16 Nisan 2014 Çarşamba

Hindistan: Mahkeme transları üçüncü cins olarak kabul etti

Hindistan’da bir mahkeme, trans bireyleri üçüncü cinsiyet olarak kabul etti.
LGBTİ hakları açısından dönüm noktası olarak değerlendirilen kararla hükümet, translar için azınlık gruplarında olduğu gibi istihdam ve eğitim kotası oluşturmak zorunda.

Kendilerini ne kadın ne de erkek olarak tanımlayan bireylere haklarını iade eden mahkeme, kararında “Cinsiyetini seçmek her insanın hakkıdır” dedi. Tahminlere göre Hindistan’da iki milyon trans birey yaşıyor.
Mahkeme hükümetin trans bireyleri, azınlık gruplarında olduğu gibi resmi olarak 'sosyal ve ekonomik olarak geri' kategorisinde değerlendirmesi gerektiğine ve istihdam ve eğitim konusunda kotadan faydalanmalarına karar verdi.
Salı günü açıklanan kararda mahkeme “translar da Hindistan vatandaşıdır” ve “gelişmeleri için eşit fırsat tanınmalıdır” dedi.
Mahkeme aynı zamanda hükümetin üçüncü cinsiyet konusunda farkındalığı artıracak çalışmalar yapması gerektiğine ve transların sağlık hizmetine erişimlerinin ve tuvaletler gibi tesislerden faydalanmalarının sağlanması gerektiğine hükmetti.
Yoksulluk içinde yaşıyorlar
Hindistan toplumsal cinsiyet eşitliği karnesindeki kötü notuyla ve sıklıkla yaşanan tecavüz vakalarıyla gündemde.
Mahkeme kararında “Anayasa’nın ruhu her vatandaşa gelişmeleri, potansiyellerini gerçekleştirmeleri için kastlarından, dinlerinden ya da cinsiyetlerinden bağımsız olarak eşit fırsatlar tanınmasını gerektirir” dedi.
Mahkemenin kararına kadar, trans bireyler cinsiyetlerini kadın ya da erkek olarak belirtmek durumundaydı.
Trans hakları için çalışan aktivistler trans bireylerin genellikle toplumun kıyıda kalmış kesimlerinde yoksulluk içinde yaşadığını, cinsel kimlikleri nedeniyle dışlandıklarını söylüyor.
Ülkedeki trans bireylerin çoğu şarkı söyleyerek, dans ederek, dilencilikle ya da seks işçiliğiyle para kazanıyor.
Aktivistler trans bireyler karşılaştığı ayrımcılığın büyük olduğunu, bazen hastanelerde tedavilerinin reddedildiğini söylüyor.

BBC Türkçe

15 Nisan 2014 Salı

Hande Yener‘den ‘Alt Dudak‘


“Mükemmel” adını verdiği albüm çalışmasını önümüzdeki günlerde piyasaya çıkarmaya hazırlanan Hande Yener, birlikte unutulmayacak hitlere imza attığı söz yazarı Altan Çetin ile 11 yıl aradan sonra “Alt Dudak” adlı şarkısı için bir araya geldi.

Poll Production etiketiyle müzik marketlerde yerini alacak olan “Mükemmel” albümünün öncesinde müzikseverlerin beğenisine sunulan ve müzik dünyasında Hande Yener-Altan Çetin buluşması olarak işaret edilen “Alt Dudak” şarkısının söz ve müziği Altan Çetin imzası taşırken düzenlemesi Volga Tamöz’e ait.

Akşam

Malta eşcinsel evliliği kabul etti


Malta Parlamentosu'nda dün kabul edilen bir tasarıyla eşcinsel evlilikler eşit haklara kavuştu.

İşçi Partisi'nin çoğunlukta olduğu parlamentoda ayrıca eşcinsel çiftlere evlat edinme hakkı da tanındı.

Muhalefetteki Milliyetçi Parti milletvekilleri oylamada çekimser kalmayı tercih etti.

Milliyetçi Parti lideri Simon Busuttil, eşcinsel evliliği onayladıklarını, ancak evlat edinme hakkına karşı olduklarını söyledi.

Yeni düzenlemeyi öven Malta Başbakanı Joseph Muscat, "Böylece eşitlik anlamında daha özgürlükçü, daha Avrupalı bir ülke haline geldik" dedi.

Avrupa Birliği'nin en küçük ülkesi Malta'da Katolik Hıristiyanlığı devletin resmi dini olarak kabul ediliyor.
2011'de yapılan bir referandum sonucunda boşanma yasağı kaldırılmıştı.

Kaynak: DW Türkçe

Angus at Viviens Models by Mikey Whyte


LGBTİ Cezaevi Kurumsal Ayrımcılık

"LGBTİ’lere özel cezaevi projesi"ne LGBTİ mahpuslarla çalışanlar tepkili: "Mevcut kurumlardaki homofobi, transfobi, LGBTİ'lere yönelik ihmal ve tacizler son bulmalı. Ama yeni bir cezaevi inşa etmek kolaya kaçmak."


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın LGBTİ’lere özel cezaevi projesi açıklamasına, cezaevlerinde çalışan sivil toplum örgütleri tepki gösterdi.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Mustafa Eren ve Lambdaistanbul’dan Elif Avcı, LGBTİ mahpuslara ve bu konuda çalışan sivil toplum örgütlerine sorulmadan böyle bir proje geliştirilmesini eleştirirken, LGBTİ’lere özel bir cezaevinin mahpuslar açısından başta tecrit olmak üzere, birçok soruna neden olacağını ifade etti.

Her ikisi de mevcut durumda LGBTİ mahpuslara yönelik taciz, tecavüz, kötü muamele ve ihmallerin hapishane personeli kaynaklı olduğunu, ayrı bir LGBTİ hapishanesi inşa etmenin güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmayacağını belirtti.

Ayrıca bu uygulamanın cinsel yönelimlerini çevrelerine açıklamamış mahpusların ifşa olacağını; bu damgalamanın mahpusların ziyaretçilerini de kapsayacağını söylediler.

Eren ve Avcı, LGBTİ mahpusların güvenliğinin yeni bir cezaevi yerine mevcut durumu düzelterek mümkün olacağını söyledi ve önerilerini sıraladı.

“Cezaevlerini homofobiden arındırmak lazım”

Lambdaistanbul’dan Elif Avcı, asıl ihtiyacın, mevcut cezaevlerindeki sorunları çözmek olduğunu ifade etti.

 “Bu uygulanmamış bir şey değil. Mesela İtalya’da ve bazı Avrupa ülkelerinde böyle uygulamalar var. Ama genelleşmemiş olmasının sebepleri var. Ama bakanlar her zaman olduğu gibi alanın öznesiyle çalışmak yerine ‘biz karar verdik, yapacağız’ anlayışına devam ediyor.

“Öncelikle mevcut kurumları transfobi ve homofobiden arındırmak lazım. Mevcut durumda yaşanan tacizlerin çoğu personel ve yönetim kadrosundan kaynaklıyken, böyle bir yer açıldığında ne olacak?

“Ama bu proje mevcut personeli eğitmek ve hapishanelerdeki sorunları çözmekten daha kolay ve ucuz geliyor.”

“Sivil toplum sürece dahil olmalı”

CİSST’ten Eren, yargılamanın sağlıklı yürümesi ve aileleriyle, sosyal çevreleriyle bağlarının sürebilmesi için mahpusların tutuklandıkları yerde hapsedilmelerinin önemini vurgularken, ayrı bir cezaevinin sürgün anlamına geleceğini, mahkemeye gidiş gelişlerinin, avukatları ve aileleriyle görüşmelerinin zorlaşacağını hatırlattı.

 “CİSST olarak yapılması gerekenin ayrı bir hapishane inşa etmek yoluyla ayrımcılığı kurumsallaştırmak değil, onların tutulduğu hapishanelerde ayrımcılık ve güvenlik sorunlarını çözmeye çalışmak, bunun için de sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olmasını sağlamak olduğunu düşünüyoruz.

“Sivil toplum örgütleri hem LGBTİ mahpuslara yönelik çalışmalar yapıp onların izole edilmiş hallerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir hem de diğer mahpuslara ve hapishane personeline yönelik çalışmalarıyla ayrımcılığı geriletmeye katkı sunabilir.

“Hapishane yönetimlerinin de bu konuda irade göstermesi ve tavır alması sayesinde LGBTİ mahpuslar güvenlik kaygısı olmaksızın ortak kullanım alanlarını kullanabilecek, diğer mahpuslar gibi sosyal faaliyetlerden yararlanabilecek ve fiili izolasyon durumu sona erebilecektir.” (ÇT)

Bianet

Cehennemde umut: Trans X İstanbul

İstanbul Film Festivali kapsamında dün akşam prömiyeri yapılan 'Trans X İstanbul' filminde, Ebru'nun deneyimin soğukkanlılığıyla söylediği o söz, meselelerin 'en başı'na, sık sık dönmeye ne kadar zorunlu olduğumuzu gösteren bir uyarı levhasına dönüşüyor: 'Hayatımızın hiçbir değeri yok'...


‘Hayatımızın hiçbir değeri yok’

İstanbul Film Festivali kapsamında dün akşam prömiyeri yapılan ‘Trans X İstanbul’ filmi ve bu ilk gösterimi neredeyse ‘politik bir aktivite’ye çeviren coşkulu izleyicileri hakkında bir yazı bu… Bu yüzden kısa ve zorunlu bir açıklamayla başlamakta yarar var: Sinema eleştirisi haddim değil; ancak ve sadece bir ‘izleyici’ olarak bu filmin bende yarattığı etkiyi ve filmi birlikte seyrettiğim kalabalıktaki devinime dair izlenimlerimi aktarıyorum. Bunu yaparken, sinemaseverlerden ve özel olarak da bu filme emeği geçenlerden peşin bir ‘af’ diliyorum.

Film, dün (pazartesi) akşam saatlerinde Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerindeki Atlas Sineması’nda gösterildi. Ama gösterimden saatler önce sinemanın bulunduğu hana gelenler caddeye taşan bir kalabalık oluşturuyor... Filmde rol almış trans oyuncular, prömiyer gecesi için özenle seçilmiş kıyafetleri ve az sonra filmi seyredince nedeni çok daha net anlaşılacak olan neşeli heyecanlarıyla koşuşturuyorlar. LGBT ve insan hakları aktivistlerinden, öğrencilerden, ailelerden oluşan büyük kalabalık, giderek daha çok İstiklal Caddesi’ne taşıyor… Ve bir süre sonra ‘eşyanın tabiatı’ vuku buluyor, sloganlar başlıyor! Filmi bekleyen kalabalıktaki çeşitliliğe zaten bir süredir ‘ilgi’ göstermekte olan ve çoğunluğu Arap turistlerden oluşan ‘ahali’ bunun üzerine telefonlarıyla kendi ‘kısa filmlerini çekmeye’ başlıyor! Ve sivil polisler birer asayiş yengeci gibi ilişiyorlar kalabalığın yakınına, Gezi’den beri dinmeyen o fobi gözlerinden okunuyor.

Sonra kalabalık, çırpıntılı bir dere gibi salonun içine dökülüyor; koltuklara, merdivenlere ve yerlere oturuluyor; perde açılıyor ve 2 saat sürecek acılı, sevinçli, yaralı, neşeli, korkutucu, umut verici ve başka pek çok duyguya gark edici film başlıyor.

Avcılar… ‘Fuhuşa tepki gösteren mahalleli’ olarak destelenmiş bir grup insan, transların oturduğu site önünde eylemde! Tekinsiz bir akşamda, perdelerinin arkasında kameranın önünde endişeyle bekleşiyorlar. Yönetmen Maria Binder, 9 yıl önce tanıştığı Ebru’yla birlikte, onun ve arkadaşlarının hayatındaki zorlukları belgelemek için Türkiye ’de ve 2012 ekim ayındaki bu tacizkar gösteriler de dahil pek çok hayati ‘an’da kayıtta. Buna ‘şans’ mı demeli, yoksa bizatihi ‘konu’dan kaynaklı bir ‘bolluk’la çakışma mı?

Çoğunlukla bir omuz üstü kamerasının eşliğinde, İstanbul’un tüm cehennemlerinde gezen Ebru’nun peşinden koşuyoruz. Avcılar, Tarlabaşı, Taksim… Tutamak noktasında ‘Ebru’nun durduğu bir pergel, İstanbul’a, onun yoksulluklarına, ‘kentsel dönüşüm’ün yol açtığı kültürel ve insani yıkıma; cinsel ayrımcılığa, nefrete ve sinsi düşmanlıklara; taş kalplere, önyargılara ve şiddete; aileye, okula ve devlete; önyargılara, klişelere, Kürtlere, Türklere, Türkiye’ye doğru açılıyor…

Ebru’nun başdöndüren enerjisinin arkasında bıraktığı ‘su izi’yle İstanbul’un en ‘zorlu’ sokaklarına sürükleniyoruz… O sokaklarda Maria Binder’in, sanki 'kalbi titreyen bir insanın gözü gibi' kullandığı kamerasından; sefaletin, korkunun, haksızlığın ve tüm bunların yıldırıcı baskısına karşı direncin ete kemiğe bürünüşünü izliyoruz… ‘Benim diyen bıçkınların’ boynunu içeri çekerek gezeceği sokaklarda, zaman zaman maskülen bir kadın heybetiyle geziyor Ebru ve herkesin gözü önündeki bir gerçeği, üstündeki bütün ikiyüzlülük tozlarını üfleyerek bir kez daha açığa çıkarıyor. Ev sahiplerince kapı dışarı edilmek istenen, bıçaklı saldırıların ardından akıbeti belirsiz, hastane kayıtlarında isimsiz aranan, komşularının saldırısına uğrayan arkadaşlarının, ve tanımadığı başka başka insanların peşi sıra gezdikçe; karakolda, mezarlıkta, hastanede… Ve bengi bir dönüşle, yıllar önce tüm hatıralarıyla birlikte silindiği ‘baba ocağı’nda, Zonguldak’taki ailesinin evinde, annesinin ve kız kardeşinin karşısında… Tüm buralarda, hakikati arayan ve onu her bulduğunda en acı yanlarını haykıran bir direnişçiye dönüşüyor.

Seyirci, içtenlikle yapılmış bu filme kalbiyle karşılık veriyor. Kıyamet gibi alkışlar, kahkahalar, ıslıklar, ağlayanlar… Birçoğu bizzat yaşamlarından klonlanmış anlara tepki veriyor. Bir insan hakları aktivizmine dönüşüyor oradaki etkileşim. Dışarı çıkan herkes, trans, gay, lezbiyen ya da hetero, hakları ve bunları savunma yöntemleri konusunda daha cesur, daha istekli!

Gezi direnişine, orada kurulan komüne ve parkın içindeki yaşamın polis şiddetiyle dağıtılmasına uzanan haziran günleri de kayda alınıyor. Merkezinde bir ‘birey’ olan ama kollarını tüm topluma açan o pergel, problemin dairesini usulca çiziyor. Güldürü, politik zekaya ve etkili toplum eleştirisine dönüşüyor, sefil dramlar mizaha…
Alman yönetmen Maria Binder’in 85 yaşında emekli bir hemşire olan ve tüm sürece katılan annesi Margarethe ile birlikte temeli atılan ‘Translar için huzurevi’ umut veriyor. Ve 85 yaşındaki annenin, 5. kattaki o evin dik merdivenlerini tırmandıktan sonra kızına söylediği “gelecekte seninle farklı işler yapmalıyız” sözündeki o rafine yaşam sevinci.

Trans hakları, kadın hakları ve azınlık hakları için bir şiir çıkıyor ortaya… Ebru’nun deneyimin soğukkanlılığıyla söylediği o söz, ‘Hayatımızın hiçbir değeri yok’; meselelerin ‘en başı’na, yazık ki ‘en geri’sine sık sık dönmeye ne kadar zorunlu olduğumuzu gösteren bir uyarı levhasına dönüşüyor:

“Hukuk önünde herkes eşittir ve hiç bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın eşit olarak korunma hakkına sahiptir.”

NOT:
Dünya prömiyerine dün akşam IKSV İstanbul Film Festivali’nde başlayan ve festival kapsamındaki “Sinemada İnsan Hakları” dalında yarışmaya hak kazanan Trans X filmi, bugün 16.00’da Feriye Sineması ve 18 Nisan saat 19.00’da yine Atlas Sineması’nda gösterildikten sonra İzmir, Gaziantep, Adana, Ankara, Mersin, Kars, Dersim ve Van’da da gösterilecek.
Program şöyle:
10 Mayıs: İzmir
12 Mayıs: Ankara
16 Mayıs: Mersin
17 Mayıs: Adana
23 Mayıs: Diyarbakır
24 Mayıs: Diyarbakır
31 Mayıs: Antep

HAKKI ÖZDAL - RADİKAL

Eşcinsel hakları tarihi


Çoğu Amerikalı, eşcinsel fikrinden iğreniyor.
Eşcinsellik bir akıl hastalığıdır.
3 Amerikalı'dan 2'si eşcinsellerden iğrendiğini, rahatsız olduğunu, korktuğunu söylerken, 10 kişiden biri nefret ettiğini söylüyor.
"Eşcinsellerin nereden çıkacağı belli olmaz!"
Burada geylere çıplak erkek fotoğrafları gösteriyoruz.
Sonra da güçlü bir elektrik akımı ile çarpıyoruz.
Böylece cinsel bir uyarı hissedemiyorlar.
"Hiç kimse eşcinsel doğmamıştır. Genetik veya hormanal bir durum değildir. Cinsel davranış öğrenilmiş davranıştır. Ortalama bir eşcinsel önünen gelenle düşüp kalkan bir bireydir. Evli heteroseksüel bir çiftin aksine uzun süreli ilişki istemez, zaten bunu beceremez."
"Eğer sizi bir homoseksüelle yakalarasak, en başta ailelerinize haber vereceğiz. Ve emin olun yakalanacaksınız. Bundan paçayı kurtaramazsınız. Biz yakalamasak bile siz kendinizi hep bileceksiniz. İşte o zaman hayatınız cehenneme döner."
Wyoming'de vahşice dövülen gey üniversite öğrencisi Matt Shepard bu sabah hayata veda etti.
Vali Moscane ve denetçi Harvey Milk vurularak öldürülmüştür.
Tanrı daha kaç tane eşcinsel yaratmalı ki onları da aramızda görmek istediğinizi anlayalım?
"Ben eşcinselim!"
"Baba ben eşcinselim."
"Ben eşcinselim."
10 yaşında 5. sınıf öğrencisi Will Phillips bayrağa bağlılık yemini etmeyi reddediyor. Çünkü gerçekten "Herkes için özgürlük ve adalet" yok" diyor.
Eşcinsel erkeklerin kan vermesini engelleyen yasa kaldırılıyor.
1985'ten beri HIV korkusuyla geylerden kan bağışı kabul edilmiyordu. Gereksiz ve tarihi geçmiş diyebileceğimiz bir yasa.
"Eşcinsellik sadece topluma değil bireyin kendisine de zararlıdır."
"Eşcinsel ve ateistler izci kulüplerinin lider ve üyesi olamazlar."
"Biz yasa koyucular olarak nasıl olur da bir grup vatandaşımıza 'bazı insanlar sizlerden hoşlanmıyor' diyebiliriz?
 Onun için işe alınmayabilrisiniz, işten kovulabilirsiniz ve terfi ettirilmeyebilirisniz.."
"Bence okullarda eşcinsel çocuklar ezilmiyorlar."
Sizi Asher Brown isimli bir çocukla tanıştırmak istiyorum. Asher Texaslıydı ve 13 yaşındaydı. Geçen Perşembe kendini başından vurdu.
Billy Lucas saha saedec 15 yaşındaydı. Okulda ezildiği için intihar etti.
Merhaba, benim adım Jamey. Tek söylemek istediğim: her şey güzel olacak.
14 yaşındaki Jamey Rodomeyer Pazar günü kendini öldürdü.
Bu şarkı Jamey'e gitsin...
Devlet bize kimi nasıl seveceğimizi söylüyorsa, ortada bir sorun var demektir!
Bugün eşcinsel çiftlere evlenme hakkı veren yasaya desteğimi göstermek istiyorum.
Kimse alınmasın ama evlilik bir kadınla erkek arasında olmalıdır. Vallahi kusura bakmayın benim yetiştirilme tarzım bu.
Eşcinsel evlilik en tartışmalı yasa tasarılarından biriydi. Oy sayımı daha tam bitmedi, ama görünüşe bakılırsa yasa geçti.
Eğer eşitlikten yanaysanız, eşcinselleri desteklemek için sizin de evlenmemeniz lazım. Bu siyahları ya da yahudileri üyeliğe kabul etmeyen kulübe katılmak gibi bir şey!
Amerikan ordusuna mensup bir askerin eşcinsel olduğunu ifade etmesi direkt olarak suç kabul edilmektedir.
Bir Kara Kuvvetleri piyade komutanı olarak, bugün size 3 sözcük söyleyeceğim: "Ben bir eşcinselim" ve maalesef suç işlemiş olacağım.
Üsteğmen Don Choi'nın Amerikan ordusundaki görevine son verildi.
Eşcinsel çiftlerin çocuk evlat edinmeleirne izin verilmeli mi?
Florida valisi gey ve lezbiyen çiftlerin evlat edinmesinin önünü açtı.
Kalifornişya'da eşcinsellerin evlat edinmesini yasaklayan kanun yüksek mahkeme tarafından iptal edildi.
15 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi Larry sınıf arkadaşı tarafından öldürüldü. Sınıfı arkadaşı Larry'i eşcinsel olduğu için öldürdü.
Ceza kanunumuzdaki en çirkin antikalıklardan birisi "Eşcinsellik Paniği Savunması"
Bu sav diyor ki: Eşcinsel biri sizle flört ederse, kontrolünüzü kaybedip cinayet işleyebilirsiniz.
"Sorma, söyleme" poltikası güden bir ulus değiliz biz! Aksine farklı insanların birarada yaşadığı bir ulusuz.
Amerika yepyeni bir sabaha uyandı. Artık her şey farklı.
Dün gece yarısı Amerikan ordusunun tartışmalı "Sorma, söyleme" politikası tarihe karıştı.
Bazıları evlenme hakkı vermeyelim, "özel ortaklık" hakkı verelim diyor. Bu tutum eskiden siyahlarla beyazları ayıran "ayrı ama eşit" siyasetini anımsatıyor.
İnsanlara "Bazılarınız ikinci sınıf vatandaştır ve sevdiği kişiyle evlenemez" diyorsunuz.
Düşünün ki birine aşıksınız ve onunla evlenemiyorsunuz. Bu çok yanlış bir durum.
Eşcinsel evliliğe karşı yasal bir argümanım yok.
Gay ve lezbiyen çocuklara sesleniyorum: hükümetleirniz, dinleriniz, aileleriniz size değersiz olduğunuzu söylese bile, hepiniz birbirinizden güzel ve değerlisiniz!
Görevimiz insanlara nefreti unutturup, sevgiyi öğretmek.
Eşcinselliğe bakış açısı bizleri öldürebilecek kadar korkunçsa, bu bakış açısını değiştirmemiz gerekir.
Hayatlarımız kolaylaşacak!
Her şey güzel olacak!
Ebeveynimin cinsel yöneliminin benim üstümde hiçbir etkisi olmadı.
Benim bir hayalim var!
Bizim de bir hayalimiz var!
Duyuyor musunuz?
Bu iş bitmiştir.
Allah eşcinsellerin yardımcısı olsun.
Eşcinsel evlilik kabul edilmiştir.
Aşk... aşk... aşk...
Sen... sen... ve sen...
Bir ucundan sen de tut.
Tarihin doğru tarafında durun.
Çok sağolun...
Larry ikinci sınıf bir vatandaş değildi.
Ben ikinci sınıf bir vatandaş değilim.
Eşcinsel olmak bir sorun değildir.
Türkiye de değişecek...

Belediyelerden Ronaldo’ya “Müstehcen” Sansürü

Ronaldo’nun kendi adını taşıyan iç çamaşırlı reklamlarına Türkiye’de birçok belediye tarafından izin verilmedi.


Belediyeden Ronaldo sansürü

Türkiye'de belediyeler ünlü futbolcunun reklamına izin vermedi.

İSPANYOL Real Madrid’in dünyaca ünlü yıldızı Cristiano Ronaldo’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, ilginç bir sansürle karşı karşıya kaldı. Ronaldo’nun kendi adını taşıyan iç çamaşırlı reklamlarına Türkiye’de birçok belediye tarafından izin verilmedi.

DÜNYACA ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo’nun kendi adını taşıyan iç giyim ürünlerinin reklamına Türkiye’de belediyelerden izin çıkmadı. Ronaldo’nun iç giyim ürünlerinin dünya üretimini ve yurtiçi satışını gerçekleştiren Selga Tekstil, billboard ve reklam panolarını kullanmak isteyince birçok belediye “Fotoğraflar müstehcen” diye onay vermedi.

RONALDO’NUN LİSANSI BİZDE

Cristiano Ronaldo’nun, Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Selga Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Uğurlu, “Ronaldo’nun iç giyim fotoğraflarını Türkiye’de kullanmak için lisansa sahibiz. Birçok reklamda da kullanabiliyoruz. Billboard ve reklam panolarında da yer almak istedik. Türkiye’deki bazı belediyeler buna izin vermiyor. Reklamı çok açık bulduklarını belirtiyorlar. Ancak, Türkiye’de de milyonlarca hayranı bulunan Ronaldo’nun iç giyim ürünlerine ilgi çak fazla” dedi.

YÜZDE 65’İNİ ÜRETİYOR

Ronaldo’nun tüm dünyada satılan iç giyim ürünlerinin yüzde 65’ini Zonguldak’ta bulunan fabrikada ürettiklerini anlatan Aykut Uğurlu, şu bilgileri verdi: “Ronaldo’nun iç giyim ürünleri Avrupa başta olmak üzere 27 ülkede satışa çıktı. En çok İspanya’da satılan bu ürünler kısa sürede 4 milyon adetlik satış rakamına ulaştı. İngiltere, Almanya ve İtalya da önemli bir pazar. Türkiye’de 46 noktada satışta. Ronaldo’nun ürünlerine Asya ülkelerinden de çok ciddi talep var. Üretim Türkiye dışında bir de Çin’de gerçekleşiyor.”
Ronaldo’nun reklam afişleri Danimarka’da billboardlarda böyle yer aldı.

Erkek iç giyim pazarı büyüyor
TÜRKİYE’de son yıllarda erkek iç giyim ürünlerine büyük ilgi olduğunu söyleyen Aykut Uğurlu, “Yeni markalar ve ürünlerle erkek iç giyim pazarı da hızla büyüyor. Biz de yeni yatırımlar planlıyoruz” diye konuştu.

Ceyhun Kaburlu - Hürriyet

Ponpon kızlar RTÜK'ten bir AKP'linin oyuyla kurtuldu

Anadolu Efes Basketbol Takımı'nın dansçılarını konuk eden televizyon kanalı, RTÜK cezasından kılpayı kurtuldu.


RTÜK İzleme Dairesi, hazırladığı raporda, “Dans gösterisi sırasında kameraların kızların bazı bölgelerine zumlama yaptığını, bunun çocukların gelişimini olumsuz etkileyeceğini” savundu. Üst kurulun AKP kontenjanından seçilen dört üyesi programın yayımlandığı kanalın cezalandırılmasını isterken beş üyenin oyuyla kanal ceza almaktan kurtuldu.

CNN Türk televizyonunda yayımlanan “Hafta Sonu Keyfi” adlı programın 23 Şubat tarihli bölümüne, Anadolu Efes takımının ponpon kızları konuk oldu. Program sunucusunun dansçıları salona çağırmasının ardından önce gruba ait bir tanıtım klibi ekrana taşındı, ardından da grup, “Efes kızları yarışıyor” alt yazısıyla hazırladıkları kareografiyi sundu. Gösterinin ardından sunucu, 16-18 Mayıs tarihleri arasında İtalya’nın Milano kentinde gerçekleştirilecek olan “Euroleague Dance Challenge” yarışması için gruptan çıkarak çeyrek finale kalan ve yarışmanın favori takımları arasında gösterilen gruba sorular yöneltti.

'ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİNİ BOZAR'

Cumhuriyet gazetesinden Fırat Kozok'un haberine göre, programda sergilenen danslar RTÜK’ü rahatsız etti. İzleme ve değerlendirme dairesi tarafından hazırlanan raporda da ilginç ifadeler yer aldı. Raporda, “Dansçıların tanıtım klibinde sunulan dansları sırasındaki kıyafetlerinin forma ve şorttan oluşması ve genel bir çekimle dans ve kareografi üzerine yoğunlaşılmış olmasına rağmen stüdyodaki danslarının farklı bir formatta ve farklı çekim teknikleriyle yayımlandığı görülmüştür. Stüdyoda yapılan dans gösterisinin çekimler sırasında çeşitli zumlama teknikleriyle kareografi ya da dans yerine, dansçıların vücutlarının bazı bölümlerine odaklanma yapıldığı izlenmektedir. Bu uygulamaya dansçılarla röportaj sırasında da zaman zaman yer verildiği gözlenmiştir. Dolayısıyla yayıncı kuruluş tarafından gerçek haber konusu olan bir yarışmada Türkiye’yi temsil eden dans gösterisinin ön plana çıkarılması gerekirken dansçıların vücutlarının belli bölgelerinin zumlama teknikleriyle ön plana çıkarılması, kadın vücudunun istismar edildiği izlenimini vermektedir. Söz konusu yayının küçük yaştaki izleyicilerin TV karşısında oldukları bir zaman diliminde yayınlanmış olması nedeniyle de onların gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceği değerlendirilmiştir.”

Daire, tüm bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, yayıncı kuruluşun RTÜK yasasının yayın ilkelerinde yer alan, “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz” hükmünü ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasını istedi. Konuyu değerlendiren üst kurulda, tartışmaların ardından oy çokluğu ile cezaya gerek olmadığı sonucuna ulaşıldı. Karar, AKP kontenjanından seçilen 4 üyenin talebine karşın yine AKP kontenjanından seçilen 1, CHP kontenjanından seçilen 2, BDP ve MHP kontenjanlarından seçilen birer üyenin karşı oylarıyla alındı.

Radikal

Armando Santos by Sylvain Norget


14 Nisan 2014 Pazartesi

"Tecavüz ettiğini babama söyleyeceğim" dediği için öldürdüm

'Boğarak öldürüp kucağıma aldım'

Kars'ta tecavüz ettiği 9 yaşındaki Mert'i öldüren katil zanlısı olay anını soğuk kanlılıkla anlattı.

Tecavüz ve cinayeti kırmızı renkli hafif ticari araç içinde gerçekleştirdiği ortaya çıkan Aykut B.'nin, "Üzerindeki kıyafetleri çıkardım. İş bittikten sonra, 'Babama, amcalarıma yaptıklarını söyleyeceğim' dedi. Dışarıda bulduğum iple Mert'i boğarak öldürdüm. Kucağıma aldım, cesedini tabyanın içine attım. Arabayı temizledim ve galeriye gittim" dediği öğrenildi.

TÜRKİYE'NİN KONUŞTUĞU CİNAYET
Kars'ta 6 Nisan günü babasına ait işyerine yemek götüren Mert Aydın, bir gün sonra Kent merkezine 5 kilometre uzaklıkta Ardahan yolu üzerindeki Karadağ çöplüğünün hemen yanındaki boş bir tabyanın içinde cesedi bulundu. Tecavüz edildikten sonra boğularak öldürüldüğü tespit edilen Mert Aydın'ın katilini bulmak için Emniyet Müdürlüğü harekete geçti. Polis mobese ve işyeri güvenlik kameralarını inceleyerek şüpheli Aykut B.'yi yakaladı. Cuma günü akşam gözaltına alınan ve sabaha karşı çıkarıldığı mahkemede tutuklanan Aykut B., güvenlik nedeniyle Erzurum H Tipi Cezaevi'ne konuldu.

AİLESİ KENTİ TERK ETTİ
Mert Aydın'ın cinayet şüphelisi olarak Aykut B.'nin yakalanmasının ardından B. Ailesi, Apar Topar Kars'ı terk etti. Yanlarına yakınları 3 aileyi daha alan B. Ailesi, güvenlik nedeniyle açıklanmayan bir kente gönderildi ve bu yolculukları da devlet gözetiminde yapıldı.

25 MOBESE GÜVENLİK KAMERASI İNCELENDİ
Kentte büyük öfke ve üzüntüye neden olan olayın ayrıntıları da polisin soruşturması ve tutuklanan Aykut B.'nin ifadeleriyle ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre, Arzu ve Yolcu Aydın çiftinin iki oğlundan küçüğü olan, Ziya Gökalp İlkokulu 3'üncü sınıf öğrencisi Mert Aydın, 6 Nisan Pazar günü babasının Faik Bey Caddesi'ndeki işyerine öğle yemeği götürdü. Babasından aldığı 3.5 lira ile çiğ köfte alarak İstasyon Mahallesi'ndeki evlerine dönmek isteyen Mert, Digor Pazarı'nda babasının işyerinden tanıştığı oto alım satımı yapan Aykut B. ile karşılaştı ve ondan kendisini eve bırakmasını istedi. 36 AV 079 plakalı hafif ticari aracın ön koltuğuna oturan Mert, Aykut B. ile birlikte Kent dışındaki Karadağ çöplüğüne gitti. Kentteki 25 mobese ve 20 güvenlik kamerasından elde edilen görüntülere göre saat 14.10 ile 16.30 arasında Mert ile burada kalan Aykut B., tek başına oto alım satımı yaptığı galeriye döndü. Ardından'da Erzurum'a gitti.

PROTESTO GÖSTERİLERİNDEN TEDİRGİN OLDU
Emniyet'in ailenin ilk anda yanlış teşhisiyle basına verdiği kamera görüntülerinde aranan kişinin kendisi olmadığını görünce rahatlayan ve kaçmayı düşünürken işinin başına dönen Aykut B., Kars'ta düzenlenen protesto gösterilerinden tedirgin oldu.

KIZ KAÇIRMA SUÇUNDAN YAKALANDIĞINI SANDI
Evi ile Bölge Trafik'in karşısındaki Galericiler Sitesi'nde bulunan oto galerinin dışına çıkmayan Aykut B., Aydın Ailesi'nin teşhisi üzerine 10 Nisan günü yakın takibe alındı. Aykut B., 11 Nisan günü saat 20.00'de galeride yakalandı. Polisleri karşısında görünce bir süre önceki 'kız kaçırma' suçundan dolayı mı yakaladıklarını soran Aykut B., sıkı güvenlik önlemleri altında götürüldüğü Emniyet'te sorguya alındı.

ZIRHLI ARAÇLARLA NAKLEDİLDİ
Babası ile birlikte oto alım satımı yapan, bekar olan, kız kaçırma ve hırsızlık suçlarından sabıkası bulunan Aykut B.'nin 4 saat kadar süren sorgu ve duruşmasında Kars barosundan hiçbir avukat görev almadı. Aydın Ailesi ile cep telefonu ve oto alım satımı nedeniyle alış verişlerinin bulunduğunu Mert'i, babasına ait işyerinde tanıdığını anlatan Aykut B., Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nde 'canavar hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürmek' suçundan saat 03.00'te tutuklandı. Aykut B., zırhlı araçla Erzurum'a nakledildi ve yüksek güvenlikli Erzurum H Tipi Cezaevi'nde hücreye konuldu.

KAN DONDURAN İFADELER
Aykut B.'nin, tutuklanmadan önce polise verdiği ifadelerinde, olayı büyük bir soğukkanlılıkla ayrıntılarıyla anlattığı öğrenildi. Aykut B. ifadesinde, 6 Nisan günü bir arkadaşıyla buluşmak için Digor Pazarı'na gittiğini belirtti. Arkadaşının buluşmaya gelmediğini, kaldırımda yürürken çocukla karşılaştığını kaydeden Aykut B., Mert'in "Beni de eve bırakır mısın?" isteği üzerine onu aracına aldığını bildirdi.

"BOĞDUKTAN SONRA KUCAĞIMA ALDIM"
Aracın ön koltuğuna oturan Mert'e, yolda otomobil sürmeyi bildiğini söylemesi üzerine bir süre direksiyonu verdiğini, ışıklara gelince tekrar değiştirdiklerini ileri süren Aykut B., gittikleri Karadağ çöplüğünde meydana gelenleri şöyle aktardı: "Mert cep telefonumla oto önünde ve yanında benim fotoğraflarımı çekti. Sonra eve götürmemi istedi. Ben de istemedim, ısrar edince itekledim. Yüz üstü düştü. Biraz dövdüm, burnu kanadı. Üzerindeki kazağı çıkardım, arabaya kan bulaşmaması için yüzüne kapattım. Arabanın ön koltuğundan arka koltuğa aldım. Aracın perdelerini kapattım. Arka koltukta taciz ettim. Mert istemeyince yine dövdüm. Boğazımı sıkınca kendimden geçtim. Üzerindeki kıyafetleri çıkardım. İş bittikten sonra, 'Babama, amcalarıma seni, senin yaptıklarını söyleyeceğim' dedi. Geçti ön koltuğa oturdu, başladı ağlamaya. Dışarıda bir ip buldum. Arka koltuğa geçtim, önde oturan Mert'in boğazına ipi doladım ve sıktım. Sonra ip koptu, tekrar bağladım. Mert çırpınarak ayaklarını torpidoya vurdu, öyle kaldı. Tabyayı ben tünel olarak biliyordum. Mert'i boğduktan sonra kucağıma aldım, cesedini tabyanın içine attım. Otoya bindim, geldiğim yerden döndüm. Akaryakıt istasyona girdim, 15 TL'lik yakıt aldım. Arabayı temizledim ve galeriye gittim."

POLİSTEN ALDIĞI PARAYLA ERZURUM'A DÖNDÜ
Digor yolu üzerindeki galeride saat 22.30'a kadar oturduğunu, kırmızı renkli aracı burada bırakıp gri renkli bir başka otoya binerek eve gittiğini öne süren Aykut B., evde kıyafetlerini değiştirdikten sonra televizyon seyrettiğini ve ardından da yattığını anlattı. 7 Nisan sabahı ailesi ile tartışarak evden çıktığını, 20 TL vererek otobüsle Erzurum'a gittiğini ifade eden Aykut B., bir galeride iş bulduğunu ancak kimlik istenmesi üzerine bundan vazgeçtiğini bildirdi. Erzurum'da bir otelde kaldığını, 8 Nisan günü Erzurum'da otogara gittiğini ve üzerinde 5 lira olduğu için orada gördüğü polislere "Kars'a gideceğim param bitti. Bana yardım eder misiniz?" dediğini, onlardan aldığı 20 lira Kars'a otobüsle döndüğünü söyledi.

Vatan

Tüm zamanların en iyi 10 eşcinsel filmi



Abdullah Cömert cinayetinde 20 yıl hapis talebi

Hatay'da, Abdullah Cömert adlı gencin Gezi Parkı gösterileri sırasında başına gaz fişeği atarak ölümüne yol açan bir polise olası kastla öldürme suçundan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

http://www.radikal.com.tr/turkiye/abdullah_comert_cinayetinde_20_yil_hapis_talebi-1186599

Cübbeli Ahmet Hoca: Eşcinseli, Travestiyi Niye Hakir Görüyorsun?

Cübbeli Ahmet Hoca adıyla bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, geçen hafta verdiği vaazda eşcinselleri ve travestileri dışlamamak gerektiğini söyledi.

Ünlü, kendisini dinleyen bir taksi şoförünün anısını paylaşarak “travesti de Allah’ın kulu” ifadesinden bulundu. “Yarın tövbe eder, evliya bile olabilir” diyen Ünlü, “eşcinsel diye, travesti diye, sarhoş diye, uyuşturuculu diye, tinerci diye niye hakir görüyorsun, niye kovuyorsun?” diye sordu.

“Kâfir Olan, Eşcinselleri Dışlayanlardır”
Eşcinselliğin bir günah olduğunu iddia eden Ünlü, “eşcinsel de olsan, yaptığın işin günah olduğuna inanırsan kâfir olmazsın” diyerek İslamiyet’e inanan eşcinselleri dışlayanların kâfir olacağını belirtti.

Ömer Akpınar - Kaos GL

"En İyi Üstsüz" ödülüne layık görülen aktör Zac Efron

2014 MTV Film Ödülleri sahiplerini buldu



MTV Film Ödülleri gecesinde "The Hunger Games: Catching Fire" yılın filmi ödülüne layık görüldü.

2014 MTV Film Ödülleri sahiplerini buldu
Emmy ödüllü komedyen Conan O'Brien'in sunduğu 2014 MTV Film Ödülleri, dün gece Los Angeles'taki Nokia Theatre'da sahiplerini buldu.

'That Awkward Moment' filmindeki rolüyle "En İyi Üstsüz" ödülüne layık görülen aktör Zac Efron ödülünü aldıktan sonra şarkıcı Rita Ora, ünlü aktörün gömleğini soydu.

Efron, sahnede üstsüz poz vermeyi de ihmal etmedi...

En İyi Kahraman: Henry Cavill / Clark Kent ? Man of Steel


Gülşen ve Murat Boz'dan cesur pozlar

POP müzik dünyasının başarılı isimlerinden Gülşen ve Murat Boz, single projesinde bir araya geldi.


İki ünlü şarkıcı, birlikte stüdyoya girip bestesi ve düzenlemesi Ozan Çolakoğlu’nun imzası taşıyan “İltimas” adlı şarkıyı okudu.

Bugün Ozan Çolakoğlu Prodüksiyon etiketiyle piyasaya çıkacak single’ın kartonet fotoğrafları da geçtiğimiz günlerde çekildi. Moda fotoğrafçısı Emre Ünal’ın objektifinin karşısına geçen Gülşen ve Murat Boz, birbirinden iddialı pozlar verdi.

Radikal




Eşcinsellere özel cezaevi projesi tartışma yarattı

Adalet Bakanı Bozdağ, farklı cinsel tercihleri olan hükümlü ve tutukluların barındırılması amacıyla müstakil cezaevi için başlatılan proje çalışmalarının sürdüğünü söylemesi kamuoyunda tartışılmaya başlandı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, farklı cinsel tercihleri olan hükümlü ve tutukluların barındırılması amacıyla müstakil cezaevi için başlatılan proje çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, cezaevlerini ziyaretleri sırasında görüştüğü eşcinsel mahkûmların sorunlarını hem araştırma hem de soru önergesiyle meclis gündemine getirdi. Hürriyet gazetesini haberine göre Ağbaba’nın soru önergesini yanıtlayan Bakan Bozdağ, hükümlü ve tutukluların kuruma girişlerinde farklı cinsel eğilimleri olduklarını beyan etmeleri durumunda, alınan sağlık raporu ile aynı durumda olan hükümlü ve tutuklular ile birlikte koğuşlarda barındırıldığını söyledi. Uygulamanın esas amacının farklı cinsel eğilimleri olanları korumak ve güvenliklerini sağlamak olduğunu belirten Bozdağ, bu cezaevlerinde, eşcinsel hükümlülerin ortak kullanım alanı ve sosyal faaliyetleri sırasında diğer hükümlü ve tutuklularla bir araya gelmeyeceğini ifade etti.

Bakanın yanıtı üzerine açıklama yapan Ağbaba, bu kişiler için en temel sorunlardan birinin cinsel kimliklerinin ifşa edilmesi olduğunu söyledi. Ağbaba, müstakil cezaevi yapılmadan önce özellikle LGBTİ bireylerin bu konudaki görüşlerinin mutlaka alınmasının gerektiğini söyledi. Ağbaba, “LGBTİ bireyler için öncelikle mevcut cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ve tecrit içindeki tecrite son verilmesi gerekiyor. Müstakil bir cezaevi topyekün bir ifşa anlamına gelebileceğinden bu konu üzerinde detaylı bir çalışma yapılması daha doğru olacaktır” dedi.

En fazla kayıp Türk Pakistan’da
Bozdağ, 2008-2012 yılları arasında 84 ülkede yargılanan ve cezaya çarptırılan toplam 7 bin 304 Türk vatandaşının bulunduğunu, 20 ülkede 161 Türk vatandaşının ise kayıp olduğunu bildirdi. En fazla kayıp 54 vatandaşla Pakistan’da, onu 29’la Afganistan, 6 vatandaşla İngiltere, 5 vatandaşla Suriye takip ediyor. Adalet Bakanı, yurt dışındaki cezaevlerinde hayatını kaybeden toplam 8 Türk vatandaşının bulunduğunu belirterek, “Cezasını çekmesi için ikili hukuki anlaşmalar nedeniyle ülkemize iade edilen toplam 460 vatandaşımız bulunmaktadır” dedi.

Radikal

Gol olmasın diye soyunan taraftar poposunu açtı

La Liga'da oynanan Getafe-Atletico Madrid maçında oldukça ilginç bir olay yaşandı.


Karşılaşmanın 66. dakikasında hakem , Atletico Madrid lehine penaltı düdüğü çaldı. Topun başına geçen Diego Costa, atışı kullandığı sırada ilginç bir görüntüyle karşı karşıya kaldı.

Atletico Madrid'de Diego Costa'nın sakatlığı korkuttu


Getafeli bir taraftar , penaltı sırasında pantolonunu indirerek golcü futbolcunun konsantrasyonunu bozmaya çalıştı. Yıldız oyuncunun penaltı atışını gole çevirememesi ise dikkati çekti.

İspanyol basını, Getafeli taraftarın bu görüntüsünün topun fileleri bulmamasında önemli rol oynadığını iddia etti. Mehmet ÇİFTÇİ (DHA)

Eşcinseller için bu uygulama yolda

Adalet Bakanlığı, farklı cinsel tercihleri olan hükümlü ve tutuklulara özel cezaevi inşaa etmek için harekete geçti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gey, lezbiyen, biseksüel ve transeksüellerin güvenlikleri gerekçesiyle halen farklı koğuşlarda tutulduğunu, müstakil cezaevi yapımı için ise proje başlatıldığını açıkladı.

ÇALIŞMA BAŞLATILDI

CHP'li Veli Ağbaba'nın cezaevlerindeki lezbiyen, gey, biseksüel ve transeksüellerle ilgili sorusuna yanıt veren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ müstakil cezaevi yapımı için çalışma başlatıldığını belirtti.

Cezaevlerinde farklı cinsel eğilimleri olanların ayrı koğuşlarda tutulması ve tecrit edilmesi yönündeki eleştirileri yanıtlayan Bozdağ, amacın  korumak ve güvenlik sağlamak olduğunu söyledi.

FARKLI CİNSEL TERCİHİ OLAN 81 HÜKÜMLÜ VE TUTUKLU VAR

2013 sonu itibari ile cezaevlerinde farklı cinsel tercihleri olan  81 hükümlü ve tutuklu bulunuyor. Bu kişiler pembe koğuş adı verilen, diğer hükümlü ve tutuklulardan ayrı bir bölümde tutuluyor.

Dünyada başka örneği olmayan lezbiyen gey biseksüel ve transeksüeller için özel cezaevi projesine, bireylerin sosyal yaşamdan koparılacağı gerekçesiyle çok sayıda sivil toplum kuruluşu da tepki gösteriyor. NTV

Abdulla Ramo: Mutluluk devrimi yapacağım


Ne paraya ne de pula ihtiyacı var. İtalya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde şubeleri olan giyim markasının Suriyeli sahibi. Ama müzik ve DJ’lik tutkusunu kaybetmemiş ve bu alanda da çok iddialı. ilk albümünü bir ay sonra çıkarıyor. Tüm dünyaya da “Birbirimizi sevelim” mesajı vermek istiyor.

Akşam