Eşcinsel sapıkların ABD'li ağababalarından haddi aşan çağrı!
Kendilerince uydurdukları 'Onur Haftası' etkinlikleri kapsamında sokaklara çıkarak sapıklıklarını toplumda yaygınlaştırmaya çalışan yoldan çıkmış eşcinsellerin ABD'li ağababaları, AK Parti iktidarına haddi aşan bir çağrıda bulundu.
Eşcinsel sapıkları finanse eden ABD'li ağababaları, haddi aşan ifadelerle AK Parti iktidarına seslendi.
'Onur yürüyüşü'nde direnen onursuzlar!
Kendilerince uydurdukları 'Onur Haftası' kapsamında, meydanlara çıkarak yürüyüş yapmak isteyen eşcinsel sapıklar, toplum ahlak yapımızı tehdit etmeye devam ediyor. Sapkınların sapıklıklarını topluma yayma çabasına izin verilmezken, 'Onur yürüyüşü'nde direnen onursuzlar, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok kentte taşkınlık çıkarttı.
Ağababaları devrede...
Devreye giren eşcinsel sapıkların ağababaları, haddi aşan ifadelerle AK Parti iktidarına çağrıda bulundu. Twitter hesabından bir mesaj paylaşan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, "Türk yetkilileri, LGBTQİ+ bireyler de dahil olmak üzere herkesin temel özgürlüklerine saygı duymaya çağırıyoruz. Son zamanlarda İstanbul'da ifade ve barışçıl toplanma özgürlüklerinin engellenmesinden endişe duyuyoruz." dedi.
Eşcinsel sapkınlar dehşet saçıyor!
Geçtiğimiz Cumartesi günü sözde onur günü altında izinsiz gösteri yapmaya yeltenen ve provokatif eylem sırasında başörtülüleri hedef alan LGBTİ’li sapkınlar, geçmişte de sözlü ve fiziki saldırılarla toplumsal huzuru dinamitlemişlerdi. Ramazan ayında ahlaksız sloganlar üreterek toplumun sinir uçlarıyla oynayan sapkınlar, gençlere jiletle, polise satırla saldırmaktan, din alimlerinin katledilmesine kadar birçok skandal eyleme imza atmıştı.
Müslüman Anadolu milletinin değerlerine savaş açtıkları halde toplum tarafından mağdur edildikleri ve dışlandıkları yalanıyla sapkınlıklarını normalleştirmeye çalışan eşcinsel ahlaksızlar, bir de gerçekleştirdikleri fiziki saldırılarla dehşet saçıyor. Hiçbir ahlak mefhumu ve kutsalı olmayan homolar, kendileri gibi düşünmeyenleri ‘homofobik’ diyerek susturmaya çalışırken, her türlü şiddet eylemini de göz kırpmadan işliyor. Homoseksüel sapkınlığa karşı çıktığı ve eşcinseller aleyhine fetva verdiği gerekçesiyle İslam dünyasının önde gelen alimlerinden Şeyh Abdoulaye Aziz Yattabare’yi sabah namazı çıkışı vahşice katleden homolar, önceki gün de başörtülü kızları hedef aldı.
Milli güvenliği tehdit ediyorlar
ABD’nin, Alman Vakıfları’nın, AB ülkelerinin ve Soros’un fonladığı, CHP’nin ise meşruiyet kazandırmak için çaba harcadığı LGBTİ’li homolar, milli güvenliği de tehdit ediyor. Kendilerini masum ve zararsız gibi gösteren eşcinseller, fıtrata aykırı davranmanın oluşturduğu gergin ruh haliyle toplum için büyük tehlike arz ediyor. Eşcinsel sapkınlığın pençesine sıkışan hilkat garibeleri, manevi değerlerimizi hedef alan provokasyonlara imza atarken sağlıklı vatandaşlarımızın da canlarına kastediyor. Toplumsal tabanda hiçbir karşılıkları olmadığı halde, ‘alışın her yerdeyiz’ diyerek millete meydan okuyan homolar, gencecik vatan evlatlarına ya şiddet uyguluyor ya da acımasızca katlediyor.
Mukaddesata da saldırıp halka terör estiriyorlar
İslam’ın en kutsal ayı Ramazan-ı Şerif’te sözde ‘Onur yürüyüşü’ adı altında provokatif eylemlere imza atan, “Şaban’la Recep’in aşkına Ramazan engel olamaz” diyerek mübarek üç aylarla dalga geçen LGBTİ+ sapkınlar, Hz. Muhammed'in resmedildiği skandal bir karikatür paylaşarak büyük bir provokasyona imza atmıştı. Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör atanmasını bahane ederek Müslümanların kıblesi Kâbe’nin fotoğrafını yere serip üzerine LGBT paçavrası yerleştiren homoların son hedefi ise başörtülüler oldu. Eşcinsel sapkınlar, düzenledikleri provokatif gösteri sırasında “Sizin yüzünüzden özgürlüğümüz yok” diyerek başörtülü genç kızlara yönelik sözlü ve fiziki saldırıda bulundu. Önceki gün Şişhane ve Cihangir’de izinsiz şekilde toplanan LGBTİ sapkınların, yoldan geçen başörtülülere yönelik şiddet eylemi tehlikenin boyutunu gözler önüne sererken, akıllara homolar tarafından gerçekleştirilen vahim saldırıları getirdi.
Derya Yıldırım isimli bir travesti, Bursa’da yol verme tartışması yaşadığı Görkem Bayraktar’ı falçatayla katletmişti. Aynı travestinin daha önce de 19 yaşındaki bir genci bıçakla öldürdüğü saptanmıştı. Samsun’un İlkadım ilçesindeki travesti saldırısında ise 18 yaşındaki Kerem B. isimli bir genç, I.Y. adlı sapkının jiletli saldırısına uğramış ve sağ kulağını kaybetmişti. Yine Samsun’da bir eve baskın düzenleyen polis ekipleri, LGBTİ’li ahlaksız sapkınların satırlı saldırısına uğramıştı.
Binayı içindekilerle yakıp itfaiyeye satırla saldırdılar
Afyon’da, LGBTİ’lilere tepki gösteren vatandaşlar, sapkınların pompalı tüfekli saldırısına uğradı. Homoların silahından çıkan saçmalarla birçok vatandaşımız yaralandı. İstanbul Şişli’de ise Ünal E. isimli bir travesti 7 katlı bir binayı ateşe vererek, apartman sakinlerinin hepsini yakmak istedi. Kundakçı sapkın, yangını söndürmeye gelen itfaiye ekiplerine ve vatandaşlara ‘pala’ adı verilen bıçaklarla saldırmıştı.
Âlimi vahşice katlettiler
Eşcinsel sapkınlığın merkezi Hollanda’nın desteğiyle Mali’de yaygınlaştırılmak istenen homoseksüel sapkınlığa karşı çıkan Şeyh Abdoulaye Aziz Yattabare isimli din alimi de eşcinsel teröristlerin kurbanı olmuştu. Hollanda merkezli eşcinsel bir vakfın Mali’deki faaliyetlerine karşı çıkan Şeyh Aziz, sabah namazı çıkışında homoseksüel bir sapkın tarafından bıçaklanarak katledilmişti.
https://www.yeniakit.com.tr/haber/escinsel-sapkinlar-dehset-saciyor-1553082.html
Eşcinsel rezalet! İşte yüce Kur'an'da Lut Kavmi'nin helakı
MÖ 1900 yıllarına kadar varlığını sürdüren Lût Kavmi, Ürdün-İsrail sınırında bulunan Lût Gölü yakınlarındaki 'Sodom' şehrinde yaşamıştı.
#1
Foto - Sodomlular, azgın ve ahlâksız bir kavimdi. Bu kavim, geçmiş milletlerde görülmeyen her türlü ahlâksızlığı işleyen bir topluluktu. İğrenç ve çirkin eylemleri pervâsızca işlemeyi ve hattâ daha öteye gitmeyi âdeta meslek hâline getirmişlerdi. Kendilerine mânî olmak isteyenleri ise susturuyorlar ve 'Temizler aramızdan çıksın!' diyorlardı.
Sodomlular, azgın ve ahlâksız bir kavimdi. Bu kavim, geçmiş milletlerde görülmeyen her türlü ahlâksızlığı işleyen bir topluluktu. İğrenç ve çirkin eylemleri pervâsızca işlemeyi ve hattâ daha öteye gitmeyi âdeta meslek hâline getirmişlerdi. Kendilerine mânî olmak isteyenleri ise susturuyorlar ve 'Temizler aramızdan çıksın!' diyorlardı.
#2
Foto - Bu kavimde iffet, hayâ ve nâmus unutulmuş, hayvan topluluklarında bile rastlanmayan bir denâet (alçaklık, âdîlik) baş göstermiş ve yüce Kur'ân'da buyrulan 'Bel-hüm edall: Hayvandan daha aşağı' bir seviyeye düşülmüştü.
Bu kavimde iffet, hayâ ve nâmus unutulmuş, hayvan topluluklarında bile rastlanmayan bir denâet (alçaklık, âdîlik) baş göstermiş ve yüce Kur'ân'da buyrulan 'Bel-hüm edall: Hayvandan daha aşağı' bir seviyeye düşülmüştü.
#3
Foto - Lût (a.s) böylesine bedbaht bir kavmi hidâyete dâvetle vazîfeliydi. Gece gündüz onların intibâhı için çırpınıyordu. Hazreti Lut'un çabası Kur'an'ı Kerim'de şöyle anlatılmıştı: Eş-Şuarâ, 161-166
Lût (a.s) böylesine bedbaht bir kavmi hidâyete dâvetle vazîfeliydi. Gece gündüz onların intibâhı için çırpınıyordu. Hazreti Lut'un çabası Kur'an'ı Kerim'de şöyle anlatılmıştı: Eş-Şuarâ, 161-166 "Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: '(Allâh’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki, ben size gönderilmiş emin bir peygamberim. Artık Allâh’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin! Buna karşı ben sizden hiçbir ücret de talep etmiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinde erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!' "
#4
Foto - Sodom halkı Lût aleyhisselâm’ı hemen yalanladı. Dâvetine uymadı. Bunun üzerine Lût aleyhisselâm, onlara yaptıkları ahlâksızlığın vehâmetini duyurdu:
Sodom halkı Lût aleyhisselâm’ı hemen yalanladı. Dâvetine uymadı. Bunun üzerine Lût aleyhisselâm, onlara yaptıkları ahlâksızlığın vehâmetini duyurdu: "(Onlara:) 'Dünyâda sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?' dedi." (el-A'râf, 80)
#5
Foto - Lût aleyhisselâm bu perişan vaziyet karşısında Rabbine sığındı ve O’ndan yardım istedi. Allâh Teâlâ’ya yalvardı.
Lût aleyhisselâm bu perişan vaziyet karşısında Rabbine sığındı ve O’ndan yardım istedi. Allâh Teâlâ’ya yalvardı. "Rabbim! Beni ve âilemi, onların yapageldiklerinden kurtar!" (eş-Şuarâ, 169)
#6
Foto - Meleklerin genç delikanlılar şeklinde geldiğini gören Lût aleyhisselâm onları insan sanmış ve kavminin onlara tecâvüz etmesinden korkmuştu. Çünkü A’râf Sûresi’nin 80 ve 81. âyetlerinde bildirildiğine göre Lût’un inkârcı kavminde cinsî sapıklık çok yaygın idi. A'raf Suresi 81
Meleklerin genç delikanlılar şeklinde geldiğini gören Lût aleyhisselâm onları insan sanmış ve kavminin onlara tecâvüz etmesinden korkmuştu. Çünkü A’râf Sûresi’nin 80 ve 81. âyetlerinde bildirildiğine göre Lût’un inkârcı kavminde cinsî sapıklık çok yaygın idi. A'raf Suresi 81 "Kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkınlık eden bir topluluksunuz."
#7
Hud Suresi 81: "(Melekler) dediler ki: 'Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana aslâ dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında âilenle (yola çıkıp) yürü! Hanımından başka, sizden hiçbiri geride kalmasın! Çünkü onlara gelecek olan (azâb) şüphesiz ona da isâbet edecektir. Onlara va’dolunan (helâk) zamanı, sabah vaktidir. Sabah vakti de yakın değil mi?' "
#8
Foto - Sapık güruh son bir kez Lût aleyhisselâm’ın kapısına yüklendilerse de bir anda hepsinin gözleri kör ediliverdi. Âyet-i kerîmede bu hakîkat şöyle haber verilmektedir:
Sapık güruh son bir kez Lût aleyhisselâm’ın kapısına yüklendilerse de bir anda hepsinin gözleri kör ediliverdi. Âyet-i kerîmede bu hakîkat şöyle haber verilmektedir: "Celâlime yemin olsun ki (kavmi) Lût’tan, misâfirlerinden (murâd almak üzere) talepte bulundular; bunun üzerine Biz de onların gözlerini silme kör ettik. 'Haydi azâbımı ve îkazlarımı (mühimsememenin cezâsını) tadın!' dedik." (el-Kamer, 37)
#9
Hud Suresi 82-83 "Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık. (O taşlar) Rabbin katında işâretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zâlimlerden uzak değildir."
“Doğruyum, çalışkanım” deyip, gaylere destek, avukatlara kösteklik!
Ali Karahasanoğlu
İstanbul Barosu, internet sitesinin ana sayfasına, ilkokul çocukları gibi, öğrenci andını koymuş.
“Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlıyor..
Keşke, ilkokul çocukları gibi okusalar..
Ve hayatlarında da uygulamaya çalışsalar..
Doğruluğu bize gösterseler..
Bir yandan baro başkanı Mehmet Durakoğlu, gayler için çırpınıyor..
Gay yürüyüşünde Fransız haber Ajansı muhabiri gözaltına alınırken, emniyet mensuplarının haddinden fazla sert muameleleri üzerinden yorumlar yapıyor:
“Bir taraftan da polisin sertleşmesi Türkiye’de otoriterleşmenin giderek artacağı gibi bir göstergeyi bize yansıtıyor.”
İlginçtir, yüzlerce paylaşımda, ismi Bülent olan, ama ne hikmetse Fransız Haber Ajansı’nda çalışan muhabirin, gözaltına alınma öncesinde bir görüntüsü yok.
Dersiniz ki..
Bir video çekilmiş..
O videoyu çeken kişi de, “Zinhar 50 saniye öncesini göstermeyeceksiniz” şeklinde bir yerlerden emir almış.
Vermiş görüntüyü, muhabir yerde iken, polislerin ters kelepçe takması girişimlerini.
Ne olmuş da, bu görüntüler yaşanmış, kimsede bir bilgi yok.
Kimsede bir anlatım yok.
İstanbul Emniyeti dün akşam saatlerinde açıklama yaptı, “Gazeteci olduğunu bilmiyorduk” dedi ama..
Onlar da, sonuçta muhabir de olsa, bir insan olduğu için, yerde yatarken ters kelepçe takılması gibi sert bir işleme niçin ihtiyaç duyulduğunu anlatmamışlar.
Biraz bekleyelim, bir hayırsever, gözaltı öncesinde yaşanılanları da, paylaşır elbet.
Muhabir, muhabir gibi davrandığı halde, polis mi gereksiz şiddet göstermiştir?
Yoksa..
Muhabir polis tartaklamaya kalkmış, sonrasında o gözaltı işlemi mi yaşanmıştır?
Biraz bekleyelim..
O sırada, İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun, “Türkiye’de otoriterleşme” yorumuna dönelim.
Hani baro başkanı, “Doğruyum, çalışkanım” diye..
Her sabah, baro binasına girerken öğrenci andımızı okuma yerine..
Toptan okunmuş sayılması için, internet sitesine, o andı yerleştirmiş ya..
Ben de şimdi merak ediyorum, “Doğruyum” diyen baro başkanı, iki haftadır Akit’in sürmanşetinden duyurulan, avukatlar arasında ayrımcılık niteliğindeki uygulamaları hakkında ne düşünüyor?
“Ne düşünüyor” biraz iyi niyetli bir soru..
Bizzat kendisi, o “uygulama” işinin içinde.
İstanbul’da iki tane baro var.
Adalet Bakanlığı, adliye içinde eski yıllarda 1. Nolu Baro’ya tahsis ettiği odalardan, 2 Nolu Baro üyelerinin de yararlanması gerektiğine dair, avukatlar arasında eşitlik gözeten bir yazı yollamış.
Buna rağmen, İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Zırtooo.. Siz istediğinizi söyleyin. Doğruluk, öğrenci andı ile sınırlıdır. Biz ‘Doğruyum’ deriz. Öğrenci andını okur gibi yaparız.. ‘Savunma susarsa, halk susar’ deriz. Ama savunmayı susturmak için, en şiddetli uygulamayı biz yaparız. Doğruluk da ne ki? Hikaye kitaplarının bir malzemesi değil mi?” modunda bir yaklaşımla...
2 Nolu Baro üyelerinin, adliye binalarındaki baro odalarından yararlanmasına getirdikleri engellemeleri sürdürüyor.
“Otoriterleşme” ile suçladığı AK Parti iktidarının Adalet Bakanı, “Şu görüşten, bu görüşten” diyerek, farklı söylemlere sahip baro yönetimlerinin olduğu illerde, adliyelerde baro odası tahsis edilmesi hakkında, ayrımcılık yapmıyor.
Bütün illerde, hangi çizgide olursa olsun, barolara, adliyelerde yer tahsisi yapıyor.
Ama “otoriterleşme”den şikayetçi olan İstanbul Baro Başkanı, kendisine “bütün avukatların hizmetinde kullanmak üzere” tahsis edilen odayı, bazı avukatlara yasaklayarak, “otoriterleşme”nin kralını yapıyor..
Oysa öğrenci andında ne deniyor:
“İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.”
Hani Mehmet Bey?
Küçükleri korumayı boşverdik..
Sizinle eşit durumdaki avukatlara, sırf 2 Nolu Baro üyesi diye, yaptığınız şu “bilgisayarlara şifre koyma” muamelesi de ne?
“Adalet Bakanlığı bize, avukatlar için tahsis etmiş olsa da.. Biz o odalardan 2 No’lu baro üyelerini kovarız” diyorlar..
Sonra da..
“Küçükleri korumak, büyükleri saymak”tan bahsediyorlar.
Siz ne küçükleri korursunuz, ne de büyüklere saygı gösterirsiniz, Mehmet Bey..
Sizin elinize, Baro’daki yetkinin benzeri merkezi yönetimde bir geçse..
Muhafazakar insanları ülkeden sürmeye bile kalkarsınız..
Daha 5-6 yıl önce, başörtülü avukatları boradan atmaya kalkmadınız mı?
Başörtülü avukatları, duruşmalardaki kıyafetleri sebebi ile cezalandırmaya kalkmadınız mı?
Hukuk fakültesini bitirmiş, stajını tamamlamış, avukatlık hakkı elde etmiş kadınlara, sırf başlarındaki örtü sebebi ile, ruhsat vermeme hukuksuzluğuna imza atmadınız mı?
Öğrenci andında, “Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk!” demek kolay..
“Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim” demek kolay..
Gaylere destek vermek için, gözaltına alınan bir gay destekçisi muhabir üzerinden, devlete suçlama yapmak kolay..
Gaylere gösterdiğiniz tahammülü, meslektaşlarınıza niye göstermiyorsunuz?
Dün ruhsat vermiyordunuz..
Bugün baro odalarındaki bilgisayarlara yaklaştırmıyorsunuz..
“Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyorsunuz da..
Türk gazetelerine, Türk televizyonlarına hukuk dışı uygulamalarda toz oluyorsunuz..
Ekrem İmamoğlu, Akit TV’ye haciz getirip, bir de haczettiği haber yapımındaki bilgisayarları yediemine götürürken, sesiniz çıkmıyor..
Ama Fransız haber ajansındaki muhabir için, hemen sahneye çıkıyorsunuz..
“Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü, önümüzdeki baro seçimlerinde yeniden seçilmek için söylemiyorsanız..
Samimi iseniz..
Şu Diyarbakır Baro Başkanı ile birlikte söyler misiniz?
İzmir Baro Başkanı ile birlikte tekrarlar mısınız?
Güneydoğu’daki baro başkanları ile tekrarlar mısınız?
İşinize gelince ulusalcılık..
İşinize gelince Kürtçülük..
İşinize gelince Türkçülük..
Ne güzel bir yanar dönerlik bu?
O kadar da güzel konuşuyorlar ki, yağlarınız eriyor.. Bakın Mehmet Bey’in sözlerine:
“Toplantı ve gösteri yürüyüşleri anayasayla belirlenmiş temel bir hak. Bu hakkın kullanımının engellenmesi hiçbir biçimde kabul edilebilecek bir şey değildir.”
Affedersiniz beyim, siz bu ülkede, avukatların baro odasında bilgisayar kullanımına engel oluyorsunuz..
Nerede kaldı, “İlla da illa.. İstanbul’un hiçbir yerini istemem, Taksim’de gösteri yaparım” diyenlere, tahammül gösterme?
2 Nolu Baro üyeleri bir gösteri yapsınlar, ben o zaman görürüm sizin “Anayasal hak” yorumunuzu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder