan seküler Marksist Kürt hareketi olarak tanımlanan politik yapının hem parti programına hem de seçim beyannamesine koyduğu erkeğin erkekle evlenmesi, kadının kadınla evlenmesini yani LGBTİ’lerin haklarını savunmsını da fıtratı bozmaya yönelik bir girişim olarak görüyoruz.

Hükümetin BM nezdinde yapılan "kadın hakları" konulu bir toplantıya LGBTİ derneğine üye iki kişiyi göndermesini eleştiren Yavuz, “ Aile Bakanlığı Birleşmiş Milletlere iki LGBTİ denilen cinsel sapıklığı meşru göstermeye çalışan ve bu memleketin inancıyla, örfüyle, geleneğiyle hiçbir alakası olmayan bir kuruluşun iki üyesini gönderiyor. Hem de bunların tüm masraflarını halkın vergisiyle ayakta duran Aile Planlama Bakanlığının bütçesinden karşılıyor. İşte biz bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Doğru yapılanlara doğru diyoruz yanlışlara da yanlış diyoruz” şeklinde konuştu.

http://www.sanliurfa.com/haklarin-kaynagi-bizatihi-hak-te-la-dir/1671437999/

Kürt’ün Kürt’e ihaneti

7 Haziran seçimlerine Türkiye partisi olma iddiasıyla hazırlandığını öne süren HDP’liler, DHKP-C’lilerle birlik olup gay ve lezbiyenler eşliğinde, ellerine yüz binlerce Müslüman Kürt’ün kanı bulaşan Ermenilere destek mitingi düzenlediler. Kızılay Meydanı’nda HDP ve DHKP-C’lilerin yaptığı Ermenilere destek mitinginde “Ermeni soykırımı tanınsın” pankartları taşınarak Ermeni Diasporası’na şirinlik yapıldı.

Birçok devlet adamının da katılımıyla bütün devlet erkanı ve millet Çanakkale’de Gelibolu Zaferi’nin 100. yılını kutlarken, Türkiye partisi olduğunu iddia eden HDP ise Başkent Ankara’da gay ve lezbiyenlerin de katıldığı “Ermeni soykırımına destek” mitingi yaptı.  7 Haziran seçimlerine Türkiye partisi olma iddiasıyla hazırlandığını öne süren HDP’liler, DHKP-C’lilerle birlik olup gay ve lezbiyenler eşliğinde, ellerine yüz binlerce Müslüman Kürt’ün kanı bulaşan Ermenilere destek mitingi düzenlediler. Kızılay Meydanı’nda HDP ve DHKP-C’lilerin yaptığı Ermenilere destek mitinginde “Ermeni soykırımı tanınsın” pankartları taşınarak Ermeni Diasporası’na şirinlik yapıldı.

HDP HANGİ YÜZLE KATLEDİLEN KÜRTLERDEN OY İSTEYECEK

HDP’nin Ermeni’ye destek mitingini Yeni Akit’e değerlendiren AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, “Selahattin Demirtaş Ermenilerden özür dilemeyi bıraksın da ilk önce Kürt halkından özür dilesin. Ermenilerin katlettiği Müslümanlardan çoğu Kürt. Ermenici tavırlarla katledilen Müslüman Kürtlerin torunlarında hangi yüzle oy isteyecek. Demirtaş, PKK’nın vahşetinden ve mezaliminden dolayı memleketini terk eden Kürt halkından özür dilesin.” dedi.  

OLSA OLSA ERMENİSTAN PARTİSİ OLUR

Ermeni mezaliminde hayatını kaybedenlerin birçoğunun Müslüman Kürtler olmasına rağmen, HDP’nin utanmadan kendi halkını katledenlere destek mitingi yaptığına dikkat çeken Metiner, “HDP bu yaklaşımıyla olsa olsa Ermenistan partisi olur. Bunların Kürtlerin hakkıyla hukukuyla bir işleri yok. Bunlar celladına aşık maktul gibiler. HDP’nin mitingine en çok sevinen Ermeni Diasporası olmuştur herhalde. Millet Çanakkale’de kurtuluş zaferini kutlarken, bunlar kalkmış Ermenilerin sözde soykırım yalanlarına destek veriyor. Yazıklar olsun onlara” diye konuştu.

Yeni Akit’e konuşan Araştırmacı ve Tarihçi Mehmet Yıldız, “HDP’lerin yapmış olduğu seçim beyannamesinde Lezbiyenlerin hakkını savunduğu kadar Kürt Halkının hakkını savunmadığı apaçık ortada. Seçim beyannamesine baktığımız zaman ‘Bu perhiz bu ne lahana turşusu’ denilecek bir durum ortaya çıkıyor. Getirdikleri noktaya bakıldığında ise bunların derdinin ne olduğu belli oluyor. Bu parti milletin sözcülüğünü değil tamamen yabancıların ve bazı güçlerin taşeronluğu ve tetikçiliğini yapıyor.” diye konuştu.

HDP KÜRT HALKININ TARİHİNİ BİLMİYOR

Yeni Akit’e konuşan Hüsamettin Korkutata ise “HDP’liler Kürt halkının tarihi iyi anlamıyorlar. Bu çok yanlış bir şeydir. HDP’ye ben Bingöl’deki tarihi bir belge ile cevap vereceğim. 1895 yılında bir Ermeni yurt dışından Osmanlı’ya telgraf çekiyor. Telgrafın içerisinde, Bingöl Cebabsur’daki köyümüzün etrafını oradaki halk sardı, insanlar öldü. Biz Şıh Eyüp Efendi’ye iltica ettik o bizi kurtardı ve hiç kimse bize karışmadı. Biz oradan kurtulduktan sonra buraya geldik. Mallarımızı iade ederseniz biz geri döneriz. Bizi Şıh Eyüp Efendi korumuştur ve bizi kimse dokunamamıştır.’ demişler. Böyle bir anlayıştan nasıl soykırım çıkartılabilir anlamak mümkün değildir.

O ZAMAN “SOYKIRIMI KÜRTLER YAPTI” DERLER ADAMA

“Soykırım yapıldığı kabul edilirse o zaman bunun faturasının Kürtlere çıkartılması lazım. Çünkü o dönem Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yer Doğu ve Güneydoğu. Böyle bir şey söz konusu olursa Kürtler soykırım yapmış olur. Ama böyle bir şeyi de kabul edemeyiz.

Bazı olaylar olmuştur ama ‘Soykırım’ denen şey bir insanın kökünü kazımak anlamındadır. Ne Ermeniler yok olmuştur ne de onları yok edecek kavim asla bu topraklarda yetişmiştir. Bir kimsenin hakkını savunmak için o kişinin gönlüne girmek lazımdır. HDP Kürtlerin tek temsilcisi değildir. Bu sürecin muhatabı bütün Türkiye’dir. Bu barışın önünde kimse duramaz. Engel çıkarmaya kalkanlar altında kalır.” açıklamasında bulundu.

ÖMER AKKAYA / EKREM ŞAHAN / ANKARA
http://www.yeniakit.com.tr/haber/kurtun-kurte-ihaneti-64429.html

HDP'den sonra CHP'li adaylar da LGBTİ Hakları Sözleşmesi'ni imzaladı

HDP: AKP'li İsmet Uçma'nın kadın ve LGBTİ'lere yönelik ayrımcı sözlerini kınıyoruz!
Avrupa Birliği LGBTİ hakları klavuzu Türkçe'ye çevrildi

İstanbul 2. Bölge adayları Melda Onur, Enis Berberoğlu, İnan Güney ve Gül Yüksel, 24 Nisan 2015 tarihinde genel seçim öncesi LGBTİ Hakları Sözleşmesi'ni milletvekili adaylarının imzasına açan Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği SPoD LGBTİ'yi ziyaret etti. Sözleşmeye, "Biz’ler Gökkuşağıyız” diyen HDP'nin İstanbul kadın milletvekili adaylarının ardından CHP'li adaylar da imza attı.

LGBTİ'lerin karar alma ve siyaset üretme süreçlerinde etkin biçimde yer almaları talebiyle şubat ayında “Mecliste LGBTİ” kampanyası başlatan ve bu kampanya kapsamında LGBTİ Hakları Sözleşmesi hazırlayan SPoD LGBTİ temsilcileri, milletvekili adaylarından Meclis’te LGBTİ haklarını savunmalarını istediler.

LGBTİ'lerin açık kimlikleriyle Mecliste olmalarının önemine değinen Melda Onur, "Şimdiye kadar LGBTİ'lerin sorunlarını Meclise taşımaya çalıştık. Seçimlerden sonra da bunu kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

gercekgundem.com'da yayımlanan habere göre, sözleşmenin CHP içinde daha çok adaya ulaşması için çabalayacaklarını söyleyen Enis Berberoğlu ise şu açıklamada bulundu: "CHP, 2015 Seçim Bildirgesi’nde de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadele edeceğini duyurdu. Biliyorsunuz bildirgede yasal düzenlemeler ve yaptırımlar yoluyla, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı tüm ayrımcılıklara karşı kararlı şekilde mücadele edeceğiz cümlesine yer verildi. Bu bir temel insan hakları meselesidir.”

Önümüzdeki günlerde farklı illerden ve partilerden adayların da LGBTİ Hakları Sözleşmesi'ni imzalaması bekleniyor. Bu sözleşmeyle milletvekili adaylarını LGBTİ hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınacağına dair bir siyasi tutum sergilemeye çağıran SPoD LGBTİ, sözleşmeyi imzalayan milletvekili adaylarını süreç boyunca kamuoyuyla paylaşacak, bu adayların seçilmeleri halinde ise yeni yasama dönemindeki çalışmalarını da izleyerek sözleşmenin gereklerini yerine getirip getirmediklerini denetleyecek.

LGBTİ Hakları Sözleşmesi şöyle:

Ben aşağıda imzası bulunan milletvekili adayı olarak, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde milletvekili seçilmem halinde,

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği hakları da dahil olmak üzere tüm insan haklarının korunacağına ilişkin bir siyasi tutum sergilemeyi,

Uluslararası insan hakları hukuku tarafından güvence altına alınmış olan LGBTİ (Lezbiyen Gey Biseksüel Trans ve İnterseks) haklarının tanınması ve bu kapsamda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden kaynaklanan sorumlulukların yerine getirilmesi amacıyla TBMM’de çalışmalar yürütmeyi,

Seçimlerden sonra başlaması öngörülen yeni anayasa yazım sürecinin şeffaf ve katılımcı olması için çalışmayı,

Toplumsal yaşamın her alanında var olan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı görmezden gelen yasaların değiştirilmesi ve LGBTİ’lerin adalete erişiminin sağlanması için mücadele yürütmeyi,

LGBTİ’lerin eğitim, sağlık, çalışma hayatı, barınma alanlarında dışlanma ve ayrımcılığa uğramamaları, bu alanlarda verilen hizmetlerden eşit biçimde yararlanabilmeleri için eşitlikçi sosyal politikalar geliştirmeyi,

Siyasi temsilde ve katılımda eşitliğin sağlanabilmesi için, mensup olduğum siyasi parti içinde LGBTİ haklarını görünür kılmayı,

LGBTİ’lerin siyasetin her kademesinde açık kimlikleriyle ayrımcılığa uğramadan yer alabilmeleri için gereken adımların atılması konusunda çalışmayı,

Farklı siyasi partilerden LGBTİ haklarını savunan diğer milletvekilleriyle işbirliği yapmayı ve bu amaçla TBMM çatısı altında kalıcı bir yapı oluşturulması için öncülük etmeyi bu belge ile taahhüt ederim.

http://t24.com.tr/haber/chpli-adaylar-lgbti-haklari-sozlesmesini-imzaladi,294710

"Bu ülkede devlet erkek adalet erkek medya erkek!"

Bugün sizi Michelle Demishevich'le tanıştırmak istiyorum.
O, benim trans kadın meslektaşım.
T24'te çalışıyor. Makedon kökenli olduğu için soyadı Demishevich ama Michelle, cinsiyetini değiştirip kadın olduktan sonra kendine verdiği isim...
Türk yani Michelle. Sıkı bir gazeteci.
Dünyada Michelle'i haber yapmayan yayın organı neredeyse yok!
Bakın bazılarını sayayım... Time, Huffington Post, L'Expresse, Die Zeit, CNN, Der Spiegel, New York Times, Guardian...
Üstelik adım adım, hayatının her dönemini haber yaptılar. Dünyada tanınıyor ve takdir görüyor.
Kendi ülkesi hariç! Kendi ülkesinin LGBTİ'lere bakış açısı da ikiyüzlülüğü de ortada. O, burada hâlâ parmakla gösterilen, 'travesti' diye ötekileştirilen, küçümsenen, sözlü ve fiziksel tacize uğrayan biri. Oysa ona böyle davranan bir sürü insanı cebinden çıkaracak bilgi birikimine sahip. Michelle şahane bir kadın. Hem hazırcevap hem donanımlı. İnsan onu dinlemeye doyamıyor. O, transların Jeanne d'Arc'ı! Ona şans diliyorum, umarım Türkiye, bir gün bütün farklı kimliklerin bir arada huzur ve barış içinde yaşayabildiği bir ülke olur. İnşallah biz de görürüz!
Michelle Demishevich... Sen, yabancı mısın? Türk müsün? Neden yabancı ismi taşıyorsun?
-Ben aynı bedende iki hayat yaşadım. Biri erkek olan ben. Ama o bedene hapsolduğumu fark ettiğimde, cinsiyetimi değiştirip kadın olmaya karar verdim. Ve bir isim almam gerekiyordu. Ailem Makedonyalı. Skopje'den, yani Üsküp şehrinden. Soyadım gerçek. İlk isim olarak da Michelle'e karar verdim, Beatles'ın meşhur şarkısı, 'Michelle ma belle'den esinlenerek...
Çocukluğun nerede geçti?
-İzmir'de. Sevgi dolu bir ailede büyüdüm. En büyük hazinem ailem. Kuzenlerim, yeğenlerim, teyzelerim, halalarım. Şiddeti, aile içinde değil, toplum içinde yaşadım. Eğitimimi tamamladıktan sonra da gazeteci olarak çalışmaya başladım.
Sonra peki...
- Cinsel yönelimimden dolayı ötekileştirilmeye maruz kaldım. Attılar beni işten. Bir sabah gazeteye geldiğimde, turnikeden geçemedim. Ama iyi ki de böyle olmuş, her işte bir hayır var! Bu olay,
Michelle'in doğumuna vesile oldu. İzmir'i ve oradaki hayatımı geride bıraktım, 1999'dan beri İstanbul'da Michelle Demishevich olarak yaşıyorum...
İstanbul'da nasıl tutundun? Hemen gazeteciliğe kaldığın yerden devam edebildin mi? -Nerdeee! Erkek medya sektörümüz, bana yedi yıl gazetecilik yaptırmadı. Ama benim de bir şekilde para kazanıp, hayatta kalmam gerekiyordu. Eğlence sektörüne atıldım, garsonluk-marsonluk derken, basın danışmanlığı yapmaya başladım.
O sıkıntılı dönemde para kazanabilmek için fuhuş yapmamayı nasıl becerdin? -Zor tabii. O dönemlerde bir erkek arkadaşım vardı, sekiz yıl birlikteydik, onun sayesinde belki de bazı şeyler yolunda gitti. Seks işçiliği de bir iştir bu arada. Zorunda bırakılırsam asla, "Ayıpmış! Günahmış!" diye düşünmem, yaparım. Aç kalıp ölmekten iyidir. Beni o duruma itenler ayıplansın, ben değil!
Trans bireylerin hayatlarını genellikle fuhuş yaparak kazanmaları eleştiri konusu...
-Valla, "Niye fuhuş yapıyor translar?" diyenlerin zekâlarından şüphe ediyorum. Galiba onların beyinlerine oksijen gitmiyor! Başka alan bırakıyorlar da biz çalışmıyormuşuz gibi! Bir semtte ev kiralıyorsun, ertesi gün mahalleli, muhtarla beraber imza toplayıp, seni oradan kovuyor, bu en basiti. "Öl" diyor bu toplum sana, öl! N'apacaksın peki? Nasıl yemek yiyeceksin, nasıl kafanı bir yere sokacaksın? Bir şekilde para kazanman gerekiyor...
Tecavüzcülere, katillere bizden daha çok değer veriliyor
Hortum Süleyman'dan bu yana bu ülkede trans bireylere bakış ne kadar değişti?
-Hiçbir şey değişmedi! Dün Hortum Süleyman, bugün başka bir isim. Dünkü şiddet, bugün başka şekillerde çıkıyor karşımıza. Mesela yeni İç Güvenlik Yasası olarak. Polis merkezlerinde trans kadınlara, 'vatan haini' muamelesi yapıyorlar.
Ev bulmak, iş bulmak eskiye göre kolay değil mi?
-Hayır hiç! Hâlâ çalışma hakkı, barınma hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı sistem tarafından görünmeyen ve yazılı olmayan kurallarla engelleniyor. Ben, seks işçiliği yapmıyorum ama kiralık ev bulamıyorum. "Travestilere ev vermiyoruz!" deniliyor. Bu toplum katillere, tecavüzcülere, hırsızlara bizden daha çok değer veriyor. Bizi her fırsatta toplumun dışına öteliyor. Eskiden nasılsa, bugün de durum aynı yani. Bülent Ersoy ve Zeki Müren'i devleştiren toplum, sokakta bizi gördüğünde küfrediyor, aşağılıyor, taciz ediyor. O yüzden, LGBTİ'ler olarak mücadelemizi artık Meclis'te vermek istiyoruz!
Nasıl o muhteşem erkek cinsiyetini reddetmiş ve kadın olmuşuz!
Ne kadar zor Türk toplumunda trans birey olmak?
-E çok zor! Sünni, Türk ve hetero kimliklere karşı LGBTİ kimlikler sürekli bir mücadele içerisinde... Benim metrobüse binmemin doğru olmadığını, toplumun ahlakını bozduğumu düşünen hâlâ çok büyük bir kesim var mesela.
Trans kadınları kafadan reddeden bir kültürde yaşıyoruz... Sence sebebi ne?-Bence bu ötekileştirmenin temelinde de 'kadın' kimliği yatıyor. O muhteşem erkek cinsiyetini reddetmişiz ve kadın olmuşuz ya, aman Allahım bu, erkekliğe bir ihanet! Asla kabul görmüyor! Çünkü devlet erkek, adalet erkek, namus, ahlak ve gelenekler hep erkek kimliği üzerine inşa edilmiş. Erkek kimliği kutsal bir makam olmuş.
Bu ülkede kadının değeri yok ve bunun için bir savaş veriyoruz. Translar daha da kötü vaziyette...
-Aynen öyle! Ama olayın aslı, hepimiz, kadın olduğumuz için şiddete maruz kalıyoruz. Kadının hâlâ adı yok maalesef. Hâlâ devam eden duruşmalarda, geçmişte olduğu gibi bugün de 'iyi hal' denen abuk sabuk bir indirimden yararlanıyor erkekler. Adam katil, tecavüzcü, manyak, sapık, tacizci ama mahkeme salonunda takım elbiseli ve biraz da beyefendi hallerindeyse, yargıçlar hemen indirim uyguluyor. Çünkü adalet de erkek!
YAŞADIĞIMIZ ŞİDDET AYNI
Peki nasıl oldu da diğer transların kaderini paylaşmadın, aradan sıyrıldın?
-Aslında 'ben ve diğerleri' diye bir şey yok. Kimliğimi kabullendikten ve kendimi iyice tanıdıktan sonra, içimdeki mücadeleci kadını ortaya çıkardım. Bir Jeanne d'Arc gibi. Ama benim seks işçiliği yapan bir transtan farkım yok. Mesailerimiz ve sektörlerimiz farklı sadece. Yaşadığımız şiddet ve ayrımcılık aynı. Bu toplum, seks işçisi trans kadını da gazeteci trans kadını da ötekileştiriyor. Bunun bir ayarı, ortası yok. Ben gazeteci olmayı seçtim ve insan hakları savunucusu olarak hayatımı idame ettireceğime kendi kendime söz verdim.
Peki kendini gazeteci olarak nasıl kabul ettirdin?
-Üniversite bitirmiş bir insanım. Kafam çalışıyor. Meraklı biriyim. Çok okurum. Soru sormayı ve araştırmayı severim. Çalışkanım. Elim kalem de tutar. Gazeteciliğe tutkuyla bağlıyım. E daha ne olsun? Zaten geçmiş yaşamımdan -yani Michelle'den önce- bir gazetecilik zeminim vardı. İstanbul'da başta zorlandım. İş vermediler ama sonra kendimi bir şekilde kanıtladım. Şu an T24'te çalışıyorum. Ve iyi bir gazeteci olduğumu düşünüyorum. Ama bu, sadece benim başarım değil. Bu ülkede, 40 yıldır devam eden örgütlü trans aktivizminin bir kazanımı.
Herkes ahlaklı, bir tek trans kadınlar ahlaksız... öyle mi?
Herkes namuslu, ahlaklı da bir trans kadınlar mı namussuz ve ahlaksız! Ahlak nedir? Namus nedir ayrıca. Kız çocuklarına tecavüz eden, dokuz yaşında kız çocuklarıyla imam nikâhıyla evlenen, kadın ve LGBTİ cinayetlerinin her geçen gün arttığı bu toplumun, bizleri eleştirmeye hakkı yok! Biz barış istiyoruz, bütün kimliklerle bir arada yaşayabileceğimiz bir Türkiye istiyoruz.
MEDYA BİZİ NE ZAMAN HABER YAPSA BİZ ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Transmışsın, erkekmişsin, kadınmışsın ne fark eder... Gazeteciliği hakkıyla yapmak gerekir, cinsiyetin, yönelimin zerre kadar önemi yok! Ama vicdan eksikliğinin var. Ben gazeteciliği, insan hakları odaklı yapmaya gayret ediyorum. Medyanın eril dilini değiştirmek de en büyük hedefim. Ama meslektaşlarımın mesleki egosu nedeniyle bir şeyler öğrenmek istemeleri bazen mümkün olmuyor.
Travesti, terörize edilmiş bir kelime, kullanma!
Mesela arkadaşımız Eylül Cansın öldüğünde, önce "Boğaz'dan genç bir kadın cesedi çıkarıldı" diye verildi haber. Sonra, "Yapılan incelemeler sonucunda çıkarılan cesedin travesti olduğu anlaşıldı!" dendi. Burada bir aşağılama var. O, bir kadın. Hayatından bile bu uğurda vazgeçmiş. Hâlâ niye ona 'travesti' diyorsun. Travesti, terörize edilmiş bir kelime! Asla kullanmamak gerekiyor.
Ölüsüne saygı duy bari Travesti yazma
Dora arkadaşımız da Kuşadası'nda 36 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Haberi, "Dora takma isimli Muhammed öldürüldü!" diye verdiler. Bu nasıl bir pespayeliktir. Dora, muhteşem bir kadındı, bebek gibi bir kadındı. O, artık, bir kadın olmuş. Üstelik seksi bir kadın. E o zaman ölüsüne saygı duy, fotoğrafının altına 'travesti' yazma, 'o bir erkekti' yazma. Çünkü yazarsan, "Erkek dünyasından kopmayın. Travesti olursanız, bunun sonu ölüm" demeye getirmiş oluyorsun. İnsanları bizlere karşı kışkırtıyorsun. Kullandığın dile dikkat et.
Medyanın eril dili değişmeli
Eskiden 'arkadan ilişki' gibi laflar kullanılırdı, o kadar fena bir düzey ki, gerçi hâlâ adliye tutanaklarından toparladıkları haberlerde ara ara geçiyor. Bu dil, kesinlikle değişmeli.
Hiç araştırmadan translar suçlu ilan ediliyor
Sonra sürekli 'travesti terörü' diye başlıklar atılıyor. Diyelim ki bizim arkadaşlarımız polisle çatışıyor. Tamam, orada bir çatışma var ama orada trans kadınlara işkence yapılmış olabilir ya da birinin parası çalınmış olabilir, itiraz ediyordur. Hiç araştırmadan kafadan translar suçlu ilan ediliyor. Hiçbir şekilde bir hak ihlali olduğu anlatılmıyor haberde. "Bunlar travesti, her şeye müstahak!" mesajı veriliyor. Zaten medya, bizi ne zaman haber yapsa, biz hep ölüyoruz!
İşkence yetmedi, tecavüz ettiler, sonra da don-sutyen sokağa attılar!
Senin başından bir sürü korkunç olay geçti. Biri de 2006'da polis merkezine götürülüşün ve tecavüze uğraman... Ne kadar büyük bir travmaydı?
-Hayatımı değiştiren olaydır! Kutsalım kalmadı o günden sonra... Ama yine de benim yaşadıklarımın, 80'li, 90'li yıllarda trans kadınların yaşadığı baskı, şiddet ve işkencelerin yanında lafı bile olmaz!
Sen neler yaşadın?
-O dönem Beyoğlu ve çevresinde yaşayan trans kadınların tahliye edilmesi adına her gün ev baskınları oluyordu. Bunun arkasında da rant vardı. Evime polisler geldi. Yaklaşık 20 kişi. Erkek arkadaşımı öldüresiye dövdüler. Tekmeleri savururken de "Sen nasıl erkeksin! Nasıl Türksün!" dediler... Köpeklerimiz, kedilerimize kıydılar, şiddet uyguladılar. Beni saçlarımdan sürükleyerek dışarı çıkarttılar. Üzerimde de külot ve sutyen var. Mahalleden bir kişi de "N'apıyorsunuz? O, bizim Michelle!" demedi, herkes izledi.
Sonra?- Merkeze götürüldüm. İşkence yaptılar. Yetmedi tecavüz ettiler. Sonra beni bir köpek gibi sokağa attılar. Üzerimdeki iç çamaşırlarıyla. O gün ağlayarak yürürken, benim için kutsal olan ne varsa anlamını yitirdi.
Nasıl üstesinden geldin?
-Önce gelemedim. Ama benim iki deli kız kardeşim var, ikisi de avukat. Harika ve Rozerin. Tam ben, "Buraya kadarmış!" diyor. Hayatımdan bile vazgeçmeye hazırlanıyordum, beni yeniden hayata döndürdüler. Onların sayesinde ben bir savaşçıyım artık!
Nefrete inat, yaşasın hayat!
Bu hayat hepimizin. Bu ülkede bir arada yaşamak zorundayız. Bizi sevmek zorunda değiller ama saygı duysunlar, bizim en temel yaşam haklarımızı engellemesinler. Renkler mutluluktur, zenginliktir. Gökkuşağının altında sevgi var, huzur var, hayat var... Bizleri gettolara hapsetmesinler, bizleri seks işçiliğine mahkûm etmesinler. Hetero kimlik, ayrıcalık, üstün bir cinsiyet ya da ırk değil... Hepimiz aynıyız. Eşitiz. LGBT renkleriyle bir arada, barış içinde hep birlikte yaşamak istiyoruz. Nefrete inat, yaşasın hayat!
İŞTEN ATILDIM
Sence dernekler, Türkiye'de LGBT'lerin haklarını yeteri kadar savunabiliyor mu? Yoksa daha fazlası mı gerekiyor?
-Derneklerimize laf söyletmem! Vallahi, kim ne derse desin, benim omletimi yesinler. Dernekler iyi ki var ve iyi ki bu kadar aktif çalışıyorlar...
Şu an T24'te çalışıyorsun. Ama bir önceki işyerinden atıldın. Hangi gerekçeyle?-İki yöneticimin işgüzarlığı nedeniyle. Uzun süre mobbing'e maruz kaldım. Sigortamı da yapmadılar. Ama onlar, iş ahlakına uymadığımı iddia ediyorlar. Ahlaksız bir çalışanı 2 yıl nasıl barındırdılar anlamak zor! Her şey yalan dolan bu ülkede! Davalıyız. Uzun bir yol var önümüzde ama hakkımızı alacağız.
Dünyada tanınıyorum ülkemde tanınmıyorum
Türkiye'den ayrılmaya karar verdin. Neden? Bütün bu yaşadığın ötekileştirme için mi?
-Aynen öyle! Çünkü bıktım. Her geçen gün daha fazla zorlanıyorum. İnsanların bana uyguladığı sözlü ve fiziksel şiddetten ve asla anlayamadığım bu ötekileştirmeden artık çok sıkıldım!
Siyaseten mi reddediyorsun Türkiye'de yaşamayı yoksa trans birey olarak yaşamaya imkân kalmadığını mı düşünüyorsun?
-Siyaseten her şey zaten yerlerde sürünüyor. Demokrasi, insan hakları ve eşitliğin olmadığı bir ülkede barıştan bile söz edemez hale geldik! Ama benim derdim, 'trans kadın' kimliğimden dolayı yaşadığım şiddet. Gazeteye ya da adliyeye giderken kullandığım metrobüs ve metroda her gün ötekileştiriliyorum. Parmakla gösteriliyorum "A bak travesti!" "Lan tro'ya bak, metrobüse binmiş!" diyorlar. Bunlar tabii hafifleri, çok daha ağır ve çirkin hakaretlere, küfürlere, sözlü ve fiziksel tacizlere maruz kalıyorum. Evden çıktığım an şiddet başlıyor, ta ki akşam olup eve gelinceye kadar! Buna yürek dayanır mı sence? Sabır taşı olsa çatlar!
Hayatını gazetecilik yaparak kazanan başka trans kadın örneği yok bu ülkede. Dünyada da pek yok. Bu da zaten dünya basını tarafından çok yazıldı, çizildi...-Evet. Time, Huffington Post, L'Express, Agence France Presse, France 24, Die Zeit, De Standaard, The Advocate, CNN, Der Spiegel, Bern Zeitung, Same Same, Glaad, Yagg, Canal Plus, New York Times... Şimdi aklıma gelmeyen başka yayınlar da vardır... Hayatımla ilgili her gelişmeyi seneler içinde haber yaptılar. Ben dünyada tanınıyorum, ülkemde tanınmıyorum!
Ötekileştirilen bütün kimlikler için hak mücadelesi veriyorum
Sen nasıl oldu da translar adına mücadele veren biri konumuna geldin?
-Planlanan bir şey değil. Benim içimde çocukluğumdan beri mücadeleci bir ruh vardı zaten. Kendimi bildim bileli, hep daha iyisini, doğrusunu ve adilini sorguladım. Toplumun ikiyüzlülüğü nedeniyle maruz kaldığımız şiddeti ya kabullenip köşeye çekilecektim ya da savaşacaktım. Ben ikinci şıkkı tercih ettim. Bugün şiddete maruz kalan, ötekileştirilen bütün kimliklerin hak mücadelesi için savaşıyorum. Çünkü bir şey yapmalı.
Kendini transların sözcüsü gibi mi hissediyorsun?
-Ben kimsenin adına konuşamam, herkes kendi özelinde bir birey çünkü. Ancak evet, başta translar olmak üzere bütün LGBTİ bireyler için hak mücadelesi vermem gerektiğine inanıyorum. Trans kadın kardeşlerim de sağ olsunlar benimle gurur duyuyorlar, bu da beni mutlu ediyor. Hepsi tarafından takdir ve kabul görmek, sanırım en büyük ödül olsa gerek.

Ayşe Arman - Hürriyet

26 Nisan 2015 Pazar

Freud Vakaları; Bir Kadın Eşcinsellik Olgusunun Ruhsal Kaynakları

1886 yılında Paskalya’da açtığı muayenehanede hasta görmeye başlayan Freud’un yoğunluğu değişkenlik gösteriyordu. Hasta yoğunluğu ancak 1890’lı yılların ortalarına doğru artış göstermişti ve Freud bu tarihten sonra pazar günleri hariç haftanın altı günü, günde on saat çalışmaya başladı. Gördüğü nevrotik vakaların öykülerini ilk kez Histeri Üzerine Çalışmalar’da paylaştı. Bundan sonraki yıllarda örnek teşkil ettiğine inandığı olgu öykülerini de çoğunlukla bağımsız olarak yayınladı.

“Libido tümümüzde yaşam boyunca normal olarak erkek ve dişi nesneler arasında gider gelir… Gelgitin sonlanışı temelli ve kesin olduğunda, doğal olarak bu ya da diğer tarafı kesinlikle yeğleyen ve belki de nesne seçimini kendi yönüne çevirmek için yalnızca uygun anı beklemiş olan bir özel etkenin varlığından kuşkulanırız.” (Olgu Öyküleri II)

1919 yılının baharında Freud on sekiz yaşındaki bir kızı tedavi etmeye başladı. Kız kendinden yaşça büyük olan başka bir kadına delicesine aşık olmuş, ancak kadından beklediği yakınlığı göremeyince intihar girişiminde bulunmuştu. Kız herhangi bir ruhsal rahatsızlıktan muzdarip olmadığı için sadece ailesini kırmamak adına terapiyi kabul etmişti. Kızın motivasyonunun terapiye başladığı günden itibaren eksik olması nedeniyle Freud bu vakada başarılı olabileceğinden emin değildi. Ayrıca Freud’un kafasında eşcinselliğe dair çok sayıda soru vardı: Eşcinsellik iyileştirilmesi gereken bir hastalık mıydı, eğer öyleyse iyileştirilmesi elzem miydi, bu iyileştirme gerçekten de arzu edilen bir durum muydu?

Freud kızın içinde bulunduğu durumu anlamakta gecikmedi:

Hasta, çocukluğunda ödipal dönemden geçerken babasına olan sevgisini başka bir erkeğe yönlendirememiş, dolayısıyla normal koşullarda annesine karşı geliştirmesi gereken rekabet duyguları ve düşmanlıkla da yüzleşememişti. Ancak kendisini hayal kırıklığına uğratan bu aşka karşı şöyle bir tepki vermişti: Kaybettiği nesneyle, yani babayla özdeşim kurmuş ve böylece anneyle arasındaki çekişmeyi de bu şekilde çözmüştü. Freud’a göre bu ‘’sakınma’’ davranışı eşcinselliğin oluşmasında büyük rol oynuyordu.

“Ancak analiz geleneksel ya da biyolojik terminolojide eril ve dişil olarak adlandırılan şeyin gerçek doğasını açıklayamaz. Sadece bu iki kavramı alır ve onları çalışmasının temeli yapar. Onları daha fazla indirgemeye kalkıştığımızda, erilliğin etkinlik, dişilliğin ise edilginlik içinde yok olduğunu görürüz ve bu bize yeterince şey anlatmaz.”(Olgu Öyküleri II)

Bunun yanı sıra Freud, gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha olduğunun altını çizdi; intihar girişimi gerçekleşene kadar ne hastanın kendisi ne de ailesi kızın kadına böylesi derin duygular beslediğini anlamışlardı. Çünkü çoğu zaman insanın delicesine aşık olduğunu anlaması için, ‘’yaşanan hayal kırıklığının ardında akla hayale sığmaz aşırılıkta reaksiyonlar vermesi, dolayısıyla herkese bu ilkel gücün içini yiyip bitiren tutku olduğunu göstermesi gerekir.’’

“Ruhbilimsel bir sorunun yerine anatomik bir sorun geçirmemizin ne gereği ne de haklılığı var.”(Cinsellik Üzerine)

Anıl Basılı
http://sanatkaravani.com/freud-vakalari-bir-kadin-escinsellik-olgusunun-ruhsal-kaynaklari/

Kim'in babası: 'Gay değil kadınım'

Dünyaca ünlü televizyon yıldızı Kim Kardashian'ın üvey babası Bruce Jenner, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirerek kadın olacağını açıkladı.

Milliyet'te yer alan habere göre ABD'li televizyon yıldızı Kim Kardashian'ın üvey babası Bruce Jenner (65), cinsiyet değiştireceğini ilk kez itiraf etti. ABC kanalının ünlü sunucusu Diane Sawyer'ın sorularını yanıtlayan Jenner, uzun bir süredir yapılan dedikodulara noktayı koydu. Jenner, "Ben bir kadınım. Bu, erkek olarak verdiğim son röportaj olacak. Çocukluktan beri kendimi kadın gibi hissediyordum. Bruce bir yalanı yaşıyor. O bir yalan değil. Bunu daha fazla yapamayacağım" dedi.
‘Cinsel tercihim aynı'
Eski olimpik atlet, homoseksüel olmadığını ve hiçbir zaman bir erkekle beraber olmayacağını söyledi.
Jenner, kadınlardan hoşlanmaya devam edeceğini de ekledi. Yakında cinsiyet değiştirme ameliyatı geçireceğini söyleyen Jenner, kadın olduğunda alacağı ismi ise açıklamadı. Üç kez evlenen Jenner, eski eşlerinin yaşadığı cinsiyet çatışmasından haberdar olduğunu söyledi. Yaşadığı içsel çatışma sebebiyle intiharın eşiğine geldiğini belirten Jenner, 1980'li yıllarda kadın olmak için hormon ilaçları kullanmaya başladığını ancak korkup bıraktığını dile getirdi.
Destek tweet'leri
Çocukları ve eski eşi Kris Jenner da atlete destek oldu. Kim ve Khloe Kardashian ile öz kızları Kylie ve Kendall Jenner babalarına destek tweetleri attı.
Eski eşi Kris de, Jenner için ‘kahramanım' yorumunu yaptı. Jenner ayrıca, üvey kızı Kim ve öz kızları Kylie ile Kendall'ın kendisini kadın kıyafeti giyerken gördüğünü söyledi.

Sacitaslan.com

Radikal blog'u eşcinseller mi yönetiyor?

Tuhaf birşey ki eşcinseliği, zinayı, fuhuşu, çıplaklığı felsefel, bilimsel olarak eleştiren yazılarımı Radikal blog yayınlamamakta itina ile direniyor ancak eşcinsellerin yazısılarını(yazılarını) aynı itina ile(özenle) yayınlıyor.

Üstelik de örneğin 'İşçi köşesi, 'Memur köşesi', 'Öğrenci köşesi', 'Halk köşesi' gibi köşeler açmamışken 'Lgbt' köşesi açmış ve bir bay eşcinsel o köşede hergün eşcinsellik yanlısı, yandaşı yazılarını yayınlıyor yani denilebilir ki Radikal blog bir eşcinsel için bir köşe açmış.

Eşcinselliği eleştiren yazılarım tamamen felsefel, bilimsel, gerçekçi, doğru yazılar ve Radikal blog editörü ya da editörleri inatlar, itina ile, dikkatle o yazılarımı yayınlamamakta ısrar edip san ki toplumun, halkın bu konularda bilgilenmesini, bilinçlenmesini önlemek, engellemek istiyorlar.

Sanıyorum ki eşcinselliği eleştiren yazıları okumadan, yalnızca başlığına bakıp; yayınlamayı red ediyorlar. Yani san ki demek istiyorlar ki bu bılogda(blogta) eşcinselliği eleştiren, kötüleyen yazıları yayınlatmayız, onlara laf söyletmeyiz. Eşcinsellik, fuhuş, zina, çıplaklık konusularında(konularında) felsefel, bilimsel yazılarımı yayınlamayan Radikal blog, anasayfasında ise iki gündür, bir eşcinselin yazdığı yazıyı salndırmakta.

Bel ki(Belki) de çocuklarının eşcinsel olmasını sorun görmüyorlar, belki de hoş, iyi, güzel birşey görüyorlar. Yani bencilce, sorumsuzca, akıldışı davranıyorlar; toplumun, halkın bu konularda bilgilenmesini, bilinçlenmesini bilinçli olarak önlüyorlar, engelliyorlar. Hem cehalet hem bencillik hem sorumsuzluk hem bilinçsizlik hem bilimsel duyarsızlık hem toplumsal duyarsızlık içinde oldukları açıkça  belli. Umarım ülkemize birgün bilimsel, gerçekçi, doğru bir demokrasi, devlet, iktidar gelir de toplumun  yanlış, kötü, çirkin, zararlı konularda bilgilenmesini, bilinçlenmesini önleyenlerden hesap sorulur.

Alın tozkondurmadığınız(toz kondurmadığınız), eşcinsellerinizi, çıplaklarınızı, fahişelerinizi, zinacılarınızı tepe tepe başınıza çalın.

Türkiye'de ve dünyada yeni oluşumlar felsefe, bilim, bilimsellik çevresinde ve eşcinsellik, fahişelik, zina, çıplaklık karşıtılığı(karşıtlığı) çevresinde oluşmalıdır; gerisi hem felsefeye, bilime, bilimselliğe hem de akıl ve ruh sağlığına aykırıdır.

Adı Radikal blog ancak radikalliği ahlakla değil ahlakdışılıkla sınırlı gibi.

Neyi istiyorsanız, neyi koruyorsanız, neyi savunuyorsanız çocuklarınız da öyle olsun. Bunlara başka türlü laf anlatılamaz.

Belli ki dünya, uygarlık, demokrasi, özgürlük akıldışılığa, ahlakdışılığa, mantıksızlığa, tutarsızlığa, yanlışa, yalana, kötüye, zararlıya, deliliğe doğru gidiyor. Gitsin bakalım; çıkar bir 'Dur' diyen.

Eşcinselliği savunan, öven yazıları yayınlayıp; eleştiren yayınları yayınlamamak adaletsizliktir, diktatörlüktür, bilimsel olmamaktır, yandaşlıktır, savunmaktır, korumaktır.


Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi

http://birturkbilgesi.blogcu.com/radikal-blog-u-escinseller-mi-yonetiyor/20057347

Batı Avrupa’daki Parti Programlarında LGBTİ Haklarının Yeri

Batı Avrupa’da en büyük siyasî partilerin LGBTİ bireylerin hakları konusunda çeşitli tavırları sergilemeleri, demokratik rejimin icabıdır. Yine de muhafazakâr olsun, solcu olsun bu partilerin neredeyse hepsi, programlarında ya da demeçlerinde LGBTİ haklarına yer ayırıyor. Son yıllara değin Batı Avrupa’daki çoğu siyasetçi için, LGBTİ hakkı demek eşcinsel evlilik hakkı demekti. Bu hakkın artık Batı Avrupa ülkelerinde çoğunda tanınması, LGBTİ hakları mücadelesini yeni alanlara yöneltti. İngiltere, İspanya ve İsveç gibi evlilik hakkının tanındığı ülkelerde muhafazakâr partiler bununla yetinirken orta sol ve ilerici partiler programlarında ayrımcılığa karşı somut adımları açıkça savunuyorlar. Eşcinsel çiftlere farklı bir statü tanıyan İrlanda ve Almanya gibi birkaç ülkedeyse, siyasî yelpaze biraz daha geniştir. İtalya’da eşcinsel çiftlere ülke çapında resmî bir statü verilmiyor, aynı zamanda büyük parti üyeleri de bu konuda hemfikir olmayabilirler. Ne var ki İtalya’da bile parti liderleri bazı demeçlerde LGBTİ bireylerin temel haklarından taraftarlıklarını dile getiriyorlar. Aşağıda bu üç grup ülkeden birer-ikişer örnek seçilerek o ülkedeki partilerin programlarında LGBTİ haklarında ne yazdıkları kısaca özetlenecektir.

BRITAIN-POLITICS-GAY RIGHTSİngiltere’nin başlıca partileri arasında, programının LGBTİ bireylerin haklarını en açıkça savunduğu parti Liberal Demokrat Parti’dir. Liberal Demokrat Parti’nin programına göre, parti seçilirse her türlü ayrımcılığa karşı mücadele sürecek, homofobi nefret suçu sayılacak. Liberal Demokrat Parti’nin talep ettiği Eşitlik Yasası’na göre medenî birliktelikleri tanınmış eşcinsel çiftlerin emeklilik konusunda yaşadıkları ayrımcılığa son verilecek, evli olan eşcinsel çiftlerle aynı haklara sahip olacak.[1] Emek Partisi’nin programına göre ise, parti eşcinsel çocukların okullarda yaşadıkları tehditlere karşı önlem alacak ve Liberal Demokrat Parti gibi homofobiyi nefret suçu sayacak.[2] Bir Eşitlik Yasası’yla insanların cinsel yönelimleri yüzünden işyerlerinde yaşadıkları ayrımcılığa son verilecek. Güçlü bir LGBTİ kolunu yürüten Emek Partisi ayrıca kendisini “İngiltere tarihi boyunca LGBTİ bireylere en çok yarayan parti” olarak tanıtıyor.[3] İngiltere’nin iktidarını elinde tutan Muhafazakâr Parti’nin programına gelince, parti LGBTİ haklarını ismen zikretmemekle beraber genel olarak medenî birlikteliklerin ve evliliklerin destekleneceğine söz veriyor.[4] İngiltere, İskoçya ve Galler’de eşcinsel evliliğin geçen sene, yani Muhafazakârlar iktidardayken, meclis tarafından tanındığını hatırlamakta fayda var. 2010’dan beri İngiltere’nin en büyük üç siyasî partisinin hepsi eşcinsel evlilik hakkını açıkça savunuyordu.

irelandİngiltere’ye göre daha muhafazakâr bir topluma sahip olan İrlanda’daysa Mayıs 2015’te eşcinsel evlilik hakkı halk oylamasına sunulacak. Orta sağ iktidar partisi “Fine Gael” Partisi’nin ister başkanı ister genel kurultayı, bu referandumda eşcinsel evlilik hakkını aktif bir şekilde destekleyeceklerini açıkladılar. “Fine Gael” Partisi’nin programında cinsel yönelimden bahsedilmemekle beraber, evlilikle ilgili olan kısmında, “karı-koca” gibi cinsiyet belirtici kelimeler kullanılmaktan kaçınılıyor.[5] Fine Gael programının bu konudaki suskunluğuna karşın, İrlanda’nın en büyük ikinci partisi Emek Partisi’nin programında LGBTİ haklarına geniş bir yer veriliyor. Bir taraftan eşcinsel evlilik hakları için bir referandumun gerekliliğini açıkça savunmakla beraber bununla yetmeyerek parti seçilirse medenî beraberlikteki çiftlerin de evlatlık edinme, vergi muafiyeti gibi evli çiftlerle aynı haklara sahip olacaklarına söz veriliyor. Programda; eşcinsel öğretmenlerin istihdam hakkının savunulması, eşcinsel çocukların okulda yaşadıkları tehditlere karşı önlem alınması, HIV-AIDS’le mücadelenin finansman edilmesi gibi birçok düzenleme öngörülüyor. Trans bireylerin yaşadıkları sorunlarına ismen işaret eden Emek Partisi programı, bu bireylerin de Eşitlik Kanunu’nun getirdiği haklardan yararlanabileceğini yazıyor.[6]

germanyAlmanya’da iktidar partisi olan Hıristiyan Demokrat Birliği, evlilik kurumunun kesinlikle “bir erkek ve bir kadın”a mahsus olduğu, böyle çiftlerin de mümkün olduğu kadar çok çocuk yapmalarının sağlanması gerektiğini vurguluyor. Buna rağmen Hıristiyan Demokrat Birliği parti programı, eşcinsel birlikteliklerin de “toplumun bazı ortak temel değerlerini” koruduğunu ve devletin, yurttaşlarının kendi yaşamlarını kendileri şekillendirmelerine müdahale etmemesi gerektiğini yazıyor.[7] Almanya’nın en büyük ikinci partisi, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’dir. Bu partinin 2007’de kaleme aldığı programda; partinin cinsiyet, din ve kökenin yanı sıra cinsel yönelime de dayanan her türlü ayrıcalığa ve haksızlığa karşı olduğu belirtiliyor. Çoğu insanın tercih ettiği evliliğin korunması gerektiğini savunan parti programı, örneğin üç ve fazla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere maddî desteği öngörüyor. Ne var ki program, aynı zamanda partinin “birlikte yaşamanın diğer yollarını, eşlerin evlenmeden birlikte yaşamalarını, eşcinsellerin birlikte yaşamalarını, tek başına çocuk büyütenleri de” desteklediğini belirtiyor.[8] Web sitesinde eşcinsel bir çiftin büyük bir fotoğrafını kullanan 90 İttifakı/Yeşiller Partisi ise, başta Hıristiyan Demokrat Birliği olmak üzere mevcut sistemi eleştirerek, “günümüz insanları için” bir siyaset tarzı sürdüreceğine söz veriyor. Parti, “Bize göre böyle bir siyaset tarzı, barışçıl ve ortak bir yaşam ve toplumun bütün kesimleri için eşit imkânlar demektir. Nefret ve ayrımcılığın açık ve çağdaş bir toplumda yeri yoktur” diye devam ediyor.[9] Parti seçilirse eşcinsel çiftlerin evlilik ve evlatlık edinme hakkının tanınacağını söylüyor. Parti ayrıca eşcinsellerin okullarda ve işyerlerinde gördükleri ayrımcılığa, trans ve interseks bireylerin yaşadıkları zorluklara ve Almanya’ya kaçan eşcinsel mültecilerin maruz kaldığı kötü davranışlara dikkat çekerek bu sorunları da halletmeye çalışacağına söz veriyor. Alman Yeşiller Partisi, eşcinsellik karşıtı eski yasalar yüzünden cezalandırılmış bireylere rehabilitasyon imkânının ve kendilerine tazminat ödenmesinin gerektiğini savunuyor.[10]

italyİtalya’da 1980’lerden bu yana sürdürülen mücadeleye rağmen eşcinsellere ne medenî birliktelik ne de evlilik tanınıyor. 2003’te yasamadan geçen, işyerlerinde cinsel yönelim sebebiyle işlenen ayrımcılığı yasaklayan bir düzenleme dışında ülke çapında LGBTİ haklarını savunan başka bir yasa yoktur. Son seçimden beri İtalya’nın en büyük parlamenter koalisyonunun başındaki İtalya Demokrat Partisi, eşcinsel evlilik yasa tasarısı yasamadan geçirmeye çalışıyor, ama partide bu konuda ittifak yoktur. Programına göre parti, “İnsanların gelişmesini engelleyen; ırkî ya da toplumsal aidiyet, siyasî ya da kültürel kimlik, din, cinsiyet ve cinsel yönelime dayanan ayrımcılık ve şiddetin her türlüsüne yol açan faktörleri ortadan kaldırarak insanların haysiyeti ve hayatının bilumum ihlallerini gidermeyi amaçlamaktadır.”[11] Orta sağı temsil eden İtalya İleri, programında onlarca kez kişisel hürriyet ve sorumluluktan söz edildiği hâlde LGBTİ bireylerin haklarına yer ayırmıyor, İtalyan toplumunun doğal temelini bir erkek ile bir kadın arasında kılınan evliliklerde buluyor.[12] Son parlamenter seçimlerde büyük bir başarı kaydeden popülist Beş Yıldızlar Hareketi ise programında insan hakları gibi genel ilkelerden bahsetmiyor, fakat parti lideri bloğunda eşcinsellere evlilik hakkını desteklediğini açıkladı.[13]

[1] Liberal Democrats: The Real Alternative (2005), SS. 8-9 (http://news.bbc.co.uk/2/shared/bsp/hi/pdfs/LD_uk_manifesto.pdf)

[2] The Labour Party Manifesto 2010: A future fair for all, Madde 3:5 ve 5:4 (http://news.bbc.co.uk/2/shared/bsp/hi/pdfs/12_04_10_labour_manifesto.pdf)

[3] http://www.lgbtlabour.org.uk/labours_record

[4] Invitation to Join the Government of Britain: Conservative Party Manifesto 2010, S. 41 (https://www.conservatives.com/~/media/files/activist%20centre/press%20and%20policy/manifestos/manifesto2010)

[5] Fine Gael Manifesto (2011), S. 23 (http://www.michaelpidgeon.com/manifestos/docs/fg/Fine%20Gael%20GE%202011.pdf)

[6] One Ireland: jobs, reform, fairness—Labour manifesto 2011, S. 78. (http://www.michaelpidgeon.com/manifestos/docs/lab/Labour%20GE%202011.pdf)

[7] Freiheit und Sicherheit. Grundsätze für Deutschland. Das Grundsatzprogramm (2007), SS. 26–28 (http://www.cdu.de/system/tdf/media/dokumente/071203-beschluss-grundsatzprogramm-6-navigierbar_1.pdf?file=1).

[8] Hamburg Programı: Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin Temel İlkeler Programı (2007), S. 5–6, 23 (http://www.spd.de/linkableblob/1790/data/hamburger_programm_tuerkische_fassung.pdf).

[9] http://www.gruene.de/themen/moderne-gesellschaft/moderne-gesellschaft.html

[10] http://www.gruene-bundestag.de/themen/lesben-und-schwule/gruene-lesben-und-schwulenpolitik-im-bundestag_ID_4389784.html

[11] Manifesto dei Valori del Partito Democratico (2008), S. 4 (http://www.partitodemocratico.it/allegatidef/Manifestodeivalori44883.pdf).

[12] Carta dei Valori (2014), 15 (http://forzaitalia.it/libri/carta-dei-valori/)

[13] http://www.beppegrillo.it/2012/07/nozze_gay.html

https://meclistelgbti.wordpress.com/siyasette-lgbtiler/dunyada-lgbti-hareketi-ve-siyaset/bati-avrupadaki-parti-programlarinda-lgbti-haklarinin-yeri/

24 Nisan 2015 Cuma

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Hdp'nin Seçim Beyannamesinde Kürt'ten Çok Lezbiyen Geçiyor

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Hdp'nin Seçim Beyannamesinde Kürt'ten Çok Lezbiyen Geçiyor

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 7 Haziran genel seçimlerinde HDP’nin barajı geçemeyeceğini belirterek, “Seçim beyannamesinde 7 kez Kürt, 8 kez lezbiyen ifadesi geçiyor. Seçim beyannamesini gördük” dedi.

Akdoğan, Meclis’in 95. Açılış Yıldönümü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ce Çoçuk Bayramı için verilen resepsiyonda  gazetecilerle sohbet etti.

Çözüm Süreci ile ilgili bölümün beyannameden çıkarılmasına ilişkin soruları yanıtlayan  Akdoğan, “Çözüm Süreci zaten beyannamede var. Sadece bir bölüm düştüğü doğrudur” dedi. Yalçın Akdoğan Çözüm Süreci’nin sürdüğünü HDP ile görüşmelerin devam edeceğini söyledi.

HDP’nin seçimlerde barajın altında kalacağını da öne süren Akdoğan,”Şimdilik seçim kampanyaları başlamadı. Kampanyalar başladıktan sonra seçmen asli mecraya dönecek. Daha seçmen gardını almadı. Henüz bir hararet yok. Şu anda ‘şunu şu kadar oy alacağız’ diyen partiler, seçim kampanyaları başladıktan sonra  kendi seçmenleri ile baş başa kalacaklar” dedi.

HDP’nin Doğu ve Güneydoğu illerindeki oy oranlarından AK Parti’nin rahatsız duymadığını belirten Akdoğan, “Olmuyoruz. Onların hedefi doğu illeri değil. Ama doğu illerinin oyları ile de baraj aşılmaz” diye konuştu.

Akdoğan, HDP’nin seçim beyannamesini değerlendirirken, “Seçim beyannamesinde 7 kez Kürt, 8 kez lezbiyen ifadesi geçiyor. Seçim beyannamesini gördük. HDP’nin baraj ıaşamayacağını düşünüyorum” dedi.  (ANKA)

(BK/AYÇ)

LGBTİ Hakları Sözleşmesi

Her vekil adayının tereddütsüz imzalaması gereken bir sözleşme

Mecliste LGBTİ Kampanyası kapsamında yeni bir hamle daha geldi. Milletvekili adaylarının imzalaması için LGBTİ Hakları Sözleşmesi hazırlandı.

Lezbiyen, gey, biseksüeksüel, trans ve interseks (LGBTİ) bireylerin siyaseten temsil edilme çabası sürüyor. Genel seçim sürecinde ortaya çıkan Mecliste LGBTİ kampanyası çerçevesinde bu kez milletvekilleri adaylarına imzalatılmak üzere bir sözleşme hazırlandı.

LGBTİ Hakları Sözleşmesi imzacıları bekliyor

LGBTİ Hakları Sözleşmesi ile milletvekilleri adaylarının LGBTİ haklarını tanıdığını ve bu hakların yaşama geçirilme noktasında çaba sarf edeceklerini beyan etmeleri için hazırlandı. “Mecliste LGBTİ” kampanya çalışmasını Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD LGBTİ) yürütüyor.

SPOD LGBTİ, kampanya kapsamında hazırlanan LGBTİ Hakları Sözleşmesi ile ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Hazırladığımız “LGBTİ Hakları Sözleşmesi” bütün siyasi partilerden milletvekili adaylarının imzasına sunuyoruz. Bu sözleşmeyle milletvekili adaylarını LGBTİ hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınacağına dair bir siyasi tutum sergilemeye çağırıyoruz, LGBTİ Hakları sözleşmesini imzalayan milletvekili adaylarını süreç boyunca kamuoyuyla paylaşarak seçilmeleri halinde yeni yasama döneminde kendilerini izleyeceğimizi duyuruyoruz.”

Milletvekili adaylarının imzalaması için hazırlanan LGBTİ Hakları Sözleşmesi şöyle:



Serhatcan yorumluyor:

Serhatcan YurdamEvet, bu protokol siyasetçileri LGBTİ hakları konusunda politika üretmeye teşvik ettiği için önemli bir fırsat. Ama aynı zamanda korkunç gerçeği  bir kez daha yüzümüze vurduğu için de önemli. Korkunç olan şudur. Bırakın milletvekilini, sıradan her yurttaşın sorgulamaksızın sahiplenmesi gereken bir metinden bahsediyoruz. Okuma – yazma bilen, ortalama anlama kapasitesine sahip herkesin görebileceği üzere, ne bir imtiyaz isteniyor ne de bir başka şey.

Yalnızca ve doğrudan en temel insan haklarını elde etmek ve güvence altına almak gayreti işte.

Okuma-yazma, anlama meselesi değil tabii bu. İnkar, bilinçli bir tercih olarak duruyor karşımızda. Bazen din bazen ideoloji kisvesi altında, siyasetin her hücresine işlemiş bir suç bu, heteroseksizm. En temel hakların birer protokol maddesine dönüşmesi, bu yüzdendir. Çünkü bu ülkede meclise gönderilen vekiller, insan haklarını tartışmaya açma lüksünü kendilerinde görebiliyor. Bu küstah kibrin  “meşruiyet kaynağı” ise şüphesiz toplumun tavrıdır. Yazık ki o tavır, henüz suç ortaklığından öte bir yere geçemedi. Oysa bu iki yüzlü inkarın sona ermesi için kaybedecek bir dakikamız bile kalmadı.

LGBTİ’lerin en temel  haklardan mahrum bırakılmasına göz yuman ve buna karşı mücadele yürütmeyen hiçbir siyasetçinin parlamentoda olmaya hakkı yok, bu böyle biline. İnkarı sürdürmekte kararlı olan vekillere bir tavsiye. Seçimlerden birkaç hafta sonra yapılması planlanan Onur Yürüyüşü’ne bir baksınlar. Çıplak gerçek, yüzlerine “LGBTİ’ler vardır” sloganıyla çarpacak. Çoktan yitirmiş oldukları onur mevhumunu -eğer arıyorlarsa-, gökkuşağının ete kemiğe büründüğü o yürüyüşte bulabilirler.

http://www.yurttasgazeteci.com/2015/04/her-vekil-adayinin-tereddutsuz-imzalamasi-gereken-bir-sozlesme/

23 Nisan 2015 Perşembe

Andrej Pejic: Bana 'Kadın olursan eski gizemin kalmaz' dediler

Podyumların önce androjen şimdilerde trans modeli Andreja Pejic Vogue'un mayıs sayısına verdiği röportajda, operasyon geçirip kadın olmaya karar verdiği zaman moda endüstrisinden kendisine "O zaman eskisi gibi özel ve ilginç olmazsın" tepkileri geldiğini anlattı.

Dünya çapında bir şöhreti olan 23 yaşındaki Sırp model, podyumlara adım attığından beri ‘androjen model’ olarak anılıyor, biyolojik olarak erkek olan model hem kadın hem erkek defilelerinde boy gösteriyordu. Lakin Pejic geçen sene cinsiyet değiştirme operasyonu geçirerek ‘kadına’ dönüşümünü tamamladı. İsminin sonuna eklediği ‘a’ harfiyle Andrej’den Andreja’ya geçti. Andreja, Vogue verdiği söyleşide moda dünyasından kendisine yapılan uyarıda, “Bedenini kadına dönüştürürse gizemli havasını kaybedip herhangi bir güzel kadın olacağının” söylendiğini anlattı.

“İnsanlar bana cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmemem gerektiğini söylüyordu. Bir sürü insan ‘Oh, özelliğini kaybedecek, kimseye ilginç gelmeyeceksin. Ortalıkta bir sürü güzel kadın var zaten’ diyordu.” Andreja bir ajansın kendisine “androjen olmak trans olmaktan daha iyidir” dediğini de ekledi.

Pejic, operasyon öncesi, androjen model olarak çıktığı bir defilede.
Kısa süre önce kozmetik markası Make Up For Ever ile anlaşma imzalayan Andreja, önde gelen bir kozmetik markasının reklam yüzü olan ilk trans olarak da kayıtlara geçti. Andreja bu gelişmeyi, endüstride cinsiyet kimliği yönünden bir açılım olarak yorumluyor: “Artık daha fazla kategori var ve bu iyi bir şey. Sonunda cinsiyet ve cinsellik meselelerinin çok daha karmalık olduğu anlaşılmaya başladı.”

Pejic, operasyondan sonra trans kadın olarak çıktığı bir defilede.

Bosna Hersek’te dünyaya gelen ve çocuk yaşlarda ailesiyle birlikte Melbourne, Avustralya’ya göç eden Andreja, Andrej adıyla bir erkek olarak büyüdü. Hangi cinsiyete ait olduğundan emin olmadığı bir  ergenlik çağının üstüne, model ajansı Storm’un kurucusu tarafından keşfedildikten sonra hem kadın, hem erkek model portfoyüne alınmış, Gaultier’in gelinlik tasarımını dahi giymişti. Top model Kate Moss kendisini ‘güzel’ bulduğunu söylemiş ve FHM’in en seksi kadınlar listesine, 98’inci sıradan girmişti.

RADİKAL

İstanbul LGBTİ Kolektif ilk etkinliğini düzenledi:"genel ahlak kimin ahlakı"

Üniversitelerde heteronormative karşıtı mücadeleyi büyütmek için kurulan İstanbul LGBTİ Kolektifi, ilk buluşmasına “genel ahlak kimin ahlakı” tartışmasıyla başladı

Üniversitelerde heteronormative karşıtı mücadeleyi büyütmek, nefrete inat yaşam alanlarını savunmak ve dönüştürmek, mücadeleyi tüm üniversitelere yaymak ve üniversiteler arası birleşik mücadeleyi geliştirmek için kurulan LGBTİ Kolektifi İstanbuldaki ilk etkinliğini gerçekleştirdi.
İstanbul LGBTİ Kolektif ilk etkinliğini düzenledi:"genel ahlak kimin ahlakı"

Etkinlikte genel ahlak, alternatif ahlaki ve seks işçiliği konularında tartışmalar yapıldı.


Liberal Demokrat Parti, sivil özgürlükleri ve serbest piyasayı destekleyen klasik liberal görüşteki ulusal siyasi partidir. Parti, Liberal Parti adıyla Besim Tibuk başkanlığında 26 Haziran 1994 tarihinde kuruldu.

Partinin kurucusu Besim Tibuk, 25 Kasım 2002’de istifa etmiş, istifasından sonra yerine Emin Şirin seçilmiş ancak parti ile olan görüş ayrılıkları sebebiyle kısa zamanda ayrılmıştır. Günümüze dek genel başkanlık görevini 20 Haziran 2005 tarihinden beri Cem Toker yürütmektedir.

http://www.kolektifler.net/2015/04/istanbul-lgbti-kolektif-ilk-etkinligini-duzenledigenel-ahlak-kimin-ahlaki

LDP Genel Başkanı Cem Toker İle LGBTİ üzerine kısa bir söyleşi

Liberal Demokrat Parti, sivil özgürlükleri ve serbest piyasayı destekleyen klasik liberal görüşteki ulusal siyasi partidir. Parti, Liberal Parti adıyla Besim Tibuk başkanlığında 26 Haziran 1994 tarihinde kuruldu.

Partinin kurucusu Besim Tibuk, 25 Kasım 2002’de istifa etmiş, istifasından sonra yerine Emin Şirin seçilmiş ancak parti ile olan görüş ayrılıkları sebebiyle kısa zamanda ayrılmıştır. Günümüze dek genel başkanlık görevini 20 Haziran 2005 tarihinden beri Cem Toker yürütmektedir.

LDP Genel Başkanı Cem Toker İle LGBTİ üzerine kısa bir söyleşi yaptık.

İşte o söyleşi..

-Liberal ve Demokrat olmak tam olarak nedir?
Liberalizm bir özgürlük felsefesidir. Herkesin kendi tercih ettiği yaşam tarzını yaşamasına olanak tanıyan, bireysel hak ve özgürlükleri tavizsiz savunan ve bu özgürlükleri evrensel hukuk ilkeleri ile savunan bir sistemdir. Demokratlık ise, sayisi ne olursa olsun, bizden farklı düşünen, en farklı yasam tarzını benimsemiş bireylerin haklarına saygı gerektiren bir olgudur.

-LGBTİ hakları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Farklı cinsel yönelimlere sahip kişilerin hakları bizim açımızdan tartışma konusu dahi olamaz. Kimliği ne olursa olsun, tüm temel haklar kişilere siyasetçiler tarafından verilecek veya ellerinden alinacak bir lütuf değildir. LGBTİ için ihlal edilen en temel hak ve özgürlüklerin ifade, örgütlenme ve bilgiyi yayma özgürlükleri olduğunu düşünüyorum. Bu ihlali de kabul edilmez buluyorum.

-Partinizde neden LGBTİ aday ve il başkanı yok?
Biz partide kimseye cinsel yönelimini, etnik kimligini, mezhepsel veya dini inancını sorarak görev vermiyoruz. Belki vardır da gönüllü olarak bildirmek istememiştir.

-Parti olarak meclise girmeniz durumunda LGBTİ Hakları konusunda ne tür çalışmalar yürütmeyi  düşünüyorsunuz?
Sorunları neyse dinleyerek çare bulmaya çalışırız. Anayasa daki, toplum düzeni, toplumsal gelenek görenekler, genel ahlak gibi kısıtlayıcı, muğlak, kişiden kişiye değişen bu kavramların kaldırılması için mücadele vereceğimiz kesindir.

-LGBTİ derneklerinin siyasi partilere destek vermeleri sizce doğru bir davranış mı?
Siyasi partiler her kesimin temsilcisi olmak, hakkını savunmak zorundadırlar. Sivil toplum örgütlerinin de kendilerine en yakin duran partiyi desteklemeleri demokratik bir duruştur. Gereklidir.

-Kürt sorunu ile LGBTİ hareketi arasında bir benzerlik var mı? yoksa LGBTİ dernekleri ve HDP mi bunu karıştırıyor?
Kürtlerin de bu ülkede diğer etnik ve sivil toplum grupları kadar hak ve özgürlük sorunları vardır. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasini ve hukuk devletini ilke edinmiş, tutarlı olarak savunan her hangi bir siyasi parti de LGBTİ haklarını başarıyla ve samimiyetle savunabilir. Konu bir partinin tekeline birakilmayacak kadar insanidir..

-HDP’nin LGBTİ dernekleri içerisinde lobileşmesi birçok LGBTİ bireyi rahatsız ediyor. Sizce bir partinin bu şekilde lobileşmesi doğru mu?
Yukarıda belirttiğim gibi, hangi kurumun hangi siyasi partiye kendisini daha yakin hissettiğine, o kurumun üyeleri karar verir. Uyelerin kendilerini farklı partilere yakin hissetmeleri de normaldir. Bir, yönetim tarafından alınmış kurumsal duruş vardır, bir de üyelerin bireysel duruşu vardır. Yönetimler de buna saygı duymali, hoşgörü ile karsilamalidirlar.

-Mevcut siyasi şartlar ve coğrafya gözönüne alındığında Türkiye’de eşcinsellere gelecekte evlilik hakkı tanınır mı?
Liberal Demokrat Parti yetişkin bireylerin yaşamlarını kimle birlestireceklerine karışmaz. Devletin de karışmasını kabul etmez. Ancak toplum son 10 senedir, aşırı muhafazakarlastığından bunun diğer partilerce kolay kolay uygulamaya konacagini sanmıyorum.

Türkiye LGBTİ Birliği
http://lgbti.org

23. İstanbul LGBTİ Onur Haftası için destek çağrısı

Her yıl binlerce kişiyi İstiklal Caddesi'nde buluşturan İstanbul LGBTİ Onur Haftası, bu yıl da bir dayanışma fonu ilan ederek, etkinlik için destek çağrısı yaptı.

İstanbul LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) tarafından her yıl gerçekleştirilen Onur Haftası etkinlikleri, bu yıl 22- 28 Haziran 2015 tarihleri arasında yapılacak.
Etkinliklerin giderlerini geçtiğimiz yıllarda ‘kitle fonlaması’ yöntemiyle karşılayan Onur Haftası gönüllüleri, bu yıl da bir çağrı yaparak herkesi haftanın gerçekleşmesi için destek olmaya çağırdı.
Onur Haftası’na destek olmak isteyenler Indiegogo sitesi üzerindeki kampanyaya katılarak, maddi destek sağlayabilecek. Bu yıl, Onur Haftası gönüllülerinin yollayacağı kartpostallar, omuz çantaları ve not defterleri kampanya destekçilerine hediye olarak gönderilecek. Ayrıca belirli bir tutarın üzerinde destekte bulunanların isimleri, eğer isterlerse, Onur Haftası web sitesindeki destekçi listesinde yer alacak.
ONUR HAFTASINDA NELER VAR?
Yıllardır çeşitli tema başlıkları altında düzenlenen İstanbul Onur Haftası etkinlikleri şimdiye kadar Dikkat Aile Var, Tabu, Bellek, Temas, Direniş gibi temalarla işlendi.
Hafta boyunca herkese açık ve ücretsiz gerçekleşen etkinlikler kapsamında temaya uygun paneller, atölyeler, film gösterimleri, tiyatro oyunları, piknik, yerel LGBTİ örgütleri buluşması düzenleniyor. Aktivistler, LGBTİ örgütleri temsilcileri, milletvekilleri, yurt içi konsoloslukların temsilcileri ve yurt dışından milletvekilleri ve aktivistler hafta boyunca düzenlenen etkinliklerde konuşmacı ve katılımcı olarak yer alacak.
Bu sene 11.’si yapılacak olan Hormonlu Domates Ödülleri ile yılın en homofobik/ transfobik söylemleri de oylamayla seçilecek.
28 Haziran Pazar günü 17.00’da gerçekleşecek ve Onur Yürüyüşü ile hafta sonlanacak.
https://www.indiegogo.com/projects/2015-istanbul-lgbti-onur-haftasina-destek-ol--2016

Teşekkür ederiz.

Radikal