12 Ağustos 2009 Çarşamba

Köşelerden Kaçanlar

Hurma Gibi Kime Ne?
İngiltere'deki magazincilerin fotoğraflayıp, "gay gibi giyiniyor yorumlarıyla" hakkında atıp tuttukları Ronaldo, bağları açık asker botları, skinny kot pantolonu, dar deri ceketi ile çekiştirilmişti.O dönem çekilen fotoğraflarda belli olmayan ama gazetecilerin belirttiği taşlı kemerlerle, giyim tarzının gay stereotip olduğu konuşulurken, Ronaldo o sırada bir hayranının hediye ettiği gülleri nezaket gösterip taşıyınca yine dedikodusu çıkmıştı.
Allah'tan papatya taşımıyor, gül gibi çocuğa neler derlerdi yoksa. 1.84 boy, 94 milyon euroluk transfer, yılda en az 10 milyon euroluk sponsor kazançları, "edeleli vücüt", doğal olarak herkese batıyor.Bir de her yakışıklı ünlünün gay olduğuna inanmak isteyen erkek egemen toplumların çirkin çoğunluğunun, bu dedikodunun peşinde koşması ayrı garabet. Aynı garabet herkesin gay olduğuna inanmak isteyen ve kendilerini ötekileştirmeye en çok katkıda bulunan gaylerde de mevcut.
9/8/2009
Cenk Erdem - Bursa Hakimiyet
Mor Formamı İmzalar mısın Arda?
Eline kalem alan herkes Galatasaray'ın mor formasını yerden yere vurdu. Neymiş efendim eşcinsel rengiymiş bu. Ee pembe için de öyle diyorlar Türkiye'de. Erkekliğe aykırıymış. Pembe giyme, lila giyme, mor giyme. Beyaz, mavi, lacivert ve siyah dışında başka renk giymesin insanlar, öyle mi? Bu adamlar askerlik yapmıyorlar, futbol oynuyorlar, futbol bir renk işidir, "show business"dir. Bu zihniyetten daha radikal bakış açısına sahip olanlar da var maalesef Türkiye'de. Bunun bir adım ötesi şöyle: Erkek diyet kola içmez, pipetle içki içmez vs. Bu zihniyete göre erkekliğin ölçütü bu, erkekliği bununla ölçüyorlar. Daha da kötüsü topluma kanaat önderliği yapan kimi köşe yazarları da bu görüşte.
Yine tarihe biraz ilgisi olan herkes bilir ki, tarihin kimi dönemlerinde mor sadece sarayda giyilebilen bir renkti ve sokakta sıradan vatandaşların mor renkte kıyafet giymeleri yasaktı. Ama şimdi bunları kim araştırıp, yazacak ki. Giydir Cemil İpekçi'ye mor bir forma fotomontajla, "Bak işte Cemil İpekçi'ye de çok yakışmış" de "bunu başka giyen olursa Cemil İpekçi gibi olur" de, olsun bitsin.Yaptığı yorumlardan en azından bir dünya görüşüne sahip olduğu izlenimini veren okuyucum Ömer Dürün bile Referans'ın internet sitesinde yazım hakkında bakın nasıl yorum yapmış: "Aman bu sezon mor trendi varmış gidip mor kazak alayım diyen erkek değildir, onun kadınıdır." Bu yorumu modadan, kıyafet kültüründen anlayan, Fransa'da yaşamış bir okuyucum yapıyorsa gerisini siz düşünün.
8/8/2009
Kağan Gökalp - Referans
Çirkin İnsan Yavrusu
“Çirkin İnsan Yavrusu” bu kadar zamandan sonra hakikaten nefes gibi geldi. Ufak tefek onun da sorunları var ama gerçekten iyi bir oyun. Üç genç kadının eseri. Yelda Baskın, Gülce Uğurlu, Elif Ürse. Oyunu 7 ayda, insanları dinleye dinleye, okuya okuya, gözlemleye gözlemleye kendileri yazmışlar. Ceren Ercan dramaturjisini yapmış, Maral Ceranoğlu yönetmiş, onlar da ta içlerinden gelerek oynuyor.
Oyunun konusu üç kadın. Biri Kürt, biri türbanlı, biri de lezbiyen. Onların deyimiyle “çirkin insan yavruları”. Yani “ötekiler”.
“Ötekileştirme” nasıl usul usul, nasıl sinsice, nasıl zalimce yapılır ancak bu kadar iyi anlatırdı. İkisi bir araya gelip ötekini çekiştiriyor, yargılıyor, aşağılıyor, lime lime ediyor. Sonra diğer ikisi öbür ötekisini çekiştiriyor, yargılıyor, lime lime ediyor. Sonra diğer ikisi kalan ötekiyi çekiştiriyor, yargılıyor, doğruyor. Kendi seslerinden gaza geliyor, kendi yalanlarına inanıyor daha da beter oluyorlar.
Kurban kim, zalim kim, mağdur ne zaman zalim olur, zalim ne zaman mağdur olur, hurafe ne zaman gerçek, gerçek ne zaman hurafe olur...
Anlatması kolay değil. Zira bildiğimiz oyunlardan değil. Hakikaten özgür. Bildiğimiz basmakalıpları, bildiğimiz temcit pilavlarını tiyatro klişelerinden uzak bir şekilde sahnelemişler. Üstelik çok kıvrak bir mizahı da var.
3/8/2009
Mutlu Tönbekçi - Vatan Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder