17 Kasım 2018 Cumartesi

“İnsan Kendi Bedenine Ait Hissetmeyince, Hiçbir Yere Ait Olamıyormuş”

FİZİK ÖĞRENCİSİ EVREN ANLATIYOR
“İnsan Kendi Bedenine Ait Hissetmeyince, Hiçbir Yere Ait Olamıyormuş”
Evren’le Boğaziçi Üniversitesi’nde buluşup, “non-binary” kimlikleri, eğitim hayatını, fizikçi olma hayallerini konuştuk.
Çiçek Tahaoğlu
İstanbul - BİA Haber Merkezi


Evren 20 yaşında, Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik okuyor.

Kendisini “trans non-binary” birey olarak tanımlıyor. “Non binary” kavramı, kendini ikili cinsiyet rejimi dışında tanımlayan, kadın-erkek ikiliği dışında kimlikler için kullanılıyor.

Evren “Bana insanlar doğrudan trans erkek ataması yapabiliyor” diyor, kendini trans kadın veya trans erkek olarak değil, tam da o “veya” olarak tanımladığını ifade ediyor.

Evren’le Boğaziçi Üniversitesi’nde Güney kampüste buluştuk. Çocukluğundan bu yana cinsiyet meselesiyle ilgili sorgulamalarını, ikili cinsiyetten gayri olma halini, eğitim hayatını, bir enstitüde araştırmacı olma hayallerini, göğüs disforisini ve hormon sürecini konuştuk.

Mühendislikten fiziğe geçiş

*Seni biraz tanıyabilir miyiz?

-Ben Evren, 20 yaşındayım. Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik okuyorum, birinci sınıftayım. İTÜ’de mühendislik okuyordum, oradan geçiş yaptım.

Neredeyse 5 aydır testesterondayım. Trans non-binary bir bireyim.

*Trans kadın ya da trans erkek olarak tanımlamıyorsun yani kendini?

-Non-binary, ikili cinsiyet sisteminin dışında demek. “Kadın veya erkek”teki “veya” aslında.

*İTÜ’de ne kadar okumuştun?

-Hazırlık ve birinci sınıfı okuyup bıraktım. Boğaziçi’ne geçersem daha mutlu olacağımı düşündüm. Öyle de oldu.

*Neden?

-Aslında yaşadığım kötü bir şey olmadı. Ama genel olarak Boğaziçi’nin LGBTİ+ bireylere karşı daha kucaklayıcı olduğunu hep hissettim.

Mesela bu dönem burada yurtta kalmak istedim ama maalesef yurtlar artık MEB’e bağlandı. Ama Boğaziçi’nde bana yurt ayarlamak için ellerinden geleni yaptılar. Sonra bir odaya çıkmak durumunda kaldım, yurda kıyasla beni maddi olarak zorluyor.

Kadın yurdu deneyimi

*İTÜ’deyken nerede kalıyordun?

-İTÜ’de kız yurdunda kalıyordum. Daha hormona başlamamıştım o yüzden çok sıkıntı olmuyordu. Ama yurtta odama giderken, kadın öğrenciler “pardon ama sen oraya çıkamıyorsun” gibi uyarılarda bulunabiliyorlardı.

*Kadın yurdunda kalmak seni etkiliyor muydu?

-Yurt müdürü beni her çağırdığında çok geriliyordum. Trans olmamla ilgili bir şikayet gelmesinden çekiniyordum. Neyse ki öyle bir şey olmadı. Genelde yurtta kalmamayı tercih ediyordum. Küçük, 4 kişilik bir odada kalıyordum. Zorlayıcı oluyordu.

“Çocukları, kız ya da oğlan değil, sadece çocuk olarak görüyordum”

*Ailen İstanbul’da mı?

-Ben annemle yaşıyorum. Annem Fethiye’de.

*Annenle aran iyi sanırım.

-Artık iyi.

*Bize açılma sürecinden bahsetmek ister misin?

-Aslında çocukken cinsiyetlerin hiç farkında olmadan büyüdüm. Bu bana sunulan güzel bir şanstı. Çocukları, kız ya da oğlan değil, sadece çocuk olarak görüyordum. Kendimi de öyle görüyordum.

Sıkıntı göğüslerim belirginleşmeye başlayınca başladı. Kızlardan hoşlanıyordum ve kendimi bu yüzden suçlu hissediyordum. Liseye geçtiğimde gerçekten bir tiyatro oyununun içinde yaşamaya başladım. Üç lise değiştirdim, Aydın Fen Lisesi, İstanbul Atatürk Fen Lisesi ve Kabataş Erkek...

“Önce kadınlık, sonra erkeklik kalıbını performe ettim”

*Neden üç lise değiştirdin?

-Çünkü insan kendi bedenine ait hissetmeyince, hiçbir yere ait olamıyormuş, onu fark ettim.

Gittiğim okulda insanlarla iyi anlaşılıyordum ama bir şeyler oturmuyordu, ait hissetmiyordum. Özellikle ilk gittiğim lisede ciddi bir tiyatro içindeydim. Toplumun bana dayattığı tüm rolleri uygulamaya çalışıyordum. Saçlarım uzundu, kestirmiyordum. Adet olduğumda bunun beni, beceriksiz hissettiğim kadınlık performasyonuna yaklaştırdığını zannederek aşırı mutlu olmuştum.

Zamanla kadınlardan hoşlandığımı fark ettim ama lezbiyen olarak tanımlanmak bana kendimi iyi hissettirmiyordu. Lisenin son yılları, benim cinsiyetim yok, bana bir şey demeyin, şeklinde geçirdim.

12. sınıfta, testesterona başlamak ve göğüslerimi aldırmak gibi bir imkanım olduğunu fark ettiğimde belki de trans erkek olduğumu düşündüm. Çünkü benim gibi bedensel disfori yaşayanların hepsi trans erkekti. Bu da beni başka bir kalıba soktu. Toplumun bana verdiği kadın rolünden yeni kurtulmuştum. Bu sefer trans erkek kalıbına girmeye başladım.

*Bütün bunları internetten okuyarak mı öğreniyordun? Yoksa doktorlarla ya da benzer deneyimler yaşamış insanlarla mı konuşuyordun?

-Evet, kendi kendime araştırdım. Hiç böyle biriyle de tanışmadığım için kendimi yalnız hissediyordum.

Trans erkek kalıbına girmeye çalışırken çok fenaydım; küfrediyordum, bacaklarımı açıp oturuyordum, gülmüyordum... “Erkekliği” performe etmeye çalışıyordum sonuç olarak. Mesela metroda falan giderken erkekleri gözlemliyordum. Onlar gibi durmaya çalışıyorum ama göğüslerimden rahatsız olduğum için dik de duramıyorum, böyle şekilden şekile giriyordum.

“Cinsiyetten bağımsız düşündüğümde en çok kendim olabiliyorum”

*Evren ismini kullanmaya ne zaman başladın?

-İTÜ’de hazırlıktayken. Ama arkadaşlarıma ısrar edemiyordum. O zamandan itibaren hep yanımda olacak biriyle tanıştım, ilk defa o bana sordu “Sana Evren olarak mı seslenmemi istersin,” diye. Ondan sonra o bana hep Evren dedi ve demeyenlere kızdı. Bu beni de güçlendirdi. Trans erkekliği performe ettiğim süreçten çıkmamda da çok faydası oldu.

Zor zamanlardı. Bir kalıptan çıkıp başka bir kalıba girmiştim. O zaman da “ben neyim” diye sormaya başladım.

Sonra bir terimle karşılaştım: “Non-binary” yani “genderqueer”. Cinsiyeti kuir bir birey olarak yaşamak... Ben çocukken de böyleydim, lisedeyken de, şimdi de. Ben cinsiyetten bağımsız düşündüğümde en çok kendim olabiliyorum. Bedensel olarak hissettiğim rahatsızlıkların da cinsiyetimle ilgisi yok aslında. O yüzden “cinsiyet geçiş süreci”, “cinsiyet değiştirme”, “cinsiyet uyum süreci” gibi ifadelerden de rahatsız oluyorum. Çünkü neyden neye geçiyorum? Neyi değiştiriyorum?

Bana insanlar doğrudan trans erkek ataması yapabiliyor, bunu trans aktivistler de yapabiliyor. Vücutta dominant olan hormonun, ister doğuştan ister sonradan olsun, cinsiyetle ilgisi olmadığını keşfettiğim an, gerçekten çok özgürleştiğimi hissettim.

“Ben nasıl süreçlerden geçiyorsam, annem de kendi sancılı süreçlerinden geçti”

*Annene bu kimliğinle açıldığında nasıl karşıladı?

-Lisede kadınlardan hoşlanma konusunda açılmıştım, sıkıntı yaşamadım. Ama cinsiyet konusunda “Ben kadın hissetmiyorum, ben hiçbir şey hissetmiyorum” diye açıldığımda bu ona uzak gelmişti.

Şöyle düşünüyorum: senelerdir ben nasıl sancılı süreçlerden geçiyorsam, annem de kendi sancılı süreçlerinden geçti. Onunla gurur duyuyorum. Ve bana yaşadığının en azını hissettirdiğini düşünüyorum.

*Okul bitince ne yapmak istiyorsun? Hayalin ne?

-Fizikçi olmak istiyorum, mesela Max Planck Enstitüsü’nde çalışmak gibi. Araştırma yapmak istiyorum. Belki bunu üniversitede de yapabilirim ama enstitü ortamını yaşamayı çok istiyorum.

*Röportaja başlamadan önceki sohbetimizde, sosyal işlerle de ilgilendiğini fark ettim. Mesela TOG’un toplumsal cinsiyet eğitmenleri eğitimine katıldığını söyledin. Başka neler yapıyorsun?

-Bu dönem dansa başladım; Lindy Hop ve solo jazz.

İlk defa dans ediyorum ve bu yaşıma kadar hiç bedenimle iletişim kurmadığımı fark ettim. Gerçekten çok özgürleştirici bir şeymiş.

*Toplumsal cinsiyet eğitmenliği eğitimi nasıl geçti?

-Biliyorsun zaten cinsiyetle ilgileniyorum (gülüyor).

Bu eğitim benim için aydınlatıcı oldu, öncesinde çok basit şeyleri insanlara anlatmakta, savunmakta zorlanabiliyordum. Bunu bir aktivizme dönüştürebilirim diye düşündüm. Şu anda örneğin Instagram’dan kendi sürecimi paylaşıyorum.

“Kimlik değişimiyle uğraşmak istemiyorum”

*Bildiğim kadarıyla ameliyat olmak istiyorsun, değil mi?

-Üst ameliyatı olmak istiyorum, alt ameliyatı olmayı düşünmüyorum. Hem zor bir ameliyat hem de çok gerek görmüyorum. Disforimin en büyük kaynağı göğüslerim, onlardan kurtulduğumda bayağı bir yükten kurtulacağım.

Aslında devletin karşılaması şansı var ama uzun sürdüğü gibi, koşul olarak kimlik değişimi yapmam gerekiyor. Mecbur kalmadığım sürece, mavi kimlik – pembe kimlik benim için çok önemli değil açıkçası. Devlet dairesinde çok sorun çıkartmayacaksa, ki şimdiye kadar çıkartmadı. Sadece otobüslerde “kadın yanı-erkek yanı” meselesi bir sorun.

*Kimlikteki ismini değiştirecek misin? Kimlik isminle hitap ettiklerinde rahatsız oluyor musun?

-Evet oluyorum aslında. Ama ben isim değiştirmeyeceğim, sadece isim ekleteceğim.

Aslında kimlik ismimin bir cinsiyeti yok. Hatta paylaşabilirim de çünkü çok mutsuz olduğum bir isim değil: Pınara.

Pınara, bir antik kent ismi ve bir cinsiyeti yok. Tek sorun şu; Pınar’a benzediği için otomatik olarak kadın cinsiyeti atanıyor. İnsanlar böyle algıladığı için beni rahatsız etmeye başladı, dolayısıyla bu isimle de barışabileceğimi düşünüyorum. Yani çocukluğumdan beri ismimle bir problemim yoktu ama insanlar sorun çıkarttı, gibi oldu. Şimdilik Evren’le mutluyum.

“Tüm gün binder takmak çok yorucu”

*Şöyle özetleyebilir miyiz: Kendini non-binary tanımlıyorsun ve kimliğinin rengiyle falan uğraşmak istemiyorsun. Sadece bedensel disforiden dolayı memelerinden kurtulup rahat etmek istiyorsun. Çünkü insan olduğu gibi mutlu ve her şeyi kendisi belirliyor. Doğru mu anladım?

-Evet (gülüyor).

Ameliyat sonrası yapacağım ilk şey, havluyu duştan çıkınca göğsüme değil belime sarmak. Ama ikinci yapacağım şey, kütüphanede bir gece geçirmek. Çünkü en fazla gece 2’ye kadar kalabiliyorum ve sonra nefesim daralıyor. Eve gidip, binder’ı (*) çıkartıp yalnız kalmak istiyorum. Bir de sabahları dışarıda koşmak istiyorum. Çünkü spor yapmayı seviyorum ama binder nedeniyle koşmak zor oluyor, nefesi daraltıyor.

Binder fiziki olarak çok zorlayıcı bir şey. 12-14 saatin üzerinde taktığınız zaman ağrıtmaya başlıyor ve beni çok yoruyor. Midenizin üzerine denk geldiği için, oraya da baskı yapıyor, yemek yedikten sonra daralıyorum.

(*) Binder: Memeleri bastırarak görünürlüğünü azaltmak için kullanılan iç çamaşırı.

*Binder’ı ne zamandır kullanıyorsun?

-2 yıl kadar, 12. sınıftan beri.

Disfori

*Sohbet ederken, “insanlar disforinin nasıl bir şey olduğunu anlamıyor” demiştin, biraz bundan bahsetmek ister misin?

-Disfori, bazı günler yataktan, evden çıkamayacak gibi hissetmene neden olabiliyor. Sürekli olarak taşıdığın bir duydu. Çoğu gün, çok ciddi işlerim varken, ben bugün dışarı çıkamam, dediğimi ve çıkmadığımı biliyorum.

Göğüs disforisi ya da penis disforisi görünür disforiler. Ama başka disforiler de olabiliyor, ayak numarası, boy gibi. Bunların farkına varsanız da, bu farkındalık disforiyi azaltmıyor, en azından bende böyle oldu.

Kendini trans birey olarak ifade etmek için disforiye gerek olmadığını düşünüyorum, bu konuda birçok trans bireyle fikir ayrılığı yaşıyorum. Ben bedenimden rahatsız olmadan da erkek ya da kadın olarak kendimi tanımlayabilirim. En başında beden cinsiyeti dikte etmez, diyoruz. O zaman neden disfori translığı dikte etsin?

“Kendini trans erkek olarak mı görüyorsun yoksa erkek olarak mı görüyorsun?”

*Hormon süreci için doktora gittiğinde bu non-binary meselesini nasıl anlattın?

-Açıkçası anlatmaya çalışmadım. Trans erkek olarak sürece başladım.

Psikiyatrist bir görüşmemizde bana “Sen kendini trans erkek olarak mı görüyorsun yoksa erkek olarak mı görüyorsun” diye sormuştu. Ben de “farkı ne” diye sormuştum. Aslında sormak istediği şeyi sonradan anladım. Trans kimliğinle mutlu musun, demek istemişti.

Mesela bir trans erkek Youtuber var. Bana göre çok sıkıntılı ifadeleri var, “Trans olmaktan nefret etmeyen trans değildir”, “Disfori yaşamayan trans değildir” gibi. Genellemeleri sevmediğim gibi, bir insan toplumun ona dayattığı kalıplardan yeni sıyrılmışken onu başka bir kalıba soktuğunu düşünüyorum. LGBTİ+ hareketinin içindeki etiketleri, tanımları bizi rahatlatmaları, iyi hissettirmeleri için kullanıyoruz; toplumun bizi soktuğu, yenice sıyrıldığımız kalıpların yerini almaları için değil. (ÇT/AS)

http://bianet.org/biamag/lgbti/202668-insan-kendi-bedenine-ait-hissetmeyince-hicbir-yere-ait-olamiyormus

Ali Koç, Fenerbahçe'nin dahil olduğu cinsiyet eşitliği kampanyasını anlattı

Başkanımız Ali Koç, telefonla bağlandığı Bloomberg TV’nin canlı yayınlanan Reklamarkası programında Birleşmiş Milletler'in cinsiyet eşitliği hareketi HeForShe ile kulübümüzün iş birliğini anlattı.

Başkanımız Ali Koç şu ifadeleri kullandı:

“Fenerbahçe; çok önemli bir konu için Tüpraş ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’yle iş birliği yapmaya karar verdi. Türk spor tarihinde bir futbol kulübü formasının koluna sosyal sorumluluk sponsorluğu aldı. Bu projenin başarılı olabilmesi, farkındalığın artabilmesi için ve toplumda cinsiyet eşitliğine kitleleri dahil edebilmek için basının ilgisi, desteği, takibi bizler için çok önemli. Seçim sürecinde de, Fenerbahçe’nin sadece sporda başarılı bir kulüp olarak değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk bilinciyle kapsayıcı bir kulüp olması gerektiğini, sosyal sorumlulukta da şampiyon olması gerektiğini düşünüyorduk. Ama o zamanlar herhangi bir proje tercihi yapmamıştık. Bugün geldiğimiz noktada Fenerbahçe Spor Kulübü olarak Türkiye içinde bir sorun olan cinsiyet eşitsizliği konusunda sorumluluk almaya karar verdik. Güçlerimizi Türkiye’nin en büyük özel sektör şirketiyle ve dünyada da Birleşmiş Milletler’le markalarımızı birleştirdik ve yola çıktık. 2019 sonuna kadar devam edecek bir proje. Aytemiz Alanyaspor maçında farkındalığı daha da arttırmak için ilk defa çubuklu formamızın arkasındaki rengi farklı bir renk yaptık. Çok da güzel ve olumlu karşılandı. Formalara da ilgi çok arttı. Bu kadar olacağını beklemiyorduk. Tek maçlık yapmıştık, hedefimiz oydu. Burada önemli olan Türkiye çağ atlayan, dünyanın gelişmiş ülkelerinden, ekonomilerinden biri olmak istiyor. Fakat Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı ‘Cinsiyet Uçurumu’ raporunda 144 ülke arasında 131’inci sıradayız. Bu sıra bize yakışmıyor. Fenerbahçe olarak bir adım attık. 2014 yılına kadar Birleşmiş Milletler cinsiyet eşitliği için daha çok kadınları hedef alan projeler yapıyorlardı. 2014 yılında toplumun yarısı erkekler, güç de erkeklerde, dolayısıyla erkekleri bu amaç için cinsiyet eşitliği için harekete geçirmemiz lazım diyerek 2015 yılında HeForShe projesini başlattılar. Biz de bu projenin bir parçası olmaktan dolayı mutluyuz. Bugün de 2 milyona kadar taahhüt almışlar. Bu ne demek? 2 milyon kişi bu doğrultuda çalışacağına dair taahhüdde bulunuyor. Bizim amacımız 2019 sonuna kadar bunu en az yüzde 50 artırabilmek. Birleşmiş Milletler hiç bu ölçekte bir iş birliğine girmemiş. Birleşmiş Milletler’in herhangi bir markası bir başka markayla iş birliği yapacakken araştırıyor, sorguluyor, denetliyor… Biz ciddi denetimden geçtik. Kulübümüzün sporcularının, teknik kadrolarının, çalışanlarının Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine aykırı söylem, tavır, herhangi bir eylem içinde olup olmadıkları incelendi ve bu projeye uygun görüldük. İnşallah bu güç birliği sonucunda ülkemizde bu konunun bir nebze düzelmesinde katkımız olur. Fenerbahçe markasıyla, hem sporun gücü hem de milyonlara hitap eden Fenerbahçe camiasının gücüyle beraber başarılı işler çıkaracağımıza inanıyorum.”

Zayn Malik: Artık Müslüman değilim, çünkü dinlere inanmıyorum!

One Direction adlı müzik grubunun eski üyesi ve dünyaca ünlü model Gigi Hadid'in sevgilisi Zayn Malik, son röportajında, kendisini artık Müslüman olarak tanımlamadığını açıkladı.
GönderYazdırZayn Malik: Artık Müslüman değilim


Gigi Hadid ile yaşadığı aşkla magazin gündeminden düşmeyen Zayn Malik, British Vogue'a verdiği röportajda dikkat çekici açıklamalarda bulundu. 25 yaşındaki Pakistan asıllı şarkıcı, hiçbir dini doktrine inanmadığını ve inancın gereği olan gündelik faaliyetleri bıraktığını söyledi.

Zayn Malik, "İnsanların dini inançların yalnızca kendilerini ve inandıkları kişi ya da şeyleri ilgilendirdiğini düşünüyorum. Belirli bir yemeği belirli bir şekilde kutsayarak yemek veya günde beş defa aynı dilde dua etmek gerektiğine inanmıyorum. Yalnızca iyi bir insansanız her şeyin sizin için iyi gideceğine inanıyorum. Bunu yalnızca ben ve inandığım şey arasında tutmak istiyorum. Bunun beni hayatta güzel bir şekilde ilerlettiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

http://www.milliyet.com.tr/zayn-malik-artik-musluman-degilim-magazin-2779229/

Jet Sosyete dizisinde 'gay' kelimesine sansür!

TV8'de dün akşam yayınlanan "Jet Sosyete" dizisinde "gay" kelimesi sansürlendi.


Senaryosu Gülse Birsel tarafından yazılan ve TV8'de yayınlanan Jet Sosyete dizisinde cinsel yönelimin bir güldürü unsuru olarak kullanıldığı sahnede, "gay" olmak bir hakaretmişçesine bip sesi duyuldu.

Hasibe Eren'in canlandırdığı Şennur karakteri oğlunu istemediği bir kızla birlikte olmasını istemesi ve oğlunun karşı gelmesi üzerine 'gay misin acaba oğlum' şeklinde bir tepki gösterir.

Diziler üzerindeki RTÜK baskısının arttığı şu günlerde fizinin dün akşam yayınlanan bölümünde 'gay' kelimesinin sansürlenmesi ve bir hakaret unsuru olarak kullanılması sosyal medya kullanıcılarının tepkisine neden oldu.

Kaynak A 24 ve T24

Olivier Giroud: Eşcinsel futbolcuların eşcinselliklerini itiraf etmeleri çok zor!


Chelsea'nın Fransız yıldızı Olivier Giroud, profesyonel futbolcuların arasında eşcinsel olanların bunu itiraf etmekte zorlandıklarını ve bulundukları ortamda bunun çok zor olduğunu ifade etti.

Hollanda ve Uruguay'a karşı oynanacak milli maçlar için Fransa Milli Takımı kadrosunda yer alan Giroud, 2012'de bir eşcinsel dergisinin kapağında poz veren isim olmuştu.


Giroud açıklamasında, "Futbol dünyasında eşcinsellerin ortaya çıkmaları bence imkansız. Soyunma odasında çok fazla testosteron var. Futbolcular birlikte duş alıyor, seyahatlerde birlikte yaşıyorlar. Bu kolay bir durum değil." ifadelerine yer verdi.

Golcü futbolcunun bu sözleri futbol dünyasında kısa zamanda büyük yankı uyandırdı.

https://www.fanatik.com.tr/girouddan-carpici-aciklama-2024417

15 Kasım 2018 Perşembe

- Cezaevinde LGBTİ bireylerin sayısı 200 civarında.

Cezaevlerinde 31 Ekim 2018 itibariyle toplam 258 bin 660 kişi bulunuyor


https://t24.com.tr/haber/cezaevlerinde-3-bin-cocuk-var,747719

TDK cinsiyetçilikte kararlı: ‘Oynak, müsait, yollu’ kelimelerini kaldırmıyor

Kadınlara dönük ‘taze, müsait, yollu, oynak’ şeklindeki skandal cinsiyetçi sözcükler, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nden çıkarılmayacak.


Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi (istinaf) Türk Dil Kurumu’nun (TDK) itirazını kabul etti. İstinaf mahkemesi, aksi yöndeki mahkeme kararını ise kaldırdı. Bu karar kesin nitelik taşıyor. İstinaf kararında, ‘argo, alay, hakaret’ anlamları olan kelimelerin TDK sözlüğünde bulunmaları değil kullanımlarının hukuka aykırı olduğu savunuldu.

‘HUKUKA AYKIRILIK BULUNMAMAKTADIR’

Hürriyet’ten Oya Armutçu’nun haberine göre kararda şöyle denildi:

“Her dilde olduğu gibi Türkçe’de de olağan hayatın içerisinde yer alan olumsuz durumları ifade etmek için dava konusu kelimelere benzer bazı kelimelerin bulunduğu, bu kelimelerin varlığının ayrımcılık ve ötekileştirme nedeni olarak kabulünün mümkün olmadığı, aksine davalı kurum tarafından internet sitesinde ve basılı sözlükte bu kelimelere yer verilmek suretiyle kişilerin daha dikkatli davranmasının sağlanacağı, bu sözcüklerin kullanıldıkları yere ve amaca göre suç unsuru sayılabileceğini alenileştirmiş olacağı, dolayısıyla kadına karşı yapılabilecek ayrımcılığın önlenmesine hizmet edeceği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. ”

İLERİ HATIRLATIYOR: NE OLMUŞTU?

TDK’nın yayınladığı Türkçe sözlüklerde ve internet sayfasında, ‘müsait’, ‘boyalı’, ‘yollu’, ‘taze’, ‘kötüleşmek’, ‘oynak’, ‘kötü yola düşmek’, ‘teslim etmek’, ‘esnaf’, ‘serbest’ gibi kelimelerin argo anlamlarının cinsiyet ayrımcılığına dayalı aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler içerdiği belirtilerek, argo karşılıkların sözlükten çıkarılmasını talep edilmiş, Ankara 6. İdare Mahkemesi de talebi Şubat 2018’de kabul etmişti. TDK ise reddetmişti.

https://ilerihaber.org/icerik/tdk-cinsiyetcilikte-kararli-oynak-musait-yollu-kelimelerini-kaldirmiyor-91111.html

Yeni Akit: CHP’li belediyede sapkınlık dersi

LGBTİ’li sapkınlara CHP’li belediyelerin ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı. CHP’li Çanakkale Belediyesi ve Çanakkale LGBTİ+ inisiyatifinin 10 Kasım’da müşterek bir program düzenleyerek belediye çalışanlarına sapkın propaganda yaptığı belirlendi.


Üniversitelere sızdıklarını deşifre ettiğimiz LGBTİ’li sapkınlara CHP’li belediyelerin ev sahipliği yaptığı ortaya çıktı. CHP’li Çanakkale Belediyesi ve Çanakkale LGBTİ+ inisiyatifinin müşterek bir program düzenlediği ve belediye çalışanlarına sapkın propaganda yaptığı belirlendi. 10 Kasım’da düzenlenen skandal programın, Çanakkale Belediyesi’nin Sosyal Hizmet Binası Ercan Adsız Salonu’nda gerçekleştiği öğrenildi. Kamu hizmetine tahsis edilmesi gereken belediye kurumlarının sapkınların hizmetine verilmesi CHP’nin belediyecilik anlayışını da gözler önüne serdi. Söz konusu rezalet, Çanakkale LGBTİ inisiyatifinin sosyal medya hesabında, “gelen herkese teşekkürler” mesajıyla paylaşıldı.

Harun Sekmen

https://www.yeniakit.com.tr/haber/chpli-belediyede-sapkinlik-dersi-543976.html

Yeni Akit: Sapkınlar TÜYAP kitap fuarında

Sapkın fiillerini millete dayatmak için her türlü provokatif faaliyete imza atan LGBTİ’li homoların, şimdi de çocuklarımızı zehirlemek için harekete geçtikleri ortaya çıktı. TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’nda, KAOS GL isimli sapkınlar oluşumunun stant açtığı belirlendi.

Sapkın fiillerini millete dayatmak için her türlü provokatif faaliyete imza atan LGBTİ’li homoların, ülkemizin geleceği olan gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için, on binlerce öğrencinin götürüldüğü kitap fuarına da sızdıkları ortaya çıktı. Türkiye’nin en önemli fuar organizasyonları arasında gösterilen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda, KAOS GL isimli sapkınlar oluşumunun bastığı kitapların rahatlıkla satıldığı belirlendi. Notabene Yayınları’nın standını kendilerine zırh edinen LGBTİ’li ahlaksızların, gencecik dimağları ağlarına düşürmek için sapkın propaganda yaptıkları bildirildi. Homoların dillerine pelesenk ettiği, “Alışın buradayız” sloganının yazıldığı broşürlerin de yer aldığı stant da “Queer teori”, “Queer Marksizme doğru”, “Sağ popülizm” ve “Queer” isimli sapkın içerikli yayınların bulunduğu öğrenildi. Gencecik dimağların kitap okuma aşkıyla ziyaret ettiği geniş çaplı bir fuarda, homoların kitaplarının satılmasına göz yumulması ise büyük tepki çekti.

Gençlerimiz hedefte
Alman Vakıfları ve Soros başta olmak üzere dış güçlerden aldıkları fonlarla Türk aile yapısını dinamitlemek için olağanüstü gayret gösteren LGBTİ’li homolar, iğrenç faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Ülkemizdeki sapkınların çatı kuruluşu görevini yürüten KAOS GL isimli homolar kulübü, şimdi de geleceğimiz olan gençlerimizi zehirlemek için sinsi bir faaliyet yürütüyor. Türkiye’nin en önemli kitap fuarları arasında gösterilen TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’nda, KAOS GL’nin bastırdığı homoseksüel içerikli kitapların da yer bulması büyük tepki çekti. Notabene Yayınları’nın standını, KAOS GL’nin kitaplarıyla donatan homolar, gençlerimizi zehirlemek için büyük bir fırsatı da yakalamış oldu.

Sapkın kitaplar standda
Özellikle İstanbul’daki okulların, öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için her gün binlerce gencimizi götürdüğü fuarda böyle bir rezaletin vuku bulması, kamuoyunda rahatsızlık oluşturdu. Standın en görünen yerlerinden satılan sapkın içerikli kitaplar, gençlerimizin zihinsel ve ruhsal gelişimi için de büyük tehlike arz ediyor. Homoların dillerine pelesenk ettiği, “Alışın buradayız” sloganının yazıldığı broşürlerin olduğu standda “Queer teori”, “Queer Marksizme doğru”, “Sağ popülizm” ve “Queer” isimli gayri ahlaki kitaplar da hiçbir denetime tabi tutulmadan ziyaretçilerle buluşabiliyor. Gençlerimizin maruz kaldığı tehlikeye karşı ulaştığımız TÜYAP yetkilileri ise sorularımıza cevap vermekten kaçındı.

Akit yetkilileri uyarıyor


Sapkınların, toplumsal huzurumuzu hedef alıcı provokatif faaliyetlerine karşı gazetemiz Akit, toplumu bilinçlendirici, kamu yetkililerini uyarıcı nitelikte haberler yayımlıyor. Bu yöndeki haberleri ile LGBTİ’li sapkınların birçok provokatif eyleminin devlet yetkilileri eliyle engellenmesini sağlayan Akit, gazeteciliğin bir şuur faaliyeti olduğunu da gözler önüne seriyor. TÜYAP’taki KAOS GL yayınlarına karşı ise kamu görevlilerinin harekete geçmesi bekleniyor.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/sapkinlar-tuyap-kitap-fuarinda-544480.html

Yeni Akit yazarı kitap fuarına ‘sardı’: PKK, LGBTİ, Erdoğan’a hakaret edenler

Provokatif yayınlarıyla dikkat çeken, ‘nefret söylemleri’ raporlarında ilk sırada yer alan iktidara yakın Yeni Akit gazetesi, bu sefer de TÜYAP Kitap Fuarı’nı hedef aldı.


TÜYAP kitap fuarına her sene onlarca yayınevi, yüzlerce yazar, binlerce yurttaş katılıyor.

TÜYAP Kitap Fuarı’nın bu yıl 37’ncisi düzenleniyor. Her sene binlerce kişi, zaman zaman da izdiham yaratacak şekilde fuara gidiyor. Okullar da her sene organize olarak öğrencileri kitaba alıştırmak için fuara götürüyor.

Ancak Yeni Akit yazarlarından Ali Karahasanoğlu, ‘Milli Eğitim, TÜYAP’a öğrenci taşımamalı!’ başlıklı yazısında fuara katılan yayınevlerinin arasında ‘PKK destekçisi’ olanların da bulunduğunu savundu.

Yazar şu ifadeleri kullandı: “LGBTİ’liler mi dersiniz.. PKK’ya övgüler düzen sözde yazarlar mı dersiniz.. Cumhurbaşkanı’na küfür edenler mi dersiniz.. Hepsi oradalar.”

‘Ahlaksız kitaplar orada’
Bununla da yetinmeyen Karahasanoğlu, okulların kitap fuarına öğrenci taşımasına da karşı çıktı: “Üç tane, beş tane de olsa.. Ki çok daha fazla, bu tür ahlaksız kitapların, terör örgütü yandaşlarının kitaplarının olduğunu garantileyerek söyleyebilirim.. Bunların bulunduğu bir fuara, niçin okul müdürlerimizin organize ettiği etkinliklerle, öğrenci taşıyoruz?”

‘TÜYAP bir tercihte bulunmalı’
Okulların fuara öğrenci götürmesini engelleyecek ya da fuarın bazı yayınevlerine stant açtırmaması gerektiğini savunan Yeni Akit yazarı şöyle yazdı: “TÜYAP da bir tercihte bulunur.. Ya o ahlaksız yayınevlerini fuarına almaz.. Milli Eğitimin desteğinden yararlanır.. Ya da.. O ahlaksız yayınevlerine fuarda stand açtırır.. Ama o zaman da, okul çatısı altında fuara müşteri taşınmasının getirisinden feragat etmiş olur..”

http://www.diken.com.tr/yeni-akit-kitap-fuarina-sardi-pkk-lgbti-erdogana-hakaret-edenler-hepsi-orada/

Vatan Gazetesi: Silivri'de rezalet! FETÖ'cü subay, avukatıyla eşcinsel ilişkiye girdi

Darbe girişiminde aktif rol alan ve ağırlaştırılmış müebbete çarptırılan eski yüzbaşı, görüşme odasında kuzeni ve aynı zamanda avukatı olan A.B.O. ile eşcinsel ilişkiye girerken yakalandı.


FETÖ’nün hain darbe girişiminde yer alan ve Deniz Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Mesut Özel’in kelepçeleyerek rütbelerini sökülüp Maltepe Cezaevi’ne götürülmesi olayının organize eden eski yüzbaşı S. B. Ü., geçtiğimiz ocak ayında ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı. O yüzbaşının yattığı Silivri Cezaevi’nde akıllara durgunluk veren bir cinsel sapıklık olayına imza attığı ortaya çıktı.

KAMERA ALANINDAN ÇIKTILAR

Akşam'dan Neslihan Keskin'in haberine göre Silivri 6 No’lu cezaevinde kalan Üstün, 18 Haziran 2018’de aynı zamanda kuzeni de olan avukat A.B.O. ile görüşme yapacağını bildirdi. Görüşme odasına alınan yüzbaşı ve A.B.O., burada karşılıklı konuşmaya başladı. Odada bulunan kameralar tarafından görüntülenen ikilinin bir ara kameraların açısından çıktığını fark eden infaz koruma memurları hemen görüşme odasına gitti. Bir kaç dakika sonra odaya giren infaz koruma memurları gördükleri manzara karşısında şoke oldu.


KOĞUŞU DERHAL DEĞİŞTİRİLDİ

Darbeci eski Yüzbaşı S. B. Ü. ile kuzeni ve avukatı olan A.B.O’nun cinsel ilişki halinde olduklarını gören infaz koruma memurları ikiliyi odadan çıkartıp tutanak tuttu. FETÖ’cü sapık darbeci S. B. Ü.’nün kaldığı koğuş ve oda değiştirilirken, avukat da cezaevinden çıkartıldı.


SORUŞTURMA BAŞLATILDI

S. B. Ü.hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığı tarafından cinsel taciz suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. S. B. Ü.ile cinsel ilişki halinde yakalanan avukat A.B.O. hakkında soruşturma açılabilmesi için de Adalet Bakanlığı aracılığıyla İstanbul Barosu’na başvuruda bulunuldu. Baro’nun izin vermesi durumunda avukat hakkında da dava açılacağı öğrenildi.

http://www.gazetevatan.com/silivri-de-rezalet-feto-cu-subay-avukatiyla-escinsel-iliskiye-g-1218190-gundem/

Lut kavmine rahmet okutur bunlar

49 Önce gazetede başlığı gördüm. Anne öz oğluna. baba öz kızına defalarca tecavüz etti. Ben mi yanlış okudum acaba? Tekrar okudum doğruydu. Sonra haberi okudum.  Anne öz oğluna, baba öz kızına tevacüz etti! Kastamonu'nun Tosta ilçesinde baba H.K. ile anne M.K. kendi çocukları U.K. (12) U.K. (10)’ya cinsel istismarda bulundukları ortaya çıktı. 
ÇOCUKLAR ÖĞRETMENİNE ANLATTILAR
Çocuklar evde yaşadıkları cinsel istismarın artmasının ardından yaşadıklarını okulda öğretmenlerine anlattılar. Öğretmenlerin olayı hemen savcılığa intikal ettirmeleri sonucu baba H.K. ile anne M.K. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kötü muamele’ suçlarından dava açıldı. Şuan benim normal olarak elime kalemi alıp nefes almadan konuya dair fikirlerimi yazmam gerekiyor fakat durumun vehametini tarif edecek kelimeleri seçmekte zorlanıyorum. En kötüsüde artık sıkça duyduğumuz bu haberler karşısında elimiz kolumuz bağlı oturup duruyor  olmamız.  Söz konusu körpecik bedenler olunca benim merhamet duygularım ortadan kalkıyor sanırım. Bu tür sapkın insanların cezası benim sözümle kesilseydi, hiç düşünmeden ASIN! derdim ve o gecede mışıl mışıl uyurdum. Ne bir  kaygı, ne vicdan azabı. Hiç. Bir çok yazımda sorduğum soruyu yinelemek istiyorum.  Tüm bunlar neden oluyor sizce? Veyahut şöyle bir soru sorayım. İslamiyeti ne kadar tanıyoruz? İşimize gelmeyen şeyler var ya aslında her şeyin bir hikmeti vardır. Allah bize bunları yapmayın dediyse vardır bir hikmeti deyip yapmamalıyız aslında.  Sadece bu konu için demiyorum. Her konuda vardır bir hikmet.  Zamanında Lut kavminin başına gelenleri biliyor musunuz? Lut aleyhisselam'ın kavmiyle mücadelesi Ankebut suresinin 28-35. ayetleri arasında anlatılır.  Lut kavmi cinsi bir sapıklık olan, şimdilerde eşcinsellik ve homoseksüellik diye tabirler kullanarak insanların gözünde hafifletmeye çalıştıkları erkek erkeğe ilişki gibi ağır bir cürüm işliyorlardı.  Kur'an-ı Kerim bu cürmü "Daha önce dünyada kimsenin yapmadığı iğrençlik" olarak tasvir eder. Hz.Lut, kavminden yaptıkları bu iğrenç işi terk etmelerini isteyince onlar da, "Eğer senin dediğin doğru ise, biz yanlış yolda isek, haydi başımıza bela gelsin" diye karşılık verdiler. Bunun üzerine de Hz. Lut Allah'a dua etti ve Lut kavmine bela geldi. Belayı getiren melekler önce Hz. İbrahim'e uğradılar. Hz. İbrahim meleklere mani olmak istediyse de melekler artık hükmün verilmiş olduğunu, Lut kavminden sadece Hz.Lut ve ailesinin (karısı hariç) kurtulacağını ifade ederler.  Sodom ve Gomore olarak tarihin kaydettiği Lut kavmi, iman etmeyen Hz. Lut'un hanımı ile beraber helak olur. Şu ayetlerle yazımı bitiriyorum. Lut, kavmine dedi ki; "Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı "fahşayı" (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, "müsrif" (haddi aşan) bir kavimsiniz."  Lut Kavmi'nin cevabı; "Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, çokça temizlenen insanlardır," demekten başkası olmadı. Bunun üzerine biz, karısı dışında, (Lut'u) ve ailesini kurtardık; (karısı) ise, helake uğrayanlardan oldu. Ve onların üzerine, bir azap sağanağı yağdırdık. Bak! Mücrimlerin (suçluların akibeti nasılmış? (ARAF(7)/80-44)  Bunu söylemek istemezdim ama maalesef gün, Lut kavminin günüdür. Şehvet ve cinselliğin her türlüsünün yapıldığı, günümüzde uçkurunu tatmin edemeyenler bir maceraya atılarak ensest ilişkilere yönelmeye başladı.  Biz ise devletiyle- milletiyle sadece seyrediyoruz. "Hayırdır kardeşim bu ne rezalet bile diyemiyoruz. Çağdaş bir millet olduk ya, zaten şu çağdaşlık meselesinide hiç anlayamadım. Nerede iğrenç bir olay varsa çağdaşlık oraya yakıştırılıyor.  Neyse sormaya da kalksak "Hayat benim hayatım, kim ne karışır" deniyor.  İşte böyle bir ortamda yaşıyoruz tabii buna yaşamak denirse. Günümüz insanını daha kötü günler bekliyor, zira gidişatımız hiç hayra alamet değil. Beynin uçkura bağlandığı günümüzde daha da beterini göreceğiz bu gidişle. Kendimizi, ailemizi bu çirkef bataklığının içinden mümkün oldukça uzak tutalım. 

Filiz Bahçıvan

http://www.oncevatan.com.tr/lut-kavmine-rahmet-okutur-bunlar-makale,43105.html

Önce Vatan Gazetesi

Terör Örgütünde 'Eşcinsellik' Arttı

Kadın teröristlerin infaz edilmesi ve yaşadıkları zulme dayanamarak kaçmalarının ardından PKK'da eşcinselliğe eğilimin arttığı ortaya çıktı. Yakalanan teröristlerin ifadelerine göre örgüt elebaşları da bunu kabullenmiş durumda.

Yakalanan teröristlerin ifadelerine göre örgüt içinde eşcinselliğe eğilimin arttığı, bu eğilimleri zaten kuvvetli olan örgüt elebaşlarının da bunu kabullendiği ortaya çıktı.

BAZI EŞCİNSEL TERÖRİSTLER İNFAZ EDİLDİ

Güvenlik güçleri tarafından geçtiğimiz günlerde yakalanan Sorej kod adlı teröristin ifadesinde, Suriye Deyrizor'daki Leşger kod adlı terörist elebaşının hemcinslerine cinsel istismarda bulunduğu için örgüt içinde tutuklandığını, suçunu kabul eden teröristin 6 ay süren cezası sonrası tekrar eski konumunda faaliyetlerine devam ettiğini belirttiği öğrenildi. Rızgar kod adlı bir başka teröristin 2017'deki ifadesinde Irak'ın kuzeyinde faaliyet gösteren Fırat kod adlı teröristin eşcinsel olduğu için infaz edildiğini anlattığı ortaya çıkmıştı.

KADIN TERÖRİSLERİN KAÇIŞLARI, ÖRGÜTTEKİLERİN EŞCİNSELLİĞE EĞİLİMİNİ ARTIRDI

İfadelere göre, kadın ve erkek teröristler arasında geçtiğimiz yıldan beri yaşanan sürtüşmeler, kavgalar, kadın teröristlerin infazlarındaki artışlar ve zulümlere dayanamayarak meydana gelen kaçışların teröristlerin eşcinselliğe eğilimini artırdığı, bu eğilimleri zaten kuvvetli olduğu bilinen örgüt elebaşlarının da bunu kabullendiği ortaya çıktı.

https://www.haberler.com/teror-orgutunde-escinsellik-artti-11434944-haberi/

PKK'da eşcinsellik gitgide artıyor! Teröristlerden flaş itiraflar

Suriye'nin Deyrizor bölgesindeki 'Leşger' kod adlı PKK'lı terörist elebaşısının hemcinslerine cinsel istismarda bulunduğu için tutuklandığı, 6 ay süren cezasının bitiminin ardından da elebaşılık görevine devam ettiği belirtildi.

Güvenlik güçleri tarafından bir süre önce yakalanan 'Sorej' kod adlı PKK'lı teröristin ifadesinde, Suriye'nin Deyrizor bölgesindeki 'Leşger' kod adlı terörist elebaşısının hemcinslerine cinsel istismarda bulunduğu için tutuklandığını, suçunu kabul eden teröristin 6 ay süren cezasının bitiminde tekrar eski yerinde elebaşı konumunda faaliyetlerine devam ettiğini belirttiği bildirildi.

Eşcinsellik eskiden infaz sebebiydi
'Rızgar' kod adlı bir başka teröristin 2017’deki ifadesinde Irak kuzeyinde faaliyet gösteren 'Fırat' kod adlı teröristin eşcinsel olduğu için infaz edildiğini anlattığı ortaya çıkmıştı.

Kadınlarla yaşanan sorunlar eşcinselliğin önünü açtı
İfadelere göre, kadın ve erkek teröristler arasında geçen yıldan beri yaşanan sürtüşmeler, kavgalar, kadın teröristlerin infazlarındaki artışlar ve zulümlere dayanamayarak meydana gelen kaçışların teröristlerin eşcinselliğe eğilimini artırdığı, bu eğilimleri zaten kuvvetli olduğu bilinen örgüt elebaşlarının da bunu kabullendiği belirtildi.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/pkkda-escinsellik-gitgide-artiyor-teroristlerden-flas-itiraflar-544453.html

“Bohemian Rhapsody” filmini izledim…

Merhaba arkadaşlar…

Bu hafta ben daha değişik bir konu ile ilgili konuşmak istiyorum sizinle, sizlere geçen hafta annemle gittiğimiz “Bohemian Rhapsody” filmini ve filmin beni nasıl etkilediğini anlatacağım.


Bohemian Rhapsody filmi 1970’lerde acayip ünlü olan Queen’in assolisti Freddy Mercury’nin ünlenme serüvenini anlatıyor. Queen’i tanımayanlar için ünlü şarkılarından bazılarını hatırlatalım önce. Queen; “We will rock you”, “We are the champions”, “Bohemian Rhapsody” ve “I want to break free” gibi birçok hitin bestecisi.

Sinemaya gittiğimizde ilgimi ilk çekenlerden biri sinemanın ne kadar dolu olması ve yıllar sonra hala ne kadar çok insanın Queen’e hayran olmasıydı. Film Freddy Mercury’nin “Live Aid”’ konseri için “back stage”de hazırlanması görüntüleriyle başlıyor. Başlangıç görüntüleri 1985’den orjinal görüntüler ve bu görüntülerin içinde Prenses Diana’yı da görebiliyoruz. Sonra Freddy Mercury’nin gençliğine dönüyoruz. Freddy’le tanışınca ilk farkedilen şey ne kadar muziğe tutkulu ve kararlı olduğu… Filmin başında Freddy’nin nasıl Heathrow Havalimanı’nda bagaj görevlisi olarak çalıştığı ve ırkçılığa maruz kaldığını görüyoruz. Bu Freddy’nin ileride karşılaşacağı dezavantajlarından sadece biri diğerleri ise dişlerinin önde olması ve cinsel tercihi.

Freddy Mercury deyince bir insanın aklına ilk gelen şey, Freddy Mercury’nin mikrofonudur, nasıl Amy Whinehouse’un eyeliner’ı ve Rolling Stone’un diliyse Freddy Mercury de bozulan mikrofonunu ayağıyla birlikte tutarak verdiği konserle seyircilerini etkilemeyi başarmıştır. Bu bozulmuş mikrofonun hikayesi Freddy Mercury daha gençken performansının birinde bozulan stand yüzünden elinde bir sopa ve mikrofonla kalakalıyor ama konsere yine de devam ediyor ve bu da onun simgesi oluyor.

Freddy Mercury’nin seyircilerini etkileme tekniklerinden bir diğeri de vokal denemelerini seyirciyle beraber yapıp, seyirciyi konserlerine dahil etmesidir.

Size biraz filme adını veren “Bohemian Rhapsody” şarkısından bahsetmek istiyorum, tam altı dakika süren bu şarkıyı Queen ilk defa menejerine dinlettiğinde menejeri ona nakaratı bile olmayan rock ve opera karışımı bu şarkıyı hiçbir şekilde çalmayacaklarını söylüyor. Bunun üzerine Mercury “Sen bütün dünyada Bohemian Rhapsody’i çalmayan menejer olarak anılacaksın” diyor ve menejerini değiştiriyor. Ve bildiğiniz gibi bu şarkı Queen’in en çok dinlenen şarkılarından biri oluyor ve bütün dünyada hit olarak uzun süre liste başında kalıyor.

Freddy Mercury’e teklif edilen bir iş üzerine Freddy grubu bırakıyor ve solo çalışmaya başlıyor, bu süre içinde çok yalnız hissetmeye başlıyor ve hayatının en kötü zamanları olduğunu dile getiriyor. Gruptan ayrıldığı yıllarda kendisini buna zorlayan ve onu çok yalnızlaştırdığını düşündüğü erkek arkadaşından ayrılmak istediğini söyleyen Mercury’i sevgilisi onun gay olduğunu bütün dünyaya duyurmakla tehdit ediyor. Daha sonra da bir canlı yayında bunu açıklayarak dediğini yapıyor ve dünya çapında bir skandala sebep oluyor.

AIDS hastalığının hızla yayıldığı bu dönemde malesef Freddy Mercury’de bu hastalığa yakalanıyor ve hayatının son yıllarını tekrar Queen’le beraber geçirmeye karar veriyor ve böylece Queen tekrar bir araya gelmiş oluyor.

Freddy Mercury’nin AIDS olduğunu doktorların ona açıkladığı sahnede sinemada herkesin gözlerinden yaş akıyordu. Freddy AIDS olduğunu dünyaya duyurduktan bir gün sonra da ölüyor. Ölmeden önce yazdığı son şarkı ise “The show must go on”, bu şarkıyla Mercury hayranlarına, onun için üzülmek yerine herkesin hayatlarına devam etmesi gerektiğini hatırlatmış oluyor.

Filmin ilk sahnesinde olduğu gibi son sahnesinde de “Live Aid” Konserini görüyoruz. Beni gerçekten çok etkileyen bu filmi herkese tavsiye ederim ve hiç birşeyin de yapmak istediğiniz şeyin önünde durmasına izin vermemenizi dilerim.

Yazar Defne Eskioğlu

https://www.acikgazete.com/ingiltere-bohemian-rhapsody-filmini-izledim/

Yeni Akit: Yargı kimlere emanet... Emine Şahin’i tutuklayan hakim bakın kim çıktı!

"Atatürk İlah Değildir" dediği için üniversite öğrencisi Emine Şahin'i tutuklayan Hakim Kadir T. hakkında erkek korumalarıyla sapkın ilişkisinin olduğu gerekçesiyle soruşturma açıldığı ortaya çıktı. Eşcinsel ilişki müptelası olduğu öne sürülen Kadir T. hakkında söz konusu iddialar o dönem basına da yansımış ancak açığa alınması talep edilen Kadir T. ilginç bir kararla Edirne'ye tayin edilmişti.


Yargı kimlere emanet... Emine Şahin’i tutuklayan hakim bakın kim çıktı!
Edirne'de düzenlenen 10 Kasım töreninde "Atatürk ilah değildir, putlara tapmayın" dediği için gözaltına alınarak tutuklanan üniversite öğrencisi Emine Şahin hakkında tutuklama kararı veren Hakim Kadir T. hakkında korumalarıyla 'eşcinsel ilişki' yaşadığı iddiasıyla soruşturma açıldığı ortaya çıktı.

Açığa alınması talep edilmişti ama...
Erkek korumaları ile 'eşcinsel ilişkisi' olduğu iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayet edilen Kadir. T hakkında Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) soruşturma başlatılmış, ön raporunda açığa alınması talep edilen hakim tuhaf bir kararla Edirne'ye gönderilmişti.

Bazı Yer Adlî Yargı 1. Bölge Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesi, Yeniden İnceleme ve Tevziye İlişkin Taleplerin Değerlendirilmesine Yönelik 02.11.2017 tarihli ve 1499 sayılı karar gereğince Ağır Ceza Mahkemesi üyesi (ACM) Kadir T.'nin Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi kararlaştırılmıştı.

Toplumun milli ve manevi değerleri ile hiç bir şekilde bağdaşmayan "eşcinsellik sapkınlığına" bulaştığı öne sürülen birinin "hakimlik" vazifesiyle devletin yapı taşı olan 'yargı' merciinde yetki sahibi yapılması vicdanları yaralıyor.

https://www.yeniakit.com.tr/haber/emine-sahini-tutuklayan-hakim-homo-cikti-543535.html

14 Kasım 2018 Çarşamba

Türkiye'nin Eurovision'a geri dönme şartı; kurallar bizim istediğimiz gibi olacak!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Türkiye'nin Eurovision'a geri dönme şartını açıkladı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ‘daha adil bir sistem’ olması halinde TRT’nin Eurovision Şarkı Yarışması’na tekrar katılabileceğini belirtti.


CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Oktay'ın yanıtlaması üzere Meclis Başkanlığı'na bir önerge vererek "Eurovision'a beş yıldır katılmıyoruz. Ülke tanıtımına dolaylı da olsa katkısı olan bu yarışmaya yeniden katılımdüşünülmekte midir?" diye sordu.
Oktay özetle şu yanıtı verdi:

— Yarışmanın değerlendirilme yönteminde 2009 yılında değişikliğe gidilerek izleyici oylarının etkisi yüzde 50'ye indirilmiştir. Sonuçların belirlenmesinde, yüzde 50 tele oylama, yüzde 50 ulusal jüri oylaması ortalamasının alınmasına karar verilmiştir. Kurum oylama ve katılım sistemine dair çekinceleri sebebiyle yarışmaya katılmamıştır. Aynı zamanda ayrıcalıklı beş üye ülkenin yarı finallerde yarışmaksızın doğrudan finalde yarışmalarının haksız bir uygulama olduğu, her ülkenin yarışmaya katılım koşullarının eşit olması gerektiği değerlendirilmiş olup önümüzdeki dönemde daha adil bir sistem kurulursa tekrar katılım değerlendirecektir.

13 Kasım 2018 Salı

Gay avcısı Bulut Duman'a dolandırıcılıktan hapis cezası: Şikayetçilerin çoğu eşcinsel

İki albümü olan şarkıcı Bulut Duman hakkında, savcılıklara onlarca şikâyet başvurusunun olduğu ortaya çıktı. Duman hakkında açılan davaların üçünde, ‘dolandırıcılık’ suçundan hapis cezası çıktı. Şikayetçilerin çoğunun eşcinsel olduğu öğrenildi.


Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli'nin haberine göre, Almanya doğumlu Bulut Duman, Facebook, Instagram, Twitter gibi platformlarda on binlerce takipçisi olan bir isim. İki müzik albümü de çıkaran Duman hakkında çeşitli illerde, savcılıklara yapılan onlarca suç duyurunun olduğu belirlendi. İstanbul'daki üç büyük adliyenin yanı sıra, Gemlik, Mudanya, Giresun gibi illerde bulunan savcılıklara yapılan suç duyuruların sayısı 50'yi aşıyor. Farklı kişiler tarafından yapılan başvuruların tamamına yakını benzer şikâyetler içeriyor.

Savcılık soruşturmaları ve mahkeme kararlarına göre Duman, şikâyetçilerin önemli bir kısmı ile, eşcinsel arkadaşlık siteleri H. com. ve P. com aracılığı ile tanıştı. İddialara göre Duman kendisini, bazı kişilere tekstilci olarak tanıttı. Taraflar arasında önce duygusal yakınlık başladı. Başvurucuların önemli bir kısmı, tanıştıktan kısa süre sonra Duman ile birlikte olduklarını öne sürdü. Şikâyetçilerin bazıları ise, Duman'ın, annesi S. G. ile yaşadığı Küçükçekmece Halkalı'da bulunan lüks eve de gittiklerini anlattı. Bazı ifadelere göre ise, Duman tanıştığı kişilere, birlikte aynı eve çıkacaklarını belirterek ev eşyası da aldırdı. İfadelere göre, tanışmadan birkaç gün sonra Duman, söz konusu kişilerden para istemeye başladı. Duman, para aldığı kişilerin bir kısmına, aldığı parayı kısa süre sonra ödeyeceğini belirtti. Şikâyetçilerin bir kısmı ise Duman'ın kendilerinden, uygun fiyata ev veya otomobil almak için para aldığını iddia etti.
22 ayrı mağdur ifadesine göre, suç duyurusunda bulunan isimler arasında memur, mühendis, doktor, güvenlik görevlisi gibi çeşitli meslek gruplarında isimler bulunuyor. İstanbul'un bir ilçe emniyet müdürlüğünde görevli bir polis memuru, faizi ile birlikte toplam zararının 80 bin TL olduğunu kaydetti.

'FOTOĞRAFLARI AİLENE GÖNDERİRİM'

Mağdurlar arasında, eski bir bakanın yeğeni olduğu ifade edilen R. F. de bulunuyor. F. adına, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusuna göre, ikili 4 Mayıs 2014 günü internet ortamında tanıştı. İkili, kısa süre sonra F.'nin evinde birlikte oldu. Duman, bu görüşmeden bir gün sonra F.'nin evine geldi. Duman, F.'nin çıplak fotoğrafları ve ailesinin iletişim bilgilerinin elinde olduğunu söyledi. Suç duyurusuna göre Duman, elindeki fotoğrafları, F.'nin ailesiyle paylaşacağı tehdidi ile birçok kez para aldı. Suç duyurusuna göre, F., tehditlerden çekindiği için İstanbul dışında yaşayan ailesinden 5 bin lira alarak Duman'a verdi.
Bulut, davalık olduğu çok sayıda kişi ile gay'lerin sosyal arkadaşlık sitesi üzerinden tanıştı.

'EŞCİNSEL OLDUĞUMU YAYINCA İSTİFA ETMEK ZORUNDA KALDIM'

Büyük bir holdinge bağlı bir şirkette çalışan A. A. ise, mağdur sıfatı ile savcılığa başvuran bir diğer isim. İddiaya göre Duman, sahte bir Facebook hesabı açarak, eşcinsel olduğuna dair bilgileri A.'nın çalıştığı şirket çalışanları ile paylaştı. A. savcılık başvurusunun devamında "4 sene boyunca çalıştığım iş yerinden, kıdem ve tazminat haklarımdan vaz geçerek istifa etmek zorunda kaldım" diyerek ciddi sorunlar yaşadığını kaydetti. Babasına ait lokum dükkanında çalışan F S., doktor V. E. G. ve, C. E., G. K., Ö. S., A. Ç. ve H. Ş. De benzer şikâyetlerde bulunan kişilerden bazıları. Söz konusu kişilerden B. K.'nin, yaşadığı bunalım sonrası İstanbul'da intihar girişiminde bulunduğu, balıkçılar tarafından kurtarıldığı belirtildi.

ÜÇ DAVADA HAPİS CEZASI

Yapılan suç duyuruları sonrası bazı dosyalarda, delil yetersizliğinden, takipsizlik kararı verildi. Ancak, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi, Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesi ve Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesi, aç ayrı başvurucunun davasında Duman'a ‘dolandırıcılık' suçundan ceza verdi. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nin Duman'a verdiği 1 ay 8 aylık hapis cezasına ilişkin karar, geçen aylarda temyiz edildi. Davanın istinaf aşaması sürüyor.
Duman'ın hapis cezası aldığı davalardan birinde istinaf aşaması sürüyor.

'GÜVEN SAĞLADI MENFAAT TEMİN ETTİ'

Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesi ise, adının yazılmasını istemeyen bir bilişim uzmanın davasında Duman'a 1 yıl 3 ay hapis ve 2490 TL de adli para cezası verdi. Duman'ın avukatı karara itiraz etti, ancak üst mahkeme kararı onadı. Duman'ın avukatı bu kez karar düzeltme başvurusunda bulundu. Davanın gerekçeli kararında özetle şöyle denildi:
"Ortada bir şey yokken, eşcinsellerden oluşan bir grubun sanık hakkında, dolandırıldıkları gerekçesi ile şikâyetçi olmaları hayatın olağan akışına aykırı. Bu iddialar kolaylıkla üretilemez. Günlük hayatta pek sık rastlanmayan bu iddiaların, somut olay olmadan bir şahsa yöneltilmesi zor. Sanık ile katılanın, dosyaya sunulan mesaj kayıtlarına göre, birliktelik yaşadıkları anlaşılıyor. Katılan sanığa para vermeseydi, kendi özel hayatının yakınları tarafından bilinmesini göze alarak sanıktan şikâyetçi olmazdı. Sanık, benzer eylemleri başka kişilere de yaptı. Her bir olay bir diğeri ile benzer. Bir grubun, sanığa böyle bir komplo üretmesi olağandışı… Sanık, katılan ile ilişki grup güvenini kazandıktan sonra kendisine menfaat sağladı."

'İDDİALAR GERÇEK DIŞI'

Konuya ilişkin olarak açıklama yapan Bulut Duman ise, "Suçlamaların tamamı asılsız. Suç duyurusunda bulunan kişiler bir süre önce benden para talep etti. Bunlar bir birlerini tanıyan kişiler. Çoğu aynı iş yerinde çalışıyor veya aynı semte yaşıyor. Kimseye yönelik şantajda bulunmadım. Sözünü ettiğiniz sitelere de bir üyeliğim yok. Bir çok dosyadan takipsizlik aldım. Hukuki sürecin devam ettiği dosyalar da var. Ceza aldığım bir dosyada, istinaf savcısı karara itiraz etti. Kimseden para almam söz konusu değil. Çocuk gelişimcisiyim. Ben de, birçok kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201811121036100861-bulut-duman-dolandiricilik-hapis-cezasi-sikayet-cogu-gay/

Fenerbahçe: Birlikte eşitiz!


BİRLİKTE EŞİTİZ

Fenerbahçe Spor Kulübü,

Asırlık geçmişi ve değerleri ile

Futbolu, basketbolu, voleybolu, masa tenisi ile

Olimpiyatlarda gururla yer alan yelken, kürek, atletizm, boks, yüzme sporcuları ile

Renklerine bağlı milyonlarca taraftarı ile toplumsal cinsiyet eşitliği için harekete geçiyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin ‘Eşitliğe ancak kadınlar ve erkekler omuz omuza verdikleri zaman ulaşabiliriz’ diyerek başlattığı ‘HeforShe Hareketi’ni destekliyor;

Daha iyi bir toplum, daha iyi bir gelecek ve aydınlık yarınlar için ‘Birlikte Eşitiz!’ diyor;

Sarımızla Lacivertimizle Tüm Renkleri Kucaklıyoruz!

Kadın, erkek binlerce sporcumuz,

Kadın, erkek yüzlerce çalışanımız,

Kadın, erkek yönetim kurulu üyelerimiz ve

Kadın, erkek milyonlarca taraftarımız ile

Öncü ve örnek olmak için HeForShe ile GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRİYORUZ.

Bu yolda, tüm renkleri bize katılmaya, herkesi toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmaya davet ediyoruz.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ HEFORSHE İŞ BİRLİĞİ KAPSAMINDA ODAK ALANLARI

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama hedefiyle
·         Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığa sıfır tolerans için
·         Cinsiyetçi tezahüratları önlemek için
·         Kadınların ve kız çocuklarının hem sporcu hem taraftar olarak spor alanlarında varlığını artırmak için
·         Sporcularımızla topluma örnek olmak için
·         Kapsayıcı bir spor kulübü olmak için çalışacağız.

Türkiye'de Fenerbahçe erkekliği yeniden tanımlayacak!

Fenerbahçe Futbol Takımı, cinsiyet eşitliğine vurgu yapmak için BM kampanyasının ortağı oldu ve formalarına ücretsiz olarak HeForShe amblemini koydu. 8 yaşında onu açlıktan kurtaran BM’nin bugün genel sekreter yardımcısı ve HeForShe küresel direktörü olan Elizabeth Nyamayaro, bu kampanya için Türkiye’deydi.


*Sizi İstanbul’a getiren projeyi anlatır mısınız ?

-Fenerbahçe Spor Kulübü ile küresel bir işbirliğini hayata geçiriyoruz. Fenerbahçe futbol takımı, 2018-2019 sezonunda HeForShe logosunu sağ kolunda taşıyacak. Bu işbirliğiyle toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kitleleri harekete geçirmeyi hedefliyoruz.

*Stadyumda kadın devrimi yapacaksınız yani…

-Dünyayı değiştirmek ve eşitsizliği ortadan kaldırmak istediğimizde spor alanına da bakmamız lazım. Spor, erkek egemen bir alan. Güvenlik gibi konulardan dolayı kadınların da çok sıcak karşılanmadığı bir alan. Özellikle sporcuların, erkekler, özellikle erkek çocuklar için önemli rol modelleri olduğunu biliyoruz. Futbolcuların katılımıyla erkek çocuklarına yeni ve daha olumlu bir erkeklik vizyonu göstermeyi umuyoruz.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/erkeklik-yeniden-tanimlanmali-41017255

Top Model Jordan Barrett