18 Haziran 2012 Pazartesi

Buika: “Yaratıcı insanlar için üçlü evlilik ideal”

"Sezen Aksu’nun müridi olabilirim"

“Yaratıcı insanlar için üçlü evlilik ideal” diyen ünlü cazcı Concha Buika, Almodovar’dan Banderas’a çarpıcı dünyasını anlattı

Aşkın tutkulu ve buğulu sesi... Concha Buika’yı tarif eden en güzel sözcükler bunlar olmalı. Ama yine de hiçbir tarife sığmayan, hiçbir kategoriye girmeyen bir kadın o...

Gerçek adın gerçekten çok uzun; Maria Concepción Balboa Concha Buika... Sana ne diyeceğimi şaşırdım.

Dilin neyi söylüyorsa ismim odur.


Ben de zannetmiştim ki beş kere falan evlendin.

Yok... Bir kere evlendim ama üçlü bir evlilikti.


Üç kere evlendin yani...

Hayır, kocam ve ben ikinci bir kadınla birlikteydik. Tam bir evlilik triosuydu.


Zor olmuyor muydu evlilik triosu? Birbirinizi yiyordunuz herhalde?

Hayır, aksine son derece eğlenceliydi. Hele bugünkü ekonomik şartlarda aileler için çok faydalı bir durum.


Nasıl?

Üç kişi evli olunca her birinin günde 12 saat çalışmasına gerek kalmadan ailenin geliri artıyor.


Sırf ekonomik nedenlerle yapmadın herhalde bu evliliği?

Tabii ki hayır. Biri iki kişiye neden aynı anda âşık olmasın ki? Ayrıca yaratıcı insanlar için aslında üçlü evlilik ideal. Diyelim ki kitap yazmak için üç ay bir yere kapandım. Biliyorum ki kocam sıkılmıyor. Onunla ilgilenen biri var.


Ben almayayım, ama merak ettim bu üçlü ittifakta kıskançlık krizleri olmuyor mu?

Diğerlerini bilmem ama bende hiç kıskançlık olmadı. Eğer ikisini de seviyorsan kıskanmak söz konusu olamaz. Böyle çok güzel 2 yıl geçti.


Şimdi hayatında ikili, tekli, üçlü... Her neyse yeni bir aşk var mı?

Hayır. Şu anda yalnızım. İnsanlardan aldığım sevgiyle besleniyorum.


Müzikle tanışman nasıl oldu?

Dışlandığım mahallede benim bile dışladığım bir çocuk vardı. Şişman ve gözlüklüydü. Bütün gün eve kapanır piyano çalardı. Çocukluğun verdiği salaklıkla diğer arkadaşlarla bir olup onunla dalga geçer, taş bile atardık. Sonra fark ettim ki ikimiz de müziğe âşığız. Buluşmaya başladık, o çalıyor ben söylüyordum. Müziğin başka bir dünya olduğunu anladım.


İlk öğretmenin mahallenin şişman çocuğuydu yani.

Evet, bana çok şey kattı. Piyanonun haricinde birçok enstrüman çalıyordu. Zamanla ben de öğrenmeye başladım o aletleri konuşturmayı.


Ve bir gün mahalle dar gelince sahnelere attın kendini...

Sahne tamamen tesadüf. Mahalledeki bir blues barında teyzem şarkı söylerdi. Bir gün bana “Yaşlandım artık yerime sen çıkar mısın” dedi.


Hemen kabul ettin tabii...

Apar topar barın sahibiyle görüşmeye gittim. Adam “Blues biliyor musun” demez mi?


Ne yani, blues barında arya söyletecek hali yoktu herhalde?

Haklısın da bırak blues’u İngilizce bile bilmiyordum. Tek bildiğim mahalledeki Çingene şarkıları. 10 bin Peseto (60 Euro) yövmiyeyi duyunca “Takla bile atarım” dedim...


Öğreniverseydin iki şarkı...

Daha da iyisini yaptım, sahnede doğaçlama kendi İngilizce şarkılarımı yazdım.


Kafam karıştı.

(Gülüyor...) Thank you, goodbye, welcome gibi birkaç İngilizce kelimeyi yan yana getirip blues tarzı söylüyordum.


Müşteriler uyuyor muydu?

Onlar benim kadar bile İngilizce bilmedikleri için deli gibi alkışlıyordu.


Türkiye’ye gelmeden önce biliyor muydun Sezen’in kim olduğunu?

Tabii. Fahir (Atakoğlu) bana ondan bahsetti ve bir şarkısını gönderdi. Türkçe bilmediğim halde inan her söylediğini anladım ve ilk dinlediğim anda vuruldum şarkıya.


Adı neydi şarkının?

Bilmem, telaffuz bile edemem ki zaten. Ama şarkıyı dinler dinlemez evimdeki stüdyoya girdim ve sözlerini İspanyolca olarak yazdım.


Buika yine kafamı karıştırıyorsun, anlamadığın sözleri nasıl İspanyolca’ya çevirdin?

Sezen’in yazdığı dili anlamıyordum belki ama onun ruhunun dilini çözmüştüm. Stüdyoda onun şarkısını çaldım, kendi yazdığım sözleri melodinin üzerine okudum. Anlayacağın Sezen’den habersiz Sezen Aksu ve Buika düet yaptı.


Bir yolunu bulup göndersene Sezen’e düetinizi, ne bekliyorsun?

Zaten en büyük hayallerimden biri onunla tanışmak. O günün geleceğinden o kadar eminim ki Sezen için hazırladığım bu hediyeyi tanıştığımız gün bizzat veririm.


Türkiye’de konserine gelen birçok kişi de senin şarkılarının sözlerini anlamıyor düşünecek olursan...

Ben nasıl Sezen’in şarkısını anlamadan hissederek üzerine kendi sözlerimi yazdımsa, Türkler de benim şarkılarıma bir nevi kendi sözlerini yazıyorlar. Unutma müziğin dili yok. Tek doğru şarkıların bilinçaltındaki hatıralarımızı su yüzüne çıkarma gücüne sahip olduğu.


Biraz da ekonomi konuşalım. Ne olacak bu İspanya’nın hali?

Krizin sonunun ne olacağını bilemem ama neden olduğu konusunda bir fikrim var. Farkettin mi bilmem, geçmişte kolonisi olan bütün ülkeler bugün ekonomik problemler yaşıyor. Kim bilir belki de tarih onlardan intikamını alıyordur. Bir çeşit tarihsel karma...


Para önemli değil mi senin için?

Olmaz olur mu! Üstelik çok da hırslıyım. Ama hırsımı nerede frenleyeceğimi iyi biliyorum. Sadece bankada dursun diye para sahibi olmak çok aptalca.


Böyle duygusal şarkılar yazman için sürekli aşk acısı çekmen gerekmiyor mu?

Aşkta acıya inanmıyorum. Aşk dediğin kendi yolundan çıkıp başka birinin peşinden gitmek. İlişki bittiğinde alıştığın yola dönüyorsun yine. İnsan kendine dönmekten neden acı duysun ki?


Ama karşındaki insana da alışıyorsun ve birden yalnız kalıyorsun?

Bu senden bir şeyler götürmüyor mü? Asla. Âşık olunca karşındaki insanı gözünde büyüte büyüte bir “süpermen’ yapıyorsun. Kafanda yarattığın bu aşkı kalbinde istediğin kadar devam ettirebilirsin.

İzzet Çapa - Habertürk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder