27 Temmuz 2016 Çarşamba

Justin Bieber eşcinsel rolünü reddetti

22 yaşındaki Kanadalı pop yıldızı Justin Bieber, 'Uber Girl' filmi için kendisine teklif edilen rolü reddetti. Bieber, senaryo gereği bir erkekle birlikte olması gereken sahnenin değişmesi gerektiğini, aksi halde filmde yer almayacağını söyledi. 

New York Post’tan Richard Johnson’ın haberine göre, yazar Pete O’Neill’in kaleme aldığı ‘Uber Girl’ filminde bir popstarı canlandırması için Justin Bieber’a teklif götürüldü.  Ancak Bieber, senaryoda değişiklik yapılmazsa bu yapımda yer almayacağını söyledi.

Senaryoda Bieber’ın başka bir erkekle birlikte olduğu bir sahne yer alıyor. Yazar O’Neill, ‘Final sahnesinde bir erkek dansçıyla birlikte olması gerekiyordu, ancak Bieber bunu reddetti’ açıklaması yaptı.

ESKİ SEVGİLİSİNE DE TEKLİF GİDECEK

Projede yer alması planlanan diğer isimler arasında Bieber’ın eski sevgilisi Selena Gomez, Ariana Grande ve Mad Men’de Sally Draper rolüyle hafızalara kazınan aktris Kiernan Shipka da var.

Justin Bieber eşcinsel rolünü reddetti

Justin Bieber 2010 yılında CSI: Crime Scene Investigation diziside iki bölümde rol almıştı. 2011’de de Ben Stiller’ın ‘Zoolander No:2’ filminde görünmüştü.

Hürriyet

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Jeffrey FinnER


"Sonunda Sulu'yu gay yapmaya karar verdik"

* En çok konuşulan Sulu'yu gay karakter yapmanız oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
- Yazarlarımızdan Simon ile bu konu üzerinde çok düşündük. Birçok kişinin fikrini aldık. Sonunda Sulu'yu gay yapmaya karar verdik. Sulu'nun gay olması benim için ya da fikrini aldığımız kişiler için sorun olmadı. Umarım Star Trek dünyasında da mesele olmaz ve filmin önüne geçmez.

http://www.bursadabugun.com/haber/filmin-tek-amaci-var-baris-721088.html

İsveç’te sendikalar ve işçiler ‘Onur Haftası’na katılıyor

Bu hafta başında başlayan ve hafta sonu yapılacak bir yürüyüşle sona erecek. LO) ile ona bağlı federasyonlar katılma kararı aldı.

Murat KUSEYRİ
Stockholm

Bu hafta başında başlayan ve hafta sonu yapılacak bir yürüyüşle sona erecek ‘Stockholm Onur Haftası’na İsveç İşçi Sendikaları Konfederasyonu (LO) ile ona bağlı federasyonlar katılma kararı aldı. LO Politik Sekreteri Nina Andersson, eşitliğin sendikalarının çalışmalarının temelini oluşturduğunu ve bunun savunulması için Onur Haftası’nda düzenlenen etkinliklere katılacaklarını ve federasyon başkanlarının yürüyüş kortejinde yer alacaklarını söyledi.

IF Metall Federasyonu Başkanı Anders Ferbe de, Orlando ve dünyanın diğer yerlerinde farklı LGBTI bireylere yönelik katliam ve saldırılara tavır almak gerektiğini, LGBTI bireylerin güvenlik içinde özgürce yaşayabilmelerine katkıda bulunmak için Onur Yürüyüşü’nde yer alacağını söyledi. Ve sanayi işçilerine yürüyüşte kendisine eşlik etmeleri çağrısı yaptı.

ÜCRETLERİN DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞI KAMPANYA
Transport İşçileri Federasyonu da, “Onur Haftası”na katılacağını, Avrupa’da kamyon ve TIR şoförlerinin ücretlerinin düşürülmesine karşı imza toplayacağını ve topladıkları imzaları önlem alması için Avrupa Birliği Komisyonuna göndereceğini açıkladı. Transport, pek çok firmanın Doğu Avrupa ülkelerinden gelen Şoförleri düşük ücretle ve köle gibi çalıştırarak ulaşım sektöründe ücretleri düşürme girişimlerine karşı eylemler yapmış ve imza kampanyası başlatmıştı.

IRKÇI GRUPLARDAN PROVOKATİF GİRİŞİM
İşçilere yönelik provokatif gösteriler yapan ırkçı ve yabancı düşmanı gruplar da, Onur Haftası’nda Stockholm’de göçmenlerin olarak yaşadıkları Järva bölgesinde 27 Temmuz günü “Alternatif Onur Yürüyüşü” yapmayı kararlaştırdılar. Müslümanlar ve trans bireylere yönelik nefret içeren konuşmalar yapmakla tanınan İngiliz Gazeteci Milo Yiannopoulus’u da yürüyüşe katılması için davet ettiler.

TÜRKLER İLK KEZ FESTİVALE KATILACAK
Bu yıl Onur Yürüyüşü’ne Stockholm ve çevresinde yaşayan Türkler de ilk kez grup olarak katılacak. “Türkler Onur Festivali’nde” adlı bir Facebook grubu oluşturan Türkler, “Biz, yürüyüşte bulunacak sevginin tüm renk ve biçimlerini, insan haklarını, demokrasi ve barışı destekliyoruz. LGBTİ bireyler yalnız değildir ve birlikteyiz” dedi.

Kürtler ise, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Kürdistan bayrakları, kırmızı, yeşil ve sarı renkleri ve ulusal giysileriyle festivalde yerlerini alacaklar. Geçtiğimiz yıl, 50 bin kişinin katıldığı Onur Yürüyüşü’nü yarım milyona yakın kişi izlemişti.

https://www.evrensel.net/haber/286006/isvecte-sendikalar-ve-isciler-onur-haftasina-katiliyor

24 Temmuz 2016 Pazar

Ötekinden korkmak

Bireyselliğin yeteri kadar gelişmediği toplumlarda öteki çok daha tehlikelidir. Çünkü kendilik gelişimi zayıfsa, farklı olan öteki, bireyin kendisiyle ilgili gerçeklik ve haklılık algısını daha fazla tehdit eder

Annemin epilepsisi vardı. Halk arasında sara olarak bilinen bu hastalık, nöbet geldiğinde kişinin daha sonra çoğunlukla utanacağı bir durum yaşamasına neden olur. Annem 15-20 saniye kadar bilincini yitirdiği ve yere düştüğü nöbetler geçirirdi. Nöbetlerin nerede ve ne zaman geleceği belli olmazdı tabii. Onu pazarda alışveriş yaparken de yakalayabilirdi, arkadaşlarıyla tatlı tatlı sohbet ederken de. Çok utanırdı annem, sanki bu bir hastalık değil de kendisinin bir kabahati, kusuruydu. En  yakınları dışında kimsenin bu hastalığını bilmesini istemezdi.

Annemin bu düşünüş biçimine, tıpta “selfstigamatizasyon” denir. Yani kişinin kendi kendini damgalaması, dışlaması, ötekileştirmesi. Eğer hastalığını bilirlerse ona hak ettiği değeri vermeyecekler gibi hissederdi bilinçdışı bir şekilde ama “Neden bilsinler oğlum, ne gerek var?” diye bir açıklama yapardı bana ve kendisine.

Tahammülümüz yok

Bazı hastalıklar toplumun onlara yükledikleri anlam nedeniyle, o hastalığı olan kişilerin alnına kazınır sanki ve toplum onları içine almak istemez. Cüzzam da öyle bir hastalıktır mesela. “Türkan Saylan Cüzzam Hastanesi” sınırları dışında, ailelerinin yanında bile, rahat edemez cüzzam hastaları. İnsanlar onlardan korkar, ürker, hatta tiksinirler. Oysa korkuları boşunadır. Cüzzam başlangıçta çok kısa bir süre hariç bulaşıcı değildir çünkü.

Toplum tarafından dışlanan, en büyük hastalık grubu psikiyatrik hastalıklardır. Özellikle şizofreni hastaları, halk arasında tam olarak “deli” damgası yer ve neredeyse hiçbir kişisel hakka sahip değilmiş gibi muamele görürler. Onlarla evlenmek, onlarla arkadaş olmak, onlarla birlikte anılmak istemez “normal” insanlar. Mahallede bir şizofreni hastası varsa, üstelik biraz “garip” davranışları, insanlara tuhaf gelen söylemleri de oluyorsa, dışlarlar onu, ancak gülerek, alay ederek tolere edilebilirler. Sıklıkla “normal”lerin şiddetine uğrar.

Çünkü birçok insan farklı olana, aklına yatmayana tahammül edemez. Bu durum maalesef bizimki gibi “öteki”ne saygının iyice azaldığı toplumlarda çok daha vahim hale gelmiştir.

Stigmatizasyon yalnızca hastalara yapılmaz. Toplumsal normların dışında olduğu düşünülen bütün insanlar, gruplar bu muameleye maruz kalır. Başka türlü olmak, bazı insanların ve grupların yakasına istenmeyen bir kimlik olarak yapışır. Onların kabul edilemez özellikleri vardır, bu özellikleri çoğunluğu oluşturan kesimde tiksinti, korku, öfke vb. olumsuz duygular uyandırır.

Sosyolojik olarak stigmanın tarifi şöyle yapılır: “Kişiyi toplumun ya da içinde bulunduğu grubun diğer üyelerinden olumsuz olarak ayrıştıran ve sosyal olarak kabul görmesini engelleyen, fiziksel, psikolojik veya sosyal bir işaret.” Belli bir politik görüşe sahip olmak, din, cinsel yönelim (eşcinsellik), işsizlik, yoksulluk en önemli stigma kaynaklarıdır. 

Stigma bireyin kişisel özelliği nedeniyle değil, kişinin içinde bulunduğu toplumun, grubun o özelliğe atfettiği olumsuz anlamla ortaya çıkar. O “işaret”in kendisi değil, onun toplum tarafından tanımlanma biçimidir belirleyici olan. Eşcinsellerin stigmatize edilmediği bir ülkede bir eşcinsel, belediye başkanı seçilip partneriyle el ele kendisini seçen halkı selamlarken, bizim ülkemizde alay edilmekten şiddet görmeye, işten atılmaya kadar varan muamelelere uğrayabilir.

Fırsatı kaçırıyoruz

Kriz, savaş ve kaos durumlarında stigmatizasyon öyle bir boyuta varabilir ki en sıradan farklılık düşmanlık olarak algılanır. Bırakın bir azınlığa dahil olmayı, etnik farklılığı, mezhep farklılığını, ayrı partilere oy vermek bile insanların birbirlerini ötekileştirmeleri, birbirlerini dinlemekten vazgeçmeleri, düşman olarak görmeleri için yeterli hale gelir.

Düşman bizi yok etmek ister, öyleyse o bizi yok etmeden biz onu yok etmeliyiz.

Bireyselliğin yeteri kadar gelişmediği bizim gibi toplumlarda öteki çok daha tehlikelidir. Çünkü kendilik gelişimi zayıfsa, farklı olan öteki, bireyin kendisiyle ilgili gerçeklik ve haklılık algısını çok daha fazla tehdit eder. Bu durumda kişi var olabilmek için kendini güçlendirmek, kendiliğinin sınırlarını daha net çizmek yerine, ötekini yok etmeye yönelir çünkü ötekinin varlığının kendiliğini tehlikeye düşürdüğü gibi bir algıya sahiptir.

Farklı olan öteki bir tehdit değil, kişinin birey olabilmesi için bir fırsattır. Ve biz bu fırsatı kaçırmak üzereyiz.

Alper Hasanoğlu - Milliyet

Cenk Eren: Evlilik beni çok kısıtlar!

Şarkıcı Cenk Eren, evliliğin kendisine göre olmadığını itiraf etti.

Cenk Eren, evliliği düşünmediğini belirterek, "Ben özgürüm. Özgürlüğüme de düşkünüm" dedi.

Posta Gazetesi'nde yer alan habere göre; 50 yaşındaki şarkıcı, "Şimdi kapıyı çekip çıkıyorum. Ama evlenince... Zor. Evlilik beni çok kısıtlar" şeklinde konuştu.

Baba olmak konusunda ise ünlü şarkıcı, "Benim için o da geçti. Barınaktan bir köpek alacağım" ifadelerini kullandı.

Posta

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Onur Büyüktopçu: Gay değilim ama olsaydım söyler miydim bilemiyorum

Türkiye’de erkek oyuncular aktörlüğünü kanıtlamak için “Gerekirse eşcinsel rolü de oynarım” der, kadınlar “Gerekirse soyunurum” klişesini kullanır. Gerçekten büyük bir mesele mi eşcinseli oynamak?

- Hayır. Zaten Koriş karakteri için tam anlamıyla gay demem doğru olmaz. Ama böyle bir rolü oynamak için eşcinsel olmaya gerek yok. Ben enerjime ve yeteneğime güvendim.

İzleyicinin bir sezondur gay olarak düşündüğü Koriş aslında heteroseksüel mi yoksa Türkiye’deki birçok gay gibi kimliğini mi saklıyor?

- Koray bence aseksüel. Cinsiyetsiz bir karakter. Erkeğe de kadına da aynı mesafede duruyor.

Peki siz gay karakteri canlandırır mıydınız?

- Evet. Çünkü ben oyuncuyum. Kendi oyunculuğuna, yeteneğine güvenmeyen oynayamaz.

Rolünüzden dolayı sizin de gay olduğunuzu düşünenler var...

- Sosyal medyada bu sıkça konuşuluyor. Hayır değilim. Ha eğer gay olsaydım da söyler miydim? Bilemiyorum.

Bu coğrafyada eşcinsel yaftası alacak karakteri canlandırırken tereddüt ettiniz mi?

- Hayır. Her yaştan herkes Koray’ı sevdi. Gelip fotoğraf çektirenler var. Ayrıca Koray karakterinin yaptığı gibi “Beni aşağılasana” diyenler de oluyor. “Bana çirkin ağızlı der misin”, “Benim bacaklarım çarpık, hadi bana hakaret et”  diyorlar.

Diğer projelerdeki eşcinsel karakterler size yol gösterdi mi?

- Koriş, hayatı farklı algılayıp yaşayan bir renk. Duygu geçişlerini yakaladım. Aniden 10 yaşındaki çocuğun zekâsına geçiyor, birden kendini star zannediyor. Bana tek gereken yüksek bir enerjiydi ve onu vermeye çalışıyorum.

Kadınlar Koray gibi adamları daha mı çok seviyor?

- Evet. Her kadın hayatında Koray gibi bir kanka istiyor. Kadınlar günün belli bir zaman diliminde başroldeki Ömer İplikçi (Barış  Arduç) gibi bir karakterle olmak ister. Ama kalan zamanını Koray’la geçirmeyi tercih eder.

Hakan GENCE- Fotoğraflar: Muhsin AKGÜN

Hürriyet

Kaliforniya’da Devlet Okullarında LGBT Tarihi Öğretilecek

Kaliforniya’da eğitim devlet yetkilileri LGBT tarihinin okullarda öğretilmesi için oy kullandı.

LA Times’a göre eğitim devlet kurulu, oy birliği ile okullarda Lezbiyen, Gay, Biseksüel, ve Transeksüel Amerikalıların ‘Rollerin çocuklara sağladığı olumlu katkısını’ oy birliğiyle kabul etti.
Kaliforniya’da ilk ve orta okullar’da Amerikanın ilk LGBT oluşumu tarihinden bahsedilecek,

Öğrencilere Harvey Milk de dahil olmak üzere önemli LGBT figürleri hakkında bilgi verilecek, ve 1950’lerde ülkenin ilk eşcinsel hakları örgütlerinin nasıl ortaya çıktığını, mücadelelerini yıllar boyunca nasıl sürdürdükleri anlatılacak.

Müdür Rick Zbur ise ‘ Bu müfredat tüm öğrencilerin gelişebileceği bir ortam yaratmaya yardımcı oluyor’ dedi.

KAYNAK: gmag

Eşcinselliği özendirici' kremleri yasakladı

TANZANYA Hükümeti cinsel ilişkilerde kullanılan kayganlaştırıcı kremlerin ithalat ve satışını ‘eşcinselliği özendirdiği’ gerekçesiyle yasakladı.

Yerel basın organlarına yaptığı açıklamada yasak kararını doğrulayan Tanzanya Sağlık Bakanı Ummy Mwalimu, HIV virüsünün yayılmasını önlemek için yasak kararı aldıklarını belirtti.

Erkekler arasında eşcinselliğin yasa dışı olduğu Tanzanya’da eşcinsellik ömür boyu hapis ile cezalandırılıyor. Kadınlar arasındaki eşcinsellik ise yasak kapsamında değil.

Tanzanya’nın en büyük kenti olan Darüsselam’ın yeni seçilen Belediye Başkanı da eşcinsel karşıtı görüşleri ile tanınıyor. Belediye Başkanı son olarak polisin eşcinsel müşterilerin olduğundan şüphelendikleri kulüplere baskın yapmaları talimatı vermişti.

http://www.bakburda.com/haber/36356/escinselligi-ozendirici-kremleri-yasakladi.html

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Jarrod Scott for GQ Australia by Todd Barry

gzone.com.tr'ye Siber Saldırı

Eylül 2014’ten beri yayında olan web sitemiz gzone.com.tr, özellikle son 1 senedir aralıklarla gerçekleşen “ping atma” dediğimiz yöntemle, aşırı talep gönderilip çökertilme temennisiyle siber saldırılara maruz kalmaktaydı.

Zaman zaman sitemizde yaşanan bu sorunu göğüsledik ve önemli bir zaman dilimi boyunca kesintiye uğramadan web sitemizi ayakta tuttuk.

Ancak bugün (20.07.2016) yaşanan kuvvetli siber saldırı süresince sitemizin yönetim paneli hack edilmek suretiyle içeriye sızılarak sitemizin kodları değiştirilmiştir. Web sitemize olan erişim yaklaşık iki saat boyunca engellenmiş ancak yapılan ivedi müdahale ile websitemiz yeniden yayınına geri dönmüştür.

Daha önce başka LGBTİ içerikli sitelere de yapılan benzeri hackleme girişimlerine bakıldığında, yapılan bu siber saldırıların politik veya homofobi amaçlı olduğunu görmekteyiz. Politik veya homofobi amaçlı olan tüm siber saldırılarda, saldırıyı üstlenen hacker veya grup, söz konusu sitelere bu hack girişimini neden yaptıklarını açıklamaktadırlar. Benzeri bir durum bugün sitemize yapılan siber saldırıda YAŞANMAMIŞTIR.

Bunun sonucunda, tarafımıza belli kurumlarda çalışan şahıslar tarafından önceden yapılan sözlü ve yazılı tacizleri de göz önüne alarak, yapılan saldırının ticari amaçlı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Belli isimleri işaret eden elimizdeki bulguları açıklamak ise camiamız adına bizlere utanç vereceği için bu konuda şimdilik sessizliğimizi koruyacağız.

Aynı girişimin tekrarlanması durumunda bize kimlerin zarar vermek istediğini açıklayacağımızı duyurur, camiada az da olsa kalan itibarlarını korumaları adına, siber saldırı girişiminde bulunan bu şahısları en son kez uyarmak isteriz.

Ülkemizin geçtiği bu sıkıntılı süreçte, bazı kurumların ve şahısların tek derdinin gzone.com.tr’yi çökertme isteği içinde olmasını, üstelik bunun da homofobi veya politik sebeplerden dolayı değil de ticari düşünce içinde yapılıyor olmasını esefle ve büyük üzüntüyle karşılıyoruz.

LGBTİlerin sesini duyuran irili ufaklı tüm mecralar için, her ne sebeple olursa olsun, her türlü sansür ve engellemeye karşı durduğumuzu belirterek bizleri destekleyen herkese sevgi ve saygılarımızı sunarız.


GZone (www.gzone.com.tr

Balıkesir’de bir trans erkek intihar etti

Balıkesir’in Edremit ilçesinde Ayaz Utku Karakulak adlı 22 yaşındaki trans erkek intihar etti. 

Çevredekiler, Ayaz Utku’yu binanın çatısında görünce, durumu polis ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye ekibi, şişme yatağı açarken, trans erkek kendini binadan aşağı atarak intihar etti.

Medya organları Ayaz'ın intiharını haberleştirirken kimlik ismini kullandı. Twitter kullanıcıları #AyazUtkuKarakulak hashtagiyle medya organlarına transfobi yaptığı yönünde baskı yaratırken, Ayaz Utku'nun sevgilisine nefret mesajları gönderildi.

Sevgilisi Twitter adresinden “Benim 6 yıllık sevgilim, sırf trans diye ölmeyi hak etmedi. O koskoca dünyaya bir benim sevgilimi sığdıramadınız. Cenazesine gitmeme bile izin vermeyen yargılarınız batsın! Affım yok kimseye. Yükseklik korkusu vardı onun, kendini yüksekten attı. Nasıl yaktınız canını kim bilir... 6 senem, canım. Rahat uyu!” mesajını paylaştı.

Kaos GL

19 Temmuz 2016 Salı

Gurur Aydoğan, “Kanıt: Ateş Üstünde” adlı diziyle izleyici karşısına çıktı






IŞİDci biseksüel(iddia)!?

ŞOK İDDİA: FRANSA’YI KANA BULAYAN IŞİD TERÖRİSTİ BİSEKSÜEL MİYDİ?

Geçtiğimiz hafta Fransa’nın Nice şehrinde, beyaz bir kamyon ile kalabalığa dalan ve en az 85 kişinin ölümünden sorumlu olan Işid teröristi Mohamed Lahouaiej-Bouhlel’in biseksüel olduğu iddia edildi.


Nice’de yaşana katliam ile ilgili haberimize ulaşmak için buraya tıklayın…

PinkNews’un, Fransız haber kanalı BFMTV kaynaklı haberine göre, saldırıdan sorumlu olan kamyon şöförü ve Işid teröristi Mohamed Lahouaiej-Bouhlel’in, sanıldığı gibi dindar bir müslüman olmadığı iddia edildi. Ailesine göre, 31 yaşındaki terörist ne Ramazan ayında oruç tutuyor, ne de müslümanlığın alkol ve domuz eti tüketmemek gibi kurallarını yerine getiriyordu. Haber kanalının yaptığı araştırmalara göre Bouhlel’in Tinder isimli arkadaşlık uygulamasına hem erkeklere hem de kadınlara yönelik bir profili bulunmaktaydı. Haberin yayınlanmasından kısa süre sonra Fransız istihbaratı bu haberi doğruladı.

Çeşitli tartışma programlarındaki gündeme bakılacak olursa, IŞİD, Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki yaşama ayak uydurarak yaşayan müslümanların bir şekilde İslam kurallarına aykırı yaşadıklarına ve günahlarının ancak kendilerine katılarak ve birer IŞİD askeri olmaları durumda affedileceğine inandırarak dünyayı teröre bulamakta.

http://gzone.com.tr/sok-iddia-fransayi-kana-bulayan-isid-teroristinin-biseksuel-miydi/

Cinsiyet değiştiren öğrencilere yeni hitap

The Telegraph gazetesinin haberine göre, İngiltere’de öğretmenlerden, cinsiyet değiştiren öğrencilere ‘kız’ veya ‘erkek’ demek yerine, incinmemeleri için ‘zie’ denmesi istendi.

İngiltere Yatılı Okullar Kurumu, resmi sürecin işlemesi için öğretmenlerin ‘yeni bir dil’ öğrenmeleri gerektiğini söylüyor. Kurumun başkanı Alex Thompson, ‘bir kılavuzun hazırlanmasının ne yapmaları gerektiğini bilmeyen öğretmenlere yardımcı olabileceğini’ savundu.

Milliyet

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Bir dönüşümün filmi: Dualar Bobby İçin

Dualar Bobby İçin filmi, vakit geçirmek için izlenilecek filmlerden ziyade “eşcinsellik nedir?” sorusuna cevap arayanların kafasındaki bütün soru işaretlerini giderebilecek bir film.

Evinizde ya da ibadethanelerde "amin" demeden önce düşünün. Düşünün ve hatırlayın; bir çocuk sizi dinliyor.

Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak beyaz perdeye aktarılan  Dualar Bobby İçin (Prayers for Bobby) filmi, Robert Griffith’in intiharla sonuçlanan acıklı yaşamını konu ediniyor.

Filmin senaryosu, Katie Ford tarafından kaleme alınırken yönetmen koltuğunda ise ‘Akrep Kral 2: Savaşçının Yükselişi’ filminden de hatırladığımız Avusturyalı Yönetmen Russell Mulcahy oturuyor.  Filmin, aynı zamanda Leroy F. Aarons tarafından gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme alınan “Dualar Bobby İçin” adlı kitaptan uyarlandığını da hatırlatmakta fayda var. Bu çervede film, aslında bir edebiyat uyarlaması.

Filmin konusu ise şöyle;

Filmin linki aşağıda
https://www.youtube.com/watch?v=REMYDtVbawM

Bobby (Ryan Kelley), birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ailede mutlu mesut yaşamını sürdürmektedir. Ailenin bütün üyeleri tarafından da sevilen bir gençtir. Fakat Bobby’nin bir kusuru(!)  vardır: Bobby, eşcinseldir. Üstelik ne yapmışsa da bu kusurunu düzeltememiştir. Günlerden bir gün, içerisinde bulunduğu bu durumu ağabeyi Ed’e (Austin Nichols) anlatmaya karar verir. Filmdeki asıl olaylar ise tam da bu olaydan sonra başlar. Ed, kardeşine söz vermesine rağmen, kardeşini korumak adına bildiği bütün her şeyi anne ve babasına anlatır.

Duydukları karşısında Bobby’nin babası Robert  (Henry Czerny) daha sakin davranırken annesi,  yani Mary (Sigourney Weaver), adeta şok geçirmiştir.  Bu noktada araya girip Mary’nin  geleneksel  tarzda bir ailede yetiştiğini ve çocuklarını da bu şekilde yetiştirmeye çalıştığını belirtelim. Üstelik  Mary muhafazakar bir Hristiyan'dır.

Mary her ne kadar bu duydukları karşısında şok yaşa da Bobby’nin durumunun geçici ve tedavi edilebilir bir süreç olduğunu düşünmektedir.  Tabiki ilk iş olarak Bobby, iyi bir psikiyatriste götürülür ve Bobby’nin tedavi süreci bu şekilde başlar. Bu süreç, Hristiyanlık öğretileri ve İncil’den ayetlerle de desteklenir.  Hatta öyle ki Mary, Bobby’nin odasına minik notlar asmayı bile ihmal etmez.

Öte yandan Bobby’nin suçluluk psikolojisi iyiden iyiye artmaya başlamıştır. Toplumun ona hastalıklı bir bireymiş gibi davranması da özgüveninin yok olmasına sebep olmuştur. Bir süreliğine kuzeninin yanına taşınan Bobby, burada bir gey barda David (Scott Bailey) adında bir erkek arkadaş bulur.  Bobby ile David oldukça iyi vakit geçirmeye başlarlar. Hatta David, Bobby’yi ailesiyle bile tanıştırır.

Kendisini bir süreliğine de olsa iyi hisseden Bobby, ailesinin yanına döndüğünde David’den bahsetmek istese de ailesi pek de heyecanına ortak olmaz.  Üstelik David’i de başka bir erkekle birlikte görür. Bunun üzerine Bobby kendisini bir akşam vakti bir üst geçitten aşağı bırakarak yaşamına son verir.

Bobby’nin ölümü sonrası Mary, günah ve günahkarlık kavramını sorgulamaya başlar.  Mary’nin sorgulama süreci  yerel bir "eşcinsel günü"nü desteklemek üzere toplanan bir belediye meclisindeki  şu konuşması ile olgunluğa erişir:

"Cemaatlerinizde Bobby gibi çocuklar var. Siz bilmeseniz de her "amin" dediğinizde, sizi dinleyen ve yakında duaları susacak olan çocuklar… Onların Tanrı'ya yakarışları yalnızca anlayış ve kabul görmek için, sevginizi hak etmek için; ama nefretiniz, korkunuz ve 'eşcinsellik' kelimesine karşı bilgisizliğiniz bir gün bu duaların susmasına neden olacak. Bu yüzden evinizde ya da ibadethanelerde "amin" demeden önce düşünün. Düşünün ve hatırlayın; bir çocuk sizi dinliyor…”

Dualar Bobby İçin filmi, vakit geçirmek için izlenilecek filmlerden ziyade “eşcinsellik nedir?” sorusuna cevap arayanların kafasındaki bütün soru işaretlerini giderebilecek bir film.

http://www.murekkephaber.com/bir-donusumun-filmi-dualar-bobby-icin/4062/

İlk trans diş hekimi

Kadınsı hareketlerinden dolayı iş başvuruları reddedilen Emrah K., erkek olarak gittiği Tayland’da ameliyatla kadın olup Türkiye’ye döndü. Pembe nüfus cüzdanı alan Emrah K. Türkiye’nin ilk trans kadın diş hekimi oldu.

Ailesinin ikinci erkek çocuğu olarak 42 yıl önce dünyaya gelen Emrah K. çocukluk yaşlarından itibaren kendini  kadın olarak hissetti. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni kazanan Emrah K., üniversite yıllarında ailesine kendisini kadın gibi hissettiğini söyleyince evlatlıktan reddedildi. Emrah K. daha sonra Ece adını kullanmaya başlayarak bir arkadaşının evine yerleşti. Kendi imkanlarıyla okuduğu üniversiteden 2000 yılında mezun olan Emrah K, kadınsı hareketleri nedeniyle zor günler geçirmeye başladı. Bir klinikte işe başlayan diş hekimi, mesleğini yapabilmek için erkek gibi davranmaya, konuşurken sesini daha kalınlaştırmaya çalıştı. Görünümü ve hareketleriyle trans kimliğini saklayamayan Emrah K., hastalar ve klinik çalışanları tarafından ayrımcılığa uğradığını iddia etti. Tam anlamıyla bir kadın olmaya karar veren diş hekimi işi bırakarak ameliyat olmak için Tayland’a gitti.

Kadın oldu işten atıldı

Erkek olarak gittiği Tayland’dan kadın olarak Türkiye’ye dönen diş hekimi, tekrar eski kliniğinde hekim olarak işe başladı. Makyaj yapıp kadın gibi giyinen Emrah K.,  2 yıl boyunca burada çalıştı. Hastaların kendisini gördüğünde kafalarının karıştığını belirten Emrah K., ikinci yılının sonunda gelen şikayetler üzerine patronu işten çıkardı. İşsiz kaldıktan sonra mesleğini yapabilmek için tüm engelleri ortadan kaldırmak isteyen Emrah K. pembe kimliğine kavuşabilmek için hukuk mücadelesi başlattı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne cinsiyetini ve adını değiştirmek için dava açan diş hekimi, 1.5 yıl süren davayı önceki gün kazandı. Mahkeme, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden kadın olduğuna dair raporu kabul ederek trans diş hekiminin Emrah olan adını Ece, erkek olan cinsiyetinin de kadın olarak nüfusa işlenmesine karar verdi.

İyi bir diş hekimiyim devletten görev bekliyorum

Diş hekimliğine devam etmek için mücadelesine devam edeceğini söyleyen diş hekimi, “Türkiye’de bir trans diş hekimi olduğu bilinsin istiyorum. En azından bir sonraki trans doktor ya da diş hekimi benim yaşadığım zorluğu yaşamasın” ifadelerini kullandı. Mahkeme kararının ardından pembe kimliğine kavuşacak olan Ece, ilk işinin Diş Hekimleri Odası ile görüşmek olduğunu söyledi. Türkiye’nin ilk trans kadın diş hekimi olduğunu söyleyen Emrah K., “İyi bir diş hekimi olduğuma inanıyorum. Devlet hastanelerinde diş hekimliği yapmak için başvuruda bulunacağım” dedi.

TOLGA ATAR / VATAN

17 Temmuz 2016 Pazar

Rüzgar Erkoçlar'ın dövmeleri ne anlama geliyor

Bodrum’da denize girerken görüntülenen Rüzgar Erkoçlar, yeni dövmelerinin anlamını açıkladı. 

Hürriyet 


Çizgiler: Karganın üstündeki bordo ve siyah çizgiler şimdilik iki tane.

Zen halkası: Aydınlanmayı, gücü simgeliyor.    

Karga: O dövme daha büyüyecek. Ameliyat izi kapattığı iddiası doğru değil, benim ameliyat izim yok. Karga bir anlamda dönüşüm simgem.

Ben de size gülüyorum

Belimde ise İngilizce “Hepiniz gülüyorsunuz, farklı olduğum için. Ben de size gülüyorum, hepiniz aynı olduğunuz için” yazıyor.

Deniz Seki hapishanede 1.6 milyon kazandı!