30 Kasım 2009 Pazartesi

VJ Bülent’in Kellesini Başbakan mı İstedi?

Hiç oyalamadan yanıtı vereyim: Tabii ki hayır. Hatta belki Başbakan bugüne kadar VJ Bülent’in adını bile duymamıştır. Ama ne garip ki geçen hafta VJ Bülent’in aniden Kral TVídeki işinden olmasının dolaylı olarak Başbakan Erdoğan’a bağlanan bir ucu var. Çünkü bu medyada birileri “kraldan çok kralcı” olduğu, güç sarhoşluğundan gözleri döndüğü ve kendilerini her şeyi yapıp her şeyin yanlarına kâr kalabileceği birileri olarak gördüğü için sürekli kurban veriyorlar...
Geçen hafta bir işten atılma olayı daha yaşandı: Akif Beki, röportajda kolonya kokululardan rahatsız olduğunu söylediği için spiker Bahar Feyzan’ı işten attı.
Ne Feyzan “kolonya kokulu” ne demek biliyordu, ne de “kolonya kokulu” olarak bilinen Fehmi Koru’nun böyle bir talebi olmuştu...
Beki “kraldan çok kralcı” olduğu için kelle aldı ve öyle anlaşılıyor ki teşekkür sertifikası da Fehmi Koru tarafından kendisine “köşeden” yollandı...
VJ Bülent’in işten atılmasının altında da buna benzer bir hikâye yatıyor...
Gücünü Başbakan’dan alan bir radyocu, sadece bu güce dayanarak bir yerlere getiriliyor... Ardından da tamamen şahsi duygularına dayanarak, tam 14 yıldır ekranda olan bir televizyoncuyu harcayabiliyor...
Çünkü hoşlanmıyormuş VJ Bülent’ten... Gerekçe bu kadar! Zaten ne zamandır ona kan kusturuyor, sürekli baskı uyguluyor, işini zorlaştırıyormuş...
Ama bana kalırsa bu arkadaşın VJ Bülent’i kovma motivasyonunun altında o “kraldan çok kralcı” kompleksi yatıyor... Bir yerlere yaranmak, bir yerlere mesaj vermek, yeni Türkiye’de yeni misyonlara hazır bir asker olduğunu ortalığa göstermek için harcandı VJ Bülent’in kellesi...
Dünkü Akşam’da Yiğit Karaahmet olayı çok güzel özetlemiş: “Bugün Huysuz Virjin neden ekranda yoksa, Aydın ve Fatih Ürek neden uçup gittiyse bu yüzden de VJ Bülent’in işine son verildi” diyor kısaca.
Ve ne garip ki yeri göğü inletmesi gereken bir hadiseden hiç kimse söz etmiyor. Normal şartlarda insanların sokaklara dökülmesini, ciddi ve yüksek sesli bir itirazı gerektirecek bu olay sessiz ve derinden kapatılmaya çalışılıyor...
Çünkü “korku imparatorluğu” her yeri ve herkesi sindirdi... Tepkilerimizi unuttuk, susturulduk ve kendi sıramız gelene kadar da bir köşede pasifize edilmiş halde duruyoruz...
Peki kim bu “Gezegen Mehmet” ve gücü nereden geliyor?
Nasıl oluyor da bu arkadaş Türkiye’nin en büyük medya gruplarından birini (Doğuş) böyle şahsi meselelerine alet ediyor? Demokratlığı ve liberalliğiyle övünen NTV’nin amiral gemisi olduğu yerde nasıl homofobi gibi ilkel bir anlayış hüküm sürebiliyor?
Bu devirde “arkan sağlam” olursa koskoca NTV’yi bile bu hale düşürürsün, kimse de sana karışmaz...
Bakın kısaca Alice diye bilinen Ali Eyüboğlu zamanında bu “Gezegen Mehmet”i nasıl anlatmış: “Radyocu sıfatıyla birçok yurtdışı gezisine katıldığı Başbakan ile istediği zaman aracı olmadan konuşabiliyor, randevu almadan görüşebiliyor. Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Orhan Gencebay ve Metin Güneş’le birlikte kız istemeye gittiği ‘Gezegen’in şahitlik yapacağı nikâhına yetişmek için uçak bile kiraladı.”
Buna ek olarak “Gezegen Mehmet”te Başbakan’ın direkt numarası da varmış. Aradığında “Naber Gezegen?” diye açarmış...
Bu arkadaşlar böyle bağlantılarla bir yerlere geldikleri medyayı kendi çiftlikleri gibi kullanabileceklerini zannediyorlar herhalde...
En iyisi Başbakan bu adamları toplayıp kulağını çeksin... Yoksa onun arkasına sığınıp bunlar daha çok iş çevirir, farkında olmadan bu güç sarhoşluğunu daha ne kötüye kullanırlar... Dahası, en büyük zararı da Başbakan’ın kendisine veriyorlar.
Bizim medya da “Arkasında Başbakan var” korkusundan laf edemiyor bu yeni figürlere maalesef...
Oray Eğin - Akşam Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder