25 Haziran 2016 Cumartesi

Kayserili imamı açığa aldıran inanılmaz olay

İstanbul Tabip Odası (İTO) İnsan Hakları Komisyonu’ndan Dr. Ardıl Bayram Şahin, imamın tıbbi bir durumdan dolayı hastaneye başvurduğunu belirterek Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’nde hastanın kişisel bilgisinin basına sızdırılmasının suç olduğunu belirtti.

Kayseri’nin Hacılar İlçesi’nde bir camide imam olarak görev yapan 39 yaşındaki F.M., önceki gün sahurda rahatsızlanınca ambulansla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildi. İddiaya göre burada yapılan cerrahi müdahale ile makatından salatalık parçası çıkarılan imam F.M.’yi açığa alan müftülük soruşturma başlattı. İstanbul Tabip Odası ise sert bir açıklama yayınlayarak, imamın özel bilgilerinin basına yansıtılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.

Kayseri’de şaşkınlığa yol açan olay, 22 Haziran’ı 23 Haziran’a bağlayan gece saat 03.35 sıralarında 112’yi arayan Hacılar İlçesi’nde görevli imam F.M.’nin, ambulansla Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülmesiyle ortaya çıktı. Şiddetli karın ağrısı ve makatında kanama şikayetiyle acil servise alınan imam F.M.’ye yapılan tetkikler sonucu cerrahi müdahalede bulunuldu. İddiaya göre imam F.M.’nin tedavisinde makatından salatalık parçası çıkarıldı. Hastane kayıtlarına, ’Anüste ve rektumda kanama ile makatta yabancı cisim’ tanısıyla geçen cerrahi olay sonrası imam dün taburcu edildi.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI, AÇIĞA ALINDI

Konu yerel basında yer alınca Kayseri Müftülüğü hakkında soruşturma başlattığı imam F.M.’yi açığa aldı. Müftülük yetkilileri soruşturmanın hem kendileri, hem de Kaymakamlık tarafından yürütüldüğünü belirtti.

Bu arada imam F.M.’nin devlet büyükleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İmam Hatip okullarına ait paylaşım ve fotoğrafların yer aldığı sosyal medya hesabını, bu gelişmeler üzerine kapattığı görüldü.

TABİP ODASINDAN SERT TEPKİ

Bu arada imamın görevden alınması üzerine özel hayatın gizliliği ve hastanenin bunu ihlal ettiğine dair de tartışma başladı. Konuşla ilgili olarak bir açıklama yapan İstanbul Tabip Odası (İTO) İnsan Hakları Komisyonu’ndan Dr. Ardıl Bayram Şahin, imamın tıbbi bir durumdan dolayı hastaneye başvurduğunu belirterek Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’nde hastanın kişisel bilgisinin basına sızdırılmasının suç olduğunu belirtti.

Dr. Şahin, medyanın da yapılan insan hakkı ihlaline ortak olduğunu vurgularken, soruşturma açılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Yaşanan hak ihlalinin özellikle kamuda çalışıp farklı cinsel pratiklere sahip olan kişilerin hastaneye başvurmasının önüne geçebileceğini de söyleyen Dr. Şahin, “Sağlık hakkına ulaşımın engellenmesine zemin hazırlanmaktadır” diye konuştu.

“GÖREVDEN ALMA KABUL EDİLEMEZ”

Dr. Şahin, tıbbi bir durumdan dolayı hastaneye başvuran bir kişinin görevden alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtirken, “Soruşturmanın neden başlatıldığını ve imamın neden görevden alındığını bilmiyoruz. Kişinin kendi vücudu ile ilgili bir tasarrufu nedeniyle hastaneye başvurmuş olması görevden uzaklaştırılmasını gerektirmek. Bununla ilgili şu an herhangi bir açıklama yapılmadı” diye konuştu.

Medyanın da insan haklarını ihlal ettiğini söyleyen Dr. Şahin, “İmamın mesleği üzerinden genel ahlakı norm kabul ederek çarpıtılmış haberler yapıldığı görülüyor. Bu durum mevcut olan insan hakları ihlalini derinleştirmektedir” dedi.

“SAĞLIĞA ULAŞIMIN ÖNÜNE GEÇİLİYOR”

Dr. Şahin, soruşturma ve görevden uzaklaştırmanın sağlığa ulaşımda engellenmeye zemin hazırladığını ifade ederken “Özellikle kamuda çalışan ve farklı cinsel pratikleri olan kişilerin cinsel sağlıkları ile ilgili herhangi bir durumda hastaneye başvurmalarının önüne geçmekte ve açıkça sağlık hakkına ulaşımın engellenmesine zemin hazırlamaktadır” ifadelerini kullandı.

http://www.hurriyet.com.tr/kayserili-imami-aciga-aldiran-inanilmaz-olay-40121747

Makatından salatalık parçası çıkan imam açığa alındı

Kayseri'de görev yapan bir imam fenalaşınca hastaneye kaldırıldı, makatından salatalık parçası çıkarıldı. Müftülük imamı açığa aldı.

Kayseri’nin Hacılar İlçesi'nde bir camide imam olarak görev yapan 39 yaşındaki F.M., önceki gün sahurda rahatsızlanınca ambulansla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi. İddiaya göre, burada yapılan cerrahi müdahale sonucu imamın makatından salatalık parçası çıkarıldı. Mütfülük imam F.M.'yi açığa alarak hakkında soruşturma başlattı.

Kayseri'de şaşkınlığa yol açan olay, 22 Haziran’ı 23 Haziran’a bağlayan gece saat 03.35 sıralarında 112'yi arayan Hacılar İlçesi'nde görevli imam F.M.'nin, ambulansla Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülmesiyle ortaya çıktı.

Şiddetli karın ağrısı ve makatında kanama şikayetiyle acil servise alınan imam F.M.'ye yapılan tetkikler sonucu cerrahi müdahalede bulunuldu. İddiaya göre imam F.M.’nin tedavisinde makatından salatalık parçası çıkarıldı. Hastane kayıtlarına, "anüste ve rektumda kanama ile makatta yabancı cisim" tanısıyla geçen cerrahi olay sonrası imam dün taburcu edildi.

Konu yerel basında yer alınca Kayseri Müftülüğü hakkında soruşturma başlattığı imam F.M.'yi açığa aldı. Müftülük yetkilileri soruşturmanın hem kendileri, hem de Kaymakamlık tarafından yürütüldüğünü belirtti.

Bu arada imam F.M.'nin devlet büyükleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İmam Hatip okullarına ait paylaşım ve fotoğrafların yer aldığı sosyal medya hesabını, bu gelişmeler üzerine kapattığı görüldü.

DHA

24 Haziran 2016 Cuma

Supermodels by Peter Ash Lee for Vogue Korea


“AKIŞKAN” CİNSEL KİMLİĞE SAHİP OLDUĞUNU AÇIKLAYAN BİR ÜNLÜ DAHA: NICO TORTORELLA

Bizlerin “The Following”in ilk sezonunda,”katilin gey aşıklar taklidi yapan müritleri” olarak tanıdığımız isimlerden biri olan Nico Tortorella cinsel yönden “akışkan” olduğunu açıkladı.


Şu anda TV Land kanalının “Younger” isimli dizisinde rol alan Tortorella, Page Six’e verdiği röportajda “hem kadınlara hem de erkeklere olan ilgimi hiç saklamadım. Bu bir akışkanlık. Oradan oraya yer değiştiriyoruz” dedi.

Geçtiğimiz aylarda Dancing With The Stars’ın modellerinden Nyle Di Marco da Tortorella ile aynı açıklamayı yapmıştı.

GZone

Lezbiyen Biseksüel Feministler’in e-bülteni Zeliş’in üçüncü sayısı yayında!

Geçtiğimiz yıl temmuz ayından bu yana bir araya gelen Lezbiyen Biseksüel Feministler’in Eylül ayında trafik kazasında kaybettiğimiz LGBTİ aktivisti, feminist Zeliş Deniz anısına çıkardığı e-bültenin üçüncü sayısı yayınlandı. Bültenin giriş yazısında, “Bugünlerde, bir gündemden diğerinin peşine düşerken, bu tarihe na-hetero feministin gözünden notlar düşme iradesini Zeliş adlı bültenimizin üçüncü sayısı ile göstermek düştü” denildi

Lezbiyen Biseksüel Feministler (LBF) kendi tartışmalarını, örgütlenme deneyimlerini, gerçekleştirdikleri etkinliklerin aktarımının ve varoluşlarını ifade eden yazılarıyla dolu dolu bir e-bülten yayınladı.

LGBTİ aktivisti, feminist Zeliş Deniz anısına Kasım ayında “Bu bülten her seferinde Zeliş’i kucaklamayı anlatmalı; birbirimizi  kucaklamayı, dayanışmayı… Bültenin  adı  sadece Zeliş’imizin şahsını değil, içinde Zelişler olan duruşumuzu kucaklamanın bir yolu olsun diye Zeliş olsun istedik” diyerek “Zeliş” adlı e-bülteni yayınlamışlardı.

Zeliş e-bültenin üçüncü sayısında, Kürt illerinde iktidar tarafından yürütülen savaşın lezbiyen, biseksüellerin varoluşlara nasıl yansıdığını, hem devletin bütün “makbul olmayan” kimliklere karşı açtığı savaşta, hem de lb bireylerin kendi duruşları için verdikleri savaşta ne tür deneyimlerden geçtiğini anlatan bir iki yazı yer aldı. Bu yazılardan bir tanesi savaş bölgesinde örgütlenmeye çalışan Keskesor ile yapılan röportajın ilk bölümü.

Diğer yandan Orlando katliamının ardından, LBF’lerin örgütlenmeye, aşka, sevgiye, dayanışmaya ve barışa dair hislerinin, duygularının paylaşıldığı bir yazıda bültende yer alıyor.

Sadece bölgesel savaş değil, aynı zamanda hem Orlando’dan güç almaları hem de her sene büyüyen Onur Haftası’ndan korkmaları sebebi ile LGBTİ+’lara faşist gerici güç odakları ve devlet tarafından açıktan saldırı başlatıldığı belirtilirken, bültende Trans Onur Yürüşü’nün ardından LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün de değerlendirmesi yer aldı.

Lezbiyen Biseksüel Feministler’in yayınladıkları bülten Zeliş’in üçüncü sayısının giriş yazısının tamamı ise şöyle:

Yeniden merhaba,

Ne hızlı geçiyor değil mi zaman? Hele bugünlerde, bir gündemden diğerinin peşine düşerken iki sayı arası nasıl geçip gitti hiç anlamadık. Bize de, bu tarihe na-hetero feministin gözünden notlar düşme iradesini Zeliş adlı bültenimizin üçüncü sayısı ile göstermek düştü.

İkinci sayıdan bu yana hayatımızda değişmeyen en büyük şey, maalesef, tüm korkunçluğuyla süren savaş. Tarihi hep erkeklerin ağzından dinlemeye alışmışken, bu savaşın lezbiyen biseksüel varoluşlara nasıl yansıdığını, hem devletin bütün “makbul olmayan” kimliklere karşı açtığı savaşta, hem de lb bireylerin kendi duruşları için verdikleri savaşta ne tür deneyimlerden geçtiğini anlatan bir iki yazıyla sesli düşünmek istedik. Savaş bölgesinde kendini var etmeye çalışan kardeş örgütümüz Keskesor ile yaptığımız röportaj da daha gerçek bir temas kurmanın arayışı olarak okunabilir; lakin konuşacaklarımıza saatler yetmeyince bültenimize röportajın ancak ilk yarısını alabildik. Haftaya devamını yayınlayacağız.

Derken Orlando katliamı ile sarsıldık. Ne ilk ne son olduğunu bildiğimiz bu saldırı, yanı başımızda olmuşcasına bizi derinden yaraladı. Hislerimizi ve düşüncelerimizi bizi vurduğu yerden derleyip sizinle paylaşmak istedik. Birbirinden farklı seslerin oluşturduğu bu derlemede ortaklaştığımız yegane nokta varsa o da örgütlenmeye, aşka, sevgiye, dayanışmaya ve barışa olan inancımız. Nitekim yanı başımızda olan saldırılar da eksik olmuyor. Sadece bölgesel savaş değil, aynı zamanda hem Orlando’dan güç almaları hem de her sene büyüyen Onur Haftası’ndan korkmaları yüzünden LGBTİ+’lara da bazı faşist gerici güç odakları ve devlet tarafından açıktan saldırı başlatılmış durumda. Trans Onur Yürüşü’nün ardından LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün de bir değerlendirmesini bu sayıda bulabileceksiniz.

Biter mi sandık? LGBTİ+ olmak hayatın bütün alan ve zamanlarına yayılmış bir karşılaşmalar zinciri demek olunca içerik de aynı derece çeşitleniyor. Kadınlarla deneyimi olan kadınların kendilerine hâlâ hetero demekteki ısrarlarını açıklayan lezbofobiden, iş yerinde lb olarak yaşadıklarımıza, ameliyat süreci üstüne bir yazıdan, politik lezbiyenlik söylemi ile cinselliğin politikasını kurma iddiasındaki Julie Bindel’le yapılan söyleşinin çevirisine, heteronormatif ve homonormatif kalıpların arasına sıkışmış biseksüellerin bitmez çilesinden, Transparent dizisinin kritiğine yer vermeye çalıştık. Yazıların yanı sıra, Ivan Coyote’nin kalbimizi çalan mektubunu okuduğu videoya da Türkçe alt yazı ekleyerek, o dokunaklı mektubun bu coğrafyadaki “kuğularla” ve “efemine lezbiyenlerle” buluşmasına aracı olmak istedik.

Son olarak bizden haberleri bulabileceğiniz bölümde hem iki sayı arasında neler yaptığımızdan haberdar olun, hem de Kliton’da siz dinleyici tarafının öbür yüzü olan biz acemi programcılar nasıl yaşadık acaba bu 6 aylık ilk radyo programı girişimimizi bir tanık olun istedik. Temennimiz, önümüzdeki bültende ne savaşın ne de nefretin esamesi okunan; aşk, özgürlük ve dayanışmayla dolu bir gündeme sahip olmak. Bizce imkansız değil. Ne dersiniz?

Zeliş e-bülten’in üçüncü sayısına ulaşmak için tıklayın.

LBF’lerin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz http://www.lezbifeministler.com/

Sendika.Org

Eşref Kolçak ‘gay oğlunu reddetti’ iddialarını yalanladı

Yeşilçam'ın usta ismi Eşref Kolçak, bir oğlu daha olduğu iddialarını sert bir şekilde reddetti.
Yeşilçam’ın usta sanatçısı Eşref Kolçak bugün internet sitelerinde çıkan Devran Çağlar’ın oğlu olduğu iddiaları sert bir dille yalanladı.

Sözcü'nün haberine göre, Kolçak, magazin gündemine bomba gibi düşen Eşref Kolçak’ın Harun Kolçak’tan başka bir oğlu olduğu ve onu cinsel tercihlerinden dolayı reddettiği haberlerine isyan etti. Şuan yoğun bakımda olan oğlu Harun Kolçak’ın üzüntüsünü yaşayan usta sanatçı, Sozcu.com.tr‘ye iddiaları yalanladı...

Eşref Kolçak'ın Bilinmeyen Sırrı! Oğlu Gay Olduğu İçin Evlatlıktan Reddetmiş

1990'lı senelerin sevilen şarkılarına imza atan meşhur sanatçı Harun Kolçak sevenlerini üzdü. Prostat kanseri nedeniyle ameliyat olan ve ameliyat sonrası bağırsaklarından enfeksiyon kapan Kolçak hastaneye kaldırıldı. Kolçak'ın durumunun ağır olduğu söyleniyor. Harun Kolçak aslında meşhur bir aileden geliyor.

EŞREF KOLÇAK'IN BİR OĞLU DAHA VARMIŞ
Ünlü sanatçı, Yeşilçam'ın ehil adı Eşref Kolçak'ın oğlu aynı zamanda... Eşref Kolçak'ın bir çocuğu Harun Kolçak olarak biliniyor ancak iddialar tam tersini diyor. Bu meşhur aile seneler evvel çarpıcı bir iddiayla gündeme geldi.

GAY OLDUĞU İÇİN REDDETTİ
İddiaya göre Eşref Kolçak gay olduğu için başka oğlunu reddetti. Bahsi geçen ad de aslında meşhur biri... O da Harun Kolçak gibi 90'lı senelerde ün yapmış şarkıcı Devran Çağlar...Çağlar açıklamalarda bulunmuş ve babası olduğu iddia ettiği Eşref Kolçak'ı suçlamıştı.

"ULAN BENİM GİBİ BİR ADAMIN OĞLU..."
Devran Çağlar, konuyla ilgili yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Babam ergenlik dönemine girdiğimde yaptığım cinsel tercihimden dolayı beni fazlasıyla dışladı. Bana o dönemlerde 'Ulan benim gibi bir insanın oğlu *bne olur mu? Bu bana yakışır mı?' diyerek baskı yapıyordu. Ben de bir süre duygularıma mani olmayı denedim fakat başaramadım. Bu bana verilmiş bir hissiyat bunu reddedemezdim.

"BENİ HAYATINDAN ÇIKARTTI"
Babama hayatımı bu yönde yaşayacağımı söylediğimde çok sinirlendi ve beni hayatından çıkarttı. 20 senedir sanat camiasının içinde olmamıza karşın babamla bir defa bile karşılaşmadık. Artık bu kırgınlığın bir an evvel bitmesini istiyorum. Gerçek ailemin yanında olmak onlara doyasıya sarılmak istiyorum."

http://reklam.aktifmedya.com/2016/06/magazin/esref_kolcakin_bilinmeyen_sirri_oglu_gay_oldugu_icin_evlatliktan_reddetmis-19826.html

YouTube LGBT’yi destekliyor

Platform topluluğa desteğini bir videoyla gösteriyor.

Geçen yıl evlilik eşitliği ve Onur Yürüyüşü şerefine #ProudToLove etiketiyle hazırladığı kampanyasını bu yıl #ProudToBe etiketiyle sürdüren YouTube, bir kez daha YouTuber’ların videolarından ve hikâyelerinden hareketle bir buçuk dakikalık bir video hazırladı.
“Herkesin birer parçası olabileceği bir topluluktan yana taraf olan YouTube ile gurur duyuyoruz” diyen YouTube CMO’su Danielle Tiedt’in sözlerine ilaveten, videonun altında, Orlando’da yaşanan katliamdan da hareketle şu açıklamayı yer alıyor:
“LGBTİ topluluğunu desteklemek için omuz omuza duruyoruz. Kendi kimliklerine sahip çıkacak ve bu kimlikleri YouTube’u hayat dolu, farklı renkleri içinde barındıran ve anlayışlı bir topluluk kılmaya devam eden bu güzel ve cesur seslerle paylaşacak cesarete sahip herkesle omuz omuzayız. Sizlerle birlikte olmaktan #GururDuyuyoruz.”

http://www.mediacatonline.com/youtube-lgbtyi-destekliyor/

Hormonlu Domates Ödülü Bülent Arınç’a

LGBTİ'nin toplumun genel ahlak ve kabullerine uymadığı için karşı çıkanları hedef gösteren bir ödül töreni düzenlendi.

12. Hormonlu Domates Ödülleri, Şişli Kent Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Gecede geçen sene hayatını kaybeden aktivistler Boysan Yakar, Zeliş Deniz ve Mert Serçe de anıldı.
Her yıl homofobik kişi, kurumu ya da kuruluşlara verilen Hormonlu Domates Homofobi ve Transfobi Ödülleri'nin 12.'si sahiplerini buldu.
“Medya” dalında Hormonlu Domates'e geçtiğimiz sene düzenlenen Trans Güzellik Yarışmasını transfobik bir dille yazan ve gelen eleştiriler üzerine Hormonlu Domates Ödüllerine adaylıklarını açıklayan 140 Journos layık görüldü. Bu kategorideki diğer adaylar Sabah Gazetesi, Cem Keçe ve Hürriyet Aile, Yeni Şafak Hayrettin Karaman, Milat Gazetesi ve muhabiri Enes Babacan, Vahdet Gazetesi, Milli Gazete ve Yeni Akit'ti. LGBTİ'ye geçit vermeyen haberlere imza atan muhabirmiz Enes Babacan'da hedef gösterildi.
“Hedef gösterme” dalında ise ödülü Ankara sokaklarına astıkları afişlerle eşcinselleri öldürme çağrısı yapan Genç İslami Müdafaa kazandı.
“Eğitim” dalında ödül İstanbul Üniversitesi'nin oldu.
“Sağlık” dalında ödül kazanan Jinekolog Dr. Cüneyt Genç oldu. Genç, bir trans hastasının fotoğrafını sosyal medyada “Millet kapısının önünde kedi yavrusu bulur, bizim kapının önünde bunu buldum. İçimdeki insan sevgisi nedeniyle baktım tabii” mesajıyla paylaşmıştı. Gen., gelen tepkiler üzerine, bir mektup yazarak “espri yaptığını” söylemiş, hakarete maruz kalanın kendisi olduğunu ileri sürmüştü.
“Beynelmilel” dalında ödül sahibi CERN laboratuvarına asılan LGBTİ derneğine ait afişleri parçalayanlar oldu.
“Kurumlar” dalında ödül sahibi, aktivist Kemal Ördek'in yaşadığı saldırıdan sonra homofobik tavırlara maruz kaldığı Esat Polis Karakolu oldu.
“Televizyon Dünyası” dalında ödülü Can Yaman alırken, “Siyaset” dalında ödül Bülent Arınç'ın oldu. Hormonlu domates ödülleri ilk kez 2005'te “Hormonlu domates yemeyin homoseksüel olursunuz” sözleriyle verilmeye başlanmıştı.

Valilik Onur Haftası'nda basın açıklamasını da yasakladı

İstanbul Valiliği, Onur Haftası kapsamında Taksim Tünel Meydanı’nda yapılacak olan basın açıklamasını da “toplumsal hassasiyet” ve “terör saldırıları” gerekçesiyle yasakladı.

Geçtiğimiz hafta Valiliğin açıklamasıyla yasaklanan LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne bir yasak daha geldi. Yürüyüşe izin verilmeyeceğinin duyurulmasının ardından, yürüyüş yerine Taksim Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması yapmak isteyen LGBTİ Onur Haftası Komitesi Valiliğe başvurmuştu. Valilik basın açıklamasına da izin verilmeyeceğini duyurdu.

Başvurunun reddine ilişkin açıklama ise şöyle :

“Ülkemiz ve bölgemizde meydana gelen terör saldırıları ve toplumda oluşan hassasiyet dikkate alındığında provokatif eylem ve olayların meydana gelebileceği, etkinliğe katılacaklar da dahil halkın huzur, güvenlik ve esenliği ile kamu düzeninin bozulmasına sebebiyet verebileceği değerlendirilerek, 5442 sayılı Kanun kapsamında talep uygun görülmemiştir.”

Onur Haftası Komitesi, Valiliğin yürüyüşü yasaklama kararına karşı İdare Mahkemesi’ne başvurmuştu. Kaos GL’nin haberine göre Komite, şimdi de basın açıklamasını yasaklama kararına karşı İdare Mahkemesi’ne gidecek.

Ne olmuştu?

Türkiye’de  2003 yılından beri her sene Haziran ayının son Pazar günü yapılan Onur Yürüyüşü ilk kez 2015’te yasaklanmıştı. Yasağa karşın kutlamaya katılanlara polis saldırmış, iki kişi yaralanmış bir kişi gözaltına alınmıştı.

Bu sene 14.’sü düzenlenecek olan yürüyüş 49 kişinin öldüğü Orlando’daki gay bar saldırısının ardından tepki olarak yapılacaktı. Yürüyüşe yapılan çağrının üzerine Müslüman Anadolu Gençliği, Alperen Ocakları gibi gruplar, Trans ve Onur Yürüyüşü’ne karşı tehdit ve nefret mesajları yayınlamıştı. Yürüyüşün her şeye rağmen yapılacağını açıklayan LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi , yürüyüşe getirilen yasağın ardından İdari Mahkeme’ye başvurmuştu.

19 Haziran’da polis, Trans Onur Yürüyüşü için toplanan kitlenin basın açıklaması yapmasına izin vereceğini söylemesine rağmen basın açıklaması okunduğu sırada kitleye saldırmış, katılımcıları darp etmişti. 11 kişi gözaltına alınmıştı.

Agos

LGBTİ Örgütleri İstiklal Caddesi'nde Kararlı

Türkiye'deki LGBTİ örgütleri, 2003 yılından bu yana Haziran'ın son pazar günü düzenlediği "Onur Yürüyüşü”nü İstanbul Valiliği'nin yasaklama kararına rağmen İstiklal Caddesi'nde düzenlemekte karalı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin 17 Haziran'da Başakşehir ve Pendik'teki bazı adreslere yaptığı operasyonda valiliğin iptal ettiği 19 Haziran'daki "Trans Onur Yürüyüşü”ne saldırı planlayan üç kişiyi yakaladığı ortaya çıktı.

Çağatay Kenarlı'nın haberine göre, çatışma bölgelerine gittikleri tespit edilen Dağıstan kökenli Bekhan Alim Han ve Zelimhan Aslanbek ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Fuat Güneş adlı kişiler IŞİD militanı olduğu iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bu arada Emniyet güçlerinin IŞİD üyesi olduğu iddia edilen zanlıların adreslerinde yaptığı aramalarda canlı bomba intihar yeleği askeri kamuflaj, askeri bıçaklar, lazer mesafe ölçer ile çok sayıda basılı ve dijital örgütsel doküman ele geçirildi.

LGBTİ Onur Yürüyüşü Komitesi: Güvenliğimiz sağlansın

LGBTİ Onur Haftası Komitesi, İstiklal Caddesi'nde yürüyüş yerine bu kez basın açıklaması yapmayı planlıyor. Komite, İstanbul Valiliği'ne dilekçeyle başvurarak basın açıklamasının yapılacağı Tünel Meydanı ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin alınmasını istedi.

Komite üyesi Avukat Levent Pişkin, Amerika'nın Sesi'ne yaptığı açıklamada LGBTİ örgütleri ve bireylerinin sosyal medyada yapılan tehditler dışında yeni ve başka bir tehdide muhatap olmadıklarını söyledi.

Pişkin, "Bombalarız gibi tehditler almıyoruz. Zaten bombalayacak yok edecek önceden uyarmaz. Emniyet'in basın açıklamasının güvenli bir şekilde yapılması gerekli güvenlik önlemlerini sağlaması gerekir. Ama bir saldırı olur mu derseniz polis saldırısı dışında bir endişem yok” dedi.

http://www.mynet.com/haber/dunya/lgbti-orgutleri-istiklal-caddesinde-kararli-2509657-1

Sabah’ın ‘gay tiyatrocu’ diye hedef gösterdiği Karabulut’tan dava

Ankara Güvenpark’ta 13 Mart’ta bombalı araçla düzenlenen intihar saldırısından sonra AKP iktidarına tepki gösteren yurttaş ile Gezi’nin simgelerinden Hasan Hüseyin Karabulut’u aynı anda hedef gösteren havuz medyasına tazminat davası açıldı


KATLİAM SONRASI HEDEF GÖSTERİLEN KARABULUT MALTA’DAN KONUŞTU: ASIL PROVOKATÖR KENDİLERİ

Ankara Güvenpark’ta 13 Mart’ta bombalı araçla düzenlenen intihar saldırısında hayatını kaybeden Destina Peri Parlak’ın yakını olan bir yurttaş “İktidarınız da paranız da başkanlığınız da yerin dibine batsın” sözleri ile iktidarı eleştirilmiş, öfkesini kusmuştu.

Saldırıdan sonra AKP medyası atağa geçmiş, Parlak’ın yakınına sormadan ve hiçbir araştırma yapmadan Gezi’de polise kitap okuduğu fotoğrafı ile hafızalara kazınan Hasan Hüseyin Karabulut’u hedef gösteren haberler yapmıştı. Karabulut’un Gezi’deki fotoğrafları ile Parlak’ın yakınının fotoğrafını yan yana koyarak “provokatör” diyerek hedef gösteren haberler nedeniyle Karabulut, avukatı Eren Can aracılığı ile manevi tazminat davası açtı.

‘Haberdeki tek doğru ibne olmam’

İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek olan davanın açılmasının ardından Karabulut bir açıklama yaparak, “Havuz medyası, patlamanın gerçekleştiği günlerde Malta’da yaşıyor olmama rağmen hem TV karşısında konuşan kişiyi hem de beni hedef gösterdi. ‘Yeri geldi Gezi’de polise kitap okudu yeri geldi Ayşe Arman’a röportaj verdi” ‘Gay tiyatrocu’ diye haberler yazdılar. Haberlerdeki tek doğru kısım ”ibne” olmam, haklarını yemeyim şimdi. Ama tiyatrocu da değilim” dedi.

‘Bunlar eğitim alıp, olağanüstü zamanlarda ortaya çıkıyor’

A Haber’de Karabulut’un fotoğrafları ile Parlak’ın yakınının fotoğrafları yan yana konularak şöyle denilmişti:

Şehit yakını olduğu ileri sürülen kişi… Cemal Deveci… Şehit yakını değil. Sonra bir bakıyoruz bu adam Ayşe Arman’ın bir zamanlar röportaj yaptığı Gezicilerden biriymiş. O röportajda ‘Eşcinsel tiyatrocuyum’ şeklinde konuşmuştu. Sonra bakıyoruz, Gezi olaylarında polise kitap okuduğunu görüyoruz. 3 fotoğrafta da aynı kişi var. Birdenbire ortaya çıkıyor. Sokakta karşılaşmadığımız bu insanları açıklıyorum. Kim bunlar? Bunlar eğitiliyorlar, öğretiliyorlar. Bunlara gayrinizami harp eğitimi veriyorlar. Olağanüstü zamanlarda ortaya çıkıyorlar…”

‘Firuzağa yalanını uyduranlar da aynı gazeteler’

2013’teki Kabataş yalanını hatırlatan Karabulut, en son Firuzağa’da içki içilmesini bahane ederek yapılan gerici saldırıyı AKP medyasının, “Bir kadına çocuğu ile geçerken laf attılar” şeklinde sunduğuna dikkat çekti.

Sabah gazetesi Hormonlu Domates’e aday

“Beni ve hayatımı bilerek keyfi olarak hedef haline getirdiler” diyen Karabulut, A Haber ve Sabah gazetesine dava açtığını duyurdu. Karabulut Sabah gazetesinin bu yıl  ”Onur Haftası Hormonlu Domates ödüllerinde de aday olduğunu söyledi.

‘Velev ki ibneyiz’

Karabulut, özellikle gay olmasının vurgulandığı haberlerle ilgili yanıtını da şöyle verdi: “Velev ki ibneyiz! Alışın her yerdeyiz!”

Sendika.Org

FETÖ'den Peygamberimize hakaret!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kanalı Samanyolu TV'de Peygamberimizi gökten indirip kamyonete bindiren örgüt bir rezalete daha imza attı. FETÖ'nün Hollanda'da çıkardığı Zaman Vandaag gazetesinde eşcinselliği meşru göstermek için İslam dininin kutsalları alet edilmeye çalışıldı.

FETÖ'nün kanalı Samanyolu TV'de Peygamberimizi gökten indirip kamyonete bindiren örgüt bir rezalete daha imza attı. FETÖ'nün Hollanda'da çıkardığı Zaman Vandaag gazetesinde eşcinselliği meşru göstermek için İslam dininin kutsalları alet edilmeye çalışıldı.

FETÖ her geçen gün çirkinleşerek İslam'a, Peygambere ve dini değerlere hakaret etmeye, kendi kötü emellerine ulaşmak için bu degerleri kendine oyuncak haline getirmeye devam ediyor. FETÖ'nün Hollanda'da çıkardığı Zaman Vandaag gazetesinde çıkan bir yazıda "Hz. Muhammed bugün hayatta olsaydı, eşcinsel evliliğe karşı çıkmazdı" şeklinde skandal bir iddiada bulunuldu.

Yeni Akit

FETÖ batıya yaranmak için Hz. Muhammed'e hakaret etti

FETÖ batıya yaranmak için Hz. Muhammed'e hakaret etti
Fetullahçı Terör Örgütü'nün Hollanda'da çıkardığı Zaman Vandaag gazetesinde eşcinselliği meşru göstermek islam dininin kutsalları alet edilmeye çalışıldı. Sözkonusu yazıda “Hz. Muhammed bugün hayatta olsaydı eşcinsel evliliğe izin verirdi” denildi. Avrupa’da yaşayan Müslümanlar gün boyunca FETÖ’nün gazetesine tepki gösterdi.

 FETÖ her geçen gün çirkinleşerek İslam'a, Peygambere ve dini değerlere hakaret etmeye, kendi kötü emellerine ulaşmak için bu degerleri kendine oyuncak haline getirmeye devam ediyor. FETÖ'nün Hollanda'da çıkardığı Zaman Vandaag

gazetesinde çıkan bir yazıda "Hz. Muhammed bugün hayatta olsaydı, eşcinsel evliliğe karşı çıkmazdı" ifadeleri kullanıldı.

Sabah

23 Haziran 2016 Perşembe

Bernardo Dutra and Eduardo Brenguer


Homofobiklere bu akşam ödül verilecek!

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın vazgeçilmez etkinliği Hormonlu Domates Homofobi-Bifobi-Tranfobi Ödülleri bu yıl 12. kez sahiplerini buluyor.

Her yıl açık çağrıyla adayları belirlenen ve yine halk oylaması ile sahiplerini bulan Hormonlu Domates'in bu yılki adayları arasında; Facebook Türkiye, Change.org, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Onur Yürüyüşlerini yasaklamak isteyen Ankara ve İzmir Valiliği,  Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bülent Arınç, televizyon dünyasından Nihat Hatipoğlu ve Ahmet Çakar gibi isimler ve medya kuruluşları yer alıyor.

Sürpriz şovlar eşliğinde gerçekleşecek gecede, adayların geceye katılıp ödüllerini bizzat alıp almayacakları da merak konusu.

Tören bugün saat: 19:30’da Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

http://vehaber.org/haber/17829/homofobiklere-bu-aksam-odul-verilecek.html

Avrupa Konseyi, Türkiye demokrasisinden endişeli

Muižnieks, ayrıca İstanbul’daki Trans ve LGBTİ Onur Yürüyüşleri’ne getirilen yasağa ilişkin de bir açıklama yaptı.

AB İnsan Hakları Komiseri Niels Muižnieks, “LGBTİ’ler ve onların haklarını savunan diğer insanlar tarafından düzenlenen barışçıl yürüyüşler demokratik toplumlarda önemli etkinlilerdir,” diyerek, “Avrupa insan hakları standartları uyarınca, Türkiyeli yetkililerin hem kamu güveliğini sağlamak hem de ifade ve toplanma haklarını korumak gibi bir yükümlülüğü vardır” ifadelerini kullandı.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/15733/avrupa-konseyi-turkiye-demokrasisinden-endiseli

Onur Yürüyüşüne Tehditler Devam Ediyor

İstanbul Valiliği bugün yaptığı açıklama ile onur yürüyüşü olarak adlandırılan ve LGBT dernekleri tarafından düzenlenmek istenen yürüyüşün yapılamayacağını belirtti.

Valilik başta katılımcılar olmak üzere tüm vatandaşların güvenliği ve kamu düzenin devamlılığı için yürüyüşün yapılamayacağını duyurdu. Geçen hafta Amerika’da yaşanan hain saldırıda en az 50 kişi ölmüş ve 45 kişide ağır yaralanmıştı. Saldırının ardından önümüzdeki hafta yapılacak etkinliklerin ve törenlerin sonunda yapılması planlanan onur yürüyüşünün de nasıl yapılacağı hakkında endişeler yaşanmaya başlanmıştı.

Bu süreci olumsuz etkileyen bir gelişmede Alperen Ocaklarından yapılan açıklamalar oldu. Yürüyüşün yapılmasını engelleyeceklerini belirten Alperen Ocaklarına ait görevliler sosyal medya üzerinden de büyük tepki topladılar.
19-26 Haziran haftası sürecek olan pek çok etkinliğe karşı yapılan bu saldırı İnsan Hakları Derneği tarafından kınandı bu tehdidi yapanlar hakkında da suç duyurusunda bulunuldu.  LGBTİ’den yapılan açıklamalar ile kınanan yasaklama yazılı bir şekilde dile getirildi.

Grup için son derece büyük önem taşıyan bu yürüyüşün engellenmesinin asıl utanç olduğunun vurgulandığı basın açıklamasında yıl boyunca yaşanan hak ihlallerine de dikkat çekildi. Senede bir gün olsa bile görünür ve fark edilir olmak isteyen LGBTİ üyeleri, geçen yılki yürüyüşünde yine Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle engellenmeye çalışılması anında pek çok istenmeyen olay ve yaralanma yaşandığını da hatırlattı. Devletin asıl görevinin hak kullanımını engellemek olmaması gerektiği konusunda fikir birliğine varan topluluk, toplantı ve gösteri düzenleme haklarının ellerinden alınmaması gerektiği konusunda son derece baskıcı bir tutum sergilemekte.

Valilik tarafından alınan kararın kanunlara aykırı olması nedeniyle yürüyüş yapılacağa benziyor. Bu açıklamalar üzerinden zaman geçmeden Alperen Ocaklarının 2.tehdit ile basının karşısına geçmesi ise durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Yapılan açıklamada 26 Haziranda yapılması düşünülen yürüyüşe kesinlikle engel olacaklarını belirten MHP’li dernek üyeleri yürüyüşün yapılması halinde tepkilerinin son derece sert olacağını da sözlerine ekledi.

Açılımı lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel olarak yapılan grup, 1900’lü yıllarda toplanmaya başlamıştır. Bir hak mücadelesi olarak düşünülmesi gereken çalışmaları ile tüm dünyada fark yaratan grup pek çok siyasi, sanatçı ve düşünür tarafından de desteklenmektedir. Yapılması düşünülen Onur yürüyüşünün amacı ise sosyal eşitlik ve cinsel baskılardan kurtulmak olarak özetlenmektedir. Örgütlü hareket bir hafta boyunca çeşitli sanatsal faaliyetlerde bulunacak, sokak yürüyüşleri ve söyleşilerle toplumda farkındalık yaratılmasını sağlayacaktır. Gelecek hafta bize neler gösterecek bugünkü durum ile bunu netleştirmek şu an için mümkün görünmüyor.

http://www.webdehaber.com/gundem/onur-yuruyusune-tehditler-devam-ediyor-h30507.html

Trans onur yürüyüşü İnsan Hakları Gözlem Raporu yayınlandı

Kaos GL, LİSTAG, Pembe Hayat ve SPoD, 19 Haziran Pazar günü 7. Trans Onur Yürüyüşü’nde yaşanan ihlalleri raporladı.

LGBTİ örgütleri, 19 Haziran Pazar günü 7. Trans Onur Yürüyüşü’nde yaşanan ihlalleri raporladı.

Kaos GL, LİSTAG, Pembe Hayat ve SPoD’un hazırladığı raporda, yürüyüşün hedef gösterilmesi, Valilik yasağı ve yürüyüş günü yaşanan ihlalleri sıraladı.

Anayasa’nın 34. Maddesinin* hatırlatılmasıyla başlanan raporda, “Mevzuatımızda düzenlenen yürüyüşün bildirime bağlanması hususu, yürüyüş için izin alınması anlamında değil, göstericilerin güvenliğinin sağlanması için devlete bilgi verilmesi amaçlıdır” denildi.

Saat 17.00’da yapılması planlanan yürüyüşe saldırmak için transfobik grupların saat 15.00 itibarıyla İstiklal Caddesi’nde toplanmaya başladığı, tekbir getirerek “İbneler şaşırma, sabrımızı taşırma” sloganları attığı belirtilirken, İstanbul metrosunun da saat 16.00 itibarıyla Taksim’e metro seferlerini durdurduğu ifade edildi.

Raporda polisin Onur Yürüyüşü için toplanan aktivistlere ve gazetecilere yönelik saldırıları detaylı bir şekilde anlatıldı.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Raporda yer alan verilerden de anlaşılabileceği üzere 19 Haziran 2016’da LGBTİ yurttaşların anayasal hakları engellenmiştir. “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” İstanbul Valiliği tarafından gasp edilmiş, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı binlerce polis yürüyüşe katılmak isteyen kişilerin yaşam hakkını ihlal etmiş, homofobik ve transfobik nefret söyleminde bulunmuş, eşitlik ve özgürlük için sokağa çıkan homofobi ve transfobi karşıtlarını taciz etmiştir. Sivil görünümlü transfobik grupların saldırılarına ise sessiz kalmıştır. Her ne kadar saldırı için orada bulunan gruplardan bazılarını gözaltına alsa da birçok vakada grupların LGBTİ’lere saldırılarını izlemekle yetinmiştir.

“Basına yansıyan fotoğraflardan da görülebileceği üzere polis uluslararası sözleşmeleri ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasını ihlal etmiş, orantısız bir şiddetle yürüyüşe saldırmıştır.

“LGBTİ’lerin insan haklarını savunan dernekler olarak LGBTİ’lerin temel haklara erişiminin engellendiği, nefret suçlarının LGBTİ’leri hedef aldığı ülkemizde Trans Onur Yürüyüşü’nün engellenmesini ve polis saldırısını demokrasi ve insan haklarına aykırı buluyoruz. Sorumluların cezalandırılması için hukuki süreci takip edeceğimizi duyururuz. Yetkilileri 26 Haziran’da yapılacak LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde benzer manzaralarla karşılaşmamak adına sorumlu davranmaya ve görevlerini yerine getirerek yürüyüşün güvenliğini sağlamaya davet ediyoruz.”

KAYNAK: BİANET

Dore topuklu ayakkabılarla yürüye yürüye aşınan yollar

Bu sene yedincisi düzenlenen LGBTİ+ Onur Haftası sergisi, nerdeen nereye ismiyle, Gözde İlkin, İlhan Sayın, Şafak Şule Kemancı ve Sena Başöz’den oluşan kurulun seçtiği işlerle, Boysan Yakar’ın Harbiye Üftade Sokak’taki evinde gerçekleştiriliyor.


Yollar yürümekle aşınmaz… 8 Kasım 1968'de Adalet Partisi Ankara İl Kongresi’nde hükümetten memnun olmayan ve sürekli protesto yürüyüşleri yapan halk ile ilgili fikri sorulduğunda böyle deyivermiş Süleyman Demirel. Yürüsünler, kim takar… İşin “iyi” (!) tarafından bakarsanız, artık daha fazla kale alınır olduk. O aşındıramayacağımızı düşündükleri yolları yürürsek bizi vuracaklarını söyler hale geldiler… 2013 yazında bir şey oldu çünkü. Bize bir şeyler oldu, ülkeye bir şeyler oldu. Çok güzel oldu. Sesimizi çıkartabileceğimiz, gerekirse yolları da aşındırabileceğimiz görüldü. Gerisi? Gerisi hüsran… Silah tutan biz değiliz sonuçta…

Boysan Yakar’ın adını LGBTİ hareketinde olmadığım için ilk o dönemlerde duydum. Normalde herkesi eleştirmeye pek meraklı Ekşi Sözlük’te kendisiyle ilgili ilk yorumdan bile nasıl bir insan olduğunu anlıyorsunuz:

"lambdaistanbul'un tüm organizasyonlarında en önde yürüyen, radikal ve birgün gibi gazetelerde röportajlarında , if'te gösterilmiş pek çok filmin yapımcılığında boy göstermiş olup şimdilerde bolca kamera önünde de görmeye başlayacağımız inanılmaz güzel bi yüze/vücuda/karaktere/mizaca sahip olan adem oğlu.”


Boysan Yakar'ın evinde halen duran topuklu ayakkabıları

Boysan, topuklu ayakkabılarıyla yolları aşındırmaya karar vermiş biriydi. Bu dünyaya çok şey katan insanları bir şekilde bulan bir bela gibi Boysan Yakar da çok erken, 31 yaşında, saçma bir trafik kazasında arkadaşları LGBTİ aktivitisti Zeliş Deniz ve Mert Serçe ile beraber hayatını kaybetti. Boysan’ın hareketteki rolüne sonuna kadar destek veren, çok büyük bir kalbe sahip annesi, Boysan’ın Harbiye Üftade Sokak’taki evini harekete bağışlamış ve Boysan’ın yarıda bıraktıklarını devam ettirmeye karar vermiş. Evin ilk sahipliğini yaptığı etkinliklerden biri de bu sene yedincisi düzenlenen LGBTİ+ Onur Haftası sergisi, nerdeen nereye oldu. Yakın bir arkadaşını kaybetmiş biri olarak, çocuğunu kaybetmiş bir anneye her söylenenin boş olduğunu gözlemleme şansızlığım oldu bu hayatta maalesef. Boysan’ın annesiyle konuşurken de serginin halen Boysan’ın eşyalarının durduğu, çok sıcak bir havası olan ev ortamında yapılmasının sergiyi daha da güzel, içten kıldığına dair bir şeyler geveledim. Aslında söylediğimde samimiydim ama sanki ne söylesem, gerçek duygularına vakıf olamayacağımı düşündürten boş laflar gibi geldi… Yine de sergi açılışı o kadar kalabalık, ortam o kadar samimiydi ki Boysan’ın annesini hep beraber birazcık da olsa mutlu edebilmiş olduğumuza inanmak istiyorum.

Sergi evde olduğu için galerilerin o hafif soğuk, “koket” havalarından çok uzakta, bol muhabbetli bir ortam vardı. Zaten işler de satılık olmadığı için midir bilemem, alışveriş olmayan ortamın rahatlığı da vardı sanki. Sergi grubuna yazılan “Kısırını kapan gelsin,” duyurusu belli ki gayet dikkate alınmış, (bonibondan) gökkuşaklı hurmalar ile başladığımız yiyecekler bir altın günü havasında börekler kurabiyeler ve şarap eşliğinde devam etti. Tehdit ettikleri gibi Alperenler bassaydı ikram çoktu be çocuklar!


Sergide seçici kurulun 34 başvuru arasından seçtiği, Ahmet Rüstem Ekici, Can Akgümüş, Cemal Akyüz, Reyhan Berre Peker, Ceren Saner, Çiğdem Menteşoğlu, Efe Songun, Ekim Acun, Elif Tekneci, Fikret Karaman, Hıdır Durman, Gülşah Akdemir, Öykü Topal ve Rüzgar Gözüm’e 13 iş ile Boysan Yakar’ın kendi işleri  bulunuyor. Sergide özellikle dikkat çeken videolar, Fikret Karaman (Embroider Soldier, Embroider! ve Bubble) ve Ekim Acun’a (Batı’nın Ahlaksızlığı) ait. Fikret Karaman’ın askerlerle ilgili işleri, saklı gerçekliklerle yüzleştirirken militarist ruhları biraz üzebilir gibi… Ekim Acun’un müziğiyle de ilgi çeken Batı’nın Ahlaksızlığı işinin fikri de ayrı güzel. 70’lerde Türkiye’de zirve yapan erotik filmlerden yolan çıkan sanatçı, Türk sinema tarihinde gözden kaçmış (ya da kasten kaçırılmış), Nuri Akıncı’nın Bu Balık Başka Balık filmindeki sinema tarihimizdeki ilk gay sahneden bir kesit sunuyor.


Bubble, Fikret Karaman

Ahmet Rüstem Ekici ise Resmiyet işiyle, bu toplumun üyesi bireyler olarak bize dayatılan kişisel tarihlerdeki dönüm noktalarına odaklanıyor. Sünnet olmadan erkek, nişan olmadan düğüne aday, düğün olmadan karı-koca olunamayan belge bağımlısı toplumumuzda, sanatçı Adanalı kahramanı Yiğit’i şablon davetiyelere oturtarak anlatıyor. Yiğit’in sünnet, (heteroseksüel) nişan ve düğün gibi “şanlı dönüm noktalarında” davetiyelerde ismi geçen biyolojik ailesi, Yiğit ve Mert evlendiğinde yok oluyor. Artık evli olan Yiğit ile Mert’in ailesi biyolojik ailenin reddi ile LGBTİ bireylere, belki de hareketine dönüşüyor.



 Resmiyet serisinin bir parçası, Ahmet Rüstem Ekici

Sergide son olarak Ahmet Rüstem Ekici gibi Artnivo.com’un sergilerinden tanıdığımız Can Akgümüş’ün Islak Rüya I ve II işlerini çok etkileyici buldum. Gümüş’ün sade ve çarpıcı fotoğraflarını uzun uzun izleyebilirsiniz.


26 Haziran Pazar gününe kadar devam edecek sergide Boysan’ın işleri de dahil olmak üzere daha birçok ilgi çekici eser var. Gezerken Boysan Yakar’ın odasında Hıdır Duman’ın Onur Haftası yürüyüşleri sırasında çektiği fotoğrafları ve Boysan’ın LGBTİ hareketi ve sanat kariyeri ile ilgili eşya ve işleri de izleme fırsatı buluyorsunuz. Harbiye Üftade Sokak’taki nerdeen nereye sergisini her gün 13.00 – 18.30 saatleri arası gezebilirsiniz.

Hürriyet

Faşizme karşı omuz omuza...

Faşist vakitlerin kıyısındayız artık!

“Faşizm, finans-kapitalin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür.” Bu özlü tanımı, totaliter ve organik toplum arzusunu, cinsiyetçi saplantıları, belli bir kitle tabanına, sokak terörüne gereksinim duymasını vurgulayarak zenginleştirebiliriz. 
Bugün Türkiye’de böyle bir iktidarın şekillenmekte, hatta şekillenmesinin tamamlanmak üzere olduğunu savunan çok sayıda siyasi analist var. Ben bu analizlerin doğru bir yönde ilerlemekte olduğunu düşünüyorum.

‘Finans-kapitalin en gerici...’ 
AKP’de temsil edilen (toplumdaki gerici örgütlenmesi 14 yıldır giderek derinleşen, yaygınlaşan) siyasal İslamın entelijensiyasının birliğinin ifadesi olan lideriyle devleti “bir”leştirme süreci, artık tamamlanmak üzeredir. Bu “bir”lik, tüm seslerin kısıldığı, muhalefetin tasfiye edildiği, dinci ideolojinin egemen kılındığı, totaliter, organik bir toplumun kurulmasını tamamlamak için bir iç savaşı dahi kabul edebileceğini, açıkça ifade ediyor. 
Siyasal İslamın entelijensiyasının devleti ele geçirirken, “kültürel sermayelerini” (sahip oldukları simgesel üretim araçlarını) kullanarak toplumda üretilen ekonomik artığa ulaşmaya başlamasına bakarak, onun bir kapitalist sınıf fraksiyonuna dönüşmeye başladığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Bunlar artık, devletin şiddet araçlarını doğrudan, keyfi biçimde kullanabiliyor; aynı etkinlikle kullandıkları simgesel şiddet araçlarına da sahipler. Giderek bir sokak gücü şiddeti oluşuyor. Bu üretken değil finans-kapitale eklemlenmiş, rantçı, kısacası asalak bir sınıf. Bu özelliklere, bu sınıfın ideolojisinin fetihçi bileşenlerini, imparatorluk restorasyonu saplantısını da ekleyince, “finans- kapitalin en gerici” diye başlayan tanıma hızla uyum sağlayan bir oluşumu görebiliyoruz.

Faşizme karşı... 
Faşist devletin, gerektiğinde sivil “milislerle” uygulanan açık fiziki ve simgesel şiddete dayalı totaliter yapılanması altında demokratik siyaset yapmanın araçları hızla ortadan kalkar. 
İkincisi, faşizme karşı olan, olabilecek tüm demokratik güçleri (kurumlarısınıfları, hareketleri), faşist ideolojinin bileşenlerini dışarda bırakan bir söylemle birleştirilen bir muhalefet tarzının inşa edilmesi yaşamsal bir önem kazanır. Tarihsel deneyler, bu “birleşmenin”, işçi sınıfının en gelişkin (bilgi, kültür, beklenti) ve dinamik (örgütlenme kapasitesi) kesimlerinin etrafında kurulamadığı takdirde başarılı olamadığını gösteriyor. Bu bağlamda gidilecek yolu işaretleyen birer kilometre taşı olarak, “Gezi Olayı”, liselerden yükselen ses, LGBTİ direnişi çok önemli gelişmelerdir. 
Yapısal bir ekonomik kriz içinde, işçi sınıfının, krizdeki sermaye birikim rejimine ait olan kimi kesimleri hızla erozyona uğrarken yeni teknolojilere, sermayenin yeni değerlenme alanlarına bağlı olarak yeni emek biçimleri ve yeni işçi sınıfı kesimleri şekillenmeye başlar. Yeni teknolojiler dün elektrikli makineler, bugün, dijitalleşme, robotlar, bilişim ağları olarak düşünülebilir. Hizmet, özellikle sağlık ve eğitim sektörü, kültürel üretim alanları da bize sermayenin 1980’lerden bu yana hızla girmekte olduğu yeni alanları verir. 
Gezi Olayı, LGBTİ direnişi bu yeni sınıf şekillenmesinin kendini açığa vurduğu iki “mekândır”. Liselilerin direnişiyse bu yeni sınıfın potansiyel üyelerinin geleceğini koruma refleksidir: Bu yeni şekillenmekte olan sınıfa katılmaya hazırlananlar, siyasal İslamın iktidarını konsolide etme projesinin, yarın kendilerini işsizliğe mahkûm etme pahasına dayatılmasına karşı çıkıyorlar. Karşımızdaki salt bir gençlik hareketi değil sınıf mücadelelerinin muhalefete yol gösteren bir boyutudur!

Ergin Yıldızoğlu - Cumhuriyet