5 Eylül 2015 Cumartesi

Eşcinsel evliliğe izin vermeyen memur tutuklandı

ABD'nin Kentucky eyaletinde, eşcinsel çiftlerin nikah işlemlerini yapmayı reddeden kadın memur Kim Davis tutuklanarak hapse kondu.

Evliliğin kadın ve erkek arasında olması gerektiğini savunan ve kendi dinsel inanışının eşcinsel evliliğe izin vermediğini belirten Davis'in tutukluluğunun ne kadar süreceği netlik kazanmadı.

Mahkemeye itaatsizlikten hüküm giyen Kim Davis'e destek için duruşmanın sürdüğü saatlerde mahkeme önünde eylem düzenlendi.

ABD Yüksek Mahkemesi geçtiğimiz haziran ayında eşcinsel evliliklerin anayasal hak olduğuna hükmetmişti.

Perşembe günkü duruşmada yargıç, Davis'in yanında çalışan diğer memurlardan eşcinsel çiftlerin evraklarını hazırlamaları, bunu yapmamaları durumunda para veya hapis cezasına çarptırılacakları konusunda uyardı. Memurlardan beşinin işlemleri başlatacakları, Davis'in oğlu olan diğer memur Nathan Davis'in ise hakimin kararına karşı durduğu belirtildi.

(DHA)

Eddie Redmayne, transseksüel Lili Elbe rolünde karşımıza çıkacak!

The Danish Girl'in ilk fragmanı net bir şekilde belli etti, Redmayne ikinci Oscar'ına emin adımlarla yürüyor!

Malumunuz, artık filmlerin gişelerde rekor hoplatmak için piyasaya sürüldükleri; aksiyon ve efektin birbirlerini kovaladığı, büyük yıldızların büyük bütçelerle büyük rolleri oynadıkları filmleri arkamızda bırakıyoruz yavaş yavaş. Yaz sezonu bitiyor, havalar soğuyor ve sinema dünyası inceden festival moduna girmeye başlıyor. Henüz şimdiden “şu, şu adaylığa kesin” gibi bir şey söylemek mümkün değil. Ama en azından stüdyoların bu konuda güvendikleri filmler, Ekim Kasım aylarına doğru yavaş yavaş sıralanıyorlar
İşte onlardan bir tanesi var bugün elimizde. The Danish Girl. David Ebershoff’un aynı adlı 2000 tarihinde yayınlanan romanından uyarlanan The Danish Girl, muhtemelen benim hayatımda gördüğüm en Oscar kokan filmlerden bir tanesi. Bir kere, filmin mutfağında vaktinde Oscar kazanmış olan The King’s Speech ekibi var. Yönetmen Tom Hooper, görüntü yönetmeni Danny Cohen ve müzisyen Alexandre Desplat cümleten gelip The Danish Girl’e katılmışlar
Filmin başrolünü de geçen sene The Theory of Everything ile birlikte Oscar’ı kazanan Eddie Redmayne üstlenmiş. Redmaye haricinde filmin diğer başrolleri arasında bu sene Ex Machina ile dikkatleri üzerine çeken Alicia Vikander, Rust and Bone ile çıkış yapan Matthias Schoenaerts, Cloud Atlas ve Skyfall’dan tanıyor olabileceğiniz Ben Whishaw ve The Rum Diary, Machete Kills gibi işlerle ismini duyuran Amber Heard var. Anlayacağınız kadro da bir hayli sağlam.
Ama The Danish Girl’e en ağır Oscar kokusunu veren şey, hiçbir şüphe yok ki, konusu. Birincisi, film biyografik. Yani gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Akademi’nin deli dumrul sevdiği “zamanın şartlarına karşı yılmayan bir öncü” arketipine sahip. Ve her şeyden önemlisi, dünyanın ilk cinsiyet değiştirme operasyonu geçiren insanlarından biri olan Lili Elbe’nin hikayesini konu alıyor. Trans haklarının –haklı olarak- çok konuşulduğu bir günde o cephede de dikkat toplayacaktır. Anlayacağınız, baya Oscar’a yürüsün diye kesilip biçilmiş gibi duruyor The Danish Girl. Bu elbette kötü bir film olacağı falan anlamına gelmiyor, yanlış olmasın! Açıkçası ilgi çekici de duruyor. Tek söylediğimiz şey, sene sonunda kendisini festival camialarında görmemizin hiç şaşırtıcı olmayacağı!

Yiğitcan Erdoğan - Radikal

3 Eylül 2015 Perşembe

Tarkan konserindeki ünlü siyasi eşcinsel çift

Tarkan konser serisine kısa bir mola verdi Tarkan, önceki akşam 6 bin kişilik alanı yine hıncahınç doldurmayı başardı.


Sevilen şarkılarıyla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatan ünlü sanatçı, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne özel “Barış Güvercini” adlı türküyü de repertuvarına ekledi. “Barış Günü ile ilgili hislerimi bu türkünün sözleriyle ifade etmek istiyorum. Dünya Barış Günü’nüz kutlu olsun” diye konuşan Tarkan ardından “Dostluklar kurulsun insanlar gülsün, son bulsun savaşlar kimse ölmesin” sözlerinin yer aldığı türküyü söyledi. Açıkhava’yı dolduran binlerce kişi türkünün ardından Tarkan’ı ayakta alkış aldı.

Ünlü yıldızı dinlemeye gelenler arasında Feryal Gülman, Zeynep Ilıcalı, Revna Demirören, Mehmet Aslan, Oya Aydoğan, hande doğandemir ve Erkan Kolçak Köstendil gibi tanınmış isimler vardı.

Mega Star, bu konseriyle birlikte Açıkhava maratonuna da kısa bir mola verdi. Tarkan, konser serisinin ikinci ayağı olan 9-10-12 ve 13 Eylül tarihlerinde tekrar Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde hayranlarıyla buluşacak.  



Genç oyuncular Erkan Kolçak Köstendil ile Hande Doğandemir, Tarkan konserini izlemeye birlikte geldi. Konser sırasında ikilinin samimi halleri dikkat çekti. Doğandemir, konser sırasında çektikleri bu fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı.

Kulis pozu

Seyirciler arasındaki en dikkat çekici isim ise ABD İstanbul Başkonsolosu Charles F. Hunter’dı.


Başkonsolos, Tarkan’ı bir süre önce evlendiği Ramadan Çaysever’le yan yana izledi.


Feryal Gülman, Hülya Biren, ABD İstanbul Başkonsolosu Charles F. Hunter ve eşi Ramadan Çaysever, Tarkan’ı kulisinde ziyaret etti. Gülman, birlikte çektirdikleri hatıra fotoğrafını Instagram sayfasında paylaştı.

Sayit DURMAZ

Cyndi Lauper İle Evsiz LGBT Gençler Artık Bu Binada Buluşuyor

LGBT haklarının yıllardır sıkı savunucularından olan Cyndi Lauper’ın Manhattan’da evsiz lezbiyen, gey, biseksüel ve trans gençler için kurduğu 30 yataklı barınak 1 Eylül’de faaliyete geçti.


Cyndi Lauper İle Evsiz LGBT Gençler Artık Bu Binada Buluşuyor

18-24 yaş aralığındaki gençlere kapılarını açan bu barınağı kurma fikrinin nasıl çıktığını anlatırken şehirdeki evsiz gençlerin %40’ının LGBT bireyler olduğunu söyleyen Lauper, bu gençlerin sokakta, hatta zaman zaman yardım almak üzere gitmek zorunda kaldıkları yerlerde sıklıkla ayrımcılık ve şiddetle karşılaşmakta olduğunu anlatıyor. Oturanların gelir durumuna göre kira ödeyeceği ve iş bulmaya yönelik yardım da alabileceği bir yer The True Colors Residence.

Cyndi Lauper açılış konuşmasında şu sözleri söyledi:

Cyndi Lauper açılış konuşmasında şu sözleri söyledi:
“Ben güçlü toplumların kapsayıcı toplumlar olduğuna inanıyorum. Eğer kazanmak istiyorsak herkesi dahil etmeliyiz çünkü herkese ihtiyacımız var.”

http://onedio.com/haber/cyndi-lauper-ile-evsiz-lgbt-gencler-artik-bu-binada-bulusuyor-578445

‘Köpek gibi yaşıyorum’

Maltepe Hapishanesi’nde kalan Brezilyalı trans tutuklunun hücre isyanı.

Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 79 LGBTİ birey cezaevinde. Bunların 71’i hükümlü, 8’i tutuklu. LGBT bireyler ceza infaz kurumlarında en fazla 9, en az 3 kişi olarak tutulurken 5 cezaevinde LGBT bireyler tek başlarına kalıyor. Bu bireyler hücrede tutulmaya devam ederken kötü muamele ile de karşı karşıya.

Yabancı uyruklu LGBTİ bireyler de Türkiye’de kaldıkları cezaevlerinde aynı sorunlarla boğuşuyor. Ceza İnfaz Sivil Toplum Derneği Bünyesi’nde varolan Hapiste LGBT Grubu’na Maltepe Hapishanesi’nde yaşanan mağduriyet mektup ile iletildi.

Brezilyalı trans tutuklu 27 Ağustos 2015’te gruba gönderdiği mektupta yaşadığı mağduriyeti kaleme aldı:

“Ben hâlâ hücredeyim, koğuşa gidemiyorum. Müdüre çıktım bana söyledi ki koğuş yok. Biz burada ayrı ayrı kalıyoruz, hücredeyiz. Hücreler çok berbat, dayanamıyorum. Hücreler çok pis. Hücrede tutuyorlar bizi. Maltepe 3 Nolu bize uygun değil, 1 Noluya geri dönmemiz gerekiyor. Burada çok mağdurum ve de yalnızım. Türk eşcinsel arkadaşlarımın yanına gitmek istiyorum. Hâlâ Adalet Bakanlığı’ndan cevap gelmedi. Yabancı erkeklere her şey serbest. Biz ise hücrede kalıyoruz. İnan ki köpek gibi kalıyorum. Ne masa ne televizyon ne sandalye hiçbir şeyim yok. Yerde yemek yiyiyorum. Moralim tamamen bozuk. Ne zamana kadar dayanacağım bilmiyorum. Burası çok kötü gerçekten. Burada köpek bile kalmaz. Bunaldım artık ölüyorum.”

‘Kaos Gl, müstehcen cezaevine giremez'

Öte yandan son günlerde hapishanelerde yayın yasaklarının sıkça yaşanması üzerine 21 sivil toplum örgütü “Hapishanelerdeki Keyfi Yayın Yasakları Son Bulmalıdır!” başlıklı duyuru kaleme aldı. Duyuruda Leman, Uykusuz ve Penguen’in ‘sakıncalı’ gerekçesiyle Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ne, Kaos GL dergisinin “müstehcen yazı ve yorumlar kapsadığı” gerekçesiyle Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne, LGBTİ mahpusların anlatımlarının derlendiği Voltaçark adlı kitabın da gönderildiği birçok hapishane tarafından kabul edilmediği belirtildi

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/358213/_Kopek_gibi_yasiyorum_.html

2 Eylül 2015 Çarşamba

Mr, Mrs ve Miss'e eşcinsel arkadaş geldi: Mx

Oxford İngilizce Sözlük, nötr cinsiyetteki bir hitap olan Mx'i sözlüğe ekledi. The Guardian yazarı eşcinsellerin cinsiyet hitapları konusunda yaşadıkları zorlukları ve bu yeni gelişmenin ne anlama geldiğini anlattı.

Oxford İngilizce Sözlük, 28 Ağustos 2015’te İngilizce sözlüğe Mr (erkek), Mrs (evli kadın ), Miss (bekar kadın) hitaplarına cinsiyetini belirtmek istemeyen queer kişilerin kullandığı Mx. hitabını ekledi. İngiliz gazetesi The Guardian’a yazan Jacob Tobie bu bir gecede yaşanan değişiklikle Mx’in artık gizli bir terim olmaktan İngilizce’nin resmi bir parçası haline geldiğini söyledi.
Kendini ‘genderqueer’ olarak tanımlamayı tercih eden Tobie, rezervasyon yaparken ya da bir form doldururken karşısına çıkan ‘cinsiyet’ hanesindeki Mr, Mrs ve Miss arasında seçim yapmak zorunda kalmasının çok gergin, kafa karıştırıcı ve ezici olduğunu anlatıyor.
Çoğu insan için bunun çok kolay bir seçim olduğunu söyleyen Tobia, iki toplumsal cinsiyetin de dışında olanlar için bunun çok zorlayıcı olduğunu anlatıyor: “Hangi tuvaleti kullanacağımı hiç bilmiyorum, mağazaların hangi bölümünden alışveriş yapacağımı bilmiyorum ve benim cinsel kimliğimi anlayamayan insanlar tarafından sokakta çoğu zaman tacize uğruyorum. Bütün bu endişelerin yanında benim gibi insanların yüzleşmek zorunda olduğu en büyük konuysa kimliklerimizin çok nadir ciddiye alınması”.
DR UNVANI ALMAYA ÇALIŞTI..
Tobia, küçükken nötr cinsiyette bir hitaba sahip olmanın tek yolunun akademik olarak yükselip herkesin onu ‘Dr’ olarak çağırması olduğunu düşündüğünden bahsediyor. Fakat üniversitedeki ikinci yılında bir profesörünün onu Justin Vivian Bond’la tanıştırmasıyla işler değişmiş. Tobia, Mx hitabını kullanan Bond’la tanıştırmasıyla artık doktora yapmasına gerek kalmadığını veya ‘Mr Tobia’yı kullanmak zorunda olmadığını anlamış.
Fakat çok az kişi tarafından kullanılan Mx’in yakın zamana kadar hiçbir sözlükte karşılığı bulunmuyordu. Tobia, Wikipedia’da sadece kısa bir açıklaması bulunan Mx’in formlarda, yaka kartlarında ve veri tabanlarında da kullanılmaya başlanmasının resmi bir tanınırlık olmadan mümkün olmayacağını söylüyor.
'OXFORD ÜÇÜNCÜ CİNSİYETİ KABUL ETMİŞ OLDU'
28 Ağustos’ta Mx’in Oxford İngilizce Sözlük’e eklenmesinin eşi benzeri görülmemiş bir değişimin başlangıcı olduğunu söyleyen Tobia, bunun batı dilleri düşünce yapısının ve kültürünün cinsiyeti nasıl algıladığını gösterdiğini ifade ediyor. “Mx’i sözlüğe ekleyerek Oxford İngilizce Sözlük gelecekte cinsiyetin sadece iki seçenekli olmayacağı fikrini kabul ediyor: İnsanların kendi cinsiyetine kendi terimleriyle karar vereceği bir dünya”.
Tobia, Mx’in sözlüğe eklenmesiyle ‘genderqueer’, cinsiyet kabul etmeyen ve ikili cinsiyetten olmayan insanların haysiyet ve saygı çerçevesi içinde yaşayabileceklerini öngörüyor. Mx’in aynı zamanda Mrs ve Ms arasında seçim yapmayı reddeden feministler için medeni duruma odaklanmayan bir unvan olacağını da ekliyor.
Tobia yazısının sonunda yine de bir sözlük tanımından daha fazlasına ihtiyaçları olduğundan bahsediyor. Devletlerin nötr cinsiyetli kimlikler çıkarması, okulların cinsiyetsiz yurtlar açması, cinsiyetsiz umumi tuvaletlerin olması gerektiğinin üzerinde duruyor. Cinsel organımız ve doğumda söylenen cinsiyetimiz üzerine yorum yapılmayan bir dünyanın hayalini kurduğunu ama artık Mx hitabının kalıcı hale gelmesinden gurur duyduklarını söylüyor. (The Guardian)
(Çeviri: Naz Vardar)

Radikal

Baptiste Giabiconi Covers August Man Malaysia September 2015


Harun Tan'ın spor aşkı


2013 yılında Ebru Şallı'yla 11 yıllık evliliğini sonlandıran Harun Tan, gece gündüz demeden spor yapıyor.

Danimarka eşcinsel Türk genci konuşuyor

Danimarka'da TV 3 kanalında yayınlanan "Bikini Island" adlı yarışma programına katılan 21 yaşında Savaş adındaki eşcinsel Türk genci, tüm dikkatleri üzerine çekti. Genç yarışmada kaldığı sürece, kendisinin popülerliğinin artacağını düşünüyor.

Roskilde şehrinde yaşayan ancak Kopenhag’da Martine adlı kişi ile bir makyaj ve saç bakım salonunda çalışan Savaş, kendisini ‘muhteşem’ olarak tanımlıyor.

Savaş, Yarışmaya neden katıldığını ise: “Benim bir tatile ihtiyacım vardı. Bir TV programında yer almanın heyecan verici olduğunu ve kendimi olduğum gibi gösterebileceğimi düşündüm. Birçok eşcinsel kendisini göstermek ve aptalca şeyler yapmak ister ama ben böyle tanınmak istemiyorum” cümleleriyle anlattı.

Savaş yarışma sonunda sadece eşcinsel olarak hatırlanmak istendiğini belirterek, sokaklarda dolaşırken, hakarete uğramaktan çekindiğini söyledi.

Tercihinin İskandinav erkekleri olduğunu belirten Savaş’ın yarışmada yapacağı çılgınlıklar merakla bekleniyor ve Danimarka medyası tarafından da yakından takip ediliyor.

Milliyet

1 Eylül 2015 Salı

Transseksüel gencin beyin MR'ı doktorları şaşırttı

18 yaşında cinsiyet değişimi ameliyatı olan genç kadın erkek oldu ancak sonrasında çıkan sonuç uzmanları şaşırttı. 1 Eylül 2015 Transseksüel gencin beyin MR'ı doktorları şaşırttı

Üniversitesi'nden bilim insanları erkeklik hormonu verdikleri genç kızın beyin MR'ını da çekti. Uzmanlar genç kızın, erkek olduktan ve hormon verildikten sonra birden fazla işi aynı anda yapamadığını ve bu yetilerinin zayıfladığını farketti.

DİL KONTROLÜNÜ SAĞLAYAN BÖLGE ZAYIFLADI

Beyinde dil ve bölgeler arası iletişimi sağlayan alanın zayıfladığı fark edildi. Bu durum yıllardır süren "Kadınlar Venüs'ten erkekler Mars'tan mı geliyor" tartışmasına da ışık tutacak cinsten.

4 HAFTA BOYUNCA TESTOSTERON HORMONU VERİLDİ

18 yaşındaki transeksüel gence 4 hafta boyunca testosteron hormonu verildi. Bunun sonrasında uzmanlar dil kontrolünü de sağlayan Broca ve Wenicke adındaki iki alanda gri maddenin azaldığını keşfetti. Profesör Rupert Lanzenberger konu ile ilgili olarak "Testosteron hormonuna maruz kalan ve kalmayan beyin arasında ciddi bir fark görüyoruz. Bunu transeksüel bir bireyi incelemeden anlamamız imkansızdı. Bu sonuçlar cinsiyet hormonlarının önemini anlatıyor." dedi.

Hürriyet

Gay Olduklarını Açıklamalarıyla Kadın Hayranlarının Kalbini Kırmış 20 Yakışıklı Ünlü

Bir erkek vardır ki, ortalığı kasıp kavuruyordur. Tam da o sıra hakkında Eşcinselgay dedikodusu çıkar. Bazen bunu bilerek, onu çekemeyenler çıkarır ki, adamın ilgisi yoktur. Bazen de bu dedikodular doğru çıkar. Hayranları kadınlar çok üzülür; kalpleri kırılır, "neden neden Allah'ım diye" çok sorgularlar. Ancak yapacak bir şey yoktur ...

Buyrun galeriye kızlar, görün sizi üzen adamları. ��

1. Ricky Martin

"Un dos tres" diyerek gönüllere giren ünlü şarkıcı Ricky Martin, epeyce cinsel yönelimi hakkındaki dedikodulara sessiz kaldı. Sonra kadınlara karalar bağlatan o acı haber geldi: O bir gaydi...

2. Wentworth Miller

Ekranları kasıp kavuran, Prison Break dizisinin yıldızı Wentworth Miller'ı izleyen kadınların dibi düşerken, abimiz kadınlara ilgisi olmadığını açıklayarak, yürekleri dağladı.

3. Matt Bomer

Oyuncu Matt Bomer, Grinin Elli Tonu için düşünülecek denli yakışıklı ve karizmatik bir abimiz. Yalnız Matt abinin o taraklarda bezi yok işte sıkıntı o...

4. Neil Patrick Harris

How I Met Your Mother dizisinin kadın avcısı, sempatik Neil Patrick Harris, gerçek yaşamda kadınların yanından dahi geçmiyor.

5. Adam Lambert

Şu aralar "Ghost Town" şarkısı ile ortalığı inleten Adam Lambert, müzik camiasına girdiğinden beri cinsel yönelimini hiç saklamadı.

Yine de kadınlar onu görünce iç geçirmeden edemiyor...

6. Cheyenne Jackson

Amerika Birleşik DevletleriABD'li oyuncu ve şarkıcı Cheyenne Jackson da kadınları üzen Eşcinselgay şöhretlerden. Abimizin başından Eşcinseleşcinsel Evlilikevlilik de geçti.

7. Jonathan Groff

Amerika Birleşik DevletleriABD'li oyuncu ve şarkıcı Jonathan Groff özellikle müzikal performanslarıyla kadınların gönlünü çalmıştır ama nafile...

8. Matt Dallas

Eşcinselgay olduğunu açıklayarak.

9. Chris Colfer

Amerika Birleşik DevletleriABD'li oyuncu ve şarkıcı Chris Colfer da kadınların kalbini kıran gaylerden...

10. Scott Evans

Eşcinselgay olduğunu açıklayıp hayranlarını üzmüştür. Hatta denilenlere göre abisi bu açıklamanın ardından kendisine mesafe almıştır.
Gay de olsa kardeştir be abi, niye öyle ettin ��

11. Luke MacFarlane

Eşcinselgay olduğunu açıklamış isimlerden.

12. Andrew Rannells

Eşcinselgay.

13. Zachary Quinto

Oyuncu ve yapımcı Zachary Quinto da kadınların kalbini kıran yakışıklı gaylerden. Ayrıca sıkı bir LGBTİ aktivisti. ��

14. Tom Ford

Son dönemin gözde modacılarından, karizmatik Tom Ford da kadınların "keşke heteroseksüel olsaydı" dediği isimlerden.

15. Don Lemon

Amerika Birleşik DevletleriABD'li ünlü gazeteci ve TV sunucusu Don Lemon da Eşcinselgay olduğunu açıklayıp, kadınları üzen isimlerden.

16. Marc Jakobs

Son dönemin en başarılı modacılarından biri daha... Marc abimiz de hemcinsinlerinden hoşlanmasıyla kadınları üzmüştür.

17. Keith Hamilton Cobb

Keith Hamilton Cobb
Kaslı, haşin, kara yağız oyuncu Keith Hamilton Cobb da kadınların içini eriten gaylerden.

Kadınların durumu da fena be abi. ☺️

18. Anderson Cooper

Meşhur televizyoncu, gazeteci ve yazar; kır saçlı, mavi gözlü, karizmatik abimiz Anderson Cooper da erkek erkeğe takılmaktan hoşlanıyor. ��

19. Frank Ocean

Amerika Birleşik DevletleriABD'li rapçi Frank Ocean da Eşcinselgay olduğunu açıklayıp, hayranı olan kadınları göz yaşlarına boğmuştur.

20. Guillermo Diaz

Amerika Birleşik DevletleriABD'li oyuncu Guillermo Diaz da Eşcinselgay olduğunu açıklayarak kadınların gönlünde acı bir his bırakmıştır.

http://www.haberimix.com/collect/detail/201508/f9da473a552b0b3c47ca4811def35219.html

30 Ağustos 2015 Pazar

Austin Victoria by Jon Wong For The Fashionisto!


TARİHİN İLK TRANSSEKSÜELİ

Sinema Eddie Redmayne adını daha çok duyacak Ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking'in hayatını konu alan "The Theory of Everything" (Her Şeyin Teorisi) filmiyle adını dünyaya duyuran İngiliz oyuncu Eddie Redmayne, yine iddialı bir filmle geliyor; The Danish Girl... 

TARİHİN İLK TRANSSEKSÜELİ

Önümüzdeki yıllarda adını sıkça duyacağımıza inandığımız Eddie Redmayne, son filminde tarihin bilinen ilk transseksüeli olan Danimarkalı ressam Einar Wegener'i canlandırmak için kamera karşısına geçti. The Danish Girl filmi; geçirdiği ilk ameliyatın ardından Lili Elbe ismiyle yeni hayatına adım atan ve değişimi tamamlamak için geçirdiği son operasyondan kısa bir süre sonra yaşamını yitiren ünlü ressamın çalkantılı hayatını konu alıyor.

Einar Wegener cinsiyet değiştiren son isim olmadı...

FİLMİN YENİ AFİŞLERİ YAYINLANDI
Filminin bir diğer başrol oyuncusu Alicia Vikander ile birlikte yer aldığı afişi geçtiğimiz cuma günü yayınlandı. İngiliz oyuncu bu filmde de başarılı bir performans sergileyeceğini ve kadın rolüne ne kadar iyi büründüğünü afişten bile anlamak mümkün.


Film Türkiye`de 12 Şubat 2016`da vizyona girecek.

ÖDÜLE OYNUYOR
Stephen Hawking'i canlandırdığı rolüyle Oscar, BAFTA ve Altın Küre'den "En İyi Erkek Oyuncu" ödülüyle dönen oyuncu, son rolüyle de bu saygın ödülleri tekrar kucaklamaya aday gibi görünüyor.

“MARILYN İLE BİR HAFTA” GEÇİRDİ
Modellik yapan ve tiyatro oyunlarında rol alan 33 yaşındaki Eddie Redmayne, beyazperdeye ilk olarak 2006 yılında "Like Minds" adım attı. 2012 yılında vizyona giren "Marilyn ile Bir Hafta" filminde sergilediği başarılı performansla dikkat çekmeyi başaran Redmayne, bu projede başrolü Michelle Williams paylaşmıştı.

Efsanevi yıldız Marilyn Monroe'nun İngiltere'de geçirdiği bir haftayı 23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark'ın gözünden konu alan filmde Colin’i Eddie Redmayne canlandırdı.

Derleyen: Aynur YOLCU /ayolcu@hurriyet.com.tr 

‘EŞCİNSEL ADAYLA MÜSLÜMAN KÜRTLERİ NASIL TEMSİL EDECEK?’

Marmara İletişim'e, 'kadının dili şiddetin unsuru' diyen bir dekan

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığına Yusuf Devran'ın görevden ayrılmasından yaklaşık bir yıl sonra Prof. Ergün Yıldırım atandı. Yeni Şafak yazarı Yıldırım "adrese teslim ilan" tartışmasıyla gündeme geldiği kadar kadına şiddet ve HDP ile ilgili yazdıklarıyla da eleştirilmişti. Yıldırım, 2011'deki bir yazısında "Kadın dili, şiddete motivasyonun en önemli unsurlarından biri" demişti.

2 Haziran 2015’te profesör ve doçent alınacağı ilanı veren Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, Gazetecilik Bölümü/Genel Gazetecilik Ana Bilim Dalı'na atanacak profesörde "siyaset, din, kültür ve bilgi sosyolojisi alanlarında çalışmış olma" koşulunu aradığını duyurdu.
Bu duyuruya o dönem Marmara İletişim Mezunları Derneği (İLMED), “Dışarıdan dekan istemiyoruz” başlıklı açıklaması ile tepki gösterdi, ilanı "adrese teslim" olarak nitelendirdi. Dernek fakülte dekanlığına Yeni Şafak yazarı Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın getirilmek istendiğini ileri sürdü. Bu iddia yaklaşık 2 ay sonra gerçek oldu.
Prof. Yıldırım, 28 Ağustos’ta görevini Twitter’dan “Yeni görevim Marmara Ü İletişim Fakültesi Dekanlığı için tebrik eden tüm dostlara teşekkürlerimi sunarım. Allah utandırmasın!” sözleri ile duyurdu.
Prof. Ergün Yıldırım için tartışmalar dekan seçilmesinden önce de vardı. Özellikle de Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnsan ve Toplum Bilimleri bölümünde öğretim üyesiyken 21 Temmuz 2011’de Haber 7 internet sitesinde kadına şiddetle ilgili kaleme aldığı makalesi ile…
Hükümetin kadına şiddetteki artışla ilgili şiddet uygulayan erkeklere elektronik kelepçe önerisine sosyolog Prof. Yıldırım, “Kadınların diline de pirsing takalım!” başlıklı yazısı ile karşı çıkıyordu: “Şiddeti azaltmak için erkek bileklerine köpeklerin boyunlarına asılan tasma gibi bir alet konulmak isteniyor. Peki, kadının diline de pirsing (Piercing) takılsa fena mı olur?”
Kadınların hem anne, hem eş, hem kız kardeş, hem sevgili, hem arkadaş olmasını “ kadın şizofrenisi” diye niteleyen Ergün Yıldırım, bu fikrini ise “Kadının varlık hiyerarjisindeki anlamı anne olmaktı” diye açıklıyordu.
‘KADINLAR İÇİN KAYBEDİLEN EV, KAYBEDİLEN CENNET’
Moderniteyle birlikte kadının aile içindeki bütünsellikte yer alan bir varlık olarak “dışarıya fırladığını” savunan Yıldırım, yaratılış anlatısına da atıfta bulunuyordu: “Önce cennetten şeytanın tuzağıyla kovulan kadın, moderniteyle beraber evinden kovuldu. Artık ev mutsuzluk yerine dönüştü. Sıkılan, özne olunmayan, çocuk ve kocayla çatışılan ve her gün yeni kavgaların yapıldığı cehennemdir! Bundan kurtuluşun yolu “dışarıda” aranmaktadır.”
Ergün Yıldırım kadınları “dışarıda” bekleyen o tehlikeleri de sıralıyordu: “Cennet ne sokaklarda ne fabrikalarda ne ofislerde! Kaybedilen bir “evin” yerine “dışarıda” bir cennet konulamayacak hiçbir zaman . Bu kaybedilen ev, kaybedilen cennettir. Boşluk tek bir şeyle doldurulmaya çalışılacak artık. Hedonizm! Daha çok tüketmek, daha çok eğlenmek! Ağız tadını, cinsellik tadını, beden tadını, göz tadını, kulak tadını… zirveye çıkarmak. Uyuşturucular ve keyif verici ürünler imdada koşuyorlar. Çılgın tatil merkezleri hafta sonu çılgın eğlence yerleri…”
‘KADININ DİLİ ŞİDDETE MOTİVASYONUN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDAN’
Son olaraksa Yıldırım, yazısının sonunda, “Kadınların diline de pirsing takalım!” önerisini kadının dilinin şiddetin motivasyonu olduğunu öne sürerek “temellendiriyordu”: “Peki, kadının diline de pirsing (Piercing) takılsa fena mı olur? Çünkü kadın dili, şiddete motivasyonun en önemli unsurlarından biri. Erkeği azarlamak, aşağılamak, söylenecek en son şeyi irrasyonalitenin bütün çılgınlıklar diliyle ortaya dökmek, erkeği rezil etmek…”
‘KÜRTLER NAMUSA EN FAZLA İNANAN İSLAM TOPLUMU’
Yıldırım’ın 31 Mayıs 2015’te Yeni Şafak’ta yayınlanan yazısındaysa bu kez hedefi HDP’ydi ancak eleştiri nedeni partinin LGBTİ politikasıydı.
Yeni Şafak yazarı Ergün Yıldırım, HDP’nin İslam ile dar ve pragmatist bir ilişki kurduğunu savunuyor, Kürt siyasi hareketinin Kürtleri sol anlayışla sekülerleştirmek ve milliyetçileştirmek istediğini öne sürüyordu.
‘EŞCİNSEL ADAYLA MÜSLÜMAN KÜRTLERİ NASIL TEMSİL EDECEK?’
Yıldırım ardındansa Kürtler üzerine tespitlerde bulunuyor, HDP’ye sesleniyordu: “Kürtler kültürlerinde hep namusa en fazla inanan bir İslam toplumu oldu. Ancak şimdi HDP onun bu kültürünü alaya alıyor, aşağılıyor ve fuhuş yapan kadınlar imgesiyle ters yüz etmek istiyor. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de eşcinsel aday gösteriyor. Ey HDP, bütün bunlarla sen nasıl Müslüman Kürtleri temsil ediyorsun?”

SERDAR KORUCU / RADİKAL

AKP, CHP ve MHP’den vekiller LGBTİ seminerine katılacak

Arnavutluk ’un başkenti Tiran ’da 20-21 Kasım ’da düzenlenecek “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” başlıklı seminere AK Parti ’den Mehmet Metiner ile Ziver Özdemir, CHP ’den Binnaz Toprak, MHP ’den ise Ruhsar Demirel katılacak. Avrupa Birliği ’ne (AB) aday ülkelerden vekiller ile Avrupa Parlamentosu vekillerini bir araya getirecek etkinlikte AB ’nin ayrımcılık karşıtı mevzuatı, azınlık haklarının korunması ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dair önyargılı tutumların değiştirilmesinde medyanın rolü gibi konular ele alınacak. Arnavutluk Parlamento Sözcüsü Ilir Meta ile Sosyal Meseleler Bakanı Erion Velliaj ’ın da konuşmacı olarak katılacağı etkinlikte AB Konseyi İtalya Dönem Başkanlığı ’ndan Bakanlıklararası İnsan Hakları Komitesi Başkanı Gianludovico de Martino di Montegiordano ve AB ’nin LGBT yol haritasına belirleyen raporu hazırlayan Avrupa Parlamentosu Batı Balkanlar Başkan Yardımcısı Ulrike Lunacek gibi önemli isimler yer alacak. Millî Gazete, TBMM Genel Kurulu ’nun seminere katılım konusunda onay vermesini “Meclis ’ten ahlâksızlığa vize” şeklinde duyurdu. Ahmet Yavuz imzasıyla Cuma günü yayınlanan haberde LGBTİ haklarının Meclis tutanaklarında geçmesinin bile “millete ve inancına yapılacak büyük bir hakaret” olduğu ifade edildi. Ayrıca Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu da vekillerin seminere katılmasını protesto etti. Platform yaptığı basın açıklamasında “gençliğe olumsuz örnek teşkil eden bir güruhun sözde haklarının konuşulacağı seminere katılım kararından bir an önce vazgeçilmelidir” dedi.

http://www.haberimturkiye.com/akp-chp-ve-mhpden-vekiller-lgbti-seminerine-katilacak/

27 Ağustos 2015 Perşembe

'Venedik'te Onur Yürüyüşü'nü yasaklayacağım'

enedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro "saçma sapan" ve "zevksiz" olarak nitelediği Onur Yürüyüşü için "Gitsinler Milano'da ya da evlerinin önünde yürüsünler. Venedik'imde olmaz" dedi. Eşcinsel hakları grupları belediye başkanına tepkili.

Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro kentte Onur Yürüyüşü'nü yasaklamak istediğini söyledi.

Belediye Başkanı'nın açıklaması eşcinsel haklarını savunan grupların tepkisini çekti.

Luigi Brugnaro, La Repubblica gazetesine açıklamasında "Venedik'imde Onur Yürüyüşü olmayacak” dedi.

Belediye Başkanı etkinliği "saçma sapan” ve "zevksiz” olarak niteledi.

Brugnaro, bununla birlikte eşcinselliğe karşı olmadığını, eşcinsel arkadaşları olduğunu söyledi.

Arcigay adlı İtalyan eşcinsel hakları örgütünün başkanı Flavio Romani, sözlerini kınadığı Brugnaro'yu bir sonraki Onur Yürüyüşü'ne davet etti.

Romani, "Gelecek yıl da yürüyeceğiz ve belediye başkanı bizimle ön saflarda olacak” dedi.

Flavio Romani, belediye başkanının kozmopolitan bir kente kendi görüşlerini dayatmaya çalıştığını öne sürdü.

Brugnaro açıklamasında, "Yürüyüşü gitsinler Milano'da ya da evlerinin önünde yapsınlar” dedi.

Luigi Brugnaro daha önce Venedik'te ana okulları ve ilkokullarda eşcinsel çiftlere yer verilen kitapları toplatmıştı.

İngiliz pop şarkıcısı Elton John belediye başkanını bağnazlıkla suçlamıştı.

Brugnaro, John'a Twitter'da ‘Burada ev almaktan başka Venedik için ne yaptın ki?” diye yanıt vermişti.

İşadamı olan Brugnaro, merkez sağ bir ittifaktan Haziran'da belediye başkanı seçilmişti.

BBC Türkçe

Top On Dj

Calvin Harris









David Guetta



Tiesto



Skrillex



Afrojack



Martin Garrix



Avicii



Zedd



Kaskade



İzel depresyondan döndü

İzel Çeliköz saçını kazıttı İzel Çeliköz, Gülben Ergen’le stüdyoda çektirdiği son fotoğrafıyla şaşırttı. Fotoğrafta hayli kilo aldığı ve saçlarını kazıttığı görülen şarkıcı, sebebinin yaşadığı sıkıntılar olduğunu söyledi. 27 Ağustos 2015 Yaşadıklarım yüzünden saçlarımı kazıttım

Uzun zamandır yeni albüm yapmayan ve sahnelerden uzak kalan İzel Çeliköz, Gülben Ergen’le yeniden stüdyoya girdi. Stüdyoda çekilen fotoğrafı ise sosyal medyada olay yarattı. Çok kilo aldığı, bu arada saçlarını da kazıttığı görülen şarkıcının bu hali, hastalık ihtimalini akla getirdi. Ancak kendisi yaptığı açıklamayla böyle bir şey olmadığının altını çizdi:

Yeni başlangıcımla şaşırtacağım

Gülben’imin doğum gününde stüdyoda müthiş bir gün geçirdik. Müzikle iç içe olduğum her an daha iyiyim. Evet tatsız bir dönemden geçtim. Evet kilo aldım ve evet saçlarımı sıfıra vurdum. Dertlerimi kazıttım adeta. Beni şimdi görüp şaşıranları, yeni başlangıcımla daha da şaşırtacağım. Yanımda olan, olmayan herkese iyiyim diyor ve selam yolluyorum.”

Sebep depresyon

İzel’in şaşırtan görüntüsünün altında depresyonun yattığı ortaya çıktı. Son dönemde müzik dünyasından kopan, ayrıca istemeden kilo alan şarkıcının depresyona girdiği, bir gün kendi kendine evinde saçlarını kestiği, ardından kuaföre giderek tamamen kazıttığı öğrenildi.

Hürriyet

Hem Müslüman hem “gay” hem de “drag queen”

İngiliz Channel 4’ün yayınladığı provokatif “Muslim Drag Queens” (Müslüman Zenneler) belgeseli, büyük tartışma yarattı. İngiltere’de sahne alan Müslüman “drag queen”lerin yaşadıklarının anlatıldığı belgesel, sosyal medyada en çok tartışılan konuların arasına girdi. Bazı Müslümanlar, belgesele “İslamiyeti yıpratma çabası ve zamanlama açısından manidar” diyerek karşı çıkarken bazıları da “malumun ilanı” değerlendirmesini yaptı. İşte diziden görüntüler ve fotoğraflar eşliğinde Osmanlı kültüründe de yeri olan zennelerle ilgili o belgesele ilişkin detaylar:

Evet Channel 4’te yayınlanan belgeselde İngiltere’nin ilk “drag queen”i olarak bilinen Pakistan kökenli Asifa Lahore (Asıl adı Asif Quarishi) ve iki arkadaşının yaşantıları anlatılıyor. Asifa Lahore, sürekli ölüm tehditleri aldığını belirterek, şunları söylüyor:
“Homoseksüellik Müslamanlar arasında çok yaygın. Buna karşın dillendirildiğinde iş ölüm tehditlerine kadar varıyor. Ben ve arkadaşlarım evet hem Müslüman hem İngiliz hem homoseksüel hem de zenneyiz. Tabii korkuyoruz, ama sahneye çıkarakr ekmek paramızı kazanıyoruz. Belgeselin yayınlanması ile tehditlerin daha da artacağını biliyoruz.”

“Drag Queen”lik batıda şov-biz (eğlence işi) olarak görülüyor. Kadın kıyafeti giyerek sahneye çıkan “Drag Queen”lere son yıllarda büyük ilgi gösteriliyor. Tamamına yakını eşcinsel olan “Drag Queen”ler, karıştırılsa da travestilerden farklılar.


Osmanlı’da da zenne olarak bilinen erkekler, kadın kılığında dans edip şarkı söylüyorlardı.

http://xn--jntrk-jua8b.com/2015/08/25/hem-musluman-hem-gay-hem-de-drag-queen/