3 Mart 2015 Salı

Erkekler ereksiyonlarını niye kontrol edemiyorlar?

Erkek "Şeyleri" Hakkında Bilmediğimiz Gerçekler

erkek Erkekler ve kadınlar gerçekten birbirlerinden çok farklılar. Peki, onları bizlerden farklı kılan nedir?

1-NEDEN EREKSİYONLARINI KONTROL EDEMİYORLAR?

Sabahları partnerimizin ereksiyon olduğunu görür ve bunun bizden kaynaklandığını düşünüp seviniriz. Oysa uzmanlar bunu, dolu idrar torbasının baskısı ve idrar borusunun cinsel sinirleri uyarması sonucu omurilikteki gerilim refleksinin eyleme geçmesi olarak tanımlıyor. Kısaca bu durum tamamen istemsiz. Sevgilimizle birkaç kadeh içtikten sonra tutkulu bir geceye hazırlanırken partnerimizin ereksiyon olamaması hayal kırıklığı yaratabiliyor. Ürolog Prof. Dr. Emre Akkuş'a göre, alkol ereksiyonun baş düşmanlarından biri. "Biraz alkol kişiyi gevşetir, uyarılmayı artırır ama miktar arttıkça damarlarda tahribata sebep olabileceğinden ereksiyon da bundan olumsuz etkilenir ve kontrolden çıkar" diyor..

2- NEDEN TUVALETE BİZİM KADAR SIK GİTMİYORLAR?

Biz kadınlar uzun süren yolculuklarda ihtiyaç molalarını iple çekeriz. Araba yolculuklarında verilen molalarda hızla tuvaletin yolunu ararken, erkeklerin kıpırdamadan yerlerinde oturmalarına sinir olur, anlam vermekte zorlanırız. Sadece yolculukta değil; alışverişte ya da yemekteyken de sık sık tuvalet arayışına girer, hatta kadınlar tarafında biriken uzun kuyruklarda beklemek yerine erkekler tuvaletine gideriz. Zira erkekler tuvaleti genellikle daha boş ve temizdir! Peki, ama neden?
Aslında bu sorunun yanıtı çok basit: Erkeklerin mesanelerinin kadınlarınkine oranla daha büyük olması, tuvaletlerini daha uzun süre tutabilmelerini kolaylaştırıyor. Başka bir deyişle, işin sırrı; erkeklerin mesane kapasitesinin kadınlarınkinden 100-150 ml daha fazla olması.

3- TESTİSLERİ KÜÇÜK OLAN ERKEKLERİN VERİMLİLİĞİ DAHA MI AZDIR?

Evet! Testislerin küçük olması, genellikle düşük hormonal seviyeye işaret eder. Dr. Sylvain Mimoun'a göre; ergenlik çağından itibaren küçük testisler ya da küçük penis duygusal travmalara da neden olabiliyor. Bunu engellemek için eksiksiz bir hormonal denge programı oluşturmak büyük önem taşıyor.

4- NEDEN SELÜLİTLERİ YOK?

Kadınların %85'inde görülen; sıklıkla karın, kalça, kol ve bacak bölgesinde yoğunlaşan selülitlerin neden erkek bedenini hakimiyeti altına almadığını hiç düşündünüz mü? Çeşitli kremlerden spora, cerrahi yöntemlerden diyetlere kadar bir sürü silahla öldürmeye çalıştığımız bu sinir bozucu yağ tabakasının erkeklerin yanına bile uğramaması haksızlık gibi geliyor bize... Oysa onlar da en az bizler kadar sağlıksız besleniyor, sigara ya da alkol kullanıyor, hareketsiz bir yaşam sürüyor ya da çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşabiliyorlar.

Uzmanlar; erkek vücudunun kadınlara oranla daha az östrojen hormonu salgılamasının selülit oluşumunu engellediğini vurguluyor. Çünkü östrojen hormonunun salgılanması arttıkça vücutta normalden fazla su ve yağ tutulması gibi tatsız sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Yağ dokularının fazlalığı da selülit oluşumunu kamçılıyor, özellikle kadınların daha ince bir deriye sahip olması, yağların yüzeyde kendilerini daha fazla belli etmelerine yol açan faktörlerden biri.

5- KASLI VE GÜÇLÜ ERKEKLER GERÇEKTEN "SEKSİ" MİDİR?

Eğer yolunuz günün birinde Arnold Schwarzenegger misali bir erkek ile kesişir ve yatakta hayal kırıklığına uğrarsanız hiç şaşırmayın! Sert kaslar, geniş omuzlar, şişkin pazılar, gerçek seksüel kimliğin ikincil göstergeleridir ve tüm erkeklerde bulunan Y kromozomu tarafından biçimlenir. Androjenlerin bu konuda belirleyici özelliği yoktur.

6- NEDEN BAZI ERKEKLERİN GÖĞÜSLERİ VARDIR?

Dr. Sylvain Mimoun'a göre; fazla kilo erkeklerde göğüs çevresinde birikebiliyor. Depolanmış yağ östrojene dönüşüyor. Kadınlık hormonları ise göğüs dokularını harekete geçiriyor. Bu durumda en uygun beslenme düzeni ile kilo kaybedip, hormonal dengeyi yeniden oturtmak gerekiyor. Gerektiğinde birikmiş yağ deposunu kırmak ya da küçük cerrahi girişimlerle yok etmek de mümkün. Bunun yanı sıra erkeklik hormonlarını uyaran bazı spor aktiviteleri de göğüs çevresinde büyümeye neden olabiliyor. Bu kez de, erkeklik hormonlarındaki fazlalık östrojene dönüşerek göğüs oluşumunu tetikleyebiliyor.

7- AŞIRI KILLI YA DA SAÇLARI DÖKÜLEN ERKEKLER YÜKSEK HORMON SEVİYESİNE Mİ SAHİPTİR?

Bir diğer klişe ise erkek ne kadar kıllı ise seks gücünün de bir o kadar şiddetli olduğu yönünde... Oysa uzmanlara göre bu genelleme tamamen yanlış! Dr. Antoine Lemaire; "Saç dökülmesi son derece duygusal kökenli bir olgudur. 30 yaşındaki bir erkek, normal testosteron oranına rağmen saçlarını hızla kaybedebilir. Benzer durum kıllar için de geçerli. Çok kıl, fazla testosteron demek değildir" diyor. Hintlilerin ya da genel olarak Asya orijinli erkeklerin hemen hemen hiçbiri kıllı değildir, çoğunun sakalı dahi çıkmaz. Ancak bu durum erkekliklerinden şüphe etmemizi de gerektirmez. Bu noktada zamanın, yani yaşın da etkisi vardır. "Erkekler yaşlandıkça daha fazla tüylenirler, kadınlarda ise tam tersi yaşlılıkla birlikte tüylenme azalır" diyor Medikal Estetik Uzmanı Catherine de Goursac.

8- ERKEKLER FORMLARINI KADINLARA ORANLA NEDEN DAHA KOLAY VE UZUN SÜRELİ KORUYABİLİYORLAR?

Bu sorunun cevabı oldukça basit! Vücutta ne kadar kas varsa, bazal metabolizma da bir o kadar hızlı çalışır. Erkekler kaslandıklarında, bazal metabolizmaları da fazla çalışır ve hızla kalori yakarlar. Ancak yaşları ilerledikçe kasları erimeye başlayacağından hatları da yuvarlaklaşacaktır.

9-  ANDROJEN BOMBARDIMANINA TUTULAN ERKEKLERİN PENİSLERİ DAHA BÜYÜK VE ÜRETKEN MİDİR?

İşte bir başka efsane daha! Seksolog ve Endokrinolog Dr. Antoine Lemaire söz konusu durumu şöyle açıklıyor, "Penisin boyutu kişinin genetik özelliklerine ve yaşına göre değişir. Erkeklik hormonlarının boyut üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Penisin boyutlarının da erkeklerin cinsel istekleri üzerinde etkisi yoktur. Doğanın cömert davrandığı erkekler kendilerine güvendiklerinden biraz daha davetkâr olabilirler. Ancak cinsel isteğin tek tetikçisi hormonlardır. Ne kadar yüksek testosteron, o kadar yüksek libido!" Dr. Mimoun ise "Penisin boyutu ne olursa olsun, önemli olan çiftler arasındaki iletişim, ön sevişmedeki oyunların kalitesi ve fantezilerdir" diyor ve ekliyor; "Bazen doğru kelimeler ve hayal gücü libido üzerinde hormonlardan çok daha etkili olabilir".

Victor Nylander for Ramsey Spring Summer 2015


Beşiktaş'a LGBTİ meclis üyesi

Beşiktaş Belediyesi Başkan Danışmanı Sedef Çakmak, meclis üyesi yedek adaylığından meclis üyeliğine yükseldi.

Türkiye’de seçilmiş bir pozisyondaki ilk açık kimlikli eşcinsel olan Çakmak, mazbatasını bugün aldı.
2014 yerel seçimlerinde açık eşcinsel kimliğiyle CHP’den Beşiktaş Belediye Meclisi üyeliğine adaylığını koyan ve meclis üyesi yedek adayı seçilen LGBTİ aktivisti Sedef Çakmak, meclis üyeliğine yükseldi. Seçimlerden bu yana Beşiktaş Belediyesi’nde aktif olarak görev alan Çakmak, bu güne kadar belediye başkan danışmanı olarak belediyenin LGBTİlere yönelik hizmetlerini ve politikalarını şekillendirmek için çalıştı.

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun olan ve 10 yıldır LGBTİ hak mücadelesinin içinde yer alan Sedef Çakmak, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği SPoD LGBTİ'nin 2011-2013 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığını yaptı. Türkiye’de seçilmiş bir pozisyondaki ilk ve tek açık kimlikli eşcinsel olan Çakmak, mazbatasını bugün aldı. Belediye meclisinde üyelik kararı okunan Çakmak, görevinin önemini şöyle açıkladı: "Kimliğini saklamadan böyle bir pozisyona getirilmenin baskı, şiddet ve dışlanma korkusu sebebiyle en yakınındaki insanlardan bile kimliğini saklamak zorunda kalan, ortaya çıktığında tehdit, şantaj, işten atılma ve mobbing gibi durumlara maruz kalan LGBTİlerin yaşadığı bir ülkede ne kadar güçlendirici bir önemi olduğu tartışılmaz. Beşiktaş Belediyesi sınırları içerisinde yaşayan LGBTİlere yönelik yerel yönetimde uygulanacak her türlü hizmet ve politika Türkiye’de yaşayan tüm toplumsal kesimleri içine alan demokrasi anlayışının yerelden başlayarak geliştirilmesi için önemli bir çıkış noktası olacaktır."

LGBTİ'ler her yerde!
Genel seçimler yaklaşırken, "Okulda, işte, mecliste: LGBTİ'ler her yerde!" kampanyasını başlatan SPoD LGBTİ, başka LGBTİ'lerin de siyasetin içinde aktif olarak yer almasını sağlamak için kolları sıvadı. SPoD LGBTİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen Siyaset Okulu'nda ilk ders zili 28 Şubat Cumartesi günü çaldı. Eşcinsellerin siyasi alanda güçlendirilmesi ve 2015 genel seçimleri sürecinde LGBTİ hakları mücadelesinin görünürlüğünün arttırılması amacıyla başlatılan, LGBTİ’lere yönelik Siyaset Okulu 04 Mart'a kadar devam edecek.
2014 yerel seçimlerinde Siyaset Okulu katılımcıları arasından beş kişi açık eşcinsel ve trans kimlikleriyle farklı partilerden belediye meclisi üyesi adayı olmuştu. Yine bu süreçte SPoD'un yerel yönetimlerin LGBTİ haklarının hayata geçirilmesindeki sorumluluklarını hatırlatmak üzere hazırladığı LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü HDP, BDP, CHP, TKP ve DSP'li 40 belediye başkan adayı tarafından imzalanmıştı. İmzacılar arasında beş büyükşehir belediye başkan adayı da vardı. SPoD seçimlerin ardından İstanbul'un yanı sıra İzmir, Mersin, Adana ve Diyarbakır'da izleme çalışmalarını sürdürdü.

http://www.gercekgundem.com/istanbul/108029/besiktasa-lgbti-meclis-uyesi

Mersin’de seks işçisi kadına transfobik saldırı!

Mersin’de İpek adlı trans seks işçisi, dün gece çarkta anlaştığı iki kişinin nefret saldırısına uğradı. Darp edilen ve bıçaklanan kadın, ıssız bir portakal bahçesinde ölüme terk edildi.

Mersin’de dün gece çarkta anlaştığı iki erkeğin arabasına binen trans seks işçisi İpek, ne olduğunu anlamadan araç içerisinde darp edilmeye başlandı. Daha sonra kaçırılarak ıssız bir portakal bahçesine götürülen kadın, burada iki kişi tarafından öldüresiye dövülerek bıçaklandı.

İpek’i bahçede çalışan işçiler buldu

Saldırgan 2 erkek ise İpek’i ölüme terk ederek araçla uzaklaştılar. Bahçede çalışan işçiler, sabah geldiklerinde yerde bilinci kapalı şekilde yatan trans kadını buldular.

Mersin Devlet Hastanesi’ne kaldırılan İpek’in durumu ciddiyetini koruyor. Vücudunun çeşitli yerlerinde darpa bağlı lezyonlar, kesici alete bağlı yaralanma, kırıklar ve ağız içinde parçalanmalar meydana gelen trans kadınla Mersin Yedi Renk LGBTİ Derneği ilgileniyor.

Alican Kalan - Kaos GL

2 Mart 2015 Pazartesi

Elliott Law photographed by Hudson Wright


"Açıldık, dedikodu malzemesi olmaktan kurtulduk"

Fotoğraf: Emre YUNUSOĞLU
Herkesin zihninde çekmeceler var. Hepimizin. Kimi dar, uzun... Kimi sıkış tepiş dolu. Kimi bomboş... Boşluklar ilerleyen yıllarda hayal kırıklıklarına ve yıkımlara sebep olur. Bazı çekmecelerse kilitli kalır, nedenler ve sonuçlar işte orada gizlidir!!! Ne diyeceğimi bilemiyorum. Müthiş film, derin film, çok çok sarsıcı bir film.'Zınk' diye kalacaksınız! Film değil, hayat dersi! Çok etkilendim. Caner Alper ve Mehmet Binay'ın yeni filmi: 'Çekmeceler.' Onlar, 'Zenne'nin yönetmenleri. Zenne, 100 bin gişe yaptı, ama korsan olarak 500 bin kişi tarafından izlendi, tüm dünyadan 30'a yakın ödül aldı ve 70 festivale katıldı. İkilinin de ilk filmiydi, bu ikincisi. "Zenne iyi bir filmse, bu başyapıt!" diyenler haklı. 'Çekmeceler'i mutlaka izleyin. Babaysanız özellikle gidin. Tam üç yıl uğraşmışlar bu film için. O kadar belli ki. Ve inanın kendilerini aşmışlar. Ben Türk sinema tarihinin iz bırakacak filmlerinden biri olacağı görüşündeyim.
Hamiş: Bu röportaj salı günü devam edecek...

Valla, ne diyeceğimi bilemiyorum! Tebrik ederim. Kendinizi aşmışsınız. Zenne'den sonra tokat gibi bir film daha: 'Çekmeceler.' İnsan sarsılıyor ve bir süre kendine gelemiyor. Siz, bu filmi niye çektiniz?
-'Namus algısı' hangi coğrafyada ya da hangi eğitim seviyesinde olursa olsun değişmiyor. Erkeğin iki bacağının arasına sıkışıp kalıyor. Çekmecesini açamıyor.
Anlattığınız hikâye gerçek mi?
-Fazlası var, azı yok! Çok yakın bir manken arkadaşımızın hikâyesi. Annesi ve babası filmdeki gibi tiyatrocu. Filmde gördüğünüz her şeyi birebir yaşadı.
Peki yaşadıkları sizin anlattığınız kadar vahim mi?
-Şiddet açısından daha da sert...
En çok nesi çarptı bu hikâyenin sizi?
-Tiyatrocu aydın bir baba var. Çocukluktan itibaren kızını kapı deliğinden gözetliyor. Mastürbasyon yapıyor mu, yapmıyor mu? Battaniyesine sürtünüyor mu, sürtünmüyor mu? Aklınca kızını korumaya çalışıyor, 'or..pu' olmasın istiyor. Sürekli donunu kontrol ediyor. Islak mı, değil mi? Bu, tamamen hayatlarının normal bir parçası olmuş. Mutfakta makarna pişirirken bile herkesin önünde kızının külodunu kontrol ediyor. Bu felaket bir şey ve çarptı bizi. Entelektüel bir ailede olabiliyorsa, siz diğerlerini düşünün.

Bir kadın filmi mi bu?
-Hayır, aynı zamanda bir erkek filmi. Erkekliğin filmi. Erkekler bu filmi seyrettiklerinde ne konumda olduklarının farkına varacaklar diye umut ediyoruz.
Yani bu filmi babalar da izlemeli öyle mi?
-Çok isteriz. Filmi çekerken, bizim büyük çekim ekibinin içinde kız babası arkadaşlarımız vardı. Işıkçı, setçi, oyunculardan bazıları. Senaryoyu defalarca hatmedip gelmişlerdi. Bazı sahneleri ezbere biliyorlardı.
Rahatsız oldular mı?
-Onu bilemem ama sarsıldılar. Erkekler ters köşe oldular. Kadınlarsa bu gerçeğin zaten farkındalar.

Başrol oyuncusu Ece Dizdar, oyunculuk eğitimini İngiltere'de aldı.
Hikâyeyi baştan sona bir dinleyebilir miyiz?
- Freud'un 1920'lerde incelediği bir vaka var: 'Dora Vakası.' Filmde ona gönderme var. Baba, 5 yaşındaki kızı altına kaçırmasın diye onu gecenin saat 3'ünde, 4'ünde uyandırıp çişe götürüyor. Çok uzun süre böyle devam ediyor. Ama 13-14 yaşına kadar kızın altına kaçırmaları devam ediyor. Baba, eğer kızı altına kaçırmazsa, "Aferin kızım, haydi çişini yap!" diye onu şefkatle tuvalete götürüyor ama altına kaçıracak olursa, büyük bir şiddetle cezalandırıyor. Kurtulsun diye! O, iyi bir şey yaptığını zannediyor ama Dora için 'şefkat' ve 'şiddet' birbirine çok yakın hale geliyor. Freud bu vakayı incelerken şöyle bir tespite ulaşıyor. Babanın kızına verdiği mesaj: "Seni dövüyorum çünkü seni çok seviyorum!" Bizim filmimiz de bir tür Dora Vakası. Benzer bir doku var. Arkadaşımızın babasıyla arasındaki ilişkide de şefkat ve şiddet 5 yaşından 14 yaşına kadar yan yana. Şefkati ararken şiddeti, şiddeti ararken şefkati bulduğunu zanneden bir kadın portresi.
Toplum tarafından saygı gösterilen o eğitimli, aydın, modern tiyatro oyuncusu baba, aslında nasıl biri?
-'Namus algısı' itibariyle, toplumun içindeki en alt seviyedeki birinden zerre kadar farkı olmayan biri.  Onun namus dediği şey, karısının, kızının iki bacağının arasında, külodunun içinde saklanması gereken yerde. Bunu aşamayan bir baba.
Filmin ismi neden 'Çekmeceler'?
-Çünkü böyle bir kavram var psikolojide. Hepimizin 'çekmeceler'i var. Aile olabilir. İş, kariyer, aşk, seks olabilir. Macera ihtiyacı olabilir. Sosyal ilişki olabilir. Bütün bu çekmeceleri hayat içinde belirli oranlarda dolduruyoruz. Ama geriye baktığımızda, bazılarının çok boş olduğunu, bazılarınınsa taştığını görüyoruz. Filmde de ana karakterlerin hepsinin çekmecelerine şahit oluyoruz. Annenin çekmecesi ayrı. Üvey annenin ayrı. Hikâyemizin kahramanı Deniz'in ayrı. Şiddetin kaynağı olan babanın da çekmecesi var. Çok çarpıcı bir şey var onun içinde. Erkeklikle ilgili bir şey çıkıyor. Erkeğin, cinselliğinin kapalı olduğu çekmece, hayattaki bütün iddiasını belirliyor. Ondan şefkat de çıkabiliyor, barışçıl bir şey de ama hayat boyu şiddet de...
EN BÜYÜK KORKUOğlunun ib.e olmaması gerekiyor kızının da or..pu

Bizim yaptığımız filmler, çikolatayla kaplı acı bir ilaç gibi. Yutuyorsunuz, içinizi belki tedavi ediyor.
Toplum olarak 'kaltak' ve 'or..pu' kavramına ne kadar takmış durumdayız?
-Çok! Oğlunun ib.e olmaması gerekiyor, kızının da or..pu. Oysa ne gay'lik utanılacak bir şey ne de cinsel hayatını istediği gibi belirlemek. Genel olarak bizde, cinsel hayatını dilediği gibi belirleyenlere 'or..pu' deniyor. Bunun saçma olduğunu bilmemize rağmen, böyle dendiğinde çok alınıyoruz. Bir tarihte bir arkadaşımıza dayısı avazı çıktığı kadar, "Or..pusun, or..pu!" diye bağırıyordu. Biz de dedik ki "Öyleyim" de. O da demiş. Adam kalkıp gitmiş. Çünkü elindeki tek koz elinden alınmış.
Babaların genel olarak tek hedefi, kızlarının or..pu olmamasını sağlamak mı? Bizde böyle bir şey mi var?
-Evet, her şeyden önce namusunu korumak. O yüzden hababam baskı yapıyoruz.
Peki bu filmde baskı sonunda neye yol açıyor?
-Her kapalı çekmece gibi içinden bomba çıkıyor! Hikâyenin kahramanı Deniz'in çekmeceleri açılmaya başladığı anda, kilidini eline aldığı ve artık bir karışanı, görüşeni olmadığı için içinden canavarlar çıkıyor. Kontrol unsurları kalkıp, hayatını istediği gibi yaşaması onu büyük bir trajediye sürüklüyor.
ERKEKLİK TACINI İNDİRMEK LAZIM

Nasıl daha sağlıklı bir yöne gidebilir aile ve birey? Bizce suçu, kadında, çocukta veya sadece erkekte aramamalı. Bu günlerde en fazla yaptığımız şey bu. Erkeklik tacını indirmek lazım artık! O tacın çıkarılması kenara konması ve rollere eşit devam edilmesi lazım. Evdeki kralın tacını çıkaramazsak, bizi yöneten padişahlardan kurtulmamız da mümkün değil. Mikro düzeyde, evde kral var. Makro düzeyde totoliter rejimin liderleri var. Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada böyle.
NEDEN TÜRK ERKEKLERİ ELİ ORASINDA GEZİYOR?
Ben filmin başında Deniz'in tecavüze uğradığını zannettim. Ama sonra anladım ki, öfkesini kendi bedeninden çıkarmış...
-Evet. Hayatına giren rock şarkıcısı ona "Eğer babanla bağlantın fizikselse, bunu kesebilirsin, kırabilirsin!" diyor. O da en dibe vurduğu noktada saçını keserek ve ayak parmağını çekiçle kırarak babayla benzerliğini yok etmeye çalışıyor. Belki babası da tıpkı komşunun karısına ağladığı gibi kendisi için ağlayacak. Hep böyle şeyler hayal ediyor. Bir de zaten 5-6 yaşından itibaren sürekli kesmekle tehdit edilmiş! Sonunda kendisini keserek o acıya bir son veriyor. Bu kesme duygusunun erkek için sünnette karşılığı var. Aklımızın ermeye başladığı dönemde birileri bacaklarımızı ayırıyor ve şak diye kesiyor. Ama ondan 3-4 sene önce "Keseceğiz seni!" diye tehditler başlıyor.  Neden Türk erkekleri eli orasında geziyor? Çünkü çocukluktan beri bir kaybetme korkusu var.
BEKÂRETİMİZİ SENİNLE KAYBETTİK!

Size her şey sorulabiliyor, her şey konuşulabiliyor. Siz gay'liği de aşmış duruyorsunuz!
-Yaşlandığımız için!
Yok canım ne alakası var...
-Galiba biz seninle 3 yıl önce yaptığımız röportajla bekâretimizi kaybettik. Ailemize haber vermiştik. Ayşe Arman'la röportajımız çıkacak diye. Onlar da, bütün sülale ve akrabalara haber vemişlerdi. Bütün kasabaya, bütün köye, neresi varsa. Zannediyorlar ki, bir sinema röportajı çıkacak. Onun üzerine sinema röportajıyla birlikte bizim kişisel hayatımız da çıkınca... Çok iyi oldu! Biz ailelerimize açılmıştık. Ailelerimiz bizi çok uzun zaman önce kabullenmişti. Ama ailelerimiz açılmamıştı! Sayende bu da oldu...
Sizi zor durumda mı bıraktım?
-Yok hayır. Sana anlattıklarımızı yazmıştın ama insan gazetede görünce bir hoş oluyor. Daha doğrusu şoke oluyor! Ama sonra birbirimize döndük ve dedik ki, "Biz de kurtulduk, ailelerimiz de!" Yani dedikodu malzemesi olmaktan kurtardın bizi! 17 senedir birlikte olan gay bir çiftiz, bizim haber değerimiz yok. Ama çektiğimiz filmlerin var.
ANNE-BABA OLMANIN OKULU YOK

Göstermek istediğiniz şeylerden biri, aile içinde yaşanan bir sürü küçük şeyin bile ne kadar hayatı etkilediği mi aslında?
-Evet, aile denen o sıcacık yerin, aslında ufacık şeylerle nasıl kırılgan hale gelebileceği ve bozulabileceği. Herhangi bir mesleğin icrası için okul ya da en azından kurs gerekirken, anne-baba olmanın hiçbir eğitimi yok. Kimileri kendi komplekslerini, hatalarını örtmek için çocuk sahibi oluyor.
Bu hikâyede annenin rolü ne?
-Anne aslında yok gibi. En başından itibaren anne olmak istememiş ya da anne olmaması gereken bir kadınmış. Sonunda bu birliktelik yürümemiş ve anne evi terk etmek zorunda kalmış. Ortamlarda çiçek gibi açan, yiyip içen, gezen, arkadaşları tarafından önemsenen, eğlenceli, hoş, dışarıdan bakıldığı zaman herkesin annesi olmasını isteyeceği bir karakter. Ama anne olmak için yeterli değil. Aslında topluma, "Her kadın, anne olmak zorunda değildir"i kanıtlayan bir karakter.
Anne hep, "Oyun bu... Geçecek, geçecek!" diyor. Gerçekleri, oyun olarak değerlendirmek ne kadar tehlikeli?
-Zaten annenin meselesi şu anda pek çok kadının meselesi. "Yok sayalım. Konuşmayalım. Konuşmazsak yaralar kapanır!" Sürekli bir üstünü örtme gayreti. "Televizyonda kötü haberler var, kapatalım!" Senin onu yok sayman gerçeği değiştirmiyor ki. Kafayı kuma gömmek de işe yaramıyor.
SEVİN BENİ, KABUL EDİN

Peki Deniz'in bir sürü erkekle birlikte olması aslında sevilme çığlığı mı?
-Kesinlikle öyle! "Sevin beni, kabul edin!" Ama her kabul edildiği yerde sınırları zorlaması da enteresan. Âşık olduğu, onun için her şeyi yapmaya hazır olan rallici sevgilisinin yanından kalkıp başka bir oğlanın yanına gidip, onu kendine doğru çekebiliyor.
O neden?
-Sınırlarını zorlamaya çalışıyor. "Her şeye rağmen sever misin beni?" demeye getiriyor.
Bütün kızların babaları tarafından onaylanma isteği var...
-Sadece kızların mı? Gay'lerin de var! 'Coming out' (gay olduğunu itiraf etmek) etmeye çalışmalarının tek sebebi bu. Zenne'deki Ahmet neden öldü? Ailesine kabul ettirmek yerine çekip gidebilirdi. Gitmedi. İki filmimizi de izleyen biri dedi ki, "Sizin iki filminizde de kabul edilme beklentisi var!" Doğru.
FİLMİMİZ +18

Gittikçe muhafazakârlaşan bir ülkeyiz ya, "O sevişme sahnesi olmasın, bu olmasın!" gibi otosansür uyguladınız mı? Yoksa "Biz yapmazsak kimse yapmayacak!" mı dediniz?
-Hikâyenin hakkı neyse onu verdik. Üç sahne de koysanız, 23 sahne de nasıl olsa +18 alacaksınız. Hikâyeyi, istismar etmeden, seyrederken "Lan ne biçim seks sahneleri var. Kadını da nasıl gösteriyorlar!" dedirtmeden vermeye çalıştık.  Ailelerimiz izledi, "Sevişme sahnelerini o kızın hikâyesinin parçası gibi gördük. Rahatsız olmadık!" dediler.
Ece Dizdar müthiş bir iş çıkarmış! Resmen döktürmüş! Gerçi diğer oyuncular da öyle, baba rolündeki Taner Birsel özellikle...
-Evet projeye çok inandılar.  Ece'ye gelince zaten ödüllü bir tiyatro oyuncusu.
ÇOCUK MASTÜRBASYONU

Genelde erkek çocuğu, ıslak rüyalar gördüğünde, rakı masasında konuşulan, gurur duyulan bir şey oluyor ama kız çocuğu mastürbasyon yaparsa, yok gibi davranılıyor. Filme dönersek, bu kız neden böyle yapıyor? Psikologların açıklaması çok ilginç. Anne terk ettiği için. Evden o sıcaklık gittiği için. Mastürbasyon yaptığı battaniyenin altında, o kaybettiği sıcaklığı ve o güveni yeniden hissetmeye çalışıyor. Bir duygu eksikliğinden bunu yapıyor. Bunu cinsel mastürbasyon olarak algılamamak gerekir. Hiçbir tepki gösterilmezse 6-24 ay içinde bundan vazgeçermiş.
HİÇTEN ÇIKAN HİÇ!

Baba kızının hayatını mahvederken, kendisine nasıl bir avantaj sağlıyor?
-Baba olması onu toplum içinde kutsal biri yapıyor.
'Kayıp' olan kız mı baba mı?
-İkisi de kayıp. Baba belli bir noktada, "Hiçten hiç çıkardılar!" diyor. Kızına, "Ben bir hiçim ama sen de bir hiçsin!" diyor.
EZİYETİ KENDİNE VE KADINLARINA
Bu hikâyedeki baba kötü bir baba mı?
-Koruma iç güdüsü itibariyle iyi bir baba! Tırnaklarını yiyen bir babanın, kızının eline vurup, "Çek elini ağzından, yeme o tırnaklarını!" demesi kadar naif buluyoruz yaptıklarını. Ama tüm bunların nelere sebep olabileceğini öğrendikten sonra, baba olsaydık, anladık ki çocuğumuzun eline bile vurmaktan kaçınmamız gerekir! Yoksa filmde herkes, babanın ne kadar müthiş bir insan olduğunu anlatıyor. Bütün eziyeti kendine ve birlikte yaşadığı kadınlara...

Ayşe Arman - Hürriyet

1 Mart 2015 Pazar

İzlenmesi Gereken LGBTİ Temalı Filmler

20 Santimetre / 20 Centimeters 
İspanyol yönetmen Ramon Salazar’ın 20 Santimetre’si, Priscilla, Çöllerin Kraliçesi’nin ihtişamının Almodovar filmlerinin canlılığı ve rengârenkliliğiyle buluşmuş hali. Narkoleptik bir transseksüel olan Marieta (Monica Cervera) fazlalık gibi gördüğü 8 santimlik aletinden kurtularak hayalindeki göz alıcı kadın kimliğine kavuşmak için can atmaktadır. Hiç olmadık zamanlarda birdenbire uyuyakaldığında ise rüyalarında o kadın olup, her dilden şarkıları kostümlü, fantastik ve sürreal koreografiler eşliğinde söyleyebilen şahane bir şarkıcıya dönüşüverir. Dusty Springfield, Madonna ve Queen gibi isimlerin en çok sevilen parçalarının Marieta tarafından yeniden yorumlanmış versiyonları sizi oturduğunuz yerde dans ettirecek; istediği kimliğe kavuşma serüveni ise içinizi ısıtacak.
Erkekçe / Boy Culture 
Matthew Rettenmund’un romanından uyarlanan Erkekçe, seksi, eğlenceli ve zekice yazılmış bir eşcinsel komedisi. Bu ikinci uzun metrajlı filminde Brocka, sıradışı eşcinsel bir aile ile karşımızda: X, daima 12 zengin erkekle sabit tuttuğu seçkin bir müşteri portföyü olan pahalı bir erkek fahişedir ve ucunda para yoksa kimseyle asla yatağa girmez. Eşcinsel kimliğini yeni keşfetmiş olan ve doğru erkeği bekleyen güzel ev arkadaşı Andrew’a gizli bir aşk besler. Ama Andrew’a göre bir fahişe onun için doğru erkek değildir. Evin diğer sakini, sevişmeye bir türlü doyamayan 17 yaşındaki Joey ise, X’e için için yanmaktadır. Bu üç erkek arasında yoğun bir cinsel gerilim yaşanırken, X’in 12 kişilik kadroyu doldurmak için tanıştığı 79 yaşındaki münzevi Gregory her şeyin üstüne tuz biber eker.
Baloncuk / Bubble 
İsrail’in cesur genç yönetmeni Eytan Fox bu kez tutku dolu ve trajik bir aşk hikâyesi ile karşımızda. Film bir İsrail–Filistin kontrol noktasında açılıyor; bir tarafta askerliğini yapmakta olan Noam, diğer tarafta ise yol kenarında doğum yapmak zorunda kalan bir kadına yardım etmekte olan Ashraf. İlk olarak burada tanışıyorlar ve hemen aralarında bir bağ kuruluyor. Noam, Tel Aviv’in Shenkin Caddesi’nde oturuyor; İsrailli liberal solcu ve gençlerin yaşadığı, bir tür fanusu andıran modern, steril ve şık bir semt. Ashraf, Noam’ın hayatına girdiğinde, bu fanusun içinde ona da yer açılıyor, Noam ve arkadaşları Lulu ve Yali ile yaşamaya, Yali’nin şık lokantasında –izinsiz de olsa- çalışmaya başlıyor. Ancak tabii ki tüm İsrailli ve Filistinlileri saran düşmanlık arka planda hep hissediliyor; bu iki sıradan ve sevilesi adamın aşkı bu husumetin acısını ve tedirginliğini hep taşıyor. Lulu ve Noam’ın işgal karşıtı bir grupla düzenlemeye çalıştıkları Barış eylemi, tüm ‘iyi niyet’lerine karşın, özellikle Ashraf aniden Tel Aviv’den kaçmak zorunda kalınca gerçekler karşısında zayıf ve sığ kalıyor. Baloncuk, izleyiciye sürekli, içinde gerçeklerden uzak bir hayat sürdürülen fanusların delineceğini, delinmek zorunda kalacağını hatırlatıyor. Ashraf ve Noam’ın tutku dolu sevişme sahneleri, hülyalı aşkları ve birbirlerine duydukları şefkat, yaklaşan felaketle yüzleşmeyi daha da güç kılıyor.
Aşk Hastası / Legaturi Bolnavicioase / Love Sick 
Aşk. Bir anda olur. Kural tanımaz. Hastalıklı görünebilir, ama derindir ve can yakar. Üniversitedeki ilk gününde Kiki, Bükreş’e yeni gelmiş olan Alex’le tanışır. Aniden birbirlerine sırılsıklam aşık olurlar. Başkalarına arkadaşlarmış gibi yaparlar, ama aslında dünyalar kadar farklı olmalarına rağmen deli gibi aşıktırlar birbirlerine. Ancak bu hikâyede bir karakter daha vardır: Kiki’nin ara sıra kavga ettiği kardeşi Sandu. Aslında Sandu ve Kiki aynı zamanda sevgilidirler de. Aşk Hastası bu üçlünün öyküsü. Gönül yarası ve sevinci bir araya getiren film, aşkın kural tanımayan olasılıklarına sansasyondan uzak, saf bir bakışla yaklaşıyor. Hem iki kız arasında, hem de bir erkek ve bir kız arasında yaşanan çekimin, tutkunun ve kıskançlığın hikâyesi olan Aşk Hastası baştan sona yoğun bir romans duygusuna sahip. Film yalnızca kural tanımayan aşka doğal yaklaşımıyla değil, iki genç kızın ateşli ilişkilerini canlandırırken gösterdikleri başarılı ve sakin oyunculuklarıyla da hafızlara kazınacak.
Yeni Başlayanlar için Puccini / Puccini For Beginners
Tesadüfi karşılaşmaların, psikanalitik mazeretlerin ve bir kadının sevgililerine bağlanmamak için verdiği mücadelenin öyküsünü anlatan bu seks komedisi, tatlı ve bağımsız bir yapım. Allegra, Samantha’yı sever ama bunu bir türlü söyleyemez. Allegra her açıdan mükemmeldir, ama sevgililerine bağlanmakla ilgili problemleri vardır. Samantha, Allegra’yı terk eder, çünkü “seni seviyorum” cümlesini duymak istemektedir. Allegra üzgün ve süzgün yaşamına devam ederken, havalı Columbia profesörü Phillip ile tanışır. Aslında hiç de oralı değildir, bir erkekle işi olmaz, ama bir gece onunla yatıverir. Sonra geceler birbirini izler ve Allegra’nın yaşamında –istemeden de olsa- bir erkek vardır artık. Bir yandan da Grace’le tanışır. Allegra’nın hayatında sanki bir tek, kısa zaman önce sevgilisinden ayrılmış, heteroseksüel bir kadın eksiktir. Allegra, işlerin iyice sarpa sarmasına neden olan son bir sürprizle daha karsılaşır: Grace ve Phillip eski sevgililerdirler. The Incedibly Ture Adventures of 2 Girls in Love’dan beri lezbiyen sinemaseverlerin kalplerinde taht kurmuş olan Maria Maggenti bu kez sürükleyici ve cüretkâr bir seks komedisiyle karşımızda. Başroldeki üçlünün performansları büyüleyici, diyaloglar ise hafif ama zekice kurgulanmış.
Maximo Oliveros’un Açılması / And Pagdadalaga Ni Maximo Oliveros / The Blossoming Of Maximo Oliveros
On iki yaşındaki Maximo kendisiyle barışık, eşcinsel bir oğlan çocuğudur –kadın kıyafetleri ve rujlar içinde, Manila’nın fakir bir semtinde, küçük çaplı hırsızlık yapan babası ve iki abisine bakmaktadır. Onlar ise Maximo’nun feminen kimliğini olduğu gibi kabul ederler; ölen annelerinin yerini alan Maximo okula gitmektense onlar için yemek yapıyor, evi temizliyor, kıyafetlerini onarıyordur. Ancak Maximo bir gün mahalleye yeni taşınan Viktor ile tanışıp ona aşık olunca hayatları değişir. Viktor kendi rüştünü ispatlamaya çalışan genç bir polis memurudur ve Maxi’nin ailesini hapse göndermeye, Maxi’yi de değiştirmeye niyetlidir. Yakın plan el kamerası çekimleri ve renkleriyle olağanüstü bir görsel lezzet yakalayan film, özünde bir yeni yetmenin aşk hikâyesini anlatırken, şiddet ve fakirliğin gerçekliğinden de asla kaçmıyor. Kendine özgü bir dünyası olan bu şehirli kabilenin hikâyesi, özellikle Maximo’yu oynayan Nathan Lopez’in cesur ve yürek hoplatıcı oyunculuğu ile gösterildiği tüm festivallerde seyircilerin favorisi oldu.
Örtüsüz / Unveiled
Yarı belgesel tarzda çekilen bu dramda, evli bir kadınla lezbiyen ilişkisi olduğu polis tarafından öğrenilince idam edilme korkusuyla ülkesi İran’dan kaçan 29 yaşındaki bir kadının, çevirmen Fariba Tebrizî’nin iç dünyasında bir yolculuk bekliyor bizleri. Sığınma başvurusu Frankfurt Havalimanı’ndaki mülteci müşahade merkezi tarafından geri çevrilen Fariba, her an bir sonraki uçakla sınır dışı edilme korkusuyla geçirmeye başlar saatlerini. Kendisi gibi sığınma talebinde bulunmuş başka bir İranlı umudunu yitirip intihar edince, talih Fariba’nın yüzüne gülmeye başlamış gibidir. Saçlarını kısacık keser, kalın bir bezle göğüslerini sıkıca sarar ve intihar eden arkadaşı Siamak Mustafaî’nin gözlüklerini takıp erkek kimliğine bürünerek Mustafaî’ye verilen geçici ikamet izniyle Almanya’ya girmeyi başarır. Ücra bir kasabada erkek göçmenlere tahsis edilmiş bir yurda yerleştirilir. Bir sürü erkekle paylaştığı dar bir odada kadın olduğunu fark ettirmemek zorundadır. İçinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmanın tek yolu sahte kimlik belgesi edinmektir. Bunun için de acilen paraya ihtiyacı vardır. Oda arkadaşının yardımıyla kasabada sözü geçen biriyle tanışır. Bir turşu fabrikasında mevsimlik işçi olarak kaçak çalışmaya başlar. İş arkadaşı Anne, çocuğuyla yaşamaktadır ve bu tuhaf yabancı ilgisini çekmektedir. Uzun uğraşlar sonucu suskun göçmenden bir randevu koparmayı başarır. Başka herhangi bir durumda Anne’in kendisine gösterdiği ilgiye karşılık vermekten fazlasıyla hoşnut olacak olan Fariba, bu ilişkinin asıl kimliğini ortaya çıkaracağından endişe duymaktadır.
lgbti.org

İstanbul LGBTİ derneğinden "öz savunma" eğitimi

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü vesilesiyle kendilerini “seks işçisi” olarak tanımlayan trans kadınlara “öz savunma eğitimi” vereceğini açıkladı

“Türkiye'de seks işçileri henüz resmi olarak işçi haklarına sahip değiller. Seks işçileri iş hayatlarında yaşadıkları şiddet olaylarında kanunlarla korunmak bir yana dursun, tahrik sebebi olmaya devam etmektedir. Özellikle gece çalışan seks işçileri çok sıklıkla erkek şiddetine maruz kalmaktadır. Başvuru durumunda ise kolluk kuvvetleri tarafından herhangi bir işlem yapılmamakla birlikte şiddet mağduru olan kadın suçlu ilan edilmektedir. Konu yargıya taşındığında ise "orospufobik" olan hakim ve savcılar tarafından adil yargılanma gerçekleştirilmemektedir. Güvenli çalışma alanı sağlamayan kanun koyucular ise seks işçilerini görmezden gelip kabahatler kanunu çerçevesinde el atından vergi toplamaya devam etmektedir. Bu adaletsizlikler çerçevesinde seks işçilerinin öz savunma dışında başka bir seçeneği kalmamaktadır. İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği tarafından 3 Mart Dünya Seks işçileri Günü vesilesi ile "Seks işçisi kadınlara öz savunma eğitimi" verilecektir.

Program kapsamında;

 a-Yakın boğuşma

b-Çok saldırılara karşı koyma

c-Bıçaklı saldırılara karşı koyma

d-Tayland boksu eğitimi verilecektir.

Eğitimler 3 ay sürecek ve 10 kişi ile sınırlıdır.

http://www.halkingunlugu.net/index.php/g%C3%BCncel/item/4273-istanbul-lgbti-derne%C4%9Finden-%C3%B6z-savunma-e%C4%9Fitimi.html

Çelik yeni albümü için soyundu


Şarkıcı Çelik yaz ayında çıkaracağı albüm için oldukça ilginç bir tanıtım kampanyası hazırladı. Çelik'in, çıplak biçimde çello çalarken fotoğrafı tanıtımlarda kullanılacak. Çelik, bu tanıtımın konseptini kendisinin tasarladığını söyledi.

Çelik, yaz aylarında yeni bir albüm çıkarmayı planlıyor. Bunun için ilginç bir afiş tasarımı hazırlayan şarkıcı, çıplak olarak çello çalarken poz verdi.
Habertürk 'ün haberine göre, Çelik, çıplak biçimde çello çaldığı fotoğrafın konseptini kendisinin tasarladığını söyledi.

Sanatçının hayal gücünün, tüm tarih boyunca yaptığı devinime dikkat çeken Çelik, bu pozun bir afiş olduğunu ve bu afişin fikirlerini işaret ettiğini dile getirdi.

Müzik sektöründeki düzeni ‘fast food’ sistem diyerek eleştiren şarkıcı, “Sanatçıların halini, kalbini anlatmak için bu fast food sistem çok yetersiz. O büyük aletin arkasına kendini ürkek bir şekilde saklayan gönülde neler var anlaşılmalı...” dedi.

Radikal

Çocuk koğuşunda bir tecavüz dehşeti daha!

Pozantı, Şakran derken şimdi de Antalya'daki çocuk cezaevinden cinsel saldırı ve işkence haberi geldi. ile 18 yaş aralığındaki çocukların kaldığı L tipi cezaevinde bir koğuşta, 18 yaşındaki A.N.'ye tecavüz ettikleri iddiasıyla 7 çocuk hakkında dava açıldı.

Üst üste çocukların kaldığı cezaevlerinden cinsel saldırı ve tecavüz haberleri gelmeye devam ediyor. Yeni dehşet, Antalya'da yaşandı.
Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın iddianamesinde, 24 Mayıs 2014 tarihinde çocukların kaldığı B/7 ünitesine getirilen A.N.’yi, koğuştaki diğer 7 çocuğun dövdüğü belirtildi.
İddianamede, 27 Mayıs 2014 tarihinde ise karanlık bir odaya kapatılıp ölümle tehdit edilen A.N.’ye oral seks yaptırılıp, tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürüldü.
İddianamade, olayla ilgili basit yaralama ve çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından suça sürüklenen çocuklar B.C.K. (17), E.Ç. (17), S.Ş. (16), A.A. (19), A.K. (17), B.A.Ö. (18) ve C.B.’nin (18) cezalandırılmaları istendi. (DHA)

28 Şubat 2015 Cumartesi

Reyhan Karaca bir gay ile mi evleniyor?

İlk duyduğumda ben de çok şaşırdım.
 Nasıl yani dedim. Reyhan canımdır, bunu diyorsa vardır elbet bir bildiği dedim.
İşin aslını astarını öğrenmek için aradım sordum canım arkadaşıma.
Röportaj yaptık telefonda.
Candır Reyhan'ım. Vicdanlıdır çok. Bir bardak suyun içine koy iç, öyle temizdir onun ruhu.
Eğriye eğri, doğruya doğru demekten de asla çekinmez.
Mangal gibi yüreği vardır haa...
Söylediği lafın arkasındadır hep.
Konuştuk epey uzun uzun.
İşten güçten hayattan...
"Ben buraya tırnaklarımla geldim, gurur duyuyorum bulunduğum noktadan" dedi.
İşine olan saygısı, titizliği zaten hep bilinir.
İşinde olduğu gibi özel hayatında da kılı kırk yarar Reyhan.
Nedir canım bu gay ile evlenme mevzusu dedim. Anlattı açık açık.
"Benim söylemek istediğim şey cinsellikle ilgili değil asla.
Her zamanki gibi lafım yine cımbızlandı maalesef...
İş odaklı çalışıyorum, gündemimde evlilik yok.
Benim evlilikle ilgili dar kalıplarım yok. Hümanist biriyim. Cinsel ayrımcılıklara karşıyım. Gay'leri çok seviyorum.
Kadınlara zarar vermezler, dürüstler, aydın insanlar.
Dünyaya bakış açıları çok farklı.
Sanata yön veren kişilerdir genelde.
Bir gay'den kadına şiddet, saygısızlık, kıskançlık göremezsiniz.
O kadar sevgisiz bir dünyada yaşıyoruz ki, insanlar birbirlerine özür bile dilemiyorlar artık.
Saygı ve sevgidir temeli bütün ilişkilerin.
Evlilikte de arkadaşlıkta da temeldir saygı. Gay'lerin bu konularda daha saygılı olduğunu düşünüyorum.
Olay tamamen bundan ibarettir Ayşe'cim.
Yoksa kalkıp da nikâh masasında bir gay ile oturacak halim yok. Mesele zihniyet meselesidir yani..."
Reyhan'ım yaa aslan gibi kadın işte. Özü de sözü de bir.
Yolun her zaman açık olsun güzel yürekli arkadaşım.

Ayşe Aral - Hürriyet

Facebook cinsiyet özgürlüğünü genişletti

Facebook gay kullanıcıları ve erkek gayları düşünüyor. Facebook tarafından yapılan açıklamaya göre Facebook cinsiyet seçme yerine cinsiyet yazma özelliği getirecek.

Facebook üyeleri 2014 yılından beri profillerindeki cinsiyet hanesini 58 farklı cinsiyet seçeneğinden biri ile doldurabiliyordu. Ancak bir çok LGBT aktivisti bu listenin yetersiz olduğunu ve bazı bireylerin kendilerini tam olarak tanımlamasını engellediğini iddia ediyordu.

Facebook yeni düzenleme kapsamında profilinde cinsiyetini belirtmek isteyen kullanıcılara sınırsız özgürlük tanımanın yanı sıra, tüm kullanıcılara sitede kendileri için hangi zamirlerin kullanılacağını da seçme hakkı tanıdı.

http://dogunews.com/facebook-cinsiyet-ozgurlugunu-genisletti-63658.html

‘Polis, İranlı eşcinsel mültecileri darp etti’

LGBT haklarını savunan Kanada merkezli Iranian Queer Organization (IRQO) örgütü, üçüncü ülkelere iltica başvurusunda bulunmak üzere Türkiye’ye sığınan İranlı eşcinsellerin şiddete maruz kaldığını belirtti.

Örgütün, yurtdışındaki İranlı eşcinsellerin hakları için çalışan biriminde görevli olan Omid Parsa, 26 Ocak’ta iki İranlı’nın polis tarafından feci şekilde darp edildiğini aktardı. Parsa’ya göre, adlarının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki iki İranlı sığınmacı, sağlık sigortası hakkında bilgi almak üzere polise gitti. Ancak İranlılardan birinin, partner olduklarından bahsetmesi üzerine polis tarafından şiddete maruz kaldılar.

IRQO, Türkiye’de son dönemde İranlı eşcinsellere yönelik ‘düşmanlığın’ arttığını belirtti. Açıklamada, 4 Şubat tarihinde ise Türkiye’nin ilk kez İranlı bir trans bireyin sığınma başvurusunu reddettiği aktarıldı. Polisin trans bireyi sorguladığı, ancak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Konseyi’ne bildirmeden başvurunun reddedildiği iddia edildi.

www.milliyet.com.tr

Kim’in babası önce kadın sonra lezbiyen olacak

Dünya bu ailenin sansasyonlarını konuşuyor. ABD’li TV yıldızı Kim Kardashian’ın babası Bruce Jenner cinsiyet değiştirme ameliyatının ardından lezbiyen olacağını açıkladı.

Kardashianlar özel hayatlarındaki sanasayonlarıyla dünya gündeminden düşmüyor.

Kim’in babası Bruce Jenner kısa süre önce cinsiyet değiştirerek kadın olacağını duyurmuştu.

Fiziken zaten uzun süredir bir kadın gibi giyinip makyaj yapan 65 yaşındaki Jenner, cinsel tercihinin yine de kadınlardan yana olacağını açıkladı.

Cinsiyet değiştirme ameliyatından sonra adının “Belinda” olacağını açıklayan Jenner, lezbiyen olmak istediğini de belirtti.

Aile bireyleri ise yaptıkları açıklamada, “O erkek olmamanın nasıl hissettirdiğini bilmiyor. Ameliyattan sonra da erkeklere ilgi duyacağını düşünmüyor. O yüzden kadınlara ilgi duymaya devam edecek” dedi.

Jenner, Kardashian’ın annesi Kris’ten önümüzdeki günlerde ‘resmen’ boşanacak. ABD basını boşanmadaki servet paylaşımı üzerine analizlere başladı bile.

NTV

LGBTİ'lere yönelik siyaset okulu yarın başlıyor

​"Okulda, işte, mecliste: LGBTİ'ler her yerde!" kampanyası başlatan Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği'nin (SPoD LGBTİ) düzenlediği Siyaset Okulu 28 Şubat Cumartesi günü başlıyor.

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD LGBTİ) tarafından İstanbul'da gerçekleştirilen Siyaset Okulu'nda ilk ders zili 28 Şubat Cumartesi günü çalacak. Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslerin siyasi alanda güçlendirilmesi ve 2015 genel seçimleri sürecinde LGBTİ hakları mücadelesinin görünürlüğünün arttırılması amacıyla başlatılan LGBTİ’lere yönelik Siyaset Okulu 04 Mart'a kadar devam edecek.

Bu sene üçüncüsü yapılacak olan Siyaset Okulu'nda LGBTİ’lerin siyasete katılım mekanizmaları konusunda bilgilendirilmesine, aktif politikaya katılım konusunda cesaretlendirilmesine yönelik sunumlar ve atölyelerin yanı sıra ileriye dönük siyasi temsil ve katılım çalışmalarının planlaması da yapılacak.  Katılımcıların bulundukları illerdeki genel seçimlere yönelik kampanyalarda ve izleme çalışmalarında yer almasının hedeflendiği okulda şu konular ele alınacak: Demokrasi ve özgürlükler, queer demokrasi, karar alma mekanizmalarına katılım yöntemleri, yasama süreçlerinde sivil toplum, LGBTİ hareketi tarihi ve siyasi katılım, siyasi partiler ve hak temelli politikalar, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, LGBTİ odaklı sosyal politikalar, yerel siyasette LGBTİ hakları, seçim kampanyası örgütleme ve seçim izleme çalışmaları.

http://www.egitimajansi.com/haber/lgbtilere-yonelik-siyaset-okulu-yarin-basliyor-haberi-38077h.html

Barış Sulu Mecliste LGBTİ Haklarını Savunmak İçin HDP’den Aday Adayı

Trans Danışma Merkezi kurucusu LGBTİ aktivisti Barış Sulu, Halkların Demokratik Partisi’ne milletvekili aday adaylığı için başvurdu. Başvurusunu Facebook hesabından duyuran Barış Sulu şunları yazdı:

Mecliste LGBTİ Haklarını savunan bir milletvekili olmak için ilk bölümü başarıyla tamamladım, şimdi aday gösterilmeyi bekleyeceğim, desteklerinize ihtiyacım olacak arkadaşlar. “Okulda İşte Mecliste LGBTİ’ler heryerde” sloganı slogan olmaktan çıkıp ete kemiğe bürünsün istiyorsan ‪#‎oylarHDPye‬

http://jiyan.org/2015/02/27/baris-sulu-mecliste-lgbti-haklarini-savunmak-icin-hdpden-aday-adayi/

‘Kedi Kadın biseksüel’

Vanity Fair dergisinin web sitesinde yer alan habere göre, efsane çizgi roman Kedi Kadın’ın yazarı, karakterin biseksüel olduğunu açıkladı

2012 yılında Christopher Nolan’ın sinemaya uyarladığı ‘Dark Knight Rises’ filminde Anne Heathaway tarafından canlandırılan Kedi Kadın karakterinin seksapelitesi ön plana çıkmış ve film gösterildiği yıl pek çok tartışma yaşanmıştı. Filmin gösteriminden üç yıl sonra, Kedi Kadın karakterinin yazarı Genevieve Valentine, ilk kez 1960’larda ‘Batman’da görünen Kedi Kadın’ının, pek çok romantik sahnede yer almasına rağmen biseksüel olduğunu kendi bloğundan açıkladı.

1960’lı yıllarda Bob Kane ve Bill Finger tarafından DC Comics için yaratılan Kedi Kadın karakteri, derginin 39. edisyonundan sonra Genevieve Valentine tarafından kaleme alınmaya başladı.

http://www.milliyet.com.tr/-kedi-kadin-biseksuel--gundem-2020611/

Eddie Redmayne Rolü İçin Transseksüel Oldu!


‘Her şeyin Teorisi’ isimli filmindeki performansıyla en iyi aktör dalında Oscar alan Eddie Redmayne bir sonraki filmi olan The Danish Girl için transeksüel oldu! Ünlü Danimarkalı sanatçı olan Einar Wegener‘ın hayatını anlatan filmde rol alan diğer yıldızlar arasında Amber Heard ve Alicia Vikander gibi isimler de var. Filmde Danimarkalı ressam  Einar Wegener nasıl cinsiyet değiştirdiği  ve karısı Alicia Vikander‘ın arasındaki aşkın konusu anlatılacak.  Filmin 2016 da vizyona girmesi bekleniyor.

http://ensonneleroldu.org/eddie-redmayne-rolu-icin-transseksuel-oldu

IŞİD bir kişiyi daha binadan atarak öldürdü

Terör örgütü IŞİD, bir kişiyi daha 'eşcinsel olduğu gerekçesiyle' binadan atarak öldürdü. İnfazı izleyen kalabalık, yere düşen adamın cesedini taşladı.

Terör örgütü IŞİD militanları, bir kişiyi daha 'eşcinsel olduğu gerekçesiyle' binadan atarak öldürdü.  Örgütün yayınladığı görüntülerde, elleri, ayakları ve gözleri bağlı kişinin yere düştükten sonra cesedinin kalabalık tarafından taşlandığı görülüyor.

Daily Mail’de yer alan habere göre, infaz, IŞİD’in işgal ettiği Suriye’nin Rakka kentinde bulunan Tel Abyad’da gerçekleştirildi. Militanların öldürdükleri kişi için “Lut’un çocuğu” ifadesini kullandı.

KADINLAR DA İZLEDİ
İnfazı izleyen kişiler arasında çocuklar da bulunurken, kalabalık içinde, daha önce örgüt videolarında alışılmamış şekilde kadınların da olması dikkat çekti. Kadınların erkek ve çocuklardan uzakta durduğu görüldü.

Terör örgütü, daha önce de benzer şekilde infaz ettikleri kişilerin görüntüsünü yayınlamıştı.

Radikal