Zaten fiili olarak çokeşliliğin olduğunu ve erkeklerin yüzde 85’inin eşlerini aldattığını söyleyen 35 yaşındaki Üresin bu önerisini Habertürk’te şu sözlerle savundu:
“Erkek, bir başkasıyla imam nikâhı yapacağı zaman karısından izin almak zorunda değil. Ancak 2., 3. ve 4. eşler suiistimal ediliyor. ‘Boş ol’ dendiği zaman kadın ortada kalıyor. Bu nedenle çokeşlilik yasalaşmalı. Yasanın çıkması demek, erkeğin malvarlığına ortak gelmesi demek. Çokeşlilik dinimizde var. Herkes yapamaz ama yapana ‘Niye yaptın?’ diyemezsiniz, şirke girer. Kuran’da var.”
Üresin’e kadın dernekleri tepki gösterirken Diyanet İşleri Basın ve Halkla İlişkiler Başkanı Abdülkadir Özkan ise başkanlık olarak bu konuda herhangi bir görüş vermeme kararı aldıklarını söyledi.
Ya kadın çokeşliliği?
Anayasa Kadın Platformu Üyesi Av. Hülya Gülbahar: Taraf olduğumuz tüm sözleşmelere aykırı
Türkiye’de son zamanlarda giderek artan bir biçimde çokeşlilik savunusu adı altında aslında sadece erkek çokeşliliği savunuluyor. Bu görüşün taraftarları kadın cinsinin asla çokeşli olamayacağı görüşünde. Bu görüşlerde açık ve net bir biçimde kadın cinsinin erkek cinsine hizmet ve itaatle hükümlü olduğu vurgusu var. Tüm bunlar net bir ayrımcılıktır. Türkiye’nin taraf olduğu bütün sözleşmelere açıkça aykırıdır.
Bu hanımefendinin görev yaptığı belediyelerin derhal açıklama yaparak, bu görüşleri taşıyan bir kişinin kendi belediyeleriyle ve hizmet politikalarıyla nasıl bir ilişkisi olduğunu açıklamaları gerekmektedir. Bu noktada İçişleri Bakanlığı’nın da bu belediyelere; anayasanın ailenin eşler arasında eşitlik ilkesine dayanacağını söyleyen 41. maddelerine aykırı faaliyetleri gereğince soruşturma açmaları gerekir.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Canan Güllü: Kendi fantezisidir
Son dönemlerde ileri demokrasiden bahsediliyor, bunun gereği olarak arkadaşın açıklamalarına saygı duyuyorum. Fakat saygı duymakla birlikte çok yanlış, batıl, çok geride kalmış bir açıklama olduğunu da vurgulamak durumundayım. Kıymetini bilmediğimiz çağdaşlık adına komiğin de ötesinde üzüntü verici bir açıklama. Yarısından fazlası kadın olan, seçmen sayısı erkeklerden daha fazla olan bir ülke Türkiye. Böyle bir ülkede daha fazla hak ve hukuk talep etmek gerekirken erkekler adına varolan haklardan vazgeçmek nasıl bir düşünce yapısını yansıtıyor, asıl bu sorgulanmalı.
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Zelal Ayman: Magazinsel açıklamalar can sıkıcı
Dekolte, 3 çocuk derken şimdi de çok çiftlilik ile kadınlarla ile ilgili bu şekilde magazinsel açıklamalar yapılması çok can sıkıcı. Bu açıklamalar, kadınların hukuk devleti çatısı altında kazandığı hakları hiçe sayıyor.
‘Dayak boşanma sebebi değil’
“Başakşehir’de bir ofisi olduğu ve muhafazakâr kesimde tanındığı” belirtilen Sibel Üresin, görüşlerini hayatatolyesi.com adlı sitede de paylaşıyor. Siteden:
“Eşinden dayak yediğini söyleyen bir dinleyicime sordum: -Çocuğunuzu dövüyor musunuz? -Evet, beni sinirlendirdiğinde. -Peki onu seviyor
musunuz ? -Evet. -O halde eşinizin sizi dövüyor olması sizi sevmediğini göstermez. Bana göre dayak boşanma sebebi olmamalı.”
“Erkek olsam çokeşli olurdum” diyen, çokeşliliğin toplumdaki ‘çarpık ilişkileri’ ve kızların evde kalma sorununa çözüm olabileceğini belirten Üresin, dün sosyal medyada da gündemdeydi. Üresin, Twitter’da “4 kız birleştik, damada gireceğiz” türü twitlere ilham kaynağı oldu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder