27 Ocak 2012 Cuma

Evrime karşı çıkmak ‘Dünya düz’ demek

Düşünbil Dergisi tarafından 3-14 Ocak tarihleri arasında İzmir’de organize edilen Evrim Sergisi İzmirliler tarafından ilgiyle karşılanırken serginin diğer illerde de sergileneceği duyuruldu. Çeşitli görsellerden oluşan sergi evrim tarihini renkli bir biçimde ve fotoğraflar eşliğinde bize sunuyor. Evrime ve bilime yönelik son zamanlarda artan saldırılara değinen derginin Genel Yayın Yönetmeni Olcay Yılmaz “İnsanlar geçmişini sorgulamaya ve anlamaya başlarsa sosyo-ekonomik dengeler kökünden değişecektir” dedi.
 
 
“ BİLİMSEL BİLGİ BİLİMSEL BİR BEYNİN İŞİ”

*Türkiye’de evrim konusuna dair toplumun algısı hakkında ne düşünüyorsunuz. İnsanların bu konuya bakışı nasıl?

-Evrim olgusu çeşitli bilim dallarını içeren; gözlem, deney ve kanıtla sınanabilen bilimsel bir olgudur. Bu bilimsel olgu hakkında konuşmak için çeşitli bilim dallarında bilgi sahibi olmak gerekir. Ne yazık ki halkımız bu bilimsel bilgiden mahrum bırakılmıştır. Evrim gibi geniş ve detaylı bir konuda görüş bildirmek için birçok bilimsel bilgiyi özümsememiz ve bu bilgileri akıl süzgecinden geçirmemiz gerekiyor. Bırakın evrimi, biyolojiyi, fiziği -Ali Demirsoy’un da dediği gibi- kendi tarihini bilmeyen biri canlılığın milyarlarca yıllık tarihini nereden bilsin. Merak etmeyen, sorgulamayan, araç değerlere tutsak olmuş bir halk evrim gibi geniş ve detaylı bir konuda elbette ki farklı düşünmek zorundadır. Bilimsel bilgiyi özümsemek bilimsel bir beynin işidir. Eğer eğitim kurumları veya devletin eğitim politikaları insanları bilimsel olmayan yönlere sevk ediyorsa ve halk da böyle politikalara destek vererek cehaleti kısır bir döngü içinde yaşatıyorsa, o zaman biz bu kısır döngü içerisine düşmüş olanları bir kenara bırakarak kendimize bakmalıyız. İş başa düştü diyerek düşünen aydınlanmacı insan olarak görevimizi yerine getirmeliyiz. Bu görevi yerine getirmek için cesaretli ve tutarlı olmalıyız.


*Siyasal iktidarın TÜBİTAK başta olmak üzere kamu kurumlarında yoğunlaşan evrim karşıtı bir yöneliminin olduğu bir dönemde Evrim Sergisi gerçekleştirdiniz. Bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?

-Devletin kurumları artık başka anlayışla yönetilmeye başlandı. “Bu sürece nasıl geldik?” sorusu da önemli. Devletler de değişir ve hâkim olan anlayış ne ise devletin anlayışı da o olur. Biz bu anlayışın yanlış olduğunu; bilimden, aydınlanmadan, özgürlükten uzaklaşan bir anlayışın toplumu kargaşaya sürükleyeceğini her zaman söyleriz. İnanç ve bilim arasında hala karar vermemişken biz nasıl bilimden yana, aydınlanmacı ve özgürlükçü bir yönetim bekleyebiliriz ki? Elbette ülkemizdeki durum küreselleşen dünyadan bağımsız değil. Artık sınırları çizilmiş bir ülke değil, ekonomik pazarda çizilmiş sınarlarla yaşamak ve bu ekonomik sınırları belirleyenlerin çizdiği anlayışla yönetiliyoruz. Böyle bir dönemde devletin kurumları da biçim değiştirmekte, bilimsel kurumlar da bu değişimden payına düşeni almaktadır. TÜBİTAK da bu değişimden payını aldı. Merak eden, sorgulayan, düşünen ve üreten bir toplumu elbette ki istemiyorlar. Evrim olgusuna karşı duruş da bu kapsamdadır. Eğer insanlar geçmişini sorgulamaya ve anlamaya başlarsa sosyo-ekonomik dengeler kökünden değişecektir. Bu anlamda evrim yalnızca canlılığın evrimi değil aydınlanmanın ve özgürleşmenin de sembolüdür. Bireyin, toplumun aydınlığını istemeyenler evrim olgusunun kabulünü de istememektedirler.
...

CAN UĞUR/BİRGÜN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder