31 Mayıs 2016 Salı

Valentin D'Hoore by Nicolas Aristidou


NICK JONAS: EŞCİNSEL SEKSİ DENEMEDİM DERSEM YALAN OLUR

Yeni albümü ”Last Year Was Complicated” ı yayınlamaya hazırlanan yeni gey ikonumuz Nick Jonas, The Sun dergisine eşcinsel seks ile ilgili düşüncelerini anlattı.


”Hiç bir erkekler sevişmedim dersem yalan olur” diyen Nick Jonas özel hayatından ziyade, başrolünü oynadığı dövüş sporları temalı Kingdom isimli dizide canlandırdığı karakterin eşcinsel olmasından bahsediyordu.

”Evet eşcinsel seks yaptım. O dizideki dudaklar benim dudaklarım, o eller, ellenen kalçalar benim kalçalarım. Yani teknik olarak eşcinsel seksi deneyimlemiş oluyorum.” sözleriyle eşcinsel seks deneyimini paylaşan Nick, aynı zamanda Phil Colins’in kızı Lily Colins ile ilişki yaşadığı iddialarını cevapladı: ”Birkaç kez dışarı çıkmışlığımız var”

GZone

OHNNY DEPP’İN BİSEKSÜEL EŞİ AMBER HEARD HAKKINDAKİ YENİ İDDİA

Boşanma ve şiddet haberleriyle gündemde olan ünlü çift Johnny Depp ve Amber Heard’ün boşanmasıyla ilgili bir detay daha ortaya çıktı!

Büyük bir aşkla evlenen ünlü çift Johnny Depp ve Amber Heard’ün mutluluğu sadece 15 ay sürdü. Birkaç gün önce ayrılık haberleriyle gündeme gelen çiftin boşanmasının en pahalı boşanma olacağı ve boşanma haberinin arka planında ‘şiddet’ olduğu iddia edilmişti. Depp ve Heard çiftiyle ilgili yeni bir iddia daha gündeme geldi: HEARD DAHA ÖNCE BİR KADINLA EVLENMİŞ!

Beyazperdenin ünlü çifti Johnny Depp ile Amber Heard’ün çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle Depp’e boşanma davası açan Amber Heard’ün daha önce bir kadınla evlendiği ortaya çıktı.

Depp’i yüzüne cep telefonuyla vurup kendisine şiddet uygulamakla suçlayan ve geçen hafta duruşmaya çıkan Amber Heard’ün, daha önce fotoğrafçı Tasya Van Ree ile evli olduğu ortaya çıktı. Hatta güzel oyuncu o dönemde soy adını değiştirip Van Ree yaptı. Ortaya çıkan belgelerde Amber Heard’ın 2008 yılında Kaliforniya’da mahkemeye başvurarak ‘hayat arkadaşı’ olma gerekçesiyle kız arkadaşının soy adını alıp ismini Amber Van Ree olarak değiştirdiği görülüyor.

O yıllarda eşcinsel evlilik yasal bir durum olmadığı için, bu evlilik kağıt üzerinde tam anlamıyla onaylanmasa da, çift evlilik müessesine ulaşabilmek adına tüm yasal yolları denedi. Çifte yakın kaynaklar, Amber Heard ismini değiştirdikten 3 yıl sonra ise, gizli bir düğün töreni gerçekleştirdiklerini söylüyor.

Johnny Depp’in ailesi ise onun kimseye şiddet uygulayabileceğine inanmadıklarını belirtti. Depp’in kızı Lily Rose “Babam dünyanın en iyi insanı” derken eski sevgilisi Vanessa Paradis de ünlü aktörü savundu. Paradis, yıllarca birlikte olduğu Johnny Depp’in şiddet uygulayacak birisi olmadığını belirtti. Bu arada Depp’in karısı Amber Heard’ün eski kız arkadaşı Tasya Van Ree ile görüşmeye devam etmesinden rahatsız olduğu da iddia edildi.

Söylentilerin ortaya atıldığı günden beri suskunluğunu koruyan Depp, Amber Heard’ün servetinden pay almaya çalıştığını iddia etti. Depp’in 15 ay önce evlendiği Amber Heard biseksüel olduğunu daha önce açıklamıştı.

Kaynak: Şık Hayat-Sözcü

30 Mayıs 2016 Pazartesi

James Eysenbach By Nate Jensen For Vulkan Magazine!


Barş Arduç'un instagram'da çıplak halleri



Murat Yıldırım Arapların gözdesi


Nejat İşler: Ben o virüsü bir manitadan ithal ettim


Eylül 2014'de Bodrum'da geçirdiği septik şok nedeniyle ölümden dönen 95 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra sağ elinin parmakları kesilen Nejat İşler 'Gerçek Hesap Bu' adlı kitapta konuyla ilgili şunları yazdı: "Doktorlar bir virüs kaptığımı söyledi. Ben o virüsü  bir manitadan ithal ettim" (Posta)

Daniel Agger'in Brondby'den ayrılığı resmileşti


Fenerbahçe'nin gelecek sezon için kadrosuna katmayı düşündüğü isimlerden olan Danimarkalı Daniel Agger'in Brondby'den ayrılığı resmileşti.

29 Mayıs 2016 Pazar

'Michael Jackson aseksüel değildi!'

Ölümünün üstünden 7 sene geçen pop kralı Michael Jackson'ın eski sevgilisi olduğunu iddia eden aktris Shana Mantagal bir kitap yazdı. Mantagal kitabında, efsane müzisyenin bir 'çocuk-adam' olmadığını söylüyor.

Michael Jackson'ın eski sevgililerinden olduğunu iddia eden 45 yaşındaki aktris Shana Mantagal 'Michael ve Ben: Michael Jackson'ın Gizli Aşkı Hakkında Bilinmeyenler' adını verdiği bir kitap yazdı.

'BU AŞK HEM GÜZELDİ, HEM LANET GİBİYDİ'

1988 yılında bir hayranı olarak kuliste onunla tanıştığını ve ilk andan itibaren Jackson'ın onunla flört ettiğini söyleyen genç kadın, 'Daha sonra bu yakınlaşmamız bir aşka dönüştü. Ve 20 yıl boyunca farklı yerlerde buluştuk, gizli ve özel telefon konuşmaları yaptık. Michael benim ilk aşkımdı. Bu aşk hem güzeldi, hem de bir lanet gibiydi. Ve onun iddia edildiği gibi bir çocuk-adam ve aseksüel olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim' diyor.

Jackson'ın Shana Mantagal ile olan fotoğrafları da ortaya çıktı.

Michael Jackson, Lisa Marie Presley ile 1994 yılında evlenmişti.

Gizli ilişkilerinin Jackson Elvis Presley'in kızı Lisa Marie ile evlendikten sonra sona erdiğini yazan Mantagal, 'Michael evliliğine çok saygılı biriydi. 1993 yılında taciz skandalı patladığında Michael bu söylentilere son vermek için bu evliliği yapmıştı. Ancak boşanmadan sonra yeniden yakınlaştık ve zor dönemlerinde hep onun yanında oldum' diye de ekliyor.

KORUMASI DOĞRULADI

'Birlikte olduğumuz süre boyunca günlük tuttum ve şimdi herkesin benim onu nasıl gördüğümü anlamasını istiyorum' diyen genç kadın, bu ilişkinin Michael'ın yalnızca birkaç yakın arkadaşı tarafından bilindiğini açıkladı.

Jackson'ın 1991-1998 yılları arasında koruması olan Scott 'House' Shaffer da bu ilişkiyi doğruluyor: 'Michael'ın Shana'ya karşı derin hisleri vardı. Ve bu ilişkiyi gözlerden uzak yaşamaları gerektiğini bildiği için ona güvenirdi. Shana'nın nihayet o özel günleri paylaşmaya karar vermesine çok sevindim'.

Hürriyet

Daniel Collado by Thomas Synnamon for Adon Magazine!


Türkiye’nin ‘meleği’: Trans güzellik yarışmasının birincisi Rosalinda Peres oldu

PrintPocketPinterestGoogle+TumblrWhatsAppTwitterTelegramFacebook154
2014 yılından beri Asya Dilovan tarafından düzenlenen trans güzellik yarışmasının bu seneki galibi Rosalinda Peres oldu.


İstanbul’da düzenlenen yarışma öncesi adaylar arasında hummalı bir hazırlık vardı. Sırayla podyuma çıkan ve renkli bir gösteriye imza atan yarışmacılar, jüriye kendilerini beğendirmek için ellerinden geleni yaptı.

İstanbul SuperFabric Club’da yapılan yarışma sonucu kraliçelik tacını Bursa’dan Peres giyerken, seyirciler ve yarışmacılar erkek göbek dansçıları eşliğinde eğlendi.

Yarışmada ikinci Kumsal Atasoy, üçüncü ise Narin Esmersoy oldu. Duru Çölgülü ‘sempati güzeli’, Yeliz Şahin ise ‘kıyafet güzeli’ ödüllerinin sahibi oldu.

trans guzellik2trans guzellik1trans guzellik
Yarışma ilk olarak 2014 yılında ‘But Trans Güzellik Yarışması’ olarak başlamış, daha sonra ise ismi ‘Angel Of Turkey’ (Türkiye’nin Meleği) olmuştu. LGBTİ hakları savunucusu dernek Kaos GL, 2014 yılında mevcut heteroseksist güzellik normlarını dayattığı gerekçesiyle yarışmadan çekilmişti.

Diğer yandan yarışma komitesi, organizasyonun amacının ‘transeksüalitenin, toplum tarafından sürekli dışlanan transların aslında toplumun geri kalanından farklı olmadığını göstermek’ olduğunu söylüyor.














Diken

Ganalı din adamından akılalmaz sözler: Eşcinsellik depremlere neden oluyor!

Ganalı Müslüman din adamı Mallam Abass Mahmud, eşcinsel çiftler arasındaki ilişkinin Allah'ı tiksindirdiğini belirterek, bunun depremlere neden olduğunu iddia etti.

Ganalı din adamından akılalmaz sözler: Eşcinsellik depremlere neden oluyor!
“Erkekler cinsel ilişkiye girdiğinde Allah kızıyor ve bu mide bulandırıcı birleşme depremelere neden oluyor” diyen Mahmud, Allah’ın antik şehirler Sodom ve Gomore’yi de eçcinsellik yüzünden yerle bir ettiğini söyledi.

İngiliz Independent gazetesinin haberine göre; Mahmud’un bu yorumları, Başkent Akra ile Kumasi şehride eşcinsellere yönelik düşmanlığın arttığı yönündeki haberlerin hemen ardından geldi.

Sözcü

Eşcinsel günlüğünden Bilge Karasu

Yazar: Bilal Acarözmen
22 Aralık 1977 – Ankara.

Eşcinsellerin tarihi de yeni yazılmaya başlıyor. Yeni yeni… Omuzlarına yüklenen bütün suçların, yazıkların, ayıpların ötekilerce eşitçe paylaşılması gerektiğini göstererek işe başlamak, eşcinsellere düşer. Birçok yazar söyledi, kadın kendine kendi gözleriyle değil erkeklerin kurup yakıştırdığı imgelerin gerektirdiği bakışla bakıyor diye… Eşcinsel de, kendinden olmayanın, kendi gibi olmayanın bakışını kendi gözünden silip atmadıkça, kendine kendi gözüyle bakmadıkça kurtulmak şöyle dursun, kendini tanıyamayacak bile…

165 yıllık hayatını oldukça nitelikli bir okur olarak tamamlayan Bilge Karasu, aramızdan ayrılışının 21. yılında, sanatın birçok alanında yetkin ve üretken; tek bir metinde farklı türleri iç içe geçirebilen başarılı bir sanatçı, aynı zamanda sınırları Türkiye’yi aşan bir düşünce insanı olarak anılmaktadır. Yaşadığı ve yazdığı dönemde nitelikli edebiyat teorisi henüz batı sınırlarından Türkiye’ye geçememişken, o; Umberto Eco, Benedetto Croce, Georges Dumezil, Roland Barthes, Michel Foucault gibi felsefe, dil ve edebiyatbilimin büyük teorisyenlerini okumuş; Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünde verdiği, henüz eğitim sisteminde yer almayan “metin okuma yazma“, “imbilim” ve “üst-mantık” dersleriyle onlarca öğrenci yetiştirmiştir. Daha çok öyküleriyle tanıdığımız Karasu biçemde, dilde ve konuda sınırsızlığı ilke edinmiş; herhangi bir edebi topluluğun içinde yer almamıştır. Hayattayken, Yahudi bir aileden gelmesi ve eşcinsel olması –bunun bilinmesi- sebebiyle, cinsiyetçi ve gelenekçi edebiyat çevrelerince dışlanmış; “yalnız adam”, “yabancı” ve “kaçak” gibi söylemlere maruz kalmıştır. Jön Türklerin önde gelen isimlerinden Yahudi asıllı Osmanlı siyasetçisi Emanuel Karasu’nun oğlu olarak anılan Karasu, bunu reddetmesine rağmen hakkında yapılan çalışmalarda bu asılsız bilgi hâlâ kullanılmaktadır.*

 10 Temmuz 1977 – Ankara

“Bir erkeğin erkeklere bakması, bakmaktan hoşlanması, onlarla sevişmek istemesi, bütün yaşamını bu özek çevresinde kurmak istemesi, kurmuş olması ne demektir?

Her şeyden önce ayrı bir dil konuşması. Hem de ‘digince’ diye ‘özel’ bir dil kullanması anlamında değil. (oturup bu ‘dil’ üzerine elden geldiğince ‘bilimsel yöntem’e uyan bir yazı, bir inceleme hazırlamaya kararlıyım. Bunu er geç yapmalı.)

Dünyayı kendilerine de, başkalarına da anlaşılır kılmak üzere konuştukları dili, sürekli olarak, bir başka dizgeye göre ayarlamak zorunda kalan insanlardır eşcinseller; bu ayarlama, getirdiği sıkıntının yanı sıra, ‘beni anlayanlar’ ile ‘beni anlayamazlar’ arasındaki bölüntünün verdiği bir ‘bizler’ duygusunun da kaynağı oluyor sanıyorum. Bu ‘biz’lik her zaman yüreklendirici değildir ama yerinde de o yüreklendirme işini yerine getiriyor.

Kemal’le dün tanıştım.”

4Türk edebiyatının eşcinsel temalı, ilk ve arı sevgi öyküleri de Bilge Karasu’ya aittir. Troya’da Ölüm Vardı, Narla İncire Gazel ve Göçmüş Kediler Bahçesi’nde cinsel tabulara karşı duruşunun izlerini; sevgi, sevgisizlik, ölüm ve korkuyla örülü imgelerle okura yansıtmaktadır. Sevgiyi, insanın bir başkasına aktaracağı “en büyük şey ya da en büyük şeylerden biri” olarak görür Karasu. Sevginin, yalnız bir coşku, bir fışkırtma değil, bir ilişkinin temeli olabileceğini ama o ilişkinin de o sevginin kalıbınca kurulup yaşanması gerektiğine inanır. İlk öykü kitabı Troya’da Ölüm Vardı’da, sevgisiz insanların korkuya daha yakın olduklarını ayrılık, ölüm ve cinsellik üzerinden anlatmaktadır okura. Metinlerinde, sadece iki insan arasında görülmez sevgi. Çoğu zaman hayvanlara, çoğu zamanda okumaya ve kitaplara duyduğu sevgiyi anlatır yahut işler.

30 Haziran 1977 – Ankara

“Eşcinsel ‘olunmaz’. Olunmuyor. Uyanıldığı zaman eşcinsel olunmuştur.

Eşcinsel olunduğunun da farkına varılıverir bir gün. Oluşumun değil, olunduğunun. Ama sanatta, bilgide, siyasada nasıl her yeni gelen, her acemi, eğitilirse, eğitilmek gerekirse, eşcinsellikte de yenilerin, acemilerin eğitilmesi söz konusudur.

‘Kötü’ arkadaşlar arasına düşüldüğü için ‘yoldan çıkılmaz’. Kaza ile ‘alışkanlığı’ edinilecek şey değildir eşcinsellik. Çok şey karıştırılır birbirine bu alanda. Ne olduğunu en az bilen -kabul eden, gören, duyan- adam bile ‘kaza’ya uğramış değildir; kendine açıklayamadığı –ama pek çok kimsenin çok iyi anlayabildiği- bir çekime uyar kendisini ‘alıştıracak’ olanlara yanaşırken. Bu ‘alıştırıcı’lar, gerçekte, o ham yemişi eğitmekten başka bir şey yapmazlar. Her yolun yordamı, öğrenme konusudur.”

2

Karasu, “ben”in edebiyatta yükseldiği postmodernizm evresinde; “ben edebiyatı” içindeki yazarın, edebiyatın çağdaş soravlarını, bütüncülüğü, kandırıcılığı, yaşantı değerlerini eskilerin gördüğünden, düşündüğünden çok farklı yolda görüp düşünebilecek durumda olduğunu savunur. Yazma olanakları, “benin” yazar için “bir başkası” olmasıyla artabilir, bu sayede eser farklı bir gerçekle, farklı yaşantılarla birleşebilir.**

“Ben”, Karasu için sadece edebi bir inceleme alanı değil; daha çok felsefi nitelik taşıyan girintili bir temel sorudur. Metinlerindeki “insan”, statik bir “ben” değildir. Nietzsche’nin terminolojisiyle, sürü insanıyla özgür insan arasında yol alan, bazen de kendini yaratma aşamasını yakalayıp trajik insana yaklaşan, ama genel olarak, benlik teknolojilerini yaşamının içinde ortaya koyan dinamik bir “ben”dir***. Gece romanındaki öznelerin aynı zamanda anlatıcılar olması, romanın sonunda Karasu’nun da devreye girmesi ve genel olarak romanın belirli bir kurmaca ve olay üzerine oturtulmayarak “benlik” üzerinden ilerlemesi; Gece’nin, “beni” işleyen özgün Türk romanlarından biri olduğunu kanıtlar niteliktedir.

21 Aralık 1977

“İki gece önce BİR, birkaç yıl öncesine dayanan bir öykü anlattı: Yalnız kadınların geldiği bir dükkanın sahibi bir arkadaşım, günün birinde müşterileriyle konuşurken benden söz açılmış. O dükkanda müşteriler uzun süreler kalırlar, bu süreleri doldurmak için okumaktan çok çene yarıştırırlar; benden söz edilen konuşmada da arkadaşım beni uzun uzun övmüş, ardından da ‘kara şemsiyesi, kara paltosuyla … parkında, … parkında ava çıkmayaydı keşke…’ yollu bir şeyler söylemiş. Benim ‘böyle’ olmama ne denli üzüldüğünü belirtmiş.

Düşünüyorum da, on yıl önce böyle bir şey anlatılsaydı nasıl allak bullak olur, nasıl üzülürdüm! Şimdi bu çirkinlik karşısında acı acı gülmekten başka pek bir şey düşünemiyorum.

Kendisinin bu sözlerine yanıt da gelmiş hanımlardan birinden: ‘Onu bu kılığıyla böyle bir yerde görmüş olan kişinin orada ne işi vardı?’ diye… Buna karşılık ne demiş eski arkadaşım, bilmiyorum.

Kara şemsiyemle, kara paltomla ava çıktığımı ben pek anımsayamıyorum ya, bu kara şemsiye ile kara palto, benim ağırbaşlılığımı, saygınlığımı vurgularken bir yandan da durumun gülünçlüğünün altını çizmekten başka bir şeye yaramayan bir ayrıntı… Oysa o arkadaşı, sözünü ettiği parklardan birinde şemsiyesiz, paltosuz bir yaz sonu gecesi görmüştüm. Benim çekingen davranışıma karşılık o daha atak davranmıştı.”

3Bu eşcinsel günlüğünün yer aldığı kitabı Öteki Metinler’de, beriki’nin ve öteki’nin; kendisi, biz ve hepimiz olduğunu; biz’i, biz’i ‘öteki’nden ayıran durumu anlamaya çalıştığını dile getirir Karasu. 1970’li yılların entelektüel kimlikli Ankara’sında yaşayan ünlü bir akademisyen yazar (-şu şekilde de okunabilir: Kavaklıdere’de, önünde vişne ağacı olan, kitaplarla küçülmüş bir evin kedi sever sahibi) ölümünden sonra kendi rızasıyla yayımlanan bu günlüğü 40 yıl önce yazmıştır. Sizce bu günceler LGBT+ bir bireyin, hayatın “yaşanılabilirliğine” mi yoksa “yaşanması gerektiğine” mi dokunmaktadır?

16 Ocak 1977 – Ankara

“Kemal bütün bir geçmişin içinden, bir geçmişin öyküsü içinden geçerek gelip bir sarmaşık oldu, sardı beni. Sevmesini bilecek, başaracak mıyız? Aradığı, benim gibi biri olsa gerek. Benim aradığımsa ondan öte biri olmayabilir.”


* Karşıyaka Mezarlığındaki kabrini ziyaretim esnasında, mezarlıklar müdürlüğünden aldığım kabir bilgilerinde babasının adı “Sami Karasu” olarak görünmektedir.

** Bilge Karasu, “Ben” Edebiyatı Üzerine Forum, S. 12, 15 Eylül 1954

*** T. Oğuz Başokçu, Bilge Karasu Metinlerinde Benlik Arayışı: Ben’in Kuruluşundaki Nietzsche’ci Yansımalar, YL,  s.73

Bazı Eserleri

-Troya’da Ölüm Vardı (1963)
-Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı (1970)
-Göçmüş Kediler Bahçesi (1980)
-Kısmet Büfesi (1982)
-Lağımlaranası ya da Beyoğlu
-Susanlar (2008) (öykü, şiir, deneme, röportaj)
-Gece (1985)
-Kılavuz (1990)

Gia Dergi

Suriyeli Gay Çift Farklı Ülkelere Göç Ettirildi

Joseph Norveç’e Ahmed İstanbul’a gönderildi ama çift sonuna kadar bir arada olacaklarına söz verdi.

Suriye’den el ele kaçan bu genç çift, aralarında 4000 km’den fazla mesafe olan yerlere gönderilince hayal kırıklığına uğradı.

Joseph Mardelli ve erkek arkadaşı Ahmed (Soyadını saklamak istiyor) savaştan ve yükselişe geçen radikal İslamdan dolayı memleketlerinden göç etmek zorunda kaldı. Otoriteler, evli göçmenleri aynı kamplarda ya da şehirlerde iskan ediyor fakat Suriye eşcinsel birliktelikleri tanımadığından dolayı LGBT çiftler ayrı olarak işleme alınıyorlar.

BBC’nin video haberine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Mardelli Norveç’e gönderilirken erkek arkadaşı Ahmed İstanbul’da kaldı. Hatta hala güvenli bir konaklama bulunabilmiş değil. Ayrıca kendisini saklama ihtiyacı hissediyor çünkü malumunuz Türkiye eşcinseller için çok da güvenli bir ülke değil.

BBC kanalına konuşan Ahmed şunları söyledi: “Hayatımdaki en önemli insan o… sanki hayatımda istediğim her şeyin kayıp parçası oydu. Bence eşcinsel insanların düzcinsel insanlara tanınan fırsatlardan yararlanamaması adil değil. Onlar aileleriyle iskan edilebiliyor.”
Konuşmasına sevgilisine kavuşup kavuşamayacağını bilmediğini belirterek devam eden Ahmed şunları da ekledi: “Burada epey vakit geçirecekmişim gibi görünüyor ve bunun hakkında çok düşünüyorum. Beni korkutan şeylerden biri de bu ama hiçbir şey yapamıyorum.”

Çift mümkün oldukça internetten video aramasıyla konuşuyor ve ‘Sonuna kadar birlikte’ olacaklarına söz veriyorlar.

LGBT göçmenler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından saldırıya açık grup olarak görünüyorlar. Fakat, Mülteci sayısının çok yüksek rakamlara ulaşması kurumun da işini zorlaştırıyor.

Gay Mag

LGBTİ'ci Eğitim Sen, Diyanet'ten rahatsız

LGBTİ’liler (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender ve İnterseks) ile ortak hareket etmek ve bütün şubelerinde LGBTİ komisyonları kurulması kararı alan Eğitim Sen, Mersin'de okullarda dini içerikli projelerin durdurulması için 3 bin imza toplandı

LGBTİ’liler (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender ve İnterseks) ile ortak hareket etmek ve bütün şubelerinde LGBTİ komisyonları kurulması kararı alan Eğitim Sen, Mersin'de okullarda dini içerikli projelerin durdurulması için 3 bin imza toplandı. 

Eğitim - Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında imzalanan protokoller kapsamında okullarda ve camilerde hayata geçirilen dini içerikli proje uygulamaların son bulması için başlattıkları imza kampanyasında 3 bin imza topladıklarını açıkladı.

AK PARTİ’NİN TOPLADIĞI İMZALARI GÖREMEDİ

Eğitim - Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu, Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında imzalanan protokoller kapsamında okullarda ve camilerde hayata geçirilen dini içerikli proje uygulamaların son bulması için başlattıkları imza kampanyasında 3 bin imza topladıklarını açıkladı.

Oysa Ak Parti 2015 Genel Seçimlerinde halktan aldığı 23 milyon 673 bin 541 imza/oy ile okullarda bu faaliyetler için geçerli imzayı topladı.

LGBTİ YASAL, ENSAR VAKFI YASAL DEĞİL

LGBTİ’liler (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender ve İnterseks) derneğini yasal gören Eğitim Sen yurdun dört bir tarafında yasalar çerçevesinde hizmet veren ve herkesin severek güvenerek çocuğunu emanet ettiği Ensar Vakfını yasal olmamakla değerlendirdi. 

Sendika binasında bir basın toplantısı düzenleyen Sinan Muşlu, 2015-2016 eğitim öğretim yılının Türkiye genelinde öğrenci ve öğretmenlerin başarılarından çok skandallarla anıldığını söyledi. Muşlu, "Bu yıla Ensar Vakfı başta olmak üzere dinci kimliği ile tanınan yasal olmayan vakıf yurtlarında yaşanan tecavüz olayları damga vurdu. Sahte sakal-ı şeriflerle okulda şov yapan müdürlerle ilgiliydi. AKP iktidarı Türk İslam sentezini temel alan ve bu sentez etrafından kuşaklar yetiştirmeyi rejim değişikliğini öngören bir iktidardır" diye konuştu.

DARBECİ ASKERLERİN OKULLARDA DERS VERMESİNE SESSİZ KALMIŞTI

Zamanında darbecilerin Milli Güvenlik Dersleri adı altında üniformalarıyla okullara girmesinden rahatsız olmayan İslam düşmanı Eğitim Sen Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, İl Müftülükleri ve vakıflarla yapılan protokollerden rahatsız oldu.  

"Düzenlediğimiz imza kampanyasına kısa sürede 3 bin kişi imza attı. İmzayı atan vatandaşlarımızın temel talebi dinci protokollerin durdurulmasıdır. İmzayı atanlar müftülük ve vakıfların okullardaki kuşatmasından rahatsız olduklarını iletiyor. Bizde Valilik makamına çağrı yapıyoruz. Demokratik tepkileri dikkate alın. Eğitim ortamı öğretmenler eliyle sürmesi gereken bir süreçtir. Buraları müftülük personelleriyle doldurmayın. Bu protokoller Anayasa'nın laiklik ilkesine aykırı ise, istikrarlı bir dini eğitimi temel alıyorsa protokolleri onaylamayın."

"Eğitimde Homofobi ve Ötekileştirme" adlı seminer düzenledi

“Konuşulmayan: Kıbrıs Türk Toplumunda LGBTİ Haklarıyla İlgili Diyaloğu Güçlendirmek” başlıklı proje kapsamında Doğu Akdeniz Üniversitesi Zihinsel Engelliler Bölüm öğrencileri, 17 Mayıs`ta Mağusa’da Eğitimde Homofobi ve Ötekileştirme adlı seminer düzenlendi.   

Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Kıbrıs Toplum Medyası Merkezi (CCMC) tarafından Kuir Kıbrıs Derneği ve Thomson Vakfı ortaklığıyla yürütülen “Konuşulmayan: Kıbrıs Türk Toplumunda LGBTİ Haklarıyla İlgili Diyaloğu Güçlendirmek” başlıklı proje kapsamında Doğu Akdeniz Üniversitesi Zihinsel Engelliler Bölüm öğrencileri, 17 Mayıs`ta Mağusa’da Eğitimde Homofobi ve Ötekileştirme adlı seminer düzenlendi.

Proje Kıbrıs Türk toplumunda özellikle medya, eğitim, hukuk ve sağlık gibi çeşitli alanlarda Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender ve İnterseks farkındalığını artırarak LGBTİ bireylerin de deneyimlediği cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılıklarına karşı mücadele etmeyi, medya ilgisini artırmayı, kamuoyu oluşturmayı ve toplumsal değişimi amaçlamaktadır.

17 Mayıs Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gün kapsamında oluşturulan komitenin düzenleyeceği çeşitli etkinliklerden bir tanesi de 17.05.2016 Salı günü Doğu Akdeniz Üniversitesi Mustafa Afşin Ersoy salonunda “Egitimde Homofobi ve Otekilestirme: Bir de Buradan Bak” başlığı altında gerçekleşti. Seminer 100 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Seminer Konuşulmayan projesi iletişim sorumlusu ve aynı zamanda Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim görevlisi Ziba Sertbay’ın sunumunun ardından ODTÜ Kıbrıs Üniversitesi öğretim görevlisi Tayfun Can Onuk’un sunumu ile devam etti.

Ziba Sertbay konuşmasında Homofobi ve Ötekileştirmeyi kısaca anlatarak, eğitimde ve sosyal hayatta homofobi ile nasıl başa çıkılabileceğini aktardı.

Ardından, Tayfun Can Onuk konuşmasına bir öğretmen olarak mesleki hayatında gözlemlediği bir takım homofobik olayları aktararak, bunların üstesinden pratik hayatta nasıl gelinebileceğinin, eğitim hayatında ötekileştirmenin nasıl yapıldığının ve ne gibi yanlışlıkların olduğunun altını çizerek, geleceğin eğitimcilerinin ne kadar önemli rol üstlendiğini hatırlatarak konuşmasını bitirdi.

http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/91/news/191819/PageName/EGITIM

Sosyal medyayı sallayan tartışma: "Kraliçe Elsa" lezbiyen mi oluyor?

Oscar ödüllü 'Frozen - Karlar Ülkesi'nin devam filminde baş karakterlerden Kraliçe Elsa'nın lezbiyen olması fikri Hollywood'u karıştırdı.

CNNTurk'ün haberine göre, en çok hasılat yapan Oscar ödüllü çizgi film "Frozen - Karlar Ülkesi"nin devamında baş karakterlerden Kraliçe Elsa'ya bir kız arkadaş yaratma fikri sosyal medyada gündem oldu.

Twitter araştırma sistemi hashtag (etiket) üzerinden başlatılan #GiveElsaAGirlfriend kampanyası ile Kraliçe Elsa'yı lezbiyen göstermeyi ilk destekleyen Kraliçe Elsa'ya sesini veren oyuncu şarkıcı Idina Menzel oldu.

Menzel, "Harika bir fikir. Çizgi filmlerde de boyutları genişletmek gerek. Beni ben yapan bu filmde seslendirdiğim karakterin sıradışı ilişki olasılığını destekliyorum" dedi.

Disney yapımcıları "Frozen 2"nin tamamlanmakta olduğunu açıklarken böyle bir karakterin yaratılıp yaratılmadığı hakkında bilgi vermekten kaçındı.

"Frozen - Karlar Ülkesi"nin iki yapımcısı ve yönetmeni Jennifer Lee ve Chris Buck, konu ile ilgili kendilerine birçok öneri geldiğini ancak senaryonun yazımı sırasında dışarıya bilgi sızdırmamak için Disney Çizgi Film Stüdyoları'nda büyük önlemler alındığını söylemekle yetindi.

Çok tutucu bir gelenekselliği olan Walt Disney yapımcılarının bu isteğe ne gibi bir tepki vereceği de Hollywood'da merak konusu oldu.

http://www.medyatava.net/haber/sosyal-medya-bunu-konusuyor-kralice-elsa-lezbiyen-olsun-mu_138191#sthash.QO3x89zJ.dpuf

27 Mayıs 2016 Cuma

2015’te LGBTİ Bireyler 5 Cinayet, 3 İntihar, 32 Saldırı, Bol Bol Yasak Gördü

Kaos GL Derneği’nin her sene hazırladığı LGBTİ bireylerin insan haklarına yönelik ihlaller raporu yayınlandı. 2015 Yılına ait verilerin derlendiği “Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli İnsan Hakları İzleme Raporu” sadece medyaya yansıyan verileri içermesine rağmen durumun vehametini ortaya koyuyor.

Kaos GL’nin tespit edebildiği kadarıyla 2015 yılı boyunca medyaya yansıyan; 5 nefret cinayeti, 32 nefret saldırısı (15’i birden fazla kişi tarafından, 2’si polis eliyle, 12’si kesici aletle, 2’si ateşli silahla, 1 kundaklama), 2 siber saldırı ve 3 intihar vakası yaşandı.

İstanbul Maltepe’de Nilay, Şirinevler’de B.E., Avcılar’da Alev, Alanya’da Pieter Jan Reijntses, Trabzon’da Tutku nefret cinayetleriyle hayatlarını kaybetti.

Ankara'da sallama ile eli koparılan Bihter

Yaşanan üç intihar olayından en çok basına yansıyan Eylül Cansın’ın intiharı oldu. “Yaşayamadım, izin vermediler” haykırışı hepimizin kulaklarında.

Nefret saldırılarından bazıları korkunç boyutlara ulaştı. Ankara’da sallamalı saldırı ile eli koparılan Bihter gibi, Mersin’de bıçaklanıp bir portakal tarlasında ölüme terkedilen İpek gibi.

Saldırılara karşı insanları korumakla görevli güvenlik güçleri ise tam da beklenileceği gibi, saldıran ve saldıranı koruyan tarafta yer aldı.

Rapor ayrıca LGBTİ aktivistlerinin eylemlerine yapılan polis saldırılarını, Ankara sokaklarına asılan ve LGBTİleri öldürün diyen “Genç İslami Müdafaa” imzalı afişleri, erişimi engellenen ve siber saldırıya uğrayan siteleri de konu ediniyor.

Oğlunun Gay Olduğunu Çözen Baba: “İntihar Etmeyi Düşündüm”

Ünlü YouTuber Riyadh’ın babası oğlunun gay olduğunu anladığında intihar etmeyi düşündüğünü, ailecek çektikleri duygusal bir videoda açıkladı.

Riyadh Khalaf’ı “Oğlunun Grindr Mesajlarını Okuyan Anne” ve “Babam İnternet Ağzını Öğreniyor” gibi videolardan tanıyoruz. Khalaf yayınladığı yeni videoda ebeveynleriyle oturuyor ve açılma deneyimlerini paylaşıyor. Videodan öğreniyoruz ki anne ve baba bu duruma tamamen farklı tepkiler vermiş.

Anne Lorraine -ki kendisi Dublin’den gelen bir Katolik- Riyadh’ın yönelimini internet geçmişindeki bir ‘Gay Sitesi’nden anlamış:

“Şok oldum! Kafamdaki ‘Belki gaydir’ diyen düşünce onaylanmış oldu. Oturma odasına gidip göz yaşlarımı temizledikten sonra Riyadh’a bana söylemek istediği bir şey olup olmadığını sordum ve ne olursa olsun onu sevdiğimi söyledim.”


Riyadh tam bu noktada annesine açılmış. Babasına açılması için 9 ay daha geçmesi gerekmiş ve videoda bu süre içinde babasıyla aralarındaki mesafenin gitgide açıldığını itiraf ediyor.

Riyadh’ın annesi oğlunu babasına da açılması için sıkıştırıyormuş ama Riyadh “O kelimeleri söyleyemediğini” belirtiyor. Bunun yerine o da bir okul kitabını almış ve kelimeleri yazmış.

Videoda deneyimlerini paylaşan baba bu anı şöyle açıklıyor: “Okudum ve içimden ‘Gerçekten mi? Bu olamaz” dedim. Oldukça kafa karıştırıcı anlardı. Şimdi o zamanı düşünüyorum da… tam bir dramaydı.”

Duygusallaşan baba şunları da sözlerine ekledi: “Çocuklarını seven her anne ve baba onların yanında olmalı çünkü daha sonra sizin yanınızda olacak tek kişiler çocuklarınız.”

Büyük bir kucaklaşmadan sonra baba, bu durumdan dolayı kendinden geçtiğini ve intihar etmeyi düşündüğünü açıklıyor:

“Gece üç, dört gibi kalktım ve kendimi öldürmek için hap aramaya koyuldum. O kadar aptalmışım ki.”

Bu açıklamadan sonra anne ve oğul onu avutuyorlar ve baba işte tam da bu yüzden aptallık ettiğini itiraf ediyor.

“Daha öncesinde düşündüğünü biliyordum ama böyle şeyler düşündüğünü değil” diyen Riyadh sonrasnda babasını dünyanın en iyi babası ilan ediyor.

Riyadh videoyu “Bu ikisi kadar çark eden bir ilişki görmedim. Her şey hakkında konuşuyoruz, hatta biraz fazla bile konuşuyoruz. Benimle gay gece kulüplerine ve Onur Yürüyüşlerine bile geliyorlar.” diyerek bitiriyor

Videonun tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=KbDCl5pcpz0

Gay Mag

LGBTİ yürüyüşünde açılan o pankarta dava!

İstanbul Beyoğlu'nda geçtiğimiz yıl düzenlenen LGBTİ onur yürüyüşünde "Şaban'la Recep'in Aşkına Ramazan Engel Olamaz" pankartını açan 3 şüpheli hakkında dava açıldı. Savcılık, şüphelilerin 1'er yıla kadar hapislerini talep etti


İstanbul Beyoğlu’nda geçtiğimiz yıl 28 Haziran’da LGBTİ (Türkiye Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender ve İnterseks Birliği) Onur Yürüyüşü adlı etkinlikte “Şaban’la Recep’in Aşkına Ramazan Engel Olamaz” pankartı açan 3 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu savcılarından Umut Tepe tarafından hazırlanan iddianamede Mehmet Yalçınkaya, Hasan Emre Okumuş ve Davut Karacan “müşteki”, Hacer K., Muhittin G. ve Guris Ö. şüpheli olarak yer aldı. Şüphelilerin olay yerinde çekilen görüntülerden tespit edildiği ve ifadelerinin alındığı anlatılan iddianamede, özgürlüklerin mutlak olarak sınırsız olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi.

Bir özgürlüğün başka bir özgürlüğün ihlali noktasına geldiği takdirde özgürlüklerin sınırlanmasının söz konusu olduğu ifade edilen iddianamede, “Anayasada düşünce özgürlüğünün kişilerin din ve vicdan özgürlüğünü ihlal etmediği sürece sınırsız olduğu anlatılarak, inanamayanların çeşitli dinlere inancı olan insanlara saygı duyması gerektiği gibi inananların da inanmayanlara karşı aynı saygıyı göstermelerinin gerekliliği belirtilmiştir” denildi.

“MÜSLÜMANLAR İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYAN AYLARLA ALAY ETMİŞLERDİR”

Müslümanlar için recep, şaban ve ramazan aylarının "üç aylar" olarak adlandırıldığı ve manevi açıdan önemli bir zaman dilimini ifade ettiği vurgulanan iddianamede, “Recep, şaban ve ramazan ayları için 'Mübarek Üç Aylar’ ve ramazan ayı için 'On Bir Ayın Sultanı’ gibi sözlerle bu ayların ne kadar önemsendiği belirtilir. Müslümanlar için üç ayların büyük bir öneme sahip olduğu herkesçe bilinmektedir” ifadelerine yer verildi.

Buna rağmen şüphelilerin Onur Yürüyüşü adı altında düzenlenen yürüyüşte açtıkları "Şaban’la Recep’in Aşkına Ramazan Engel Olamaz!!!" şeklindeki pankart ile Müslümanlar için büyük önem taşıyan aylarla alay ettikleri kaydedilen iddianamede, şüphelilerin halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağıladığı ifade edildi.

1’ER YILA KADAR HAPİSLE YARGILANACAKLAR

Savcılık, 3 şüphelinin “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 6’şar aydan 1’er yıla kadar hapislerini talep etti. Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, 3 şüpheli Ekim ayında hakim karşısına çıkacak.

İHA