* * *
Twitter’da iki tür eli sopalı var. İlki karşısındaki kişinin düşünce yahut söz akışını bozguna uğratacak cinsten kısa mesajlar atan troller. Devletin trolleri. Kullandıkları ismin bir formatı var: Birleşik ad soyadın sonuna genellikle iki basamaklı bir rakam ekleniyor. Profil resimleri çoğunlukla Twitter’ın yumurtasından ibaret. Ne zaman Twitter’a girmişler dersiniz? Azı Mayıs 2013, çoğu Haziran 2013. Gezi revirinde görev yapan doktorlar gözaltına alınmış diyerek bir link paylaşıyorsunuz. Anında “Fesatlığın başı” yahut “Onlar tereüsdür (terörist demek istiyor)” gibi abukluklar akıveriyor. İkinci tür eli sopalılar kişisel saldırıda bulunanlar. Örnek olarak: “Oro..! Siz söyleyince iyi, Başbakan söyleyince yanlış”, “Size de hesap sorulacak, göreceksiniz”, “Sen tam bir oro.. Sizler vatan hainisiniz”, “Yalancı p.ç, provokasyon yapma” (Listeyi uzatabilirim de annem düşüp bayılmasın diye kesiyorum). Devletin sosyal medyaya eli sopalıları salması bilinen bir taktik. Şubat 2011’de The Net Delusion – Net Yanılsaması kitabının yazarı Evgeny Morozov ile yaptığım röportajda Arap Baharı’nda sosyal medyanın payını konuşuyorduk. O sosyal medyanın Arap Baharı’nda sanıldığı kadar büyük rol oynamadığını anlatmış ama bir tehlikeden söz etmişti: “Otoriter rejimler blogger’ları eğiterek ve onlara belirli bir ücret ödeyerek propaganda yaptırıyorlar. Muhaliflerin bilgisayarına casus yazılımlar (spyware) sayesinde nüfuz ediyorlar. Sosyal medyadaki diyalogları daima izliyorlar, muhalifleri ve bağımsız yayıncıları siber saldırılarla taciz ediyorlar. Bu işin çok ince ve başka taktikleri daha var. Örneğin Çin’de bir skandal patlak verdi. Hükümet hemen sansürlemiyor. ‘Halkın sesi’ kılığına girmiş blogger’ları kriz yönetimi yapsın diye internet sahasına sürüyor.”
* * *
Yani... Bir tarafta bunları üreten köhnelik var. Bir tarafta da pazartesi gecesi performans sanatçısı Erdem Gündüz’ün AKM’nin önünde durmasıyla başlayan, memlekete yayılan #duranadam eylemi. Bir tarafta iPhone için tencere-tava aplikasyonu yazan bir gençlik var, diğer tarafta yayını uydudan dahi alamayan bir yönetici kitlesi. Bir tarafta zekâ, sivillik ve sahicilik var, diğer tarafta miadını doldurmuş, bir dünya tarafından ayıplanan inkâr ve baskılama yöntemleri. Orduyu itelemiş gibi görünüp polisi ordulaştırma, ordulaşmış polisi vatandaşın üstüne salma var. Hükümetten “Czzzzztttt!” diye ses geliyor, arkadaşlar. İki yol var: Ya fabrika ayarlarına dönecekler ya da devreler yanık vaziyette etrafta, elde direksiyon, kafada huni “dilili dülülü” diyerek bir karikatür gibi dolaşacaklar. O vakte kadar halk ‘duracak’.
Ezgi BAşaran - Radikal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder