5 Haziran 2012 Salı

Kürtajın yasak olduğu İrlanda'dan Türkiye'ye uyarı

Kürtajın yasak olduğu İrlanda'dan Türkiye'ye uyarı

Türkiye kürtaj yasağına doğru bir tartışmaya başlamışken, koyu Katolik İrlanda'dan Aile Planlaması Vakfı'nın CEO'su Niall Behan uyardı:

"Bizde referandumla yasak anayasaya girdi ama hapis cezasın rağmen kürtaj bitmedi. 30 yılda çok trajediler gördük. Türkiye de bizim durumumuza düşebilir. Çünkü şu anda biz pek iyi bir örnek teşkil etmiyoruz.

Gördüğümüz kadarıyla, kürtaj yasak olmasa, insanlar rahat ve açıkça konuşabilse, biraz düşünebilse, panikle kürtaj yaptırmak yerine kendi istekleriyle ebeveyn olma aşamasına daha rahat gelebilirler.

En azından yılda 4 bin kadın kürtaj yaptırmak için İngiltere'ye gidiyor. Bu nedenle yasaklanmanın insanlar açısından durumu zorlaştırıp, ekstra uçak ve otel gibi masraflara yol açmak dışında büyük bir etkisi olduğunu düşünmüyoruz. Bu seyahati gerçekleştiremeyen kişiler için birtakım trajik sonuçlar doğurduğu kesin.

Bazen kadınların zorla anne yapılması gibi oldukça farklı trajediler de görüyoruz. Eğer toplumda kürtaj rakamını düşürmek istiyorsanız, yasaklamak pek de iyi bir yol değil. En iyi yol cinsellik ve cinsel ilişki eğitimi ile korunma yöntemlerine kolay ulaşımı sağlamak.  Kürtaj yasak olmasa, insanlar rahat ve açıkça konuşabilse, biraz düşünebilse, panikle kürtaj yaptırmak yerine kendi istekleriyle ebeveyn olma aşamasına daha rahat gelebilirler.

Kürtajın hala bu denli önemli bir tartışma meselesi olmasının temel nedeni din unsuru.

Yasal kürtaja ulaşamayan kadınların yasal olmayan şekilde gebeliğe son verme girişimleri büyük trajedilere neden oldu.

Eğer bir kadın anne olmak isteyerek doğum yaptıysa, elbette ki bu çocuk için daha olumlu sonuçlar doğuracak. Ama anne olmaya zorlandı ise daha negatif olacağı kesin.

Kürtaj tartışması  içinde çok fazla siyasi fırsatçılık var.

Fiala'nın olayın tarihsel sürecine ilişkin yorumları şöyle:

'İnsanların kürtaja yasal olarak erişimi çok önemli. Bu bir lüks değil. Bunu yapmazsanız, kadınların hayatları üzerinde oynamış oluyorsunuz. İstenmeyen gebelik durumu hayatta bir gerçek. Kadınlar bazen isteyerek, bazen istemeyerek hamile kalıyor. İstenmeyen hamilelikler kadınlar için gerçekten kriz durumları ve bunu sonlandırmak için her şeyi yapıyorlar. Biz bunu geçmişte de bugün de kürtaj yasağı olan her yerde görüyoruz.

Kesin olan şey şu ki, yasaklanan ülkelerin hiçbirinde kürtaj rakamı düşmüyor. Eğer gerçekten kürtajı düşürmek istiyorsanız, insanlara korunma yöntemlerini sunmanız gerekiyor. Ayrıca, korunsanız dahi bazen kazalar olabiliyor.

Polonya örneğinde gördük ki, kürtaj yasağı çocuk sayısını da artırmadı, tam tersine düşmeye devam etti. Çünkü kadınlar iki tür hamilelik yaşıyor: İstenen ve istemeyen hamilelik. Eğer istiyorsa, bebeğini korumak için her şeyi yapıyor. Diğer durumda ise, gebeliği sonlandırmak için her şeyi yapıyor. Kürtajı yasaklayınca, kadını çocuk sahibi olmaya ikna etmiş, güvenilmez bir eşi de koruyucu biri yapmış olmuyorsunuz.

Geçmişte kürtajı yasaklayan ülkelere bakınca bu ülkeler ya monarşiyle yönetiliyordu, ya savaştaydılar, ya da diktatörlük vardı. Hitler, Çavuşesku... Hepsi kürtajı yasakladı. Hitler döneminde ölüm cezası veriliyordu, çünkü ülkenin askere ihtiyacı vardı. Ama ne zaman demokratik bir ülke oluşursa, bedenleri ve gelecekleriyle ilgili bu tercih insanlara bırakılıyor.'

Şenay Yıldız / Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder