22 Temmuz 2018 Pazar

Ersoy DEDE: Mustafa Ceceli’yi linç etmeniz bittiyse bir şey söylemek istiyorum

Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin, velayet davasının devam ettiği mahkemeye sunduğu bir video kaydı basına sızdı geçen hafta.  Ertuğrul Özkök’e göre, bu memleketteki herkes bu video kaydı nedeniyle Mustafa Ceceli’ye cephe alarak doğru yerde durmuş.. Bir saniye.. Bu yargıya varmak için önce bu tartışmanın bitmesini beklemek lazım.. Oysa size söyleyeyim, bitmek şöyle dursun, biz konuşmaya daha başlamadık bile bu konuyu..  Medyada sözüne itibar edilen bir kaç kişi ‘Ayıp sana Hacı Mustafa, yakışır mı’ falan yazdı diye dosya kapanmış değil..  Adam bir seneden fazladır 7 yaşındaki çocuğunun velayetini almaya çalışıyor. Kimden? Bu son kaset vesilesiyle öğrendik ki, bir eşcinsel aileden.. Elinizi vicdanınıza koyun söyleyin.. Hanginiz oğlunuzun eşcinsel bir evlilik içinde büyümesini, yetişmesini ister?!.. İsimlerden bağımsız düşünün.. İşin öncesini hiç birimiz bilmiyoruz.. Belki de Ceceli o çocuğu düzgün bir aile ortamında yetiştirmek adına her yolu denedi. Sonuç alamayınca çaresiz kaldı ve mahkemeye o delili sundu.. Bilmiyoruz..  Lütfen meseleyi şarkıcıların isimlerinden arındırıp sadece muhtevaya odaklanarak bir daha değerlendirin...

http://www.star.com.tr/yazar/akin-ipeki-koruma-altina-aldilar-yazi-1366262/

21 Temmuz 2018 Cumartesi

'Bülent Hanım annem gibi'

Bülent Ersoy ve Nur Yerlitaş, önceki akşam Arnavutköy’deki Atlas Balık’tan çıkarken görüntüledi.


Mekan çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ersoy, elbisesinin Nur Yerlitaş imzalı olduğunu söyledi.

Yerlitaş ise Ersoy’a olan sevgisini şöyle dile getirdi: “Bülent Hanım hep destekçim oldu. Bana hem ablalık hem de annelik yaptı.”

http://www.hurriyet.com.tr/galeri-bulent-hanim-annem-gibi-40903504

Fatma Girik'ten Ceceli'ye: İster kadınla sevişir, ister erkekle. Sana ne?

'Ceceli'ye tokadı patlatacağım'

Fatma Girik, gündeme bomba gibi düşen Mustafa Ceceli olayına kayıtsız kalamadı! Ünlü şarkıcıya ateş püskürdü...


Türk Sinemasının dört yapraklı yoncasından biri Fatma Girik, Posta'dan Alev Gürsoy Cimin'in sorularını yanıtladı.

Girik, gündeme bomba gibi düşen Mustafa Ceceli olayına sert bir tepki gösterdi.

"İntizar'ı tanımıyordum. Duman gibi bir grup sanıyordum. bir insanın mahremine girmek kalleşliktir. Sen yapmadıysan neden basına haber uçuruyorsun. Zaten boşanmışsın. İster kadınla sevişir, ister erkekle. Sana ne? gördüğüm yerde Ceceli'nin yüzüne tükürüp tokadı patlatacağım ablası olarak"

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/ceceliye-tokadi-patlatacagim-40904075

"Orada 3 kızın lezbiyen ilişkiye girdiğini gözlerimle gördüm"

Evine düzenlenen bir operasyonda göz altına alınan ve tutuklanarak cezaevine gönderilen Adnan Oktar gerçekleri her geçen gün dehşete düşürmeye devam ediyor. 


Suç listesi oldukça kabarık olan Adnan Oktar hakkında her geçen gün farklı iddialarda ortaya atılmaya devam ediyor.

Son olarak 16 yaşında ki bir genç kızın Okar hakkında anlattıkları deyim yerindeyse kan dondurdu. 16 yaşında Adnan Oktar ile tanıştığınu söyleyen 20 yaşındaki genç kızın o günlerde kendisine yaşatılanları tek tek anlattı.

20 yaşındaki M.T, "Beni örgüte getiren, Ender Daban isimli şahıs, bir çok mürit ile beraber olmamı sağlayarak beni telefonuyla kısa videolar şeklinde kaydetti. Daha sonra beni Adnan Oktar'a götürdü, götürürken külodumu çıkarmamı Adnan Oktar'ın beni muayene ederek cinsel yeterliliğimi ölçeceğini söyledi" dedi. "Beni tuvalaete götürüp öpmeye başladı"

 Adnan Oktar'ın yanına gittiğimde beni elimden tutarak tuvalete götürdü. Bir anda öpmeye başladı. Ağlamaya başladığımda saçımı arka taraftan tutarak artık onun olduğumu isterse bu akşam yüz kişi ile birlikte olabileceğimi, ne diyorsa onu yapmamı istediğini söyledi. Orada 3 kızın lezbiyen ilişkiye girdiğini gözlerimle gördüm. Bu kızların hepsi birbirini sözlü olarak taciz ediyor ve Adnan Oktar buna müsaade ediyordu" ifadelerini kullandı.

http://www.haberkolay.net/haber/adnan-oktar-lezbiyen-skandali-451110.html

Nil Özalp: Çocuğun eşcinselse de seveceksin!

Nil Özalp'tan flaş açıklama: "Lezbiyen ilişki teklifi...

"Şehrazat imzalı Büyük Delilik şarkısıyla müzik piyasasını canlandıran şarkıcı Nil Özalp, müzik magazin yazarı Hakan Kanburoğlu’nun sorularını yanıtladı.


Özel hayatından toplumsal konulara kadar müzik magazin yazarı Hakan Kanburoğlu’nun birçok sorusuna yanıt veren Nil Özalp, “İki bekar bireyin cinsel yönelimleri ve özel hayatlarında ne yaptıkları beni hiç ilgilendirmiyor. Yanlış bir durum görmedim ben. Asıl yanlış olan bir anneye ait olan mahrem görüntülerin internette geziyor olması. Bence çok çok acı bir durum. Lütfen kimse paylaşmasın, izlemesin, izletmesin.” cümleleriyle İntizar ve Sinem Gedik’in ilişki iddialarına yorumda bulundu.

“LEZBİYEN İLİŞKİ TEKLİFİ ALMADIM, ÇOCUĞUN EŞCİNSELSE DE SEVECEKSİN”

 Lezbiyen ilişki teklifi almadığını belirten şarkıcı Nil Özalp, “Bir takipçim eşcinselleri neden destekliyorsun, lezbiyen misin?’ diye sormuştu. Ben de ‘Velev ki lezbiyenim, sana ne? ‘ yanıtını vermiştim. İnsanların özel hayatı hiçbirimizi ilgilendirmemeli.’’ açıklamalarıyla eşcinsel dostu bir sanatçı olduğunu vurguladı. Ayrıca Nil Özalp çocuğunuz eşcinsel olsa ne yapardınız sorusuna ise “ Benim için değişen bir şey olmazdı. Ailelerin görevi Bilinçli ve sevgi dolu bir bireyler yetiştirmek. Ben sadece bunun için uğraşırdım. Çocuğun eşcinselse de seveceksin” yanıtını verdi.

“ALAHIM’A BİN ŞÜKÜR ÇOK BÜYÜK AŞKLAR YAŞADIM” 

Aşk hayatıyla ilgili sorulara da yanıt veren şarkıcı Nil Özalp, “1.5 yıldır aşk yaşamıyorum. Allah’a çok şükür çok düzgün ve çok büyük aşklar yaşadım. Allahım’a bin şükür hep yakışıklı sevgililerim oldu” cevabını verdi.

“TARKAN İLE HİKAYEMİZ ORADA BİTTİ, BEN BAŞKA YOLU SEÇTİM” 

Sosyal medyadan kullanıcıların “Tarkan’ı evli,mutlu,çocuklu görünce üzülüyor mu?’ sorusunu yönelten yazar Hakan Kanburoğlu’na Nil Özalp,”Bizim Tarkan ile hikayemiz orada bitti. Yolculuğumuz oraya kadardı. Ben yoluma devam ediyorum. Hayatıma giren herkes mutlu olsun, üzülmüyorum. Benim hayalimde böyle bir şey yoktu, ben başka yolu seçtim.” açıklamalarında bulunurken “İnsanlar eşyalaşmasın, sıfatları sevmiyorum” cümlelerini de ekledi.

“ALLAH’TAN KORKMAYAN İDAMDAN KORKMAZ”

 Kadın, çocuk ve hayvan istismarıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Nil Özalp, “ Anneler erkek çocuklarına kadına saygı duymayı öğretmeli. ‘Bütün kızlar benim oğluma kurban olsun.’ derlerse Chucky gibi ortada gezen erkekler olur. Her şey aileden başlar. Toplum bilinci ve eğitim şart. Taciz ve istismar yaparken Allah’tan korkmamış ölümden de korkacağını düşünmüyorum.Sanatçıların politik söylemlerinde samimi olduklarını düşünmüyorum. Sanatçıların bazılarının politik mevzularda tribünlere oynadıklarını düşünüyorum.” düşüncelerini belirtti.

http://www.medyaege.com.tr/nil-ozalptan-flas-aciklama-lezbiyen-iliski-teklifi-85866h.htm

İntizar ve Sinem Gedik'in videolarını sızdırdığı iddia edilen Ahmet Hulusi konuştu

Magazin gündemine bomba gibi düşen İntizar ve Mustafa Ceceli'nin eski eşi Sinem Gedik ile yaşadığı eşcinsel ilişkisinin görüntülerini basına sızdırdığı iddia edilen Ahmet Hulusi ilk kez konuştu. Şeyh olmadığını iddia eden Hulusi olayla hiçbir ilgisinin olmadığını belirterek avukatı aracılığıyla açıklama yaptı.


Şarkıcı Mustafa Ceceli'nin eski eşi Sinem Gedik'le İntizar'ın gizli çekilmiş görüntülerini oğlunun velayet davasında mahkemeye "delil" olarak sunması ve görüntülerin sosyal medyada yayılması, Ceceli'ye yönelik tepkilere neden olmuştu. Görüntülerin sızdırılmasının arkasında Ahmet Hulusi olduğu iddia edilmişti. Hulusi'den konu hakkında açıklama geldi.

BİRLİKTE FOTOĞRAFLARI VARDI

Gizli kamera kayıtları, dini ve siyasi bağlantılar Türkiye'de akıllara Fethullah Gülen ve Adnan Oktar tarikatlarını getirirken, gündeme bomba gibi düşen Sinem Gedik-İntizar gizli kamera kaydı bu kez "Burç Tarikatı" lideri, ABD'de yaşayan Ahmet Hulusi'yi gündeme taşımış ve "Sinem Gedik ve İntizar'ın lezbiyen ilişki kayıtlarında Burç Tarikatı'nın dahli var mı" sorularına neden olmuştu. Ceceli, Gedik ve İntizar'ın Cemaat lideri Ahmet Hulusi ile çekilmiş fotoğrafları da dikkat çekiyordu. Her üç isim de Ahmet Hulusi ile yakınlığıyla biliniyordu. Evlilik ve ayrılıklarına Ahmet Hulusi dahil olmuştu.

ŞEYH OLMADIĞINI İDDİA ETTİ

Bunun üzerine ABD'de yaşayan Ahmet Hulusi avukatları aracılığıyla bir açıklama yaptı. Açıklamada, Mustafa Ceceli ve Sinem Gedik arasındaki olayda hiçbir ilgilisinin olmadığı ifade edildi. Hulusi, açıklamasında kendisinin "şeyh" olmadığını ifade etti ve kendisi hakkında bu yönde çıkan haberleri yalanladı. Kaynak: İntizar ve Sinem Gedik'in videolarını sızdırdığı iddia edilen Ahmet Hulusi konuştu

İşte Ahmet Hulusi'nin açıklaması:


https://www.bolgegundem.com/intizar-ve-sinem-gedikin-videoalarini-sizdirdigi-iddia-edilen-ahmet-hulusi-konustu-508760h.htm

LGBTİ Onur Ayı: “Nerdesin aşkım Londra’dayım aşkım!”

Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüel Onur Ayı (LGBT Pride Month), her yıl Haziran ayında Manhattan’daki 1969 Stonewall ayaklanmalarını onurlandırmak için kutlanıyor. Stonewall isyanları ABD’de özgürlük hareketi için bardağı taşıran son damlaydı.


New York Greenwich Village’daki Stonewall Inn isimli bara polis 28 Haziran 1969’da baskın yaptı ve durumun kontrolünü çabucak kaybetti. Uyguladığı şiddet ayaklanmayı teşvik ederek bir dizi protesto gösterisini ve hak arama mücadelesini başlattı. Geçmişte Haziran ayının son Pazar günü olarak kutlansa da, “gün” kısa bir süre sonra ABD’nin büyük şehirlerinde “ay” boyunca süren etkinlikler dizisine döndü.

Pride Month’ın (Onur Ayı) en önemli etkinlerinden biri de Pride Parade, yani Onur Yürüyüşü.

Yürüyüş, günümüzde farklılıkların kutlandığı karnaval benzeri bir yapıya dönüşmüş durumda. Adının Pride olmasının nedeni ise LGBT bireylere toplumun çeşitli şekillerde ve mecralarda uyguladığı baskıya karşı bir duruş, “utanç” değil, “gurur” oluşturmak için.


Türkiye’de ise Onur Yürüyüşü ilk kez 2013’te 30 kişilik bir grup tarafından düzenlendi. 2015’te ise İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı ve 3 senedir aynı yasak devam ediyor.

Bu sene Londra’ya taşınmamızla birlikte 7 Temmuz’da Parade’i medeni bir şekilde deneyimleme fırsatı bulduk.


Bir kere Pride’a özel bir uygulama yapılmış. App Store’dan indiriyorsunuz, hop bütün Pride etkinlik takvimi elinizin altında. App’e ciddi ciddi kafa yorulmuş bu arada, öyle yaptık oldu app’i değil. Parade yani yürüyüş hangi noktadan başlayıp hangi güzergahları takip edecek, o güzergahlar üzerinde hangi metro durakları var, nereden bu metro duraklarına gidersiniz, hangi metro hatları bakımda, nerelerde yoğunluk olacağı düşünülüyor gibi ulaşıma dair pek çok konuyu burada bulabildik.

Devamı: https://www.uplifers.com/lgbti-onur-ayi-nerdesin-askim-londradayim-askim/#ixzz5LpdaVyZS

LGBTİ+lar Bornova Sokağı'ndan sürgün edilebilir!

Bornova Sokağı yavaş yavaş bir dönüşüme uğruyor. Sokakta yeni kafelerin, işletmelerin açılmaya başlanması akıllara 'Bornova Sokağı kentsel bir dönüşüme mi giriyor?' sorusunu getirdi. Siyah Pembe Üçgen Derneği'nden Erdem Gürsu, 'Sokakta yeni yeni kafeler, restoranlar açılmaya başlandı. Bir süre sonra orada yaşayan LGBTİ+'lar ve yanısıra oradaki rantın önünde engel olarak görülen azınlık varsayılan gruplar, oradan sürülme riskiyle karşı karşıya kalabilir' dedi


Şefika Bal- İstanbul Ülker Sokak, Ankara Eryaman örneklerinden sonra İzmir Bornova Sokağı'da yavaş yavaş bir dönüşüme uğruyor. Sokakta yaşaşan azınlık grupları, sokağın Alsancak'ın diğer sokaklarına göre daha sessiz ve karanlık kalmasını ortadan kaldırmak gibi çalışmalar olduğu sokağa hakim çevreler tarafından hissediliyor. Yeni kafeler, işletmelerin açılmaya başlanmasıyla ilgili akıllara "Bornova Sokağı kentsel bir dönüşüme mi giriyor?" sorusunu getirdi.

Bornova Sokağı'nda yaşayan ve seks işçiliği yapan trans kadınların yaşamlarının oldukça zor olduğunu belirten Siyah Pembe Üçgen Derneği'nden Erdem Gürsu "Seks işçilerini buradan sürmek çare değil, çoğu seks işçisi yaşamını idame ettirmek için bu işi yapmaya mecbur. Farklı yerlerde yaşasa da seks işçiliği yapmak için yine buraya dönmek zorunda, çünkü burada yıllardır bir arada olan translar birbirini dışardan gelecek tehlikelere karşı koruyor. Yine de oldukça güvensiz bir şekilde çalışmaktalar, seks işçiliğinden farklı iş olanakları yaratılmadıkça, ya da bu alandaki şartlar iyileştirmedikçe, kişileri yaşadıkları yerlerden zorla sürmeye çalışmak sorunun sadece üstünü örtmeye yarar" dedi.

Uzaklaştırılmak istenebilirler

Alsancak'ta bulunan Bornova Sokağı, seks işçilerinin, trans kadınların ve azınlık oldukları varsayılan bir çok grubun bir arada yaşadığı da bir yer aynı zamanda. 'Sokakta yaşamaya çalışmak oldukça zor' diyen Erdem Gürsu, "Bugün kentsel dönüşüm adı altında, yarın bir başka sebeple insanları zorla yerinden etmek isteyen rantçılar olacaktır. Bu tür zorba girişimlerde sadece LGBTİ+'lar değil tehdit altında olan, LGBTİ+'lar ile birlikte daha birçok insan grubu buradan uzaklaştırılmak istenebilir" diye konuştu.
İstanbul'da bulunan Ülker Sokak örneğini veren Gürsu, "LGBTİ+'lar için hep böyleydi zaten durum, hep zorla yerlerinden etmek istediler LGBTİ+'ları; sadece İzmir'de de değil üstelik. Mesela 90'larda İstanbul'da Ülker Sokak vardı. Orada yaşayan LGBTİ+'larin yanısıra azınlık olduğu varsayılan birçok kesim Habitat konferansı öncesinde zorla yerlerinden edildi. Ankara'da Eryaman olayları da buna bir örnektir, orda da transların yaşam hakkına kasteden bir mahalle baskısı yaşandı. Bu sokakların her biri aslında getto. Gettolar, kenarda köşede kalmış hatta insanların tercih etmediği yerler olarak seçiliyor. Başlangıçta bu yerler de kimse yaşamıyor doğru düzgün, tenezzül edilmiyor diğer insanlar tarafından. Sonra LGBTİ+'lar buraya yerleşiyor ve bir süre sonra buralar değerlenince LGBTİ+'lar başka bir yere sürülüyor. Örneğin 80'lerin sonuna doğru Abanoz Sokak'tan sürülen LGBTİ+'lar, Dolapdere'ye gelmişler ve o tarihlerde Dolapdere çöplükmüş. Kendilerine derme çatma yerler yapmışlar, uzakta olalım, kimse bize karışmasın biz de kimseyle iç içe olmayalım diye kurulan bu mahalleler, sonradan bir şekilde rantla birlikte büyük bir dönüşüme giriyor" diye konuştu.

Beğenilmeyen yerler rant alanı oldu

Büyük Marmara depreminden sonra İstanbul Avcılar sakinlerinin yaşadıklarına değinen Gürsu, "Avcılar, depremden sonra hiç tercih edilmeyen bir yerdi. Önceden öğrencilerin, transların yaşadığı bir yerken şimdi bir anda ev sahipleriyle anlaşılamamaya başladı. Çünkü bu insanların o evlerde oturması ucuzluk yaratıyor. Büyük firmaların gelip oraya evler yapmaya başlamasından itibaren diğer ev sahipleri de kiracılarına karşı taaruza geçti. Öğrencilerin ve transların yaşam alanı olarak seçtiği alan, o bölgenin değerinin kırılması olarak görüldü. Mahalle sakinleri rant alanına dönüşen Avcılar'da daha fazla para ödeyebilecek kiracılar istemeye başladı, önceden beğenilmeyen bölge şimdi rant alanına dönüştü" şeklinde konuştu.


Sokakta çalışma koşulları ağırlaştı

Bornova Sokağı'nın ağırlaşan koşulları nedeniyle farklı yerlerde yaşamak isteyen transların da olduğunu söyleyen Erdem Gürsu, "Sokakta seks işçiliği koşulları çok ağırlaştı, farklı çalışma yöntemleri deneniyor fakat bununla ilgili de oldukça sınırlandırıcı yasal düzenlemeler geldi. Farklı yerlerde çalışmak, yaşamak isteyenler de var ama bu da o yeni yerleri sıfırdan dönüştürmek demek. Seks işçiliği yaparken insanlar yaşam haklarını korumak, gasp, darp ve nefret suçlarına karşı kendi başlarının çaresine bakmak durumundalar ne yazık ki" dedi. Gürsu, Türkiye'de seks işçiliği yapan büyük bir çoğunluğun zorunda olduğu için yaptığı için yaptığını düşünüyorum. Örneğin Türkiye'de cinsiyet geçişi sürecinde olan kişiler için eğitim hayatı çok zor. Üniversitelerde okumakta zorluk çekiyorlar, örgün eğitime devam edemiyorlar. Bir şekilde eğitimine devam edebilmeyi başaranların da mezun oldaktan sonra aldıkları diplomaları da bir işe yaramıyor. Çok sayıda mühendis, öğretmen ya da meslek okulu mezunu LGBTİ+'lar var ama hepsi işsiz" sözlerini kaydetti.

Özgürlüklerle ilgili umudumuz var

Türkiye'de nefret suçlarının yaşalaşması, cinsiyet yönelim ve cinsiyet kimliğine dair ayrımcılığın yasalar nezdinde tanınması, cinsel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda umudumuz var diyen Gürsu, "Ben bir LGBTİ+ hakları savunucusu olarak tabiki umutluyum. Zaten bu umut sayesinde hala çalışmalar ve mücadeleler yürütüyorum kendimce. Daha fazla ne yapabiliriz diye kafa yormaya devam etmemiz gerek. Türkiye'deki yaklaşık 30 yıllık LGBTİ+ hareketi göz önüne alındığında birçok ülkenin gerideyiz, daha fazla örgütlü çalışma yürütmeliyiz" dedi.

İş bulamıyor ya da sömürülüyorlar

İŞKUR'da cinsel kimliğe dayalı bir veri sistemi bulunmadığını belirten Erdem Gürsu "İŞKUR'dan bulunan işlerde kişilerin cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri ile uyumlu olmuyor. Örneğin bir trans kadına oto sanayide bir iş bulunuyor İŞKUR tarafından ama çoğu zaman bu işyerlerinin koşulları LGBTİ+'ların çalışması için uygun olmuyor. Kişiler bu işyerlerinde her türlü tacizle, cinsel saldırıyla karşı karşıya kalma riski taşıyorlar. Bu riskin görece daha düşük olduğu işyerlerinde de çoğu zaman emek sömürüsü ile karşı karşıya kalınıyor. Tekstil atölyelerinde çalışan arkadaşlarım var onlara da atölye sahipleri, sana bu halinle iş verdim bir de iş beğenmemezlik edemezsin diyorlar. İşverenler çalışma koşullarının ve maaşlarının iyileştirilmesi taleplerini görmezden geliyor, sadece iş verdiği için bile minnet duymanızı bekliyorlar" dedi.

Gözden çıkarılan kesim

'Birlikte yaşayan, anlaşan kesimler işin için rant girince birdenbire ayrı düşüyorlar' diyen Gürsu, "En başta gözden çıkarılmak, en zayıf halka olmakla alakalı. Savunmasız ve kırılgan kesimlerin karşılaştığı en büyük sorun bu. Siyasette de bu böyle. Cinsel azınlık olarak görülen vatandaşların da oy kullanma hakkı var amma bu insanların cinsiyet eşitliği ve cinsel özgürlük taleplerine dair herhangi bir çalışma yapılmıyor. Hep 'bize oy kaybettiriyorlar' gözüyle bakılıyor. Onun için LGBTİ+'ların da dikkatli olması gerekiyor, her an gözden çıkarılacağını bilerek ve birbirleriyle daha çok dayanışarak yaşamaları gerekiyor" diye ekledi.

Mustafa Ceceli'den bir hamle daha!

Şarkıcı Mustafa Ceceli, eski eşi Sinem Gedik hakkında da 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma kararı aldırdı. Tepkilerin odağında kalan Mustafa Ceceli, avukatı aracılığıyla da aleyhinde çıkan haberlerle ilgili de 'içeriğin kaldırılması' ve 'erişimin engellenmesi' kararı için mahkemeye başvurdu. Ceceli, 7 yaşındaki oğlu için de yurt dışı çıkış yasağı aldırdı.


SKANDAL GÖRÜNTÜLERDEN SONRA BAŞVURDU
Oğlunun velayetini almak için açtığı dava dosyasına eski eşi Sinem Gedik'in şarkıcı İntizar ile özel görüntülerini delil olarak sunan Mustafa Ceceli, şimdi de oğlu için yurt dışı yasağı aldırdı. Mustafa Ceceli mahkemeye başvurarak oğlunun velayetini istemişti. Mustafa Ceceli, velayet davasının dosyasına geçen yıl boşandığı Sinem Gedik'in sanatçı İntizar ile özel görüntülerini delil olarak sunmuştu. Mustafa Ceceli, görüntüleri kendisine bir başkasının gönderildiğini iddia etmiş, Gedik'e bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemişti. Velayet davasının görüldüğü İstanbul 9. Aile Mahkemesi'ne avukatı aracılığıyla başvuran Mustafa Ceceli, oğlu için mahkemeden yurt dışı yasağı kararı aldırdı. Ceceli, mahkemeden eski eşi sinem Gedik hakkında "Şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, kendisine ve evinin eşyalarına zarar vermemesine, iletişim vasıtalarıyla ve sair surette rahatsız etmemesine" ilişkin koruma ve uzaklaştırma kararı çıkardı.

İTİBARIMI VE OĞLUMUN GELİŞİMİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
İstanbul Sulh Ceza Hakimliğine avukatı aracılığıyla başvuran Mustafa Ceceli, gizlilik ve yayın yasağı bulunan dava ile ilgili yorumlar içeren linklerin kendisinin itibarını ve oğlunun bedeni, fikri, ahlaki gelişimini olumsuz yönde etkilediği gerekçesiyle erişimin engellenmesini istedi. Erişiminin engellenmesinin istendiği 9 internet sitesi linkine dilekçede yer verildi. Dilekçede söz konusu linklerde, "Mustafa Ceceli'nin kişilik haklarına saldırı kastıyla, şeref, haysiyet ve onuruna yönelik fevkalade ağır hakaret ve saldırı içeren içerikler bulunmaktadır. Söz konusu internet sitelerinin bu eylemleri ile Anayasa ve uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi değerlerinden oluşan toplum önündeki şeref ve haysiyet itibarını korumaya yönelik 'hakaret' suçu işlenmiş olup, yasal işlemlerimiz yapılmaktadır" dendi. Hakimlikten 'erişimin engellenmesi' ve içeriğin kaldırılması'na yönelik karar verilerek bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna gönderilmesi istendi.

İNTİZAR İÇİNDE UZAKLAŞTIRMA KARARI ALDIRMIŞTI
Ceceli geçen yıl tek celsede boşanmış, ayrılırken Kanlıca'daki villasını eski eşine bırakmış, ayrıca aylık 20 bin lira nafaka ödemeye başlamıştı. Mustafa Ceceli, eski eşiyle görüntülerde yer alan şarkıcı İntizar hakkında da 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma tedbiri kararı aldırmıştı. İstanbul 9 Aile Mahkemesi, Mustafa Ceceli ile Sinem Gedik'in 7 yaşındaki çocuklarının menfaatinin korunması adına Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak çocuğa kayyum atanması talebinde bulunmuştu.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/mustafa-ceceliden-bir-hamle-daha-40903545

Tutsaklara ‘ayakta sayım’ işkencesi

Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde her geçen gün tutuklulara yönelik baskı artıyor. Tutuklularla görüşen Avukat Ahmet Çevik, müvekkillerinin yaşanan hak ihlallerinin her geçen gün arttığını aktardığını belirtti.


Tutuklulara ayakta sayım uygulamasının dayatıldığını ve bunu kabul etmeyen tutukluların ise darp edildiğini dile getiren Çevik, “Bunların dışında mahpusların hastaneye sevkleri bilinçli olarak geciktiriliyor. Onlarca hasta mahpus var ve tedavileri engelleniyor. Özellikle diş ile ilgili sorunları olan mahpusların bir türlü hastaneye sevkleri yapılmıyor. Koğuşlarda bulunan yayınlara el konuluyor özellikle de Kürtçe olanlara” dedi.

Tutukluların cezaevi girişinde çıplak aramaya maruz kaldığını ifade eden Çevik, “Cezaevinde bulunan LGBTİ mahpusların hastaneye götürülüp, beyanına bakılmadan kadın mı erkek mi; yoksa LGBTİ mi? diye muayene yapılıyor. Cezaevine dışarıdan kitap ve gazete alınmadığına da dikkat çeken Çevik, idare tarafından alınan kitapların da çok pahalı olduğunu söyledi.

https://www.alevinet.com/2018/07/20/tutsaklara-ayakta-sayim-iskencesi/

Başak Sayan; Çocuğumun eşcinsel olmasını istemezdim ama kabul ederdim!

Başak Sayan: Bana eşcinsellik üzerinden yazıp…

İki çocuk annesi oyuncu Başak Sayan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımındaki yanlış anlaşılmayı şu sözlerle ortadan kaldırdı.


Anne olduktan sonra sosyal medya hesabını çok daha yoğun bir şekilde kullanmaya başlayan Başak Sayan, bir yandan da gündeme dair paylaşımlarda bulunuyor. Sayan yine bu tarz bir paylaşımı üzerinden yanlış anlaşılınca uzunca bir metin yazdı. İşte Başak Sayan’ın ayetlerden örneklerle oluşturduğu o metin: “Bana eşcinsellik üzerinden yazıp sizin çocuklarınız öyle ne olursa ne yaparsınız diye sormuşsunuz. Birincisi bunu yazanlar sanırım anne olsalar bile anne olmanın gerçek anlamını, sevginin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Elbette hiç bir anne bu durumu istemez. Ama eğer bebeği öyle dünyaya geldiyse kabullenmekten başka çaresi yoktur. Bir anne evladı katil de olsa sevmeye ve kabullenmeye devam eder, eşcinsel de olsa. Çünkü sevgi koşula bağlı değildir. Koşula bağlı olan sevgi değildir. Toplum olarak sevgiyi o kadar koşula bağlamışız ki sevgiyi bildiğimizi sanıyoruz. Çocuklarını koşulla seven anne babalar aslında gerçekten sevmiyor demektir.

İkincisi bir insanın bu dünyadaki sınavının ne olduğunu bilmeden onun hayatındaki durumları nasıl yargılayabiliriz? Tüm belalar da, hayırlar da Yaradan'dandır. Ancak herkes işine geldiği gibi kullanıyor inancını. İkiyüzlülük orada da devam ediyor. Üçüncüsü bana sürekli Lut kavminden bahsedip durmuşsunuz. Lut kavminin tipik özelliği sanıldığı gibi homoseksüellik değildir. Homoseksüellik insanlığın her devrinde mevcuttu. Lut kavminin tipik özelliği Lut ve arkadaşlarına 2 şeyi yasaklamalarıdır. 1) Elalemin işiyle uğraşmak 2) Aşırı dürüst ve temiz olmak… Hicr suresi 70. Ayet Lut kavminin koyduğu birinci yasağı, A'raf 82 ve Neml 56. Ayetlerse ikinci yasağı ifade eder. Bunu burada uzun uzun açıklamak zor.

Yeni roman öncesi tam da bu konuları araştırdığım için konu hakkında epey bilgiliyim. Bana örnek verdiğiniz ayeti hatırlamanızda yarar var! “Seni elalemin işleriyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?” Her şey de olduğu gibi dinini bile ona söylenenlerden ibaret sanan, okumayan, araştırmayan, soru sormayan bir toplum yozdur. Umarım beni ve desteklediğim insanları yargılarken yukarıda yazdığım ( bilmeden bana örnek gösterdiğiniz ) Hicr 70. Ayeti hatırlarsınız. Başkalarının işlerinden size ne? Onları yargılamak size mi düştü? Kendinizi Allah mı sanıyorsunuz? Ki o bile yarattıklarını yargılamazken…”

20 Temmuz 2018 Cuma

LGBTİ’ler Ermenistan’daki dönüşümün neresinde?

Başkent Erivan'daki protestolardan bir pankart: "Yaşasın Aşk ve Sevginin Devrimi"
Röportaj: Tolga Er

Ermenistan’da Başbakan Serj Sarkisyan’ın istifasına yol açan ve büyük bir dönüşümün startını veren hükümet karşıtı protestolarda toplumun birçok kesimi sokağa çıkarken, LGBTİ’ler de ayrımcılığa karşı itirazını sokağa taşıdı.

Gazete Karınca’ya konuşan PINK Armenia’dan aktivist Mamikon Hovsepyan, protestolarda her kesim tarafından dillendirilen “Aşk ve dayanışmanın devrimi” adlı sloganın feminist ve LGBTİ’ler tarafından hazırlandığına dikkat çekerek, karşılaşılan tüm zorluklara rağmen mücadelenin getirdiği bir aradalılığın toplumun farklı kesimlerine etkilerine değindi.

Hükümetten öncelikli beklentilerinin yeni bir seçim, ardından ayrımcılık karşıtı yasa olduğunu belirten Hovsepyan, “Yalnızca biraz beklediğimiz takdirde her şeyi daha iyi hale getirebileceğimize ve durumu düzeltebileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

Mamikon Hovsepyan

* Öncelikle PINK Armenia ve kendiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

- Ben burada idari yönetici olarak çalışıyorum, ancak aynı zamanda bu örgütün kurucularındanım. PINK Armenia’yı 2007 yılında kurduk. Odağımızda LGBT sorunları var. Üç koldan ilerleyen temel stratejimiz bulunuyor. Biri LGBT topluluğunun güçlendirilmesi. Topluluğun, hareketin ön saflarda yer almaya hazır olduğundan emin olmak istiyoruz. Sadece süreci izlemekle yetinmek istemiyoruz, aynı zamanda hareketlerin aktif bir parçası olmayı arzuluyoruz. Bu yüzden farklı etkinlikler düzenlemenin yanı sıra yasal, psikolojik ve sosyal destek hizmeti sağlıyoruz. İkinci olarak insan haklarının korunmasını savunuyoruz. Avukatlar yalnızca yasal destekte bulunmuyor ya da vakaları mahkemeye taşımıyor; aynı zamanda savunucu ekip içerisinde yer alıyor. Rapor ve araştırma hazırlıyor, raporları farklı uluslararası kuruluşlara sunuyor ve böylelikle Ermenistan’daki insan hakları ihlallerini uluslararası araç ve mekanizmaları kullanarak gündeme taşıyoruz. Aynı zamanda politika değişikliği için hükümete baskı kurmaya çalışıyoruz. İnsan hakları konusunda farkındalık yaratıyoruz ve aynı zamanda cinsiyet üzerine ebeveynlerle çalışıyoruz ki en zor kısmı da bu.

Ayrımcılık, cinsiyet, insan haklarının yanı sıra çevre sorunlar ve benzeri konularla ilgili toplumun geneli için eğitim veriyoruz. Topluma daha çok sosyal sorumluluk vermeye çabalıyoruz.

Şimdi ise bir merkezimiz var ki bu LGBT topluluğu için biraz daha güvenli bir çevre. LGBT’ler için güvenli hiçbir yer yok, ancak bir bakıma burada saygı görüyorlar. Kimlikleri ve kendilerini ifade edişi burada yargılanmıyor. Topluluk içindekilerin birbirlerini yargıladıkları oluyor ancak ayrımcılık yapan insanları eğitmeye ve daha sonra toplumdan talep edebilmeleri için topluluk içinde eşitlik ideolojisini kurmaya çalışıyoruz.

* Kafkaslarda ve Rusya’da LGBTİ’ler üzerinde baskının arttığı ve hak ihlali artışları yaşandığı belirtiliyor. Başta Rusya olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerde kişilerin hayatına doğrudan müdahale edilerek, ’geleneksel aile değerlerine’ dönüş dikte ediliyor. Ermenistan’da durum nasıl?

- Elbette Rusya’nın nüfuzu yalnızca kendi sınırları içerisinde değil, aynı zamanda komşu ülkelere müdahale etmeye uğraşıyorlar. Ermenistan gibi ülkelere baskı kurmaya ve onları etkilemeye çabalıyorlar. Bir önceki hükümetimiz, tabii ki, çoğunlukla kendi kişisel nedenlerinden ötürü Rus hükümetiyle ilişkiliydi. Çoğunluğu oligarşidendi ve paralarını güvende tutmak istiyordu. O yüzden Vladimir Putin’in talimatlarıyla ilgili bir sorunları yoktu.

Ancak Rusya, yalnızca Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışma bölgesini manipüle ediyor. Her iki tarafı da ateş açma konusunda manipülasyon içinde. Böylelikle her iki hükümet de sınırda kritik bir durum yaşandığını söyleyerek, bunu toplumu baskı altına almak için kullanıyor ve başka hiçbir sorunu tartışmamamız gerektiğini söylüyor.

Genel olarak baskı STK’ler ve LGBT üzerine. Rusya’daki gibi propaganda yasağı yok. Ancak yetkililerin davranışı yine de o yönde. Nefret suçunu meşrulaştırıyorlar ve medya ile sosyal medya platformlarını nefret söylemini artırmak için kullanıyorlar. Bunu da sanki Ermeni ve Hıristiyan olmak sadece nefret ile ilgiliymiş gibi Ermeni ve Hıristiyan olmak ile meşrulaştırıyorlar.

* Ermenistan’da mülteci LGBTİ’lerin durumu nasıl? Onlarla nasıl bir dayanışma içerisindesiniz?

- Burada çok sayıda mülteci LGBT olduğunu söyleyemeyiz, ancak yine de var. İlk olarak Suriyeli Ermeni mülteciler vardı, çünkü Ermenistan’ı geçiş bölgesi olarak kullanıyorlardı. Birçok ülke sınırlarını kapatırken Ermenistan’a gelmek onlar için daha kolaydı. Ermenistan, en azından Suriye’deki Ermenilere böyle bir olanak sunuyordu.

Ancak burası onlar (mülteci LGBT’ler) için en iyi ortam değil. Bazıları iş yapmaya başladı ancak daha sonra birçok sorunla karşılaştı. Bazıları kalırken, bazıları da gitti. Ofisimize gelen çok sayıda insan görüyorduk, ancak şimdi onları iltica ettikleri Almanya veya Avrupa’daki diğer ülkelerde görüyoruz.

Örneğin şimdi şöyle bir durum var: İranlı bir trans buraya sığındı. Bu, muhtemelen Ermenistan’ın ilk kez bir LGBT bireye iltica hakkı verdiği olaydır. Tabii ki bu durum bizim için ilk duyduğumuzda güzel bir haberdi, ancak daha sonra başka bir sorun olduğunu öğrendik. Bu kişi, cinsiyet değiştirme ameliyatı yapılmasına ihtiyaç duyuyor. Ancak bizde böyle bir prosedür yok. Bu ameliyatı yapmak yasak, çünkü Sağlık Bakanlığı bu sorumluluğu almıyor. Hiçbir protokol ya da mevzuat yok.

Şimdiyse bu kişinin pasaport süresi doldu. Ona verdikleri tek belge ise yalnızca ülke içinde geçerli, yani bu kişi ameliyat için yurt dışına gidemiyor. Bu durum, aynı zamanda kişinin akıl sağlığı için de zararlı.

* Politikalar LGBTİ’lere ne yönde etki ediyor? Örgüt olarak ve bireysel bir biçimde nasıl bir mücadele ortaya konuyor?

- Ermenistan’daki problem şu: Birini yerinden etmek veya birine şantaj uygulamak için LGBT’lerle bağlantı olduğunu söylüyorlar. Şimdi de Ermeni Apostolik Kilisesi’nde bir ayrılık var. Bir grup, kilisenin başındaki kişinin istifa etmesini talep ediyor.

Görünene göre bazı gazeteler onun LGBT’lerle bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmış. Protestoların lideri, dindar olmasına ve saygı ile sevgiyi desteklediğini söylemesine rağmen inanılmaz homofobik ve herhangi bir LGBT bireyi öldürmeye hazır. Bir LGBT örgütüne destek verdiklerini öğrendikleri bir derneğin, kendisine destek verdiğini ortaya çıkararak şantaj yapıyorlar. Bu, onlara göre LGBT örgütleri tarafından destek aldığı anlamına geliyor.

Gerçekten zor bir durum var burada. Kamuya açık etkinlik düzenleyemiyoruz, dışarıda protesto yapamıyoruz ancak yapmayı deniyoruz. Onur etkinliklerimiz yok, büyük kamuya açık etkinlikler düzenleyemediğimiz gibi ofis bölgesi konusunda da oldukça dikkatliyiz. Ofiste veya buraya gelip giderken saldırıya maruz kalmamalarını temin ediyoruz.

Bireysel olarak ise kimliklerini açıklamış olanlar için zor. Çünkü bu durumda toplumun tamamı iletişim kurmayı reddediyor ve diğer taraftan LGBT topluluğu iletişim kurmaktan çekiniyor. Selam vermeleri durumunda tüm ülkenin LGBT olduklarını anlayacağını düşünüyorlar. Bu, her iki taraf için de zor.

LGBT olduğunu açıklayan 30 kişi bulunuyor. Bunlardan 10’u “Listen to me” adlı belgeselde yer aldı. Bazıları kamuoyuna açıklamada bulundu veya kendi hikayesi hakkında makale ve yazı kaleme aldı.


“Listen to Me” adlı belgeselden bir kare

* Ermenistan’da protestolarla başlayıp Sarkisyan’ın istifası ve büyük bir dönüşümün başlangıcıyla sonuçlanan süreçte birçok sivil toplum örgütü ve hareket bir araya geldi. Protestolarda LGBTİ’ler nasıl bir rol üstlendi?

- Aslına bakarsanız her bir aşamasında dahil oldular. Sokaklarda LGBT’den çok insan gördük. Sokakta çalışırken bakındığımda birçok LGBT vardı. Hatta bazı günler insanlar geceleri sokakta kalırken bazı insanların, protestolardan dolayı enerji dolu oldukları için bunu yanlış bir şekilde kullanıp LGBT’lere zarar verebileceğini düşündüm. Özellikle de translara.

Ancak sonra, insanların beraber dans ettiğini gördüm. Gerçekten heyecan verici anlar yaşandı. Serj Sarkisyan 23 Nisan’da istifa ettiğinde yapılan ilk kutlama sırasında LGBT dostu bar, kulüp ve bazı mekanlarda daha önce orada olduğunu hiç görmediğim geleneksel Ermeni erkekler geldi. Onlara “Gelin de beraber kutlayalım. Beraber mücadele ettik ve şimdi beraber kutlamalıyız” dedik. O kadar hoş ve dürüstlerdi ki. Şöyle dediler: “Arkadaşlarımı aramalıyım ve geylerle parti yaptığımı söylemeliyim. Belki on gün önce sizi öldürmeye hazırdım, ancak şimdi sizle parti yapmaktan çok mutluyum.” O kadar dürüstlerdi ki şöyle dediler: “Bir ay sonra bu kadar destekleyici ve bağlantılı olursak ne yaparız bilmiyoruz, ancak bu mutluluğu beraber paylaşmaktan ötürü sevinçliyiz.”

En iyisi ise devrimin ismiydi: “Aşk ve dayanışmanın devrimi.” Bir gece feministler ve LGBT’ler bir araya geldi ve kocaman bir afiş hazırladı. Alanda 100 binden fazla kişi vardı. Onlar da afişle sahnenin önündeydi. Nikol Paşinyan ve diğerleri konuşma yaparken devamlı sloganı okuyor ve şöyle diyorlardı: “Evet, bu aşk ve dayanışmanın devrimi.” Evet, bu grup bir gündem yaratmak istiyorsa bunu yapabilir.

* Ermenistan’daki dönüşüm LGBTİ’ler açısından bir değişim vaat ediyor mu? Yeni hükümetten beklentileriniz neler?

- Öncelikle devrimin ardından arzumuz ve beklentimiz, onların da söylediği üzere yeni seçim. En sonunda özgür ve adil bir seçim sözü verdiler. Hepimiz yeni seçimleri bekliyoruz.

LGBT’ler olarak şimdilik çok bir beklentimiz yok ve o kadar baskı yapmak istemiyoruz. Çünkü bazı öncelikler var ve şu an bu önceliklere saygı duyuyoruz. Yalnızca biraz beklediğimiz takdirde her şeyi daha iyi hale getirebileceğimize ve durumu düzeltebileceğimize inanıyoruz. Çünkü insan haklarını savunuyorlar ve gelecekte değişim için onları zorlayabileceğimizi biliyoruz.

Gündemimizde elbette ayrımcılık karşıtı yasa var. Aslında bu önceki hükümetten ileri gelen bir şey ancak yasa tasarısı oldukça kötüydü. O yüzden üzerinde çalışmaya ve daha iyi hale getirmeye çabalıyoruz. Diğer taraftan polisle bir diyalog başlatmak ve nefret suçu vakalarının soruşturulduğundan emin olmak istiyoruz. Aynı zamanda aktivistlere veya LGBT’lere yönelik herhangi bir tehdit, tehdit olarak görülmeli. Şu an için ifade özgürlüğü deniliyor.

http://gazetekarinca.com/2018/07/lgbtiler-ermenistandaki-donusumun-neresinde/

Yeni Akit'ten Harun Sekmen'den gene homofobi: Sapkınlık ünlüler eliyle yayılıyor!

Son olarak şarkıcı Mustafa Ceceli’nin eski eşi Sinem Gedik’in başka bir kadın şarkıcı İntizar ile eşcinsel ilişki içeren görüntülerinin medyaya yansımasının da bu kirli planın bir parçası olduğu bildirildi. Sapkın ilişkiyi, “cinsel tercihe saygı” ve “özel hayatın ihlali” gibi kavramlarla savunmaya kalkan medya maymunlarının esas gayesinin ise, ahlaksızlığı “meşrulaştırmak” olduğu ifade edildi.
19 Temmuz 2018 Perşembe 11:14
Sapkınlık ünlüler eliyle yayılıyor!

Gelecek nesiller için büyük tehlike arz eden eşcinsel sapkınlığın kamuoyunun yakından tanıdığı ünlüler eliyle yaygınlaştırıldığı ortaya çıktı. Özellikle son yıllarda ünlüler arasında artan cinsiyet değiştirme operasyonunun da bu kirli planın bir parçası olduğu belirlendi. Rüzgar Erkoçlar, Ayta Sözeri, Selin Ciğerci, Duygu Şakucuoğlu, Kerimcan Durmaz, Arda Bektaş ve Fatih Ürek gibi kamuoyunun bildiği isimlerin LGBTİ’lilerin ekran yüzü olduğu kaydedildi. Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin eski eşi Sinem Gedik’in, kadın sanatçı İntizar ile eşcinsel ilişki içeren görüntülerin medyaya yansımasının da, toplumun algılarının değiştirilmesine yönelik adımlar olduğu öğrenildi. Toplumun yakından tanıdığı iki kadının gayri ahlaki görüntülerinin, medya tarafından aklanmaya çalışılmasının da eşcinselliği meşrulaştırma çabası olduğu ifade edildi.

EKRAN YÜZÜ OLUYORLAR

Asil ve yüce Müslüman Türk milletinin baş belası LGBTİ’li sapkınların, aile yapımızı ve toplum ahlakımızı bozmaya yönelik faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. AB ülkelerini fonları ve Soros’un kirli paralarıyla beslenen LGBTİ’li sapkınlar kamuoyunun yakından tanıdığı ünlüler vasıtasıyla ahlaksızlıklarını meşrulaştırıyor.

Son yıllarda ünlüler arasında artan cinsiyet değiştirme operasyonları, LGBTİ’li sapkınların propagandasını kolaylaştırıyor. Televizyon ekranları yahut sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bu ünlülerin, genel toplum ahlakına uymayan davranışları sapkınların ekmeğine yağ sürüyor. Medya tarafından oldukça şişirilen ve kolay para kazanmanın sembol ismi haline getirilen Kerimcan Durmaz’ın ahlaki yapımıza uymayan homo tavırları gençlerimizi zehirliyor.

MEŞRULAŞTIRILIYOR

Dizi oyuncusu Nil Erkoçlar’ın cinsiyet değiştirerek erkek olduğu ve Rüzgar Erkoçlar adını aldığı günden beri her adımı malum medya tarafından servis ediliyor. Fıtrata mugayir hareket eden bir ismin sürekli olarak ekranlarda boy göstermesi, cinsiyet değiştirmenin normal bir şey olduğu algısını oluşturuyor.

Kamuoyunun yakından tanıdığı Duygu Poyrazoğlu da cinsiyet değiştirme ameliyatına girerek erkek oldu ve Poyraz adını aldı. Erkekken, kadın olan bir başka ekran yüzü ise Okan Ciğerci. Ameliyatla kadın olan ve Selin adını alan Okan Ciğerci, gençlere rol model olarak dayatılıyor. Son yıllarda çekilen sinema ve TV dizilerinde boy gösteren Ayta Sözeri isimli oyuncu da erkekken kadın olan isimlerden.

TEPKİ GÖSTERENE LİNÇ!

Şarkıcı Mustafa Ceceli’nin eski eşi Sinem Gedik’in, kadın şarkıcı İntizar ile çekilmiş gayri ahlaki görüntülerinin adeta LGBTİ lobisi gibi çalışan medya tarafından aklanmaya çalışıldı. Görüntülerin yayınlanmasının ardından, “Özel hayatın gizliliği” ve “Cinsel tercihe saygı” gibi muğlak kavramlarla, eşcinsel ilişkiyi meşru göstermeye çalışan malum zihniyet, genç beyinleri zehirledi. Eşcinsel eylem meşru gösterilirken, olaya tepki gösterenler medya eliyle linç edildi.

 https://www.yeniakit.com.tr/haber/sapkinlik-unluler-eliyle-yayiliyor-494613.html

Sokaktaki fuhşa baskın

Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Ahlâk Büro Amirliği ekipleri, yollarda durarak erkeklere fuhuş teklif eden genç kızlar ve trans bireyler ile onları pazarlayanlara operasyon yaptı. Baskında 8 kişi gözaltına alındı. Son bir ayda kişi başı 259 liradan 104 travesti ve hayat kadınına 26 bin 926 lira para cezası kesildi. Ahlâk polisi kanunları uygulamaya çalışırken, vatandaşlar, kanun gereği bu kişilerin cüz'i para cezası kesilip serbest bırakılmasına tepkili.


Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Ahlak Büro Amirliği ekipleri, muhtelif güzergahlarda durarak, erkeklere fuhuş teklifi yapan hayat kadınlarına baskın yaptı. Son yıllarda sayılarında ciddi artış olduğu görülen hayat kadınlarının sokaklardan çekilmesini sağlamak için her türlü yolu deneyen ahlak polisi, kadınları pazarlayan erkeklerin de peşine düştü. Ekipler gece saatlerinde yollarda devriye atarak otostop yapmak suretiyle fuhuş yapan kadınları takibe aldı.

Uzun zamandır polis takibinde olduğu öğrenilen Ö.B'nin de gözaltına alındığı baskında, transseksüel Y.A.K, S.T, E.T. ve C.K. ile Ö.K, Z.K. ve Ç.K. gözaltına alındı. Suç üstü yakalanan kadınlar durumu inkar ederek görüştükleri erkeklerin arkadaşları olduğunu iddia etti. Kadın pazarlarken yakalanan Ö.B. ise, kadının koruması olduğunu ve herhangi bir pazarlama durumunun söz konusu olmadığını ileri sürdü. Polis ekiplerinin ısrarı üzerine hayat kadını, fuhşa aracılık eden bu şahsa 100 lira para komisyon verdiğini kabul etti.

Ahlâk polisi tarafından son bir ay zarfında yapılan baskınlarda, yoldan gelip geçenlere fuhuş teklif eden toplam 104 travesti ve hayat kadınına işlem yapıldı. Kabahatler Kanununa göre emre aykırı davranışta bulunmaktan kişi başı 259 lira olmak üzere 104 şahsa 1 ayda toplam 26 bin 936 lira para cezası kesildi.

Polisin toplumu korumak için fedakârca çalışmasını takdir eden vatandaşlar, yurtlardan, sevgi evlerinden zaman zaman çocukların kaçırılıp fuhşa sürüklendiğine dikkat çekti. Vatandaşlar, hem topluma, hem kimsesiz gençlere büyük zarar veren bu kişilerin cüz'i para cezası kesilip serbest bırakılmasına tepki göstererek, bu hususta kanunî düzenleme yapılmasını istiyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/1031077/Sokaktaki_fuhsa_baskin.html

Sinem Gedik şikayet etti: Mustafa Ceceli ve Cengiz Semercioğlu ifade verecek

Boşandığı eşi Sinem Gedik'in izinsiz bir şekilde evlerinde çekilmiş görüntülerini velayet davasında kullanan ve bu görüntüleri medyaya sızdırdığı iddia edilen şarkıcı Mustafa Ceceli ve bunu haber yapan gazeteci Cengiz Semercioğlu "Şüpheli" sıfatıyla ifade verecek.


Boşandığı eşi Sinem Gedik’in izinsiz bir şekilde evlerinde çekilmiş görüntülerini velayet davasında kullanan ve bu görüntüleri medyaya sızdırdığı iddia edilen şarkıcı Mustafa Ceceli ve bunu haber yapan gazeteci Cengiz Semercioğlu “Şüpheli” sıfatıyla ifade verecek. Mustafa Ceceli’nin eski eşi Sinem Gedik’in yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma çerçevesinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı, “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçunu işledikleri iddiasıyla sorgulayacak.

10 KİŞİDEN DAHA ŞİKAYETÇİ

Yasemin Güneri’nin Show TV’de yayınlanan haberine göre, Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesine gere 6 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suça ilişkin öncelikle şüpheliler Mustafa Ceceli ve Cengiz Semercioğlu ifade verecek. Savcılık, suçun ağırlığına göre şüphelileri tutuklama talebiyle mahkemeye de sevk edebilecek. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı, şüphelilerin ifadesini aldıktan sonra serbest de bırakabilecek.

Soruşturma sonrasında dava açılırsa şüpheliler “sanık” sıfatıyla yargılanacaklar. Sinem Gedik’in yaptığı suç duyurusunda Mustafa Ceceli ve Cengiz Semercioğlu dışında yaklaşık 10 kişiden daha şikayetçi olunduğu öğrenildi.

VELAYET DAVASI NASIL ETKİLENİR?

Çocuğunun velayetini almak için dava açan Mustafa Ceceli’nin dava dosyasına eklediği eski eşi Sinem Gedik ve İntizar’ın görüntülerinin velayet davasını nasıl etkileyeceği de merak konusu.

Boşanma davalarında gizli ses ve görüntü kayıtlarını delil kabul eden aile mahkemelerinin velayet davalarında da gizli görüntüleri delil kabul edip etmemesi emsal bir kararın çıkmasına neden olacak.

Yargıtay, “özel hayatın gizliliğini ihlal” konusunda verdiği emsal kararda, mahkemeye delil olarak sunulan gizli görüntülerin evlilik birliği içerisinde çekilmiş olması gerektiğini dile getirmişti.

Gizli kamera kayıtları, boşandıktan sonra çekildiyse ve delil olarak sunuluyorsa, bu görüntülerin delil olup olmayacağı da verilecek karar sonrası yeni bir tartışma yaratacak.

“CİNSEL TERCİHLER VELAYETİ ETKİLEMEZ”

Mahkemenin, boşandıktan sonra elde edilen gizli kamera görüntülerini velayet davasında delil kabul edemeyeceğini belirten yargı çevreleri, velayet davalarında çocuğun ruh halini bozacak tavır ve davranışların önemli olduğunu, anne veya babaların cinsel tercihlerinin velayeti etkilemeyeceğinin altını da çizdiler.

Yargı çevreleri, “Mahkeme, özel hayatın gizliliğini ihlal eden görüntüleri delil kabul etse dahi, lezbiyen ilişki velayetin değiştirilmesini etkilemez” değerlendirmesinde bulundular. Mahkeme, lezbiyen ilişkinin çocuğun psikolojisini etkileyip etkilemediğini öğrenmek için uzman raporu talep edebilecek. Uzman raporunda, çocuğun psikolojisinin bozulup bozulmadığı göz önüne alınacak.

Ayrıca, çocuğun menfaatine göre anne yanında veya baba yanında kalmasına karar verilecek.

https://www.sozcu.com.tr/hayatim/magazin-haberleri/sinem-gedik-sikayet-etti-mustafa-ceceli-ve-cengiz-semercioglu-ifade-verecek/

19 Temmuz 2018 Perşembe

Eşcinsel süper kahraman Batwoman'ın dizisi için hazırlıklar başladı

DC'nin eşcinsel süper kahramanı Batwoman, televizyon dünyasına adım atıyor. Yeni Batwoman dizisi, başrolünde bir eşcinsel süper kahramanın yer aldığı ilk yapım olacak.


DC çizgi romanlarının sevilen kahramanlarından olan Batwoman'ın dizisi için hazırlıklar başladı. DC'nin diğer dizileri Arrow, The Flash, Supergirl, ve Legends of Tomorrow gibi ABD'nin The CW isimli televizyon kanalında yayınlanacak olan yeni Batwoman dizisi, başrolünde bir eşcinsel süper kahramanın yer aldığı ilk yapım olacak.

DC'nin ilk olarak 1956'da ortaya çıkardığı Batwoman karakteri, o zamanlar aslında Batman'in eşcinsel olduğu yönündeki söylentilere son vermek için yaratılmıştı. Kathy Kane isimli bu karakter Batman'den hoşlanıyor ve tıpkı Batman gibi servetini ve dövüş yeteneklerini kullanarak suçlularla savaşıyordu. Ancak karakter daha sonra çizgi romanlardan çıkarıldı ve 2006 yılında yeniden tanıtılana dek yaklaşık 30 yıl boyunca hiç görünmedi.

DC'nin 2006'da tekrar çizgi roman evrenine eklediği Batwoman, bu sefer çok daha farklı bir dizaynla yahudi kökenine sahip 'Kate Kane' isimli bir lezbiyen olarak tanıtıldı. Batwoman'ın bu yeni kişiliği, çizgi romanlara çeşitlilik katması adına DC'nin editör kadrosu tarafından atılmış bir adım olarak değerlendirilmişti. Yeni Batwoman, şu anda çizgi romanların en sevilen eşcinsel kahramanı olarak görülüyor.

Greg Berlanti ve Sarah Schechter'in yapımcılığını üstleneceği Batwoman dizisi, 2019 yılında The CW kanalında yayınlanmaya başlanacak. Arrow, The Flash, Supergirl ve Legends of Tomorrow ile aynı evrende geçecek olan Batwoman'ın yönetmeni ve oyuncu kadrosu ise şu an için belli değil. 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-44868354

Kadi Kaymakçı: Sevişmenin nesi rezillik?

Ceceligiller 2004'te final yapmalıydı!

Monica, Phoebe, Rachel, Ross, Chandler ve Joey... Benim tatlı arkadaşlarım. 236 bölümünün her birini birkaç kez izleyip her seferinde yüzümü güldüren Friends'in bu muhteşem 6'lısının ırkçı, cinsiyetçi, homofobik olduğunu ilk okuduğumda “Hadi canım sende...” diye isyan ettim oturduğum yerde.
Dünyanın dörtbir yanında dizinin fanatiklerinin de aynı tepkiyi verdiğinden eminim. Ancak bir süre önce bütün bölümlerinin Avrupa ve ABD'de Netflix'e konulmasıyla birlikte başlayan Friends'le ilgili suçlamalar, örneklerle alt alta sıralanınca bir an duraksadım. Kahkahalarla güldüğüm bazı esprilerin nasıl homofobik olduğunu hiç farketmediğimi gördüm.
Oysa Friends'in ekrana ilk geldiği 1990'ların ortaları ve son bölümün yayınlandığı 2004'ten bu yana geçen yıllarda ırkçılık, cinsiyetçilik ve homofobi konularına toplumların bakışı değişirken Monica, Phoebe, Rachel, Ross, Chandler ve Joey’nin yerinde saydığını görmek üzdü doğrusu.
Biliyorum oğlu Ben, Barbie bebekle oynadı diye lezbiyen eski karısını suçlayıp ona daha maskülen oyuncaklar alan saflar safı Ross'un homofobik olduğuna kimse beni inandırımaz... Ya da omuz çantasına düşkünlüğünden dolayı gay muamelesi gören Allah'ın aptalı Joey'nin cinsiyetçilikle uzaktan yakından ne ilgisi olabilir ki! Herkese gay olmadığını kanıtlamaya çalışan, 'darq queen' bir babanın oğlu Chandler mı homofobik olacak; güldürmeyin beni...
Ancak Friends'i Netflix'te izleyen yeni kuşak dizideki birçok esprinin cinsiyetçi, homofobik ve ırkçı olduğu yönünde şikayetlerde bulunmuş.
Eski dostlarımızın 15-20 yıl önce bizim yüzümüzü güldüren esprileri şimdinin gençleri tarafından 'saldırgan' bulunuyor.

REZİLLİK NEDİR?
Eski eşinin lezbiyen bir ilişkisi olduğunu gösteren görüntüler eline geçtiğinde, “Bana ne!” demeyip mal bulmuş mağribi gibi etekleri zil çalarak mahkemeye koşan Mustafa Ceceli ve onun zihniyeti tıpkı Friends gibi 2004'te final yapmalıydı. Ama maalesef ülkemizde Ceceli gibi düşünenlerin 'reytingi' hala çok yüksek!
Cinsiyetçi dille mücadele için internet sayfasında yazıların üzerine 'kırmızı' çizgiyle 'cinsiyetçi kelime barometresi' koyan basınımızın amiral gemisi, görüntüleri ilk gördüğünü ballandıra ballnadıra yazan, Mustafa Ceceli'ye tepki gösterir gibi yapıp 'reyting reyting' diye ellerini ovuşturan yazarlarına da bir 'vicdan barometresi koysa' iyi eder bence...
“Haber kaynağımı açıklamak zorunda değilim... Görüntüleri ben mi çektim, ben mi yaydım?” deyip gazetecilik dersi vererek bir kenara çekilmek, 'Ayıp ettin Ceceli' derken karısının 'rezil' olduğunu vurgulamak da neyin nesi acaba? Sevişmenin nesi rezillik? Sevişen mi rezil, insaların sevişirken görüntülerini çekip oraya buraya servis eden mi?
Sosyal medyada iki 'tık', birkaç retweet, üç-beş like fazla almak için yapılan 'imaları' anlayamayan 'yapay zeka'nın 'Bu yazıda cinsiyetçi içerik tespit edilmedi' ibaresi zekalara hakaret değil mi?

GAZETECİ Mİ TROLL MÜ?
Bütün bu hikayede beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de ne zaman burunları bir pisliğe batsa “Bir baba olarak...” “Bir anne olarak...” diye başlayan cümleler kurup çocuklarını kendi 'edepsizliklerine' kalkan olarak kullanan ebeveyn durumu!
Anneliğin ya da babalığın yaptıkları kötülükleri temize çeken bir 'App' olduğunu düşünen bu tipler hep içten pazarlıklı ve samimiyetsiz gelir bana...
Eski karısının yatak odası görüntülerini ortalığa döküp ardından da “Tek düşüncesi evladı olan bir babayım...” diyerek oğlunun arkasına pısan Mustafa Ceceli gibileri gördüğümde tiksinmekle acımak arası bir duygu gelip yerleşiyor göğsümün orta yerine.
Bir de Ceceli'den para aldığı iddia edilen troller gibi, “Ben burada küçük çocuğu savunuyorum. Ceceli’yi hiç savunmuyorum. ” diye söze girip ardından, “Tabii kadınların yakınlaştığı sırada çocuk odada değilse! Durum öyleyse işin rengi değişir” diyen meslektaşlarımıza sormak istiyorum: “Gazeteci misin trol müsün?!”
20 yıl önce olsa büyük ihtimalle yaptığı yanına kar kalacak olan Mustafa Ceceli'nin çok şükür evdeki hesabı çarşıya uymadı! Sosyal medydan gelen büyük tepkinin ardından önceki gün birçok radyonun Ceceli'nin şarkılarını playlistlerinden çıkardığı haberi vardı. Ceceli'yi aklamak için parayla “Çocuk varsa iş değişir” diye tweet atan trolleri bile bazı takipçileri 'unfallow' ediyordu.

Neyse, dünya değişiyor; Ceceli gibiler kendi kazdıkları kuyulara düşüyor...

Monica, Phoebe, Rachel, Ross, Chandler ve Joey başka bir çağın kahramanlarıydı. Onları çok seviyorum ama konu cinsiyetçilik, ırkçılık, homofobi olunca “I'll be there for you...” diye şarkılar söyleyemeyeceğim, kusuruma bakmasınlar.

https://www.haberturk.com/yazarlar/kadir-kaymakci/2063896-ceceligiller-2004te-final-yapmaliydi

Ayşe Baykal: Bir insanın cinsel tercihi hukuk önünde onu haksız yapmaz ve yapmamalı

Adnan Oktar ve Mustafa Ceceli’nin ortak mantığı

Şubat ayında Adnan Oktar’ı eleştiren bir yazı yazmıştım.

Bunun üzerine “aslanları ve kedicikleri”, Trans ölümleri ve Kerimcan Durmaz’la ilgili yazılarımdan alıntı yaparak beni karalamaya ve kendilerini aklamaya çalışmışlardı.

Televizyonlarda hemcinslerimin çıkıp, din adına mini etekli bir şekilde yaptıkları masum (!) danslarından rahatsız olmamı şiddetle eleştiriyorlar ve anlayamadıklarını yazıyorlardı.  Gerçi anlamalarını beklemek hata olurdu; neticede din, kendilerine böyle öğretilmişti. Bugün hiç birinin itirafını ciddiye almıyorum.

(İster Adnan’cı ister Fethullah’çı olsun, kısa yoldan makam ve para uğruna her türlü rezilliğe göz yuman bir insanın bir günde pişman olup itirafçı olmasını kabul edemiyorum.)

Bizde meşhurdur; her cemaatin “Müslümanlık” tanımı farklıdır ve hocaları ne diyorsa odur.  Kur’an’ı gözüne soksan aksine inandıramazsın. Bu, uydurulmuş bir cemaat için de böyledir. Ortak savunmaları ise; Kur’an’ı sıradan insanların anlayamayacağı ancak birilerine tabi olurlarsa anlayabilecekleridir. 

Adnan Oktar da uydurulmuş bir dinin lideriydi. Her ne kadar “Akıl sağlığı raporum var.” dese de kendisinin ya Harun Yahya olmadığını ya da raporla tespit edilemeyecek bir akıl dışı durumu olduğunu düşünüyorum. 

Oktar’ın din anlayışında kadınların mini etekli dini sohbetlere dans etmesi, erkeklerle birlikte olması kısacası her türlü dünyevi özgürlüğe (!) izin vardı ama eşcinselliğe yer yoktu.  Çünkü onlara göre yeryüzünün tek günahkârları eşcinsellerdi ve bunu kendi sapkınlıklarına karşı bir kalkan olarak kullandılar.

Aslında genel olarak böyle bir bakış açısı var. Benzer duruma Mustafa Ceceli olayında şahit olduk. Ki Ceceli’nin de başka bir cemaate mensup olduğu iddia ediliyor.

Dikkat çekmek istediğim kısım, cemaat ve hoca hususunda garip bir durum var. Âdeta yaşam tarzlarına göre cemaatleşme söz konusu. Bir nevi girişimcilik yani, hangi alanda eksiklik varsa orası dolduruluyor. Dolgu fazla olunca da hâliyle çökmeler yaşanıyor. Her yaşam tarzından insanın manevi desteğe ihtiyacı olabilir lâkin bunun için dini kevgire çevirmeye gerek yok. Bu tarz cemaatlere bağlı insanları nedense korkak olarak değerlendiriyorum. Yaptıklarının veya yapamadıklarının sorumluluğunu almaktan korktuklarını düşünüyorum. Müthiş bir “İyi Müslüman” olma yarışı var, insan olmadan iyi bir Müslüman olunamayacağını unutmuş gibi herkes. “Müslüman; Müslüman’ın elinden, dilinden emin olduğu kişidir.” diyor Peygamber ama dinleyen yok.

Neyse; Ceceli, boşandığı eşinin ne kadar kötü bir insan ve anne (!) olduğunu Türkiye’ye ispat etmek için eşcinsellikle ilişkilendirdi ama hayatının hatasını yaptı. Millet; ensest ilişkilerden, çocuk tacizlerinden, tecavüzden vs. o kadar bunalmış ki eşcinsellik iddiası olumsuz geri tepki verdi. 

Bir taşla birçok kuş vurmayı hedefleyen Ceceli’nin yanıldığı bir nokta var.  Aslında sadece Ceceli’nin değil diğer sanatçıların da yanıldığı bir husus. 

Eskiden ses ve sahne sanatçıları kendi isimlerini kullanmazlardı, halkın aklında kalabilecek isimlerle tanınırlardı. Bugün ise bazı sanatçılar halkın benimsediği hayatı yaşıyor gibi görünmeyi tercih ediyorlar. Sanatı dışında yaşam tarzıyla kendini kabul ettirme gibi bir durum söz konusu. İmaj adına sahte yaşamlar yani. Bir sanatçıya asla yakışmayacak bir durum.

Başörtü takıp sahneye çıkan ve “Kimse dinlemeye gelmediği için ticari kayba uğruyorum.” diyerek başını açan Niran Ünsal’ı çok daha mert bulduğumu söylemek istiyorum.

Hazır konu açılmışken kendi düşüncemi de şöyle belirtmek isterim; bir insanın cinsel tercihi hukuk önünde onu haksız yapmaz ve yapmamalı…

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-baykal/adnan-oktar-ve-mustafa-cecelinin-ortak-mantigi-40900296

Mustafa Ceceli Gay Mi? Cihangir’de hangi cafe sahibiyle aşk yaşadı?


Mustafa Ceceli’nin skandalları bitmek bilmiyor! Öncelikle eski eşi Sinem Gedik ile şarkıcı İntizar’ın eşcinsel sevişme görüntüleri ortaya çıkan ve bu görüntüleri basına servis etmekle itham edilen Ceceli’nin uygunsuz görüntülerinin de bulunduğu ve bu görüntülerin eski eş Sinem Gedik’in elinde olduğu iddia edilmişti! Şimdi de Mustafa Ceceli ile ilgili yeni bir skandal iddia ortaya atıldı!

Eski eşi Sinem Gedik ile şarkıcı İntizar’ın eşcinsel video görüntüleri sebebiyle gündemden düşmeyen Mustafa Ceceli’nin adı şimdi yeni yeni skandallarla geçiyor! Mustafa Ceceli’nin Tuvana Türkay ve diğer bir ünlü isimle uygunsuz videosunun yayınlanacağı iddia edilmişti. Bu iddiaları başta Erol Köse ortaya atmış, Ceceli’nin uygunsuz görüntülerinin eski eşi Sinem Gedik’in eline geçtiği öne sürülmüştü!

Şimdi de Mustafa Ceceli’nin eşcinsel ilişki yaşadığı iddia ediliyor! Gazeteci Michelle Demishevich’in iddiasına göre ünlü şarkıcı Mustafa Ceceli, Cihangir’de bir dönem kafe işleten bir işletme sahibi ile aşk yaşadı! Evet yanlış duymadınız! Gazeteci Michelle Demishevich Mustafa Ceceli’nin ‘gay’ ilişki yaşadığını şu sözlerle ortaya attı: “Istanbul, Beyoglu, Cihangir‘deki o ünlü Café‘nin „erkek“ sahibi ile yillar önce sen cok büyük bir ask yasamistin hatirliyor musun?”

MUSTAFA CECELİ’NİN ADI SKANDALLARLA ANILIYOR!

Son günlerde birçok skandalla anılan Ceceli’ye bir şok ta gazeteci Michelle Demishevich’ten geldi. Demishevich yaptığı haberde Mustafa Ceceli’nin Cihargir’de bir kafesi bulunan işletme sahibiyle eşcinsel ilişki yaşadığını yazdı. Son günlerde birçok ünlü-ünsüz isimden tepki çeken ve adı skandallarla anılmaya başlayan Mustafa Ceceli’nin bu haberlere karşı yeni bir açıklama yapması bekleniyor.

Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan’da geçtiğimiz günlerde köşe yazısında Mustafa Ceceli’ye keşke dinini ön plana çıkaracağına insanlığını ön plana çıkarsaydın minvalinde sözlerle yüklenmişti.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

"Boy Erased” ülkemizde 28 Eylül'de vizyona girecek.

2016 yapımı “Yaşamın Kıyısında” performansıyla Oscar’a aday gösterilen genç yıldız Lucas Hedges’ı başrolüne yerleştiren biyografik drama “Boy Erased”ten ilk fragman görücüye çıktı.


Yıldız isimlerle kurulu oyuncu kadrosuyla dikkat çeken yapımda Oscar ödüllü Russell Crowe ve Nicole Kidman, Emmy ve Tony ödüllü Cherry Jones, Grammy ödüllü Michael “Flea” Balzary, yönetmen Xavier Dolan, Joe Alwyn ve Troye Sivan boy gösteriyor. 2015 yılında “Geçmişten Gelen” filmi ile yönetmenliğin tadına bakan Altın Küre adayı oyuncu Joel Edgerton bu filmle birlikte ikinci kez kamera arkasına geçiyor. Gerçek bir hikayeyi temel alan film, Garrard Conley’nin yazdığı kitaptan uyarlanıyor.

Jared küçük bir Amerikan kasabasında yaşayan genç bir delikanlıdır. Baptist bir papazın oğlu olan Jared ailesiyle çatışmaktadır. 19 yaşındaki genç delikanlı bir ültimatom ile karşı karşıya kalır. Ya bir eşcinsel dönüşüm terapisi programına katılacaktır ya da ailesi, arkadaşları ve inançları tarafından terk edilerek sürgüne gidecektir. Bu yolculuk, bir gencin kimliğinin her yönünü sorgulamaya zorlanırken kendini bulmak için verdiği mücadelenin gerçek hikayesidir.

“Boy Erased” 28 Eylül tarihinde sinemalarımıza konuk olacak.

http://www.beyazperde.com/haberler/filmler/haberler-84649/