13 Ekim 2019 Pazar

Yeni Cinderella müzikalinin iyilik perisi eşcinsel bir siyah olacak

ABD’li eşcinsel siyah aktör Billy Porter’in, müzikal türündeki yeni film Cinderella’da iyilik perisini canlandıracağı öğrenildi.


Variety’nin haberine göre, halihazırda Emmy ödüllü aktör Porter ve Sony arasında kadrosuna görüşmeler yapılıyor. Anlaşmaya varılırsa Porter filmde Cinderella’nın iyilik perisini canlandıracak. Konuya ilişkin Sony’den henüz bir açıklama gelmedi.

Ünlü şarkıcı Camila Cabello’nun Cinderella’ya hayat vereceği filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Kay Cannon üstlendi.

Yapımın 2021’de vizyona girmesi planlanıyor.

Billy Porter geçen ay düzenlenen Emmy Ödül Töreni’nde, ‘Pose’ dizisindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülmüştü.

https://tr.sputniknews.com/kultur/201910121040379082-yeni-cinderella-muzikalinin-iyilik-perisi-escinsel-bir-siyah-olacak/

11 Ekim 2019 Cuma

Uganda LGBTİ+ bireyler için idam yasasını görüşüyor

Uganda’da hükümeti halk arasında ‘Eşcinselleri Öldürün’ olarak bilinen yasa tasarısını tekrar gündeme getirecek. Ülkenin Ahlak Bakanı Lokodo ‘Bu ağır suçları işleyenlere idam cezası verilecek’ dedi

Uganda’da halk arasında “Eşcinselleri Öldürün” yasası olarak bilinen tasarı, 5 yıl önce teknik gerekçelerle iptal edilmişti fakat perşembe günü hükümet yasayı birkaç hafta içinde tekrar gündeme getirmeyi planladığını duyurdu. Hükümet yasanın doğu Afrika ülkesinde “doğal olmayan cinsel ilişkilerde” görülen artışı kontrol altına alacağını söyledi.

İdam cezası

Thomson Reuters Vakfı’na konuşan ülkenin Ahlak ve Erdem Bakanı Simon Lokodo, “Eşcinsellik Ugandalılar için doğal değil, fakat gay’lerin okullarda, özellikle de gençler arasında insanların o şekilde doğduğu yalanını yayarak kazandığı kişi sayısı çok arttı. Mevcut ceza yasamız sınırlı. Yalnızca eylemi suçlu buluyor. Özendirme ve insan kazanma faaliyetlerinde yer alanların da cezalandırılacağının altını net bir şekilde çizmek istiyoruz. Bu ağır suçları işleyenlere idam cezası verilecek” dedi.

İndependent’in haberine göre; Lokodo, ülkenin cumhurbaşkanı Yoweri Museveni’nin de desteğini alan tasarının gelecek haftalarda mecliste tekrar gündeme getirileceğini söyledi.

Brunei Sultanlığı’nda eşcinsellere ve zina yapanlara recm cezası getirildi, dünyadan tepki var

Bakan, tasarının geçmesi için gereken sayıyı, mevcut vekillerin üçte ikisinin desteğini alacağı konusunda iyimser. Lokodo, yasa yeniden tartışılmaya açılmadan önce hükümetin lobi faaliyetleri yürüttüğünü söyledi.

Ne olmuştu?

Uganda anayasa mahkemesi, barındırdığı idam cezası nedeniyle daha önce “Eşcinselleri Öldür” yasası olarak bilinen tasarıyı 2014 yılında teknik nedenlerle bozmuştu. Uganda, önceki yasanın Museveni tarafından imzalandığı 2014’te geniş çaplı bir uluslararası tepkiyle karşı karşıya kalmıştı.

ABD yardımları azaltmış, vize kısıtlamaları getirmiş ve askeri tatbikatları iptal etmişti. Dünya Bankası, İsveç, Norveç, Danimarka ve Hollanda da yardımları askıya almış veya başka yerlere yönlendirmişti.

‘Şantaj sevmiyoruz’

Lokodo, Uganda’nın herhangi bir olumsuz yanıta hazır olduğunu söyledi. Ahlak ve Erdem Bakanı “Böyle bir kaygımız var. Ama hazırız. Şantajı sevmiyoruz. Bunun bütçe ve yönetişim konusundaki destekçilerimizi rahatsız edeceğini bildiğimiz gibi, bize yabancı bir kültürü empoze etmek isteyenlerin önünde de başımızı eğip çekilemeyiz” diye konuştu.

Britanya sömürge yasası uyarınca Uganda’da eşcinsel ilişki, ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir.

http://www.yeniyasamgazetesi1.com/uganda-lgbti-bireyler-icin-idam-yasasini-gorusuyor/

9 Ekim 2019 Çarşamba

Washington'da LGBT+ aktivistlerinden eylem


Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) başkenti Washington'da LGBTQ aktivistleri meydanlara indi.

ABD Yüksek Mahkemesi'nde cinsiyet ayrımına ilişkin görülen bir dava esnasında toplanan eylemciler LGBTQ bireylere eşit haklar tanınmasını istedi.

Duruşmada iki eşcinsel erkek ve bir transeksüel kadının cinsiyet tercihleri nedeniyle işten atıldıklarına yönelik şikayetleri dinlenirken, dışarıda ise onlara destek verenler eylem düzenledi.

https://tr.euronews.com/2019/10/08/washington-da-lgbt-aktivistlerinden-eylem

8 Ekim 2019 Salı

Marlon Teixeria


Zeki Müren uzak bir galaksiden gelmişti, asıl adı Zek Mur!

Manyağın biri "Leonardo da Vinci'nin Türk olduğu" iddiasını ortaya atmış.
Aslında 1932 Türk Tarih Kongresi kararlarına göre haklı sayılır: Çünkü kurultay kararıyla bütün dünya Türk'tür. Mikene kralı Agamemnon bile Türk değil midir? Troya kralı Priamos da öyle. Türk Türk'e saldırmış, ne ayıp...
Fakat biliyorsunuz, Leonardo eşcinseldi. Bizden eşcinsel çıkmaz. Rahmetli Zeki Müren uzak bir galaksiden gelmişti, asıl adı Zek Mur.
Benim kafam karıştı... Bu adam Türk mü, değil mi? (Amboise şatosunun bahçesinde üstadın mezarını ziyaret etmişliğim vardır. Türk olduğunu bilseydim Fatiha okurdum.)
İddiayı ortaya atan sanat tarihçisi Simon Hewitt, Leonardo kızıl saçlı olduğu için onun "Hazar Türk'ü" olduğunu ileri sürüyor.
Böylece biz de kızıl saçlı olduğumuzu öğrenmiş olduk. Aynalar yalan söyler...
İyi ama Hazarlar da Musevi değiller miydi?
Hatta Arthur Koestler, onların şu ünlü "on üçüncü kayıp kabile" olduklarını söylemişti...
Ezcümle, bu adam Türk müdür değil midir?
Bunu sorarlarsa şöyle cevap veriniz: Öyle olsa ne olur, böyle olsa ne fark eder? Adam beş yüz yıl önce uçak ve denizaltı tasarımı yapmış, siz ona bakın.

***

Dedim de... Ünlü dilbilimci Nicholas Ostler'in o muhteşem kitabı "Empires of the Word"ü yeniden okuyordum... ("World" değil, "word"... Ostler kelime oyunu yapıyor.)
Tuğla gibi bir kitaptır ama bir polis romanı kadar sürükleyicidir.
İçinde hemen her dilden örnekler vardır.
Elbette Hititçe ve Sümerce de.
Bunlar da Türk'tü ya...
Size iki örnek sunayım, kendiniz karar verin.
Önce Hititçe bir paragraf:
"Abuyamakan ina kur Mitanni... Kuit anda aşanduleşket naşkan... Aşanduli anda iştantait şa utu... Arinnamakan gaşanya ezen... Şakuwandareşkir..."
Mis gibi Türkçe.
Gene mi ikna olmadınız?
O zaman bir de şu Sümerce metni okuyunuz:
"Kingia kan dugut şu... Numundangigi en kulabake ime şu... Binra inim dubgim bingub ubta inim... İma gubu nubtagala..."
Buna Türkçe değil diyenin ben cumhuriyetçiliğinden şüphe ederim.
Öptüm sizi Muazzez Hanım.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ardic/2019/10/06/gogsumuz-tunc-siperi

Ertuğrul Özkök'ten Akif Beki'ye 'LGBT' şakası

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Karar gazetesi yazarı Akif Beki’ye yaptığı LGBT şakasını yazdı.


Ertuğrul Özkök, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Ahmet Güneştekin’in “Belleğin Alfabesi” sergisini köşesine taşıdı.

Akif Beki'den Akit’e destek: Zorlama eşcinsellik...Akif Beki'den Akit’e destek: Zorlama eşcinsellik...

Ertuğrul Özkök yazısında, Karar gazetesi yazarı Akif Beki’ye yaptığı şakayı da şöyle anlattı:

“AKİF BEKİ LGBT RENKLERİ ÖNÜNDE: HASTAG NETFLİX - BAKÜ MAGAZİN"
AÇILIŞ öncesi Karar gazetesi yazarı Akif Beki’yi Ölümsüzlük Odası adlı eserin önüne götürüp fotoğrafını çektim.

Sonra da gösterip 'Bak LGBT renkleri önündesin' diye şaka yaptım.

Netflix’teki eşcinsel içerikli filmlere tepki göstermiş, bunlar için uyarıcı işaret konmasını istemişti.

O ise gökkuşağının renkleri diyordu.

Akif’i en azından gökkuşağı renkleri ile barıştırdım. Arkadaşımız Selçuk Ramazanoğlu da şakasını patlattı:

‘Altına hastag Netflix yaz...’”

https://www.gercekgundem.com/medya/124211/ertugrul-ozkokten-akif-bekiye-lgbt-sakasi

Gürcistan'ın Eşcinsellikle İmtihanı

Ayvalık Film Festivalinde yer alan Ve Sonra Dans Ettik adlı film, muhafazakar Gürcistan halk dansları topluluğunda filizlenen eşcinsel aşka bir güzelleme.


Pek yakında genel gösterime girecek olan ve aynı zamanda Filmekimi programında da yer alan ödüllü film, geleneksel halk danslarının estetik dünyasından yola çıkarak aşkın büyüsünü tekrar gözümüze sokuyor; görünüşte muhafazakârlaşması istenen dünyamızda nevi şahsına münhasır bireylerin kimse tarafından dizginlenemeyeceğine dair iyimser mesajlar veriyor.   

Ayvalk'ta soru-cevap
Gürcistan kökenli yönetmen Levan Akin İsveç'te doğup büyümüş, Ve Sonra Dans Ettik filmi de zaten İsveç'in Oscar adayı. Bazı sorulara Türkçe cevap verecek kadar Türkçe bilen Akin, Gürcistan'da bir süre önce Onur Yürüyüşü düzenlemek isteyen bir grup gencin şiddetle karşılanmış olmasından çok etkilenmiş. Memlekete giderek mevzu hakkında uzun yıllar boyunca araştırmalar yapmış.

Gürcistan, Avrupa Birliği yasalarıyla en uyumlu Kafkasya ülkesi olsa da, kültürel olarak daha açık fikirli bir toplum imajı sergilese de halk, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi sanki ikiye bölünmüş durumda. Eski neslin daha tutucu olmasının sebepleri kalıplaşmış Sovyet katılığı, dindarlık ve Rusya'nın anti LGBT propagandası. Oysa yeni nesil çok daha ilerici ve gelişmeye açık bir imaj sergiliyor. Zaten filmde bu iki duruşun temsilcileri arasındaki farklılıklar senaryoya gerilim katıyor, az çok bildik dinamiklerle olay örgüsü gelişirken aşkın daima galip geldiği zirveye doğru yol alıyor.

Filmin başrol oyuncusu Gelbakhiani aslında bir modern dans sanatçısı fakat ülkede geleneksel dans sanatlarına verilen değer, yüklenilen anlam o kadar yüksek ki her çocuğun kısıtlı da olsa  okulda geçtiği klasik dans eğitiminden o da zaten geçmiş.

Ayvalk'ta bazı seyirciler dansçının performansını takdir ettiklerini yüksek sesle ifade ettiler, mevzubahis dansların Türkiye halk dansları dağarcığında yer alması da bunda yüksek büyük rol oynadı.

Filmin eşcinsel motifleri yüzünden, normalde Gürcistan'da tepkiyle karşılanması beklenirken prömiyerinin Cannes'da yapılmış olması, içeriğinin yanında sinematografik olarak da gayet etkileyici eserin dünya festivallerinin gözdesi haline gelmesi, ülkede aksine büyük merak uyandırmış. Geçenlerde Gürcistan'da yapılan, kısıtlı bir seyirci kitlesine yönelik ilk gösterim aşırı bir ilgiyle karşılanmış, filmi mutlaka görmek isteyenler tüm kapıları zorlamış!

Devlet medyası dahil olmak üzere ülkedeki tüm medya kuruluşlarının filme tam desteği de Gürcistan'daki ilerici atmosferin iyimser bir işareti sayılabilir.

Dans estetiği 
Kariyo & Ababay Vakfı ana sponsorluğunda düzenlenen 2.Ayvalık Film Festivali programında filmin iki gösterimi öngörülmüş. İsveç/Gürcistan/Fransa ortak yapımı 105 dakikalık filmin büyük bir kısmına yayılmış dans sahneleri kesinlikle ikna edici. Kıvrak kamera hareketleri ve başarılı montaj sayesinde seyirci dansçılarla kesinlikle empati kurabiliyor. Gerilen kasları, sakatlanan eklemleri, terleyen vücutları siz de duyumsayacaksınız…

Filmin müziklerinde imzaları olan Zviad Mgebry ve Ben Wheeler'in zarif olduğu kadar çarpıcı bir iş çıkardığı söylenebilir. Filmin temposunu adeta onlar belirliyor, dansçılara eşlik eden vurmalı çalgılar da cabası. Çok sesli Gürcü korolarına, halk müziği örneklerine doyduğumuz kesinlikle söylenebilir. Ayrıca, filmdeki arzu nesnesi İrakli'yi canlandıran Bachi Valishvili'nin içli gözlerine tutulmamak ne mümkün!

Dans topluluklarındaki sıcak ilişkileri, aynı grupta yer almaktan çok daha fazlasının hissedildiği, yaşandığı dinamiklerdeki yoğun duyguları iliklerinizde hissedeceksiniz. Belki mazide kaldığını düşündüğünüz bazı duygular bile tetiklenebilir.

Levan Akin'in belirttiği gibi dans, duyguları konuşmaya gerek olmadan, bedenle ifade ettiğimiz zengin bir alan. Dolayısıyla anlatımında, çok sevdiği dansı bir araç olarak kullanması hiç de şaşrtıcı değil. Kronikleşmiş bir oluşum olarak Ulusal Hak Dansları Topluluğunu filmine konu etmesi de sürpriz değil. Değişime mani olmanının imkânsız olduğu dünyamızda, örf ve adetlere, kalıplaşmış geleneklere sorgusuzca yapışmış olanları uyarmanın vakti geldi de geçiyor. Bazı gerçekleri inkâr ederek, iki yüzlülükle yola devam etmenin bir anlamı yok. Zaman tabuları yıkmanın, klişeleri yerle bir etmenin zamanı. Önüne geçilemeyecek bir dinamikler silsilesi içinde olduğumuz kesin, direnmenin kimseye bir faydası olmaz; vakit kaybetmeye gerek yok.

Taşkın enerjisiyle Levan Akin'in, köklerinin olduğu Gürcistan'a yönelik olarak bunu başardığı kesin, darısı başımıza! (RL / HA)

ROSALİNO LEVANTİNO Y

http://bianet.org/bianet/sanat/214031-gurcistan-in-escinsellikle-imtihani

Fransa'da lezbiyen çiftler ve bekar kadınların tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olabilmesine karşı protesto


Paris'te onbinlerce kişi, "tüp bebek tedavisi" olarak bilinen IVF tedavisinden lezbiyen çiftler ve bekar kadınların da yararlanabilmesine izin verecek yasa tasarısını protesto etti.

Geçen ay Ulusal Meclis'ten geçen tasarı, bu ay sonuna doğru Senato'ya gönderilecek.

Tasarı yasalaşırsa bu 2013'te eşcinsel evliliklere izin verilmesinden bu yana gerçekleştirilen en büyük sosyal reform olacak. Fransa'da şu an sadece heteroseksüel çiftlerin tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.

AFP protestoya yaklaşık 74 bin 500 kişinin katıldığını bildirirken polis sayıyı 42 bin olarak verdi. Protestoyu organize eden gruplar ise 600 bin kişinin katıldığını iddia ediyor.

Tasarıya karşı çıkanlar yasayla çocukların baba figüründen mahrum kalacağını ve yasanın geleneksel aile yapısını tehdit ettiğini savunuyor. Ayrıca bu yasanın eşcinsel erkekler için de taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olma yolunu açabileceğini belirtiyorlar.

Kamuoyu yoklamaları ise halkın üçte ikisinin tasarıyı onayladığını gösteriyor.

Tasarıda ne var?
Yasa tasarısıyla, 43 yaş altı kadınların ilişki durumu ya da cinsel yönelimi fark etmeksizin, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmasına izin veriliyor.

Ayrıca sperm bağışı sayesinde hayata gelmiş olan çocuklara, 18 yaşından sonra biyolojik babalarının kimliğini öğrenme hakkı da tanıyor. Buna şu an izin verilmiyor.

Tasarı tedavinin masraflarının devletin sağlık sistemi üzerinden ödenmesini de öngörüyor.

İngiltere, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda ve İskandinav ülkeleri heteroseksüel çiftler dışındaki çiftlere ve bekar kadınlara IVF tedavisi hakkı tanıyor.

Bu nedenle bazı Fransız kadınlar yurt dışında çocuk sahibi olma yolunu seçiyordu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 2017'deki seçim kampanyası sırasında yasaya destek vereceğini açıklamıştı.

Fransa'da son tasarıyı protesto edenlerin çoğu, 2013'te eşcinsel evliliklerin yasalaşmasına karşı da sokağa çıkmıştı. Bunlar arasında sağcı siyasi gruplar ve muhafazakar Katolikler de bulunuyor.

Eylül ayında Ifop tarafından yapılan kamuoyu yoklamasına göre ise Fransızların yüzde 68'i bekar kadınların, yüzde 65'i de lezbiyen çiftlerin tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabilmesini destekliyor.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49955812

Yeni Akit'ten homofobi: LGBTİ'li azgınların sembolü MEB kitaplarında!

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı'nın ayraçlarında LGBTİ'li azgınların sembolü olan renkler kullanıldı.


 Taha Emre Özdemir  yeniakit.com.tr 

İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesi ile üçüncü cinsiyeti meşrulaştırmayı hedefleyenler bu kez de Ortaokul kitaplarında varlıklarını gösterdi.

MEB, geçtiğimiz ay tepkiler üzerine yanlışı düzeltmişti
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü' tarafından hazırlanan 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Yılı Rehberlik Programı'ndaki 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' ibaresi, kamuoyunun sert tepkileri sonrasında Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kaldırılmış, MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Hayati Cankaloğlu da görevlerinden alınmıştı.

Veliler tepkili
Yaşanan bu gelişmelerle birlikte LGBTİ'li sapkınların sembolü olan renklerin ders kitaplarına girdiği ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı'nın ayraçlarında sapkınları temsil eden renkler kullanıldı. Veliler, ergenlik çağındaki çocuklarının LGBTİ'li azgınları temsil eden renklerle donatılmış kitaba mahkum edilmesine sert tepki gösterdi.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/lgbtili-azginlarin-sembolu-meb-kitaplarinda-941084.html

5 Ekim 2019 Cumartesi

Dinci gazete Haber Vakti'den homofobi: ABD'li eşcinsel atletten Katar'da 'LGBT' propagandası

Tüm dünyada hayata geçirilen eşcinsel propagandalarına karşı direnen ülkelerin başında gelen Katar'da düzenlenen IAAD Dünya Atletizm Şampiyonası'nda ABD'li atlet Erica Bougard, ayakkabısına LGBT'nin bayrağını simgeleyen gökkuşağı bandajı taktı.


Katar'da düzenlenen IAAD Dünya Atletizm Şampiyonası'nu fırsat bilen ABD'li eşcinsel atlet Erica Bougard, Katar'ın eşcinsel politikalarına tepki göstermek için ayakkabısına eşcinselleri simgeleyen 'gökkuşağı' bayrağını yerleştirdi. Görüntülerin ardından Katarlı yetkililer herhangi bir açıklamada bulunmadı.

Bougard konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı:

Politik bir mesaj vermiyorum, böyle bir şey düşünmedim. Ayakkabıma bayrağı koydum ve insanlar bunu fark etti sanırım. Bence bizim de sporcular olarak söz hakkımız olmalı. Çünkü birçok insan bizi seyrediyor. Bu önemli çünkü insanlar, kimi sevdiklerine göre başkalarından nefret edebiliyor. Bu konuda tarafımı göstermek istedim ve ayakkabımda bu sembolü taşıdım.

EŞCİNSEL PROPAGANDA İNSANOĞLUNU TEHDİT EDİYOR

Eşcinsel propagandanın tüm dünyada hayatın her alanında hayata geçirilmesi, insanoğlunun geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Uluslararası spor organizasyonlarında eşcinsel propagandanın yapılmasının sporcular üzerindeki olumsuz etkisi de artış göstermeye başladı.

https://www.habervakti.com/spor/abd-li-escinsel-atletten-katar-da-lgbt-propagandasi-h81892.html

Dinci Gazete Haber Vakti'den homofobi: Nike, eşcinsel derneklere böyle para akıtıyor!

Amerikan menşeli spor giyim markası Nike’ın 2019 Pride serisinin ‘Be True’ modelinin LGBTİ'nin bayrağı olan gökkuşağı şeklinde olması tepkilere neden oldu. Aynı zamanda 'Be True (Doğru ol)' ifadeleriyle eşcinselliğin sembollerinden biriyle yan yana getirilerek çocukların zihinleriyle oynanmaya çalışıldığı belirtildi.


Eşcinselliği yaymak isteyen çevrelerin spor giyim markalarını da kullandığı ortaya çıktı. Amerikan merkezli Nike’ın yeni sezon spor ayakkabılarının “Be True” modelinin LGBTİ renklerinden oluştuğu ve satıştan elde edilen gelirin eşcinsel kuruluşlara dağıtılacağı belirtildi.

ELDE EDİLEN GELİR EŞCİNSEL DERNEKLERE

Nike, BeTrue kampanyası 2012’de başlatmıştı ve o zamandan bugüne Pride temalı ürünleri ile LGBT örgütlerine ve vakıflarına 3.6 milyon dolar bağış yaptı. Marka bu yıl LGBT’nin sembolü olan gökkuşağı bayrağının fikir babası Gilbert Baker ile çalıştı. Kampanyadan elde edilen gelirin 20’nin üzerinde LGBT örgütüne dağıtılacağı belirtiliyor.

TÜRKİYE'DE DE SATILIYOR

Türkiye'de de gelişmiş dağıtım ve satış ağına sahip olan Nike'ın Türkiye'deki eşcinsel derneklere ne kadar bağışta bulunduğu henüz bilinmiyor. Tüm dünyada olduğu gibi eşcinsel propagandanın yapıldığı ürünler Türkiye'de de satışa sunulmakta. Nike'ın hayata geçirdiği projeden eşcinseller memnunken, aile dernekleri yaşanan propagandalar yüzünden tedirgin.

DOĞRU OLMAKLA EŞCİNSELLİK YANYANA GETİRİLEREK...

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan uzmanlar 'doğru olmak ya da gerçek olmak' gibi kavramlarla eşcinselliğin yan yana getirilmeye çalışılmasında aslında eşcinselliğin doğru olduğu heteroseksüelliğin yanlış olduğunun vurgulanmaya çalışıldığını belirtti. Gençlerin yoğun bir şekilde eşcinsel propagandaya maruz kaldığını belirten uzmanlar aileleri bu konuda uyarmayı ihmal etmedi.

HaberVakti

https://www.habervakti.com/spor/nike-escinsel-derneklere-boyle-para-akitiyor-h81896.html

4 Ekim 2019 Cuma

Rum ve Türk eşcinsel çiftin Filipinler’den yasa dışı olarak evlat edinmes


Kıbrıslı Rum ve Türk eşcinsel çiftin Filipinler’den yasa dışı olarak evlat edinmesine yardımcı olan kadına 6 yıl hapis cezası Kaynak: Kıbrıslı Rum ve Türk eşcinsel çiftin Filipinler’den yasa dışı olarak evlat edinmesine yardımcı olan kadına 6 yıl hapis cezası

Kıbrıs’ta biri Kıbrıslı Rum, diğeri Türk olan eşcinsel bir çiftin, Filipinlerden bir çocuğu evlat edinmesine yardımcı olan yine Filipin asıllı 47 yaşındaki kadına, Rum Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl hapislik cezası verildi. Kaynak: Kıbrıslı Rum ve Türk eşcinsel çiftin Filipinler’den yasa dışı olarak evlat edinmesine yardımcı olan kadına 6 yıl hapis cezası

Fileleftheros gazetesi, bahse konu 47 yaşındaki Filipinli kadın hakkında aralarında çocuk ticareti, sahte belge düzenleme, sahte yemin verme gibi suçların da bulunduğu 15 suçlamanın bulunduğunu yazdı.47 yaşındaki Filipinlinin, Filipinlerden çocuk alım-satımıyla ilgili tüm suçlamaları kabul ettiğini yazan gazete Filipinli kadının, bebek alım-satımına Türk ile müdahil olan Kıbrıslı Rum’un annesinin evinde çalıştığını belirtti. Gazete Filipinli kadının, Filipinlere giderek bebek alım-satımını gerçekleştirdiğini, daha sonra, yasa dışı evlat edinme için Kıbrıs’a getirdiğini yazdı.Öte yandan Politis gazetesi, bebeğin Filipinlerden Ada’ya getirilmesi için sahte belgelerin de düzenlendiğini belirtti.Gazete bu olayın geçtiğimiz Ocak ayında ortaya çıktığını, polisin, olayı araştırmaya başladığı zaman eşcinsel çiftin, çocuğu alarak ortadan kaybolduğunu, çiftin, KKTC üzerinden yurt dışına kaçtığının da tahmin edildiğini yazdı. Kaynak: Kıbrıslı Rum ve Türk eşcinsel çiftin Filipinler’den yasa dışı olarak evlat edinmesine yardımcı olan kadına 6 yıl hapis cezası

http://www.detaykibris.com/kibrisli-rum-ve-turk-escinsel-ciftin-filipinlerden-yasa-disi-olarak-evlat-edinmesine-199343h.htm

Yeni Akit gazetesi zırvalamış gene: Koç’un kitabı muzır sayıldı Evrensel kudurdu

Akit’in ‘Koç’un kitaplarını çocuklardan uzak tutun” ve “Koç’un kitapları zehir saçıyor” başlıklı manşetleriyle ifşa ettiği çocuklara eşcinselliği özendiren kitaplar, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından “muzır neşriyat” listesine alındı. Karar sonrasında PKK yandaşı Evrensel gazetesi Akit’i hedef gösterirken, eşcinsel sapkınlığa dur diyen kararı eleştirdi.


Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek minik yavruların zihinlerini iğfal etme amaçlı yayınlara dikkat çeken Akit, yetkilileri harekete geçirdi. Gazetemizin eşcinsellik propagandası yapılan “Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi” ve “Kız Çocuk Hakları Bildirgesi” ile “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler” adlı kitaplar Aile Bakanlığı’nca kara listeye alındı.

Zararlı kitaplar
Çalışma ve Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı bünyesindeki Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, 4 kitabı “muzır kitap” listesine aldı. Koç Holding’e ait Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi” ve “Kız Çocuk Hakları Bildirgesi” ile Hep Kitap tarafından yayımlanan “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler” kitapları muzır kitap olarak belirlendi. Cinius Yayınları’ndan ‘kolektif’ ibaresiyle çıkan “Sünnetçi Kız” adlı kitap da zararlı bulundu. Karar, Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun 27 Eylül 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararlarıyla yürürlüğe girdi. Kurul, söz konusu kitaplardaki bazı yazıların “18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olduğuna” karar verdi.

Evrensel kudurdu
Aile Bakanlığı’nın muzır neşriyat listesine aldığı Koç kitapları, Evrensel gazetesini kudurttu.

PKK yandaşı Evrensel gazetesi “Yeni Akit hedef gösterdi Bakanlık sansürledi” manşetiyle, eşcinsel sapkınlığa dur diyen karara tepki gösterdi.

Gazetemize saldıran terör bülteni Evrensel haberinde, Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner ve yazar Gülsüm Cengiz’in hakarete varan sözlerine yer verildi.

Aile Bakanlığına kin kusan Gülsüm Cengiz, “Çocuklar korunmalıdır, evet; tacizi, tecavüzü, çocuk evliliklerini ve her türlü çocuk istismarını onaylayan bu zihniyetten” dedi.

Akit gündeme getirmişti
Batı menşeli kitaplardaki zararlı içerikleri Akit, 10 Eylül 2018’deki “Koç’un kitaplarını çocuklardan uzak tutun” ve “Koç kitapları zehir saçıyor” başlıklı manşetiyle kamuoyu gündemine getirmişti. Koç grubuna ait Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Kız Çocuk Hakları Bildirgesi” ile “Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi” kitaplarında “İstedikleri kişiyi sevme hakkı vardır: Kız ya da erkek. Ya da her ikisini de” ifadesi kullanılıyordu. Kitaptaki diyaloglarda “Ne zaman doktora gidip beni kız yapacağız” diye soran sözde ilkokul öğrencisi Coy’a bir doktorun ağzından, “Kendisini erkek gibi hisseden kız çocuklar ile kız gibi hisseden erkek çocuklar vardır. Onlara transseksüel deriz ve Coy da transseksüel bir kız” deniliyordu.

3 Ekim 2019 Perşembe

Yobaz Yeni Akit'ten Abdullah Dilipak: Fay hatlarındaki kırıkların sebebi eşcinselliktir!

Dilipak: Lut kırığı, aslında bir gay ve lezbiyen kırığıdır

Akit yazarı: Asıl fay hattı beynimizden ve kalbimizden geçer

Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, İstanbul'daki 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından fay hatlarına ilişkin olarak bir köşe kaleme aldı.


Dilipak, "Fay hattı nereden geçer" başlıklı yazısında "İnsan bu hakikat yolculuğundan saparsa, işte asıl o zaman ve o noktada fay kırığı oluşur. O fay kırığından kişi cehennem çukuruna düşer. Dünya başına yıkılır" ifadesini kullandı.

Depremden sadece korkuyoruz: Risk tespiti aramaları yüzde 700 arttı ancak icraata geçen yok

"5.8 yerine, beklenen büyük deprem olsaydı, okullardaki öğrencilerin sorumluluğunu kim üstlenecekti?"

Fay hatlarının "dünyevi sebeplerin yanısıra uhrevi sebeplerden de oluşabileceğini" öne süren Dilipak, şunları yazdı:

Nasıl insan bedeninde ruh ve beden birbirini tamamlarsa, insanın bu âlemdeki tasarrufları, onun dış bedeni olarak dünyayı da etkiler. Dünyadaki deprem bu anlamda bedenimizin titremesi ya da seğirmesi gibi bir şeydir bir bakıma. Dünyanın dengesini bozar, fıtratına zarar verir, onu sadece madden değil, manen de tahrip ederseniz, arz titrer, gök kusar. Diker olan elinizle yaptığınız başınıza göçer ve yamyassı eder.

Mısır deltasından, Gâvur gölüne, Amanoslara yani Gâvur dağına, Ahir dağına kadar uzayan kırık, Lut kavminin helak olduğu o Lut gölü kırığı, aslında bir gay ve lezbiyen kırığıdır, bizim kitaplarımızda. Yasin 15’te “2’si vahiy kâtibi havari 3 mü’minden”den söz eder. Oradan uzaklaşır uzaklaşmaz onları kuvvetli bir ses, bir haykırma yakaladı. Bu sesle yok olup gittiler.

"Asıl fay hattı beynimizden ve kalbimizden geçer" diyen Dilipak, yazısını şöyle sonlandırdı:

İnsanoğlu söz ve eylemleri, yapıp yapmadıkları ile ya kendi cennetine sırtında tuğla taşır, ya da kendi cehennemine sırtında odun taşır. Bu, bu dünyada da böyle, ahiret yolculuğunda da böyle. Kendi fay hattımızı da kendi elimizle kendimiz kazarız bu dünyada..

Allah (cc)’ın kimleri, niçin ve nasıl helak edeceğini açıkladığı ayetlerin meallerini yarın vereceğim inşallah.

Independent Türkçe

https://www.independentturkish.com/node/76476/haber/dilipak-lut-k%C4%B1r%C4%B1%C4%9F%C4%B1-asl%C4%B1nda-bir-gay-ve-lezbiyen-k%C4%B1r%C4%B1%C4%9F%C4%B1d%C4%B1r

Futbolcular eşcinsel olur mu?


Amerika Kadın Milli Takımı şampiyon olduktan sonra enteresan gelişmeler yaşandı.
Birçok kadın futbolcu eşcinsel olduğunu açıkladı ve hatta şampiyonluk kutlamalarına sevgilileriyle mutlu biçimde geldiler.
Bu yaşananlar bana tabii ki "Acaba erkek futbol dünyasında buna benzer bir şey neden hiç yaşanmıyor?" sorusunu düşündürdü.
*
Kadın futbolcu dünyası erkek futbolcu dünyasına göre daha küçük bir dünya. Buna rağmen eşcinsel olduğunu rahat açıklayabilen kadın futbolcu oranı oldukça fazla.
Acaba erkek futbolcu olduğunda eşcinsel olmak imkansızlaşıyor mu da bu böyle oluyor.
*
Bu olamayacağına göre, bu bilimsel açıdan imkansız olduğundan, bu kadar her yaştan erkeğin yer aldığı futbol dünyasında açık eşcinsel olduğunu söyleyen bir tane bile erkek çıkmaması tuhaf olduğundan, varılacak tek sonuç kalıyor: Erkek futbol dünyasında oyuncular gerçek cinsel eğilimlerini saklıyorlar.
*
Kadınlar neden kendilerini açıklamakta bu kadar rahatlar da erkekler neden kendilerini saklamaya devam ediyorlar bunun üzerine gidilmesi ve özgürlükler açısından bunun çözülmesi lazım.
Cevap aslında bu kadar basit ama bu basitliğine rağmen bu cevabın artık çağımızda olmaması gerektiğini de görmemiz lazım. Kadın futbolcu olunca, erkek hakim kültür ona eşcinsel olmak yakışır damgasını vurabiliyor. Ancak erkek futbolcu olunca onun kaba erkeksi ve biraz saldırgan olması da yakışır diyoruz ve eşcinselliği ona yakıştıramıyoruz.
Cevap bu kadar basit ve düzeysiz ama binlerce erkek oyuncunun hayatı da bu yaklaşım nedeniyle gizli yaşanmaya başlanabiliyor ve bir anlamda gerçek kendilerini açıkça söyleyemediklerinden hayatları da zehir oluyor olmalı.
*
Herkesin kendi cinsel eğilimini istediği gibi açıkça yaşamasından yana olan özgürlükçü insanlar erkek futbolcuların da kadınlar gibi eşcinsel olduklarını rahatlıkla açıklayıp bunu rahat yaşayabilecekleri bir hayat için savaşmalılar.
Şimdi düşünün Türk Milli Kadın Futbol Takımı dünya şampiyonu olsaydı birkaç kadın futbolcu kutlamalara kadın sevgilisiyle katılsa bunu nasıl karşılayacaktık.
Ve aynı soruyu erkek futbol takımı için de soralım; erkek futbol takımımız dünya şampiyonu olsaydı en iyi oyunculardan bir tanesi eşcinsel olduğunu açıklayıp şampiyonluk kutlamasına erkek sevgiliyle katılsa ne düşünürdük.Her iki durumda da bunu normal karşılayıp kiminle sevgili olursa olsun bundan bana ne diyebilecek duruma nasıl gelebileceğimizi bir an önce  düşünmeliyiz. 

https://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/2527122-futbolcular-escinsel-olur-mu

Ferzan Özpetek'in son filmi 'La Dea Fortuna' eşcinsel bir çiftin hayatına odaklanıyor




Sinema kariyeri ödüllerle dolu yönetmen Ferzan Özpetek'in son filmi La Dea Fortuna'nın yeni bir fragmanı yayınlandı.

Film, arkadaşlarının çocuklarına birkaç gün bakmalarını istemesinin ardından kendilerini bir krizin içinde bulan eşcinsel bir çiftin hikâyesini anlatıyor.

19 Aralık'ta vizyona girecek olan filmin oyuncu kadrosunda Özpetek'in birçok filmde beraber çalıştığı oyuncu Serra Yılmaz da yer alıyor.

https://t24.com.tr/video/ferzan-ozpetek-in-son-filmi-la-dea-fortuna-escinsel-bir-cifte-odaklaniyor,23168


"Cep telefonu beni eşcinselliğe sürükledi!"

"Apple beni homoseksüelliğe sürükledi!"

Moskova merkezli bir radyo istasyonundan duyurulan habere göre, bir Rus ABD’nin teknoloji devi Apple'ın onu eşcinselliğe ittiğini iddia ederek Apple’dan 15 bin dolardan fazla tazminat talep ediyor.

Turgut Başer


D. Razumilov olarak tanımlanan müşteki, 2017 yılında iPhone'una indirdiği 69 GayCoin adlı bir kripto para cinsinden ödeme uygulamasından sonra “aynı cinsiyet ilişkilerine sürüklendiğini” ve ahlâki olarak çöktüğünü iddia ediyor. Razumilov, bilinmeyen bir göndericinin uygulama aracılığıyla kendisine attığı mesajda “denemeden yargılama” dediğini öne sürüyor.

“Gerçekten, bir şeyi denemeden nasıl yargılayabilirim diye düşündüm? Ve aynı cinsiyetten ilişkileri denemeye karar verdim.” diyen Razumilov Çarşamba günü Govorit Moskva tarafından yayımlanan bir şikayette bulundu.

Razumilov'un şikayeti şöyle devam ediyor: “İki ay geçtikten sonra kendi cinsiyetimden biriyle yakınlaştığımı ve bu ilişkiden ne yaparsam yapayım çıkamayacağımı söyleyebilirim. Kalıcı bir erkek sevgilim var ve bunu aileme nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Söz konusu mesajı aldıktan sonra hayatım daha da kötüye gitti ve bir daha asla normal olmayacak.”

Razumilov, Apple'a açtığı 1 milyon rublelik (yaklaşık 90 bin lira) tazminat dilekçesinde teknoloji devi Apple'ın mağazasındaki uygulamanın ahlakî acı çekmesine ve zihinsel sağlığına zarar vermesine neden olduğunu ve bu yüzden de hayatının karardığını öne sürerek “beni eşcinselliğe itti” ifadelerine yer verdi.

Moskova’daki Presnensky Bölge Mahkemesi, geçtiğimiz Çarşamba günkü Razumilov’un şikayetini mahkeme veri tabanına geçirdiğini açıkladı ve şikayetçi Razumilov'a 17 Ekim’de yapılacak bir görüşme için randevu verdi.

https://www.habernediyor.com/yasam/apple-beni-homoseksuellige-surukledi-h7262.html

Gümrükçü, İnsan Haklarının Başkenti Vizyon Belgesini imzaladı

İzmir Barosu öncülüğünde hazırlanan “İzmir İnsan Haklarının Başkenti Vizyon Belgesi”ne Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü imza attı.


İzmir Barosu’nda düzenlenen imza töreninde Baro Başkanı Özkan Yücel ve baro yönetim kurulu üyeleri hazır bulunurken, yaklaşık bir saat süren görüşmede Çiğli’nin İnsan Hakları Kenti olma yolunda baroyla birlikte atacağı adımlar konuşuldu. İmza töreninde, çocuk, kadın, engelli, yaşlı ve LGBTİ bireylerin güvenli, huzurlu ve refah dolu bir kentte yaşayabilmeleri için atılacak adımlar ve sürecin nasıl ilerleyeceği konuları ayrıntılı şekilde ele alındı.

YAŞANILIR KENT ÇİĞLİ

Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü İnsan Hakları Başkenti çalışmasına katılmanın yapılacak uygulamalarda kendilerini daha da motive edeceğini, vizyon belgesinde sunulan başlıkların Çiğli’nin ve İzmir’in daha yaşanılabilir bir yer olması için önemli olduğunu söyledi.

Gümrükçü, “Genel Başkan Yardımcımız Gökçe Gökçen de İnsan Hakları Kentleri ile ilgili bir çalışmayı yürütüyor. Baro tarafından hazırlanan metin gerçekten büyük bir titizlikle hazırlanmış. Katkı koyan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir Barosu gibi tarihi 100 yılı aşmış bir kurumsal yapı ile böylesine kıymetli bir projede paydaş olmak bizleri çok sevindirdi. Bizim bu konuda en büyük şansımız İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve onun vizyoner bakış açısı olmuştur. Soyer’in vizyonu ve desteği ile İzmir insan haklarının başkenti olacaktır” dedi.

DEMOKRASİYİ YERELDEN İNŞA ETMELİYİZ

Baro Başkanı Özkan Yücel, hazırlanan vizyon belgesine seçimlerden sonra sadece Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü’nün imza attığını söyledi. Seçim sürecinde İzmir’de CHP’li başkan adaylarından dördünün belgeyi imzaladığını hatırlatan Başkan Özkan, Başkan Gümrükçü’nün seçim sonrasına attığı bu adımının çok kıymetli olduğunu dile getirdi.

Baro Başkanı Yücel, demokrasinin, hukukun günden güne kan kaybettiği bir dönemde yerelden bir demokrasi ve barış hareketinin başlaması için mücadele verdiklerini belirterek, “İzmir çağdaş dünyanın bir parçası olmaya açık bir kent. İnsan kaynağı, çok sesli çok katmanlı sivil toplumu ve dinamik yapısıyla ülkemizin yaşadığı sıkıntılı günlerden çıkması için büyük bir potansiyeli barındırmaktadır. Türkiye’nin ve yaşadığımız coğrafyanın her köşesinden gelen çağrılar İzmir’e, İzmirlilere ve yerel yöneticilere büyük sorumluluklar yüklemektedir. Başkan Gümrükçü’nün bu sorumluluk ve bilinçle İzmir İnsan Hakları Başkenti çalışmamıza ortak olması çok sevindirici” dedi.

https://www.birgun.net/haber/gumrukcu-insan-haklarinin-baskenti-vizyon-belgesini-imzaladi-270956

1 Ekim 2019 Salı

Ricky Martin taşıyıcı anneden yeni çocuğunu bekliyor

Ressam Jwan Yosef ile evli olan üç çocuk babası Ricky Martin, taşıyıcı anneden dördüncü çocuğunu beklediğini duyurdu.


Ünlü şarkıcı Ricky Martin, eşi Jwan Yosef ile birlikte taşıyıcı anneden dördüncü çocuklarını beklediklerini açıkladı.

23'üncü geleneksel İnsan Hakları Kampanyası Vakfı yemeğinde konuşan 47 yaşındaki Martin, "Ailem burada. Jwan, seni göremiyorum ama seni seviyorum. Güzel ikizlerim Valentino ve Matteo, onlar da burada. Sizi tüm kalbimle seviyorum. Sizler benim gücümsünüz, bana her gün ilham veriyorsunuz, yaptığı iş için beni motive ediyorsunuz, harika çocuklarsınız. Bebeğim Lucia burada değil, büyükannesiyle evde ama o da benim hayatımın ışığı" sözleriyle konuşmasına başladı.

Martin, "Bu arada bebek beklediğimizi duyurmam lazım" ifadesinden sonra salondaki seyircilerden büyük alkış aldı. Ünlü şarkıcı, "Büyük aileleri seviyorum" dedi.

Ulusal Görünürlük Ödülü alan Martin, ödülünü dünyadaki LGBTİ+ mültecilere ithaf ettiğini açıklayarak, "Ülkelerinden ayrılıyorlar çünkü kendilerini tehdit altında hissediyorlar. Bu ülkeye geliyorlar ve kimlikleri nedeniyle sığınma talebinde bulunuyorlar. Sığınma talebi bir ayrıcalık değildir. Bu ödül, onlar için. Onlarla konuşacağım. Mağdurlarla konuşacağım ve onların sesi olacağım" dedi.

ABD'li şarkıcı, Suriye kökenli İsveç vatandaşı Jwan Yosef ile 2018'de evlenmişti.

Martin'in 10 yaşında ikiz oğulları ve henüz 10 aylık olan bir kızı bulunuyor.

http://www.bursadabugun.com/haber/ricky-martin-tasiyici-anneden-yeni-cocugunu-bekliyor-1182831.html

Cezaevinde bulunan trans kadın Buse, Meclis gündeminde


Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, cezaevinde bulunan trans kadın Buse'nin ameliyatının engellenmesi konusunu Meclis gündemine taşıdı. Gülüm Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde, "Buse'nin ameliyatı neden engelleniyor?" diye sordu.

Soru önergesinde, hapishanelerde özellikle trans kadınlara yönelik yaklaşımların “ırkçılık” boyutuna ulaştığı ve bu durumun LGBTİ+ ve insan hakları alanındaki STÖ’lerin raporlarına yansıdığı kaydedildi. "Mahpusların neredeyse tamamı erkek hapishanelerinde tutulmakta, kapasite yetersizliği gerekçesiyle de çoğu, tekli hücrede tutulmaktadır" denen önergede, cezaevinde bulunan Trans kadınların cezaevine girişlerinden itibaren hastane ve mahkemeye giriş süreçlerinde de erkek gardiyanlar tarafından aranması, kantinlerden ihtiyaçlarını temin edememeleri yaşanan kötü muamelelere örnek olarak gösterildi. Bu nedenlerle cinsiyet geçiş ameliyatlarının kişinin ruh sağlığı açısından zorunlu olmasının yanı sıra hapishane koşulları yönünden de büyük önem taşıdığı ifade edilen önergede şunlar ifade edildi:

"Metris 2 Nolu T Tipi Erkek Hapishanesinde tutulan trans kadın mahpus Buse’nin, cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmek için yıllardır verdiği mücadele devam etmektedir. Buse, 2018’in Temmuz ayında 38 gün süren ölüm orucunu, Mahkemenin “ameliyat izni” kararı üzerine sonlandırmıştır. Ancak ameliyatı, Adalet Bakanlığının “ameliyat zorunludur ancak aciliyeti yoktur” gerekçesiyle engellenmiştir. İhlalin devam etmesi ile 31 Ocak 2019’da yeniden ölüm orucuna giren Buse, Hapishane idaresinin “ameliyatın yapılacağını taahhüt etmesiyle” bir kez daha eylemini sonlandırmış fakat ameliyatı gerçekleştirilmemiştir. Ağustos 2019’da cinsel organını kesen Buse geçtiğimiz günlerde basına hitaben yazdığı mektubunda ise dayanacak gücünün kalmadığını, ameliyatının bekletilmesi durumunda yaşamına son vereceğini belirtmektedir."

Bu bağlamda HDP'li Gülüm, Bakan Gül'e şu soruları yöneltti

Cinsiyet geçiş ameliyatına ilişkin emsal karara ve süreçle ilgili bütün prosedürlerin yerine getirilmiş olmasına rağmen Buse’nin cinsiyet geçiş ameliyatı neden engellenmektedir?

Buse’nin cinsiyet geçiş ameliyatının engellenmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. ve 14. maddelerine aykırı değil midir?

Trans kadın mahpus Buse’nin ameliyatının bekletilerek yaşam hakkının riske atılmasından kim sorumludur?

Buse’nin basına hitaben gönderdiği mektup bilginiz dâhilinde midir? Bir an önce talebinin karşılanması için herhangi bir girişiminiz olacak mıdır?

Cinsiyet geçiş ameliyatına ilişkin emsal karar bulunmasına rağmen uygulamadan kaynaklı mağduriyetler devam etmektedir. Keyfi uygulamalarla engellenen sürecin, LGBTİ+ ve insan hakları alanındaki STÖ’lerin müdahilliğinde adil ve etkin şekilde yürütülmesi amacıyla planladığınız bir çalışma var mıdır?

2015 yılından 2019 Eylül ayına kadar Türkiye hapishanelerinde cinsiyet geçiş ameliyatı için başvuran hükümlü ve tutuklu sayısı kaçtır? Yapılan başvuruların kaçına ne şekilde yanıt verilmiştir?

2016 yılından 2019 Eylül ayına kadar trasların olduğu hapishanelere sevk edilmek için başvuruda bulunulmasına rağmen nakli yapılmayan mahpus sayısı kaçtır? Gerekçesi nedir?

Bakanlığınız bilgi edinme başvuruları ve soru önergeleri olmadan neden LGBTİ+ mahpuslara ilişkin veri paylaşmamaktadır?

LGBTİ+ mahpusların şiddete, kötü muameleye ve ayrımcılığa uğramasını engellemek üzere Bakanlığınız tarafından nasıl tedbirler alınmaktadır?

https://www.birgun.net/haber/cezaevinde-bulunan-trans-kadin-buse-meclis-gundeminde-270670