1 Ekim 2014 Çarşamba

Krishna Marques by Jeff Segenreich


"Homoseksüelim" diyip dolandırıyorlar

Parkta otururken, yanınıza biri gelerek “Homoseksüel” olduğunu söylerse, uyanık olun. Bu, bir dolandırıcılık şebekesinin sizi kurban seçtiği anlamına geliyor. İşte dolandırıcıların son dönemde sıkça kullandığı şeytanca yöntemlerden biri…

Polisin suç kayıtlarına her gün yeni bir dolandırıcılık yönetim geçiyor. Biri var ki, akıllara durgunluk verecek cinsten… Dolandırıcılar bu yöntemle genelde 50 yaş üzerindeki erkek vatandaşları hedef alıyor. Parklarda oturan kurbanların yanına gelen bir dolandırıcı, homoseksüel olduğunu ve birlikte olmak istediğini söylüyor. Olayın şaşkınlığını yaşayan kurban, ne olduğunu anlamadan yanlarına diğer dolandırıcı gelerek kendisini polis olarak tanıtıyor. Kurban seçilen vatandaşa, “Bu yaşta böyle pis işlerle uğraşmaya utanmıyor musun? Seni rezil ederim, tutuklarım” diyor.

Vatandaş, suçsuz olduğunu anlatmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Bu sırada polis rolü yapan dolandırıcı, kurbanın kimliğini istiyor ve bu esnada cüzdanına da el koyuyor. Kimliği tekrar geri verdiği kurbanına, “Git fotokopisini çektir gel” diyerek oradan uzaklaştırıyor. Kurban fotokopi çektirip geri geldiğinde ise dolandırıcılar çoktan kayıplara karışmış oluyor.

Bu yöntemle dolandırılan çok mağdur var. Polis kayıtları bu tür dolandırıcılık olaylarıyla dolu. Yetkililer, böyle bir durumla karşılaşıldığında kesinlikle kimlik veya cüzdanlarını teslim etmemeleri konusunda vatandaşları uyarıyor.

DENİZLİHABER 

BM’den ayrımcılık kararı: LGBT hakları insan haklarıdır

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, LGBT’lere (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) yönelik ayrımcılık ve şiddete karşı Cuma günü yeni bir kararı kabul etti.

Yüksek Komiser’e LGBT raporu çağrısı

Brezilya, Kolombiya, Şili ve Uruguay’ın hazırladığı karar ile LGBT cinayetleri, işkence, keyfî tutuklamalar ve “sağlık hakkı da dâhil olmak üzere ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan mahrum bırakma” kınandı. BM Genel Meclisi önünde Arjantin’in okuduğu karar ile BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli insan hakları ihlalleriyle mücadeleye ilişkin bir rapor hazırlaması çağrısında bulunuldu.

“Dinî ve geleneksel değerler” ayrımcılığın gerekçesi olamaz

25’e 14 oyla kabul edilen karara Latin Amerika ve Avrupa ülkeleri destek verirken, Rusya ve Mısır’ın da aralarında olduğu ülkeler karşı çıktı.

Mısır, Güney Sudan, Uganda, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Cibuti, Namibya ve Bahreyn kararda ayrımcılık ve şiddetin temelleri arasından cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin çıkarılmasını istese de öneri reddedildi.

“LGBT hakları evrenseldir”

Kararın herhangi bir bağlayıcılığı yok ancak karar ile Türkiye’nin de aralarında olduğu BM üyesi ülkelere LGBT haklarının evrensel olduğu ve LGBT hakları sağlanmadan diğer hakların da eksik kalacağı mesajı veriliyor.

BM ilk olarak 2008 yılında LGBT’lere yönelik ayrımcılığı kınayan bir kararı kabul etmişti.

Kaso GL

30 Eylül 2014 Salı

Çocuğa cinsel istismara 24 yıl

Adana’da, sokakta oynayan 8 yaşındaki erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan E.T. (27) ile ilgili dava karara bağlandı.

Olay 17 Haziran 2013’te, Şehitduran Mahallesi’nde meydana geldi. E.T., aynı mahallede oturan erkek çocuğu A.B.’yi evine götürüp cinsel istismarda bulundu. Olayın duyulmasıyla polisin linçten kurtardığı E.T., 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava da, ‘çocuğa cinsel istismar’dan 24 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Salih ÜÇTEPE / DHA

Belgrat’ta LGBTT yürüyüşü

Sırbistan’da tepkilere rağmen başkent Belgrat’ta LGBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel) bireyleri ve destekçilerinin yürüyüşü, geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.

Sırbistan’da tepkilere rağmen başkent Belgrat’ta GBTT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel) bireyleri ve destekçilerinin yürüyüşü, geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.
GBTT üyelerinin yürüyüşü öncesinde Belgrat’ın ana caddeleri ulaşıma kapatıldı, bine yakın özel polis gücü ise zırhlı araçlarla ve yerleştirdikleri güvenlik barikatları ile hazır bulundular . Saat 11 sıralarında 3 binin üzerinde GBTT üyesi ellerinde gök kuşağı bayrakları, “Biz De varız” , “Sırbistan’da Demokrasi” yazılı pankartlarıyla ele ele tutuşarak fakülteler semtinden, Sırbistan Meclisi binası önüne yürüdüler. Sırbistan Meclis binası önünde yapılan konuşmalarda , GBTT bireyleri artık dünyanın neredeyse her yerinde gerek hükûmet gerekse toplum tarafından kabul edilen bir hareket olduğu vurgulandı. Sırbistan Hükümetinden GBTT’nin yasalaştırılması istemi ortaya atıldı.
Yürüyüşte destek amacıyla ABD Büyükelçisi Michael D. Kirby, Belgrad Büyük Kent Belediye Başkanı Sinişa Mali, Demokratik Parti üyeleri hazır bulundu.

SIRBİSTAN MECLİSİ BINASI ÖNÜNDE TOPLAN GBTT ÜYELERİNE 100’ÜN ÜZERİNDE GENCİN SALDIRISI ENGELLENDİ

Sırbistan Meclis binası önünde GBTT üyelerinin eylemi sürerken, Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuciç’in kardeşi, Andreya Vuciç önderliğinde 100 üzerinde genç, GBTT üyelerine saldırmak için hazırlanırken Jandarma birlikleri müdahalede bulundu ve bu sırada Başbakanın kardeşi olan Andreya Vuciç gözaltına alındı. Arka sokaklarda GBTT üyeleri ile bazı gençler arasında arbede yaşandı ve bu sırada 11 kişi yaralandı çok sayıda kişi gözaltına alındı. Araştırmalara göre Sırbistan’da homofobi her yıl yüzde 2 oranında artıyor.

Turan Kasap - DHA

Homofobik Ülkeler Olimpiyatlara Ev Sahipliği Yapamayacak

Soçi Kış Olimpiyatlarından sonra eleştirilen Uluslarası Olimpiyat Komitesi, Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan ülkelerle yaptığı sözleşmeye ayrımcılık karşıtı bir madde eklediğini açıkladı.

Uluslarası Olimpiyat Komitesi (UOK), Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan ülkelerle yaptığı sözleşmeye ayrımcılık karşıtı bir madde ekledi.

2014 Kış Olimpiyatlarının eşcinsellik karşıtı yasal düzenlemelere sahip Rusya’nın Soçi ilinde düzenlenmesi eleştirilere neden olmuş, boykot çağrıları yapılmıştı. Ayrımcı yasaları olan ülkelerin Olimpiyatlara ev sahipliği yapmaması gerektiğine yönelik başlatılan All Out imza kampanyası başarıya ulaştı ve Komite bundan sonra oyunlara ev sahipliği yapacak ülkelerle imzalanacak anlaşmanın bir parçası olarak ayrımcılık karşıtı bir sözleşme yapacağını duyurdu.

Agence Press’in haberine göre, UOK sözcüsü Mark Adams ev sahibi ülkelerle yapılacak sözleşmenin Olimpiyat ilkelerinin tüm ayrımcılık biçimlerinin Olimpiyatların ruhuna aykırı olduğunu hatırlatan 6. Maddenin ekleneceğini söyledi.

All Out kuruşçularından Andre Banks “Bu karar gelecekte Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak tüm ülkere, LGBTİ’lere yönelik ayrımcılık dahil, hiçbir hak ihlaline müsamaha gösterilmeyeceğini göstermiş oldu. Bu, sadece Rusya’da değil, tüm dünyada birçok ülkede ayrımcılıkla karşı karşıya kalan LGBTİ’ler için özellikle önemli bir an. Bu değişikliğin uygulanması için ve Soçi’nin tekrarının yaşanmaması için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Ne olmuştu?

2014 Kış Olimpiyatlarının Rusya’da yapılacağının açıklaması tüm dünyada tepkiye neden olmuştu. LGBTİ örgütleri kararı protesto ederken, Rusya İçişleri Bakanlığı, 2014 Sochi Kış Olimpiyatları’na katılan eşcinsel sporcuların ve izleyicilerin “LGBTİ propogandası”nı yasaklayan yasa kapsamında tutuklanabileceğini duyurmuş, UOK’un buna tepki gösteren LGBTİ’lere cevabı “Kendinizi açık etmeyin” olmuştu.

Soçi Olimpiyatları nedeniyle birçok eylem yapıldı.

Bianet

İlk transseksüel haber sunucusu ekranlarda

Padmini Prakaş, Hindistan'ın ilk trans haber sunucusu oldu. Prakaş günlük yayınlanan haber bülteni ile ülkenin güneyindeki Tamil Nadu eyaletinde dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

Lotus TV'de her akşam saat 19.00'da Tamil dilinde haber sunan Prakaş, programa Hindistan'ın bağımsızlık günü olan 15 Ağustos'ta başladı.
Prime timeda ekranda olan Prakaş, "Çok mutluyum. Mesaj tüm ülkede ve de internette yerini buldu" diyor.
Tahminlere göre Hindistan'da yaşayan trans nüfus sayısı yaklaşık 2 milyon ve birçoğu toplumun dışına itilmiş durumda, sıklıkla yoksulluk içinde yaşamaya çalışıyor.
Birçoğu için şarkı söyleyip dans etmek, seks işçiliği yapmak ya da dilenmek geçim kaynağı durumunda.
Prakaş'ın hayatı da kendi toplumundan çok farklı olmamış.

"Zor bir çocukluk geçirdim" diyor.
İntihardan haber sunuculuğuna
13 yaşındayken ailesi tarafından reddedilen Prakaş, intihara teşebbüs etmiş ancak birileri tarafından kurtarılmış.
"Evi terk ettikten sonra sürekli seyahat halindeydim. Uzaktan eğitimle ticaret okumaya çalıştım ancak param olmadığı için iki yıl sonra bırakmak zorunda kaldım" diyor.
Ama yılmamış. "Baratnatyam (klasik Hint dansı) öğrendim. Transların yarıştığı güzellik yarışmalarına katıldım ve kazandım. Ve bir televizyon dizisinde oynadım."
Lotus TV, trans bir haber sunucusu işe almak fikrinin Sangeeth Kumar ve Saravana Ramakumar isimli program yöneticilerinden çıktığını söylüyor.
Bu iki adam birkaç ay önce bir akşam işten dönerken bir kaç transın kötü muameleye maruz kaldığına tanık oluyor. Bu olumsuz muamelenin değişmesi gerektiğini fark ederek yöneticileri ile konuşuyorlar.
Prakaş'ın adı, ülkede bir talk şovun sunuculuğunu yapan ilk trans olan Rose tarafından öneriliyor.
Ramakumar "Bizi Padmini ile tanıştıran Rose ile irtibata geçtik. Padmini haberleri yakından takip ediyordu ve ona iki aylık bir eğitim verdik" diyor.
'Reyting kaygısı gütmedik'
Ramakumar Prakaş'ı işe alımın reyting kaygısı ile yapıldığı iddiasını ise reddediyor. "Bunun tek yapılış amacı translara toplumda saygınlık kazandırmak" diyor.
Seyirciler de Prakaş'ı sevmiş durumda. BBC'ye konuşan bir doktor olan U Sreekumar, "Performansı gerçekten iyi. Sadece bir kadın gibi görünmüyor, sesi, telaffuzu ve tüm sunumu gayet iyi" dedi.
Ev kadını Vaijantji de "Dürüst olmak gerekirse, onunla herhangi bir kadın haber sunucusu arasında bir fark göremiyorum" dedi.
Lezbiyen, gey, trans hakları savunucuları da Prakaş'ın yeni işi karşısında memnun.
Aktivist Anjali Ajeeth "Padmini'nin görevi ihmal edilmiş bu topluluk hakkında bir mesaj niteliğinde. Sosyal olarak kabul edilemez bulundukları için yeteneklerini sergileyemiyorlar" diyor.
Prakaş ise sonuçta "fark edildiği ve tanındığı için" memnun.
"İnsanlar şimdi bana saygı ile bakıyorlar" diyor.

Imran Qureshi-BBC Hindi, Bangalor

AKP'de 'Gay' bakan iddiası

AKP eski milletvekili Feyzi İşbaşaran, Twitter'da, bir "gey bakan" olduğunu iddia ederek " Kendi partilileri kendisini gayet iyi tanıyor." diye yazdı.

Bir "Gay Bakan" olmasının normal olduğunu hatırlatan AKP eski milletvekili Feyzi İşbaşaranşunları yazdı: "Bir Gey Bakan olması normal. Olabilir, ama yalan söylemeyecek. Kendi partilileri kendisini gayet iyi tanıyor. Dürüst olman yeterli."

http://www.muhalifbaski.com/akpde-gay-bakan-iddiasi-16464h.htm

Trans ve gay defilesi

Trans ve gay defilesi_resim Türkiye gay evliliğinden sonra bir eşcinsel etkinliğe daha imza atmaya hazırlanıyor. 

Dünyanın bazı ülkelerinde gerçekleştirilen trans ve gay defilesinin Türkiye versiyonu yakında bağımsız LGBTİ aktivisti Öykü Ay tarafından düzenlenecek. Defilenin amacı ise; LGBTİ misafirhanesinin şartlarını iyileştirmek. Defilede yürüyen manken ve modellerin giydiği kıyafetler de sonradan misafirhane yararına satışa sunulacak. Defilede LGBTİ dünyasının en gözde trans ve gayleri yürüyecek. Defilenin Kasım ayında Şişli'de yapılması planlanıyor. Defile için şu sıralar mankenlerle görüşmeler sürüyor.

Odatv.com

Türkiye'nin ilk evli eşcinsel çifti: Korkmuyoruz, yaptığımız şeyle gurur duyuyoruz

Alternatif bir düğün töreniyle evlenen Emrullah Tüzün ve Ekin Keser birlikteliklerini ve evlilik sürecini anlattı...

Emrullah Tüzün ve Ekin Keser İstanbul’da düzenledikleri bir düğün töreni ile Türkiye’nin ilk evli eşcinsel çifti oldu. Resmi olmasa da alternatif bir düğün töreni düzenleyen çift kendilerine ve aile üyelerine tehditler geldiğini belirterek “Aktivizmi her zaman destekledik ve bir nebze içinde yer almak istedik. Yaptığımız şeyle gurur duyuyoruz. Başımıza bir şey gelirlerse bizi renkli bir şölenle uğurlasınlar” ifadelerini kullandı.

Farklı cinsel yönelimlerden olan bireylere “Gerçekten korkmasınlar. Biz varız hep olacağız. Bizi yok edebilirler. Ama bu hareketi yok edemezler” mesajını verdi.

İşte Yurt gazetesinden Ceren Büyüktetik’in aktarımıyla Emrullah Tüzün ve Ekin Keser’in tanışma, evlenmeye karar verme ve düğün süreci…

'Ben böyleyim neden kendimi sıkayım?'

Emrullah 2 yaşından beri İstanbul'da yaşıyor. Aslen Kürt kökenli, 13 çocuklu ailesinin 8 oğlundan biri. Okulla pek arası olmadığını söylüyor. Küçük yaşlarda garsonluk yapmaya başlamış. Sonra ailesi giyim sektörüne girince o da dahil olmuş. 7 yıl sonra iflas ettiklerinde kendisini sorumlu hissetmiş, zor zamanlar geçirmiş. Eşcinsel kimliğini aile ve çevre korkusundan kontrol altında tutsa da cinsel yöneliminin her zaman farkındaymış. Ancak 25 yaşından sonra kendi deyimiyle gizli saklı merdivenini aşmaya başlamış. “Ben böyleysem, bunu da gerçekten yaşamak istiyorsam neden kendimi bu kadar sıkayım, kapalı tutayım.” diye düşünmüş. Tam bu zamanlarda da karşısına hayatının aşkı Ekin çıkmış.

'Hiç ben yanlışım demedim'

Ekin ise aslen Hatay'lı ve Arap kökenli. Güzel sanatlarda üçüncü sınıf öğrencisi. Kendisinden gayet emin bir şekilde “Ben kendimi bildim bileli erkeklere ilgi duyuyordum” diyor. Erkek muhabbetlerini hiç sevmezmiş. 12 yaşında da ailesine açılmış. Bunun üzerine ailesi hormon testleri filan yaptırmış ama görmüşler ki hormonla ilgisi yok. Babası kabullenmemiş durumu. Anne yüreği ise yalnız bırakamamış oğlunu. Okulu seven, başarılı bir öğrenciymiş. Cinsel yönelimi ona eğitim hayatında zor zamanlar yaşatmış elbette. Öğretmenlerinden ve sınıf arkadaşlarından hakarete varan ifadeleri ve imaları sıklıkla işitmiş. Ama hiçbir zaman “Ben yanlış mıyım” dememiş. Liseye dair bir anısını anlatıyor gülerek, “Bir gün kız arkadaşlarımla merdivende oturuyorduk. Psikolojik danışmanlık hocam yanımıza geldi ve parmağını sallayarak 'Seni kızlarla çok görüyorum' dedi. Düşünebiliyor musunuz, kendisi psikolojik danışmanlık hocasıydı.”

Tanışma hikâyeleri de tamamen tesadüfe dayalı. O tesadüfi günü şöyle anlatıyor Ekin:

“Taksim’de hiç istemeye istemeye bir açılış partisine gitmiştim. Sadece 5-6 erkek vardı ve arkadaşımla dans ederken Emrullah’ı gördüm. Ne kadar tatlı çocuk dedim. Arkadaşım sonra kapmış Emrullah'ı 'Haydi tanışın' diye yanıma getirdi.”


'Karşılaştıktan sonra hiç ayrılmadık'

Peki ya sonra tekrar nasıl bir araya geldiniz diye soruyorum, “Bir daha hiç ayrılmadık ki” diyor Emrullah ve anlatıyor:


“Ertesi sabah Ekin’de kahvaltı yaptık. Uyandığımda karşımda kocaman bir Hatay sofrası buldum. Sonra da 3 yıl boyunca hiç ayrılmadık zaten. Hep aynı evde oturduk. Bunu hiç konuşmadık, hiç kararlaştırmadık. İçimden birşey doğru yaptığımı söylüyordu ve ben de hiç sorgulamadan devam ediyordum. Çok hızlı bir şekilde yaşadık herşeyi ve daha sonra rayına bıraktık. Güven aramızdaki en önemli şey.”


'Evliliği üçüncü ayda konuşmaya başladık'

Henüz ilişkilerinin üçüncü ayında bir arkadaşları sohbet arasında “Sahi siz niye evlenmiyorsunuz?” diye sorunca evlilik fikri de bir anda düşüvermiş akıllarına.

“İlişkimize bir zaman biçmiyorduk 5 sene ya da 50 sene gibi. Zaten beraberdik ve hep beraber olacağız. Bu yüzden 'Evlenelim' dedik. Zaten her şeyimiz beraber. İlla bir kağıt olması gerekmiyor. Bir arkadaşımız muhabbet arasında konuyu açmıştı. Laf arasında 'Şöyle yapsak güzel olur mu' filan diye konuşurken Ekin'le beraber ciddi ciddi konuşmaya başladık. Biz bunu yapalım ve eşcinsel ilişkiler de sadece sevgililik olarak kalmasın düşüncesindeydik” diyor Emrullah.

Ekin ve Emrullah çifti bu kararlarında en büyük gücü de Silo felsefesinden almış. Arjantinli düşünür Mario Luis Rodriguez Cobos'un temeli “evrensel hümanizm”e dayanan düşünce akımı Silo onların hayatlarında önemli bir etkiye sahip. Silo'nun hümanist hareketi sayesinde dünyanın pek çok ülkesinden dostlar edinmişler. O dostları da onlara bu düğünü yapabilmeleri için ellerinden gelen her türlü desteği vermiş. İlk başta düğünü bir villanın bahçesinde yapmak istemişler. Ancak masrafın büyük olacağına karar verip bir yıl beklemişler. Silo felsefesinde gökyüzüyle temas kurmanın önemli olmasından dolayı daha sonra teknede karar kılmışlar. Evlilik hep akıllarının kenarındaymış, hatta yüzükleri de beraber seçmişler ama romantik bir evlilik teklifi de ilişkilerinde eksik kalmamış. O özel günü önce Emrullah, sonra Ekin anlatıyor:

Emrullah:

- Yüzükleri birlikte beğenmiştik ama organizasyonu benim yapacağım fikrinde anlaşmıştık. Zaten birlikte yaşıyoruz ama bunu bir coşkuya çevirmek istedim. Bazen sürprizler güzeldir ilişkiye de tat katar. Sürprizi yapacağım gün Ekin çalışıyordu ben izinliydim. Birkaç arkadaşımı eve yönlendirdim. Cepte para kısıtlı. Kendi içimde baya stresliyim. Oturdum hemen şiirsel bir metin yazdım. Müziği ayarladım. Müzik çalarken şiiri okumaya başladım. Şiiri kaydettik bilgisayara. Sonra dışarı çıkıp son paramla bir yalancı orkide buketi yaptırttım. Üstüne not yazarak kapının girişindeki tavana astım. Kapıdan salona kadar koridor boyunca mumlar dizdim. Salondaki masanın tam ortasına da bilgisayarı koydum. İçerisi baya hoştu. İki arkadaşımı da Ekin’i işten çıkınca oyalaması için ayarlamıştım. Arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Hatta çoğunluğu heteroseksüeldi. Herkes evde bir yerlere saklandı. Sonra Ekin şaşırarak içeri girdi laptopu gördü. Play tuşuna bastı. Şiir sonlandığı anda arkasında belirip yüzüğü uzattım. O bana sarılınca bütün arkadaşlar çıkmaya başladı.

Ekin:

- Tamamen sürprizdi. Çok heyecanlıydım. Böyle bir şey beklemiyordum. Çok tatlı bir gündü. Emekle vaad edilen, inşa edilen her şey çok güzel.

Ekin Emrullah'ın ona yazdığı şiiri de Kürtçe'ye çevirip göğsüne dövme yaptırtmış daha sonra.


‘Onları evlendiren biz değiliz’

Çiftin düğünü de emek dolu. Davetiyeleri kendi elleriyle hazırlamışlar. Davetiyedeki karikatürü bir arkadaşları çizmiş. Gömleklerini çok yakın bir arkadaşları dikmiş. Damatlıklarını da çocukluk arkadaşları seçmiş. Düğün günü de maceraları eksik olmamış. Trafik kilitlenince kendi düğünlerine geç kalıyorlar. Kadıköy'den Eminönü'ne vapurla geçmeye karar verip üzerlerinde damatlıklarla yola çıkıyorlar. Yanlarında Ekin'in nedimeleri ve Emrullah'ın sağdıcı onlara destek oluyor. Yol uzayınca haliyle karınları acıkıyor yetişip bir çikolata getiriyorlar. Eminönü iskelesinde çikolata yiyen iki damat görenler de reklam filmi çekildiğini sanıyor. Sonunda düğünün yapılacağı tekneye ulaşıyorlar. 120 kişi davetli. 90'ı orada. İçlerinde Emrullah ve Ekin'in ailesinden gelenler birkaç kişi de var. Alkışlar eşliğinde tekneye adım atıyorlar. Kokteylin ardından törene geçiliyor. Silo felsefesine göre ilk önce Ekin ve Emrullah “iyi hissediş seromonisi” gerçekleştiriyor. Ardından da düğün seromonisi. Seromoni sırasında şu cümle dikkat çekiyor: “Onları evlendiren biz değilizdir, kendileri topluluğumuz önünde evlenirler.” Eşlere tek tek “Senin için bu evlilik nedir?” diye soruluyor. Emrullah ve Ekin kendileri için evliliğin anlamını açıklayan metinlerini ayrı ayrı okuduktan sonra tören sonlanıyor. Sonrası alışkın olduğumuz düğünlerden pek de farklı değil. Ekin ve Emrullah Edith Piaf'ın “Padam” şarkısıyla düğün danslarını yapmışlar. Heyecandan elleri ayakları birbirine dolanmış. “Hiç güzel yapamadık” diye yakınıyorlar hala. Daha sonra para ve takı merasimi yapılmış. Halay çekmeyi de ihmal etmemişler.

Düğün oldukça eğlenceli geçmiş, ancak onlar için her şey toz pembe değil elbette. Birçok tehdit aldıklarını belirtiyorlar. Aile fertlerinden de, sosyal medyadan da ölüm tehditleri geliyormuş. Ancak bu cesaretlerini kırmamış. “Aktivizmi her zaman destekledik ve bir nebze içinde yer almak istedik. Yaptığımız şeyle gurur duyuyoruz. Başımıza bir şey gelirlerse bizi renkli bir şölenle uğurlasınlar” diyorlar.

'Biz varız, hep olacağız'

Günün birinde çocuk sahibi olmayı da isteyen Ekin ve Emrullah çifti sohbetimizin sonunda tüm cinsel yönelimi farklı bireylere şu mesajı veriyor:

“Gerçekten korkmasınlar. Biz varız hep olacağız. Bizi yok edebilirler. Ama bu hareketi yok edemezler. Çevre ve toplum sizi her halükarda sizi rencide etmeye ve aşağılamaya hazırdır. Sadece siz buna aldırış etmediğiniz zaman sorun yok demektir. Herkes kendine ve çevresindeki renklere saygı duysun. O zaman istenilen bir yerde yaşar herkes. Bütün herkese de bizi destekleyen arkamızda olan herkese sevgilerimizi yolluyoruz.”

T24

29 Eylül 2014 Pazartesi

Shia LaBeouf'u tutabilene...





'Nymphomaniac' filminde de rol alan Hollywood yıldızı Shia LaBeouf, bu kez sanat için maraton koştu. Amsterdam'daki Stedelijek Müzesi'nin etrafında 144 tur koşan ünlü oyuncu, sokaktaki herkesin dikkatini çekti.

Son dönemde oynadığı filmlerle, giyindiği kıyafetlerle ve sıra dışı hareketleriyle birçok kez gündeme gelen ‘Nymphomaniac’ filminin yıldızı Shia LaBeouf, bu kez Amsterdam’da kavramsal sanat için 144 tur maraton koştu. Mor tayt ve yeşil fanila giyen 28 yaşındaki LaBeouf, koşu esnasında hiçbir gazetecinin sorusuna yanıt vermedi.

Radikal

Eian Scully by Brian Jamie


Ricky Martin'in çocukları: Baba bizi sen mi doğurdun?


Ricky Martin’in ikiz oğullarının sorduğu doğum sorusu sevilen şarkıcıya zor anlar yaşattı.

Seneler sonra eşcinsel olduğunu açıklayan ve taşıyıcı anne sayesinde çocuk sahibi olan Ricky Martin, oğullarının anneleri hakkında sordukları soruya ilginç bir cevap verdi.

Katıldığı bir programda 6 yaşındaki ikiz çocuklarının doğumu kendisinin yapıp yapmadığını sorduğunu belirten şarkıcı, oğullarına durumu detaylıca açıklamak zorunda kaldığını açıkladı.

"BİZİ SEN Mİ DOĞURDUN?"

“Bizi sen mi doğurdun” diyen 6 yaşındaki ikiz oğullarına ilk olarak “Sizi kalbimde taşıdım ve hep kalbimde taşıyacağım” cevabını verdiğini belirten Porto Rikolu şarkıcı, bu tip soruların çok hassas olduğunu ve dikkatli cevaplanması gerektiğinin altını çizdi.

Martin 2008 yılında çocuklarına vakit ayırmak için şarkıcılık kariyerine ara verme kararı almıştı.

Vatan

Hülya Koçyiğit: Yeşilçam arz talep sinemasıydı

100 yıllık bir Türk sineması. 50 yılında da Hülya Koçyiğit var. O, Türk sineması deyince ilgi odağı olan oyunculardan biri. Şimdilerde filmleriyle Avrupa'daki büyük festivallerin gözdesi.

- Geleneksel Türk kadınına uygulanan aile içi baskı ve emeğin sömürülmesi, sonunda bütün direncine rağmen Meryem'in evladını kaybetmesine neden oluyor ve bu olay onda bir uyanış sağlıyor. Kendi emeğine, haklarına sahip olma bilinci gelişiyor ve aileden ayrılıp bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başlıyor. Bu beni çok etkilemiştir. Hayata bakışımı değiştirdi benim Gelin ve Meryem karakteri. Emek ve hak mücadelesi vererek, birey olma mücadelesini kazanmış kahramandır Meryem.
- Yeşilçam ne kadar Türkiye'yi ne kadar yansıttı bize?
- Yeşilçam arz talep sinemasıydı. Halkın taleplerine, beklentilerine göre film üretiliyordu. Ancak toplumu bilen, aydın, entelektüel düşünce insanları, sinemanın sadece eğlendirmek ve hoşça vakit geçirmek olmadığı bilinciyle toplumu zorladı. Doğru işler yapıp, doğru eserler üretip piyasayı da zorladılar. Bu filmlerin bazıları gişe hasılatı getirmedi ama Türk sinemasına saygınlık kazandırdı. Bu filmler sayesinde uluslararası başarılara imza atıldı. Bugün hâlâ Türk sineması denilince akla bu filmler geliyor. Ve bu filmlerle büyük ustalar, günümüz genç sinemacılarının ufkunu açtı, onlara örnek oluşturdu.
- Yeşilçam'ın doğruları ve yanlışları nelerdi? 
- Halk beğeniyor, halk öyle istiyor diye biraz da popülist bir anlayışla çok fazla kendini tekrar etmesi, sesli filme geçişte çok geride kalınması, teknolojinin çok geç gelmesi, girişimcilik ruhunun azlığı, sansürle düşüncenin kısıtlanması, büyük yatırımcıların sinemaya herhangi bir yatırımda bulunmaması Yeşilçam'ın gelişimini olumsuz etkileyen nedenlerin başında geliyor. Diğer taraftan çok amatörce ama dürüst bir şekilde temiz işler yapma gayesi içerisindeydi herkes.

Olkan Özyurt - Sabah

Öykü Serter: Tezek yaptım, koyun otlattım.


Moda programı ‘Bu Tarz Benim’le yeniden ekranlara dönen başarılı sunucu Öykü Serter'den çarpıcı açıklamalar

■ Başöğretmen deniyor sana.

Bu tarz benim ama tarz iddiasında bulunan ben değilim. Yıllar boyunca ‘Ben çok güzelim’ diye bir tek sözüm olmamıştır. Çekindiğim ya da etliye sütlüye karışmamaktan değil gerçekten alakam olmadığından. Konulara dahil olmadım, laf atan oldu cevap vermedim. Değişik bir şey var. Ben giriyorum işimi yapıyorum. Dükkân benim değil. Ben taşeronum.

Ben hayatım boyunca hiç menajerle çalışmadım. Ben bu işin yan sanayisi ile ilgilenmiyorum. O yüzden memur gibiyim. O yüzden ekmeğini herkes gibi yemedim. Hiçbir zaman çok fazla paralar kazanmadım. Oysaki, bu işte çok büyük paralar kazanıyorlar.

...memur gibi çalıştığım için yapımcıyı memnun eden, mutlu eden bir sunucuyum. Yapımcı benimle ilgili arkasına bakmaz, düşünmez. Canlı mı, bant mı fark etmez. Ne demek istiyorsa herhangi bir anonsu bana hazırlatmasına gerekmez. Fikrini söyleyecek “Ben bunu istiyorum” diyecek ben de onu yapacağım. ‘Öykü Serter kimdir?’in karşılığı düz bir şey ise ki şu anda böyle “Rengârenk, aman da çok şeker” gibi bir şey denmiyor. Önyargı varsa zaten bunun nedeni bir memur gibi işimi yapıyor olmam. İki, ekranda olmak için öyle yüreğimi parçalayan bir insan değilim. Üçüncüsü beyazcamda olmanın çok da şatafatlı bir şey olmadığını algılayabilecek kadar olgunum. Dördüncüsü, bu da bir meslek. Doktor neyse, avukat neyse benimki de bir meslek.

Altı aydır televizyon düğmesine basmadım  desem. Hiç açmadım ve hiç ihtiyaç duymadım. Kitap okuyorum, saz çalışıyoruz, şarkılar söylüyoruz. Rakı-balık muhabbetlerimiz eksik olmaz. Kitap okuyoruz, hikâyeler yazıyorum.

■ Saz çalmak ve sen. Snop kadına ne oldu?

Ankaralıyım ben. Ankara’nın kazasında çocukluğum geçti. Tezek yaptım, koyun otlattım. Bunun edebiyatı yapılmaz ama böyleyim.

■ Sarayda büyümüş gibi durduğun için böyle bir önyargı var. İnsanlar da öyle düşünüyor ve öyle görüyorlar.

Öyle söylüyorlar. Yok öyle bir şey. Benim ekrana başlangıcım yabancı müzik ile oldu.

Esin Övet - Habertürk

Zeynep Beşerler: Bir kadın bir kadına da aşık olabilir. Bu ilişkiler gayet norma

ÖNCEKi gün eşi Emir İçgören’le Arnavutköy’de yemek yiyen Zeynep Beşerler, gazetecilerin Türkiye’deki ilk eşcinsel evlilikle ilgili sorularını yanıtladı: “Büyük cesaret, tebrikler. Bir kadın bir kadına aşık olabilir, normal.”

Oyuncu Derya Beşerler, önceki akşam eşi Emir İçgören ve kardeşi Derya Beşerler ile Arnavutköy Balıkçısı’ndaydı. Mekan çıkışı muhabirlere poz veren oyuncu, sorular üzerine, eşcinsel evlilikler hakkkında ilginç bir açıklama yaptı: “Bir kadın bir kadına da aşık olabilir. Bu ilişkiler gayet normal.”

EMRAH AKÇAAY - MİLLİYET

Hülya Avşar: Zehra'nın erkek arkadaşı çok yakışıklı


Tuba Büyüküstün; Güzel, cool, snob ama mesafeli


2004 ‘Çemberimde Gül Oya’ adlı diziyle başladı.

2005 ‘Ihlamurlar Altında’yla hem Türkiye hem Ortadoğu’da şöhrete kavuştu.

2006 Sinema filmi ‘Sınav’da iyi bir not aldı.

2007 Asi’de artık Türkiye’nin en güzel kadınlarından biriydi. 60’tan fazla ülkede hayranı vardı.

2010 ‘Gönülçelen’i çekerken rol arkadaşı Onur Saylak’a âşık oldu.

2010 ‘Yüreğine Sor’ filminde Karadeniz kadınını canlandırdı.

2013 ‘20 Dakika’ onun ilk aksiyon dizisiydi.

2014 Engin Akyürek'le 'Kara Para Aşk'


Photo: Muhsin Akgün

Xabi Alonso tarihe geçti


Köln maçında topla 206 kez buluşan Bayern Münihli Xabi Alonso, Bundesliga rekorunu kırdı.


İngiltere'yi sarsan seks skandalı!

İngiltere'nin Muhafazakar Partili Sivil Toplum Bakanı Brooks Newmark, genç bir kadın rolü yapan erkek gazeteciye 'Whatsapp' uygulaması üzerinden cinsel organının fotoğrafını gönderdiği ortaya çıkınca işinden istifa etmek zorunda kaldı.

4 oğlu ve 1 de kızı olan 56 yaşındaki evli siyasetçinin, Sunday Mirror için çalışan gazeteciye Twitter üzerinden de cinsel içerikli bir çok mesaj gönderdiği ve hatta onunla Birmingham’da düzenlenecek Muhafazakar Parti kongresinde buluşmayı teklif ettiği de açıklandı.

Hürriyet'ten Birce Bora'nın haberine göre, Newmark istifa mektubunda, “Pazar günü benim hakkımdaki bir haberin gazetede yayınlanacağını öğrendikten sonra Sivil Toplum Bakanlığı görevinden istifa etmeye karar verdim. Bu zor dönemde ailemin özel hayatına ve gizlilik hakkına saygı duyulmasını rica ediyorum. Ben hala bu hükümetin sadık bir destekçisiyim” dedi.

Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry’nin yakın arkadaşı olan ABD doğumlu siyasetçinin beklenmedik istifası, daha geçen hafta aşırı sağcı UKIP’e bir milletvekili kaptıran Muhafazakâr Parti’de büyük şok etkisi yarattı.

Başbakan David Cameron Newmark’ın istifası ile ilgili bir açıklama yapmaktan kaçınırken, onun yerine Reading Milletvekili Rob Wilson’u Sivil Toplum Bakanı olarak atadı.