25 Mayıs 2015 Pazartesi

İrlanda'da eşcinsel evliliklere referandumda onay

Referandumda sandıktan çıkan "evet" sonucuyla İrlanda, eş cinsel evliliğe halk oylamasıyla izin veren ilk ülke oldu.

Nüfusunun yüzde 85'i Katolik olan İrlanda'da eş cinsel evlilikle ilgili yapılan referandumda, evliliklere izin verilmesi kararı çıktı.

Anayasada eş cinsel çiftlerin evlenmesini sağlayacak değişikliğin yapılıp yapılmamasına karar vermek için dün sandık başına giden 1 milyon 201 bin 607 kişinin eş cinsel evliliği desteklemesiyle İrlanda, bu evliliğe halk oylaması yoluyla izin veren ilk ülke oldu. Eş cinsel evlilik karşıtlarının oyları ise 734 bin 300 de kaldı.
   
Ülkede referanduma katılımın beklenenden yüksek olması dikkati çekti. 3 milyondan fazla kayıtlı seçmenden, referanduma katılım yüzde 60'ın üzerinde oldu. Seçmenlerin yüzde 62,1'i eş cinsel evliliğe izin verilmesini desteklerken,  yüzde 37,9'u "hayır"dan yana oy kullandı.

İrlanda hükümeti ile ülkedeki siyasi partilerin eş cinsel evliliğe destek verdiği bilinirken, Katolik Kilisesi ve birçok muhafazakar örgüt sandıktan "hayır" sonucu çıkmasını umut ediyordu.
   
Tarihi oylamayla ilgili konuşan İrlanda Cumhurbaşkanı Michael Higgins, sandık sonucuna ilişkin herhangi bir yorumda bulunmayarak, halkın demokratik sürece gösterdiği yoğun katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bu arada dün İrlanda'da bir başka referandum daha yapıldı. İrlanda halkı ülkede cumhurbaşkanı seçilme yaşının 35'ten 21'e indirilmesiyle ilgili yapılan referandum için de oy kullandı. Cumhurbaşkanı seçilme yaşına ilişkin referandumda oy sayımına devam edilirken, resmi olmayan ilk sonuçlara göre, sandıktan "seçilme yaşı düşürülmesin" sonucu çıkacağı tahmin ediliyor. Referandumdan "evet" sonucu çıkarsa seçilme yaşını düzenleyen yasa değiştirilecek.

Her iki referandumda da ülkede yaşayan 18 yaş ve üzerindeki İrlandalılar dün yerel saatle 07.00 ile 22.00 arasında oy kullanabildi.
   
İrlanda'da eş cinsel çiftler 2010 yılından bu yana "medeni ortaklık" adı altında hayatlarını birleştirebiliyor. Ancak medeni ortaklıkta evliliğin aksine anayasal koruma bulunmuyor. İrlanda'da 22 yıl önce eş cinsel olmak suç kabul ediliyordu. Ülkede 1995 yılında yapılan referandumla ise boşanmanın yasak olduğuna dair yasa değiştirilmişti.
   
İngiltere'de ise "eş cinsel evliliğin resmi olarak kabul edilmesini" öngören yasa tasarısı, geçen yıl temmuz ayında Kraliçe 2. Elizabeth tarafından onaylanmıştı. Yeni yasa kapsamında daha önce "medeni ortaklık" yoluyla hayatını birleştirmiş eş cinsel çiftler, bunu "evliliğe" çevirebiliyor. Birleşik Krallık'ta bir tek Kuzey İrlanda'da eş cinsel evlilik yasa dışı kabul ediliyor.

GAY EVLİLİĞE ‘EVET’E KATOLİK ‘KUTLAMA’
İrlanda Eşitlik Bakanı Aodhan O Riordain, Twitter adresinden, “Kritik sandıklar açıldı. Sonuç evet çıktı” açıklamasını yaptı. ‘Hayır’ kampanyasının yürütücülerinden Katolik Iona Enstitüsü’nden David Quinn de, ‘Evetçileri’ tebrik etti. Yüzdeler açıklanmasa da ‘eşcinsel evliliğe hayır’ kampanyasını yürüten grup, yenilgiyi kabul etti. ‘Evet’çi kamp ise, kutlamalara başladı.

Nüfusu 6 milyonun üzerinde olan İrlanda’daki referandumda 3.2 milyon civarında kişinin oy kullandığı tahmin ediliyor. ‘Gay evliliğine evet’ diyenler, dün renkli görüntülerle sonucu sabahtan kutlamaya başlamışlardı bile...

 http://www.hurriyet.com.tr/dunya/29085506.asp

Eşcinsellik karşıtı tasarıya verdiği destek Mozilla CEO’sunun istifasına yol açtı

İki haftadan az bir süre önce Mozilla ’nın CEO ’luğu görevini üstlenen Brendan Eich, dün görevinden istifa ettiğini açıkladı

Eşcinsellik karşıtı tasarıya verdiği destek Mozilla CEO’sunun istifasına yol açtı
İki haftadan az bir süre önce Mozilla ’nın CEO ’luğu görevini üstlenen Brendan Eich, dün görevinden istifa ettiğini açıkladı. Eich ’i kısa süre içinde istifaya götüren sebep ise Kaliforniya eyaletinde eşcinsel evliliklerinin yasaklanması için hazırlanan bir yasa teklifine 1000 dolar bağışta bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından yaşanan tartışmalar oldu.
Şirketten yapılan açıklamada Mozilla ’nın farklı bir standarda tutunmakla gurur duyduğu, ancak geride kalan haftada bu standardın hakkı verilemediği belirtildi. İnsanların neden kırgın ve öfkeli olduğunun farkında olduklarını belirten Mozilla yönetimi, bu hislere sahip olan kişilerin haklı olduğunu ve şirketin gerektiği şekilde davranamadığını kabul etti.
Recode sitesinde yer alan habere göre, Mozilla ’nın kurucularından biri olan ve JavaScript programlama dilini de icat eden Eich, Mozilla Vakfı ’nın yönetim kurulundan da ayrıldı. Bütün bu tartışmalara rağmen, Mozilla CEO ’luğu için en uygun isim olduğu iddiasını hafta boyunca sürdüren Eich ’in gerek şirket içinden gerek şirket dışından gelen baskıların ardından istifaya mecbur kaldığı belirtildi.
İstifasının açıklanmasının ardından kişisel blogu üzerinden bir açıklama yapan Eich, Mozilla çalışanlarından yola devam etmelerini istedi. Firefox OS ’in gelişiminin sürdüğünü ve giderek daha önemli bir pozisyona geldiğini dile getiren Eich; ortalıkta daha az görüneceğini, ancak yine de şirketle bağlarını koparmayacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: >> Mozilla, Recode, Brendan Eich

http://www.cyberhaber.net/guncel/escinsellik-karsiti-tasariya-verdigi-destek-mozilla-ceosunun-istifasina-yol-acti-h11538.html 

Eurovision'un en zor sorusu: Siz niye yoktunuz?

Türkiye bu yıl Eurovision'na katılmadı. Bu yüzden memleketin gündeminde 60.'sı düzenlenen şarkı yarışması yoktu. Ancak Viyana aylardır Eurovision'la yatıp kalkıyordu. Şehirdeki hazırlıkları ve bu dev organizasyonun son birkaç gününe yakından tanık oldum. Türkiyeli olduğumu öğrenenlerin ilk tepkisi, "Siz neden yoksunuz" oldu.

Aslında biz onu ‘Conchita Wurst’ olarak değil, Avusturyalı ‘sakallı kadın ’ olarak hatırlıyoruz. Eurovision 2014’ün birincisi… Viyana’daki hazırlıkların odağında da trans şarkıcı Conchita ve eşcinsellik vardı.

Başkent Viyana, zaten turizm konusunda bir dünya markası. Ancak onlarca ülkenin bir geceliğine ekran başına kilitleyen bu organizasyon için şehir çok iyi hazırlanmıştı. Metrolardan trafik ışıklarına, parklardan müzelere kadar her yerde bu heyecan hissediliyordu.
Taksiler, trenler Eurovision reklamları ile giydirilmiş, Conchita’nın birebir fotoğrafları parklara dikilmişti. Eşcinsellik vurgusu hep ön plandaydı. Tramvayların önünde LGBT bayrakları asılmıştı. Trafik ışıkları bile Eurovision için değiştirilmişti. Eşcinsel çiftlerin bulunduğu işaretler kullanılmıştı.

BİLETE İHTİYACIM VAR!
Final ‘Vienna Stadhalle’de yapıldı. Buraya giriş için sıkı önlemler vardı. Tıpkı bir uçağa binerken ki güvenlik prosedürleri uygulandı. Final için biletler günler öncesinden tükenmişti. Ancak buna rağmen ellerinde ’bilete ihtiyacım var’ yazılı dövizlerle bilet arayanlar gördüm.
Salon dev gösteriye hazırdı. Her yer saatler öncesinden dolmuştu. Binlerce coşkulu seyirci Eurovision 2015 Şarkı Yarışması’nı son gösterisini bekliyordu.
Finale 27 ülke katıldı. Her ülkenin vatandaşı salona bayraklarıyla gelmişti. Özellikle Avustralyalılar ellerinde kanguruları, yüzlerinde bayraklarıyla etrafındakilerle hatıra fotoğrafı çektiriyordu.
Final için salonda yapılan hazırlıklar görülmeye değerdi. Yayıncı kuruluş çok iyi hazırlanmıştı. Salonun ortasında tüm sahneyi tarayan ve ‘örümcek’ adı verilen kamera kurulmuştu. Sahnenin hemen önünde, seyircilerin ortasında raylı sistemli kameralar vardı. Tribünlerde sahneyi iyi göremeyenler için dev ekranlar kurulmuştu.

Viyana’daki hazırlıkların odağında da trans şarkıcı Conchita ve eşcinsellik vardı.

KÖPRÜLER İNŞA EDİLDİ
Yarışma öncesinne Conchita Wurs, Viyana Çocuk Korusu ile birlikte Eurovision 2015’in de sloganı olan ‘Building Bridge’ şarkısını söyledi. Sahne önündeki seyircilerin ortasından sahneye uçarak giden Conchita’nın performansının ardından şarkıcılar sırayla final için son performanslarını sergilemeye başladı.
Toplam 27 ülke finalde yarıştı. Slovenya, Fransa, İsrail… Tek tek şarkılarını söylemeye başladı. Aslında kimin favori olduğunu anlamak, kimin kazanacağını tahmin etmek salondaki binlerce müzikseverin tepkisinden anlaşılıyordu. İtalya, İsveç, İspanya, Rusya, İsrail, Avustralya’nın performansları çok iyiydi.
Bu ülkelerin şarkılarının ardından tribünlerdeki binlerce seyirci ayakta alkışladı. En çok alkışı Rusya, İtalya ve İsveç aldı. Sonuçta da puanlama bu üç ülkenin çekişmesine sahne oldu.

EN ÇOK KAZANAN İKİNCİ ÜLKE
Puanlamaya 40 ülke katıldı. Puanlama yarısına geldiğinde çekişen sadece Rusya ve İsveç kalmıştı. Artık 36’ncı ülke puanını açıkladığında ise İsveç’in galibiyeti belli oldu.
Yarışmanın çok fazla ‘politik’ olduğu uzun yıllardır tartışılan bir konu. Puanlama aşamasında gelenek yine bozulmadı. Çok sayıda politik puan geldi. Ancak sonuca bakıldığında 28 yaşındaki İsveçli şarkıcı Mans Zelmerlöw ‘Heroes’ adlı şarkısıyla hak ettiği gibi açık ara birinciliğini ilan etti. İsveç bu galibiyetle İrlanda’nın ardından altı birincilikle en çok Eurovision’u kazanan ülke oldu.

Azerbaycanlı Elnur Huseynov ise yarışmayı 12. tamamladı.
Viyana’da bulunduğum süre boyunca Türkiyeli olduğumu öğrenenlerin ilk tepkisi, “Siz neden yoksunuz” oldu. Yanıt verirken epey kıvrandım. Ancak “İnşallah, seneye” diyerek umutların önümüzdeki maçlarda olduğunu soranlara hatırlattım.
Mutluluk gözyaşlarına boğulan Zelmerlöw, yarışmanın şampiyonu olduktan sonra yaptığı konuşmada “Aslında biz ne olursak olalım, kim olursak olalım, neye inanırsak inanalım, hepimiz aslında kahramanız” dedi. Tıpkı şarkısında da dediği gibi… Heroes…
Fahri temsilcimiz Azerbaycanlı Elnur Huseynov ise yarışmayı 12. tamamladı. Yüzlerce Azerbaycanlı da Elnur’u desteklemek için Viyana’daydı. Belki galip gelemedi ancak yarışmanın ardından elinde tuttuğu Türkiye bayrağıyla ve sempatikliği ile gönüllerimizin birincisi oldu.

Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

http://www.radikal.com.tr/kultur/eurovisionun_en_zor_sorusu_siz_niye_yoktunuz-1364791

Barış Sulu, Yeni Akit ve Sabah'a seslendi: 'Buyurun röportaj yapalım'

HDP'nin LGBTİ adayını hedef gösteren 'yandaş' medyanın referansı Yalçın Akdoğan HDP adayı Barış Sulu, homofobik haberlerle kenisine saldıran Star, Yeni Akit ve Sabah'a seslendi: 'Buyurun röportaj yapalım'

HDP'nin LGBTİ adayını hedef gösteren 'yandaş' medyanın referansı Yalçın Akdoğan HDP adayı Barış Sulu, homofobik haberlerle kenisine saldıran Star, Yeni Akit ve Sabah'a seslendi: 'Buyurun röportaj yapalım' 24 Mayıs 2015 Pazar 17:18 7 23 2 0 AKP hükümeti'ne yakınlığıyla bilinen Star gazetesi, HDP'nin Eskişehir adayı Barış Sulu'yla ilgili olarak, AKP'li yetkililerin LGBTİ karşıtı demeçlerini de referans göstererek, nefret söylemiyle dolu homofobik bir habere imza attı. Haber, AKP'ye yakın Sabah ve Yeni Akit gibi başka haber mecralarında da yayınlandı. İlgili haberde, HDP adayı Barış Sulu'nun, "İki erkeğin öpüşmesi sizi iki erkeğin birbirini öldürmesinden daha çok rahatsız ediyorsa ahlak anlayışınızı acilen sorgulamalısınız."; "Ben ibne olduğumu gayet iyi biliyorum biraz ilkokul seviyesinden çıkıp daha yaratıcı olun ve siz de ne olduğunuzu bilin rahatlayın açılın" sözleri üzerinden Sulu hedef tahtasına oturtulurken; Star, "Barış Sulu, twitter üzerinden eşcinsellik propagandası peşinde" diyerek eşcinsellerin haklarını talep etmelerini "yasak" ve "ayıp" ilan etti. REFERANSLARI YALÇIN AKDOĞAN Sulu'nun, "HDP'nin değil LGBTİ'nin yaygınlaşmasının propagandasını yapmaya başladığını" da söyleyen gazete; Yalçın Akdoğan'ın, "Eşcinsel aday çıkarmışlar, eşcinsel evliliği savunuyor. HDP bunu savunarak mı Türkiye partisi olacak?" sözlerini de hatırlatarak, HDP'nin Barış Sulu üzerinden "eşcinsellik propagandası yaptığını" söyledi. EŞCİNSELLERE 'HAKARET EDEN' BARIŞ SULU'YMUŞ! Star, eşcinselleri hedef alan, hak taleplerini yardırgayan ilgili haberinde bir skandala daha imza atarak, Sulu'nun kendisini "ibne" olarak adlandırması için, "Eşcinselliğine küfür ifadesiyle i..neyim diye yaklaşıp, tüm eşcinsellere de hakaret etmekten çekinmiyor" dedi.
BARIŞ SULU'DAN 'YANDAŞ'A ÇAĞRI: BUYURUN RÖPORTAJ YAPALIM Barış Sulu ise twitter hesabı üzerinden kendisini hedef gösteren Star, Yeni Akit ve Sabah'a seslenerek, "Sabah, Star ve Yeni Akit yazarları buyurun gelin bir röportaj yapalım da ne dediğimizi anlayın, bu seçimin en önemli amacı da bu değil mi?" çağrısında bulundu.
HDP, SULU'YLA RÖPORTAJI YAYINLADI AKP'ye yakın basının Sulu'ya yönelik saldırıları karşısında HDP ise Sulu'nun "Amacım LGBTİ'lerin görünürlüğünü sağlamak" açıklamasının da yer aldığı ve binanet'ten Çiçek Tahaoğlu'na verdiği söyleşiyi resmi internet sitesinde yayınladı.
BARIŞ SULU KİMDİR? HDP'nin Eskişehir'den 6. sıra milletvekili adayı olan Barış Sulu, 1978 Nazilli doğumlu. Muğla Üniversitesi Restorasyon bölümünü bitirdi. Ardından Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği, Akdeniz Üniversitesi Sahne ve Dekor Tasarımı bölümlerini bitiren Sulu, şu an Anadolu Üniversitesi İç Mimarlık bölümünde eğitimine devam etmektedir. 2000-2012 yılları arasında Kaos GL Derneği’nde ve LGBTİ Derneklerinin yönetim kurullarında yer alan Sulu, Öteki Erkekler kitabının editörlüğünü üstlenmiştir. 2013 yılında 6 trans erkeğin eğitim hayatlarını anlatan ve 5 ülke, 25 ilde gösterilen "Dikkat! Okulda Trans Var" belgeselini çeken Sulu, Trans Danışma Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor. (Demokrat Haber)

http://www.demokrathaber.net/lgbti/hdp-nin-lgbti-adayini-hedef-gosteren-yandas-medyanin-referansi-yalcin-akdogan-h49424.html

Demokrat Haber

Karadeniz’de LGBTİ mücadelesi…

Eylül ayında Türkiye, tarihindeki ilk eşcinsel belediye başkan aday adayıyla, Can Çavuşoğlu’yla tanıştı.

Herkesin şaşırdığı ayrıntılardan biri, yurtdışında yaşayan Çavuşoğlu’nun aday adaylığını açıkladığı yerin Karadeniz olmasıydı.

Giresun Bulancak’taki bu aday adaylığı, kamuoyunun bir kesiminin korktuğu üzere yörede ‘kıyamet koparmadı’.

Çavuşoğlu aday adaylığını daha sonra CHP adayını desteklemek üzere geri çekti.

Ancak bu sırada Karadeniz’de ilk LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) örgütlenmesi Giresun’da başlamıştı.

Çavuşoğlu: Her yerde olduğumuzu anlamalarını istiyorum

Giresun’a gelmeden önce internet üzerinden görüştüğümüz Can Çavuşoğlu, adaylığına ilk tepkileri şöyle anlatıyor:

“Adaylığımı açıkladıktan sonra büyük bir şok yaşandı. Daha sonra bir iki söyleşim çıktı. Ondan sonra Türkiye’nin her tarafından destek mesajları yağmaya başladı. Arada tek tük tehditler de aldığım oldu. Ama ben bunlara sadece gülüp geçtim.”

Çavuşoğlu ilerleyen günlerde adaylığını geri çekmesini ise şöyle açıklıyor:

“Zaten seçilme ya da seçilmeme gibi bir kaygım olmadığını kamuoyuyla paylaşmıştım. Zaman içinde Bulancak’ta yapılan birtakım kamuoyu yoklamalarını izledim. Eğer reel olarak bu seçimlere katılsaydım alacağım oy oranı yüzde bir civarında olacaktı. Diğer yandan AK Parti çok farklı bir aday gösterdi. Bunun neticesinde CHP’nin adayı olan hanımefendi bir anda öne geçti. Stratejik olarak benim de yapmam gereken AK Parti’nin karşısında kazanacak olan adayı desteklemekti.”

Çavuşoğlu, ortaya çıkışının LGBTİ bireylerin hak mücadeleleri açısından kazanımlar sağladığı görüşünde:

“Normal, sıradan, otobüste yanlarında oturan herhangi birisinin de eşcinsel olduğunu, benim eşcinsel olduğumu, onlara söylemeye çalıştım. Her yerde olduğumuzu anlamalarını istiyorum. Pek çok LGBTİ arkadaşımız daha sonra aday oldular. Bir miktar da LGBTİ adayları cesaretlendirdiğimi inanıyorum.”

Karadeniz’in ilk LGBTİ örgütlenmesi Giresun’da

Çavuşoğlu’nun tartışıldığı dönemden tesadüfen hemen once Giresun’da Karadeniz bölgesinin ilk LGBTİ örgütlenmesinin adımları atılmıştı.

Giresun merkezde bu örgütlenmeyi gerçekleştiren Ahmet, Kübra, Arda ve Hande’yle buluşuyoruz.

Grubun henüz bir adı yok ama Facebook’ta açtıkları sayfalarının adı Gökkuşağı Giresun.

Çalışmalarına 2013’ta başlamışlar.

Onlara göre küçük kentlerde, özellikle de Karadeniz bölgesinde LGBTİ birey olarak yaşamanın kendine has zorlukları var.

Ahmet, son dönemde Giresun ve Karadeniz’de LGBTİ bireylerin varlığına dair bilginin yavaşca da olsa arttığını söylüyor:

“LGBTİ bireylerin ön planda olduğu Gezi Parkı eylemleri, bizim burada film gösterimi gibi etkinlikler yapmaya başlamamız, CHP’nin LGBTİ bireylerle ilgili mecliste önerge vermesi, Çavuşoğlu’nun adaylığı peş peşe geldi. Bunların hepsi bölgede LGBTİ bireylerle ilgili bilinirliğin artmasını sağladı.”

‘Çavuşoğlu’nun adaylığı eksik ama çok önemli’

Grup üyeleri, Çavuşoğlu’nun aday adaylığını bölgede LGBTİ bireylerin görünürlüğü açısından olumlu bulduklarını söylüyor.

Kübra, “Karadeniz en tehlikeli bölge olarak görülür, çok tepki alınacağı düşünülüyordu ama çok ahım şahım ters bir tepki gelmedi.”

Arda, “Bulancak ve Giresun’daki insanların en büyük beklentisi Çavuşoğlu’nun Giresun’a gelmesiydi” diyor, Kübra ekliyor: “En azından iki bile olsa gelip Giresun ve Bulancak’ta görünseydi, ben seçilebileceğini bile düşündüm.”

Hande destek veriyor: “Keşke gelseydi. Belki olsaydı küçük yerlerdeki insanlar kendilerini bu kadar saklamak zorunda kalmazlardı.”

Ahmet de böyle düşündüğünü ama mevcut durumun da kazanım olduğunu belirtiyor:

“Karadeniz kültüründe yetişmiş insanların ortasında böyle bir şeyin söylenmesi ve yapılabileceği düşüncesi bile çok iyiydi.”

“Bulancak’ta böyle bir aday varmış ve böyleymiş dendi. O yüzden bütün evlerde Çavuşoğlu’nun aday olması konuşulmuştur. İnsanların belki önyargıları yıkılmıştır, veya varlığını bilmişlerdir ya da gözlerine sokabilmişizdir.”

Karadeniz’de LGBTİ bireyin başkanlığı mümkün mü?

Kübra, Hande ve Ahmet, “Can Çavuşoğlu’ndan sonra gördük ki mümkün” diyorlar.

Arda, ‘bölgenin bunu kaldırabileceği konusunda şüpheleri olduğunu’ söylüyor.

Ama tüm grup üyeleri bir LGBTİ bireyin sadece cinsel kimliğiyle belediye başkanı olamayacağını bunun için insanlara hangi hizmetleri vereceği noktasında çaba sarf etmesi gerektiğini ekliyorlar.

İkinci örgütlenme Trabzon’da

Giresun’dan sonra Trabzon’dayız.

Burada da 2013 yılında LGBTİ bireyler örgütlenme çalışmalarına başlamış.

Trabzon Mor Balık adını kullanan grubun kurucusu Buğra’yla konuşuyoruz.

Buğra’ya göre de “Karadeniz’de LGBTİ olmak özellikle de feminen bir eşcinsel erkekseniz çok zor.”

Ama diğer yandan bazı şeyleri kırmak imkansız değil.

Grup şimdiye kadar LGBTİ konusunun bilinirliğiyle ilgili bir anket yapmak, film gösterimi yapmak gibi etkinliklere imza atmış.

Bir blog ve facebook adresi var.

Buğra, Çavuşoğlu’nun aday adaylığını açıklamasının Trabzon’da herhangi bir ses getirmediğini söylüyor.

Ama Buğra’ya göre Karadeniz’de böyle bir şey yapmanın cesur ve kendilerinin de önünü açan bir adım olduğunu söylüyor.

Buğra bölgede LGBTİ mücadelesi açısından eski hakem Halil İbrahim Dinçdağ gibi karakterlerin varlığının çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

Bu yüzden grup, bu Cumartesi günü Akademi Cafe’de, Halil İbrahim Dinçdağ’ın katılıp, hakkında Burcu Karakaş ve Bawer Çakır’ın yazdığı ‘Erkeklik Ofsayta Düşünce’ kitabını imzalayacak.

Giresun Gökkuşağı, şimdilerde Karadeniz’de kimliğini gizleyen tüm LGBTİ bireylere ulaşıp, bölge çapında bir dernek kurulması fikrini tartışmaya açmış durumda.

Yani seçimlerden ötesi, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki LGBTİ mücadeleleri ve gökkuşağı bayrağı Karadeniz’de de görünür olacağı benziyor.

(Giresun/Trabzon/TÜHA/Mahmut HAMSİCİ)  

Turkuaz Haber

http://www.turkuazhaberajansi.com/2015/05/25/karadenizde-lgbti-mucadelesi/

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Aydın: ‘Toz alıyorum örgü örüyorum’

Kanaltürk’teki “2.Sayfa” programına konuk olan Kuşum Aydın ev hayatıyla ilgili “Yengeç burcuyum ve evime düşkünüm. Ama bunu millete anlatamıyorsun. Her gece partilerdeyim, gezip tozuyorum sanıyorlar. Halbuki evde temizlik yapıyorum, örgü örüyorum, bulaşık ve çamaşır yıkıyorum” dedi ve örgü örneği verdi.

Vatan

Eşcinsel çift kardeş çıktı

Yaklaşık 2 yıl önce internette tanışan Paul ve Lee, bir süre sonra birbirlerinden hoşlandıklarını farkedip ilişki yaşamaya başladılar. İyi anlaşan ve mutlu olan çift, evlenmeye karar verdi. İlk olarak Leenin arkadaş ve annesiyle biraraya geldiler. 

Leenin annesi Ena, Paulu ilk gördüğünde eski kocası Rona benzetir. Bu onu rahatsız etti.. Babalarının fotoğraflarındaki benzerlik de kardeş olabilecekleri kuşkusunu arttırdı.

TV PROGRAMINDA KARDEŞ OLDUKLARINI ÖĞRENDİLER

Çift, DNA testi için Jeremy Kylenin şov programına katıldı. Test sonuçlarını canlı yayında öğrenen Paul ve Lee şaşkına döndü. Çünkü iki sevgili aslında kardeşti.

Lee, Paul ile kardeş olabilme düşüncesi bile beni hasta ediyordu, şimdi bu durumu nasıl kabulleneceğim diyor. Anne Ena ise, oğlum bir sevgili kaybetti ama bir kardeş kazandı, diyerek onu teselli etmeye çalışıyor.

Vatan

Menajerinden Van Persie'ye: "Ya yedek kalırsın ya da Fenerbahçe'ye gidersin"


Ünlü oyuncu Ayta Sözeri'yi mekana almadılar!

Türkiye'nin ilk trans oyuncusu Ayta Sözeri önceki gece Nişantaşı’ndaydı. 23 Mayıs 2015 Ünlü oyuncuyu mekana almadılar!

HT Magazin'in haberine göre ‘Paramparça’ dizisinde rol alan Sözeri, arkadaş grubuyla gittiği Sess adlı kulübe alınmadı. Duruma bozulan ve telefona sarılan oyuncu, yaklaşık 20 dakika kapıda bekledikten sonra taksiye binerek gözden kayboldu.

Hürriyet

Daily Mail: Türkler Eurovision için Viyana'ya akın edecek

Hotels.com’un verilerine göre Avusturya’nın başkenti Viyana Türkler tarafından en çok ilgi çeken kentlerden biri. İnternet sitesinin verilerine göre Türkiye’den Viyana’daki otelleri arayan kullanıcı sayısı geçen seneden bu yana yüzde 91 arttı. Eurovision'ı geçen sene Avusturya'yı temsil eden Conchita Wurst kazanmıştı.

İngiltere’nin ünlü gazetesi Daily Mail haberi okurlarına, “Türkler yarışmada olmamalarına rağmen Viyana’ya akın edecek’ başlığı ile duyurdu. Gazete haberinde, “Yarışmada olmasalar bile Türkler Avrupa’da gezmenin sıkı bir hayranı” ifadelerine yer verdi. Türkiye’den sonra Viyana’da otel arayan sayısını en çok artıran ikinci ülke yüzde 72 ile Norveç oldu.

Viyana'da üçüncü en çok otel arayan kişi sayısını artıran ülke ise İspanya olarak gerçekleşti. Hotels.com yetkilisi Yvonne Bonanati konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Eurovision 60 yıldır düzenlenen çok önemli bir organizasyon. Ülke taraftarlarının Viyana’ya gelmesi çok doğal” dedi.

Yarışmada Birleşik Krallığı Alex Larke ve Bianca Nicholas temsil ediyor.

Öte yandan yarışmayı 1997'den beri kazanamayan Birleşik Krallık’tan otel arayışları da geçen yıla göre yüzde 37 arttı.

Hürriyet

Dawn of the Gods Louis Lasalle


68. Cannes Film Festivali´nin ilk skandal filmi

68. Cannes Film Festivali´nin ilk skandal filmi, Amerikan sinemasından gelme Todd Haynes’in ‘Carol’uydu. Başrollerini Cate Blanchett ile Rooney Mara’nın paylaştığı film bir lezbiyen aşkı

Film iki yıl önce Altın Palmiye kazanan Abdullatif Kechiche’in ‘Mavi En Sıcak Renktir/La Vie D’Adele’i ile kıyaslandı. Ancak onun kadar cüretli değildi.
Çünkü ‘Carol’un konusu 1950’de geçiyordu. Ve Amerika’nın savaştan çıktığı 1950’li paranoya yıllarında tabu sayılan bir konuyu, lezbiyen bir ilişkiyi anlatıyordu.
‘Carol’ Cannes’da hararetle karşılandı. Uluslararası eleştirmenlerden oluşan ve Screen ile Film Français dergilerinde not dağıtan listelerin başına oturdu. Yıldız ortalaması 4 üzerinden 3,5 olması, filmin ödül listesinde muhakkak yer alacağını gösteriyor.
1950’de New York’ta geçen konusuyla film, orta sınıftan genç bir tezgahtar kız olan Therese (Rooney Mara) ile kendisinden yaşlı, zengin ve güzel bir burjuva olan Carol(Cate Blanchette) ile yaşadığı aşka odaklanıyor.
Phyliss Nagy’nin senaryosu, Patricia Highsmith’in romanına dayanan bir edebiyat uyarlaması. O yıllarda tabu sayılan lezbiyenliği romanının odağına yerleştirmek Highsmith’in kalibresine yakışan bir cüret gösterisiydi. 40’a yakın takma ad kullanan Highsmith, ‘Carol’u 1952’de Claire Morgan takma adıyla yazmıştı.
Bir kız çocuğu sahibi, zengin, güzel, zarif ve alımlı bir kadın olan orta yaşlardaki Carol boşanmanın eşiğinde, Noel arifesinde hediye seçmek için girdiği mağazada güzel ve kırılgan tezgâhtar kız Therese’e rastlar. Boşanma ile hayatında büyük bir boşluk oluşacağına inanan Carol için Therese gökten inmiş bir melektir. Noel gecesini birlikte geçiren iki kadın birbirlerine âşık olurlar. Therese, kendisini deli gibi seven nişanlısı Richard’ı gözden çıkarır. Carol’un evvelce bir kadın arkadaşıyla aşk yaşadığını bilen kocası Harge, kızlarının vesayetini alabilmek için bir dedektif tutar.
Soğuk ve mesafeli olgun bir kadınla, tecrübesiz, saf bir genç kadının aşkını, dönemin atmosferini ustalıkla yansıtan, melankolik ve duygu yüklü bir sinema diliyle anlatan yönetmen Todd Haynes’in mizanseni eleştirmenler tarafından beğenildi.
‘Carol’ 68. Festivalde skandal yaratması beklenen Fransız filmi ‘Marguerite ve Julien’den adeta rol çaldı. Ertesi gün festivalde gösterilen Valerie Donzelli’nin filmi eleştirmenlerce sertçe eleştirildi. Bu filmin ödül listesine girmesi söz konusu değil.

http://www.salom.com.tr/haber-95246-68_cannes_film_festivaliacutenin_ilk_skandal_filmi.html

Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda iki eşcinsel aday kolkola... Ersoy Dede'den HDP'ye 'kaçak güreşmeyin' çağrısı

Yeni Akit gazetesi yazarı Ersoy Dede HDP'nin eşcinsel açılımını yazdı

Yeni Akit gazetesi yazarı Ersoy Dede HDP'nin parti programında yer alan eşcinsellikle ilgili vaatlere değindi.

HDP'nin "eşcinsel" ya da "lezbiyen" değil de, ağırlıklı olarak "LGBT" ifadesini kullandığı için asıl maksadının halk tarafından anlaşılamadığını belirtti.

Demirtaş'a "Eşcinsel adayı Diyarbakır’dan çıkarsana" çağrısı yapan Dede, "O bölgelerde HDP’li eşcinsel yok muydu?.. Çıksaydı mesela Diyarbakır’da İstasyon meydanında iki erkek kolkola selamlasaydı peygamber sevdalılarını, fena mı olurdu?.. Niye çekiniyorsun, ne bu mahcubiyet?.. Neden korkuyorsun?.." diye yazdı.

- Eşcinsel Adayı Diyarbakır’dan Çıkarsana!
HDP’nin bu seçimde taktiğini öğrendiniz.. Nabza göre şerbet modeli ile aday belirliyor. Bazı bölgelerde Kürt bile olmayan sol-sosyalist bir ismi aday gösteriyor.. Bazı bölgelerde o bölgenin durumuna göre Süryani ya da Ermeni aday belirleyebiliyor.. Kimi yerlerde İslamcı gelenekten gelen isimleri sürüyor sahaya.. Kürt; kimlik, sosyal, siyasal, kültürel meselelerinin yoğun biçimde konu edildiği bölgelerde ise davanın ağır toplarını aday gösteriyor.. Kendilerince bir seçki yapmışlar yani..



Eskişehir’in kısmetine de bir eşcinsel aday düşmüş.. Hiç saklamıyor cinsel kimliğini.. Erkek arkadaşıyla pozlar falan veriyor.. Hatta öyle resimler var ki paylaştığı, sanırsın kendi aralarında evlenmişler bir de balayına Anıtkabir’e gitmişler..  Barış Sulu.. Bir fotoğrafı var, erkek arkadaşı açmış ağzını kocaman bu milletvekili adayının kulağına doğru…Tevbe Ya Rabbim..  Bu arada ben bu tasvir etmekte zorlandığım fotoğrafları tamamen açık kaynaklarda gördüm.. Kendisi paylaşıyor sosyal medyada falan..  Diyor ki; “eğer iktidar ortağı olursak, eşcinsel evlilikler serbest kalacak, biz de yasal olarak evleneceğiz”.. Uyduruyor mu dersiniz?.. Hayır.. Çünkü HDP’nin seçim beyannamesinde, parti programında eşcinsellik ile ilgili bölümlerde, yapılacak olanlara dair böyle mesajlar hayli kuvvetli.. Eşcinsel ya da Lezbiyen değil de, ağırlıklı olarak LGBT dendiği için, fazla kimse anlamıyor olabilir ne dendiğini.. Kendileri eşcinsel olanlar da LGBT dendiğinde kendilerinin kastedildiğini bildikleri için, mevzuyu anlıyorlar.. Bir tür alan razı-satan razı durumu anlayacağınız..



İyi de Selocan, parti programına koymuşsun, adayını göstermişsin, yola çıkmış yolunda bulunmuşsun.. - Da Allah aşkına merak ettim soruyorum.. Neden Diyarbakır, Van, Hakkari, Adıyaman ya da Urfa mitinglerinde partinin bu ‘devrim’ sayılabilecek önemdeki durumuna vurgu yapmıyorsun.. Geçenlerde Adıyaman’da yüksek perdeden seslendin ya Diyanet İşleri Başkanı’na.. Dedin ya hani; “bana kâfir diyorlar, Ey Diyanet.. Müslüman birine kâfir denmesine bir söz söylemeyecek misin?” diye.. Aynı Adıyaman’da, aynı Diyanet’e, aynı tonda söylesene..  “.. Ey Diyanet İşleri Başkanı, ben eşcinsel birini aday gösterdim, eğer seçimleri kazanırsak onu erkek sevgilisiyle evlendireceğim, sen de nikâh şahidi olacaksın…” desene… İktidara gelirsen kaldırmayı vaad ettiğin Diyanet’e sadece işine gelen soruları mı soracaksın?.. Oh ne âlâ..



Bak Kürtçe Kur’an basmış Diyanet.. Seni tam memnun etmeyi başaramamış ama içinde bütün Allah emri mevcut.. Biliyorsan Kürtçe oku.. Oku bakalım ne yazıyor Lût Kavmi ile ile ilgili…  Hani ‘müslümanım’ dedin ya Adıyaman’da, ondan söylüyorum. Desen ki; ‘bizim dinle imanla falan alakamız yok’ (ki beni de zerre ilgilendirmez) o zaman ne soracağım bu soruları, bana ne?...



Selocan merakımı mazur gör.. Neden bu eşcinsel arkadaşı daha güçlü olduğunuz Van’da, Adıyaman’da falan göstermediniz?.. Ya da o bölgelerden başka eşcinsel isimler göstermedin?.. O bölgelerde HDP’li eşcinsel yok muydu?.. Çıksaydı mesela Diyarbakır’da İstasyon meydanında iki erkek kolkola selamlasaydı peygamber sevdalılarını, fena mı olurdu?.. Niye çekiniyorsun, ne bu mahcubiyet?.. Neden korkuyorsun?.. Alsana Barış Sulu’yu yanında taşısana meydan meydan.. “işte bizim eşcinsel adayımız, bize oy verirseniz bu arkadaşınızı erkek sevgilisiyle evlendireceğiz” diye ilan etsene.. CnnTurk’e falan katılıyorsun ya sürekli, orada söyle hiç olmazsa.. Neden kaçak güreşiyorsun?..



Eski Diyarbakır Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş ne diyor bu konuda, bilen var mı?.. ‘Tamam mı Sayın Müftü?’… Bu mudur seçime girdiğiniz partinin son durumu?.. Sizce bir sakıncalı durum yok mu?.. Size ‘fetva’ için gelse bu partinizin Eskişehir adayı, ne cevap vereceksiniz kendisine?.. Bize buradan ilan eder misiniz?.. Partinizde siyaset yapan ve aralarında sizin de olduğunuz bütün milletvekili adaylarını temsilen sahaya çıkan bu arkadaş hakkındaki öz fikirlerinizi merakla bekliyor Kürtler.. Altan Tan ne diyor mesela?.. Tamam mı Altan Abi?.. Bu mudur son durumumuz?.. Kalın sağlıcakla.

http://superhaber.tv/diyarbakir-istasyon-meydaninda-iki-escinsel-aday-kolkola-ersoy-dededen-hdpye-kacak-guresmeyin

İrlanda'da eşcinsel evlilik referandumu

İrlanda eşcinsel evliliği yasallaştırmaya referandumla giden ilk ülke olma yolunda ilerliyor

İrlandalılı seçmenler tarih yazmaya hazırlanıyor. Referandumla eşcinsel evliliği yasallaştırmayı oylayacak olan İrlanda, bu karara referandumla giden dünyadaki ilk ülke olacak. Sonuçlar Cumartesi günü açıklanacak.
Şimdiye kadar dünyada 20 ülke eşcinsel evliliği yasallaştırmış olsa da bu yola bu şekilde giden ilk ülke İrlanda olacak. 1993'e kadar eşcinsel ilişkilerin yasak olduğu ve muhafazakarlar ve liberaller arasında zaman zaman sıkı çekişmelerin yaşandığı ülke de böylesine bir adım çok beklenmedik. Fine-Gael ve İşçi Partisi hükümeti bugün, karşıt görüşlülerin son günlerde yürütükleri kampanyalara rağmen İrlanda'nın eşcinsel evliliği yasallaştıracağından emin olduklarını söyledi.

Dublin yönetimi bu seçime kaydolan yeni 68,000 seçmen saptadıklarını ve bunun da genç seçmenlerin sayısının önceki seçimlere göre artığını gösterdiğini dile getirdi. Bütün anketlerde "evet" cevabının "hayır'dan" daha yüksek görünüyor.

İrlanda başbakanı Enda Kenny, son röportajında seçmenleri "sevgi ve eşitlik için" evet demeye çağırdı. Öte yandan "hayır" kampanyasını oluşturan katolik entellektüeller, yazarlar ve aktivistler evet oyunun kişisel inanç krizi oluşturacağı konusunda seçmenleri uyardı. Katolik ve protestanlar birleşip 90,000'den fazla anti gay kitapçıkları dağıttı.

Dinci aktivistlerden Paddy Monaghan, “Kitapçıklarımızda seçmenleri evet oyunun kişisel inanç üzerinde oluşturacağı sonuçlar hakkında insanları uyardık. Eğer evet çıkarsa İrlanda'daki müslüman matbaacılar Muhammed'in karikatürlerini basmak zorunda mı kalacaklar? Evliliği yeniden tanımlamak medya ve siyasi kuruluş tarafından bizlere isteğe bağlı olarak sunuldu ama hızlı bir şekilde mecburi olacak." dedi

Öte yandan İrlanda'nın ilk kadın anglikan piskoposu Pat Storey hayır oyunun nedenini anlatan bir mektup yazdı. Gay çiftler tarafından evlatlık edinecek çocuklara deyinerek “Evliliği çocuklardan, aileden ve toplumun iyiliğinden bahsetmeden yeniden tanımlayamazsınız. Bence çocukların her iki cinsten de ebeveyne ihtiyacı var. Bu demek değil ki çocukları tek başına büyütmek zorunda kalan yalnız anne veya babalar iyi bir iş çıkarmıyorlar. Ama yine de Tanrı'nın isteğinin olabildiği müddetçe çocukların anne ve babaya sahip olması olduğuna inanıyorum." dedi

http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/37/news/163148/PageName/DUNYA

"Maddi ve Manevi Sorunlar Helak Sebebidir"

Çıktığı TV programında gündemle ilgili konuşan HÜDA PAR’ın desteklediği Şanlıurfa bağımsız milletvekili adayı Mehmet Yavuz, toplumda yaşanan maddi ve manevi sorunların bir toplumun helakine sebep olabileceğini söyledi.

İslam’ı referans aldıklarını ama sadece Müslümanların sorunlarıyla değil her kesimin sorunlarıyla ilgileneceklerini ifade eden Yavuz, toplumda yaşanan sorunların tüm toplumun ortak bir sorunu olduğunu ve herkesi ortak mücadeleye çağırdıklarını söyledi.

Kuran-ı Kerim’de helak edilen bazı kavimlere değinen Yavuz, “Tarihte helak edilen iki kavimden bahsetmek istiyorum. Bu kavimler, namaz kılmadığı için, oruç tutmadığı için, zekât vermediği için veya haccetmediği için değil maddi ve manevi anlamda ahlaksızlıkların içerisine girdikleri için helak edilmişler. İki tane peygamberin kavmi üzerinden meseleyi somutlaştırmaya gayret edeceğim. Kuran-ı Kerim’de Hz. Lut ile Hz. Şuayb’ ın kavmi art arda gelir. Hz. Lut’un Kavmi manevi çöküntü sonucu helak olmayı Hz. Şuayb’ın kavmi ise maddi anlamdaki çöküntüden dolayı helak olmayı ifade eder.” diye konuştu.

Maddi anlamdaki çöküntüden dolayı helak olan Hz Şuayb’ın gönderildiği Medyen halkını anlatan Yavuz şöyle konuştu: “Medyen halkı ekonomide tekel oluşturan bir anlayışa sahipti. Yani halkın üretmiş olduğu malları çok düşük bir fiyata alıp çok yüksek bir fiyata satan bir borsa oluşturmuşlardı. Günümüzün çağdaş kavramlarıyla konuşacak olursak vahşi kapitalizmin iptidai bir şeklini burada tesis etmişlerdi diyebiliriz. Bu şekilde kendilerine bir rant sağlıyorlardı. Piyasayı elinde tutan bu azgın sermaye birkaç ailenin etrafında dönüp dolaşıyordu. Çok benziyor değil mi birbirine? Hani Türkiye de sermayeyi elinde tutan, döndüren 500 aileden bahsedilir. Yani Türkiye’nin sermayesini elinde tutan birkaç aile. Aynen Medyen halkının da böyle bir meselesi vardı” Diye konuştu.

Hz. Şuayb’ın bu köle düzenine karşı yoksulluk, işsizlik ve gelir dengesindeki adaletsizliğe karşı bir isyan bayrağı açtığını ifade eden Yavuz, “Günümüzde de benzer şeyler var. Hz. Şuayb günümüzde olsaydı olaya yine aynı şekilde davranacaktı. İşsizliğin had safhada olduğu bir yerde asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir yerde her türlü problemle karşılaşırsınız. Açlık sınırı bin 300 lira asgari ücret ise 950 lira olduğu bir memlekette 3-4 çocuklu bir aile bu maaşla nasıl geçinecek?

İşsiz olduklarından dolayı kahve köşelerinde zaman geçirmeye çalışan vatandaşlarımız var. Akşam evine ekmek götürememenin acısını biliyorum. Çocuğu harçlık istediği zaman, arkadaşları gibi ona doyurucu bir harçlık verememenin ıstırabını üzerinde taşıyan işçimizin, esnafımızın ruh halini çok iyi anlıyorum. Siz insanların karnını doyurmadığınız zaman, işsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlikle uğraşıp çözüm aramadığınız zaman sürekli cezaevi açarsınız.” Şeklinde konuştu.

Hz. Lut’un gönderildiği Sodom veGomore halkının helak sebebine de değinen Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Allah Hz Lut’un kavmini erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunduğundan dolayı helak ediyor. Allahu Teâla bunu âlemlerde hiç kimsenin yapmadığı hayâsızlık olarak ifade ediyor. Allah-u Teâla bu kavmin üzerine gökten taş yağdırarak yerin altını üstüne getiriyor. Şimdi ben buradan HDP’ ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum. HDP’ nin Parti programını veya seçim beyannamesini açsınlar ve baksınlar. Bu LGBTİ nedir acaba. Parti Programlarında ve seçim beyannamelerinde olan erkek ile erkeklerin evlenmesini, kadınlarla kadınların evlenmesini bir insan hakkı olarak göreceğiz diyorlar. Bu Kürt toplumunda, bu Müslüman toplumda Kürt haklarını savunduğunu iddia eden bir partinin böyle bir şeyi savunması çok gariptir.

Eşcinselliği bir hak görmekten çok bir hastalık olarak gördüklerini belirten Yavuz, “HÜDA PAR’IN parti programında da belirtildiği gibi biz bunu bir hastalık olarak görüyoruz ve bunların tedavi edilmesi gerekiyor. İslam hukukunda bununla ilgili detaylı bilgiler vardır. Hünsaların hukuku fıkhi bir mesele olup bununla ilgili düzenlemeler kayıt altına alınmıştır.  Allah yaradılışı bir kadın ve bir erkekten meydana getirmesine rağmen, kalkıp eşcinselliği, erkekle erkeğin evlenmesini veya kadınla kadının evlenmesini savunmak, fuhşun da ötesinde bir sapıklıktır.

HDP bunu bir insan hakkı olarak gördüğünü ifade ediyor. Hz Lut’un kavmini helake götüren, başlarına taş yağdıran, yerin dibine batıran anlayışın savunulması doğru değildir. HDP buna kendi parti programında yer vermiş ve HDP’ li seçmen kardeşlerimin de sorması lazım “Ew çiye?“. Kürt halkının hakları ile bir LGBTİ’linin yani cinsel sapmanın ne alakası olur diye sorgulayıp bu doğrultuda hareket etmesi gerekir.” şeklinde konuştu.

http://www.sanliurfa.com/maddi-ve-manevi-sorunlar-helak-sebebidir/1671440766/

HDP ve CHP adayları LGBTİ Sözleşmesini imzaladı

HDP ve CHP’den aday olan 30 milletvekili adayı, 7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde hazırlanan LGBTİ Hakları Sözleşmesine imza atarak, seçilmeleri halinde LGBTİ'lerin savunulmasında öncü görevini icra edeceklerini taahhüt etti.

7 Haziran Genel Seçimi öncesinde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP), çoğunu kadınların oluşturduğu toplam 30 milletvekili adayı,‘Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD LGBTİ) hazırladığı LGBTİ Hakları Sözleşmesi’ni imzalayarak, “Mecliste LGBTİ haklarını savunmak için öncülük etmeyi, bu belge ile taahhüt ederim.” dedi.

19’u HDP’den, 11’i de CHP’den olan söz konusu sözleşmeye imza atan ve milletin vekili olmak için çalışan adaylar, Malatya, Ankara, Mersin, İstanbul, İzmir, Edirne ve Ordu illerinden aday gösterilmiş.

İmza kampanyasını organize eden ekipte yer alan Erdal Partog, sözleşmeyi tüm partilerden adaylara imzalatmak istediklerini, ancak AKP ve MHP’den geri dönüş alamadıklarını belirterek, imzalamak istemeyen adayların da olduğunu, bununla birlikte imza sayısının artmasını beklediklerini söyledi.

Söz konusu sözleşmeyi imzalayan CHP ve HDP'li adaylar, seçilmeleri halinde, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği hakları için siyasi tutum sergilemeyi ve LGBTİ (Lezbiyen Gey Biseksüel Trans ve İnterseks) haklarının tanınması için çalışmayı taahhüt ediyor.

Sözleşmeye İmza atan Milletin vekili olacak adaylar (!), şu şekilde sıralandı:

1. Ahmet Akar, HDP, Malatya 3. sıra

2. Aydın Erdoğan, HDP, Malatya 1. sıra

3. Aylin Nazlıaka, CHP, Ankara 1. Bölge 4. sıra

4. Betül Kurnaz Kılınç, HDP, Malatya 5. sıra

5. Çilem Öz, HDP, Mersin 2. sıra

6. Elif Bulut, HDP, İstanbul 3. Bölge 19. sıra

7. Elif Şahsın Sırlıoğlu, HDP, İstanbul 2. Bölge 17. sıra

8. Enis Berberoğlu, CHP, İstanbul 2. Bölge 7. sıra

9. Filiz Kerestecioğlu, HDP, İstanbul 2. Bölge 2. sıra

10. Gül Yüksel, CHP, İstanbul 2. Bölge 15. sıra

11. Gülsüm Ağaoğlu, HDP, İzmir 1. Bölge 13. sıra

12. Hasan Şimşek, HDP, Edirne 2. sıra

13. Hülya İmak, HDP, İstanbul 3. Bölge 13. sıra

14. Hülya Yer, HDP, Edirne 1. sıra

15. İnan Güney, CHP, İstanbul 2. Bölge 17. sıra

16. İnciser Alptekin, HDP, İstanbul 2. Bölge 19. sıra

17. Latife Ulutaş, HDP, Malatya 4. sıra

18. Mahmut Karabulut, HDP, Mersin 6. sıra

19. Melda Onur, CHP, İstanbul 2. Bölge 13. sıra

20. Necdet Bali, HDP, Malatya 6. sıra

21. Perihan Yücekaya, HDP, Malatya 2. sıra

22. Pınar Aydınlar, HDP, İzmir 1. Bölge 3. sıra

23. Pınar Türk, HDP, İzmir 2. Bölge 4. sıra

24. Sedat Zımba, HDP, Edirne 3. sıra

25. Selin Sayek Böke, CHP, İzmir 1. Bölge 1. sıra

26. Selina Doğan, CHP, İstanbul 2. Bölge 1. sıra

27. Semra Uzunok, HDP, İzmir 2. Bölge 6. sıra

28. Ülkü Yalçınkaya, HDP, İzmir 1. Bölge 11. sıra

29. Zelal Demir, HDP, Ankara 1. Bölge 7. sıra

30. Güven Atabay, HDP, Ordu 5. Sıra

http://www.haber10.com/haber/619093/#.VWCit0_tlBc

22 Mayıs 2015 Cuma

Jhanelle Castillo for Out Magazine by Joseph Lally


HDP'li eşcinsel adaydan rezil propaganda!

Türkiye partisi olma iddiası olan HDP’nin Eskişehir’den milletvekili adayı gösterdiği LGBTİ üyesi Barış Sulu’nun küfürlü seçim propagandası büyük tepki çekiyor. Sulu, iki erkeğin öpüşmesinden rahatsız olanların ahlakını sorguluyor.

Yüzde 10 barajını aşmak için Türkiye partisi görüntüsü vermeye çalışan HDP seçim bildirgesinde lezbiyen, gey, biseksüel ve transgenderi temsil eden LGBTİ'leri 'tanımayı ve bu kitleye yönelik sosyal politikalar üretmeyi vaat etmişti. Bu vaadinin bir yansıması olarak da LGBTİ üyesi Barış Sulu'yu Eskişehir 6. sıra milletvekili adayı olarak aday gösterdi. HDP Milletvekili adayı Barış Sulu da, adaylığı ilan edildikten sonra Twitter'den "Ben i..neyim" diye başlayan mesajlarıyla HDP'nin değil LGBTİ'nin yaygınlaşmasının propagandasını yapmaya başladı. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan tarafından da eleştirilen HDP'nin LGBTİ tavrı, Barış Sulu'nun hayat tercihi olmaktan çıkarak, herkesin kabul etmesi dayatması yapılan propagandaya dönüştü.

Küfürle propaganda zamanı

Hürriyet Gazetesi'nin "Bir kadın, bir erkek ve bir gay evliliği" başlığıyla yaptığı röportajla Türkiye'ye tanıttığı HDP'nin eşcinsel milletvekili adayı Barış Sulu, Twitter üzerinden eşcinsellik propagandası peşinde. HDP'ye oy istemek yerine "Cinsel kimliğimizi tanıyın" propagandası yapan Sulu, erkeklerin öpüşmesinin normal karşılanmasını istiyor. Eşcinselliğine küfür ifadesiyle i..neyim diye yaklaşıp, tüm eşcinsellere de hakaret etmekten çekinmiyor. Bunu yaparken de Barış Sulu dini öğeleri de propagandasına alet ediyor.

Ezan yalanıyla oy devşiriyor

"İki erkeğin öpüşmesi sizi iki erkeğin birbirini öldürmesinden daha çok rahatsız ediyorsa ahlak anlayışınızı acilen sorgulamalısınız." diye Twitter mesajı yazan Barış Sulu, arkasından da "Erdoğan konuşuyor diye elli dakika geç ezan, geç namaz" şeklindeki yalan mesajıyla dini öğelere sığınıp oy avcılığı yapıyor. Bir diğer mesajında ise " Ben i..ne olduğumu gayet iyi biliyorum biraz ilkokul seviyesinden çıkıp daha yaratıcı olun ve siz de ne olduğunuzu bilin rahatlayın açılın" diye yazarak tüm eşcinsellere hakaret ediyor.

Böyle mi Türkiye partisi olacaksınız?

Barış Sulu üzerinden HDP'nin eşcinsellik propagandası yapmasına Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan da tepki gösterdi. Akdoğan, "HDP'nin, 'Türkiye partisi olacağız' iddiasında bulunduğunu anımsatarak, "(Türkiye partisi olacağım) diyen bir partinin yedeğinde terör örgütü olur mu? Bir taraftan çıkmış bir ilçe başkanı 'pontus soykırımı yapıldı, 350 bin kişiyi Türkiye katletti' diyor. Yani Ermeni soykırımını, pontus soykırımını konuşarak kendi ülkene hakaret ederek, suçlayarak mı Türkiye partisi olacaksınız? Eşcinsel aday çıkarmışlar, eşcinsel evliliği savunuyor. HDP bunu savunarak mı Türkiye partisi olacak?" diye konuştu. (Star Gazete)

http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/05/22/hdpli-escinsel-adaydan-rezil-propaganda

Cannes´da sinemanın fikir babaları onurlandırıldı

Cannes Film Festivali sinemanın 120. yaşını, kurucuları Lumiére Kardeşlerin sanatını anlatan bir belgesel ile kutladı.

Bu özel seans sinemanın ünlü kardeşlerinin buluşmasına tanıklık etti.

68. Festivalin jüri başkanı Ethan-Joel Cohen Kardeşler, ev sahibi sıfatıyla, Festival Sarayı’nın girişinde iki ünlü sinemacı kardeşi karşıladı. Bunlar İtalyan sinemasının emektar biraderleri, Altın Palmiye ödüllü Vittorio ve Paolo Taviani kardeşler ile Belçika sinemasının çifte Altın Palmiyeli biraderleri Jean-Luc ve Pierre Dardenne idi. Fransız Başbakanı Manuel Valls’ın da hazır bulunduğu gösterinin açılış konuşmasını Festival Direktörü Thierry Frémaux yaptı.
Salonda bulunanlar arasında Yahudi asıllı, iki ünlü Claude vardı; ‘Shoah’ın yaratıcısı Claude Lanzmann ile ‘Bir Erkek ile Bir Kadın’ın(1966) Altın Palmiyeli yönetmeni Claude Lelouch.
Söz alan, Lumiére Enstitüsünün başkanı yönetmen Bertrand Tavernier, Louis ve Auguste Lumiére için yapılan belgeselin Festival Sarayında adını Lumiére’den alan salonda yapılmasından memnuniyetini ifade etti. Film gösteriminde sahnenin sol köşesine konan bir kanepeye yerleşen Frémaux ile Tavernier, filmi Fransızca ve İngilizce yorumladılar. Lumiére’in yapıtlarından derlenen belgeseldeki ilk film, sinema tarihinin ilk ücretli gösterisi olan ‘Trenin İstasyona Girişi’idi
Eski bir fotoğraf sanatçısı olan Louis Lumiére filmlerin senaristi ve yönetmeniydi. Yetenekleri sınırlı olan kardeşi Auguste ise set tasarımı ile ilgileniyordu. Dünyanın dört bir yerine gidip kısa belgeseller çektiğine tanık olduğumuz belgesel filmde Lumiéreler gittikleri yerleri en karakteristik özellikleri ile kameraya kaydediyorlardı. Bu vesile ile Lumiére kardeşlerin yolunun İstanbul’dan da geçtiğini öğrenmiş olduk.
Haliç’te seyreden bir gemiden yapılan çekimlerden Galata Köprüsünün 1900’lerin başındaki halini görmek ilginç bir deneyimdi.
Gösterinin yorumcularından Thierry Frémaux günün esprisini yaptı: “Gördüğünüz gibi T’renin istasyona Girişi’ aynı zamanda sinema tarihinin ilk korku filmidir.
FESTİVALİN İLK SKANDALI
68. Cannes Film Festivalinin ilk skandal filmi, Amerikan sinemasından gelme Todd Haynes’in ‘Carol’uydu. Başrollerini Cate Blanchett ile Rooney Mara’nın paylaştığı film bir lezbiyen aşkı anlatıyordu. Film iki yıl önce Altın Palmiye kazanan Abdullatif Kechiche’in ‘Mavi En Sıcak Renktir/La Vie D’Adele’i ile kıyaslandı. Ancak onun kadar cüretli değildi.
Çünkü ‘Carol’un konusu 1950’de geçiyordu. Ve Amerika’nın savaştan çıktığı 1950’li paranoya yıllarında tabu sayılan bir konuyu, lezbiyen bir ilişkiyi anlatıyordu.
‘Carol’ Cannes’da hararetle karşılandı. Uluslararası eleştirmenlerden oluşan ve Screen ile Film Français dergilerinde not dağıtan listelerin başına oturdu. Yıldız ortalaması 4 üzerinden 3,5 olması, filmin ödül listesinde muhakkak yer alacağını gösteriyor.
1950’de New York’ta geçen konusuyla film, orta sınıftan genç bir tezgahtar kız olan Therese (Rooney Mara) ile kendisinden yaşlı, zengin ve güzel bir burjuva olan Carol(Cate Blanchette) ile yaşadığı aşka odaklanıyor.
Phyliss Nagy’nin senaryosu, Patricia Highsmith’in romanına dayanan bir edebiyat uyarlaması. O yıllarda tabu sayılan lezbiyenliği romanının odağına yerleştirmek Highsmith’in kalibresine yakışan bir cüret gösterisiydi. 40’a yakın takma ad kullanan Highsmith, ‘Carol’u 1952’de Claire Morgan takma adıyla yazmıştı.
Bir kız çocuğu sahibi, zengin, güzel, zarif ve alımlı bir kadın olan orta yaşlardaki Carol boşanmanın eşiğinde, Noel arifesinde hediye seçmek için girdiği mağazada güzel ve kırılgan tezgâhtar kız Therese’e rastlar. Boşanma ile hayatında büyük bir boşluk oluşacağına inanan Carol için Therese gökten inmiş bir melektir. Noel gecesini birlikte geçiren iki kadın birbirlerine âşık olurlar. Therese, kendisini deli gibi seven nişanlısı Richard’ı gözden çıkarır. Carol’un evvelce bir kadın arkadaşıyla aşk yaşadığını bilen kocası Harge, kızlarının vesayetini alabilmek için bir dedektif tutar.
Soğuk ve mesafeli olgun bir kadınla, tecrübesiz, saf bir genç kadının aşkını, dönemin atmosferini ustalıkla yansıtan, melankolik ve duygu yüklü bir sinema diliyle anlatan yönetmen Todd Haynes’in mizanseni eleştirmenler tarafından beğenildi.
‘Carol’ 68. Festivalde skandal yaratması beklenen Fransız filmi ‘Marguerite ve Julien’den adeta rol çaldı. Ertesi gün festivalde gösterilen Valerie Donzelli’nin filmi eleştirmenlerce sertçe eleştirildi. Bu filmin ödül listesine girmesi söz konusu değil.

http://www.salom.com.tr/haber-95245-cannesacutete_sinemanin_fikir_babalari__onurlandirildi.html

Eşcinsel Adayı Diyarbakır’dan Çıkarsana!

HDP’nin bu seçimde taktiğini öğrendiniz.. Nabza göre şerbet modeli ile aday belirliyor. Bazı bölgelerde Kürt bile olmayan sol-sosyalist bir ismi aday gösteriyor.. Bazı bölgelerde o bölgenin durumuna göre Süryani ya da Ermeni aday belirleyebiliyor.. Kimi yerlerde İslamcı gelenekten gelen isimleri sürüyor sahaya.. Kürt; kimlik, sosyal, siyasal, kültürel meselelerinin yoğun biçimde konu edildiği bölgelerde ise davanın ağır toplarını aday gösteriyor.. Kendilerince bir seçki yapmışlar yani..



Eskişehir’in kısmetine de bir eşcinsel aday düşmüş.. Hiç saklamıyor cinsel kimliğini.. Erkek arkadaşıyla pozlar falan veriyor.. Hatta öyle resimler var ki paylaştığı, sanırsın kendi aralarında evlenmişler bir de balayına Anıtkabir’e gitmişler..  Barış Sulu.. Bir fotoğrafı var, erkek arkadaşı açmış ağzını kocaman bu milletvekili adayının kulağına doğru…Tevbe Ya Rabbim..  Bu arada ben bu tasvir etmekte zorlandığım fotoğrafları tamamen açık kaynaklarda gördüm.. Kendisi paylaşıyor sosyal medyada falan..  Diyor ki; “eğer iktidar ortağı olursak, eşcinsel evlilikler serbest kalacak, biz de yasal olarak evleneceğiz”.. Uyduruyor mu dersiniz?.. Hayır.. Çünkü HDP’nin seçim beyannamesinde, parti programında eşcinsellik ile ilgili bölümlerde, yapılacak olanlara dair böyle mesajlar hayli kuvvetli.. Eşcinsel ya da Lezbiyen değil de, ağırlıklı olarak LGBT dendiği için, fazla kimse anlamıyor olabilir ne dendiğini.. Kendileri eşcinsel olanlar da LGBT dendiğinde kendilerinin kastedildiğini bildikleri için, mevzuyu anlıyorlar.. Bir tür alan razı-satan razı durumu anlayacağınız..



İyi de Selocan, parti programına koymuşsun, adayını göstermişsin, yola çıkmış yolunda bulunmuşsun.. - Da Allah aşkına merak ettim soruyorum.. Neden Diyarbakır, Van, Hakkari, Adıyaman ya da Urfa mitinglerinde partinin bu ‘devrim’ sayılabilecek önemdeki durumuna vurgu yapmıyorsun.. Geçenlerde Adıyaman’da yüksek perdeden seslendin ya Diyanet İşleri Başkanı’na.. Dedin ya hani; “bana kâfir diyorlar, Ey Diyanet.. Müslüman birine kâfir denmesine bir söz söylemeyecek misin?” diye.. Aynı Adıyaman’da, aynı Diyanet’e, aynı tonda söylesene..  “.. Ey Diyanet İşleri Başkanı, ben eşcinsel birini aday gösterdim, eğer seçimleri kazanırsak onu erkek sevgilisiyle evlendireceğim, sen de nikâh şahidi olacaksın…” desene… İktidara gelirsen kaldırmayı vaad ettiğin Diyanet’e sadece işine gelen soruları mı soracaksın?.. Oh ne âlâ..



Bak Kürtçe Kur’an basmış Diyanet.. Seni tam memnun etmeyi başaramamış ama içinde bütün Allah emri mevcut.. Biliyorsan Kürtçe oku.. Oku bakalım ne yazıyor Lût Kavmi ile ile ilgili…  Hani ‘müslümanım’ dedin ya Adıyaman’da, ondan söylüyorum. Desen ki; ‘bizim dinle imanla falan alakamız yok’ (ki beni de zerre ilgilendirmez) o zaman ne soracağım bu soruları, bana ne?...



Selocan merakımı mazur gör.. Neden bu eşcinsel arkadaşı daha güçlü olduğunuz Van’da, Adıyaman’da falan göstermediniz?.. Ya da o bölgelerden başka eşcinsel isimler göstermedin?.. O bölgelerde HDP’li eşcinsel yok muydu?.. Çıksaydı mesela Diyarbakır’da İstasyon meydanında iki erkek kolkola selamlasaydı peygamber sevdalılarını, fena mı olurdu?.. Niye çekiniyorsun, ne bu mahcubiyet?.. Neden korkuyorsun?.. Alsana Barış Sulu’yu yanında taşısana meydan meydan.. “işte bizim eşcinsel adayımız, bize oy verirseniz bu arkadaşınızı erkek sevgilisiyle evlendireceğiz” diye ilan etsene.. CnnTurk’e falan katılıyorsun ya sürekli, orada söyle hiç olmazsa.. Neden kaçak güreşiyorsun?..



Eski Diyarbakır Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş ne diyor bu konuda, bilen var mı?.. ‘Tamam mı Sayın Müftü?’… Bu mudur seçime girdiğiniz partinin son durumu?.. Sizce bir sakıncalı durum yok mu?.. Size ‘fetva’ için gelse bu partinizin Eskişehir adayı, ne cevap vereceksiniz kendisine?.. Bize buradan ilan eder misiniz?.. Partinizde siyaset yapan ve aralarında sizin de olduğunuz bütün milletvekili adaylarını temsilen sahaya çıkan bu arkadaş hakkındaki öz fikirlerinizi merakla bekliyor Kürtler.. Altan Tan ne diyor mesela?.. Tamam mı Altan Abi?.. Bu mudur son durumumuz?.. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede - Yeni Akit

http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ersoy-dede/escinsel-adayi-diyarbakirdan-cikarsana-10668.html