11 Aralık 2017 Pazartesi

Tek rakibim Türk Hava Yolları!

O, Türkiye’nin tartışmasız en ünlü sosyal medya fenomeni. Instagram hesabını 2 milyon kişi takip ediyor, paylaşımları haftalık 136 milyon görüntülenme alıyor. “Bu balon bir süre sonra söner” diyenlere inat popülerliği katlanarak arttı, internetten taştı. Şimdilerde ocak ayında Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki şovuna ve yakında piyasaya çıkaracağı yeni makyaj koleksiyonuna hazırlanıyor. Şimdi onu görünce aklınıza gelen her şeyi unutun, Kerimcan Durmaz’ın dünyasına dalın... Onunla buluşup eğlenceli hayatını, geçmişte yaşadığı acıları, aldığı tepkileri, Türkiye’de var olmak için uyguladığı otosansürü konuştuk.


Size duyulan merak katlanarak artıyor. ‘Taş fırın erkeği’nin yüceltildiği, muhafazakâr bir toplumda, alınmış kaşlarınız ve makyajınızla nasıl bu kadar kabul gördünüz?
- İnsanlar bendeki sıcaklığı sevdi. Onlara doğal, sempatik geldim. Hayatımı merak ettiler. Sabah uyandıklarında profilimi açıp kendilerini iyi hissediyorlar. Her gün, “Eşimden ayrıldım, evde ağlıyordum, sayende kahkahalar attım” diye yüzlerce mesaj alıyorum. Komik buluyorlar beni.

Bir dönemin Zeki Müren’i, Bülent Ersoy’u vardı. Sonra Kuşum Aydın ve Fatih Ürek geldi. Hepsi yetenekleri kadar sıradışı hayat tarzlarıyla da dikkat çekti. Tabii siz şarkı söylemiyor, oyunculuk yapmıyorsunuz ama... Dijital çağda bu tarz şöhretin karşılığı da siz misiniz?
- Onlar o yıllarda radyolar ve televizyonlar sayesinde kendilerini gösterdi ve bunları yaşadı. Şimdi herkesin elinde akıllı telefon... Artık beni izleyerek vakit geçiriyorlar.

Biraz görgüsüz müsünüz? Giyim kuşamınızı, takılarınızı, çantalarınızı insanın gözüne sokan bir haliniz var...
- İnan görgüsüz değilim, öyle yetiştirilmedim. Ben her şeyi gördüm! Ama bunlar hep sahip olmak istediğim şeylerdi. Ben şu an hayallerimi gerçekleştiriyorum.

Aşırıya kaçarsam mide bulandırır

Şöhret olmanın kolay yolunu göstererek gençlere kötü örnek olmuyor musunuz?
- Kimseye kötü örnek olmak istemiyorum. Bazı hayranım olan kızların anneleri, çocuklarının sabah-akşam beni izlediklerini söylüyor. O zaman arayıp onlarla görüşüyorum. Ben şanslıydım, herkes bu kadar şanslı olamayabilir.

Meşhur ‘twerk’ dansınıza gelelim. Videolarınızda sergilediğiniz erotizm size duyulan ilginin sebeplerinden biri olabilir mi?
- Onları ilk zamanlar çekiyordum. Şimdi twerk’ler, erotizm... Öyle bir hayatım yok.

Ne değişti?
- Bu ülkede şu an yaşayabilmek için kendini bazı noktalarda durdurman gerek.

Yani tepki çekmemek için kendinizi sansürlüyor musunuz?
- Tutunabilmek için hatasız ilerlemelisin. Dozunda yaşamalısın. Aşırıya kaçarsam mide bulandırır. Bu yüzden artık hareketlerime dikkat ediyorum. Yoksa arkadaşlarımla konuşmalarımı sosyal medyaya yansıtsam yer yerinden oynar!

Ne konuşuyorsunuz?
- Daha rahat, samimi, argo... Ama bunları sosyal medyamda göstermem. Instagram’ım haftalık 136 milyon görüntülenme alıyor. Bir hikâyem 24 saatte 1.5 milyon izleyici tarafından izleniyor. Böyle bir televizyon kanalı yok.

Eski videolarınız ne olacak?
- Bu ülkede kimlerin pornoları çıktı, unutuldu. Yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum.

Sahneye çıktığınız mekânların ön masalarında genelde ‘maço, ağır abi’ diye tanımlanan erkekler oluyor. Sorsanız, belki çoğu sizinki gibi bir yaşam tarzını onaylamadığını söyler. Ama gelip sizinle eğleniyorlar. Bunda bir ikiyüzlülük görüyor musunuz?
- Kesinlikle toplumda ikiyüzlülük var. Arkadaş ortamlarında arkamdan konuşanlar sahneme geldiklerinde bana şampanyalar patlatıp övgüler sıralıyor.

Ahlaksız teklif almıyorum, ediyorum

Ağır abilerden teklifler geliyor mu?
- Dışarıdan bakınca asla benimle muhatap olmayacak, maço gibi duranlar attığım bir fotoğraftan sonra mesaj atabiliyor.

Samsun’da sahneye çıktığınız mekânda saldırıya uğradınız. Bu da ikiyüzlülüğün göstergesi mi?
- 1500 insan benimle eğleniyor, üç tane sevmeyen insan çıkıp terbiyesizlik yapıyor. Aşağılık kompleksi, ‘Ben buradayken o nasıl orada’ muhabbeti...

Sokakta korkuyor musunuz?
- Hayır ama önlem alıyorum. Şoförüm ve korumam var.

Ahlaksız teklif alıyor musunuz?
- Hayır, genelde ben ediyorum. Deeermişim!

Beş Hermès’im var desem yeter mi?

14 Ocak’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde şovunuz olacak. Ebru Gündeş, Sibel Can gibi büyük isimlerin çıktığı sahnede siz ne yapacaksınız?
- DJ’lik... Ayrıca 15 kişilik bir ekiple büyük bir dans şovu yapacağım.

Bu şov nasıl bir açığı kapatacak?
- Yeni şarkımdan sonra Türkiye için Rihanna, Beyoncé olacağım.

“Ayda 500 bin kazanıyor” haberleri doğru mu?
- Asla öyle bir gelirim yok.

Ne kazanıyorsunuz? 50 bin-60 bin?
- O civarda ama üstünde değil.

Şöhret hayatınızda neyi değiştirdi?
- Yeniköy’de ailemle kirada oturuyorduk. Şimdi Acarkent’te bir villada.

25 bin kira ödenen ev o mu?
- Yok canım, aylık 11 bin. Ayrıca aileme Bursa’da istedikleri evi, babama ve kendime istediğimiz arabaları aldım. İşim şov olduğu için hep şık görünmem lazım. Kıyafete çok para gömüyorum.

Kaç Louis Vuitton çantanız var?
- Beş Hermès’im var desem yeter mi? Louis Vuitton’ları artık spor çantası yapıyorum.

Aşk var mı?
- Maalesef yok, çok yoğunum.

Tekeşli misiniz?
- Aynen (Bu sırada asistanı gülmekten koltuktan düştü).

Libidonuz yüksek mi?
- Sen bana histerik mi diyorsun? (gülüyor) Değilim valla.

Estetiğiniz var mı?
- Burnumda ve dudağımda...

Durmaz soyadını sürdürecek ailedeki tek erkek çocuğum!

Nasıl bir aile sizinki?
- Yeniköy’de büyüdüm. Annem ev hanımıydı, babamın balık restoranı vardı, battı, özel bir şirketten emekli oldu.

Ailenin tek erkek çocuğu siz misiniz?
- Sülalede Durmaz soyadını sürdürecek tek erkek çocuğum!

Sürdürecek misiniz?
- Ne yapayım, sürdürürüm. Neden çocuğum olmasın?

Lisede yakama fiyonk takardım

Lisede de kaşlarınızı alıp makyaj yapar mıydınız?
- Hep aykırıydım. Yine yandan Louis Vuitton çantam vardı. Agatha marka tokalar popülerdi; kızlar saçına, ben yeleğime takardım. Gri kumaş pantolonu terziye götürüp dar, kısa paça yaptırırdım. Diğer erkeklerin kravatları vardı, ben yakama fiyonk yapardım.

Çocuklar acımasızdır. Zor muydu o yıllar?
- Evet. Zaten liseden ayrılma sebeplerimden biri buydu. Mecburen dışarıdan bitirdim. Üniversiteye gitmek istiyordum ama sonra işe girdim. Ailemin desteği yeterli gelmeyince makyöz oldum. Sonra bir iş teklifi üzerine Bakü’ye gittim ve orada çektiğim snap’lerle parladım.

Psikolojik destek aldınız mı hiç?
- Ortaokulda arkadaşlarımın tepkisine maruz kaldım, o dönem aldım.

Anne-babanızın yaklaşımı nasıldı?
- Babam çok modern, bana karşı hep anlayışlıydı. Birbirine bağlı bir aileyiz. Benimle konuştular, psikolojik destek almam ortak kararımızdı.

Kapalı olan ablanızla ilişkiniz nasıl?
- Aramız çok iyi. Ben de yakında onun gibi umreye gitmek istiyorum. Dini bütün bir insanım. Ayetel Kürsi okumadan sahneye ve sokağa çıkmam.

Yaptıklarınızla LGBTİ bireyleri komedi unsuruna çevirmekle eleştiriliyorsunuz...
- Hayatımı rahat yaşıyorum. Bu da benim gibi yaşayan insanların önünü açtı. Onların da Avrupa ve Amerika standartlarında yaşadığını düşünüyor ve gurur duyuyorum.

Türkiye’nin Kardashian’ıyım!

Neydi hayaliniz bu sosyal medyadaki paylaşımlarınıza başlarken; para, ilgi, şöhret...
- Sadece şöhret olmak istiyordum! Bir mekândan çıkarken önümde bir basın ekibi olsun, flaşlar patlasın, ilgi göreyim... Tek isteğim buydu ve oldu.

Bir şeyler üretmek yok mu bu hayallerin içinde?
- Üretiyorum da canım, kendi kozmetik markamı kurdum. Beş renk rujum var. Yakında maskara ve göz kalemleri de çıkacak.

Sanki Kardashian’ların izindesiniz...
- Türkiye’nin Kardashian’ı benim! Bundan sonra Kylie Jenner düşünsün. Şarkı da geliyor hayatım, yolda. Ersay Üner’le bir single çalışmam var.

Sizin adınızla internette dönen ‘Vur Bana’ diye bir şarkı var. Sizin şarkınız değil mi?
- Ben öyle şarkı mı çıkarırım ayol! Beni gören “Vur bana, vur bana” diyor. Bir vuracağım elimin tersiyle o olacak!

Peki ne kadarınız gerçek, ne kadarınız kurgu?
- Ben gerçeğim! Asla sahte değilim!

Güldürdükçe devam eder

Bir gün gelir, modanız geçerse?
- Allah korusun! İnsanları güldürdükçe devam eder diye düşünüyorum.

Rakibiniz var mı?
- Tek rakibim Türk Hava Yolları!

Röp: Hakan Gence
Fotoğraflar: Muhsin Akgün / MAStüdyo

http://www.hurriyet.com.tr/tek-rakibim-turk-hava-yollari-40672735

10 Aralık 2017 Pazar

Reza Zarrab'ın bir erkeğe tecavüzü MDC Cezaevi'nden çıkmak için kendi kurgusu mu?

Tanıklığı sona erdi

ABD’de yargılandığı davada hakkındaki suçlamaları kabul edip başsavcılıkla işbirliğine giden Reza Zarrab, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın yargılandığı davada yedi gün boyunca tanıklık yaptı.

Önceki gün savunma avukatlarının çapraz sorgulama yaptıkları dakikalarda hâkim Richard Berman’ın önüne gelen gazete kupürü, duruşmaya ara verilmesine yol açtı. Hâkim Berman, tarafları kürsüye çağırarak New York Times gazetesinin internet sitesinden alınmış haber çıktısını gösterdi. Buna göre Reza Zarrab için hapishanede bir mahkûma cinsel taciz ve tecavüzde bulunduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştu. Hâkim Berman’ın avukatlar ve savcılarla yaptığı konuşma kayıtlara da geçti.

Hâkim, ‘Bu aynı kişi mi’ diye sorunca Hakan Atilla’nın avukatı Kathy Fleming, ‘Zarrab’a bıçak çeken ile taciz ettiği ileri sürülen kişiler farklı’ cevabını verdi.

‘SALDIRILAR KURGU’ İDDİASI

Avukat Fleming, Zarrab’ın Brooklyn’deki cezaevi MDC’den çıkmak için bunları planladığını öne sürdü. Avukat, Zarrab’ın kendisine bıçak çektiğini öne sürdüğü kişi ve Manhattan’da cinsel taciz suçlamasıyla dava açan kişiden tehditler aldığını iddia ederek FBI kontrolündeki ‘Özel Konaklama Bölümü’ne (Special Housing Unit) geçtiğini belirtti. Başsavcı Sid Kamaraju ise bu iddiaları reddetti.

Avukat Fleming, “Bu bıçaklı saldırı olayından sonra MDC Cezaevi’nden çıkmak seni memnun etmişti değil mi” diye sorunca, Zarrab, “Hayır, MDC’de rahattım. Oradan ayrılmak ya da kalmak için bir talepte bulunmadım. Burada Türk arkadaşlarım da vardı. Aynı dili kullanabildiğim için memnundum” dedi.

TANIK KORUMA PROGRAMI

Zarrab’ın çapraz sorgulaması dün yedinci günün sonunda tamamlanınca duruşma salonundan çıkarıldı. Yeniden duruşmaya katılması beklenmeyen Zarrab’ın Tanık Koruma Programı’na başvurmak için henüz bir talepte bulunmadığı belirtilirken, kendisine verilecek olan hapis cezası süresi belirlendikten sonra bile bu hakkından faydalanabilecek. Cezasını çektikten sonra isterse ve talebi kabul edilirse ABD’de kalabilecek ya da istediği ülkeye gönderilebilecek.

TACİZ İDDİASI

NEW York Times gazetesinde çıkan bir haberde Zarrab’ın, cezaevinde aynı hücrede kaldığı bir tutukluya tecavüz ettiği iddiası yazılmıştı. Buna göre terör suçundan tutuklu olan 62 yaşındaki Lübnan asıllı Fildişi Sahili vatandaşı Faouzi Jaber, Zarrab için suç duyurusu yapmıştı.

http://www.hurriyet.com.tr/tanikligi-sona-erdi-40672589

Hücre arkadaşı Zarrab'ı suçladı

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını deldiği iddiasıyla New York’ta yargılanırken itirafçı olan Reza Zarrab’ın cezaevinde hücre arkadaşına tecavüz ettiği iddia edildi. Zarrab'ı tecavüzle suçlayan kişinin daha uyuşturucu kaçakçılığı yapmakla suçlanan Fouzi Jaber olduğu öğrenildi.

New York Times (NYT) gazetesinin davayla ilgili gelişmeleri takip eden muhabiri Benjamin Weiser’in haberine göre; Manhattan’daki hapishanede aynı hücreyi paylaştıkları bir mahkûm, “Zarrab’ın cinsel taciz ve tecavüzüne uğradığını” belirterek, davacı oldu.

MAHKÛM TERÖR SUÇLUSU

Önceki gün akşam saatlerinde açılan davaya konu suçların Kasım 2016-Mart 2017 arasında işlendiği savunuldu. İddianameye yansıyan bilgilere göre; davacı mahkûm Fouzi Jaber 62 yaşında ve Fildişi Sahili vatandaşı. Geçen yıl Çek Cumhuriyeti’nde yakalanarak ABD’ye sınırdışı edildi. Bir terör grubuna destek vermekle suçlanıyor ve suçunu itiraf etti, hakkındaki kararı bekliyor.

ABD basınına göre Lübnan asıllı Jaber, Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri’ne (FARC) silah ve uyuşturucu temin etme suçlamasıyla yakalanmıştı.

ZARRAB'I SUÇLAYAN MAHKUMUN KOD ADI: EKSELANSLARI

Jaber’in FARC üyesi kılığına giren Amerikan Federal Uyuşturucu Dairesi (DEA) çalışanlarıyla birkaç defa buluştuğu ve bu nedenle yakalandığı belirtiliyor. İddiaya göre, Jaber o dönem ‘Ekselansları’ kod adını kullanıyordu. İddiaya göre Jaber, bu kişileri uyuşturucu ve silah kaçakçılarıyla tanıştırdı; FARC’ın silah almasına, Afrika’da uyuşturucu kaçakçılığı yapmasına ve para aklamasına yardım etme sözü verdi.

Jaber, ABD’nin yakalanması ve sınır dışı edilmesi talebi üzerine Nisan 2014’te Çek Cumhuriyeti’nde yakalandı. 25 Temmuz 2017’de ise ABD’nin terör örgütü olarak gördüğü FARC’a yardım etme suçlamasını New York’taki bir mahkemede kabul etti.

Lübnan basınında ise Jaber'in geçmişte karıştığı bir adam kaçırma olayına ilişkin haberler mevcut. Jaber'in ve diğer işbirlikçi arkadaşları Çekya'da hapishanede kaldığı süre içinde Lübnan'da 5 Çekya vatandaşı kaçırılmış, medyada hapisteki Lübnanlılarla Çekya vatandaşlarının 'takas edileceği' söylentileri ortaya çıkmıştı.

İddianamede, Zarrab’ın devletin sağladığı bir avukat tarafından savunulan F.J. için özel avukat tutma ve Afrika’da yaşayan ailesine para gönderme teklifinde bulunduğu da öne sürüldü. Dava dosyasında, 8 Mart’ta Zarrab’ın bir kez daha saldırısına uğradığı aktarılan mahkûmun, bağırmaya başladığı ve yalnızca kendisinin değil, öteki mahkûmların da cezaevi yönetimine şikâyette bulunduğu ifade edildi. Dava dosyasında mahkûmun, “daha genç ve daha güçlü adam karşısında çaresiz kaldığı” ve “karşı koyamadığı” iddiası da yer aldı.

http://www.hurriyet.com.tr/eski-hucre-arkadasindan-flas-iddia-zarrab-bana-tecavuz-etti-40671368

Amsterdam Belediyesi yıllarca eşcinselleri fişledi, onlara iş vermedi

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da belediyenin uzun süre eşcinselleri fişlediği ve onlara iş vermediği ortaya çıktı. Hollanda'daki diğer belediyelerde de eşcinsellere yönelik benzer bir tutumun söz konusu olduğu belirtiliyor. Bu konuda ülke çapında bir araştırma yapılabilir.

Eşcinsellere yönelik fişleme skandalı, araştırmacı Eric Heijselaar tarafından tesadüfen ortaya çıkarıldı.

Amsterdam Belediyesi'nin arşivinde araştırma yapan Heijselaar, 1950'li yıllarda iş başvurusu yapan eşcinseller ve onların yakınlarına ilişkin listelere rastladı.

Belgelere göre, belediye çalışanlarından oluşan 5 kişilik komisyon, iş başvurusu yapanların "ahlaki davranışını" inceledi.

Memurlar, iş başvurusu yapan kişilerin eşcinsel olup olmadığı konusunda söz konusu kişilerin mahalleleriyle, aile ve arkadaş çevresinde araştırmalar yaptı.

Eşcinsel olduğu belirtilen kişilerin iş başvuruları reddedildi. Amsterdam Belediyesi, sadece eşcinsel adayları değil, onların yakınlarını da işe almadı.

Oğlu eşcinsel olan bir anne için, "belediyede çalışmasının uygun olmadığı" notu düşüldü.

'Arşiv belgeleri utanç verici'

Araştırmacı Eric Heijselaar'a göre, belediye arşivindeki belgeler utanç verici. Hepsinde kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden bilgiler yer alıyor.

Heijselaar, eşcinselerin fişlendiği belgelere geçen yıl rastladı. Ancak, iş başvurusu yapan ve fişlenen birçok kişi hala hayatta olduğu için belgeler bugüne kadar açıklanmadı.

Listede ismi yer alan insanlarla bire bir temas kurulmadı. Ancak belediye, isteyenlerin arşiv belgelerini görebileceğini açıkladı.

Amsterdam Şehir Arşivi'ndeki yetkililer, bu uygulamanın sadece kent ile sınırlı olmadığını, diğer belediyelerin de eşcinselleri fişlediğini düşünüyor.

Hollanda hükümeti, konunun araştırılmasını istiyor. İçişleri ve kültür bakanları, "cinsel yönelim temelinde sistematik ayrımcılık" konusunda ülke çapında bir araştırma yapılmasını önerdiler.

Yusuf Özkan

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42292140

9 Aralık 2017 Cumartesi

Aile Fotoğraflarının Instagram'dan Kaldırılmasına Karşı Verdiği Mücadeleyi Kazanan Eşcinsel Çift


Eşcinsel bir çiftin Instagram hesabında paylaştığı fotoğraf sosyal medyada protestolara neden oldu. Instagram'ın ilkeleri dolayısıyla yayından kaldırılan fotoğrafla ilgili içeriğimizi sizler için Buzzfeed'den derledik.

Jana ve Veronica adlı çift ve oğulları Alex'in Instagram üzerinde paylaşılan aile fotoğrafı olay oldu. 🤔

Veronica 'Oh! Mami Blue' adlı yemek ve yaşam blog sayfasının kurucusu ve sahibi. Sayfanın ayrıca Instagram hesabı da bulunuyor. Bu hesapta da aile kendi hayatlarına dair detaylar paylaşıyor.

'İkimiz, çift olarak kendimizi göstermeye ve mümkün mertebe durumu normalleştirmeye karar verdik. Yazan yalnızca ben olsam da, Jana da bana birçok yoldan yardımcı oluyor. Çünkü biz aileyiz.'

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabında paylaşıldığında sorunlara yol açan fotoğraf bu. 👇
https://onedio.com/haber/aile-fotograflarinin-instagram-dan-kaldirilmasina-karsi-verdigi-mucadeleyi-kazanan-es-cinsel-cift-799089

'LGBT, aşk veya ilham verici yaşam tarzlarının konu olduğu birçok Instagram hesabı bulunuyor. Bunlar bizim fotoğraflarımızı sıklıkla paylaşıyorlar.'

Veronica'nın yaptığı bu açıklama, paylaşımlarının bazılarını birçok kişiye nasıl ulaştığını açıklıyor. Fotoğraf 200.000'den fazla takipçisi olan bir hesap tarafından yeniden paylaşıldı. Sonrasında ise yayılmaya başladı. Instagram'a fotoğrafın 'uygunsuz' olduğu yönünde şikayetler gidince, fotoğraf kaldırıldı. Veronica ise bu durum karşısında hesabın fotoğrafı farklı şekillerde tekrar yüklemeye çalıştığını, ama her seferinde şikayet edilerek kaldırıldığını belirtti.

Instagram, fotoğrafı kaldırdığında Veronica paylaştığı hikayeler yoluyla takipçilerinden yardım istedi.

Instagram, fotoğrafı kaldırdığında Veronica paylaştığı hikayeler yoluyla takipçilerinden yardım istedi.
'Yalnızca tek bir soru sordum: Ben yalnızca aşkı görüyorum burada, peki ya siz?. Fotoğrafta gösterilen de buydu: aile.'

Hikayelerden sonra insanlar Instagram'ın bu fotoğrafı kaldırmasını protesto etmeye başladılar.

#Yosoloveoamor (Ben yalnızca aşk görüyorum.) etiketi ile çiftin fotoğraflarını ve kendi fotoğraflarını paylaştılar.

Ama bu sırada insanlar bu etiket altında yapılan paylaşımları da şikayet ettiler. Instagram onları da engelledi.

Hepsi Veronica'nın Instagram hesabında hikaye olarak paylaşıldı.

Veronica ve Jana bu durumu anladığını belirtti. Aşırı şikayet yüzünde Instagram belirli bir süreliğine gönderiyi veya etiketi otomatik olarak kaldırıyor.

'İnsanların bunu şikayet ettiğini ve Instagram'ın da bu şekilde bir cevap verdiğini anlayabiliyoruz. Ama hangi fotoğrafın gerçekten silinmesi gerektiğine karar verebilecek birileri olmalı. Instagram yalnızca bu konu üzerinde gerçekten çalışabilecek birileri işe alabilir.'

'Saçma değil: Bu bir suçtur. Homofobi cezalandırılıyor ve bu kabul edilemez.'
'Biz mutlu ve güçlü bir aileyiz. Bu tarz şeyler bize acı veremez. Ama dışarıda sırf LGBT üyesi olduğu için hala bununla uğraşan, taciz edilen, zarar verilen, dövülen insanlar var.'

Aile tavrından ve hayat tarzından vazgeçmedi. Fotoğraf ve etiket kaldırıldıktan sonra üçüncü bir etiket daha oluşturdular.

#BorraIGdehomófobos (Homofobikleri silin) etiketi altında ise birçok eş cinsel çift öpüşürken, sarılırken fotoğraf paylaşmaya başladı.

'Sosyal medya insanları bir araya getirmeli. Bu bir ağ ve amacı insanlar arasında bağlantı kurmak. Nefret doğurmak için hizmet edemez veya yalnızca yüzeysel bir şey olamaz.'
'Bizim bir araya gelmemize yardım etmeli, bizi desteklemeli ve birileri bu durumların gerçekten büyük acılara sebep olduğunu anlamalı. Siz benim aile fotoğrafımı siliyorsunuz, bana bu fotoğrafta yanlış olan ne olduğunu söyler misiniz?'

Son olarak Instagram sözcüsü durumla ilgili açıklamada bulundu. 👇👇🤔

'İnsanlara kendilerini ifade etmelerine izin vermekle toplumsal güvenliği sağlamak arasında denge kurmaya çalışırken gerçekten çok uğraşıyoruz. Çıplaklığa -özellikle de çocuk fotoğraflarında- sınır koymak ilkelerimiz arasında yer alıyor. Ama her zaman da bunu doğru bir şekilde yaptığımızı söyleyemeyiz. Bu durumda da fotoğrafın yanlışlıkla kaldırıldığını fark ettik ve içeriği yeniden düzenledik. Jana ve Veronica'dan özür diliyoruz. 🙏🙏'

NTV

Aden Kahyaoğlu

https://onedio.com/haber/aile-fotograflarinin-instagram-dan-kaldirilmasina-karsi-verdigi-mucadeleyi-kazanan-es-cinsel-cift-799089

Eşcinsellerin güven içinde yaşayabileceği şehirler; İstanbul ile Abu Dabi arasındaki devasa fark!


1- Abu Dabi, Birleşik ArapEmirlikleri - Güvenlik puanı: 10.00

2- Bern, İsviçre - Güvenlik puanı: 9.91

3- Münih, Almanya - Güvenlik puanı: 9.83

4- Zürih, İsviçre - Güvenlik puanı: 9.74

5- Cenevre, İsviçre - Güvenlik puanı: 9.44

6- Kopenhag, Danimarka - Güvenlik puanı: 9.48

7- Graz, Avusturya - Güvenlik puanı: 9.56

8- Tokyo, Japonya - Güvenlik puanı: 9.65

9- Singapur, Singapur - Güvenlik puanı: 8.95

10- Guangzhou, Çin - Güvenlik puanı: 9.04

11- Doha, Katar - Güvenlik puanı: 9.04

12- Viyana, Avusturya - Güvenlik puanı: 9.30

13- Edinburgh, Birleşik Krallık - Güvenlik puanı: 8.60

14- Auckland, Yeni Zelanda - Güvenlik puanı: 8.69

15- Helsinki, Finlandiya - Güvenlik puanı: 8.78

16- Taipei, Tayvan - Güvenlik puanı: 8.86

17- Manama, Bahreyn - Güvenlik puanı: 8.25

18- Amsterdam, Hollanda - Güvenlik puanı: 8.34

19- Oslo, Norveç - Güvenlik puanı: 8.43

20- Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri - Güvenlik puanı: 8.49

21- Hamburg, Almanya - Güvenlik puanı: 7.99

22- Lizbon, Portekiz - Güvenlik puanı: 8.08

23- Varşova, Polonya - Güvenlik puanı: 8.08

24- Stuttgart, Almanya - Güvenlik puanı: 8.21

25- Madrid, İspanya - Güvenlik puanı: 7.82

New York'un 3.10 puan ile 79'uncu, Moskova'nın 83'üncü olduğu listede İstanbul 1.61 puan ile 94'üncü sırada yer aldı.

NTV

Aşkı ve eşcinselliği cesurca sorguluyor

Kıbrıs Tiyatro Organizasyonu, “Cock” isimli oyunuyla cinsel tercihleri, cinsel özgürlükleri, toplumdaki önyargıların yarattığı sıkıntıları, aşkın sınırlarını ve sınırsızlığını konu ediyor.



Kıbrıs Tiyatro Organizasyonu (THOK), bu sezon sahneye koydukları cesur oyunla özel ilişkilerde yaşanan ihtiyaçlar, aşk, çıkarlar üçgenini seyirciye anlattı.

Yazar Mike Bartlet’in orijinal metninden uyarlanan ve Costas Silvestros’un yönettiği, üç kişinin rol aldığı “Cock” isimli oyun Güney Lefkoşa’daki THOK salonu yanı sıra Limasol’daki Rialto Tiyatrosu’nda da seyirciyle buluştu.

Prokopis Agathocleous (John), Andreas Tselepos, Sofya Maria Kicilinia ve Kostas Kazakas’in oynadığı ödüllü oyunda kendisi de bir eşcinsel olan John, kendisi gibi eşcinsel olan sevgilisiyle mutlu gibi görünen bir ilişki sürdürürken aniden karşısına çıkan bir genç kızla tüm ilişkisini ve aşkın, sevginin, özgürlüğün anlamıyla beraber uzadıkça kendisini tüketen ilişkisini sorgulaması anlatılıyor.

Üç kişinin de sevgilisini kaybetmemek için verdiği mücadeleye sahne olan ve bir nevi köşe kapmacaya dönüşen oyundaki karakterler toplumdaki tüm önyargılara, stereotip ilişkilere inat cinsel tercihleri doğrultusunda sınırları zorlayarak adeta zorlu bir duygusal savaşa girişir.

Cinsel tercihler, cinsel özgürlükler, toplumdaki önyargıların yarattığı sıkıntılar, aşkın sınırları ve sınırsızlığı konusunu bu üç kişinin etrafında provakatif bir şekilde sorgulayan yazar Bartlet seyirciyi komediyle başlayan ve gittikçe bir drama doğru çevrilen bir üçlü sevgi evrenine davet ediyor.

Türkçe ve İngilizce üst yazıyla desteklenen ve 20 Ekim’den itibaren sahnelenen oyun, 13 Ocak 2018 tarihine kadar THOK’da izlenebilecek.

Güneyde Sotira kasabası “eşcinsel” unsur içeren oyunu yasakladı

Öte yandan “Kıbrıs Tiyatro Örgütü’nün”, “Cock” isimli tiyatro oyununun “Sotira” kasabasındaki gösterimi, eşcinsel unsurlar içerdiği gerekçesiyle belediye meclis heyeti tarafından yasaklandı.

Politis ve diğer gazeteler, Mağusa bölgesine bağlı “Sotira” kasabasında sahneye konması beklenen “Kıbrıs Tiyatro Örgütü’nün” bir oyununun, eşcinsel içerik barındırdığı gerekçesiyle belediye meclisinin kararıyla yasaklandığını, yasağa Rum siyasiler ve sanat çevrelerinden büyük tepki geldiğini yazdılar.

Yasağa tepki gecikmedi

Habere göre, söz konusu oyunun belediye tiyatrosunda sahneye konmasının yasaklanmasının ardından Rum Eğitim ve Kültür Bakanı Kostas Kadis yaptığı açıklamada, “demokratik bir toplumda bu tür bir kararın kabul edilemez olduğunu” belirtti.

Gazete, eserin yönetmeni Kostas Silvestros ve oyuncuları yanında DİSİ ve AKEL partileri tarafından yapılan açıklamalarda da, “AB üyesi bir ülkenin hiçbir yerinde böyle bir yasaklamanın kabul edilemeyeceği, bu tür davranışların insanlara nefret ve korku aşılayacağı” yorumları yapıldığını aktardı.

Habere göre, söz konusu oyunun “Sotira” kasabasında yasaklanmasının ardından “Derinya Belediyesi” oyunun kendi belediyelerinde sahnelenmesi davetinde bulundu. Oyunun birkaç gün içerisinde sahne alması bekleniyor.





Murat OBENLER

http://www.kibrisgazetesi.com/kultur-sanat/aski-ve-cinselligi-cesurca-sorguluyor/32426

7 Aralık 2017 Perşembe

Adnan Şenses'in kur yaptığı trans kadın

Türkiye'nin ilk ünlü trans kadını; onun bir trans olduğunu kimse fark etmemişti bile


Emel Aydan, 1951’de Erdoğan Kaşif ismiyle İstanbul’da dünyaya geldi ve 20’li yaşların hemen başında İtalya’nın başkenti olan Roma’da ameliyat ile cinsiyet değiştirdi.

Daha sonra İtalya ve İsviçre’de Rita Santiago ismiyle striptizcilik yapmaya başladı.

Öteki Sinema sitesinin bilgilerine göre, 1970’li yılların ortalarında ülkemize geri döndü ve bir yandan sahneye çıkarken bir yandan da erotik filmlerde yer almaya başladı.

Erotik filmler dışında “Lüküs Hayat” isimli müzikal film ve “Kader Bu” isimli drama filminde de rol almıştır.

İnce sesi, kıvrımlı vücuduyla erotik film sektöründe hızla en tepeye tırmandığı süreçte onun bir trans olduğunu kimse fark etmemişti bile.

Babası Hüseyin Kaşif de bir Yeşilçam oyuncusudur, striptiz ustası eşi Nur Ay ve Emel Aydan ile birlikte çeşitli erotik sahne şovları hazırlamışlardır.

Başrolünde oynadığı en popüler erotik filmler; “Babanın Kızları”, "Erkeğim Benim”, “Ye Beni Mahmut” ve “Kayıkçının Küreği”dir.

Rol arkadaşlarının bile trans olduğunu fark etmediği Emel Aydan, 1975 yapımı “Ah Nerede Vah Nerede” filminin çekimleri sırasında Gazanfer Özcan tarafından fark ediliyor.

Film çekimlerinde kendisinden çok etkilenen Adnan Şenses (ki gençliğindeki çapkınlığı dillere destandır) ona kur yaparken Gazanfer Özcan ise sürekli bir tanıdığını andırdığını düşünüyordu.

Daha sonra uzun dönem aynı sahneyi paylaştıkları Hüseyin Kaşif’in oğlu Erdoğan’a benzediğini fark edip, yanına gidiyor ve “Merhaba Erdoğan, beni hatırladın mı?” diye soruyor.

Bunun üzerine Emel Aydan “Evet” anlamına gelecek şekilde başını sallar ve Gazanfer Özcan kendi hatırlamasına rağmen yine de şok olur.

80 askeri darbesi ile erotik film sektörü bitince sahne çalışmalarına devam etmiş ve “Türk Müziğinden Anılar” isimli bir longplay çıkartmıştır.

Posta

YouTube’un yıldızı belli oldu: Aleyna Tilki


YouTube, 2017’nin en popüler videolarını açıkladı. ‘Sen Olsan Bari’ şarkısıyla dünya listelerine girmeyi başaran Aleyna Tilki, en çok izlenen müzik videolarında zirvenin sahibi oldu. Tilki’yi Tarkan’ın ‘Yolla’ klibi takip etti

http://www.gazetevatan.com/youtube-un-yildizi-belli-oldu-1124565-magazin/

Eski hücre arkadaşından flaş iddia: Zarrab bana tecavüz etti

ABD'de İran'a yönelik yaptırımları delme iddiasıyla yargılanan Reza Zarrab hakkında flaş iddia. Eski bir hücre arkadaşı Zarrab'ı, kendisine tecavüz etmek ve cinsel tacizde bulunmak iddiasıyla mahkemeye verdi.




Amerikan New York Times (NYT) gazetesinin New York'ta görülen İran yaptırımlarını delme iddiasıyla açılan davayı takip eden muhabiri Benjamin Weiser, Reza Zarrab'la ilgili şoke edici bir iddiayı gündeme taşıdı.

Weiser'in NYT'da yayınlanan haberine göre; Manhattan hapishanesinde Zarrab'la aynı hücreyi paylaşan bir mahkûm, Zarrab'ın kendisine tecavüz ettiğini öne sürerek dava açtı.

http://www.hurriyet.com.tr/eski-hucre-arkadasindan-flas-iddia-zarrab-bana-tecavuz-etti-40671368

LGBTİ Yasaklarını Antep Zeugmadi'ye Sorduk: Yasak Önyargıları Arttırdı

Antep Zeugmadi LGBTİ’den Yusuf Gülsevgi, "Valilik, bu yasak kararıyla homofobik ve transfobiklere yeşil ışık yaktı. Yasaktan sonra iki LGBTİ aktivisti Antep'te şiddete maruz kaldı" dedi.


Antep Zeugmadi LGBTİ’den Yusuf Gülsevgi, Ankara’dan başlayan LGBTİ etkinliklerine yönelik yasak ve engellemeleri bianet’e değerlendirdi.

Ankara Valiliği’nin yasak kararının, LGBTİ’lerle ilgili önyargıları beslediğini söyleyen Gülsevgi, yasak kararının ardından Antep’te iki LGBTİ aktivistinin önce sözlü, ardından fiziksel şiddete maruz kaldığını anlattı.

* Antep’te bir engellemeyle karşılaştınız mı?

- Karşılaşmadık. Ama Ankara’da yasaklanan paneli Antep’te yaptık, ardından da ODTÜ’de gösterimi engellenen filmi gösterdik ve bir basın açıklaması gerçekleştirdik.

* Ankara’daki yasağı nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu yasağı bir insan hakkı ihlali olarak tanımlıyoruz. Herkesi olumsuz yönde etkiliyor. LGBTİ’lerin hak ve özgürlüklerini kısıtlıyorlar. Diğer illere yayılabileceğini düşünüyorum.

* Antep’te durum nasıl?

- Şu an Antep’te bir yasak yok. Fakat tüm Türkiye’de olduğu gibi toplumsal bir baskı var. Antep’te yeterince görünür değiliz, görünürleştiğimizde buraya da yasakların gelebileceğini düşünüyoruz.

* Ankara’daki yasaktan sonra Antep’te etkinlik yaparken kaygılarınız oldu mu?

- Kesinlikle bir kaygı yaşıyoruz. Birçok insan etkinliklere gelmiyor, gelenler de gözaltına alınma korkusu, saldırı olabileceği kaygısı yaşıyorlar.

* Peki Ankara’daki yasaktan sonra, Antep’te LGBTİ’lerin hayatında bir değişiklik oldu mu?

- Yasaktan önce tüm Türkiye’de olduğu gibi Antep’te de baskılar ve önyargılar vardı. Yasaktan sonra ise önyargılar arttı. Ankara Valiliği, bu yasak kararıyla homofobik ve transfobiklere yeşil ışık yaktı.

Yasakların ardından iki arkadaşımız şiddete maruz kaldı. Sosyal medya hesabımıza “Siz hastasınız ve Valilik buna dur dedi. Biz de vatandaşlar olarak geçit vermeyeceğiz” şeklinde mesajlar atıldı.

Bir eşcinsel arkadaşımız tramvayda dış görüntüsünden dolayı tacize uğradı, direnince fiziksel şiddete maruz kaldı.

Başka bir trans erkek arkadaşımız da sokakta homofobik ve transfobik söylemlere maruz kaldı ve buna karşı çıkınca fiziksel şiddete uğradı. Ardından gittiği karakolda, polisler kendisine “Boşverin ya, bu tür olaylar hep oluyor, genelde translar geliyor. Sonuç alamıyoruz, boşuna başınızı ağrıtmayın” demiş. Arkadaşımızın ısrarları üzerine karakolda işlem yapılmış.

* Antep’te çok fazla mülteci yaşıyor. LGBTİ mülteciler nasıl durumda?

- Mültecilere karşı önyargılar var. Antep’teki insanlar onları “vatan haini” olmakla suçluyorlar. Birçoğu şiddete maruz kalıyor. LGBTİ mültecilere ise hem homofobik ve transfobik hem ırkçı önyargılarla yaklaşıyorlar. LGBTİ mülteci olmak ötekinin ötekisi konumuna geliyor.

Ne olmuştu?

Ankara Valiliği 16 Kasım'da Alman LGBTİ Film Günleri'ni yasaklamıştı.

bianet’in sürdürdüğü, Kaos GL'nin destekleyerek içinde yer aldığı “Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik” atölyesinin 18 Kasım’da Mardin’de düzenlenmesi planlanan 11. ayağı da hedef gösteren haberler ve tehditler nedeniyle gerçekleştirilemedi.

Ankara Valiliği 19 Kasım'da da "LGBTİ sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştirilen etkinlikleri" süresiz olarak yasakladığını duyurdu.

Beyoğlu Kaymakamlığı ise British Council'in KuirFest ortaklığıyla 25 Kasım’da düzenleyeceği film gösterimini iptal etti.

Bursa ve Kocaeli'de de iki LGBTİ etkinliği yerel idare ve kolluk kuvvetlerinde engellendi.

Ankara’daki LGBTİ dernekleri Kaos GL ve Pembe Hayat, Valiliğin LGBTİ etkinliklerini süresiz olarak yasaklamasına karşı ayrı ayrı kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemli dava açtı.

Hak savunucuları da #LGBTİYasaklanamaz etiketiyle yasakları sosyal medyada protesto etmeye başladı. #LGBTİYasaklanamaz etiketi, dün akşam Twitter’da Türkiye gündeminde 4. sıraya yükseldi.

(ÇT)
http://bianet.org/bianet/lgbti/192230-lgbti-yasaklarini-antep-zeugmadi-ye-sorduk-yasak-onyargilari-arttirdi

Laikliğe her gün saldırılacak ama LGBTİ hareketi siyasetten ırak olacak (!)

LGBTİ hareketine egemen olan liberal düşünce beraberinde bir kaçış alanı da yaratır. Cihatçılarla laiklerin, yobazlarla kadınların, şeriatçılarla LGBTİ’lerin bir arada yaşayamayacağı gün gibi ortada. Aynı gemide değiliz. Ancak durum buyken, hala daha duyduğumuz şey “Aman canım, herkes birbirine saygı duysun, konu kapansın” şeklinde cümleler. LGBTİ hareketi gerçeklerle yüzleşmeli ve çemberi daraltmamalı. Unutmamalıyız ki, AKP’nin nispeten demokratik tavır takındığı dönemler artık çok geride kaldı.


Önce Alman Elçiliğince düzenlenen LGBTİ (Lezbiyen, gay, biseksüel, transgender, intersex) film günleri Ankara Valiliğince yasaklandı, etkinlik yasakları süresiz hale getirildi, daha sonra Beyoğlu Kaymakamlığı Taksim’de yapılması planlanan LGBTİ etkinlikleri ve yürüyüşüne izin verilmeyeceğini bildirdi.

Yasaklama gerekçesininse yasaklanan faaliyetle bağını kurmak hayli güç. Sanki planlanan bir film gösterimi değil de ‘darbe girişimi’ gibi

"(Etkinliğin) halkın bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa sevk edeceği, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkabileceği, organizasyona katılacak gruplara yönelik toplumsal duyarlılıklar nedeniyle bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlar olabileceği gerekçesiyle…"

OHAL ile birlikte özellikle son dönemde Türkiye’yi kuşatan şiddet ve baskı dalgasından en çok etkilenenlerin başında LGBTİ topluluğu geliyor. Son iki yıldır onur yürüyüşlerinin engellendiği ülkemizde biraz geriye gidecek olursak bugün yaşananların nüvelerini görüyoruz: AKP’nin iktidara gelmeden önce 2001 yılında “eşcinsellerin kendi hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alınması” gerekiyor bakışından bugüne kadar olan süreçte, eşcinsellik için ‘tedavi edilmesi gereken bir hastalık’, ‘ahlaksızlık’ denildi ve son olarak da ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk ettireceğine’ yönelik bir açıklama yapıldı. Aslında her dönemde olan LGBTİ toplumuna yönelik ayrımcılık AKP döneminde sistematik bir şiddet halini aldı.

Durum buyken, peki ama nasıl bir LGBTİ mücadelesi adlı soru akıllara geliyor.

Tarihte muhafazakarlık faşist iktidarları besleyen önemli bir unsur olmuştur. Bu iktidarlar muhafazakarlığı yükseltmek için de toplumun üretim ilişki ağından bağımsız olmayan ahlak kavramlarını öne sürerler. Ve bu ahlak anlayışını ‘toplumsal hassasiyetler’ bahanesiyle topluma bir hayat tarzı olarak dayatırlar. Peki bu dayatma sadece LGBTİ mücadelesi yürütenleri mi etkiler? Hayır. Baskı yükseldikçe toplumun tüm kesimleri bundan etkilenir. Peki bu sahte ahlak anlayışı sonucunda ne olur?

-Otobüste şort giydi diye kadınlar tekmelenir.
-Kişi uçakta öpüşen çiftleri azarlama cüretini kendinde bulur.
-Müftülere resmi nikah yetkisi vermenin derdine düşülür.
-Kadın cinayetleri, cinsel şiddet, çocuk istismarı tavan seviyeye çıkar.

Ve bir bakmışız ki bir ‘LGBTİ film festivali’ ‘toplumsal hassasiyetler’ bahane edilerek valilik tarafından yasaklanıvermiş.

Zaten bunu sadece ‘bir film festivalinin yasaklanması’ olarak yorumlayamayız. Saldırı bir film festivaline olmuş olabilir. Ancak sorgulanan laiklik, tüm batılı ve modern değerler...Film festivaline olan saldırının ardındaki bu bütünlüğü görmeli ve buna göre bir cevap vermeliyiz.

Bu açıdan LGBTİ mücadelesi tabi ki ‘laik’ bir karakter içermelidir.

Buradan hareketle eğer talep  ‘özgür bir yaşam’ ise, sınıfsal mücadeleden uzak durarak ne baskıyla, ne yasaklarla ne de homofobi ile mücadele edilebilir. Üretim ilişkileri toplumsal ilişkilerin astlık - üstlük düzenini yaratır. Dolayısıyla, cinsel çeşitlilikle ne ilgisi var dediğimiz kapitalizm, sadece bir ekonomik sistem değil aynı zamanda cinsiyetçiliği besleyen bir düzendir ve neoliberal politikalardan ayrı düşünülemez.

Heteroseksüellik dışında tüm cinsel yönelimlerin saldırı altında olması ve ya kendini gizlemek zorunda bırakılmasının sınıfsal nedenleri vardır. Mesela hiç ‘homoseksüel bir işçi’ gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü zaten kapitalizmde alt sınıflar için bir cinsiyet özgürlüğünden bahsedilemez. Bahsedilemediği için o işçi homoseksüel olsa bile bunu özgürce yaşayamaz. Yaşayamaz çünkü her an işten atılma riskiyle karşı karşıyadır.

Nefret cinayetlerinin de LGBTİ hareketinin de politik olduğu savunmamız işte bundandır. Çünkü homofobi politiktir. Politik bir saldırıya da ancak politik bir hamle ile yanıt verilebilir.

LGBTİ hareketine egemen olan liberal düşünce beraberinde bir kaçış alanı da yaratır.  Cihatçılarla laiklerin, yobazlarla kadınların, şeriatçılarla LGBTİ’lerin bir arada yaşayamayacağı gün gibi ortada. Aynı gemide değiliz.  Ancak durum buyken, hala daha duyduğumuz şey “Aman canım, herkes birbirine saygı duysun, konu kapansın” şeklinde cümleler. LGBTİ hareketi gerçeklerle yüzleşmeli ve çemberi daraltmamalı. Unutmamalıyız ki, AKP’nin nispeten demokratik tavır takındığı dönemler artık çok geride kaldı.

Bu nedenle AKP’nin LGBTİ’lere yönelik ona gerici söylem ve icraatına rağmen eleştirilerin ana konusunun ‘bunun sorumlusu AKP ve politikalarıdır’, tavrına gelinmedikçe LGBTİ hareketinde bir boşluk kalmaya devam edecek, örgütsüzlük ve gizliliğe doğru bir eğilim baş gösterecektir.

LGBTİ hareketi için bugün film festivallerinin yasaklandığı noktada bütünsel bakıp, politik bir cevap üretmenin dışında başka yol gözükmemektedir.

Toplamda, cinsel özgürlük politik mücadele olmaksızın gerçekleşemez. LGBTİ hareketi de bütün bu gericiliğe karşı eşitlik ve laiklik mücadelesiyle ilişkisini güçlendirmelidir.

Özden Öz

http://yarinhaber.net/yaklasimlar/61940/laiklige-her-gun-saldirilacak-ama-lgbti-hareketi-siyasetten-irak-olacak-

Avustralya eşcinsel evliliği kabul etti

Avustralya da eşcinsel evliliğe izin veren ülkeler arasında katıldı. Parlamentonun alt kanasında yapılan oylamada eşcinsel evliliğe ilişkin yasal düzenleme kabul edildi.


Avustralya Parlamentosu'nun alt kanadında uzun süren tartışmaların ardından bugün eşcinsel evliliğe izin veren yasal düzenleme kabul edildi. 150 sandalyeli mecliste yapılan oylamada sadece beş milletvekilinin karşı oy kullandığı belirtildi.

Yasada evliliğin tanımı değiştirilerek, kadın ve erkek arasındaki birliktelik yerine, "iki kişi arasındaki birliktelik” olarak ifade edildi.

Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull oylamanın ardından yaptığı açıklamada, "Avustralya bunu başardı” dedi.

Avusturalyalılareşcinsel evlilikten yana

Kasım ayının ortasında yapılan referandumda halkın yüzde 61,6'sı eşcinsel evlilikten yana oy kullanmıştı. Referandumundan çıkan sonucu parlamento açısından bağlayıcılığı bulunmuyordu. Buna rağmen, muhafazakâr çizgideki Turnull partisinden gelen tepkilere karşın eşcinsel evlilikle ilgili yasal düzenlemenin en kısa zamanda yapılacağı sözü vermişti.

Avustralya Parlamentosu'nun üst kanadı olan Senato da, 29 Kasım'da yapılan oylamada eşcinsel evliliğe yeşil ışık yakmıştı.

Turnbull, oylamadan çıkan sonucu "Sevgi, eşitlik ve saygı için büyük bir gün” sözleriyle değerlendirdi. Yeni yasal düzenlemenin bir ay içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

20'den fazla ülkede eşcinsel evlilik yasal

Dünyada eşcinsel evliliğe yasalarla ilk izin veren ülke Hollanda oldu.  Hollanda'nın 2001 yılında aldığı bu kararın ardından 20'den fazla ülke eşcinsel evliliği resmen kabul etti. Arjantin, Belçika, Brezilya, İngiltere, Kanada, Kolombiya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, Güney Afrika, İspanya, İsveç, ABD ve Uruguay eşcinsel evlilik yasal kabul ediliyor.

AP/dpa/JD/BÖ

© Deutsche Welle Türkçe

http://www.dw.com/tr/avustralya-e%C5%9Fcinsel-evlili%C4%9Fi-kabul-etti/a-41687166

Zeynep Alkan'ın Sevgilisi de mi Gay?

Zeynep Alkan'ın Sevgilisi Gay mı | Hamdi Alkan Damadı İçin Neler Söyledi

Ünlü oyuncu ve yönetmen Hamdi Alkan'ın kızı Zeynep Alkan'ın isveçli sevgilisi Gay mı? Peki Hamdi Alkan damat adayı için neler söyledi? Bilindiği üzere Zeynep Alkan'ın sevgilisinin bir erkekle öpüşmesi gündem olmuştu.


Hamdi Alkan'ın 19 yaşındaki kızı Zeynep Alkan'ın sosyal medyadan aşkını ilan ettiği İsveçli sevgilisinin bir erkekle öpüştüğü fotoğraflar ortaya çıktı. Hamdi Alkan kızının sevgilisiyle ilgili, "10 numara çocuk." yorumunda bulundu.

ZEYNEP ALKAN'IN SEVGİLİSİNİN ERKEKLE ÖPÜŞTÜĞÜ FOTOĞRAFLARI ÇIKTI
Aşkını ilan eden taraf Zeynep Alkan olmuş, genç oyuncu sevgilisiyle çekildiği romantik fotoğrafı "En güzel anıları bir Türk ve bir İsveçli yaratır" notu ile Instagram'da paylaşmıştı. Sürpriz birlikteliğin ardından gözler Anton Turkalj'a çevrildi. İsveçli gencin bir erkekle fotoğrafları çıkmıştı.

HAMDİ ALKAN: 10 NUMARA ÇOCUK
Kızı Zeynep'in İsveçli sevgilisinin bir erkekle öpüştüğü fotoğraflarla ilgili konuşan yönetmen, "Kızım onu tanımadan önce esprisine yapılmış bir şey. 10 numara çocuk, o mutluysa ben ne yapayım?" dedi.


ZEYNEP ALKAN KİMDİR
Sanatçı bir aileden gelen Zeynep Alkan, 26 Mayıs 1998’de doğdu. Yönetmenliğini babası Hamdi Alkan'ın yaptığı Hayat Bazen Tatlıdır ile ilk dizi deneyimini yaşadı. Birce Akalay, Anıl Tetik, Mustafa Mert Koç, Ufuk Özkan gibi isimlerin başrollerinde yer aldığı, liseli gençlerin yaşadıkları zorlukları anlatan Hayat Bazen Tatlıdırı’da Emoloji Emel karakterine hayat verdi. Dizi ile aynı anda eğlenceli vinde videoları da çeken Zeynep Alkan, Instagram paylaşımlarıyla adından söz ettiriyor.Kaynak: Zeynep Alkan'ın Sevgilisi Gay mı | Hamdi Alkan Damadı İçin Neler Söyledi
https://www.bolgegundem.com/zeynep-alkanin-sevgilisi-gay-mi-hamdi-alkan-damadi-icin-neler-soyledi-288195h.htm

https://www.bolgegundem.com/zeynep-alkanin-sevgilisi-gay-mi-hamdi-alkan-damadi-icin-neler-soyledi-288195h.htm

Eşcinsellere Kıbrıs'ta da yasak var

Güney'de oynanan tiyatro oyununa belediye engeli!

Güney Kıbrıs’taki Sotira bölgesinde oynanacak olan ve bir eşcinsel çiftin hikayesini anlatan tiyatro oyununun oynanmasına belediye izin vermed

Güney Kıbrıs’taki Sotira bölgesinde oynanacak olan ve bir eşcinsel çiftin hikayesini anlatan tiyatro oyununun oynanmasına belediye izin vermedi.
Sotira  Belediye Meclisi, Kıbrıs Rum tiyatro topluluklarından biri olan “Thoc” tarafından eşcinsel bir çiftin hikayesini konu alan “Cock” adlı oyunun oynamasına  izin vermeyeceğini açıkladı.

Mike Bartlett'in eseri olan Cock, Sotira Belediye Tiyatrosu’nda sahnelenecekti.

Olağanüstü bir toplantı sonrasında yapılan bir açıklamada belediye meclisi, oyunun "belediye içindeki düzeni ve normalliği korumak ve hoş olmayan olaylardan kaçınmak" amacıyla iptal edilmesine oybirliğiyle karar verdiklerini söyledi.

http://www.kibrispostasi.com/guneyde-oynanan-tiyatro-oyununa-belediye-engeli!-06122017

6 Aralık 2017 Çarşamba

Plaktan dijitale

Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine dönüşen dijital müzik platformları bundan 20 yıl önce Duran Duran'ın albümü Electric Barbella'nın satışıyla başladı. O zamanlar önyargıyla bakılan piyasanın bugünkü değeri 6.7 milyardan fazla ve her geçen yıl yüzde 2.8 büyüme gösteriyor. İşin ekonomik yanını, detaylarını ve en iyilerini ele aldık. HT Pazar'dan Arda Aşık ve Can Baytak'ın haberi...



90 dk
Öncelikle bir kafa karışıklığını ortadan kaldıralım. Evet, 1994 yılında Aerosmith, albümünü ilk kez dijital olarak hem de ücretsiz yayınlayan ilk müzik grubu. Albümdeki 3.14 dakikalık Get A Grip Head First parçasını indirmek 90 dakikayı buluyordu...

90 Sent
Duran Duran ikinci teklisi Electric Barbarella'yı dijital ortamdan satışa sunan ilk grup oldu. Bu dijital müzik ekonomisinin başlangıcı olarak sayılıyor. Liquid Audio formatındaki parçayı 90 sente indirebiliyordunuz. Ayrıca internetten alınabilen özel remiksi ise 1.99 dolara satılıyordu.

1994
İnternetin daha yeni olduğu zamanlarda ilk internet sitesi kuran ilk isimse Megadeth oldu.

İnsanları internet ve müziği bir arada görmeye alıştırmak için yapımcılar çeşitli yollar aradı. En etkilisi müzik gruplarının fotoğraflarının duvar kağıdı olarak indirilebilmesi fikri oldu. İlk dijital masa üstü duvar kağıdı olan grupsa Beastie Boys oldu.

2000 - Korsan
İnternette müzik dinlemek iyice yaygınlaşırken 2000'lerde internetten korsan müzik ve birçok içerik indirme programı LimWire ortaya çıktı. Programın sahibi şirket, mahkeme kararıyla 2010'da Sony BMG, Warner Bros, Virgin ve UMG'nin bulunduğu 30 müzik yayıncısına 105 milyon dolar ödemek zorunda kaldı. Korsan işini bugün bitirenlerse kaliteli müzik sunan stream'ler oldu.

2011
Steve Jobs, 2011'de albümü değil de beğendiğin parçayı al mantığını başlattı. iTunes'ta 99 sente istediğiniz parçayı satın alabiliyorsunuz. Bugün 20 milyon parçaya sahip, 450 milyon aktif kullanıcısı var. Ancak her şeyde de kusursuz olamıyorlar. iTunes kitaplıklarındaki şarkı ve albüm bilgilerinin yüzde 90'ının hatalı bilgi içerdiği söyleniyor.
2011'de dijital müzik ilk kez kaset, CD, plak gibi somut materyal satışını geçti. Yılı yüzde 50.3 yani 3.6 milyar indirmeyle kapattı.
Dijital müzik kullanımı 2004-2010 arasında yüzde 1000 arttı.
2015'te dijital müzik, müzik piyasasındaki gelirin %45'ini oluşturuyordu.
Dünyada bir müzikseverin kişisel bilgisayarında ortalama 3 bin parça bulunuyor. O kişilerin % 60.7'si parçalarını telefonlarında dinliyor.
Bugün dünyada 1 milyardan daha fazla kişi çevirimiçi müzik servislerini kullanıyor.
Dünya çapında dijital müzik gelirlerinin toplamı 6.7 milyar dolar. 2021 yılında ise 10.6 milyar dolara çıkacak.
YouTube'un 820 milyon dinleyicisi var.
Spotify'ın 100 milyon dinleyicisi, 40 milyon abonesi var.
Pandora'nın 78 milyon dinleyicisi, 4 milyon abonesi var.
Spotify'ın değeri 10 milyar dolar. 2016 yılında 2.9 Euro gelir elde etse de 3.2 milyar Euro'yu teliflere yatırmak zorunda kaldı.

Çevrimiçi müzik en çok nerede dinleniyor?
Müzik ya da video paylaşım siteleri %31
Profesyonel müzik servisleri %22
Online radyo istasyonları %16
Sosyal medya %14
İnternet radyo servisleri %9
Dijital marketler %6
Bilinmiyor %2

İstenilene anında ulaşabilmek
Türkiye'de International New Media Conference'ın bu yılki verilerine göre üniversite öğrencilerinin yüzde 66.7'si dijital müzik uygulamalarını tercih ediyor. Müzik dinlemek için radyo yerine dijital müzik uygulamalarını tercih eden üniversite öğrencilerinin yüzde 15.9'u daha güncel müzik dinlemek için dijital müzik uygulamalarını tercih ettiğini belirtirken, yüzde 24.9'u kendi istediği müziği dinleyebilmek için radyo yerine dijital müzik uygulamalarını tercih ettiğini söyledi. Dijital müzik uygulamalarının radyoya tercih edilmesinde etkili olan bir diğer faktör de yüzde 15 ile istenilen şarkıya anında ulaşabilme olarak açıkladı.
2018 yılına kadar, yayın toplam dijital kaydedilmiş müzik gelirlerinin %37'sini oluşturacak. 848 milyon dolarlık dijital müzik platformları 2018'den itibaren 1.7 milyar dolara yükselecek.
İngiliz şarkıcı Ed Sheeran'ın Shape of You adlı şarkısı 1.318.420.396 dinlenmeyle dijital platformlarda tüm zamanların en çok dinlenen parçası.
Seneyi sizin için seçtiğimiz en iyi müziklerle kapatın

Alper Kut


Seren Serengil: O adam Özay'a sarılıp 'aşkım' diyordu

Seren Serengil, Özay Bakır ile ayrılığının nedenini gözyaşları içinde anlattıSeren Serengil, Özay Bakır’la ayrılığını sosyal medyadan duyurmuştu. Seren Serengil, ayrılık sebeplerini canlı yayında gözyaşları içinde anlattı.


Seren Serengil, Özay Bakır ile ayrılığının nedenini gözyaşları içinde anlattı

Seren Serengil, uzun süredir aşk yaşadığı Özay Bakır’la yolarını ayırmıştı. Ayrılık sonrası birçok internet sitesinde Özay Bakır’ın eşcinsel olduğu ve bu yüzden ikilinin ayrıldığı yönünde haberler çıktı. Seren Serengil çıkan bu çirkin haberlere adeta ateş püskürdü.

Duymayan Kalmasın programında sunuculuk yapan Seren Serengil çıkan iddialar karşısında ilk ve son kez konuştu. Zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Serengil, ilişkilerinin neden bittiğini anlattı.

Seren Serengilin eski sevgilisi Özay Bakırdan açıklama geldi: Aldattı mı
Seren Serengil'in eski sevgilisi Özay Bakır'dan açıklama geldi: Aldattı mı?
İşte Seren Serengil, Özay Bakır’la asıl ayrılık sebebini şöyle açıkladı: “Ben sosyal medyadan ifşa ettiğim zaman karşı tarafı zor durumda bırakmak istemedim. Onun bir ailesi var onları zor durumda bırakmak istemem. Özay’ın annesinin gözünden akacak bir damla gözyaşı için canımı veririm. Takipçilerimin yazdıkları her şeyi okuyorum, insan bazen sarıl sarmalanmak istiyor bunu uzun zamandır yaşamıyordum. Konuştukça üzülüyorum, konuşmayınca aklıma gelmiyor ama konuşmak zorundayım çünkü Özay hakkında çok çirkin şeyler yazılıyor. Bunun sebebi de aynı mekanda çalıştığı başka bir adamdır. Özay sahneye çıktığında o adam Özay’a çok yakın davranıyordu. Sarılıp 'aşkım' diyordu. Ben Özay’ı uyardım. Çok rahatsız oluyordum. 'Mekandan ayrıl bu kötü bir izlenim, saçma sapan haberler çıkar' dedim. 'Ya sen ayrıl ya da, o ayrılsın' dedim ama olmadı. Bu yazılıp çizilenler iftira. Özay benim erkek arkadaşımdı. Böyle bir şey olsa ilk ben bilirdim. Ayrılık sebebimiz yine o çalıştığı mekanla ilgili ama bu değil. İkimizin arasında ve öyle kalacak. Özay çok iyi çok temiz bir çocuk. Bizde çok güzel bir aşk yaşadık. Ona haksızlık yapılmasın.” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/seren-serengil-ozay-bakir-ile-ayriliginin-nedenini-gozyaslari-icinde-anlatti-40668364

Seren Serengilin eski sevgilisi Özay Bakır: Kol kırıldıysa yen içinde kalacak

Seren Serengil geçtiğimiz saatlerde Özay Bakır ile ayrılığını sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile duyurmuştu. İlişkinin ihanet yüzünden bittiği akıllara gelmişti.


Seren Serengil ile yolları ayrılan Özay Bakır' Özay Bakır Instagram hesabı üzerinden ayrılık açıklaması yaptı.

"Kol kırıldıysa yen içinde kalacak. Benim kendime yakıştırdığım budur. Şükür ki hayatımda hiç bir zaman birileri tarafından affedilmeyi gerektirecek kirli bir hata yapmadım. Vicdanım bir bebeğin gülüşü kadar tertemiz. Katlanamayacağım mesnetsiz ve tıynetsiz iftiralar olmadıkça duruşumu koruyacağım.

 Mesleğim gereği göze aldığımın dışında, özel hayatımdan kaynaklanabilecek içeriği boş ün/şan/şöhret gibi zırvalardan elimden geldiğince uzak durdum, bugün de reddediyorum. Sadece bu durumdan ötürü beni takip ediyor olan hanımefendilerden ve beyefendilerden takibi bırakmalarını rica ediyorum.Benim ruhum bu camianın iftira çarklarına ve dedikodu çemberine ait değil."

http://www.hurriyet.com.tr/ozay-bakirdan-ayrilik-aciklamasi-40667729