1 Eylül 2014 Pazartesi

Kıvanç Tatlıtuğ sanata ilham verdi

Kıvanç Tatlıtuğ, Ortadoğu'nun ardından Amerika'yı da fethetti. Arap sanatçı Harb'ın, yakışıklı oyuncunun fotoğraflarını kullandığı 'eseri' New York'un en ünlü müzesinde sergilenmeye başlandı.


ORTADOĞU’ya ilk satılan dizi olma özelliğine sahip Gümüş’le birlikte Arap dünyasında çok popüler olan Kıvanç Tatlıtuğ’un, ünü Amerika’ya yayıldı. New York'ta bulunan ve dünyanın en ünlü çağdaş sanat müzelerinden olan New Museum’da Arap sanatçı Shuruq Harb’ın ‘Here and Elsewhere’ adlı sergisinde Tatlıtuğ’un fotoğrafları da yer aldı. Dünyanın bir çok yerinden ünlü isimlerin fotoğraflarının bulunduğu sergiye, sanat tutkunları adeta akın etti. Ramallahlı sanatçı Harb, dünya çapında bir çok bienalde eserleriyle yer alıyor.
ZEHRA ÇENGİL AKŞAM

The Fazzini's twins


Diyarbakır'da transların evleri pompalı tüfekle basıldı!

Transfobik saldırıda iki trans kadından biri yaralandı...

Diyarbakır’da saat 22.30 sularında Yenişehir ilçesi İstasyon Caddesi Akkoyunlu 4. Sokak’ta bulunan bir binanın 4. katında trans kadınlara saldırı düzenlendi.

subuo.tv'deki habere göre; 2 trans kadın, evlerinde televizyon seyrederken yüzlerinde kar maskesi bulunan kişiler kapıyı çaldı. Kapıyı açan trans bireyler, maskeli şahısların pompalı silahlı saldırısına uğradı.

Olayda bir trans pompalı tüfekten çıkan saçmaların yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandı. Yaralı trans olay yerine gelen ambulansla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınırken, polis ekipleri bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

http://www.demokrathaber.net/guncel/diyarbakirda-translarin-evleri-pompali-tufekle-basildi-h37446.html

Bir trans, bir eşcinsel...

...
Bir kadın Figen Onur.
Erkek bedeninde bir kadın, Mersin’de bir trans aktivist, Figen.
Kendisini bu hayattan silip süpürmeye, yok etmeye, ‘normalleştirmeye’  çalışan herkese karşı, kendi olarak, kendi insani duruşunu ortaya koyan son bir eylemle veda ediyor.
Figen, son bir eylem olarak kendi canına kıyıyor.
Kanlı bir isyan bayrağının yere düşmesi gibi bir fotoğraf düşüyor önümüze.
Bir fotoğraftan bakıyor Figen bize.
Defalarca getirilip aşağılandığı, tartaklandığı bir polis karakolunun önünden bakıyor. Hemen arkasında bronz bir Atatürk büstü duruyor.
Ağlamaktan kızarmış gözleriyle bakıyor Figen, biz de ona bakıyoruz. Çok fazla tutamıyoruz bakışlarımızı Figen’in gözlerinde, kendi insanlığımız ve normalliğimiz bakışlarımızı başka yerlere kaydırıyor.
Hayatın ruhunda ve bedeninde açtığı bütün yaraların acısını taşıyan bir ifadeyle bakıyor Figen bize.
Doğduğundan beri bütün yaşadıkları var bu ifadede.
Her yerden “defolun gidin buradan” denilerek tekmelenmenin, yıllar öncesinden cinsel kimliği nedeniyle ailesi tarafından dışlanmanın, Soma’da ölen kardeşinin cenazesine bile gidememiş olmanın, daha o hafta içinde, defalarca polisler tarafından aşağılanmanın, gazlanmanın, azar azar insanlıktan çıkarılmanın, yok sayıla sayıla yok edilmenin izleri var bu ifadede.
Figen artık devam etmek istemiyor, “normalliğiniz, ahlakınız, insanlığınız size kalsın” diyor.
Bir fotoğraftan bakıyor artık sadece, sonsuza kadar da bakmaya devam edecek.
Bir kadın, bir erkek, bir insan olarak…

Bir ibne, geçen yıl, her konuda her şeyin en doğrusunu bilen, insanlara nasıl oturup nasıl kalkacaklarından tut da nasıl evlenip kaç çocuk doğuracaklarına, nasıl ahlaklı olacaklarına kadar her konuda akıl veren, giderek kendi “en doğru” yaşam biçimini herkese dayatma eğilimleri taşıyan başbakanın kendi ibneliğine de göz koyup elinden alacağından kaygılanıyor ve “Erdoğan’dan ‘dört dörtlük ibneyim, ibneliği sizden öğrenecek değiliz’ açıklaması bekliyorum. Öptüm. #AnayasadaLGBT” diye bir tweet atıyor.
Bir başbakan, bir ibnenin kendisine, ‘ibne’ diyerek ‘hakaret, iftira ve ağır tahrik’ yaptığı iddiasıyla ceza davası açıyor.
Bir ibne ise, “bir cinsel yönelimi ifade eden ve erkek eşcinselleri tanımlamakta kullanılan ‘ibne’ kelimesinin hakaret sayılmasıyla, asıl kendisinin  aşağılandığını söyleyerek başbakan hakkında suç duyurusunda bulunuyor.
Bu ibne, başbakanın açtığı bu dava sonucunda suçlu bulunup 2 ay 15 gün karşılığı 1500 lira para cezasına çarptırıyor.
Bu ibnenin başbakan için yaptığı suç duyurusunu ise kimse dikkate almıyor.

Gel zaman git zaman, bu başbakan, ülkeye cumhurbaşkanı oluyor ve bir ibneye verilen bu cezayı az bulup bu sefer yeni bir manevi tazminat cezası açıyor.
Dava dilekçesinden, ilk açılan davanın öfkeyi iyice artırdığı anlaşılıyor. “Davalı sınırı aşarak ağır hakaret ederek, müvekkil Başbakan’a karşı kara propagandalarına devam etmektedir. Duruşmaların olduğu gün kendini haklı çıkarmak için her yolu meşru saymış ve basın açıklamaları ile olayı farklı yönlere çekmeye devam etmiştir.”

Cumhurbaşkanı  ilk icraatı olarak açtığı bu davada, LGBTİ aktivisti Levent Pişkin’den bu sefer 50.000 tl manevi tazminat istiyor.

Bir kadın, bir adam, bir trans, bir ibne…
Bir erkek toplum, bir erkek devlet.
Bir cehennem sanki insan olana.

Yılmaz Murat Bilican - T24

Eşcinsel festivaline akın ettiler

Kopenhag’da düzenlenen eşcinsel festivaline dünyanın her köşesinden eşcinseller katıldı.
Festivalde diplomatlar, siyasetçiler de yer aldı. Başbakan Helle Thörning Schmidt eşcinsellere verdiği destek nedeniyle yılın Solmon’u seçildi.

DANİMARKA’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen Avrupa’nın en büyük eşcinsel festivalinde, siyasetçiler, diplomatlar kendilerini gösterebilmek için adete birbirleriyle yarıştılar. Gökkuşağı renkleri ile donatılan şehrin Belediye Meydanının merkez olarak seçildiği festivalde, eşcinseller Frederiksberg belediyesi önünden başlayarak, Vesterbrogada caddesini dolduran on birlerce meraklının bakışları arasında Kopenhag belediye Meydanına yürüdüler. Müzikler eşliğinde, dans ederek birbirinden ilginç kıyafetlerle belediye meydanına yürüyen eşcinsellerin arasında, ABD’nin Kopenhag Büyükelçisi Rufus Gifford ve birlikte yaşadığı Dr.Stephen DeVincent, Sosyalist Halk Parti Milletvekili Özlem Sara Çekiç, Sosyalist Halk Parti Başkanı Pia Olsen, Eğitim Bakanı Christine Antorini, Kopenhag Valisi Sosyal Demokrat Frank Jensen, Avusturya büyükelçisi, eski ve yeni bakanların bulunduğu görüldü. ABD Büyükelçisi Rufus Gifforrd, büyükelçilik binası duvarına eşcinsellerin sembolü Gökkuşağı renginde bayrak astırdı. Belediye meydanında konuşma yapan ABD Büyükelçisi ilk kez eşcinsel festivaline katıldığı Danimarka’nın Dünyanın en özgür ülkesi olduğunu söyledi. Rufus Gifford’a yürüyüş sırasında da büyük tezahürat yapıldı.

KOPENHAG TOLERANSLI ŞEHİR

Yürüyüş sırasında DHA mikrofonuna konuşan ABD Büyükelçisi Rifus “Yürüyüşe katılmak çok şahane çok güzel. İnsan hakları açısından Büyükelçilik duvarına gökkuşağı renklerini astırdım”dedi. Kopenhag Valisi Frank Jensen yaptığı açıklamada Kopenhag’ın açık ve toleranslı bir şehir olduğunu gösterdik. Her yıl giderek artan bir kalabalık var.

Kopenhaglılar eşcinsel festivalini destekliyor” diye konuştu. Eğitim bakanı Christine Antoroni festivalin çok şahane geçtiğini ve hiçbir ayrımcılık yaşanmadan herkesin bir arada eğlenebildiğini söyledi. Özlem Çekiç de yürüyüş anında DHA’ya yaptığı açıklamada “Ben partimin eşitlik sözcüsü olarak her yıl katılıyorum. İnsanların dini, inancı, cinsel tercihi ne olursa olsun her insanın kendine ait değeri olmalı. Onun için buradayım. Bu sene çok kalabalık. Umarım her kes her insanın değerini bilir, çok renkliliğe evet, ayrımcılığa hayır der” dedi. Çekiç yürüyüş boyunca insanların büyük sevgi gösterisi ile karşılaştı. Festivale ilk gününde yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı bildirildi.

DHA

31 Ağustos 2014 Pazar

Fenerbahçe - Karabük: 3 - 2



Türk sinemasının en iyi filmi seçildi: Susuz Yaz

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, Türk sinemasının 100. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "En İyi 100 Türk Filmi" oylaması sonuçlarına göre, Kültür Bakanlığı'nın koordinasyonunda gerçekleşen, 100'den fazla üniversite ve sivil toplum kuruluşunca belirlenen ve internetten oylamaya sunulan, 360 binden fazla tekil oy kullanılmasıyla en iyi 300 Türk filmi arasından Metin Erksan'ın yönettiği ve Türkiye 'ye uluslararası ilk ödülü getiren "Susuz Yaz" birinci seçildi.

İLK 10'A GİREN FİLMLER VE ALDIKLARI OY SAYISI

Susuz Yaz / 22.582 oy
Hababam Sınıfı / 19.890 oy
Babam ve Oğlum / 12.926 oy
Eşkıya / 12.876 oy
Canım Kardeşim / 8.825 oy
Selvi Boylum Al Yazmalım / 7.684 oy
Züğürt Ağa / 6.478 oy
Yol /5.234 oy
Vizontele / 4.925 oy
Bir Zamanlar Anadolu'da / 4.915 oy

Tuğba Özgür Durmaz - Hürriyet

Dina Çıtak çıktı!


Ben zaten bir babayla büyüdüm, Cem Çıtak. Büyük bir sevgiyle yetiştiğim için de hayatımdaki biyolojik babayı kurcalamak istemedim.
Babam bana büyük aşkla bağlıydı. “En çok seni seviyorum. İlk göz ağrımsın, denizin dibindeki inci tanemsin” derdi. Hiçbir zaman öz kızı değilmişim gibi davranmadı.
Babamın öz babam olmamasına üzüldüm. Ama büyüdükçe aradaki biyolojik bağın çok önemli olmadığını anladım. Baba sevgisini öz babasıyla yaşayan bir çocuktan daha çok hissetmiş olabilirim.
İbrahim Tatlıses'in babam olduğu konusunda annem ne derse kabulüm. Onun dediği bir şeyin aksini iddia etme lüksüm olmaz. Bir de ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
DNA testini isterse tabii yaptırırım, benim için bir problem yok. Ama bunu kanıtlamak gibi bir çabam yok. O böyle bir şeye inanmazsa ben de inanmayabilirim. Ama onun tarafında da bu duruma karşı ‘Hayır asla’ gibi tavır olduğunu düşünmüyorum.
Başka birinin babanız olduğunu öğrenince ona hemen baba sevgisi duyamıyorsunuz. Sadece saygı duyuyorsunuz.
Babamı yedi sene önce kaybettim. Kalp krizinden. O olaydan sonra İbrahim Bey’in vurulduğunu duyunca hastaneye gitme ihtiyacı hissettim. İçgüdüsel bir hareketti. Kan çeker lafına inanmazdım ama gerçekmiş. Ama görüşmedim.
Baba demek kolay değil. Bana İbrahim Bey demek daha güzel geliyor. Baba demem gereken kişiye dedim zaten. Ama asla demem anlamına gelmesin.
Soyadımdan memnunum evlensem bile Çıtak soyadını taşımak istiyorum.
İdo bana ablam diyor.
İlk şarkım ‘Çık Dışarı’, piyasadan uzak olmayan pop ve funky ritimler barındıran bir şarkı. Şarkının sözleri Murat Güneş’e, bestesi Fas asıllı Belçikalı müzisyen Cheb Rayan’a ait. Rayan besteyi vermeden önce performanslarımı dinlemek istedi. Ve çok beğendiğini söyleyip hediye etti. Şimdi şarkının İngilizce sözleri hazırlanıyor. Michael Jackson’ın Dangerous turnesindeki Dj Mebs hazırlıyor.
Pera Güzel Sanatlar’da yüzde 50 bursla okudum.  Türkiye’de bölümüm bir tek Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde vardı; hafif batı. Orada okudum. Bu dönemde kendi grubumu kurdum. Sahne almaya başladım.
19 yaşında Berkeley sınavlarına girdim. Pop vokal bölümünden burs aldım ama 4-5 sene orada olmaya cesaret edemeyip sadece Berkeley workshoplarına katıldım. Aynı zamanda kilisede herkesin beni dinlediği caz ayinlerine katıldım. Orada bir müzik grubuna dahil oldum ve uluslararası partilerde şarkılar söyledim.

Hakan Gence - Hürriyet

Sevmek suç mu?

Bunu bilmek istiyorum Trans aktivist Figen, fiziksel ve duygusal şiddetle sarmalanmış hayatını geçen hafta sonlandırdı. Arkadaşları ona, “Baskılara daha fazla dayanamayarak daha uzağı olmayan bir yere gitti” diyerek veda etti. 


Kütahyalı, üç çocuklu bir ailenin nüfusa Ramazan Kalkan olarak kaydettirilen oğlu. Gerektiği yerde gerektiği kadar konuşuyor, hep sevgi dolu. Cinsel kimliği deşifre olup, baskı görene kadar bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyor. Açtığı nüfus davası mart ayında sonuçlandığından bu yana kimliğinde Ramazan değil, Figen yazıyor.

Son fotoğrafı bir karakolda çekilmiş. Gözleri kan çanağı, vücudunda darp izleri, morartılar. Kalbini tuzla buz edip eline verdiklerinde Figen, 38 yaşındaydı. Bir gece yarısı, kendini Akdeniz’in serin sularına bıraktı.



Ankara’da yaşıyor, memurluğu bırakmak zorunda kaldığı için Hoşdere’de seks işçiliği yapıyordu. Ancak kimse ona bu caddenin ‘iç dengeleri’ olduğunu söylememişti. Bölgeyi kendine ayıran çeteler, birkaç kez evini basarak Figen’i darp etti. Kurtulmak için Mersin’e taşındı ancak burada da polisten ve transfobiklerden şiddet gördü. Bütün bunlara direnmeye çalışırken önce kardeşini Soma faciasında kaybetti, ardından annesi intihar etti. Her ikisinin de cenazesine aile baskısı nedeniyle gidemediği için bunalıma girdi.

“Vur, vur beni ama Umut’a bir şey yapma!” Sevgilisi Umut G’nin albay babası, birlikte yaşadıkları evi silahlı adamlarıyla basıp, tabancayı Figen’in kalbine dayadığında ona böyle seslenmişti. Akabinde bir video çekerek “Sevmek suç mu, bunu bilmek istiyorum” diye sormuştu. Üzerine geçen ay polislerce yine coplanıp, biber gazına maruz kaldıktan sonra artık neredeyse hiç konuşmuyordu. 24 Ağustos gecesi intihar ettiğinde, doktorlar kalbini çalıştırmayı başaramadı. En büyük hayali, hapsolduğu erkek bedeninden çıkmaktı. Sağlık raporunu almıştı, cinsiyet değiştirme ameliyatı olması için gereken bir yıllık geçiş sürecinin içindeydi. Bekleyemedi. Yakın arkadaşı Yağmur’a göre Figen’in yaptığı, bir eylem biçimiydi; hepimizin suratına tükürüp gitti.

 İpek İZCİ - Hürriyet

Üç havalı gey

Habertürk'ten Kübra Par, 2010 yılından bu yana New York'ta yaşayan gazeteci-yazar Oray Eğin ile röportaj yaptı.

Röportajda Eğin'in özel yaşamından, siyasete ve medya dünyasına dair çok sayıda konuya değinildi. Fakat Oray Eğin, bunun yayınlanmasının hemen ardından Kübra Par'a ateş püskürdü.

"BU ÜÇ HAVALI GAY"
Eğin'in bu çıkışının nedeni Kübra Par'ın röportajın girişine yazdığı ifadeler oldu. Kübra Par, daha önce bir mekanda Oray Eğin'le karşılaştığını, yanında olan Yiğit Karaahmet ve Barbaros Altuğ'u, "bu üç havalı gay" olarak nitelendirerek içten içe hayran olduğunu ifade etti.

"ARTIK AYŞE ARMAN'DAN BAŞKASINA RÖP. VERMEM"
Oray Eğin ise, Kübra Par'ın kullandığı bu ifadenin ardından medyada Ayşe Arman'dan başka kimseye röportaj vermeyeceğini söyledi.

http://www.ensonhaber.com/kubra-parin-havali-gay-tanimlamasi-oray-egini-kizdirdi-2014-08-31.html

Homofobik Polis görevden alındı!

ABD’de siyahi bir genci öldüren polise duyulan tepkiler sonrasında Missouri eyaleti St. Louis şehri Ferguson semtinde başlayan protesto gösterilerinde gazeteciye kötü muamele eden polis görevden alındı.

ABD’de silahsız bir siyahi genci öldüren beyaz polise duyulan tepkiler sonrasında Missouri eyaleti St. Louis şehri Ferguson semtinde başlayan protesto gösterilerinde gazeteciye kötü muamele eden polis emekli edildi.

CNN muhabirini yayında olduğu bir sırada itekleyen ve onunla tartışan polis memuru, daha sonra bir toplantıdaki konuşmasının kayıtlarıyla da gündeme gelmişti. İsminin Dan Page olduğu belirtilen ve 35 yıllık mesleğinde deneyimi bulunan memurun, konuşmasında Başkan Barack Obama, Müslümanlar ve LGBTİ‘lere hakaretler ediyordu. Protestocular hakkında ise “Bırakın birbirlerine ateş edip öldürsünler, polis de vaktini boşa harcamamış olur.” diyordu.

St. Louis Vilayeti (County) Polis Şefi Jon Belmar, MSNBC haber kanalına yaptığı açıklamda, Page’in emekli edildiği haberlerini teyit etti. Belmar, Page’in konuşmasında sarf ettiği sözlerin ise kendisini çok üzdüğünü söyledi.

http://lgbti.org/homofobik-polis-gorevden-alindi/

Lezbiyen çift kabinede

Kolombiya kabinesinde yer alan lezbiyen çift, “Bizi icraatlarımızla yargılayın” diyor

Kolombiya’da bir yandan LGBT bireyler daha fazla şiddet görürken, ilk defa lezbiyen bir çift aynı bakanlar kurulunda yer aldı. Haziran ayındaki seçimlerde 2. kez devlet başkanı seçilen sağcı Juan Manuel Santos’un yeni hükümetinde Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanlığı koltuğunda oturan Cecila Alvarez, Eğitim Bakanlığı koltuğunda ise Alvarez’in sevgilisi Gina Parody yer alıyor. Bir önceki hükümette de ulaştırma bakanı olarak görev yapan Alvarez, bir radyo programına konuk olarak sevgilisiyle aynı bakanlar kurulunda yer almasına yönelik eleştirileri yanıtladı. Başkan Suarez’i öven Alvarez, şunları söyledi:

“Merak ediyorum, bu soru erkeklere neden sorulmuyor; hükümette şu ana kadar kaç tane eşcinsel erkek bakan vardı? Başkana, hiçbir zaman kişisel meselelerle ilgilenmemesi ve sadece kişisel özelliklerimizi görüyor olduğu için teşekkür ederim. Bence öncelikli olarak yaptığımız işler nedeniyle yargılanmalıyız. Balkan hep bizim potansiyelimizle ilgilendi. Gina da hayata geçirdiği işlerle ne kadar çalışkan olduğunu başkana gösterdi. Başkan insanları oldukları gibi sevdi.”

Ancak Kolombiya’daki muhafazakârlar bu durumdan çok da hoşnut değil. Bunların başında gelen isimlerden biri de Kolombiya Denetleme Dairesi Başkanı Alejandro Ordonez oldu. Ordonez, toplum ve aile değerlerine zarar verdiği gerekçesiyle Kolombiya’da kürtaj, eşcinsel evlilik ve ötenaziye savaş açmış durumda.

LGBT BİREYLERE ŞİDDET ARTTI
Ordonez bu kapsamda, eşcinsel derneklerin düzene karşı faaliyetlerde bulunduğunu gerekçe göstererek, eşcinsel çiftlerin evliliklerine olmasa bile dernek kurmalarına izin veren yasanın, iptali için başvurdu. Ancak Kolombiya Yüksek Mahkemesi “haksız” olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetti. Ordonez ayrıca 2003’te “Hayvanlığımızın Özgür Evrimine Doğru” adıyla yayımladığı kitapta, eşcinselleri doğal olmamakla suçladı.
Kolombiya İçişleri Bakanlığı’nın temmuz ayında yayımladığı rapora göre ülkedeki LGBT nüfusuna karşı sistematik şiddet arttı. Raporda özellikle Karayip kıyılarında yasadışı silahlı grupların LGBT topluluğuna karşı ölüme kadar varan şiddet uyguluyor.

COLOMBIA REPORTS
TARAF

Dk. 43 Cenk








Dk. 52 Burak Yılmaz

Nick Kopytyuk by Kristopher Kelly


30 Ağustos 2014 Cumartesi

AK LGBTİ Tayyip Erdoğan'ı Kınadı

Ege'nin Sesi/Neşe Yavuz- AK Parti LGBTİ Bireyleri adıyla kurulan grup Erdoğan'ın LGBTİ Aktivisti Levent Pişkin'e tazminat davası açmasını kınadı. 


Geçtiğimiz haftalarda  Recep Tayyip Erdoğan'ın mitinglerinde boy gösteren AK LGBTİ grubu, AK Parti'nin lgbti bireylere karşı olan tutumuna rağmen Erdoğan'ı destekliyorlardı. Bugün Twitter hesabından atılan bir mesajla kamuoyuna Recep Tayyip Erdoğan'ı açılan tazminat davasından ötürü kınadıklarını belirttiler.


 http://www.egeninsesi.com/164243-ak_lgbti_tayyip_erdogani_kinadi

“İlk Öpücük” videosunun Türkiye versiyonu yayınlandı

Yönetmen ve senarist Tatia Pilieva’nın Mart ayında yayınladığı ve 89 milyon kişinin izlemesiyle viral videoya dönüşen “First Kiss” “İlk Öpücük” videosunun benzeri Türkiye’de çekildi.

İlk Öpücük videosunda birbirini tanımayan insanların ilk öpücükleri gösteriliyor.

Türkiye’de iSüper Sekiz tarafından çekilmesi planlanan ve videoda olamk isteyenlerden başvuru toplanırken Otostop Production çektikleri “İlk Öpücük” videosunu yayınladılar.

http://yesilgazete.org/blog/2014/08/17/ilk-opucuk-videosunun-turkiye-versiyonu-yayinlandi/


Semih Metin Demirkan by Can Büyükkalkan


IŞİD'de erkeğe tecavüzün adı nikah

YPG tarafından bir süre önce yakalanan IŞİD militanlarının itirafları, dün akşam STERK TV’de yayınlandı.

‘NİKAH KAYDI’ DİYE TECAVÜZLERİ SAYIYORLAR!

Belgeselde en dikkat çekici bölüm ise, çete üyelerinin kendilerini tanıtırken isimlerinin yanı sıra, üye kayıt numarası bir de ‘nikah’ numaralarını söylemeleri! Örneğin programda konuşan Cinêd Cemîl Silêman’ın üye kaydı 333, nikah kaydı 583. Ebbas Ebû El Emîr kod adlı Mihemed Sebah Hebeş örgüt üye numarasının 500, nikah numarasının ise 400 olduğunu belirtiyor. Bir başka itirafçı Ebdulkerîm Îbrahîm Bazo da nikah numarasının 5, örgüt üyeliğinin ise 19 numara söylüyor. IŞİD itirafçıları programda, “nikah” denilen şeyin aslında tecavüz olduğunu açıklıyor.

Anlatımlara göre, örgüte kabul edilmesi için her erkek üyeye tecavüz ediliyor. Katılmayı reddedenlere şantaj için bu tecavüz anı kameralarca kaydediliyor. Örneğin 1994 doğumlu Ferhan Salim Unûf Safên daha önce tanıdığı olan Silêman Kohnê, Ebû Qûteybe ve Cinêd Cemîl tarafından kaçırıldığını, daha sonra defalarca tecavüze uğradığını anlatıyor: “Bayılmıştım. Ayıldığım zaman bana şu an Cezaa’da IŞİD’in yanındasın dediler. Bana katılmamı söylediler. Bunun mümkün olamayacağını söyledim. Bana aklınızın alamayacağı kötü şeyler yaptılar. O kadar ki bana yapılanları Amerikalılar Ebe Garip’te yapmadılar. İsrailliler Filistinlilere yapmadı. Gerçekten anlatmaya utanıyorum. Mele Newaf, Hecî Mehmûd, Silêman Kohnê, Cinêd, Ebid ve adlarını bilmediğim 3-4 kişi daha vardı. Onların yüzleri kapalıydı. Yaklaşık on kere ‘nîkah’ kıydılar!” Ebdulkerîm Îbrahîm Bazo ise örgüte üye olmak için ‘nikah’ın şart olarak konulduğunu belirtiyor. Nikah töreninin bir “ayin” gibi yapıldığını söyleyen Bazo, “bana bunu yapanlar savaşman için moral ve güç kazandın diyorlardı” diye ekliyor.

ŞANTAJ İÇİN TECAVÜZLER KAYDA ALINIYOR

Bazo’nun bahsini ettiği Cinêd Cemîl Silêman ise, çete üyelerinin kendisinin IŞİD’e katılması için ellerindeki ‘nikah kaydı’ ile şantaj yaptıklarını söylüyor: “Silêman Kohnê beni Çem Çêlek köyüne götürdü. Burada Hecî Newaf Mele Mehmûd tarafından ‘nikahım’ gerçekleşti. Gözlerimi kapattılar ve beni başka bir odaya aldılar. Burada nikahımı kıydılar. Sonra Silêman beni eve bıraktı. Yaklaşık 15 gün sonra bize geldi ve örgüte tam katılım sağlamam gerektiğini söyledi. İstemiyordum. Ancak ellerinde görüntü vardı. Bana katılmazsam görüntüleri aileme göstereceklerini söyleyerek tehdit ettiler.”

Ebû Quteybe olarak bilinen Ehemd Hisên adlı itirafçı da insanın kanını donduracak açıklamalarda bulunuyor: “Ben Malikiyê’nin (Derik) Şerbaniyan aşiretindenim. Belli bir zaman önce Silêman Kohnê bana IŞİD’e katılmam için teklif yaptı. Ancak yeni evli olduğumu ve bu türden işlerde yer almak istemediğimi kendisine söyledim. Kornîş yolu üzerinde iki kişi tarafından kaçırıldım. Ellerimi bağladılar ve bir şeyler koklatarak beni bayılttılar. Gözlerimi açtığımda çok kötü bir kokunun geldiği bir odadaydım. Ne yaptısam beni odadan dışarı çıkarmadılar. Aklım başıma geldiğinde yüzleri kapalı 5 kişi karşımda duruyordu. IŞİD’e katılmam için bir daha teklif ettiler. Red ettim. Bu kez işkenceye başladılar. Kötü şeyler yaptılar bana. Üzerimde sigara söndürdüler. Guantenamo’da Iraklılara bu tür işkenceler yapılmamıştı. Sanırsın ellerinde bir kafir var. Gözlerimi kapattılar ve beni tümden çırılçıplak soydular. 15 kez ‘nikah’ gerçekleştirdiler. Daha sonra başımı yıkadılar. Kolonya sürdüler bana. Odadan dışarı çıkardılar. Nikahsız hiç kimsenin IŞİD’e katılamayacağını belirttiler. Daha sonra çok acayip ayetler okudular. Onlar ayetleri okudukça gözümün önüne başı kesilmiş insanlar geliyordu. Akademik Arapça konuşuyorlardı.”

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN LGBTİ AÇILIMI

Cumhuriyet Halk Partisi 5 ve 6 Eylül’de yapılacak olan olağünüstü kurultayda parti meclisi için sürpriz isimlerle görüşülüyor. Görüşülen isimler arasında eşcinsel örgütü olan LGBTİ’den de bir temsilci yer alıyor
CHP’de 5ve 6 Eylül’de yapılacak olan olağünüstü kurultayda parti meclisi için sürpriz isimlerle görüşülüyor. Görüşülen isimler arasında eşcinsel örgütü olan LGBTİ’den de bir temsilci yer alıyor.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’nde önemli değişikliklere gitmeye hazırlanıyor. Özellikle ulusalcı olarak bilinen isimlerin yeni yönetimde yer almaması bekleniyor. Kılıçdaroğlu, bu isimlerin yerine toplumun çeşitli kesimlerinden temsilcilere yer vererek partinin özgürülükçü ve bütünleştirici bir yapıya bürünmesini hedefliyor.
Amaç ‘Gezi Ruhu’nu parti meclisine taşımak.
TAKSİM DAYANIŞMASI’NDAN BİR TEMSİLCİ
Bu doğrultuda öncelikle hem dindar hem de solcu kimliğiyle bilinen Mehmet Bekaroğlu’na teklif götürüldü. Bekaroğlu da CHP’nin teklifine sıcak bakıyor.
Parti Meclisi’ne eşcinsel örgütlerinden de bir isim alınmak isteniyor. Bu doğrultuda LGBTİ örgütünden bazı isimlerle görüşülüyor.
Gezi direnişi sırasında ön plana çıkan bazı isimlerle de görüşülüyor. Taksim Dayanışması yönetiminde yer alan ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığını yürüten Tayfun Kahraman’a teklif götürüldü.
Sanatçı Levent Üzümcü de görüşülen isimle arasında yer alıyor. Üzümcü’nün ismi daha önce de gündeme gelmiş ancak sanatçı, durumdan haberi olmadığını söylemişti. Buna karşın CHP yönetimi Levent Üzümcü’ye PM için teklif götürdü.
ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE GÖRÜŞÜLÜYOR
Hükümet tarafından talepleri bir türlü karşılanmayan Alevi örgütleri de yeni PM’de temsilci bulunduracak. Kılıçdaroğlu yönetimi bu doğrultuda çeşitli Alevi örgütleriyle görüştü.
CHP’de Kılıçdaroğlu’na yakın isimler önümüzdeki dönemde CHP’nin ‘Gezi Ruhu’na daha uygun daha özgürlükçü, daha solcu ve daha bütünlüştürücü bir yapıya bürüneceğini ifade ediyor.

HABER+1