25 Kasım 2013 Pazartesi

Nilüfer Göle: Kamusal düzen, kamusal özgürlüklerin önüne geçti

İktidarın otoriterleştiği, sosyal mühendisliğe yöneldiği bir gerçek. Gezi olayları kültürel iklimin bozulduğunun işaretlerini verdi.

Tek aktör patolojisinin demokrasi için önemli bir zihinsel engel teşkil ettiğini saptamıştım. AKP bugün bu sorunu yaşıyor gibi. Gücü güçsüzlük haline geldi. Hizmet anlayışı İslami mühendisliğe, hareket de tek aktör patolojisine dönüşürse bir şeyler oluyor demektir. Bugün homojen, tek sesli, biat arayışında bir parti görünümde. Biat sadece parti içinde, parti büyükleri arasında değil, parti dışında, gazeteciler, medya patronları, aydınlar nezdinde de aranıyor.

Türkiye’nin kültürel avantajlarını unutmamak lazım. AKP, Gezi’yi kendinin dışında ve kendisine karşı olarak algılayarak, bu avantaja inananları karşısına almaya başladı. Kaba, hoyrat bir tavır takındı. Gezi, bu anlamda dönüm noktası.

Gezi, Türk modelinin ne olmadığının değil, ne olduğunun en iyi göstergesi. Çünkü Türk modeli demek tüm topluma nüfuz etmiş ‘ılımlı İslam’ değil, farklı seslerin çıkabilmesi, ılımlı bir kültürel iklim yaratabilmek demekti. Ama ne yazık ki AKP kendi algı sınırına dayandı. Kendinin haksızlığa uğradığını düşünüyor, incittiği insanları görmüyor. Hizmetin bile ters tepebileceğini anlamamakta ısrar ediyor. Kentsel dönüşümü abartırsanız, sermayeye teslim ederseniz, yahut ahlâk adına, devlet, polis gözetiminde tutarsanız, vatandaşın özgürlük alanını kısıtlarsınız. Vatandaşın, kentlilerin, orta hallilerin, gençlerin itiraz etmesi demokrasinin gereğidir.

Gezi olayları sonrası AKP hükümetinin ortaya çıkan yüzünde, kamusal düzen, kamusal özgürlüklerin önüne geçti. Çünkü kamu düzeni adına giderek her türlü muhalefete ve farklı yaşamlara karşı tahammülsüzlük, baskı ve şiddet kullanımını da içeren bir biçimde dışa vurulmaya başladı.

Arzu Çakır - Hürriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder