Anıl Alacaoğlu’nun “Üçüncü Sınıf Kadın” isimli kitabının Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından incelendiğini ve “muzır” bulunarak yasaklandığını ve 18 yaş ibaresi ile satışa yeniden sunulacağını öğrendikten sonra öncelikli olarak Başbakanlık Muzır Kurulunun “örneklerle” gerekçelendirdiği raporunu okudum. Eşcinselliği “homoseksüellik” olarak sapıklık olarak kodlayan ve “türk ahlak” yapısına uygun olmadığı üzerinden kendini temellendiren Kurula sormak istiyorum, Türk ahlak yapısına ne uygun? LGBT varoluşu yok saymak ve insanları yalan söylemeye zorlamak mı ahlaklı olmak anlamına geliyor ya da LGBT bireylerin öldürülmesi için bütün koşulları yaratmak ve katilleri ceza indirimleri ile ödüllendirmek mi? Bana göre Anıl Alacaoğlu çok ahlaklı bir iş yaparak kendi varoluşunu ve bunu nasıl temellendirdiğini okurlarla paylaşıyorlar. Yalan söylemek yerine gerçeği tüm açıklığıyla yüzümüze vurmak istiyor.
...
Kitapla ilgili dikkatimi çeken bir diğer nokta ise yazarın pornografik ve cinsel içerikli bulunan cümlelerinin bağlamı içinde değerlendirildiğinde hiç de pornografik olmadığı... Muzır Kurulu üyelerinin hangi gerekçe ile bu kitabı pornografik bulduğunu gerçekten merak ediyorum…
Peki, pornografik olsa ne olur? Hayatın her anında heteroseksüel ilişkiyi pornografik bir törenmiş gibi yaşamıyor muyuz? Sünnet düğününden, evlilik ritüellerine, doğuma hepsi pornografikleştirerek kutsanmıyor mu?
Buradaki sorun eşcinselliğin görünür olması ve eşcinsellik üzerine yazılan her şeyin cinselliğe indirgenmesi ve cinsellik üzerinden alt metin okunmasına bile ihtiyaç duyulmadan yaftalanması…
Anıl Alacaoğlu’nun yazdıklarını yazan onlarca yazarımız var. Eşcinsel, heteroseksüel, biseksüel ya da ne seksüel olduğunu bilmediğimiz. Ve Alacaoğlu’nun kitabının yasaklanmasının nedeni aslında “yılanın başını küçükken ezme” politikasının dışında bir şey değil ya da büyük yazarlarımıza dokunamama halinin yarattığı kompleksin bir yansıması da olabilir.
...
Umut Güner - Kaos GL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder